MADUROYU MADARA ETMEK

Bizim ise kıssadan hisse çıkararak, tek adamlı başkanlık tipi rejimlerine, vücudun bağışıklık sistemine verdiği zararları kavrayıp bir an önce koruyucu hekimliğe yönelik tedbirlere geçmemiz gerekmekte.

 Neden madara oldu? Yalnızca o mu? Onun nezdinde bir yığın halk…

Hatta haydutluğa göz yummak zorunda kalmaktan rahatsızlık duyarak Maduro ve eşiyle empati duygusuna giren 80’e merdiven dayamış annemin bile kendisini madara olmuş hissettiğini gözlemledim.

Türk vicdanı, mazlum milletlerin ümit ışığı olmak zorunda hissettiriyor kendisini. Tabii ki emperyalist sömürgeciliğe teşne olmuş utanç verici olanları hariç tutuyorum.

Zayıf karakterli bir küstahın kendisini güçlü gösterme taklidi ile züccaciye dükkanına girercesine bir ulusun onuruyla oynamasının psikoljik harekat sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.

Tarih, Hitler, Musollini benzeri ruh sağlığı bozuk, askerliği bilmeyen, eline büyük güç geçince tüm dünyayı işgale yeltenen liderlerin, kendi uluslarına ve tüm dünyaya yaşattığı hüsranlarla dolu.

Bu arada Yunan tipi bir şaklaban da dedesinden daha akılsız olduğunu gösterdi.

Dedesinin Ağustos’ta boyladığı denize Ocak’ta döktürecek kendisini. O sırada İngiliz ipiyle kuyuda boğuldular, akıllanmayıp şimdi de Amerikan kaput kırpığı ile buz gibi suda donacaklar.

Şaka bir yana da tüm bunlar Türk halkının tepkilerini test etmek için yapılan nabız yoklamaları.

İngiliz istihbaratı MI6 raporu der ki; Türkler ne yapacağı öngörülemeyen millettir.

İngilizler akıllı.Ama biz tedbirimizi akılsız haydut devlet konseptine göre almalıyız.

Devlet aklı olsa iyi olacak

Yasama-yürütme-yargı üçlü sacayağında dengeyle kurulan, ayakları yere sağlam basan bir devlet aklı. Ayak teke düşecekse zigon sehpa daha tercih edilir.

Gelelim Maduro’nun madaralık temeline. Kendi halkıyla millî refahı paylaşmada hasislik yaparak yandaşlaşma karteli (tekeli) oluşturmanın nasıl bir bekâ sorunu yarattığının laboratuvar tahliline gerek var mı?

Ülkenin kaynaklarını benimsetip, onların aslında kendi varlıkları olduğunun bilincine varamamış veya vardırılmamış bir kısım yığın, milletleşmekten de uzak oluyor. Hâl böyle olunca dünyanın diğer ucunda kendi derdiyle uğraşan Putin veya Çin’in destekleyebileceği bir müttefiklik de zemin bulmuyor, bulamıyor.

Oysa ki ABD, aslında petrole çökmekten ziyade Çin ve Rusya’ya petrolize darbe vurma stratejisi ile yaptı bu harekatı. Tabi perde arkasında Ukrayna veya Tayvan konusunda karşılıklı ne pazarlıklar olduğu henüz netleşmedi.

Bizim ise kıssadan hisse çıkararak, tek adamlı başkanlık tipi rejimlerine, vücudun bağışıklık sistemine verdiği zararları kavrayıp bir an önce koruyucu hekimliğe yönelik tedbirlere geçmemiz gerekmekte.

Bir TürkAtasözü derki; “Akıl odur ki başa geleceği bile, göz odur ki dağın ardını göre.”

Perşembenin gelişi çarşambadan belli değil mi?

Bakkal dükkanını bile tek kişi yönetemez. Onun bile kendisine göre bir kurumsallığı var. İşletmecilikte yetki devri diye bir ders konusu vardır. Her konuyu tek kişinin kontrol etmesi mümkün olamayacağı için, yetki devri ile alt kademelerde kontrol sağlanır.

Problemlerin çözüm odağı, ne denli alt birimde sonuca yönelik oturtulabildiyse, işletme o denli dinamiktir. Böylelikle, her mesele gelip en tepeye toslayarak makamı yıpratmamış olur.  Genel Müdür, kıramayacağı eş dosta gösterebileceği mazerete ihtiyaç duyarsa, kurumsallık cankurtarandır. Hele ki bakkalda ortak varsa, baban bile parasız gelip birşey alamaz.

Emperyalizm,ülkeleri önce tek adam rejimlerine zorlayıp, lidere ve çevresine nefret halkaları oluşturarak devleti ve rejimi kemirip,devleti benimseme duygusundan kopartarak işgal zemini hazırlar.

Başkanlık rejimi getirenler, kendilerine iyilik yaptıklarını sanmamalı. Az gelişmiş ülkelerde varlık içinde yokluk çektirilerek sefalete sürükleyen gelir dengesizliği ve ekonomik soykırım, işgali meşrulaştırma altyapısını hazırlamak içindir.

Ekonomik kast sistemi, devletin temeline konmuş dinamittir.

Kaynak: MDM Eray Ertürk

This entry was posted in Gündem. Bookmark the permalink.

Comments are closed.