Nis 15

TARİHTE BUGÜN

15 Nisan:

1450 – İngiltere Krallığı ile Fransa Krallığı arasında Formigny Muharebesi gerçekleşti.

1632 – Rain Muharebesi: İsveçliler, Otuz Yıl Savaşı sırasında Kutsal Roma İmparatorluğu‘nu yendi.

1952 – ABD‘nin stratejik bombardıman uçağı B-52 Stratofortress ilk uçuşunu yaptı.

1994 – Dünyanın en geniş kapsamlı ticaret antlaşması olan GATT, 120 ülkenin imzasıyla kabul edildi.

2019 – Notre Dame Katedrali‘nde çıkan yangında katedralin çatısının tamamı çöktü ve kulesi yıkıldı.

Leonardo da Vinci (d. 1452)

Abraham Lincoln (ö. 1865)

Emma Watson (d. 1990)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 15

DİL

DİL

“Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun.” Kutsi hadis ile buyurulmuştur. Dilimize sahip çıkmamız tembih edilmiştir.

Dil deyip de geçmeyin. “Dilim eder beni dilim dilim”, “Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez” Diyen ata sözlerimiz var.

Gerçekten düşününce konuştuklarımız bizim cennetimiz ya da cehennemimiz olabiliyor. Yani cümlelerimiz neredeyse kaderimizi belirliyor.

Yalan söylemek dilin afetlerindendir. Masum bir insana iftira atmak, dedikodu yapmak, insanların arasını bozmak dilin iflasıdır. Şakayla da olsa insanın onur ve şahsiyetine dil uzatmak ayıptır. Gıybet, alay ve küfürlü sözler yasaklanmıştır, güzel insana yakışmaz. İnsanları töhmet altında bırakan, onurlarını kıran, haysiyetlerini inciten her türlü söz, gerçek hayatta da sanal âlemde de kul hakkı ihlalidir. Dolayısıyla konuşmak insana verilen büyük bir nimet olmasının yanı sıra, ağır bir imtihandır.

Dil; aklımızın avukatı, ruhumuzun tercümanıdır. Kalbimizden geçenler, duygularımız ve düşüncelerimiz konuştuklarımızla ifade edilir.. Söz vardır, huzur ve mutluluğa götürür. Söz vardır muhtacın derdine çare olur, umudunu kaybetmiş yürekleri ferahlatır. Söz vardır zararlı alışkanlıkların esaretinden kurtarır. Ve de sözler vardır ki günahlara sürükler, onulmaz yaralar açar.

İnsanlar arasındaki sevgi ve muhabbet bağlarını koparan, nefret ve düşmanlıklara sebebiyet veren her türlü söylemden kaçınmamız gerek.

Lütfen dilimizi her türlü kötü ifadelerden koruyalım. Çünkü dil aynı zamanda kalbin aynasıdır.

Posted in Yazılarım | DİL için yorumlar kapalı
Nis 14

TARİHTE BUGÜN

14 Nisan:

1865 – ABD Başkanı Abraham Lincoln‘e suikast yapıldı, Lincoln ertesi sabah öldü.

1912 – İngiliz yolcu gemisi RMS TitanicKuzey Atlantik‘te bir buzdağına çarparak batmaya başladı.

1927 – İsveç‘in Göteborg şehrinde Volvo araç şirketi kuruldu.

1931 – İspanya‘da Kral XIII. Alfonso tahttan çekildi ve cumhuriyet ilan edildi.

2010 – İzlanda‘da Eyjafjallajökull yanardağı harekete geçti, oluşan kül bulutları birçok ülkede hava ulaşımının aksamasına neden oldu.

Christiaan Huygens (d. 1629)

Vladimir Mayakovski (ö. 1930)

Simone de Beauvoir (ö. 1986)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 14

ÜÇ SARHOŞ VE TAKSİCİ

ÜÇ SARHOŞ VE TAKSİCİ

Üç sarhoş, taksiye binmiş. Şoför bakmış, hepsi küfelik. Çalıştırmış motoru ve hemen kapatmış kontağı. “Tamam, geldik istediğiniz yere!” Demiş.

Birinci sarhoş, parayı ödemiş. İkincisi, şoföre teşekkür etmiş. Üçüncüsü biraz aklı evvelmiş.

Çakmış tokadı, şoförün ensesine. Şoför, “Eyvah, anladı mı acaba?” demiş.

Aklı evvel, bağırmış:

“Bu ne hız kardeşim. Öldürecektin bizi!”

Posted in Fıkralar | ÜÇ SARHOŞ VE TAKSİCİ için yorumlar kapalı
Nis 13

TARİHTE BUGÜN

13 Nisan:

1111 – V. HeinrichKutsal Roma İmparatoru olarak taç giydi.

1909 – Osmanlı İmparatorluğu‘nda 31 Mart Vakası meydana geldi.

1919 – Amritsar KatliamıBüyük Britanya askeri birlikleri, Amritsar‘da 379 silahsız göstericiyi öldürdü.

1970 – Apollo 13, yerden 321.860 km yüksekteyken oksijen tanklarından biri infilak etti. Uzay ekibi 4 gün sonra başarıyla dünyaya döndü.

1975 – Lübnan İç Savaşı başladı.

Jean de La Fontaine (ö. 1695)

Samuel Beckett (d. 1906)

Orhan Veli Kanık (d. 1914)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 13

5G, sistematik bir soykırımın başlangıcı olabilir

Türkiye 5G teknolojisine geçerken bazı hatırlatmalar yapmak şart oldu…

Washington Devlet Üniversitesi Biyokimya ve Temel Tıp Bilimleri Profesörü Martin L. Pall, 17 Aralık, 2019’da, yani dünyanın henüz korona virüs salgınından haberi yokken, elektromanyetik dalgaların insan vücuduna etkisi üzerinde bir makale yayınladı.

Martin L. Pall, 5G teknolojisinde kullanılan elektromanyetik dalgaların frekansı artırıldığında bunun erkekte üreme yeteneğini, kadında doğurganlığı düşüreceğini, nörolojik ve nöropsikiyatrik etkiler oluşacağını, “programlanmış hücre ölümü” gerçekleşebileceğini, kalp ritminin bozulacağını, serbest radikal hasarı ve ağır kanser vakalarına sebep olacağını bildirdi.

Pall, 5G’nin saniyede çok miktarda bilgi taşımak için çok yüksek darbeli olacak şekilde tasarlandığını çünkü bilgiyi taşıyanın titreşimler olduğunu, konu ile ilgili telekomünikasyon endüstrisi tarafından hazırlanan güvenlik kılavuzlarında sahtekârlık yapıldığını, biyolojik etkilerden hiç bahsedilmediğini ifade etti.

Pall, 5G için kullanılan elektrik dalgalarının binalara iyi nüfuz etmediğini, bu sebeple milyonlarca 5G anteninin evlere, okullara, kiliselere, işletmelere yakın bir yerlere kurulmakta olduğunu, bu dalgalardan kaçmanın imkânsız hale geleceğini, bu dalgaların insan beyninin işlevini ve EEG aktivitesini etkilediğini, hayvanlarda da birçok iç organın işleyişini bozduğunu yazdı.

Pall“En kötü altı kâbusum” başlığı altında, şu uyarıları yaptı:

1-Hızlı ve geri döndürülemez bir çarpışma olursa, insan üremesi sıfıra yakın dereceye kadar düşebilir.

2-Kollektif beyin fonksiyonlarımız çökebilir.

3-Çok erken bir şekilde Alzheimer ve demanslar başlar.

4-Küresel çapta otizm ve hiperaktivite yaygınlaşır.

İnsan gen havuzunda büyük bir bozulma meydana gelir.

Bütün yaş aralıklarında ani kalp ölümleri gerçekleşir.

***

Türkiye’de ise Üsküdar Üniversitesi Elektrik- Elektronik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker’in elektromanyetik radyasyonun canlılar üzerinde oluşturduğu etkilerle ilgili araştırmalarını topladığı bir kitabı vardı.

Şeker, kitabında ve İnternet sayfasında yayınladığı haberde şu bilgileri veriyordu:

*Elektromanyetik radyasyon ve insan ruhu birer enerjidir. İnsanın bir günde harcadığı güç 40 watt civarındadır. İki enerjinin birbiri ile etkileşimi sonucu elektromanyetik radyasyon, beyne etki ederek beynin savunma mekanizmasına zarar vermekte ve Alzheimer, Parkinson gibi hastalıklara sebep olmaktadır. Standardın bin kat altındaki radyasyonlar ise nöronların ölmesine sebep oluyor ve bu da insan hayatını tehlikeye sokuyor.

*Elektrikli cihazların en tehlikelisi cep telefonudur. Herkes sigara içmiyor ama herkes telefon kullanıyor, bu sebeple cep telefonları sigaradan bile daha zararlıdır. Cep telefonlarının yaptığı hasar, hücreler üzerindedir ve kalıcıdır.

*Cep telefonu, aradığınız kişiye ulaşabilmek için yüksek dozda güç yayıyor. Bundan korunmak için karşı taraf cevap verdikten sonra kulağa götürmek veya kulaklık kullanmak koruyucudur. Kısa mesaj göndermek radyasyon etkisini azaltır. Uyuduğumuz yerde cep telefonu bulunmamalıdır.

*5G teknolojisinin kullanımı ile doğada elektrosis artacak, radyasyondan dolayı doğal ekosistem ve hatta atmosfer olumsuz etkilenecektir. İnsan vücudu, daha önce hiç tanımadığı, hiç karşılaşmadığı türden bir radyasyona maruz kalacaktır.

*5G teknolojisi, hücre büyümesi ve organlara etki ederek kanserlerin artmasına sebep olacak; bağışıklık sisteminde, kalp ve dolaşım sisteminde, biyolojik işlevlerde etki yapacaktır.

Prof. Dr. Selim Şeker, çözüm olarak evlerin yakınında baz istasyonu yapmak yerine fiber optik kabloların döşenmesini öneriyordu.

***

Yukarıdaki bilgileri, “pandemi”nin birinci yılı sonunda, Bilgeoğuz Yayınevi’nden çıkan Karekodlu Vatandaş adlı kitabımdan özetledim.

Zaman, o kitapta yer verdiğim, bilimsel uyarıların doğru olduğunu herkese gösterdi ama buna rağmen, Türkiye’de yer altına yeteri kadar fiber optik kablo döşenmeden 5G uygulamasına geçilmesi, insan, hayvan ve bitkilere karşı sistematik ama başka sebeplere bağlanan bir soykırımın başlangıcı olabilir!

ABD-İsrail’in İran’a saldırmasından sonra Yemen’deki Husilerin de devreye girmesiyle ortaya çıktı ki Avrupa-Asya İnternet bağlantısı ve haberleşme, Kızıldeniz’in altına döşenen fiber optik kablolarla sağlanıyor. Eski dünya ile Amerika arasındaki haberleşme bağlantısı da uzun yıllardan beri Atlas Okyanusu’nun altındaki fiber optik kablolarla sağlanıyor.

Karada ise fiber optik kablolar yer altında bir metre derinliğe, zırhlı borular içerisinde gömülür. Bu kablolar, güvenli ve yüksek hızlı veri iletimi sağlar. Elon Musk’ın Starlink uyduları ise bütün dünyayı elektromanyetik dalgaların etkisine maruz bırakıyor… Ayrıca Starlink uyduları, Ukrayna savaşında Amerikan çıkarları için kullanıldı. İran’da da rejim muhaliflerinin haberleşmesi, Starlink uydularıyla sağlandı. Yani elektromanyetik dalgalar aynı zamanda silahtır.

Alıntı: Arslan Bulut

Posted in Gündem | 5G, sistematik bir soykırımın başlangıcı olabilir için yorumlar kapalı
Nis 12

TARİHTE BUGÜN

12 Nisan:

240 – I. ŞâpûrSasani hükümdarı oldu.

1861 – Amerikan İç SavaşıFort Sumter Muharebesi başladı.

1932 – Sonradan Türk Tarih Kurumu adını alacak olan “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” kuruldu.

1961 – Yuri GagarinVostok uzay aracıyla uzaya çıkarak Dünya yörüngesinde turunu tamamladı.

1981 – İlk uzay mekiği olan Columbia Uzay Mekiği uzaya fırlatıldı.

Jan Tinbergen (d. 1903)

Abdülhak Hâmit Tarhan (ö. 1937)

Franklin D. Roosevelt (ö. 1945)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 12

ATATÜRK CAMİSİ

Bu fotoğrafın verdiği mesaj nedir biliyor musunuz

Diyor ki bu resim Atatürk olmasaydı bu minareden bugün ezanlar okunmayacaktı, namazlar kılınmayacaktı onun yerine çanlar çalacaktı diyor

EZANLARIN OKUNMASINA VESİLE OLAN BAŞBUĞ ATATÜRK’E MİNNET BORÇLUYIZ

ATATÜRK TÜRK MİLLETİNİN KAHRAMAN LİDERİDİR BÜYÜK KURTARICISIDIR O OLMASAYDI BUGÜN BU SEMALARDA EZANLAR İNLEMİYECEK VE BAYRAK DALGALANAMIYACAKTI. VE BUGÜN BU CAMİLERDE TERAFİH NAMAZI CUMA NAMAZI KILAMAYACAKTIK MAALESEF.

İBADETHANELERİMİZ KAPANACAK, CAMİLER OLMAYACAK, KİLİSELERDEN ÇANLAR ÇALACAKTI, TÜRKİYE DİYE BİR ÜLKE OLMAYACAK DOĞU TÜRKİSTANDA UYGURLARIN ÇEKTİĞİ İŞKENCEYİ BİZDE GÖRECEKTİK.BU NEDENLERDEN DOLAYI ATATÜRKE ÇOK VE ÇOK MİNNETTARIZ,

KİM NE DERSE DESİN O BİZİM KURTARICIMIZDIR.BAŞ TACIMIZDIR. BAŞKA SÖZE HACET YOKTUR.

.

ATATÜRK CENABI ALLAHIN TÜRK MİLLETİNE BİR ARMAĞANIYDI, TÜRK MİLLETİNİ VE DOLAYISIYLA İSLAMI KURTARMAK İÇİN GÖNDERDİĞİ KURTARICIYDI. NOKTA

TÜRK MİLLETİNİN KURTARICILARI VE ÖNDERLERİ VE LİDERLERİ OLAN, METE HAN, OĞUZ HAN, ÇİÇİ YAPGU, BİLGE KAĞAN, KÜRŞAD, ATİLLA, KILIÇASLAN, ALPASLAN, OSMAN GAZİ, FATİH, YAVUZ, KANUNİ BİZİM İÇİN NE KADAR KIYMETLİYSE ATATÜRKTE O KADAR KIYMETLİDİR ÖNEMLİDİR, TÜRKÜN BAŞBUĞUDUR.ONLARDAN FARKI YOKTUR.

NEYMİŞ EFENDİM ATATÜRK NAMAZ KILMIYORMUŞ, NEYMİŞ İÇKİ İÇİYORMUŞ KILMIYORSA DA İÇİYORSADA O ONUN SORUNU SANA NE BUNDAN, SEN ASIL YAPTIĞI İŞE BAK. YUNANI NASIL ÜLKEDEN KOVDUĞUNA BAK, SEVRİ NASIL YIRTIP ÇÖPE ATTIĞINA BAK. KALDI Kİ ATATÜRK DİNDAR BİRİSİYDİ. BALIKESİR HUTBESİNİ İYİ DİNLEYİNİZ, ÖLMEDEN ONBEŞ GÜN ÖNCE DÜNYA MÜSLÜMANLARINA VERDİĞİ Şu MESAJI OKUYUNUZ.

“Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.”

(Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979)

SORMAZLARMI SİZE METE HAN da BİLGE KAĞAN da ATİLLA DA , KÜRŞAD DA ,ÇİÇİ YABGU DA NAMAZ KILIYORMUYDU OZAMAN ONLARI DA MI KESİP ATALIM ,ONLARI NASIL SEVİYORSANIZ ONLARA NASIL SAHİP ÇIKIYORSANIZ ATATÜRK’Ü DE ÖYLE SEVMELİSİNİZ SAYMALISINIZ SAHİP ÇIKMALISINIZ.

1453 DE FATİH İSTANBULU FETHETMİŞ TÜRK TOPRAĞI YAPMIŞTIR.ATATÜRK İSE İNGİLİZ İŞGALİ ALTINDAKİ FATİHİN BİZE EMANETİ OLAN GÜZEL İSTANBULU YENİDEN KURTARMIŞ, FATİHİN PEYGAMBER ÖVGÜSÜNE MASHAR OLDUĞU HADİSİ ŞERİFE ATATÜRKTE BÖYLECE DOLAYLI OLARAK MASHAR OLMUŞTUR.

TÜRK BEYİ OLAN ÇAKA BEYİN BİZE HEDİYE ETTİĞİ GÜZEL İZMİRİ YUNAN İŞGALİNDEN KURTARARAK 9 EYLÜLDE DÜŞMANI DENİZE DÖKMÜŞ, HASAN TAHSİNİN VE ÇAKA BEYİMİN RUHUNU ŞAD ETMİŞTİR.

OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN KURUCUSU OSMAN BEYİN BURSADAKİ MEZARININ BAŞINA GELEREK ONA TEKME SAVURAN VE KALK EY KOCA TÜRK MİLLETİNİ HAYDİ KURTAR DİYEREK ALAY EDEN VE CANIMIZ ACITAN KAHPE YUNAN PİÇLERİNE DERSİNİ VEREREK YUNAN GENARAL TRİPOKİSİ TESLİM ALARAK TÜRK MİLLETİNİN SEVGİSİNİ KAZANMIŞ VE OSMAN BEYİMİN, ERTUĞRUL GAZİMİN RUHUNU ŞAD ETMİŞTİR.

BU VATAN İÇİN MARAŞTA FRANSIZA DİRENEN YİĞİT SÜTÇÜ İMAMIN, ANTEPTE ŞAHLANAN KAHRAMAN ŞAHİN BEYİMİN, KARAFATMA LAKAPLI FATMA SEHER ANAMIN, ÇANAKKALEDEKİ EZİNELİ YAHYA ÇAVUŞUMUN VE SEYİD ONBAŞIMIN VEDE ONBEŞLİLERİN VE KINALI HASANLARIN, EGEDE YUNANA SAVAŞ AÇAN EFELERİMİN ZEYBEKLERİMİN VEDE İSTİKLAL HARBİNDE KUVAYYI MİLLİYE RUHU İLE DİRENEN SAVAŞAN MEHMETÇİĞİMİN RUHU NU ŞAD EDEREK ONLARIN KABİRLERİNDE RAHAT UYUMASINI SAĞLAMIŞTIR

Atatürk olmasaydı bugün İzmir’e İstanbul’a vize ile gidebilecektik. Atatürk olmasaydı kiminin babasının adı Yorgo kimisinin ki Ioannis, Nikolaos olacaktı.

1071 DE ALPARSLAN GAZİDEN TÜRK MİLLETİNE HEDİYE EDİLEN ŞEHİD KANIYLA SULANMIŞ ANADOLUYU DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTARARAK ALPARSLAN GAZİNİN RUHUNU ŞAD ETMİŞTİR ŞİMDİ ANLADINIZMI ATANIN DEĞERİNİ ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ

İşte bu cami haykırırcasına Ben Atatürk’ün sayesinde buradayım ezanım okunuyor namazlarımız kılınıyor diyor sizi Atanın ruhuna Fatiha okumaya çağırıyor

Allah korusun ya 30 Ağustos 1922 gecesi Yunan ordusu değil de biz yenilseydik ne olurdu hiç düşündünüz mü bir kere hiç muhasebesini yaptınız mı bir kere ben söyleyeyim mi

Bu coğrafyada tutunamazdık. Türkiye diye bir devlet olmazdı anan belli olurdu da babanın kim olduğu belli olmazdı yetmez mi Atatürk’e sahip çıkmak için bu kadar sebep ha!

Alıntı: Mesut Kılıçoğlu

Posted in Hikayeler | ATATÜRK CAMİSİ için yorumlar kapalı
Nis 11

TARİHTE BUGÜN

11 Nisan:

491 – Flavius AnastasiusBizans imparatoru oldu.

1814 – Fontainebleau Antlaşması imzalandı.

1908 – Alman zırhlı kruvazörü SMS Blücher, denize indirildi.

1920 – Meclis-i Mebûsan kapatıldı.

1970 – Apollo 13ABD‘nin Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi‘nden uzaya fırlatıldı.

John O’Hara (ö. 1970)

Ümit Kaftancıoğlu (ö. 1980)

Alessandra Ambrosio (d. 1981)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Nis 11

“İTİBARDAN TASARRUF OLMAZ”

“İTİBARDAN TASARRUF OLMAZ”

(Tasarruf; işçiden, çiftçiden, asgari ücretliden, emekliden, esnaftan mı olur acaba?)

İtibardan tasarruf olmaz diyerek, Ankara’ya 750 bin metrekarelik saray yaptıran asrın liderimiz, KKTC’ye de 600 bin metrekarelik itibar kazandırmak için talimat verdi, parayı Türkiye ödedi, TOKİ inşa etti, asrın liderimiz açtı.

Lefkoşa’ya dikilen sarayın, 250 kişilik yemek salonu, 400 kişilik resepsiyon salonu, 150 kişilik kafesi, 2 bin 500 kişilik camisi, bin kişilik konferans salonu, bin kişilik amfitiyatrosu, 200 küsur civarında odası, futbol sahası, voleybol sahası, basketbol sahası, tenis kortları, kaykay pisti, 450 bin metrekare bahçesi, yürüyüş ve bisiklet yolları var.

Lefkoşa’ya yaptırılan bu saray, padişah Abdülmecid tarafından yaptırılan Dolmabahçe Sarayı’nın üç katı büyüklüğünde… Gözünüzde biraz daha rahat kıyaslayın diye örnekliyorum, her gün 500 bin kişinin girip çıktığı, 66 sokağı, dört bin dükkanı olan Kapalıçarşı’nın yayıldığı alan 110 bin metrekare, Lefkoşa’daki sarayın arazisine ferah ferah beş tane Kapalıçarşı sığıyor.

Trump’ın dünyayı yönettiği Beyaz Saray, tenis kortu, bowling salonu, sineması, yüzme havuzu, bahçesi dahil, 55 bin metrekare, Lefkoşa’daki sarayın onda birinden küçük yani… İtibar öyle mi?

Kremlin Sarayı, 25 bin metrekare, Kızıl Meydan, 73 bin metrekare, Kremlin Sarayı’nın yanına Kızıl Meydan’ı ilave et, Lenin’in mozolesini de koy, Lefkoşa’daki sarayın arsasında hâlâ 500 bin metrekare boş yer kalıyor.

Buckingham Sarayı’nda kral oturuyor birader, 775 odası, 78 banyosu var, komple 77 bin metrekare… Veliaht prens William’la prenses Kate Middleton’ın yaşadığı Kensington Sarayı desen, alt tarafı 40 odası var, bizim Lefkoşa sarayının yanında anca müştemilat olur.

Fransa cumhurbaşkanlarının resmi ikametgah adresi Elysee Sarayı, 11 bin metrekare, Lefkoşa sarayının camisi bile -kapalı alan- altı bin metrekare, avlusundaki musalla taşını, abdest alınan şadırvanı, otoparkını filan hesap et, bizim sarayın sırf camisi bile Elysee Sarayı kadar.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki cumhurbaşkanlığı seçiminin en önemli sonucu nedir derseniz, bence bu… İtibar diye dikilen saraya itibar edilmedi.

Adalet sarayı, belediye sarayı, emniyet sarayı, kültür sarayı, nikah sarayı, simit sarayı, cumhurbaşkanlığı sarayı… Binayla itibar olsaydı, rahmetli Denktaş mücahit olacağına müteahhit olurdu.

Kaynak: Yılmaz ÖZDİL

Posted in Gündem | “İTİBARDAN TASARRUF OLMAZ” için yorumlar kapalı