MİLLÎ İRADE HANGİ İRADE?

MİLLÎ İRADE HANGİ İRADE?

“Milli irade” dedikleri, aslında partileri yöneten kişilerin iradesiymiş. Çünkü mevcut siyasal sistemde meclis yetkilerini kayıp etmiş, iktidar ve ortaklarının istediklerini onaylayıcı sembolik güce dönüştürülmüştür.

Eğer kast ettikleri meclis iradesiyse durum budur. Mevcut siyasal yapıda, millet ve toplum değil, egemen iktidar gücü “millet iradesinin” (meclisin) üstünde vesayet odağı olarak konumlanmıştır.

Bahçeli’nin veya Erdoğan’ın istemediği, önermediği, uygun görmediği hangi karara partilerin milletvekilleri, aksi bir karar verebilir?

Hiçbiri!

Zaten uygulamada bunu görüyoruz.

Öyle ise?

Öyle ise asıl karar verici millet değil, liderlerdir. Üstelik bu liderler, bırakın milleti, dava arkadaşlarının beklentilerine göre de karar almıyor.

“Akıl bizde, hikmet bizde, millet ne anlar” deyip kendilerince gereğini yapıyorlar.

Uygulamada TBMM, buyurgan, otoriter liderlerin vesayetine maruz bırakılmaktadır. Yetkin ve özgür değildir. Yürürlükte olan olağan hukuk ve demokrasi kuralları, sembolik hale getirilmiştir. Biçimsel olarak komisyonlara ve genel kurula getirilen yasalar bir torbaya konuluyor. Meclis onaylıyor. Asıl kanun koyucu, vesayet merkezi olan sarayda. Biçimsel olarak da meclis komisyonunda.

Dolayısı ile “milli irade” kavramı, siyaset bilimin, hukukun içini doldurduğu olağan şekliyle hayatımızın içinde değil. Kavram çarpıtılmış haliyle siyasal yaşamın içine sokulmuş durumda.

Bahçeli’nin varmış gibi dillendirdiği milli irade yok ki yeni anayasa yapsın. Siyasi irade milleti temsil ediyorsa, Bahçeli’nin iradesi de oy aldığı milliyetçi kitleyi yansıtıyorsa, TUSAŞ’a neden “araştırılmasın” diyor?

Narin Güran cinayetinin araştırılmasına MHP’ye oy verenler nasıl bir gerekçeyle “Hayır araştırılmasın” demiş olabilir? Benzerleri de aynı.

Kusura bakmasınlar, sahici milli iradeyi bulalım, anayasayı da yapalım tabi. Şimdilik realitede olmadığına göre milli iradeden söz etmek topluma hoş görünme çabasından başkası değildir.

Alıntı: Ahmet Gürsoy

This entry was posted in Gündem. Bookmark the permalink.

Comments are closed.