DİL

DİL

“Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun.” Kutsi hadis ile buyurulmuştur. Dilimize sahip çıkmamız tembih edilmiştir.

Dil deyip de geçmeyin. “Dilim eder beni dilim dilim”, “Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez” Diyen ata sözlerimiz var.

Gerçekten düşününce konuştuklarımız bizim cennetimiz ya da cehennemimiz olabiliyor. Yani cümlelerimiz neredeyse kaderimizi belirliyor.

Yalan söylemek dilin afetlerindendir. Masum bir insana iftira atmak, dedikodu yapmak, insanların arasını bozmak dilin iflasıdır. Şakayla da olsa insanın onur ve şahsiyetine dil uzatmak ayıptır. Gıybet, alay ve küfürlü sözler yasaklanmıştır, güzel insana yakışmaz. İnsanları töhmet altında bırakan, onurlarını kıran, haysiyetlerini inciten her türlü söz, gerçek hayatta da sanal âlemde de kul hakkı ihlalidir. Dolayısıyla konuşmak insana verilen büyük bir nimet olmasının yanı sıra, ağır bir imtihandır.

Dil; aklımızın avukatı, ruhumuzun tercümanıdır. Kalbimizden geçenler, duygularımız ve düşüncelerimiz konuştuklarımızla ifade edilir.. Söz vardır, huzur ve mutluluğa götürür. Söz vardır muhtacın derdine çare olur, umudunu kaybetmiş yürekleri ferahlatır. Söz vardır zararlı alışkanlıkların esaretinden kurtarır. Ve de sözler vardır ki günahlara sürükler, onulmaz yaralar açar.

İnsanlar arasındaki sevgi ve muhabbet bağlarını koparan, nefret ve düşmanlıklara sebebiyet veren her türlü söylemden kaçınmamız gerek.

Lütfen dilimizi her türlü kötü ifadelerden koruyalım. Çünkü dil aynı zamanda kalbin aynasıdır.

This entry was posted in Yazılarım. Bookmark the permalink.

Comments are closed.