TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI
Otuz bir yıl sonra, orada konuştuğumuza benzer dikkatlerle hareket etmemiz gerektiğini söyleyebilirim. Bu yapı kolay inşa edilmedi ama kolay yıkılır. Yıkıma yol açmamak için incelikli hareketlerle yürümek lazımdır. Diplomasiden ileri esnek hamlelerle yürüyeceğiz. Niçin böyle davranmamız gerektiğinin makul sebepleri de vardır.
Sovyet sosyalizminin insan ve değer bırakmayan uygulamasını bilen, o insanlar ve ülkeler hakkında konuşurken çok dikkatli davranır. Keskin denecek kadar ayrı görünen taraflarımızın olması normaldir. Bunları bilmek ve ona göre hareketlerimizi ayarlamak ilk yapacağımız işlerden olmalıydı. Yapamadık. Açık açık konuşan ve yazanlarımız az çıktı. Doğrularımız da yanlışlarımız da oldu.
34 yıl kısa da uzun da sayılmaz. Yapamadıklarımız, eksiklerimiz elbette çok. Yapılanlar da çok değerli. Türk Devletleri Teşkilatı’na kadar gelen süreç çok sancılıydı ve şartlara göre çok iyi götürüldü. Sürecin lokomotifi Türkiye’ydi. Demirel’den sonra bu görevi hatırlatan ve sürecin adımlarını attıracak fikri ve hamleyi başlatan Nazarbayev’di. Şu anda Türkiye’yi yönetenlerin bu meseleye ilgileri her zaman zayıftı. Katılmayabilirlerdi, iyi ki onların şahsi planlarına da uydu ve katıldılar.
Basite indirilecek bir iş ve başarı değildir. Rusya’nın baskısı tepelerinde dururken Türk Cumhuriyetleri isteseler de kolay kolay ayrı bir birliğe giremezlerdi. Demirel’in gayreti unutulmaz. Türk Devletlerinin yöneticilerini en çok o hazırlamıştır. 2009’da Nazarbayev’in teklifiyle kurulan Konsey, sonra Keneş, en son Türk Devletleri Teşkilatı parlak bir sonuçtur. Halil Akıncı kurucu genel sekreteridir. İğneyle kuyu kazmışlardır. Türkiye’de bu süreci ve meseleleri en iyi bilen Büyükelçi Halil Akıncı’dır.
Güney Kıbrıs’a temsilcilik açacak üç devletimiz de Türk Devletler Teşkilatının üyesidir. Teşkilatın devamıyla ilgili olumsuz bir durum yoktur. Daha gidilecek çok yol vardır. İlişkiler daha ileri gidecek. Biz güçlendikçe şimdi rahatsız olduğumuz karar revize edilecek, gerekirse değişecek, değişmese de aleyhimize değil, lehimize işleyecek. Tek çare güçlenmektir. Güçlü Türkiye, güçlü Türk Dünyası demektir.
Bazı hususları döne döne tekrar ediyorum: Üç Türk Cumhuriyeti’nin Güney Kıbrıs’ta temsilcilik açması bizi rahatsız eder, elbette etmiştir. Doğrudan bize karşı bir tavır olarak değerlendirenlerin bilmeden veya ideolojik darlık ve körlükle konuştukları açık. Rusya, Çin, Hindistan ekseninde araya sıkışmış hisseden bu Türk devletlerinin, Batı’yla yakınlaşma isteği normaldir. AB de bu yakınlaşmayı fırsat bilerek, verilecek karar için Güney Kıbrıs vetosunu öne sürmüştür ve kabul edilmiştir.
Alıntı: