VATAN ELDEN GİDİYOR

Çanakkale deyince Mustafa Kemali görür gibi olurum. Savaş çıktığında Mustafa Kemal Bulgaristan’da görev yapmaktadır. Hatta Bulgar Generalinin kızına aşıktır. Onunla dans eder. Fakat” Türk.” diye kızı Mustafa Kemal’e vermezler. O da Genel Kurmaya başvurarak Savaşa gitmek istediğini, Çanakkale’de görev verilmesini ister ve İsteği kabul edilir.

Çanakkale’ye geldiğinde Rütbesi Yarbaydır. Savaş bittiğinde ise Tüm General, olarak Diyarbakır Tümen komutanlığına atanır. Her başarısında bir terfi almış ve Tüm generalliğe kadar yükselmiştir.

Savaşa girmeden önce Anafartalar’ın arazisini inceler ve nerede ne var öğrenir. Çünkü Mustafa Kemal savaş planı hazırlayıcısı eğitimini görmüştür. O güne kadar dünyada yapılan bütün savaşların durumunu inceleyerek, tatbikatını yaparak eğitilmiştir.

Çanakkale’de karşısına çıkan ordu dünyanın en güçlü Ordusu dur. O güne kadar hiçbir savaşta yenilgi görmemiştir. Ve Çanakkale’ye dünyanın en büyük çıkartmasını yapmışlardır. Sonuç mağlubiyetle bitmiştir. İngiliz Genel kurmay başkanı savaş sonunda yargılanmış ve mahkemede şöyle demiştir.

“Siz beni neden anlamıyorsunuz? Her yüz yılda dünyaya bir dahi gelir o da Türklere geldi. Karşımızda bir Mustafa Kemal vardı.”

Demem o dur ki; Çanakkale geçilmez diyoruz. Geçilmezliği bir avuç yetişmiş Mustafa Kemaller sayesindedir. Ondan sonra da İhtilaf devletleri tekrar gelmişlerdir. Ama Çanakkale’den elini sallaya sallaya geçmişlerdir. Çünkü Osmanlı hükümeti yenilgiyi kabul etmiş, sonuca razı olmuştur. Onlarda salına salına İstanbul’u sarmalamışlar, işgal etmişlerdir. Ama orada da Mustafa Kemal ve arkadaşları yoktur. Onlar çoktan, Anadolu’nun ateşini yakmışlardır.

Sonuç olarak herkes şunu iyi bilsin ki, Çanakkale de Allah Türk milletine Bir Mustafa Kemal armağan etmiştir. O da bu güzel vatanı ve bu kutsal Türkiye Cumhuriyeti’ni bize teslim etmiştir.

Yıllar sonra bir röportajda Mustafa Kemal’e sorarlar.

“Bugüne kadar yapmak isteyip de yapamadığın bir şey var mı?”

Mustafa Kemal bu soruya ilginç cevaplar verir.

“Musul Kerkük bir Türk yurdudur. Ömrüm yettiği müddetçe oraları ülke toprağına katmak için mücadele edeceğim.

Hatay meselesi benim şahsi sorunum haline geldi. İçimden diyorum ki, bir tüfek al. Hatay’a gir ve savaş. Orası Kırk asırdır Türk yurdudur. Türk yurdu olarak da kalacaktır.

Selanik benim doğduğum kenttir. Osmanlı padişahları oraları tek kurşun atmadan Yunanistan’a verdiler. Orayı geri almak için mücadele edeceğim.”

Ve 1938 de Mustafa Kemal fani dünyadan ayrılır. Musul, Kerkük için bir anlaşma yapılmıştır. Birleşmiş milletlerin kayıtlarına göre Musul ve Kerkük Irak dışında başka bir devlete geçtiğinde otomatik olarak Türkiye’ye bağlanacaktır.

Hatay meselesi ise bir yıl sonra. Halk oylamasına gidilir ve halk oylaması sonucu Türkiye’ye ilhak edildiler. Orası, kırk asırdır Türk yurdu ve öyle de kalacak,” diyorduk.

Aradan yaklaşık yüz yıl geçti. Şu an duruma baktığımızda hayıflanmamak elde değildir. ABD Irak’a girdi. Çekiç güç adı altında Musul ve Kerkük’e Kürtler yerleştirildiler. (Kürtler bizim kardeşimizdirler fakat onlar oraya düşman kardeşler olarak dikildiler.) Bunu da bizim Cumhurbaşkanımız olacak Turgut Özal sayesinde yaptılar. Üstüne de bir kandil inşa ettiler. Hibe ettikleri silahlarla ülkemizi yıllardır kan gölüne çeviriyorlar. Ne kazanıyorlar bilmem? Ama on binlerce insanımız öldü o topraklarda. Hepsi de korumaya çalıştıkları Kürt çocuklarıydı.

Daha sonra Suriye ile düşman olduk. Emevî camisinde Cuma namazı kılmaya karar verdik. Biz oraya girmeden beş buçuk milyon Suriyeli memleketimize ilhak ettiler. Birilerinin deyişi ile onlara elli, altmış milyar dolar harcadık. Onlara sahip çıkmış olduk. Fakat onların geri gitmeye hiç niyetleri yok. Gelmesine sebep olanlarda geri gönderme niyetinde değiller. Hatay, Reyhanlı ve Kilis gibi hassas bölgelerimizin nüfusu bu Suriyeliler nedeniyle azınlığa düşmüş durumda. Bir referandum olsa onlar kazanacak.

Durum bu iken bu ülkede kafası çalışan bir yetkili yok mudur ki bir süre sonra olacakları göremiyor. Paşalarımız neredeler? Hocalarımız, bilim adamlarımız neredeler? Tarih yazan tarihçiler göremiyorlar mı? Bu cahil halimle ben görmeye çalışırken onlar neredeler?

Bu kadar gamsızlık topluma büyük zarar getirir. Uyanın ey halkım. Vatan elden gidiyor.

Alıntı: Ahmet Dokuzoğlu

This entry was posted in Gündem. Bookmark the permalink.

Comments are closed.