11 TEMMUZ 1995 BU TARİHİ “UNUTMA, UNUTTURMA”

11 TEMMUZ 1995 BU TARİHİ “UNUTMA, UNUTTURMA”

TARİHİN EN KANLI KATLİAMI SREBRENİSTA (Boşnakların katledilmesi jenosid’e uğraması)

Ruhları şad, MEKANLARI CENNET OLSUN.

“Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın!”

Çünkü, unutulan soykırım tekrarlanır.

Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”

Aliya İzzetbegoviç

LAVİNİA ÇİÇEĞİ VE MAVİ KELEBEĞİN DANSI.

Roma İmparatorluğu’nun baş kumandanı Titus Andronicus’un kızıydı Lavinia.

Dünyalar güzeliydi.

Babasının aksine hayat doluydu.

Öldürmeyi değil, yaşatmayı severdi.

İyi kalpliydi, yardımseverdi, merhametliydi.

Titus’un savaşta olduğu bir gün, düşmanları Tamora’nın iki oğlu tarafından tecavüze uğradı.

Haber Roma’ya tez yayıldı.

Titus savaştan döndükten sonra kızını kendi elleriyle öldürdü.

Şehrin uzağında bir tepeye gömdü.

Aylar sonra mezarının üzerinde bir çiçek çıktı.

O çiçeğe de Lavinia dediler.

Ölüm çiçeği demekti.

Ya da Misk çiçeği. Bazı yörelerde yavşan otudur adı.

*   *   *

Her çiçek bir kelebektir aslında.

Kelebeği yaşatan çiçektir.

Çiçeği çoğaltan da kelebek.

Çiçeksiz yerde kelebek olmaz.

Kelebeksiz yerde çiçek çoğalmaz.

Çiçeğin üzerine konan kelebek, aynı zamanda tat alma organı olan ayaklarıyla balözünü test eder.

Tadı hoşuna giderse, kıvrılı hortum şeklindeki ağzını uzatarak o balözünü emer.

Özellikle Mavi kelebekler çok seçicidir.

Her çiçeği emmezler.

Onlar en çok Lavinia’nın(ölüm otu) balözünü severler.

*  *  *

İnsanlık tarihi bir bakıma öldürmeyi ya da yaşatmayı sevenlerin savaşıdır.

Tıpkı Roma başkumandanı Titus ve kızı Lavinia gibi.

Çok eski değil.

Daha 31   yıl önce.

Bugün uygar dediğimiz Avrupa’nın göbeğinde.

Sözde gelişmiş Avrupalıların gözleri önünde.

Sırp faşistleri Bosna ve Kosova’da toplu katliam yaptı.

Tam 312 bin çocuk, kadın, yaşlı, genç sistemli ve planlı şekilde öldürüldü.

Toplu mezarlara gömüldü.

31 yıl önce bugün Birleşmiş Milletlerin güvenliğini sağladığı Srebrenitsa kentinde 8 bin 372 insan vahşice öldürüldü.

Öldürenler Sırp milliyetçilerinden oluşan ve isimlerine “Akrepler” denen Sırbistan özel güvenlik güçleriydi.

Birleşmiş Milletlerin çoğu Hollandalı 400 silahlı askeri bu katliamı da sadece seyretti.

Bosna Hersek’ deki vahşet ikinci dünya savaşından sonra dünyanın gördüğü en büyük soykırımdı.

Evet;

Daha 31 yıl önce.

Avrupa’nın göbeğinde.

Uygar denilen Avrupalıların gözleri önünde.

312 bin Boşnak katledildi.

250 bin insan yaralandı.

2 milyon insan evini yurdunu terk edip mülteci oldu.

Öldürülenler toplu mezarlara gömüldü.

*  *   *

Aradan 21 yıl geçti.

Bosnalılar soykırımı dünyaya kabul ettirmek için aylarca, yıllarca o toplu mezarları aradı.

Çok zorlandılar.

Çünkü katiller mezarların saklı kalması için çok uğraşmıştı.

Çukurları çok derine kazmışlardı.

Üstlerini çevrenin doğal bitki örtüsüne uygun olarak yeşillendirilmişlerdi.

Öyle ki, uydu fotoğrafları bile işe yaramıyordu.

Ta ki mavi kelebekler ortaya çıkana kadar. Mavi kelebeklerin sayısındaki artış uzmanların dikkatini çekmişti.

O bölgelerde incelemeler yaptılar.

Mavi kelebeklerin çok olduğu yerlerde bitki örtüsünde de ilginç bir zenginleşme vardı.

Nedenini araştırırken, korkunç gerçekle karşılaştılar.

O bölgeler toplu mezarlardı.

Gömülen bedenler toprağa karıştıkça toprağın besleyiciliği artmıştı.

Topraktaki mineral ve protein zenginliği Lavinialar’ın fışkırmasına neden olmuştu.

Bu çiçeğin balözüyle beslenen mavi Kelebeklerin sayısı da bu nedenle artmıştı.

İşte bu yüzden Bosna’da mavi kelebeklerin kanat sesleri hem ölümün hem yeniden doğuşun habercisiydi.

*  *  *

Roma başkumandanı Titus’a Mısır seferinde bir bilgeden söz ederler.

Her soruya cevap veren bir bilge.

Halk ona büyük saygı duymaktadır.

Her konuda ona danışmaktadır.

Titus onun ismi altında ezilmektedir.

Sinirleri bozulur.

Uykuları kaçar.

Bu işe bir çözüm bulmalıdır.

Bilgeye öyle bir soru sormalı ki, asla bilmemelidir.

Danışmanlarıyla günlerce konuşur.

Sonunda karar verir.

Eline bir kelebek alacak ve bilgeye soracak.

“Elimdeki kelebek ölü mü, diri mi?”

Bilge “diri” derse, sıkıp öldürecek.

“Ölü” derse elini açıp serbest bırakacak.

Öylece bilge bilmemiş olacak.

Plan hazırdır.

Halka duyuru yapılır.

Bilgeye haber salınır.

Titus halkın gözü önünde bilgeye sorar.

“Elimde bir kelebek var. Ölü mü, diri mi?”

Bilge hiç düşünmeden cevaplar.

“O senin elinde.”

*  *  *

Yaşatmak elimizde.

Yaşatmayı seçin.

Alıntı

This entry was posted in Gündem. Bookmark the permalink.

Comments are closed.