MİLLİYEÇİLİK, MİLLETİN VARLIK İDEOLOJİSİDİR

Milliyetçi siyaset, bu bağlamda büyük bir sorumluluk taşır. Türk milliyetçiliği, Türk milletinin tarihinden, kültüründen ve devlet geleneğinden ilham alır. Milliyetçilik, milletin varlığını, birliğini ve geleceğini koruma gayesiyle hareket eden bir ideolojidir. Bu nedenle, Türk milliyetçiliği anlayışının temelinde, Türk milletinin aleyhine olabilecek hiçbir tavır ve davranışı kabul etmeme ilkesi yatar. Türk milliyetçileri, milletin çıkarlarını koruma adına kırmızı çizgiler oluşturmalı ve bu çizgileri ihlal eden her türlü girişime karşı direnç göstermelidir. Hiçbir marjinal, bölücü ve radikal unsurla bir arada bulunmamalı, görünmemelidir.

Ancak günümüzde, bu kırmızı çizgilerin varlığı ve uygulanabilirliği sorgulanır hale gelmiştir! Özellikle bebek katili Abdullah Öcalan’ın ülke gündemine yeniden taşındığı tartışmalar, milliyetçi siyasetin kırmızı çizgilerinin ne kadar belirgin olmasını gözler önüne sermektedir.

Bölücü terörün sorumlularının terörden vazgeçip silah bırakacağını ve herhangi bir vatandaş olarak hayatlarını sürdüreceğini iddia etmek; hepimize masal anlatmak demektir.

Bu masala inanmayanları, teröristtin karşısında duruş sergileyenleri hakaret ve tehditlerle susturmaya çalışmak hangi aklın ürünüdür(!)

Terörsüz Türkiye isteniyorsa; bunu teröristlerin karar ve insafına mı bırakarak gerçekleştirilebilir sanıyorlar?

Kim neye inanıyor ise inansın, milliyetçilik adına bölücülere kabul ve nezaket gösterenlerin samimiyetine inanacak bir milliyetçiyi; “analar kundağına sarmadı daha!”

Terör örgütü liderliği ile anılan bir figürün siyasi gündemde tartışılması, Türk milletinin tarihine ve hassasiyetlerine bir meydan okuma olarak anlaşılacağı açıktır. Bu durum, milliyetçi siyasetin temel ilkelerinden uzaklaşarak, toplumda büyük bir güven kaybına ve tehdit algısına yol açmaktadır. Vatandaş nezdinde “kuşku” güvensizliğin ilk halidir.

Milliyetçi siyaset, yalnızca bir ideolojik duruş değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Türk milletini ve onun tarihini, kültürünü ve inançlarını temsil eden bir siyasi anlayışın, kırmızı çizgilerini net bir şekilde belirlemesi ve bu çizgilerin ihlal edilmesine asla müsamaha göstermemesi gerekir. Aksi takdirde, bu tür kırmızı çizgilerin yokluğu, yalnızca ideolojik bir zaaf olarak kalmaz, aynı zamanda milletin geleceğini tehdit eden bir unsur haline gelir.

Alıntı: Ramazan Akgün

This entry was posted in Gündem. Bookmark the permalink.

Comments are closed.