Oca 30

OSMANLIYI YIKAN ŞERİAT VE EĞİTİMDİR.

OSMANLIYI YIKAN ŞERİAT VE EĞİTİMDİR.

Osmanlı İmparatorluğu’nda şeriat düzeni hâkimdi? Acaba İslam’da güncelleme yapabilseydi, Osmanlı İmparatorluğu şerait devleti olmasaydı, yine de bu kadar hızlı dağılırmıydı ?
Osmanlılar, kuruluş döneminde  devlet teşkilatını oluştururken, Türk-İslam devletlerini ve Anadolu Selçukluları’nı örnek almışlardı. Sonradan Osmanlı padişahı Yavuz Selim 1517’de Sünni mezhebinin dini liderliği olan Hilafeti uhdesine aldı.  Egemenlik, Allah adına padişaha aitti. Osmanlı’da mahkemeler şer’i mahkemelerdir. Şer’i mahkemeler, Tanzimat Fermanı’na kadar, Müslümanlar arasındaki bütün davalara, gayrimüslimlerin sadece kamu hukuku alanındaki anlaşmazlıklarına, Osmanlı tebaası ile yabancı devletlerin tebaası arasındaki davalara bakmıştır. Gayrimüslimlerin davalarına cemaat mahkemelerinde, kendi dinlerinin hukuk kurallarına göre bakılmıştır. Ayrıca Osmanlı egemenliğini kabul etmiş olanlarda din, inanç ve ibadet özgürlüğü vardı. Ancak o zamanda şeriat yanlıları devleti rahat bırakmadı.
Osmanlı İmparatorluğu’nun geri kalmasının bir nedeni eğitimdir, bir nedeni de  şeriat düzenine göre yönetilmesidir.
Bu durumu biz objektif olarak değerlendiremeyebiliriz. Bu alanda çalışma yapanlardan, Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Ulusların Düşüşü’nde  Ortadoğu’nun yoksul kalmasını da Osmanlı İmparatorluğu’nun şeriat düzenine bağlıyor; “Neolitik çağda Dünyaya öncülük eden Ortadoğu’ydu. İlk şehirler bugünkü Irak’ta ortaya çıkmıştı. Demir ilk kez Türkiye’de eritildi. Ortadoğu, Ortaçağ’a kadar teknolojik bakımdan dinamik bir bölgeydi. Ortadoğu’yu fakirleştiren coğrafyası değildi. Nedeni Osmanlı İmparatorluğu’nun kurumsal mirasıdır.”
Aslında Daron Acemoğlu ve James A.Robinson, İslam’da geri kalmışlığı dine değil, kurumlara bağlıyor. Ancak şeriat düzeninde kurumlar da dinsel kurumlardır.
Osmanlı İmparatorluğu’nda, batılılaşma hareketi, padişah ve ve sadrazamlar tarafından, Lale devrinde başlatılmıştır.  İlk defa Lale Devri’nde matbaa kuruldu, tiyatro başladı. Fakat Şeriatçılar Patrona Halil isyanını çıkardılar.
Matbaa neden Osmanlı Devleti’ne 1727 yılında yani Avrupa’dan 272 yıl sonra izinsiz gelebilmiştir? Bu Osmanlı Devleti’nin teknolojiye karşı tavrını da göstermektedir. Daha önce gayrimüslimler, Museviler, Ermeniler ve Rumların kurduğu matbaaların izinleri de padişah tarafından verilmişti. Ancak İslam devlet dini idi ve  Devlet yönetiminde ve bazı hukuk uygulamalarında şeriat kuralları geçerliydi. Bu kurallar aynı zamanda sermaye birikimini de olumsuz etkiledi.
III. Selim, Nizâm-ı Cedîd (Yeni Düzen) hareketini başlattı ve fakat yeniçeri isyanı, Kabakçı Mustafa Paşa İsyanı patlak verdi. III. Selim öldürüldü. Düşünebiliyor musunuz? Dünyada İslam’ın başı olarak bir halife dine zarar vermekle suçlanıp ve öldürülüyor. 
II. Mahmud, 1826’da ilmiyeyi yanına çekerek Yeniçeri Ocağı’nı yok etti. Bu büyük bir olaydı. Batılılaşma hareketi esas bu noktada başladı. Padişahın adı gavur padişaha çıkmıştı.
1839’da Sadrazam Mustafa Reşit paşa Tanzimat’ı ilan etti. Gülhane Hattı Hümayunu, bir rönasans’tı.
1856’da Islahat Fermanı ilan edildi. 1876’da Kânûn-ı Esâsî ilan edildi. 1868’de Şûrâ-yı Devlet kuruldu. Eğer Osmanlı şerait düzeninde olmasaydı, böyle bir tarihi çöküş yaşamazdı.

Abdulhamit’te ümmeti tutkal olarak düşünmüş ve fakat hem İslam olmayanlar, hem de önce İslam olan Araplar İngilizler’le işbirliği yaparak isyan etmiştir.

 

Alıntı

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , | OSMANLIYI YIKAN ŞERİAT VE EĞİTİMDİR. için yorumlar kapalı
Oca 29

“PUNÇ”

PUNÇ”

Geçen yüzyılın ortalarında, başkentin en Avrupai lokantası, Rus asıllı Baba Karpiç’in lokantasıymış.

Siyasete atılmak için Ankara’ya gelmiş emekli bir diplomata, yemeğin sonunda Baba Karpiç “Punç” adlı bir içecek ikram etmiş.

Punç; çay, şeker, tarçın, limon, ya “rom”, ya “konyak” gibi damıtılmış bir alkolle yapılıyor ve içkinin buharlaşan alkolü, çay bardağının üstünde alev, alev yakıldıktan sonra içiliyormuş.

Emekli diplomat, Baba Karpiç’in kendisine ikram ettiği “Punç”a bayılmış, nasıl yapıldığının formülünü de alarak evde karısına götürmüş.

Avrupai bürokrat, evde akşam yemeğinden sonra eşinden “Punç” yapmasını istemiş.

Eşi:

– Evde çay kalmamış, kahveyle yapsam olmaz mı? Demiş.

Kocası da:

– Olur, demiş.

– Evde tarçın yok, kırmızıbiber koysam olmaz mı? Demiş.

– Olur.

– Evde limon da yok, yerine sirke koysam olmaz mı? Demiş.

– Olur.

– Biliyorsun biz de ne rom, ne konyak var; sadece rakı var. Demiş.

Kocası da,

– Sen de rakı koy o zaman. Demiş.

Karpiç’deki “Punç”tan sonra, evdeki “Punç” böyle oluşturulmuş.

Adam böyle yapılan bir Punç’ı içmiş mi, içtiyse ilkinden aldığı zevki almış mı almamış mı? Bilinmiyor.

 

 

Alıntı: Refik Halit Karay Hikayesi

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | “PUNÇ” için yorumlar kapalı
Oca 28

KORANA AŞISININ İÇİNDEKİLER

KORANA AŞISININ İÇİNDEKİLER

MODERNE’na aşısının içindekilerin listesi

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nden acil kullanım yetkisi kazanan diğer aşı üreticisi Moderna da COVID-19 aşısının içindekileri detaylı bir şekilde gösteren bir bilgi formu yayımladı.

Mesajcı ribonükleik asit (mRNA)

Aşağıdakiler de dahil olmak üzere lipidler veya yağlı bileşenler:

SM(sifingomiyelin)-102
Polietilen glikol [PEG] 2000 dimiristoil gliserol [DMG],
1,2-distearoil-sin-glisero-3-fosfokolin [DSPC]
ve kolesterol
Trometamin

Trometamin hidroklorür

Asetik asit

Sodyum asetat

Sukroz (şeker)

 

PFİZER-BİONTECH aşısının içindekilerin listesi:

SARS-CoV-2’nin viral diken glikoproteinini kodlayan (aşı bu sayede işe yarıyor), nükleositi değiştirilmiş bir mesajcı RNA (modRNA)

Aşağıdakiler de dahil olmak üzere lipidler ve yağlı bileşenler:

(4-hidroksibütil) azanedil) biz (hekzan-6,1-dil) biz (2-heksildesanoat),
2- [(polietilen glikol)-2000]-N, N-ditetradesilasetamit,
1,2-distearoil-snglisero-3-fosfokolin,
ve kolesterol

Potasyom klorür

Monobazik potasyom fosfat

 

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | KORANA AŞISININ İÇİNDEKİLER için yorumlar kapalı
Oca 27

AŞK ZEMZEMİ

AŞK ZEMZEMİ

 

Bir gönül kervanı düşünce yola

Hasreti, özlemi atmaya gelir.

Her an, gece gündüz, vermeden mola

Aşkın zemzeminden tatmaya gelir…

 

Şüphesiz Hak bilir kim kimin yarı

Bir alınyazısı Hak’tır yazarı

Her dem yüreklerde sevgi pazarı

Aşkını aşk ile satmaya gelir…

 

Sevgi kanadıyla uçunca gönül

Yakan bir sevdaya düşünce gönül

Aşk ile coşunca taşınca gönül

Sevgiyi sevgiye katmaya gelir…

 

Dokumuştu ilmek ilmek özüne

Uykuları haram etti gözüne

Doya doya bakmak için yüzüne

Gül yarin koynunda yatmaya gelir..

 

Ayrılığa küsüp darılmak için

Sevgiyle sevene sarılmak için

İki beden birden karılmak için

Bedeni bedene çatmaya gelir…,

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , | AŞK ZEMZEMİ için yorumlar kapalı
Oca 26

NEREYE KADAR SİYASİ İSTİSMAR?

NEREYE KADAR SİYASİ İSTİSMAR?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş hakkındaki kararı güncel tartışmalara neden olurken duayen hukukçu Şahin Mengü değişik bir bakış açısı ile iktidarı da muhalefeti de eleştirdi.

Mengü’den gelen görüşü aynen yayınlıyorum:

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Demirtaş’a “Terörist” diyor ve birçok vatandaşımızın ölümünden sorumlu olduğunu söylüyor.

İktidarın ortağı Devlet Bahçeli, Selahattin Demirtaş’ın partisi HDP’yi “terörle iltisaklı olduğu için” kapatın diyor. Ama yasal haklarını kullanıp gerekeni yapmıyor.

Olan Türk demokrasisine oluyor.

Eğer Demirtaş ve onun Genel Başkanlığını yaptığı parti terörle ve terör örgütüyle iltisaklıysa Meclis’te grubu olan siyasi partilerden herhangi biri Yargıtay Başsavcılığına başvurarak bu partinin kapatılmasını isteyebilir.

MHP’nin desteklediği AKP bunu niye yapmıyor?

HDP’ye oy veren bölgedeki Kürt seçmenin muhafazakar bölümünden oy alabilir miyim düşüncesiyle yapmıyor.

Devlet Bahçeli de “bu parti kapatılsın” diyor ama kendisi de aynı düşünceyle partisine bir hamle yaptırmıyor.

***

Aslında muhalefet partileri de  karmaşık düşünce içindeler.

Demirtaş’ın tutukluluğu üstünden ahkâm kesiyorlar. Ama ciddi bir adım atmıyorlar.

Yapılacak olan şudur;

Mecliste grubu bulunan partiler bir araya gelip, HDP’ye terörle arasına mesafe koyması için açık çağrıda bulunmalıdır.

Eğer HDP bu çağrıyı yanıtsız bırakıyorsa ve terör örgütüyle iltisaklı olduğu düşünülüyorsa Meclis’te grubu bulunan her parti Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurabilir.

Ayrıca AKP’nin elinde ikinci bir yöntem daha var, iktidar partisi olarak hükümetin alacağı bir karar ile Adalet Bakanı da bu başvuruyu yapabilir.

Ama bu da yapılmıyor.

Kendini aydın zanneden ama aydınlanmamış beyin sahipleri de “Artık uygar dünyada parti kapatılmıyor” diye ahkam kesiyorlar.

Bu da gerçek değil, zira İspanya’da ETA ve kapatılan Batasuna partisi örneği var Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bu kararı onadı.

 

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | NEREYE KADAR SİYASİ İSTİSMAR? için yorumlar kapalı
Oca 25

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Her şeye anlamını veren şey, anlayamadığımız şeydir” Jarper.                                                                                                                                          * “Gerçeği sev, hatayı bağışla.” Voltaire

* “Zevke esir olan değil hâkim olan mesuttur.” Aris Tippos

* “Dürüst bir adamdan kötü bir haber almayı bir dalkavuktan duyacağım yalanlara tercih ederim.” Ursula K. Le Guin 

* “Zevkten kanatları olan günler çabuk geçer.” Tagor

* “Sözke süçünse bulun barır.” (Söze tatlı diye aldanan tutsak gider.) Dîvânu Lugati’t-Türk’

* “Küç eldin kirse törü tünglükten çıkar.“(Zulüm avludan girse kanun bacadan çıkar.” Dîvânu Lugati’t-Türk’

* “Tekerrür eden zevk, zevk değildir.” Halide Edip Adıvar

* “Hayatta göreceğiniz iş ne olursa olsun, erdem olmayınca elde edeceğiniz her şeyin, yapacağınız her işin sonunda utanç ve kötülük vardır.” Eflatun 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 24

KAN GRUPLARININ YAŞAYIŞIMIZA ETKİSİ

KAN GRUPLARININ YAŞAYIŞIMIZA ETKİSİ

Kan grupları insanın yaşamını şekillendiren önemli özelliklerden biridir. Uzmanlar, insanların hastalıklara yakalanma riskinde bile bu faktörün önemli olduğunu belirtiyor. Peki hangi kan grubundakiler daha şanslı? İşte kan grubunuz hakkında bilmeniz gerekenler…

Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü’nden Dr. Arash Etemadi, 55 bin kişiyi kapsayan araştırmayı Kuzey Batı İran’da yürüttü. İlk bulgular, belirli hastalıklarda 0 grubu kana sahip olmayanların ölüm oranlarının yüzde 9 daha fazla olduğunu gösterdi.

BU KAN GRUPLARI ADETA KANSERİ BULUYOR

Araştırma sırasında, kan grubuyla mide kanseri arasındaki bağ da incelendi.

Daha önceki araştırmalara göre de, hemen hemen bütün kanser türlerinin A ve AB kan gruplarına karşı büyük ilgili duyduğunu ortaya koymuştu

*MİDE KANSERİ

Üzerinde araştırma yapılmış 63 bin vakada mide kanserinin A ve AB gruplarındaki düşük mide asiti ile yakından ilişkili olduğunu ortaya çıkardı.

*PANKREAS KANSERİ

Pankreas, karaciğer, safra kesesi ve safra yolu kanserleri, dayanıklı sindirim sistemlerine sahip O gruplarında nadir görülüyor. A ve AB grupları yine en çok risk altında olanlar. B grupları eğer onlar için sakıncalı olan kabuklu yemişleri yerlerse bu kanser türlerine yakalanabilirler.

*LENF VE LÖSEMİ

Bu kanser formu, O grupların eğilimli oldukları bir tür. Kan ve lenflerde gelişen bu kanser tercihen O gruplarını sıkıntıya sokar.

*DERİ VE KEMİK

Deri kanserleri de en fazla O grubunun yakalandığı tek kanser türü. Habis melanom deri kanserinin en öldürücü şeklidir. Bu duruma karşı O ve B grupları bağışık değildirler.

*MESANE KANSERİ

Mesane kanseri en fazla A ve B gruplarında görülür. Hem A hem de B grubunun karakterini taşıyan AB grubu ise büyük olasılıkla en yüksek riski taşıyan gruptur.

*GÖĞÜS KANSERİ

Bu kanser türüne yakalanan kadınlar ile ilgili araştırmalar, O ve B kan grubuna sahip olanların tedaviye daha hızlı yanıt verdiğini ve daha hızlı iyileştiğini gösteriyor.

*BEYİN TÜMÖRLERİ

Birçok beyin ve sinir sistemi kanserleri, A ve AB gruplarını tercih ediyor.

*RAHİM KANSERİ

Bu kanser türleri de A ve AB gruplarını tercih ediyor, ancak bu hastalıklara yakalanan B grubu kadınların sayısı da yüksek bulunuyor.

*BAĞIRSAK KANSERİ

Bazı türlerinde kan grubu temel belirleyici olmuyor. Bağırsak kanserine yol açan en önemli etkenler diyet, yaşam biçimi ve gerilim şeklinde sıralanıyor.

*SİNDİRİM YOLU KANSERİ

Dudak, Dil, yanak, diş eti, yemek borusu kanserleri ile tükürük bezlerindeki tümörler, A ve AB grupları ile çok yakın ilişkili bulunuyor. Bu kanserlerin çoğu kendi kendilerine oluşurken, sigarayı bırakıp, alkolü azaltmak ve diyete dikkat etmek riski azaltıyor.

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | KAN GRUPLARININ YAŞAYIŞIMIZA ETKİSİ için yorumlar kapalı
Oca 23

EBU ZERR

EBU ZERR

Ebu Zerr, Muaviye’nin sarayında içinden geçenleri söyleyip kızgınlıkla oradan ayrıldıktan sonra arkasından birinin bağırdığını duyar… Durur, onu bekler…

Koşarak gelen adam “Muaviye gönderdi” diyerek kendisine bir kese uzatır… Ebu Zerr onun ne olduğunu sorunca, adam  “Altın kesesi. Muaviye almanı istiyor”  der…

Hiddetle reddeder Ebu Zerr…

Bunun üzerine adam  “Ey Ebu Zerr, eğer bunu kabul edersen Muaviye beni azad edecek, ben bir köleyim”  diye seslenir…

İşte o anda Ebu Zerr, zamanları aşan şu tarihi cevabı verir: “Muaviye’nin gönderdiği o keseyi alırsam, sen kölelikten kurtulacaksın ama ben köle olacağım!..”

 

Ne mutlu modern köleliği kabul etmeyenlere… Her hâl ve şartta hakkı savunanlara… Hürriyeti adına her türlü güce karşı dik duranlara…

 

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , | EBU ZERR için yorumlar kapalı
Oca 22

KORONA AŞISINDA KİME İNANALIM, KİME GÜVENELİM?

KORONA AŞISINDA KİME İNANALIM, KİME GÜVENELİM?

Fransız Dr. Perronne: “Bu aşılarla GDO’lu domates gibi olacağız!”

Birgül Göker Perdisa, bir süre önce İtalya’daki aşı tartışmalarını, Türk kamuoyuna yansıtmıştı. Dr. Stefano Montanari, “Korona virüse karşı aşı diye tutturmaları tam bir küresel sahtekârlık. Hızla mutasyona uğrayan, antikor oluşturmayan korona virüse karşı aşı hiçbir işe yaramaz.” demişti.

Aşı üreticileri ise bu bilimsel iddiaya karşı “Aşı, yeni mutasyonlar üzerinde de etkilidir” diye açıklamalar yaptı.

***

Birgül Göker Perdisa, bu konuyu da takip etti. İtalyan gazeteciler, “Mutasyona uğramış korona virüs için aşıları ne zaman test ettiler, ne zaman olumlu sonuç aldılar? Ortada açıklanan hiçbir resmi veri yokken böyle bir açıklamayı nasıl yapabiliyorlar?” sorusunu Dr. Stefano Montanari’ye yönelttiler.

Montanari şöyle dedi:

“Bir terzi düşünün diktiği elbisenin 1.90 boyundaki bir insana, 1.50 boyundaki bir insana, 120 kilo olan bir kişiye, 60 kilo olana kişiye de uygun olduğunu söylüyor. Durum bundan ibaret… Farklı ülkelerde farklı ilaç şirketleri tarafından üretilmiş bu aşıların hepsinin aynı olduğu düşünülemez. Bu aşılarda kullanılan mikro organizmalar ile ek maddelerin listesini istemek ve bağımsız laboratuvarlarda bu aşıların analizlerinin yapılabilmesi için numune talep etmek hakkımızdır. Aşı yaptıran kişiye imzalattırılan medeni ve cezai dokunulmazlık belgesi bu aşıları reddetmek için yeterli kanıttır aslında.”

***

Perdisa, “Dr Montanari’nin sözünü ettiği bu belge, İtalya’da korona virüs aşısı yaptıran kişilere imzalattırılıyor; aşı yaptırdıktan sonra ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarında tüm sorumluluğun kendisinde olduğunu bir imzayla kabulleniyor kişi. İlaç şirketleri dava edilemesin diye… İtalyan avukatları da mecbur bırakılan vatandaşı koruyabilmek için farklı bir belge hazırladılar; içeriği özetle ‘aşının yan etkilerinin sorumluluğunu sağlık kurumu, aşıyı yapan doktor ve sağlık personeli üstlenir’ biçiminde… Şayet doktor ya da sağlık kurumunun idarecileri, bu belgeyi imzalarsa mecbur bırakılan vatandaş aşısını yaptırıyor, aksi takdirde aşıyı reddetme hakkı var.” diye bilgi verdi ve uzun süre Paris’te bir hastanenin bulaşıcı hastalıklar bölüm başkanlığını yapan Fransız Prof. Christian Perronne’in görüşlerini nakletti:

*”Aşıların geliştirilmesi ve değerlendirilmesi aceleye getirildi ve şu ana dek bu aşıların etkinliği ya da tehlikeleri hakkında hiçbir bilgi ve belge yayımlanmadı. Sadece bu endüstriyel ilaç firmalarının yaptıkları basın açıklamalarına sahibiz. 

*İşin en kötü yanı da, bize sunulan bu ‘ilk aşılar’ aslında aşı değil, gen tedavisine yönelik ürünlerdir. Vücudumuza enjekte edecekleri ribonükleik asitler, kendi hücrelerimizin virüsün parçalarını üretmesine neden olacak. Bu tür bir aşının sonuçlarını kesinlikle bilmiyoruz,çünkü     ilk kez insan üzerinde deneniyor. 

 

*Vücudumuza enjekte edilecek yabancı bir RNA, DNA’mızı kodlayabilir ve daha sonra kromozomlarımıza entegre olabilir. Bu nedenle, genlerimizi kalıcı bir biçimde dönüştürme konusunda gerçek bir risk var. Spermlerin ya da yumurtaların nükleik asitlerini değiştirerek bu genetik modifikasyonların çocuklarımıza, gelecek kuşaklara dahi aktarılma olasılığı var.

*Gerçeğe aykırı olarak ‘aşı’ diye adlandırdıkları bu gen terapisini destekleyenler ve teşvik edenler, sadece Fransızları değil, diğer tüm dünya vatandaşlarını kobay olarak kullanmak niyetindeler. Mısır ya da domates gibi genetiği değiştirilmiş ürünlerden olmak istemiyoruz.

*Dehşete düşmüş durumdayım, çünkü her zaman aşılardan yana oldum ve aşı politikalarını oluşturan kurumlara yıllarca başkanlık ettim. Bugün bu son derece endişe verici plana dur demeliyiz. Louis Pasteur mezarında ters dönmüştür.”

 

Alıntı: Yeniçağ Arslan Bulut

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | KORONA AŞISINDA KİME İNANALIM, KİME GÜVENELİM? için yorumlar kapalı
Oca 21

AKDAMAR KİLİSESİ YANİ TECAVÜZ ADASI!

AKDAMAR KİLİSESİ YANİ TECAVÜZ ADASI!

Birinci Dünya Savaşı sırasında Van’ın Zeve Köyü’nün bütün halkı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden, Ermeniler tarafından öldürülmüştü. Bununla yetinmeyen Ermeniler kentte, kadınlara toplu halde ahlaksızca tecavüzde bulunmuş, mallarına ve ziynet eşyalarına el koymuştu. Rusya, savaştan çekilirken, elindeki bütün silah ve cephaneyi Ermenilere bırakmıştı. Silahlanan Ermeni çeteler, Doğu Anadolu’yu adeta kan gölüne çevirmişti. İşte bu katliamlardan Van da nasibini almıştı.
GÖL KIRMIZIYA BOYANDI… Kente giren Ermeniler, karşılarına çıkan herkesi kurşuna dizmişti. Can derdine düşen silahsız köylüler, Van Gölü’ne doğru kaçmaya başlamıştı. İşte o anda Van ile Akdamar adası arasında taşımacılık yapan vapurlar imdatlarına yetişmişti. Çaresiz halk, Ermeni zenginlere ait bu vapurlara doluşmuştu. Asıl katliam da burada yaşanmıştı. Vapur, gölün tam ortasına gelince Ermeniler, Türk erkeklerini vahşice katledip cesetlerini suya atmıştı. Kadınlar ise Akdamar’a götürülmüş, ömürlerinin sonuna kadar Ermenilerin tecavüzüne uğramıştı. İşte bu sebeple Akdamar Adasının adı tarihe tecavüz adası olarak geçmiştir… Ermeni Soykırımı yoktur aksine Ermenilerin yaptığı katliamlar ve tecavüzler vardır. Ermeni zulmü ile katledilen ve tecavüze uğramamak namus uğruna intihar eden 50 genç kız vardır Van gölünde ve tarihte… Ruhları Şad olsun. Biz ne mi yaptık? Atatürk’ün kapattığı ve 90 senedir kapalı kiliseleri tek tek acarken, ermeni açılımı diye burasını da tamir edip 2010 senesinde açtık. Her sene utanç adasında ayin yapıyorlar, ayin yaptırıyoruz.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , | AKDAMAR KİLİSESİ YANİ TECAVÜZ ADASI! için yorumlar kapalı