Mar 16

YAHUDİ PAZARLIĞI

YAHUDİ PAZARLIĞI
Yahudi bir vatandaş, oğlunu ticarete alıştırmak için alışverişe göndermiş. Yalnız bir tembihte bulunmuş:
“-Ne isterlerse sen yarısını ver!..”
Çocuk sabahleyin bir ayakkabı mağazasına girmiş.
Bir çift ayakkabı beğenmiş. 
Mağaza sahibinin de bir prensibi varmış:
Günün ilk müşterisini mağazadan boş göndermek istemiyormuş. İlk müşteriye mutlaka ayakkabı satıyormuş.
Çocuk, ayakkabının fiyatını sormuş. Mağaza sahibi söylemiş:
“- Kırk lira.”
“- 20 liraya verirsen alırım.”
Mağaza sahibi prensibini düşünerek, tamam demiş.
Çocuk bu kez, “olmaz” demiş. “10 liraya ver!..”
Mağaza sahibi, “iyi madem al on liraya” demiş.
Çocuk bu sefer de yarısını teklif etmiş:
“- Hayır, beş liraya alırım.”
Mağaza sahibi onu da kabul etmiş. Yahudi çocuğu bu kez iki buçuk lira vermiş. Ayakkabıcı işin içinden çıkamamış:
“- Tamam, para istemiyorum. Al götür ayakkabıları” demiş. Çocuk ne dese beğenirsiniz:
“- Üste yirmi lira verirseniz öyle alırım!”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | YAHUDİ PAZARLIĞI için yorumlar kapalı
Mar 15

Töreye takılan paslı “KULP!” (2)

Töreye takılan paslı “KULP!” (2)

 

Tehdit, dayak, vahşet!..(2)

İşte bu vahim hikayede en çok acı çeken ve en çok acı veren figür de “kurban!..”

Rezaletin en vahim tarafı da budur zaten; Yani “kurban”ın yaşı, konumu ve en önemlisi de çaresizliği, sahipsizliği…

Kurbanla ilgili iki ayrı raporda şunları yazmış uzmanlar;

“… Yaşından daha düşük zekâ yaşına sahip, saf ve çocuksu biri… Yüzde 50 zihinsel engelli durumu olan mağdurun, cinsel istismarın hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmediği…”

Ve küçük kızın tedavi edildiği rehabilitasyon merkezindeki dehşet verici saptamalar da bir o kadar düşündürücü;

“… Mağdurun sürekli uzun kollu giydiği, sağ kolunun omzuna kadar darp izi dolu olduğu, sağ elinin üstünde çizikler olduğu, boynunda morluk ve tırnak izleri!..”

Peki ya; babası öldükten sonra, iki yıl boyunca tecavüz vahşetiyle yüzyüze kalan, yardım istediği herkesin istismarına uğrayan, “imdat” diye bağırdığı zamanlarda yüzüne kapılar kapanan mağdurun polisteki dehşet verici ifadesine ne demeli;

“… Bana ilk tecavüz eden E.Ş.’dir. E.Ş.’nin kardeşi M.Ş. beni bir eve götürdü. Ellerimi ve ayaklarımı bağlayıp, ağzımı koli bandı ile bantladı ve tecavüz etti. Tecavüz eden veya ilişkiye girdiğim kişiler sonra başka kişilerle ilişkiye girmemi istedi. Biri evimize gelerek, benimle ilişkiye girmek istedi. Bunu annem gördü. Sonra annemi arayıp, beni evine göndermesini istedi. Gittiğimde tecavüz etti. Durumumu tüm mahalleye ve dedeme söyleyecekleri tehdidi ile tecavüz ediyorlardı… Bıçağı karnıma dayayıp, zorla tenha yerlere götürüp, tecavüz ediyorlardı…”

 

Alıntı Yeniçağ: Mehmet FARAÇ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Töreye takılan paslı “KULP!” (2) için yorumlar kapalı
Mar 14

RUH HIRSIZI

RUH HIRSIZI

Bir ömür nefesinde, bakışında ferdeyim
Aşkla gönül ufkuma doğduğun seherdeyim
Hafızamda anılar canlandı birer birer
Seni hep yüreğimle kokladığım yerdeyim

Aşk ile bakışına kandığım günler var ya!
Bir ömür seninleyim sandığım günler var ya!
Şimdi hepsi bir hançer saplanır yüreğime
Aşkınla alev, alev yandığım günler var ya!

Safça hatta ahmakça dedim ömür çiçeğim
Seni şu hafızamdan kazıyıp sileceğim
Geç de olsa anladım ruh hırsızı ey kadın!
Ruhumu aldın benden ruhsuz mu öleceğim?

Nasıl bir yaratıksın imandan, dinden ettin
Gök kuşağı renginde dünyamı zindan ettin
İrademi, kanımı sömürdün sülük gibi
Başardın en sonunda Şahbaz’ı candan ettin

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | RUH HIRSIZI için yorumlar kapalı
Mar 13

MİADINIZ DOLDU

MİADINIZ DOLDU

 

“Paspas ettiler” diyorum; her türlü milliyetçiliği ayaklarının altın aldıklarını söylemişlerdi! İslâmcıları da liberalleri iktidara gelmek için kullandılar. Şimdi milliyetçiliği kullanıyorlar.

Bunlar, belli bir projenin ürünüdür. İşte Lozan’ı “dayatma” olarak gördüklerini açıkladılar! “Sevr’i mi isterdiniz” diye sormak gerekir.

Zaten, Türkiye Cumhuriyeti’nin dönüştürülmesi söz konusu edilmiştir. Şimdi pek kullanmıyorlar ama “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” de diyorlardı.

***

Sonradan Milli Eğitim Bakanı yaptıkları Ömer Dinçer, 19-21 Mayıs 1995 tarihlerinde Sıvas’ta bir sempozyumda yaptığı konuşmada, “Türkiye Cumhuriyeti’nin öngördüğü ulusal devlet yahut milliyetçilik esaslarına dayalı devlet fikri yerine uluslararası işbirliği yapan ve belki de siyasi olarak bütünleşen ülkeler söz konusu olmaya başlamıştır” diyerek bu niyeti açıkça belirtiyordu.

Yine Dinçer, “Başlangıçta kurulurken ortaya atılan cumhuriyet ilkesinin de zayıfladığını ve işlevini kaybettiğini görüyoruz. Halk için ve halk adına yönetim diye tarif edilen Cumhuriyet kavramının aslında artık bizim için çok fazla bir mana ifade etmediğini söylememiz de mümkündür” diyordu.

Halen Cumhurbaşkanı başdanışmanı olan Mehmet Uçum ise “Kürt politikası, Türkiye’nin yeni siyasal sistem ihtiyacı içerisinde bir yere sahiptir ve ‘yeni anayasal sistemin bir boyutudur.’ Türkiye’ye özgü ‘başkanlık modeli’, üniter yapı içerisinde ‘adem-i merkeziyetçiliğin geliştirileceği’ bir esasa dayandığından ‘Kürtlerin yaşadığı bölgeler’ de dahil olmak üzere tüm Türkiye bakımından güçlü ‘yerel-bütünleştirici merkez yapısı’nı kurmak hedeftir. Yani ‘dışlayıcı ve baskıcı Türk milleti’nden ‘kapsayıcı ve özgürleştirici Türkiye milleti’ne geçiş sürecinde Kürt sorununun kalıcı çözümünün gerçekleşeceği bir siyasal realite söz konusudur.” demiştir. Diğer danışmanlardan ikisi de eyalet sistemini savunmuştur.

Abdullah Öcalan‘ın, dolayısıyla ABD’nin de projesi bu zaten! Öcalan, aynı görüşleri “demokratik konfederalizm” diye savunuyor.

***

Bunları niçin hatırlattım. Çünkü Tayyip Bey‘den sonra AKP Genel Başkan Yardımcısı Harun Karacan da “Zeytin Dalı Harekâtı Türkiye’deki 3 milyon Suriyelinin kendi topraklarına dönmesini sağlayacak.” dedi.

İyi de “Suriyeliler ülkelerine dönmeli” diyenlere “ırkçı” diyordunuz, “bunlar Ensarı bilmez” diyordunuz!

Şimdi, Afrin operasyonunu daha sonuçlanmadan oya dönüştürmeye ve asıl projenizi hayata geçirmeye çalışıyorsunuz!

Fakat sizin de miadınız doldu.

 

Kaynak Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | MİADINIZ DOLDU için yorumlar kapalı
Mar 12

Altın Sözler

Altın Sözler

 

* “Gerçek sanatçının görevi; dünyanın maddi güzelliklerini değil, çirkinliklerini eleştirip, gerçekleri aktarmaktır”  Tolstoy

* “İşleyebileceğiniz en büyük günah, başkasından nefret etmek değil, ona kayıtsız kalmaktır. İnsanlık dışı olmanın özü nefret değil kayıtsızlıktır.” Bernard Shaw

*  “Yasama, yürütme yargı iç içe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir.” Jean-Jacques Rousseau

*  “Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir”  Sokrates

* “Gençler, bizim çektiklerimizi çekmemek ve bu ulusa çektirmemek için, siz de O’nu iyi tanıyınız. Mustafa Kemal bizimdi, Atatürk sizindir.” Falih Rıfkı Atay

* “Bir ülkede dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün sağladığı çıkardan daha fazla olursa o ülke batar” Montesquieu

* “Dalkavuğun yüzüne toprak saçın” Hz. Muhammed

* “Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince, o rejim mahkûm olmuştur.” Montesquieu

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Mar 11

Töreye takılan paslı “KULP!” (1)

Töreye takılan paslı “KULP!” (1)

 

92 cani, 653 tecavüz!.. (1)

Son yıllarda çok “töre” hikayesi yazdı bu kalem… Ancak gazete köşelerine yansıtılan ya da kitaplaştırılan hiçbir öyküde, insanlığı topluca rezillik çukuruna çeken böylesine bir iğrençliğe rastlamadı bu kalem…

Çünkü koca bir “ilçede”, neredeyse herkesin gözleri önünde ve herkesin bildiği kuytularda yaşandı bu rezalet… Herkes gördü, duydu, seyretti, sustu ve ne yazık ki bir çok insan da ortak oldu bu ahlaksızlığa!!!

Ve ne çare ki, “kurban” aynıydı da, saldırganların içinde çoğu birbirini tanıyan, birbirine arkadaş hatta “akraba” olan, her meslekten “insan”lar (!) vardı hikayenin içinde;

Kuyumcu, elektrikçi, lokantacı, taksici, okul temizlik işçisi, belediye çalışanı, kasap, kamu görevlisi, itfaiyeci, kıraathaneci, kırtasiyeci, aşçı ve kuaför… Ve daha bilinmeyen niceleri!..

Ortaya çıkartılan, belirlenen, bilinen ve tanınan eşgallere bakılırsa, tam 92 cani var bu rezaletin içinde!..

Ve 2014-2015 yılları arasında, bir çaresiz masuma yönelik en az 653 kez taciz ve tecavüz!..

Üstelik bitmeyen tehditler, dayaklar, iğrenç şantajlar, mide bulandırıcı sapkınlıklar; “erkek”lik ya da gerçek “adam”lığın boynuna kirli bir urgan geçiren adice işkence yöntemleri!..

Nerede olursa artık; evde, ormanda, arabada, çayırda- bayırda dağda-vadide, ahırda-tarlada ve küçük kurbanın evinde, hatta tehditlerle çaresiz bırakılan annesinin gözleri önünde!!!

Peki kurban kim?.. Nasıl yaşayabildi insanlık onurunu çamura bulayan bu utanç verici rezaleti?..

Kimin boynuna dolandı bu kez; her fırsatta “töre”ye sığınanların aslında töreyi de infaz ettikleri paslı feodal zincir?..

 

Alıntı Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Töreye takılan paslı “KULP!” (1) için yorumlar kapalı
Mar 10

Seyit Onbaşı (2)

Seyit Onbaşı (2)

Atatürk Seyit Onbaşıyı Aratır.

Kocaseyit, harpten döndükten sonra burada köyünde kimseye savaş ile ilgili bir şey anlatmaz. 9 yılda yaşadıklarını kendine saklar. Kolay değil, yaşanan olaylar, büyük travmalar yaratmıştır muhtemelen. 1929’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir açılış için Havrana gelir. Açılıştan sonra Havran Nahiye Müdürü’ne der ki, “Burada bir Seyit Onbaşı olacaktı onu görmem lazım.”
Ancak Havran Nahiye Müdürü, Seyit Onbaşı’nın hangi köyde olduğunu bilmez. “Buluruz tabii Paşam” deyip, Edremit askerlik şubesinden Seyit’i sordurur. Manastır köyünde bulunur. Şubeden 2 jandarma görevlendirilip salınır. Sabah çıkan jandarmalar akşamüstü köye gelir. Koca seyit, dağa kömüre gitmiştir. Jandarmalar evinin önünde akşama dek bekler. Akşam geç saatte evine gelen Seyit, jandarmayı görünce, kaçak kömür için geldiklerini sanır. Ama bozuntuya vermez. Askerlere “suçum ne ki” diye sorar. “Hayır, suçun yok biz seni bekliyoruz. Seni Paşa çağırıyor.” Seyit, sevinir.
Gece yarısı vardıklarında nahiye müdürü, Seyit’i perişan vaziyette görünce, önce onu bir güzel yıkatır, berberde saç sakal traşı yaptırır. Sabah da elbisesini verir. Atatürk’ün yanına çıktığında, biraz sohbetten sonra Paşa ‘ne istersen, iste sen büyük kahramanlık yaptın’ der.
Maaş bağlatılmasını teklif eder. Seyit Ali, “Hayır paşam” demiş, “biz görevimizi yaptık maaş için değil” der. Tek bir isteği olur Atatürk’ten, “Ben dağda kaçak odunla kömür imal ediyorum. Havran ve Edremit’te gece kaçak satıyorum. Senin emrinle o dağdaki ormancılar baltamı almasa. Rahat çalışsam, maaş da istemem”
Atatürk, nahiye müdürüne talimat verir, Seyit’e dokunulmasın diye.
Ancak iki yıl sonra yeni gelen nahiye müdürü bu emri uygulamaz, Seyit’e pek rahat verilmez.
Seyit Ali Onbaşı, bir süre daha dağda odun kömürü yapar.
Yaşlanmaya başlayınca zorlanır, Havran ’da bir fabrikada hamallığa başlar.
Seyit Ali Çabuk, 1939’da 50 yaşındayken, zatürreye yakalanır ve yaşamını yitirir.
Köyündeki mezara gömülür.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | Seyit Onbaşı (2) için yorumlar kapalı
Mar 09

Cinsel saldırı, tecavüz

Cinsel saldırı, tecavüz

 

Gün geçmiyor ki yurdun bir köşesinden cinsel istismar veya tecavüz haberi gelmesin! Üstelik artık bebeklere bile saldıranlar var! Bir olay, iki olay bile olsa vahim ama durum çok daha tehlikeli bir hal almaya başladı.

Cinsel suçlarda gerçekten artış var ve artık kimseye çocuk emanet edilmemesi yönünde bir anlayış gelişiyor. Tıpkı Batı toplumlarında olduğu gibi…

***

Psikiyatri uzmanları, çocuklara yönelik cinsel saldırıda bulunanların çoğunlukla, kendi çocukluklarında böyle bir olay yaşadığını veya uyuşturucu kullandığını söylüyor! Öyle ki bazı olaylarda sapıkların hedefi kendi çocukları bile olabiliyor! Çünkü beyinleri insan beyni olmaktan çıkıyor! Hayvanlar ise zaten yavrulara dokunmuyor.

Yoksa insanlar, son zamanlarda yediklerinden, içtiklerinden veya kullandıkları ilaçlardan mı etkileniyor? Ülkemizde artık halk sağlığını bir kenara bırakın, askerler zehirleniyor. Askerin kendi yemeğini pişirmesi uygulamasına son verildi. Yemek işi özelleştirildi ve yandaşlara verildi. Şu anda Afrin’deki operasyona katılmak için bölgeye gelen askerlere verilen yemeğin kalorisi düşük. Bir kuru fasulye tabağında 10-15 fasulye tanesi sayabiliyorsunuz. Fasulye çorbası yani!

Araştırdığınızda yemek şirketinin sahibi bir bölge milletvekilinin kardeşi çıkıyor! Hangi komutan buna itiraz edebilir? FETÖ’cü ilân edilerek ordudan atılmak işten bile değil. Aslında bu tür olaylar da “hakka tecavüz” ama iktidarın umurunda bile değil.

 

Alıntı Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Cinsel saldırı, tecavüz için yorumlar kapalı
Mar 08

Erkekliği Beş Para Etmezmiş

Erkekliği Beş Para Etmezmiş

 

TIR şoförü orta yaşlı bir adam, kamyoncuların durup yemek yedikleri benzin istasyonunda kahvaltısını ederken içeriye, deri ceketli, dev gibi üç tane motosiklet sürücüsü serseri girmiş…

Birincisi adamcağızın tabağındaki çorbada sigarasını söndürüp yan taraftaki sandalyeye oturmuş…

İkincisi adamın içtiği suyun içerisine tükürüp arkadaşının yanına oturmuş.

Üçüncüsü de adamın tabağını ters çevirip arkadaşlarının arasına geçip oturmuş

Adamcağız en ufak bir itirazda bulunmadan, barı sessizce terk etmiş. Kısa bir süre sonra serserilerden biri garson kıza dönüp;

-“Ne biçim herif bu? Erkekliği beş para etmezmiş!..” demiş.

-“Evet!” demiş kız,

-“Şoförlüğü de beş para etmezmiş… Biraz evvel benzinlikten çıkarken dev gibi tırı ile üç tane motosikletin üzerinden geçti gitti !..”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | Erkekliği Beş Para Etmezmiş için yorumlar kapalı
Mar 07

ABD Zayıf ve bölünmüş Türkiye istiyor!

ABD Zayıf ve bölünmüş Türkiye istiyor!

 

Geçtiğimiz günlerde Ukrayna haber ajansı: “ABD’nin 2016 yılında Ukrayna-Türkiye ortak projesine engellediği, ABD’nin Ukrayna-Türkiye anlaşmasına şiddetle karşı çıkmasının nedeni olarak, Türkiye’nin kontrolsüz güçlenmesinden korktuğunu” iddia etti.

Sözde müttefik ABD, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan ve Ürdün’le Ocak ayında gerçekleştirdiği ve yeni Orta Doğu stratejisi üzerinde çalıştıkları gizli toplantıyı Türkiye’yi dışlayarak yapıyor. Toplantı “Türk-Kürt çatışmasına odaklı” olarak düzenlenmiş. ABD, bütün hesaplarını bölgede çıkacak İsrail-İran ve Türk-Kürt savaşı üzerine kurmuş durumdadır.

Türkiye’nin millî varlığını, sınırlarını ve güvenliğini korumak amacıyla başlattığı Afrin harekâtının önünü kesmek için ABD elinden her geleni yapıyor. Türkiye’nin millî güvenliği için meşru müdafaa bağlamında yapmak zorunda kaldığı Zeytin Dalı Harekâtı’nın, utanmadan müttefiki PKK/PYD’nin dikkatini dağıttığını söylüyor. ABD Sözcüsünün ‘ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’i bahane olarak kullanıyor ama bizim Suriye’de kalıcı olmamız lazım’ sözleri her şeyi anlatıyor.

ABD, bölgede zayıf ve bölünmüş bir Türkiye yaratmaya çalışmaktadır. İsrail’in oldubittilerini sineye çeken bir Türkiye’yi yaratmak için var gücüyle çalışmaktadır.

 

Türkiye-ABD savaşı dillendirilmeye başlanmıştır!

 Türkiye’yi bölgede durdurmak ve durduramasa da harekâtı sınırlandırmak için elinden ne geliyorsa onu yapıyor. Son BMGK kararını da ABD bu yönde yorumluyor. Sözcü, Suriye’de Zeytin Dalı Harekâtı’nı sürdüren Türkiye için, “BMGK’nın aldığı ateşkes kararını yeniden okumalarını tavsiye ederiz” diyor. Her gelişmeyi ABD terör örgütünü korumakta kullanıyor.

Dahası ABD, işi açıktan Türk-ABD savaşından söz eder noktaya taşımıştır. CIA eski Başkanı David Petraeus’a olası bir Türk-ABD sıcak çatışmasında neler olabileceği sorusu soruluyor.

Onun cevabı şöyle oldu: Orada durup iki defa düşünmeleri lazım. Türklerden bahsediyoruz, kontrolümüzdeki Araplardan değil. Düzenli taktik ve bizde bile olmayan disiplinli bir orduya sahipler. Geri çekilme gibi bir huyları yok ve bu olasılığı hiç düşünmüyorlar. Topyekûn savaşan bir millet. Olasılık hesapları yapmıyorlar, akıllarında toprakları ve dinleri varsa kaygılanıp sonlarını düşünmüyorlar.

 

Alıntı Yeniçağ: Özcan YENİÇERİ

Posted in Gündem | Tagged , , , , | ABD Zayıf ve bölünmüş Türkiye istiyor! için yorumlar kapalı