Ağu 04

“PRANGA”

“PRANGA”

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Aksaray’da halka böyle seslenmişti: “Bu sistem var ya bu sistem, bu bizim bileklerimizde prangaydı. 16

Nisan’da bileklerimizdeki bu pranganları söküp atmaya var mıyız?”

Allah biz garibanlara da böyle altın prangalar nasip eder mi?

Kayseri’de tornacı Ahmet Hamdi ustanın oğlu Abdullah’ı Milletvekili, Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı yapan bu sistemin prangası mıydı?

Isparta köylüsü rahmetli Yahya’nın çocuğu Çoban Sülü’yü Başbakan, Cumhurbaşkanı ve ülkedeki bütün makamlara taşıyan bu sistemin prangası mıydı?

Ziraat Bankası’nda memur olarak çalışan Malatya’lı rahmetli Mehmet Sıddık Bey ile Tunceli Çemişgezek’li kadının oğlunu devletin zirvelerine çıkarıp

Cumhurbaşkanı yapan bu sistemin prangası mıydı?

Kardeşi Korkut Özal, önce Tarım Bakanı sonra İçişleri Bakanı yapan,

Diğer kardeşi Yusuf Bozkurt Özal 46. Hükûmet’te Devlet Bakanlığı yaptıran,

Dayıoğulları Hüsnü Doğan’ı Tarım, Milli Savunma ve Enerji Bakanlıklarında görevlendiren bu sistemin prangası mıydı?

Rize kökenli denizyollarında kıyı kaptanı rahmetli Ahmet Erdoğan’ın Kasımpaşa doğumlu oğlu Recep Tayyip Erdoğan’ı Belediye Başkanı, Başbakan ve

Cumhurbaşkanı yapan bu sistemin prangası mıydı?

Erzincan’ın Refahiye ilçesi Kayı köyünden Topal Dursun’un oğlu Binali Yıldırım’ı Başbakanlık koltuğuna yerleştiren de bu sistemin prangası mıydı?

HERKES İSTER O ALTIN PRANGALARDAN (K.Ş)

 

Not: Servet AVCI’nın yazısından alınmıştır

Posted in Gündem | Tagged , , , , | “PRANGA” için yorumlar kapalı
Ağu 03

Gerizekalı

Gerizekalı

 

Okula yeni gelen Öğretmen Öğrencilere çağrıda bulunur.

Kendini gerizekalı hisseden varsa ayağa kalksın. Sınıftan çıt çıkmaz. Nihayet bir öğrenci ayağa kalkar.

Öğretmen: “Sen kendini gerizekalı mı hissediyorsun evladım? Diye sorar.

Ayağa kalkan öğrenci: Hayır ama sizin tek başınıza ayakta kalmanıza gönlüm razım olmadı.”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , | Gerizekalı için yorumlar kapalı
Ağu 02

15 yıllık AKP iktidarının siyasi kazanımları!

15 yıllık AKP iktidarının siyasi kazanımları!

 

AKP ve Tayyip Erdoğan iktidarı, Kasım ayında 15 yılını doldurmuş olacak. Bu süre içinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinden geriye gidildi. Türkiye’nin tarihi birikimi, zamanında İngiliz istihbaratının güdümünde kurulan Mısır’daki İhvanı Müslimin örgütünün ideolojisi uğruna harcandı. Üstelik seçmen kitlelerine “Müslüman Kardeşler enternasyonali” hatta “Hilafet” için çaba sarf ediliyor görüntüsü verilirken, en yakın Müslüman komşularla köprüler atıldı.

Bir ara AKP iktidarı da “komşularla sıfır sorun” politikasını uygular gibi yaptı. Bu politika Suriye, Irak, Ürdün ve Lübnan’ı Türkiye’ye entegre ederken bölgede kalıcı bir barış ortamı tesis ediyordu. Bu bahar havası, ABD, İngiltere ve Fransa’nın önce Libya sonra Suriye’ye müdahalesine destek verilerek havaya uçuruldu.

İsrail ile “one minute tiyatrosu” oynanarak ve son anda AKP’li milletvekillerinin telefon talimatıyla indirildiği Mavi Marmara gemisinin Gazze’ye gönderilmesi gibi “danışıklı gerginlik” politikası takip edilerek İslam dünyasının liderliği elde edilmeye çalışıldı ama bu da saman alevi gibi yanıp söndü.

Erdoğan‘ın görev süresinin 15’inci yılında ise Türkiye’nin barış içinde olduğu komşusu”, Irak’tan ayrılarak bağımsızlık ilan etmek için referandum kararı alan Barzani‘nin federe devletidir! Bir de Bulgaristan var.

Türk egemenliğinde olan 18 adanın ve bütün kayalıkların fiilen devredildiği Yunanistan ise Kıbrıs’taki Türk devletine de son vermek için Türkiye’yi masaya oturtmuş durumdadır.

Türkiye, Suriye, Irak ve Mısır ile kavgalıdır. Erdoğan‘ın aniden “Pers şovenizmi”nden bahsetmesi de İran ile ilişkilerin nereye sürükleneceğini göstermektedir!

***

Erdoğan, 15 Temmuz’u resmi tatil ilan ettiklerini de hatırlatarak, “15 Temmuz’u bir millî gün olarak kutlayacağız” diyor. Türkiye’yi 15 Temmuz’a götüren, Erdoğan‘ın “Allah dedikleri için bunlara müsamaha gösterdik. Aynı menzile giden farklı yollardan biri olarak gördüğümüz bu yapının aslında bambaşka niyetlerin sinsi hesapların aleti, aracı olduğunu uzun süre görmedik, göremedik” diyerek siyasi ve hukuki sorumluluğundan kurtulmak istediği FETÖ’dür!

Hukukta, bilmemek mazeret sayılmaz! Tabii gerçek hukukta!

Kısacası, İstanbul ve çevresindeki bayındırlık hizmetleriyle birlikte 15 yıllık AKP iktidarından geriye, muhalefeti terör örgütleriyle özdeş gösterdikleri için ülke içinde halk; dış politikada ise komşularla Türkiye arasına inşa edilen düşmanlık duvarları kalır!

 

Alıntı: Arslan BULUT

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | 15 yıllık AKP iktidarının siyasi kazanımları! için yorumlar kapalı
Ağu 01

Fatih Sultan Mehmed’in namaz kıldırdığı 556 yıllık açık hava camisi

Fatih Sultan Mehmed’in namaz kıldırdığı 556 yıllık açık hava camisi

Gümüşhane’nin Kürtün ilçesi Özkürtün beldesine bağlı Kadırga Yaylası’nda Fatih Sultan Mehmet Han’ın Cuma namazı kıldırdığı çatısı olmayan açık hava camisinde 556 yıldır insanlar çimen üzerinde namaz kılıyor. 

Fatih Sultan Mehmed’in namaz kıldırdığı 556 yıllık açık hava camisi Yaz aylarında Cuma günleri yaylada kurulan halk pazarı nedeniyle çevre il, ilçe, köy ve yaylalardan Kadırga’ya akın eden vatandaşlar, Cuma namazını üzeri açık camide kılıyor. Otel, lokanta, kahvehane, bakkal, manav gibi yeme, içme ve konaklama tesislerinin bulunduğu yaylada bulunan ve Fatih Sultan Mehmet Han’ın namaz kıldığı rivayet edilen açık caminin tabanı da doğal çim.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | Fatih Sultan Mehmed’in namaz kıldırdığı 556 yıllık açık hava camisi için yorumlar kapalı
Tem 31

Mutlak doğruyu yakalamışken demokrasi de ne?

Mutlak doğruyu yakalamışken demokrasi de ne?

Kendi fikirlerinizden bu derece emin, karşı fikir sahiplerinin kötülüğüne bu derece ikna olmuş iseniz, sizinle münakaşa etmek, fikir teatisinde bulunmak mümkün müdür? Hani şura ile karar vereceksiniz ya, o şuradakilerin özelliği nedir? Şu üç fırka olabilir belki:

1) Sizin fikirlerinizin dâhice olduğunu iddia edenler

2) Muhteşem olduğunu söyleyenler

3) Bir de “hakkı âliniz var efendim” diyenler…

Televizyonlarda muhaliflere ateş püsküren siyasîleri bir de bu gözle dinleyin. Bunların kendi hatalarını görüp düzeltme imkânları var mıdır? O hain düşmanlarının söylediklerinin arasında farzı muhal hakikat kırıntıları bulunsa, bunları görmeleri mümkün müdür? Kendi kendilerine, “acaba ben bir yerde hata mı yaptım?” diye sormaları mümkün müdür? Hatalarını bulup düzeltmeleri imkân dâhilinde midir? Etrafının düşmanlarla ve ajanlarla sarılı olduğuna, haklılığı ve doğruluğu bu kadar belli tezlerinizi bu düşmanların tenkit cüretinde bulunduklarına, bunu da sırf düşmanlıklarından yaptıklarına inanıyorsanız, bu insanlarla sandığa girip demokrasi uğruna gerektiğinde ülkenin veya partinizin yönetimini onlara teslim edebilir misiniz? Siz mutlak doğruyu ele geçirmişken demokrasi denilen ve ne idüğü pek de belli olmayan bir kavram için batıla, küfre teslim olur musunuz?

Daha beteri… Bunlar biz kâfirlerle daimî cihad halinde oldukları için bize karşı ahlâklı, âdil davranma gibi bir endişeleri de olamaz. Canımız da ırzımız da malımız da helaldir onlara! Yalan söyleyebilirler, harpte hile mubahtır. Yalan, harp hilesinin en masumudur. Hırsızlık yapabilirler, ganimet haktır. Onlar Allah’ın emriyle biz kâfirlere karşı cihad içinde oldukça yapabileceklerinin hiçbir kanunî, ahlâkî veya insanî sınırı yoktur. İş bazen tekfire ve kafa kesmeye kadar gitmeyebiliyor. Ama kibrin, kendi fikrinden asla şüphe etmemenin, daha ileri giderek kendi fikrini mutlak doğru kabul etmenin, yüzde yüz aynı fikirde olmayanı açık veya kapalı aşağılamanınağırı da hafifi de kötüdür.

Rahmetli Mümtaz Turhan’ın “Kültür Değişmeleri”nde, çok sevdiğim ve sık sık alıntıladığım ifadelerini hatırlayalım:

“[O] kolay ikna edilemez, inandıklarını hakikat, kırık dökük ve irtibatsız müşahedelerini de realite sanmaktadır. Onda ne ilim adamının müsamahası ne de hakikat karşısında teslim olmaya hazır olma uysallığı vardır. Bu bakımdan, Türk münevveri ile onun cahil diye damgaladığı halk arasında ilmî düşünüş ve zihniyet bakımından, büyük bir fark yoktur. Çünkü her ikisi de peşin hükümleri, kanaatleri ve batıl itikatlarıyla, yani inançları ile hareket etmektedir. Aradaki fark, sadece bu zihnî muhtevaların mevzu ve nevilerindedir.”

 

Alıntı: İskender Öksüz: ‘Tekfircilik’

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Mutlak doğruyu yakalamışken demokrasi de ne? için yorumlar kapalı
Tem 30

Altın Sözler

Altın Sözler


* “Nerede bir Türk varsa, orayı kalbinden seveceksin.” Boyun eğmeyeceğiz! Zira öteden beri Hing-nu’lar (Hun) kuvveti takdir eder, tabi olmayı hakirgörürler. Savaşcı süvari hayatımız sayesinde bri ulus olduk. Zira bilirler ki, savaşta savaşcıların kaderi ölümdür. Biz ölsek de, kahramanlığımızın şöhreti kalacak, çocuklarımız ve torunlarımız diğer kavimlerin EFENDİSİ OLACAKLARDIR.”   Mete HAN, Hun Hükümdarı


* “Türkleri seviyorum. Onlar, cennetten bir köşe olan bu eşsiz memlekete yakışan, eşsiz insanlar. Yaradılışlarında göksel bir azamet, gönül
alışlarında ise meleklerde bulunmayan bir mahviyet var. Bu büyük ruhlu milletin arasında vatanımı unutmaktan korkuyorum. Vatan aziz, pek aziz. Lakin Türk te aziz ve çok aziz.”  Conte De BONNEVAL


* “Bütün milletler içinde cesaret ve secaatte Türklerden daha ileride olan ve büyük amaçları elde etmek uğrunda daha ileri gidebilen bir millet yoktur. Allahu teala onları arslan suretinde yaratmıştır…
Türk, bağı çözüldükten sonra, askere başbuğ olmak veya perdedarlık etmek veya bir topluma emir vermek ve yasak koymaktan başka bir işe razı olmaz.” IBN HASSUL

* “Türk asillerin asilidir. Yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüksek soyluluk ona, tabiatın hediyesidir. Sadelik içinde balagatı, zarif bir durgunluk içinde duygulu bir hayatiyeti ve parıltılı bir hayat içinde kibar bir hakikat hissettiren tek varlık Türklerdir. Şark hülya ve efsaneler alemidir. Türk, o rengarenk alemin gözüdür, dilidir, ışığıdır ve yaşayan gerçeğidir.”  PIERRE LOTİ

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Tem 29

Egede ve Çanakkale’de neler oluyor.

Egede ve Çanakkale’de neler oluyor.

Ege Denizi’nde Türk egemenliği altında bulunan 18 ada, 2004 yılında Yanan egemenliğine terk edildi! Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, “Hükümet 2004 yılında AB’den müzakere tarihi alabilmek için bu adaları alenen Yunanistan’a verdi.  Şimdi de AB olmasa da olur diyorlar. İşlenen günah çok büyük.” diyor.

İnternetten mesaj gönderen bir okur ise bu işin nereye vardığını özetliyor:

“Çanakkale’nin Çamlıca köyünden arkadaşım, evlerin  restore edildiğini, Yunanistan’dan sık sık turist geldiğini, eğlenceler düzenlendiğini anlattı. Köy okulu olarak kullanılan eski kilisenin restore edileceğini ve okul arazisinin tapusunun köye devredilmediğini bildirdi. Ben Gemlik Zeytinli köyünün adının Rumca Tirilye dönüştürülmesini anlatınca Çamlıca köyü tabelasına da eski Rumca adının ekleneceğini bildirdi.

Çanakkale merkezinde, ilçelerinde, köylerinde buna benzer çok dolaplar dönüyor. Bölgede eski Rum tapuları tespit edilerek ABD’ye gönderiliyor. Biz bunları 1922’de denize dökmüştük ama şimdi Yunanistan’a verilen 18 adanın dışında köylerimiz ve kasabalarımız da turizm maskesi altında Yunan’ a peşkeş çekiliyor!”

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Egede ve Çanakkale’de neler oluyor. için yorumlar kapalı
Tem 28

AŞIĞIYIM

AŞIĞIYIM

Kâinata gelişin sebebini bilerek

Mazlumun, kimsesizin gözyaşını silerek

Gerekirse Hak için seve seve ölerek

Yaradan’a kul olan esarete aşığıyım!

 

Yaşanmakta korkuyla tükenmişlik her canda

Yiğitlik, kahramanlık damarda asil kanda

Bilinen, bilinmeyen bu evrende, mekânda

Ölüme gülüp geçen cesarete aşığıyım!

 

Nallarının sesiyle şahlanan o atların

Hürriyetle buluşan beyindeki tatların

Adalete hükmeden halef olmuş zatların

Yaşatıp yaşadığı asalete aşığıyım!

 

Şahin gibi görenler görmeyenden kör şimdi

Ateş gibi acılar yüreklerde kor şimdi

O duyan kulakların duymaları zor şimdi

Lep demeden anlayan ferasete aşığıyım!

 

Bir değer değil midir vatandaki her çakıl?

Gaybı elbet bilmiyor yaşayan bütün akıl

Her an anılmak için gel adalete takıl

Geleceği anlayan basirete aşığım!

 

Her canlıya bir yuva Türk’e bir vatan gerek

Toprak vatan olunca altında yatan gerek

Haine, satılmışa, düşmana çatan gerek

Vatan için yükselen hararete aşığım!

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | AŞIĞIYIM için yorumlar kapalı
Tem 27

Köktendinci değil, jihadi değil, tekfirci

Köktendinci değil, jihadi değil, tekfirci

11 Eylül’de uçakların New York kulelerine çarpmasıyla, Batı’nın Müslümanlara ilgisi arttı. Topunu aşağılamak olmazdı, bunların nüfusu milyarlardı ve üstüne üstlük bol petrolleri vardı. Hepsi de uçağa binip kulelere çarpmıyor, bomba kuşanıp kendilerini patlatmıyordu.

Peki, hangileri iyi, hangileri kötü Müslümandı?

Önce kötülere “fundamentalist” dendi. Bize bunu “köktendinci” diye tercüme ettiler. Bu tabir bizde takılıp kaldı. Fakat Batı’daki İslâm âlimleri bu hatayı kısa zamanda düzeltti. Gerçi kendilerine “Selefî” diyen bazı gruplar için ithamlar haklıydı ama İslâm’ın köküne inildiğinde karşınıza mutlaka canlı bombalar çıkmıyordu. Hatta tam tersine reformcu ve hiç de şiddet taraflısı olmayan bazı Müslüman âlimleri fundamentalistti. Meselâ, “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı/Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâmı” diyen Mehmet Akif fundamentalist sayılabilir. İkbal ve Abduh da öyle… Fundamentalist pek istenen manaya oturmayınca bu sefer “cihadçı- jihadi” etiketi denendi. Buna Müslümanlar hep bir ağızdan aynı cevabı verdi: Cihad bir tehdide karşı veya vatan müdafaası maksadıyla harp demektir ama büyük cihad, insanın kendi kendiyle, kendini terbiye için verdiği cihaddır. Kaldı ki cihadın Batı dillerindeki yakın kardeşi “crusade”, yani haçlı seferi idi ve meselâ Bush, Irak’ta aslında olmayan kitle imha silahlarını yok etmeğe giderken attığı nutuklarda haçlı seferi üzere yürüdüğünü ilân ediyordu. Popüler ABD basını bu haçlı seferi sırasında başkanlarının başucunda, rahip Oswald Chambers’in, Mısır’da, Çanakkale’ye çıkacak İngiliz askerlerine verdiği vaaz koleksiyonunu ihtiva eden kitabın bulunduğunu yazıyordu. Bush’un cihadı cici, başkalarınki kötü müydü… Bu da tutmadı.

Sonunda, yine Batı üniversitelerindeki İslamiyet uzmanı Müslüman akademisyenlerin yardımıyla doğruya yaklaşıldı. Gördüler ki insanları koyun gibi boğazlayan, bomba olup patlayanların ortak bir özelliği vardı… Bunlar kâfirlere karşı mücadele ettikleri kanaatindeydi. Hedeflerindeki kâfirlerin çoğu da eski Müslüman kâfirlerdi! Eh, mürtedin, yani dinden dönenin de katli vacipti.

Terörist Müslümanların gerçekten bir ortak özelliği vardı: Tekfircilik!

 

Alıntı: İskender Öksüz: ‘Tekfircilik’

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | Köktendinci değil, jihadi değil, tekfirci için yorumlar kapalı
Tem 26

“Bisiklete üç kişi bineysunuz!..”

“Bisiklete üç kişi bineysunuz!..”

Temel İtalya’da trafik polisi olarak görev yapmaktadır. Bisikleti ile  yol trafiğini ihlal eden bir papazı durdurur: – “Papaz bisikleti durdurur misun, sana ceza yazacağum.” der-

“Ceza mı? Der papaz. Sayın memur bana ceza yazamazsınki.” Der

Temel – “Haçan niçin yazamayrum ki?der”

Papaz gülerek cevap verir:

– “Benim sağ kolumda İsa var, sol kolumda ise Meryem var.”

Temel heyecenlı bir şekide cevap verir:

– “Uy da, sana ceza yazayrum. Bisiklete üç kişi bineysunuz!..” :

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | “Bisiklete üç kişi bineysunuz!..” için yorumlar kapalı