Haz 12

Altın Sözler

Altın Sözler 

www.kenansahbaz.com

* Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, biri de doğmamıştır.   Çin Atasözü

* İnsanların ne kadar kötü olduğunu görmek beni hiç şaşırtmıyor, fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce hayretler içinde kalıyorum. Goethe

* İnsanlar yüksek mevkilere ulaştıkça tanrılaştıklarını zannederler, düştükleri zaman insanlıklarının da elden gittiğini görürler. Sokrat

* İnsanlar başkalarının kusurlarını görmek hususunda keskin gözlere sahip kartallara benzerler. Kendi kusurlarını görmekte ise başını kuma gömen deve kuşuna.
 Ey diken arayan kimse! Cennete girsen bile, orada senden başka diken bulunmaz. Hz. Mevlana

* İnsanlar ağaçlardan ders almalıdırlar. Ne üzerlerinde barınan kuşların, ne gölgelerinde yatan insanların ne de verdikleri yemişlerin hesabini tutarlar.
İyi düşünür, fena hareket ederiz. İkisini nefsinde birleştiren insan; bir istiridye kabuğu içindeki nadir bir inci tanesi gibidir. Bir insan
ne kadar fazla şeyden utanırsa o kadar hürmete layıktır. Bernard Shaw

* İnsan her yerde aynı insandır; bir insanın yaratılışında asalet yoksa, kainatın tacını giyse yine de çıplak kalır. Montaigne
* Sis yelpaze ile dağıtılmaz. Japon

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Haz 11

Hiç Bir Güç Türk Birliğine Engel Olamaz!

Hiç Bir Güç Türk Birliğine Engel Olamaz!                                                                                                                                           www.kenansahbaz.com

Tanrı Türk’ü yarattı…

Türk birliği yaratılışın emridir; Türk soyunun, Türk kanının, Türk geninin emridir; tarihin emridir. Hiçbir olay, hiçbir nesne ve hiç kimse Türk birliğine engel olamaz.

Üç yıla, beş yıla, yirmi yıla bakılarak gelecek hakkında konuşulamaz. Yedi yılın, 13 yılın cüce aktörleri, koca tarih içinde ancak bir zerre kadar yer tutarlar.

Tarihin raflarının tozlanmış olduğunu zannedenler büyük bir aldanış içindedirler. Türk omadan tarih olmaz.

Türk devletini 35 yıl yöneten Motun, 2.200 yıl önce bir dünya devletinin başındaydı. Atlı birliklerden oluşan 240.000 kişilik ordusu önünde Çin ve Yüeçi dize geldi. Kuzeyde yay çeken bütün kavimler ve Türkistan’daki bütün şehir devletçikleri onun buyruğuna girdi. Bu büyük hükümdar, Oğuz Kağan adıyla Türk milletinin damarlarında ve yaddaşında (hafızasında) yer aldı. Hatırasıyla Türk milletine yüzyıllarca yön verdi.

Türkler boz bir kurttan türediklerine inandılar. Kurt söylencelerini yüzyıllarca nesilden nesile aktardılar ve Çin tarihlerine yazdırdılar. Bozkurt efsanesine göre dünyada tek bir Türk kalsa Türklük yine ölmezdi. Ölmedi, Ergenekon’da çoğaldı ve yeniden dünyayı tuttu.

Çin’e tutsak olduklarında da kurt soyundan geldiklerine inanıyorlardı. Bu inanç damarlarındaki kana özgürlük ve bağımsızlık geni olarak sindi. “Bir zamanlar devletim vardı, şimdi nerede; bir zamanlar kağanım vardı, şimdi nerede?” diye sordular. Çin sarayını basan 40 yiğidin başında Kür Şad adlı bir kurt balası vardı. 40 yıl sonraki kurt çocukları İlteriş ve Tunyukuk idi.

Kanlarına sinmiş olan Türk ruhunu Orhun ve Tola vadilerinde taşlara vurdular.

Satuk Buğra Han bir düş gördü; düşünde Türk’ün geleceğini gördü, Müslüman oldu. İşaret parmağını ileri uzattı ve Batı ufuklarını gösterdi. Daha 100 yıl geçmemişti; Çağrı Beğ Batı ufuklarında at koşturuyor, Oğuz için vatan tutuyordu.

Osman, Orhan, Hüdavendigâr, Yıldırım, Çelebiler, Murat ve Fatih… Oğuz’un kutlu kuşağı. Kurt çocukları dünyanın Batı tarafını tuttular.

Temür, Şahruh, Babür… Dünya bize dar gelir, dediler; Türkistan’ı, Hindistan’ı tuttular.

Neandertal genli Batı, bir ara Türk’ü yok ettiğini sandı. Sarışın kurttan haberi yoktu. Mavi gözlü kurt, Türk’ün önüne düştü, yeni bir Ergenekon yarattı. Türk bağımsız, Türk onurlu, Türk güçlü oldu. Kızıla gömülenler, yeşile bulananlar bunu hiç anlamadı.

Türk çocuğu, gözlerini çevir de bak! Azerbaycan’daki Türk, işaret parmağı ile serçe parmağını kaldırmış; “Haray haray men Türk’em!” diye haykırıyor. Kazak elindeki Türkler “Birigingder, birigingder!” (birleşiniz, birleşiniz) diye dombıraya vuruyor; Uygur elindekiler “uçraşkanda” (buluşunca) diye özlemini dile getiriyor, küye (nağmeye), nahşaya (şarkıya) işliyor. Kosova’daki 20.000 Türk’ün şiirine, romanına, türküsüne, uduna, sazına kulak ver! Hepsinde Türk var.

Azeri, Özbek, Türkmen, Karakalpak, Kırgız, Kazak, Uygur, Tatar, Başkurt, Karaçay, Malkar, Kumuk, Hakas, Altay, Tıva, Saha, Çuvaş demekle Türk’ün bölüneceğini mi sanıyorsun? Kerkük’e, Bayır Bucak’a yeşil / kara kefere; Kırım’a kızıl kefere girdi diye Türk’ün yok olacağını mı sanıyorsun?

Var olmak ve birleşmek Türk’ün alnına yazılmıştır. Hiçbir şart ve hiçbir kimse alın yazısını silemez.

Koca bir tarihin itişi var: Türk’ün dirilişi ve birleşmeye doğru yürüyüşü haktır ve mutlak gerçek olacaktır.  

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/hicbir-sart-turk-birligine-engel-olamaz-36847yy.htm

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Hiç Bir Güç Türk Birliğine Engel Olamaz! için yorumlar kapalı
Haz 10

YALAN DÜNYA!

YALAN DÜNYA!                                                                                                                                                                                               www.kenansahbaz.com

Dünyaya gelirken vaadin çoktu

Hayatın her anı zehirli oktu

Cennet bahçesinden yerin mi yoktu?

Bana kastın mı var ey yalan dünya!?

 

Aşkın girdabına atıldı gönlüm

Hem de haraç mezat satıldı gömlüm

Bir zalim elinde tutuldu gönlüm

Bana kastın mı var ey yalan dünya!?

 

Benim gönlüm gibi sen de satıldın

Kartel, holding, zengin dedin atıldın

Onlarla bir olup zevke katıldın

Bana kastın mı var ey yalan dünya!?

 

Doğru yaşamaya çalışan kişi

Kaybetti her şeyi ekmeği, işi

Tıpkı benim gibi oldu gidişi

Bana kastın mı var ey yalan dünya!?

 

Niçin can gülümü koklatmıyorsun?

Canım dediğimi okşatmıyorsun!

Beni adam gibi yaşatmıyorsun!

Bana kastın mı var ey yalan dünya!?

 

Güneşim doğmadan hemen batıyor

Gelen geçen niye bana çatıyor?

Her şey beni ateş olup yakıyor

Bana kastın mı var ey yalan dünya!?

Kenan ŞAHBAZ

Not: Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | YALAN DÜNYA! için yorumlar kapalı
Haz 09

New York Times’tan anlaşmanın yüzüncü yılında yeni harita (1)

New York Times’tan anlaşmanın yüzüncü yılında yeni harita (1)                                                                                                       www.kenansahbaz.com

Osmanlı topraklarını dağıtan Sykes-Picot’un alternatifi olan Amerikan haritasına göre, kalan bölgeler altı ayrı parçaya ayrılıyor.               Amerikan New York Times gazetesi, Osmanlı topralarını paylaştıran Sykes-Picot Anlaşması’nın 100. yıldönümünde arşivden yeni bir haritayı sayfalarına taşıdı.                                                                                                                                                                           Dönemin ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından hazırlanan harita, İngiltere ve Fransa’nın masaya getirdiği Sykes-Picot’un alternatifi.                                                                                                                                                                                                                         Gazetenin görüş sayfasındaki yazıda haritayla birlikte ‘Sınırlar bu şekilde çizilseydi Orta Doğu kurtarılabilir miydi?’ sorusu yöneltiliyor.   Haritaya göre Osmanlı topraklarının İstanbulve çevresini içine alan Constantinopolitan State, İzmir’in bulunduğu Smyrna, Kürdistan,Erzurum ve çevresini de kapsayan Ermenistan, Mezopotamya, Suriye ve Türkiye olarak altı parçaya ayrılıyor.

SÖMÜRGECİLERİN KANLI MİRASI                                                                                                                     

Tam 100 yıl önce 16 Mayıs’ta, İngiltere ve Fransa Ortadoğu’yu bölüşmek için gizli bir anlaşma imzaladı. İki sömürgeci gücün imzaladığı, Ortadoğu halklarının isteklerini ve gerçeklerini hiçe sayan Sykes-Picot anlaşması bugün de devam eden bir çok sorunun temeli.                                                                                                                                                                                                                     Masadaki Osmanlı İmparatorluğu haritasının üzerinde, Akdeniz kıyısındaki Akka’ya koyduğu parmağını kuzeye doğru, ta Kerkük’e kadar sürükledi: “Buradan E noktasından, Akka’dan; K noktasına, Kerkük’e kadar bir çizgi çekmek istiyorum.”                                       İşte Ortadoğu’da bugün de devam eden bir çok sorunun ve çatışmanın temellerini oluşturacak gizli anlaşmaya giden yol, 36 yaşındaki İngiliz politikacı ve diplomat Sir Mark Sykes’ın bu sözleriyle başlamış oldu.

MASABAŞINDA PAYLAŞIM                                                                                                                                 

Tarihçi James Barr’ın ‘Kumda bir hat’ (A line in the sand) adlı kitabında anlattığına göre, tarih 16 Aralık 1915’di. Kendisini Ortadoğu uzmanı olarak pazarlamış ama bu konudaki bilgisi şüpheli Sykes, İngiltere savaş kabinesine Osmanlı topraklarının nasıl paylaşılması gerektiği konusundaki görüşlerini anlatıyordu:
“Bu hattın güneyi bizim denetimimizde olmalı. Kuzeyini Fransızlara bırakabiliriz. Fransa ile bu konuda mümkün olduğu kadar çabuk anlaşıp, Suriye konusunda da kesin bir anlaşmaya varmalıyız.”
Osmanlı topraklarının nasıl paylaşılacağının tartışıldığı bu toplantıdan iki yıl sonra, Filistin’de birİsrail Devleti kurulması için ilk adımları atan zamanın Deniz Kuvvetleri Amirali Arthur Balfour, Sykes’ın önerisi karşısında kuşkuluydu:
“Mısır’ın 90-100 mil doğusundaki toprakları önemsiyoruz ama siz bize daha da doğuya çöle ve çok az ekilebilir toprağı olan bir alana doğru gitmemizi öneriyorsunuz. Bu bizim Mısır’daki pozisyonumuzu güçlendirmek yerine zayıflatır.”
Tartışmaları dinleyen dönemin İngiltere Başbakanı Henry Asquith toplantıya noktayı koydu:
“Fransızlarla diplomatik bir anlaşma yapmalıyız.” 

Kaynak: Al Jazeera Türk                                                                                                                                          

Kaynak: New York Times’tan anlaşmanın yüzüncü yılında yeni harita

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | New York Times’tan anlaşmanın yüzüncü yılında yeni harita (1) için yorumlar kapalı
Haz 08

“İbadetine ihtiyacımız yok!”

“İbadetine ihtiyacımız yok!”                                                                                                                                                                        www.kenansahbaz.com
İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ’ya ibâdet ederdi. Bir akşam, Allah Teâlâ’ya ibâdet kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu hazdan dolayı kardeşine: 
– Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdet edeyim, dedi.
– Kardeşi kabul etti. İbâdet ederken secdede uyuya kaldı ve o anda bir rüya gördü. 
Rüyasında bir ses ona: 
– Kardeşini affettik, seni de onun hatırı için bağışladık, deyince genç: 
– Ben Allah Teâlâ’ya ibâdet ediyorum. Kardeşim ise anneme hizmet ediyor. Fakat beni onun yaptığı amel yüzünden bağışlıyorsunuz, dedi. 
Ses ona: 
– Evet, senin yaptığın ibâdetlere bizim hiç ihtiyacımız yok. Fakat, kardeşinin annene yaptığı hizmetlere annenin ihtiyacı vardı, karşılığını verdi. 

 Ebû’l-Haseni’l-Harkânî (k.s)’den : 

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , | “İbadetine ihtiyacımız yok!” için yorumlar kapalı
Haz 07

HİLAL BIYIKLILAR

HİLAL BIYIKLILAR                                                                                                                                                                                                             www.kenansahbaz.com

Bir dönemin kötü çocuğu ilan edilen hilal bıyıklılar yine en önde gidenler oldu. Onlar devletin evlatlarıydı. Devlet yine onları çağırdı.

***

Casım Tatlıer… Asıl görev yeri olan Ankara olan Tatlıer, geçici görevle Cizre’ye gitti. İşine ve ülkesine aşıktı… Cizre’de vatandaşların güvenliğini sağlamak için sokak taraması yapılırken, teröristler tarafından ateş açıldı. Vücuduna 3 kurşun isabet etti. Durumu ağırdı, GATA’ya sevk edildi. Hayata tutundu, gözlerini açar açmaz “Ben iyiyim beni Cizre’ye gönderin” dedi, herkesin gözleri doldu…           Casım Tatlıer hilal bıyıklıydı…

***                                                                                                                                                                                                                                            Ersin Yıldırım, 24 yaşındaydı… Özel harekat polisi olarak Şırnak İdil’de görev yapıyordu. Arkadaşlarıyla birlikte çok sayıda operasyonda teröristlerin korkulu rüyası olmuşlardı. Bundan dolayı teröristler doğrudan Yıldırım ve arkadaşlarını taşıyan aracı hedef aldılar. Daha önceden yola döşedikleri mayını patlattılar. Yıldırım ve 2 arkadaşı şehit düştü. Zırhlı denilen araç paramparça oldu…

Ersin Yıldırım hilal bıyıklıydı…

***

Mustafa Katırlı, 24 yaşındaydı… İnsanların gitmeye çekindikleri Diyarbakır Sur’da aslanlar gibi terörle mücadele ediyordu. Her operasyona katılmak istiyor, üniformasıyla gurur duyurdu. PKK’lılarla çıkan çatışmada bir evden açılan ateş sonucu şehit edildi.

Mustafa Katırlı hilal bıyıklıydı… 

***

İbrahim Küçük… MHP İstanbul Fatih İlçesi Başkan yardımcısıydı… Milliyetçi camiada tanınan biriydi. Eşi ve 2 çocuğu vardı. Türkmen kardeşlerim yardım bekliyor diyerek Türkmen Dağı’na mücadeleye gitti. Önceki gün şehadet haberi geldi, çok sevdiği kardeşlerinin yanında şehit düştü.

İbrahim Küçük hilal bıyıklıydı..            

ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM. RUHLARI ŞAD OLSUN

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , | HİLAL BIYIKLILAR için yorumlar kapalı
Haz 06

Bektaşi

Bektaşi                                                                                                                                                                                                       www.kenansahbaz.com

Bir gün yolda yaya giden bir bektaşinin önüne bir atlı çıktı:

– “Baba” dedi, “bir müşkülüm var. Beni aydınlatır mısın?” Bektaşi yanıt verdi:

– Elimden gelen bir şeyse, hay hay oğlum.

– Şunu öğrenmek istiyorum: Şu anda Allah ne yapıyor? Sualin münasebetsizliğine içerleyen derviş, hiç belli etmemiş:

– Yanıt veririm ama bir şartla, sen o attan in, ben bineyim.

– Neden? – Böyle yüksek bir suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan! Adam attan inmiş, Bektaşi binmiş. Adam:

– “Hadi” demiş “söyle bakalım. Allah şimdi ne yapiyor?” Bektaşi:

– “Ne yapacak” demiş, “atı senin gibi bir budalanın elinden alıp, benim gibi bir akıllıya veriyor”. Ve çalakamçı uzaklaşmış.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | Bektaşi için yorumlar kapalı
Haz 05

AKAPE’nin anlayışı ve yanlışı:

AKAPE’nin anlayışı ve yanlışı:                                                                                                                                                               www.kenansahbaz.com

AKAPE’nin anlayışı ve yanlışı: Terör örgüt ideolojisini kabul etmek, terörü reddetmek…                                                   

Terör örgütü IŞİD, Kilis’i her gün vuruyor, her gün şehit ve yaralılarımız var. Şehirden göç başlamış, ama teröristlerin üzerine gidilemiyor; demek ki çaremiz yok! Operasyonlarda ise; Nusaybin’de 53 günde 55 şehit, 303 yaralı; Sur’da 74 günde 44 şehit, 60 yaralı, Cizre’de 11 şehit, 165 yaralımız var. Bölgede operasyon devam ediyor. Toplam şehidimiz 470 olurken yaralılarımızın sayısı 1000’i geçmiş!

Terörle mücadele ne zaman bitecek, bunu kestirmek çok zor. Zira, bu ihanetin kökünü kazımak için acilen sıkıyönetim ilanı şart, ama “zinhar” deniliyor; şiddetle karşı çıkılıyor. Kimler mi çıkıyor? Yazalım, sadece PKK/KCK ve emperyalistler değil, AKP’nin tepe yöneticileri. Halbuki, dünyanın hangi hukuk devleti böyle bir durumla karşılaşsa, anında sıkıyönetime başvurur. Çünkü, olağan şartlara göre eğitilmiş kadro ve mevzuat ile, olağanüstü şartlardaki bir ülkenin yönetilmesi mümkün değildir. Bunun için hukuk ve demokrasiyle yönetilen bütün devletlerin anayasalarında “olağanüstü hal” ve “sıkıyönetim” adıyla iki kurum vardır. Bu kurumlar, olağanüstü şartlara göre eğitilmiş, tecrübe sahibi uzmanlarla ve buna göre hazırlanmış mevzuatla çalışırlar. Nasıl ki, eğitimden Millî Eğitim Bakanlığı, sağlıktan Sağlık Bakanlığı sorumlu ise; güvenlikten de MGK, TSK, Jandarma Komutanlığı, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurumlar sorumludur. İktidar bugüne kadar, özellikle TSK ve Jandarmayı iç ve dış güvenlik konularından uzak tutmuştur. Bir ara Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özer dedi ki; “Çözüm süreci nedir ben bilmiyorum, Bakan Atalay’dan istedim göndereceğini söyledi, ama henüz göndermedi.” İki gün sonra Atalay, “Hazır olunca göndereceğim” cevabını verdi. Bu iki açıklama, vahameti ve her şeyi anlatmaya yeter sanırız.

Yöneticilerin sıkıyönetimden “öcü görmüş” gibi kaçınması boşuna değildir. Çok yazdık, tekrarlayalım: PKK/KCK’nın amacı ülkeyi bölmek, kullandığı araç ise terördür. AKP siyaseti, örgütün ideolojisine ve amacına değil, terör yapmasına karşıdır. Bunun delilini Erdoğan, 1993’te yapılan mülakatta aynen şöyle vermiştir: ” ‘Türkiye Türklerindir’ gibi tezler yanlıştır. Türkiye, Türkiye’de yaşayan herkesindir. 27 etnik grup vardır, hepsinindir.” Bu esasa göre 2004’ten itibaren PKK ile gizli pazarlıklar yapılmıştır ve mutabakata varılmıştır. Eğer sıkıyönetim ilân edilirse yetki güvenlik güçlerine geçecek, mücadele anayasa ve yasalarımıza göre yapılacağından, Oslo ve İmralı mutabakatının (çözüm süreci) şartları dikkate alınmayacaktır. Bu durumda terör yok edilecek, “mutabakatlar”da çöpe atılmış olacak; her şey boşa gidecektir!

Kaynak: “Ankara” ve Türkiye’nin gündemi – Sadi SOMUNCUOĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | AKAPE’nin anlayışı ve yanlışı: için yorumlar kapalı
Haz 04

İMAM-I AZAM VE KADILIK

İMAM-I AZAM VE KADILIK                                                                                                                                                                          www.kenansahbaz.com

ZAMANINDA İMAM-I AZAM İLE HERHANGİ BİR KONUDA

TARTIŞMAYA GİRİP DE GALİP ÇIKAN GÖRÜLMEMİŞTİR.

HEM DERYA GİBİ İLMİ, HEM DE HERKESE NASİP OLMAYAN

ZEKÂ VE MANTIĞI SAYESİNDE HEPSİNDEN KENDİSİ GALİP

ÇIKIYORDU.

ABBASİ HALİFESİ ME’MUN İMAM-I AZAM’I KUFE’YE KADI

YAPMAK İSTİYORDU. İMAMI ÇAĞIRDI VE BU NİYETİNİ AÇIKLADI.

İMAM-I AZAM YÖNETİMİN YANLIŞLIKLARINA ALET

OLMAMAK İÇİN BU TEKLİFİ KABUL ETMEDİ.

“BEN KADILIK YAPAMAM” DEDİ.

HALİFE DE HERKES DE KABUL EDERDİ Kİ ONDAN İYİ KADILIK

YAPACAK BULUNAMAZDI. BU NEDENLE HALİFE SERT ÇIKTI.

“YALAN SÖYLÜYORSUN, SEN KADILIK YAPARSIN!”

İMAM-I AZAM AKAN SULARI DURDURACAK ŞU CEVABI VERDİ

“EĞER BEN YALAN SÖYLÜYORSAM, YALAN SÖYLEDİĞİM İÇİN

KADILIK YAPAMAM, ÇÜNKÜ YALANCIDAN KADI OLMAZ.

EĞER “YAPAMAM” DEDİĞİM ZAMAN DOĞRU SÖYLÜYORSAM,

SÖZÜMÜN GEREĞİ OLARAK KADILIK YAPAMAM.

O HALDE HER İKİ HALDE DE KADILIK YAPAMAM…”

Kaynak:http://irsad20.blogcu.com/imam-azam-ebu-hanefi-kissalar/4928732

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , | İMAM-I AZAM VE KADILIK için yorumlar kapalı
Haz 03

Türk Milleti’ni ortadan kaldırmak!

Türk Milleti’ni ortadan kaldırmak!                                                                

www.kenansahbaz.com

Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük gücü, Türklük bilinciyle, tarih sahnesine çıkmış olmasıdır. “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözü, bu bilincin en vazgeçilmez şifresidir.

İşte bu sebeple Turgut Özal “Türk dediğin nedir ki?” diyerek bu şifreyi çözmeye çalışmıştı.

Günümüzde AKP iktidarının, “Türk” kavramını Anayasa’dan çıkarmak istemesi, aslında ABD ve AB dayatmasıdır. AB içinde bu konuda bilimsel çalışma yaptıranlar da İngiltere, Almanya ve Fransa’dır. Bir ara Karen Fogg adlı AB temsilcisi bir kadının, Türkiye’deki iş birlikçileriyle haberleşirken “Türk tarihinin hakkından gelmeliyiz” demesinin sebebi de bu hazırlıklardı. Zaten AB, bu iş için 21 yıl önce “Türk Milliyeti”ni sadece vatandaşlık bağlamına indirgemek için Eric Zürcher‘e kitap yazdırmıştı.

Kitabın ana fikri “Tekelci bir şekilde Türk dili ve kültürüne bağlı bir milliyetçilik yerine, vatandaşlığa bağlı yeni bir milliyet kavramı yaratmak gerekir!” şeklindeydi.

Aynı tarihlerde TÜSİAD’lı iş adamlarının parasıyla araştırmalar yapan Doğu Ergil de “Türk ulusu” yerine “Türkiye ulusu” denilmesi gerektiğini vurguluyor ve “Tek ortak kimlik, Türkiye vatandaşlığıdır” diyerek “Türklük etnik bir olgudur” iddiasını tekrarlıyordu!

Zürcher, Avrupa Birliği’nin ısmarladığı ‘Türkiye’nin Modern Tarihi’ kitabında, “Türkçeye bağlı devlet anlayışı yıkılmalıdır” diyordu, Doğu Ergil Kürtçe’nin seçmeli ders olması gerektiğini savunuyordu. Erik Zürcher, “Bask modeli çok akıllı ve mantıklı bir şeydir” ifadesini kullanıyor, Doğu Ergil de Bask modelini göklere çıkarıyor ve tavsiye ediyordu.

Türklüğü, halkın zihninde, koca bir milletin adı olmaktan, bir etnik grup adına dönüştürmek operasyonunda bu sözler önemli rol oynamıştı! Tayyip Erdoğan da sonraki yıllarda bu zihniyet üzerinde politika yapacaktı.

Devlet Bahçeli de bir ara  “Türkiye çiçek bahçesidir” ve “Türk vatandaşlarını Türk Milletine bağlayan bağ, sadece ve sadece hukuki bir bağ olan vatandaşlık bağıdır” demiştir! Sonra bu söylemi bir daha hiç kullanmadı.

Oysa hiç de söyledikleri gibi değildi. Bu tür bilim dışı görüşler, Türk Milleti’nin varlığını ortadan kaldırmaya dönük uluslar arası çalışmalardır.                                                                                                          

***                                                                                                                                                                                                                                           Laiklik de millî kimliği kuvvetlendiren pozitif, milli bir etkidir. Türk kimliğine saldıranların laikliği de yok etmeye çalışmasının sebebi bellidir: Türk Milleti’ni ortadan kaldırmak!

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/merkelin-esi-ne-yapiyor-37978yy.htm

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | Türk Milleti’ni ortadan kaldırmak! için yorumlar kapalı