May 03

3 MAYIS 1944 TÜRKLÜĞÜN DİRİLİŞ GÜNÜ

3 MAYIS 1944 TÜRKLÜĞÜN DİRİLİŞ GÜNÜ

www.kenansahbaz.com

Milliyetçilik, tüm dünya milletleri arasında geçen mücadelede, sosyal yapıdaki en büyük silah ve güç olma özelliğini korurken Türk milliyetçileri bu duruşu ile 3 Mayıs 1944 günü resmi devlet yetkilileri tarafından her türlü işkence ve zulümle yargılanmışlardır.

Kendi vatanında, milletine olan bağlılığı en açık ve berrak şekilde ifade eden insanlar maalesef bu sevgisinin bedelini en ağır şekilde ödemişlerdir.

3 Mayıs 1944; Türk milliyetçiliği hareketinin kendini aksiyon ve muhteva olarak ortaya koyduğu dönüm noktasıdır. Dönemin iktidar sürecini elinde tutanların gayr-ı milli unsurlara kendi eliyle hayat hakkı tanıması karşısında, Türk milletine kara sevdalı Türkçüler tarafından haykırışın en sert ve anlamlı günüdür.

3 Mayıs, Türk milliyetçilerine en acımasızlığı yaşatanların karşısında “Çileler bizim rütbemizdir” diyerek, her türlü olumsuzluk ve zorluk karşısında Türk milletine en derin sevginin tüm dünyaya ilan edildiği gündür.

3 Mayıs, Türk’ün değer yargılarını, bizi biz yapan değerleri savunanları hapislere, tabutluklara hapsederek, beyinlerinin körleştiğini ispat edenlerin Türk milliyetçileri tarafından tescillendiği gündür.

3 Mayıs, Atatürk’ün ölümünden sonra, onun Türk milliyetçiliği ölçüsünde geliştirdiği devlet politikasına dinamit koymak isteyenlerin, dinamitlerinin elinde patlatıldığı gündür.

3 Mayıs, Türk milliyetçiliği ülküsünü en sert haykıran H.Nihal Atsız’ın önderliğinde başlatılan kutlu savaşın zafer naralarıyla Türk’ün makus talihinin değiştiği gündür.

Bu açıdan maziyi hatırlayıp gelecekle ilgili umutlarımızı yeşerteceğiz. Her çile sonrası olgunlaşarak büyüyen Türk milliyetçiliği hareketi 3 Mayıs Türkçülüğün Diriliş Günü’nün anlam ve öneminde yatan tüm gerçekleri yürek ve beyinlerimize kodlayarak sevdalarımızla, ülkülerimizle Türk olarak, Türk milleti için varolacağız.

Globalleşen dünyanın birçok sinsi atmosferinde milleti millet yapan değerlerin kurban edilmesini tüm güçleri ile savunanlar, Türk milliyetçilerinin iman ve azmi karşısında tutunamayacaklardır. Türk milliyetçileri çıktıkları hiçbir yoldan geri dönmemişlerdir.Ufkun genişliğinde verdikleri mücadelede şartların en ağır yönünü yaşasalar bile zafer her daim bizlerin olmuştur. Bu duygu ve düşüncelerle, Türklük bayrağını her türlü fırtınaya karşı dalgalandırmayı kendilerine hayat felsefesi edinmiş ülkü devleri, başta Başbuğumuz Alparslan Türkeş, H.Nihal Atsız, Orhan Şaik Gökyay, Necdet Sançar, Fethi Tevetoğlu, Zeki Velidi Togan, Muzaffer Eriş, İsmet Tümtürk ve daha birçok Türk milliyetçisini rahmet ve minnetle anıyoruz. 3 Mayıs 1944 Türkçülük Bayramının 60.yıldönümünde Türk milletinin mutlu ve huzurlu günlerde muhataplık bulması dileklerimizi sunuyoruz.

 

TÜRK DÜNYASININ VE BU ÜLKÜYE BAŞ KOYMUŞ ÜLKÜCÜ KAHRAMANLARIN ‘TÜRKÇÜLÜĞÜN DİRİLİŞ GÜNÜ’NÜ YÜREKTEN TÜRÇE VE TÜRKÇÜ DİLEKLERİMLE KUTLARIM…

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , | 3 MAYIS 1944 TÜRKLÜĞÜN DİRİLİŞ GÜNÜ için yorumlar kapalı
May 02

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde neler oluyor? (2)

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde neler oluyor? (2)                                                                                                       www.kenansahbaz.com

Akademik destek

Akademisyenlerin içerisinde ciddi bir grup bu yapılanmayı ve öğrencileri destekliyor. Derslerden geçmelerine yardımcı olunup, “yüksek not verilecek öğrenciler” şeklinde isim listeleri yapılıp elden ele dolaştırılıyor.

İsim listelerindeki öğrencilerin hepsi terör örgütü mensubu ve rahat bir şekilde okullarını bitirip, akademisyenliğe hazırlanıp, sonrasında da yine aynı isimlerden destek görerek “akademisyen” oluyorlar. Yabancı dil sınavından almak istedikleri notu da PKK’nın sınav çetesinden aldıkları yardımla çok rahat bir şekilde gerçekleştirip, gelecek nesillerimizi yetiştirmeye başlıyorlar!

Fakültede öğretim üyesi olan Doç. Dr. Esra Keskinkılıç’a da bölüm başkanı A.U. tarafından böyle bir liste ulaştırılıp, ismi geçen öğrencilere yüksek not verilmesi isteniyor. Keskinkılıç ise bu adaletsizliği ve eşitsizliği kesinlikle kabul etmeyeceğini belirterek reddediyor.

Sonrasında ise olaylar başlıyor. Önce Keskinkılıç’ın dersleri elinden alınıyor, sonrasında sosyal medyada ve okulda terör örgütü mensupları tarafından sözlü ve fiziksel tacizlere uğruyor. Hakkında karalama kampanyası başlatılıyor. Bununla da yetinilmiyor. Evrensel, Birgün, Özgür Gündem gibi gazeteler devreye sokularak akademisyenin ismi ve soy ismi kullanılarak açıkta hedef gösteriliyor.

Keskinkılıç kendisine yönelen bu toplu linç girişimi için verdiği hukuk mücadelesinden zaferle ayrılıyor. Ama mahkeme kararına rağmen hala kendisi okul yönetimi tarafından derslere sokulmuyor.

Kısacası kurulan sisteme, düzeneğe çomak sokulunca bir akademisyenin başına gelmeyen kalmıyor. Tüm bunlara rağmen hala birileri “akademisyenler tutuklanmamalı, üniversitelerde özerktir” diyebiliyor.

Bu sözleri sarf edenlerin, bu gibi sloganik ifadelerle konuşanların; özgürlüklerle, eşit bir düzenle alakaları yoktur. Klasik bir terör yöntemi olan anarşi ve propaganda ile güç elde etmekten başka bir şey yapılmıyor.

Kaynak: PKK’nın akademi kadrosu çalışıyor! – Batuhan ÇOLAK

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde neler oluyor? (2) için yorumlar kapalı
May 01

1 Mayıs

1 Mayıs

www.kenansahbaz.com                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     1 Mayıs 1886 akşamında, Chicago’daki Haymarket’te sosyalist “İşçi Gazetesi” başyazarı August Spies’in konuşma yapacağı bir işçi mitingi düzenlendi. Mitingin yapılış nedenlerinden biri, sendikanın Chicago’da üç hafta önce kazandığı ilk ciddi zaferdi: Tarım aletleri üreten bir fabrikada işçiler insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmiş ve işvereni grevle tehdit etmişlerdi. Bir işçiye 12 saatlik bir işgünü karşılığında sadece 3 dolar veriliyordu (1886 yılında 3 dolara bir lokantada zayıf bir akşam yemeği yenebiliyordu). Bunun sonucunda işçiler kitlesel olarak işten atıldılar. Boşalan 800 ila 1000 kişilik kadrolara, fabrika önünde zaten kuyrukta bekleyen göçmenlerin başvurması bekleniyordu. Ancak İşçi Gazetesi’nin yürüttüğü kampanya sonucunda sadece 300 yeni işçi fabrikaya başvurdu ve bu sendikanın kazandığı ilk büyük zafer oldu. Daha sonra Chicago’da birkaç günlük bir grev gerçekleştirildi.

3 Mayıs günü, grevci işçileri McCormick hasat makineleri fabrikasından uzak tutmak isteyen polis kitleye müdahale edince altı işçi öldürüldü ve onlarcası yaralandı. Aynı gece aynı yerde binlerce işçi toplandı ve Haymarket Meydanı’na doğru yürüyüşe geçtiler. Polis bir kez daha zor kullanmak suretiyle kitleyi dağıtmaya çalıştı. Ancak protesto yürüyüşü barışçıl bir şekilde devam etti. Şehrin belediye başkanı Carter Harrison da durumu değerlendirdikten sonra erken bir saatte evine gitti. 4 Mayıs günü Haymarket Meydanı’nda toplanan işçilerin arasından polislerin üzerine bir bomba atılınca, durum tekrar gerginleşti. Olayda on iki kişi öldü, polis memuru Mathias J. Degan olay yerinde, başka altı polis de kaldırıldıkları hastanelerde öldüler. Bunun üzerine polis kalabalığa ateş açtı, belirsiz sayıda protestocuyu öldürdü ve yaraladı.

Bombayı atanın kim olduğunun kesinlikle bilinmemesine rağmen, grevin örgütleyicilerinden olan sekiz kişi mahkemeye çıkartıldılar ve suçlu bulundular. Zanlılarla bombalı saldırı arasında herhangi bir bağlantı kurulamamıştı. Yargıç Joseph Gary, bombayı atan kişinin bu adamların düşünceleri temelinde hareket ettiğini, dolayısıyla bombayı kendileri atmış gibi suçlu olduklarına hükmetmişti. Albert Parsons, Sosyalist İşçi gazetesi’nin yayıncısı ve başyazarı August Spies, George Engel ve Adolph Fischer asılarak idam edildiler. Louis Lingg, içeri gizlice sokulmuş bir dinamit lokumuyla hücresinde intihar etti. Oscar Neebe 15 yıl hapse mahkûm edildi. Michael Schwab ve Samuel Fielden’inidam cezaları vali Richard James Oglesby tarafından ömür boyu hapse çevrildi.

Verilen cezalar uluslararası işçi çevrelerinde ve dünya çapında protestolara neden oldu.

“Sessizliğimizin bugün kendisini boğan gürültülerden daha güçlü olduğu günler de gelecektir” sözleri, August Spies’in ağzından bugüne kadar ulaştı.

26 Haziran 1893’de Illinois valisi John Peter Altgeld, Samuel Fielden, Oscar Neebe ve Michael Schwab için af ilan etti. Altgeld’in affı sadece bu üç adamın serbest kalmasını sağlamakla kalmadı, onun siyasi yaşamının da sonunu getirdi.

Kaynak: 1 Mayıs’ın kökeni: 1886’da Haymarket meydanı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | 1 Mayıs için yorumlar kapalı
Nis 30

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde neler oluyor? (1)

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde neler oluyor? (1)

www.kenansahbaz.com

PKK’nın Akademi Kadrosu Çalışıyor!

2005 yılında ilan edilen KCK sonrasında PKK’nın üniversite yapılanmaları adeta kurumsal bir hüviyet kazandı. PKK’lılar üniversitelere, akademik kadrolara belirli bir sistematik içerisinde yerleştiriliyorlar.

İşte bu okullardan birinde, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde yaşananlar insanı hayretler içerisinde bırakıyor.

Sanat üretmesi gereken, aydınlar yetiştirmesi gereken bir üniversite adeta PKK’nın kontrolüne girmiş durumda.

Üniversitenin Fen Edebiyat Fakültesi’nden son sınıf öğrencisi olan Leyla Doğan okuldaki propagandadan etkilenip PKK saflarına katılıyor ve Mehmetçiğe kurşun sıkarken hayatını kaybediyor. Olayın üzerine okulun orta yerine Leyla Doğan için anma törenleri düzenlenip, panolar oluşturulup, Doğan kahramanlaştırılıyor.

Okul yönetiminin gözü önünde cereyan eden terör propagandası günlerce devam ediyor.

PKK’nın üniversite yapılanmalarından biri olan DÖDEF hesaplarından ise günlerce olayla ilgili görüntü ve fotoğraf paylaşılıyor.  Konu haber yapılınca fakülte dekanı “Biz iyi niyetle vermiştik” açıklaması yapıyor.

Fakültede yaşananlar bununla sınırlı değil. Duvarlara yazılan PKK sloganları, derslerin basılarak terör propagandasının yapılması, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı öldüren teröristler için mumlar yakılarak anma törenlerinin düzenlenmesi… Ne ararsanız var!

Bunların hepsi, günler boyu süren etkinliklerle okul yönetimi ve polisin gözü önünde, İstanbul’un göbeğinde yapılıyor.

Kaynak: PKK’nın akademi kadrosu çalışıyor! – Batuhan ÇOLAK

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde neler oluyor? (1) için yorumlar kapalı
Nis 29

Gidin Başımızdan!..

Gidin Başımızdan!..                                                                                                                                                                                                          www.kenanshbaz.com

Kan doldu derya, deniz kan doldu

Yurdumun güneşi, hilali soldu

Sizi nerde, nasıl, bilmem kim buldu?

Gidin başımızdan defolun gidin!..

 

Her gün vatandaşla alay ettiniz

Her defa da vatandaşı ittiniz

Vatana, millete artık yettiniz

Gidin başımızdan defolun gidin!..

 

Yürekte, can özde hiç bal kalmadı

O şahin bedende o hal kalmadı

Bize tutunacak bir dal kalmadı

Gidin başımızdan defolun gidin!..

 

Vatandaşı görmez oldu gözünüz

Anladık ki bizden değil özünüz

Bakın, köseleye dönmüş yüzünüz

Gidin başımızdan defolun gidin!..

 

Huzuru, neşeyi bitirdiniz be!

Ülkeye cehennem getirdiniz be!

Vatanın içine ötürdünüz be!

Gidin başımızdan defolun gidin!..

 

Yavuz hırsız olup soydunuz evi

Cüce eylediniz koskoca devi

Her yer andırmakta bir genelevi

Gidin başımızdan defolun gidin!..

 

İlk görüşte adam sandık sizleri

Yok ettiniz şanla dolu izleri

Biz çürüttük döve dive dizleri

Gidin başımızdan defolun gidin!..

Kenan ŞAHBAZ

Not: Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | Gidin Başımızdan!.. için yorumlar kapalı
Nis 28

Dolmabahçe mutabakatı

Erdoğan: “Dolmabahçe mutabakatı diye bir şey yok”

www.kenansahbaz.com

Adana’da toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün terör örgütlerin sırtını sıvazlayanlar aynı kuyuya kendileri düşecekler. Dün biri çıkmış Dolmabahçe mutabakatından bahsediyor. Böyle bir mutabakat yok. Bu iktidarın terör örgütüyle bir mutabakatı söz konusu değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adana’da toplu açılış töreninde konuştu. Adana’yı hızlı tren hatları ve enerjinin  merkezi haline getireceklerini belirtti. “Dün biri çıkmış Dolmabahçe mutabakatından bahsediyor. Böyle bir mutabakat yok. Bu iktidarın terör örgütüyle bir mutabakatı söz konusu değildir” diyen Erdoğan konuşmasında şunlara vurgu yaptı:

 
Konya’dan karaman üzerinden geçip Adana‘ya ulaşan hızlı tren buradan Osmaniye üzerindenGaziantep‘e ulaşacak. Mersin Adana yolunu yeniden projesini yeniden yaptık.2018 yılına kadar bu projeyi tamamlayacağız.Ulaştırma Bakanlığımız Çukurova Havalimanı çalışmasını devraldı. En kısa zamanda tamamlanacak. Adana’da 1550 yataklı bir şehir hastanesi yapıyoruz.
Bu kadar yazılanlara çizilenlere, yapılan yayınlara, soyal medyadakilere rağman ” Dolmabahçe Mutabakatı diye bir şey yok” deniliyor.
Öyleyse basın yayın organlarında, medyada, sosyal medyada boy boy mutabakat yayınları kim tarafından ve niçin yapılmıştır ?
Kim kimi kandırıyor sizler karar verin!…
Kaynak:http://www.milliyet.com.tr/erdogan-dolmabahce-mutabakati-diye/siyaset/detay/2232995/default.htm
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Dolmabahçe mutabakatı için yorumlar kapalı
Nis 27

Oğuz Kağan’ın Türklük Duası

Oğuz Kağan’ın Türklük Duası

 www.kenansahbaz.com

 

ULU TANRI, GÜZEL TANRI, GÖK TANRI!

Sen TÜRK’ü TÜRK yurtlarını koru ! Düşman şerrinden sakla ! TÜRK’ü yiğitlikte daim et !

TÜRK’ü erlik davasıyla yaşat ! TÜRK’ü gerçekçi yap ! TÜRK’ün gönlüne herşeyden önce, hatta kursağına ekmek koymadan evvel TÜRK’lük sevgisini koy ! TÜRK’ü ideal ile yaşat ve ideali hakikat yapmaya çalışsınlar ! Törelerini canları gibi saklat ! TÜRK’e zevk ve rahat verme ! Bilakis zahmete alıştır ! Zahmetle yürekleri, bedenleri demir olsun ! Bu sayede onlara yüksek çalışma kudreti verirsin ! TÜRK’ü faal, cevval edersin. TÜRK’e değişmez bir seciye ver ! Zamanla seciyesi değişmesin, sade tekemmülle tadilat görsün ! 

ULU TANRI !
Milli kuvvet, namus, ahlak, azim , sebat, ideal, TÜRKÇÜLÜK ruhu, yurtseverlik, ilim, sanat teşkilatı, intizam, beden kuvveti ve zenginlik ile hasıl olduğundan; TÜRK’e bunları ver ! TÜRK’ten hırsız, namuzsuz türerse hemen kahret ! TÜRK’e benlik, hem de yüksek bir benlik ver ! TÜRK nefsine itimat sahibi olsun ! TÜRK’ü muhakemeli, ciddi adam olarak yarat ! Hissiyatına kapılıp, öfke ile ayaklanmasın ! Birden barut gibi parlamasın ! Daima soğuk kanlı olsun ! TÜRK’ü her milletten cesur yarat ! Öç almayı TÜRK asla unutmasın ! 

ULU TANRI ! 
Namuzsuz bir tek TÜRK yaratacağına, dünyayı yık daha iyi ! Ne kadar korkak TÜRK varsa hepsini helak et ! TÜRK herşeyi mukayese etsin ! Yalnız akıl ve mantık denen şeylere bırakma onu ! Sabırlı, derde dayanıklı olsun ! İradesi çelik gibi olsun ! Dönek TÜRK yaratma ! TÜRK’leri maymun iştahlı yapma ! TÜRK daima ihtiyatla adım atsın ! Kimsenin tatlı diline inanmasın ! Kimseye emniyet olmasın ! Çalışma zekâdan üstün bir kıymet olduğundan, TANRI, sen TÜRK’ü çalışkan et ! TÜRK’ün ömrü çalışma ile geçsin ! Ona daima çalışma aşkı ver ! Hele elbirliği ile çalışmayı alet etsin ! Tembel TÜRK’ü hemen öldür ! TÜRK’e her milletinkinden üstün zeka ver ! Zeka ve çalışma ; ikisi bir arada olunca TÜRK’ün önünde durulmaz ! Milli büyüklüğün tek şartı yüksek ideal, buna alışmak için de yüksek ahlak, fedakarlık ve sebat lazım olduğundan TÜRK’leri ahlaklı, sebatlı ve fedai kıl ! TANRI , TÜRK’leri sen kendi elinle birleştir ve herşeyden evvel ruhları birleşsin ! Onları tek bir kafa gibi birleştirici kültür sahibi et ! TÜRK’ü töresine sadık kıl, Tanrı ! TÜRK budunu : Biliniz ki atalar töresi asırların tecrübesi ile husule gelmiş büyük bir hikmettir. Tanrı beni töreye dokunmaktan ve dokundurmaktan sakladı ve saklasın ! 

ULU TANRI !
Türk milletini lafçı değil, elinden iş gelir insanlar et ! Bir şey söylemek vazife yapmak değildir. Onu fiilen yapmak ve yaptırmanın vazife olduğunu beyinlere sok !

GÜZEL TANRI !
Sana hepsinden çok yalvardığım şudur : TÜRK’ü dalkavukluktan kurtar ! Dalkavukluk ve emsali vasıtalara zengin olmaktan koru ! TÜRK’e kötü para hırsı verme ! Dalkavukları yok et ! 

AMAN TANRI !
TÜRK aile, töre ve disiplinini her şeyden evvel koru ! TÜRK toprağında hürler yaşasın. Adaletten başka bir şey hüküm sürmesin ! Sen TÜRK’e tabii şeylere tabiata karşı sevgi ver ! TÜRK yurdunda yoksulluk o kadar azalsın ki fakirlik suç sayılsın ! 

ACUNU ( DÜNYAYI ) YARATAN YÜCE TANRI !
TÜRK’e insaniyetten evvel TÜRK milletini düşündür. İnsanların insaniyet dedikleri şey, göz boyamak için icat edilmiş bir boyadır. İnsaniyet maskesi taşıyan öyle milletler vardır ki maskelerinin altında canavarlar yaşar. İnsaniyeti gören olmadı. TANRI , TÜRK’e sağlam, sürekli irade ver ! Güçlüklerde, sabrını, tahammülünü aynı zamanda gayretini arttır ! Ona esas seciye olarak vazife muhabbeti ve mesuliyet duygusu ver ! Mesuliyeti TÜRK yurdundan eksik etme ! En büyük kuvvetinTÜRKLÜK aşı olduğunu TÜRK’e öğret !

TANRI !
TÜRKÇE konuşulan, TÜRK’e yurtluk etmiş olan yerleri kıyamete kadar TÜRK’ün hükmü altında bırak !
´
Not: Oğuz Kaan’ın Türk’lük Dua’sı Sayın DR. RIZA NUR Tarafından Yeni Türkçe’ye Uyarlanmıştır.

YÜCE ALLAH TÜRKÜ KORUSUN

Kaynak: http://www.turkmircsohbet.com/oguz-kaganin-turkluk-duasi.html

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Oğuz Kağan’ın Türklük Duası için yorumlar kapalı
Nis 26

VATANA İHANET SUÇU!

VATANA İHANET SUÇU!                                                                                                                                                                                 www.kenansahbaz.com

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 ada ve 1 kayalığın Yunanistan’a alenen verilmesi ile ilgili olarak, Erdoğan, Gül, Davutoğlu, Çavuşoğlu, Ala ve diğer sorumlular hakkında TCK 302’den (vatana ihanet) yapılan suç duyurusuna da ‘Soruşturma ve Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığı’ kararı verdi. Başsavcılık tarafından, 6 Mayıs 2015 tarih ve 2015/1396 sayılı yazı ile suçlamaların ‘görev suçu’ olduğu ve Anayasanın 100’üncü maddesine göre soruşturma yapma yetkisinin TBMM’ye ait olduğu belirtildi.

Askere şahin iktidara kuzu

Ancak aynı Başsavcılık, 12 Eylül ve 28 Şubat ile ilgili olarak yapılan suç duyuruları sonrasında, ‘görev suçu değil’ tezine sığınarak Anayasanın 148’inci maddesini görmezden gelmiş, görevli ve yetkili olmadığı halde soruşturma açarak asker kişilerin Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasını sağlamıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, asker kişilere farklı AKP’li siyasetçilere farklı hukuk kuralları uygulayarak ‘kanun önünde eşitlik’ ilkesini ve Anayasanın 10’uncu maddesini ihlal etmiş, tarafsızlığını kaybetmiştir.

 Yasama dokunulmazlığı, Anayasanın 83’üncü maddesinde tanımlanmıştır. Anılan maddeye göre seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir Milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ancak bu kuralın istisnası ‘ağır cezayı gerektiren suçüstü’ halidir. Suçüstü halinde yasama dokunulmazlığı geçerli değildir.

Belgeleriyle hatırlayalım

Yunan Deniz Kuvvetlerinin 11 Şubat 2016’da, Türk karasularında tatbikat yaptığı, tatbikat sırasında Yunan firkateyninden havalanan helikopterin Muğla’nın Ardıççık Adası’na düştüğü haberleri Türk ve Yunan basınında yer almıştır. Yunan Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın 9 Mart 2016’da Muğla Ardıççık Adası’na gelerek helikopter kazasında hayatını kaybedenler için anma törenine katıldığı da basında yer almıştır.

Daha önce verilen 16 adaya ilave olarak, Davutoğlu Hükümeti döneminde de 17’nci adanın Yunanistan’a alenen verildiği ortaya çıkmış, konunun muhatapları da sessiz kalmak suretiyle suçu kabul etmişlerdir. Davutoğlu Hükümeti döneminde, Ardıççık Adası’nın Yunanistan’a alenen verilmesi suretiyle Anayasanın 83’üncü maddesinde tanımlanan ‘ağır cezayı gerektiren suçüstü’ hali oluşmuştur. Mevcut durum itibarıyla, Başbakan Davutoğlu, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Ala ve Savunma Bakanı Yılmaz‘ın Türk Ceza Kanununun 302’nci maddesi ve Terörle Mücadele Kanununun 3’üncü maddesi gereği soruşturulmasının ve Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarının önünde hiçbir hukuki ve yasal engel yoktur.

 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, dokunulmazlıkları olmadığı halde, Erdoğan ve Gül hakkında bugüne kadar TCK 302 ve TMK 3 gereği soruşturma açmadı. CHP ve MHP milletvekilleri, dokunulmazlığın kaldırılması ile ilgili olarak yapılacak oylamada, daha önce yapılan hukuksuzluklara bakarak hareket etmelidir. Vatan topraklarını alenen Yunanistan’a vererek, vatana ihanet ve terör suçu işleyenlerin elini kolunu sallayarak dolaştığı bir ülkede, yargının tarafsız olmasını beklemek mümkün mü?

Bir soru da ben ekleyeyim;

Kuş sütünün eksik olmadığı “çözüm” masasında HDP’liler ile beraber yiyip içenler acaba bugünden neyin/nelerin önünü alıp ört bas etmeye çalışıyorlar?..

Yoksa!.. Teklif reddedilirse yeni bir sürecin bahanesi mi olacak?..

Kaynak: Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali!.. – Ahmet TAKAN

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | VATANA İHANET SUÇU! için yorumlar kapalı
Nis 25

Hain Seyit Rıza

Hain Seyit Rıza                                                                                                                                                                                   www.kenansahbaz.com

Sene 1937… Mustafa Kemal, başbakan Celal Bayar’la birlikte Tunceli’ye gelip, Murat Nehri üzerindeki Singeç Köprüsü’nün açılışını yapacaktı. Köprünün ucunda karakol vardı. Basıldı. 33 asker şehit edildi. Peşinden… Telefon hatları kesildi, pusular kuruldu, Mazgirt Köprüsü havaya uçuruldu, jandarma taburu vuruldu, 56 asker daha şehit oldu.
Film koptu.
Elebaşı Seyit Rıza’ydı…
Birisinin “hikâyesi yürek burkucudur” dediği Seyit Rıza.
Kukla’ydı…
Kendisini oynatanların ipleri bıraktığını hissedince, paniğe kapıldı, İngiltere Dışişleri Bakanı’na mektup yazdı, Suriye’deki İngiliz Elçiliği’ne gönderdi.
Yalvaran mektubunda, Anadolu için “çorak toprak” derken, “Kürdistan bereketli toprak diyordu… “Sayın ekselansları” diye başlıyor, “Türk Hükümeti yaptığı anlaşmalar sayesinde dış baskılardan kurtuldu, Dersim’e girmeye kalkıştı, Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık, direnişimiz karşısında Türk uçakları bombalamaya başladı” diye vaziyeti anlatıyor, “sayın ekselanslarına sesleniyorum, hükümetinizin yüksek manevi etkisinden Kürt halkını yararlandırmanızı istirham ediyorum, en derin saygılarımın kabulünü rica ediyorum” diye bitiriyor, “Seyid Rıza” diye imzalıyordu.
Hal böyleyken… Seyit Rıza’yı “masum” göstermeye çalışan arkadaşlar, böyle bir mektubun asla varolmadığını iddia ediyor. Altında kabak gibi “Seyid Rıza” imzası bulunmasına rağmen, Seyit Rıza yazmadı, Nuri Dersimi yazdı diyorlar. Üstelik, sanki Fransa babamızın oğluymuş gibi, “o mektup Fransa’ya yazıldı, Fransa Devlet Arşivleri’nden doğrulamak mümkün” diyorlar.
Gel gör ki…
Londra’da The National Archives diye bi yer var. İngiltere devlet arşivi… Kayıt ofisine gidiyorsun, “FO 371/20864/E5529” numaralı belgeyi rica edebilir miyim kardeş diyorsun, hay hay deyip, yukardaki mektubu veriyorlar. 50 pens filan, fotokopisini alabiliyorsun.
Kaynak: Yılmaz Özdil

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | Hain Seyit Rıza için yorumlar kapalı
Nis 24

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN AÇILIŞI (2)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN AÇILIŞI (2)                                                                                                                             www.kenansahbaz.com

Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis’in ilk toplantısını açtı.

“Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar,
İstanbul’un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir. Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum.”

Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da “Büyük Millet Meclisi” olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk’ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, “Türkiye Büyük Millet Meclisi” (TBMM) adı kalıcılık kazandı.

TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa’yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM’nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü. TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı.

Kaynak:http://www.turkedebiyati.org/23_nisan/23_nisan.html

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , | TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN AÇILIŞI (2) için yorumlar kapalı