Eki
20
Türkiye büyük bir ihanete uğramıştır (1)
Exeter Üniversitesi’nin Arap ve İslam Etüdleri Enstitüsü Direktörü Gareth Stansfield, IŞİD için “Bu bir grup ayak takımı cihatçılardan ibaret değil. Bu çok ciddi gibi görünüyor. Bir planı, bir stratejisi, bir vizyonu, kaynakları ve ancak şimdi gördüğümüz kabiliyetleri var” dedi! Duyan da bilimsel analiz zanneder! Halbuki o ciddi projede, İngiltere’nin de katkısı var!
Stansfield, Erdoğan’ın, Avrupa’daki temasları sırasında Türkmenlerin Telafer’deki veya bir başka yerdeki acılarından hiç söz etmediğini buna karşılık Kürdistan Bölgesel Hükümeti ile ilişkisinde rahat olduğunu belirtti ve “Nasıl ki İranlılar, Necef ve Kerbela’yı savunmak için Bağdat’ı savunacaksa, Türkiye de IŞİD’in daha çok kuzeye çıkmasını önlemek ve kendi enerji çıkarlarını korumak için Kürdistan’ı savunur çünkü Kürdistan’ın petrolüne her zamankinden çok ihtiyacı var. Belki bu nedenle Türkiye sessiz; ciddi bir planlama çalışması var” diye görüş bildirdi. *** Türkiye’nin nasıl bir planlaması olduğunu, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik söylüyor zaten. Önce “Irak’taki Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı var” dedi, dün de Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devleti ihtimalinin devlet erkini eskiden olduğu gibi rahatsız etmediğini söyledi.
Çelik, “Onların adı Kürdistan ve bu kabul edilmeli” dedi. Çelik “Eğer Irak bölünürse ki bu kaçınılmaz görünüyor; onlar bizim kardeşimizdir” diye konuştu.
Financial Times gazetesi, Çelik’in sözlerini aktardığı haberinde “Türkiye bağımsız Kürdistan’ı tanıma sinyali verdi” yorumunu da yaptı.
Bu yöndeki bir başka işaret de Yargıtay’dan geldi. İçişleri Bakanlığı’ndan sonra, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da,Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nin isminde ve tüzüğünde Anayasa’daki hükümlere aykırılık görmedi.
Halkı, Kürdistan’ı tanımaya hazırlamak için de Anadolu Ajansı devreye sokuldu ve “Ramazan, Kerküklüleri buluşturdu, Kerkük’teki Arap, Türkmen ve Kürt vatandaşlar, ilk teravih için camilere gelerek aynı saflarda namaza durdu” başlıklı haberler yayınlanmaya başlandı. Sanki bugüne kadar ayrı camilere gidiyorlarmış gibi!
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/turkiye-buyuk-bir-ihanete-ugramistir-31268yy.htm
Posted in Gündem
|
Tagged anayasa, arap, BağdatÇelik, Barzani, Enstitü, erdoğan, etüt, Exeter, Financial Times, hüseyin, ihanet, ingiltere, IŞID, İslam, kerbela, kurdistan, türkiye, türkmen
|
Eki
19
İncirlik Kimin?
Suya düşen sarılırmış yılana
Başlamışlar birkaç vahşi talana
Kurbanım derdime çare bulana
Korkarım teşhisi yanlış hekimin
Bilenler söylesin İncirlik kimin?
Tüm umutlar bana doğru akmakta
Yine zafer şimşekleri çakmakta
Sinsi eller boğazımı sıkmakta
Dünyaya yön verir mukaddes dinim
Bilenler söylesin İncirlik kimin?
Bir vatan ki yürek olmuş atanda
Beyni satılmışlar vardır vatanda
Çağa mühür vurmuş şehit yatan da
Altın işlemeli tarihte kinim
Bilenler söylesin İncirlik kimin?
Başka devletlerden akıl almışım
Ben o yüzden hep apışıp kalmışım
Neme lazım göllerine dalmışım
Esiri olmuşum adi zevkimin
Bilenler söylesin İncirlik kimin?
Kenan ŞAHBAZ
Posted in Şiirlerim
|
Tagged abd, altın, bayrak, gazi, hava üssü, İncirlik, mühür, nato, şehit, tarih, türkiye, vatan
|
Eki
18
Türkiye’nin Nüfus Yapısı Değiştiriliyor.
Hatırlar mısınız bilmiyorum ama 1965 yılında başlayan Aile Planlaması tanıtımları sonucu doğum kontrolerinin yapılması sonucu Türkiyede Türk nüfusun azaltılması sağlanmıştı. Aile planlaması adı altında yürütülen bu doğum kontrolü her ne hikmetse Türklerin yoğun olarak ikamet ettiği bölgelerde uygulanmıştı. Şimdi ise başka teknikler uygulanıyor.
Türkiye’nin nüfus yapısının değitirilmesine devam edililiyor. Saddam’ın Halepçe katliamında pek çok kürt kökenli Iraklı Türkiyeye gelmiş ve terör örgütünün gelişmesini sağlamışıtr. Daha sonra Suriye’den, Irak’tan mülteciler (Arap’ı,Kürt’ü,Yezidi’si,Süryani’si vb.) ülkemize dolduruldu. Ama Türkmenler alınmıyor, kaderlerine terkediliyorlar.
Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Bulut yazısında bu konuya dikkat çekerek şöyle yazıyor: “İlk etap da 2.5 milyon civarında Suriyeli geldi. İkinci etapta da bir o kadarı bekleniyor. Beş milyon kişinin bir ülkeden başka ülkeye göç etmesine tarih tanık olmamıştır. Bu, Türkiye’nin nüfus yapısını değiştirme operasyonudur. Bu, Türkiye’nin nüfus yapısını değiştirme operasyonudur. “Yeni Türkiye Cumhuriyeti”nin mimarı Graham Fuller’in projesi için, böyle gerekiyor.
Kapıların sadece Türkmenlere kapatılması da bu nüfus hareketinin projelendirilmiş olduğunu gösteriyor.
AKP iktidarı da zaten Türkiye’yi Türk devleti olmaktan çıkarmaya çalıştığı için projeyi uygulamakta bir sakınca görmüyor.”
Posted in Gündem
|
Tagged 1965, Aile, arap, Esad, Graham Fuller, ırak, kürt, nüfus, planlama, Saddam, suriye, süryani, türkiye, türkmen, Yezidi
|
Eki
17
EN İYİ, EN KÖTÜ YER!
Bir gün Davut Peygamber(a.s.), Lokman’dan bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça getirmesini istemiş; Lokman’da ona kestiği hayvanın dilini ve yüreğini getirmiş. Birkaç gün geçtikten sonra Davut Aleyhisselâm, Lokman’dan tekrar bir koyun kesmesinin ve bu defa en kötü yerinden iki parça getirmesini istemiş; O, yine dilini ve yüreğini getirmiş.
Hz. Davut Aleyhisselâm’ın sebebini sorması üzerine, Lokman; “Bu ikisi iyi olursa, bunlardan daha iyisi; bu ikisi kötü olursa, yine bunlardan daha kötüsü olmaz” diye söylemiş.
Eki
16
“Çözüm Süreci”(!!!)
Hafif bir rüzgar esse, daldan bir yaprak düşse, evleri su bassa “Çözüm Süreci” zarar görecek diye ödü patlayanlar var. Bu “Çözüm Süreci” ne menem bir süreçtir bir türlü anlaşılamadı. Bu “Çözüm Sürecinde” neler var, neler yok bilinmiyor, bilenler de açıklamıyor.. Adeta sakız gibi çiğnendikçe çiğneniyor. “Çözüm Süreci”, “Çözüm Süreci”, “Çözüm Süreci”…
Çok merak ediyorum. Bu “Çözüm Süreci”nde ülke vatandaşlarını 36 etnik guruba bölmek, vatandaşı alevi,sünni diye ayırmak, türbanlı, türbansız ayrımı yapmak var mıdır???
Bu “Çözüm Süreci”nde yolları kestirmek,belediye otobüslerini taşlatmak,yaktırmak, yolda kimlik kontrolü yaptırmak var mıdır???
Bu “Çözüm Süreci”nde okulları, dershaneleri yaktırmak eğitim, öğretim düzenini bozdurmak var mıdır???
Bu “Çözüm Süreci”nde bankaları,marketleri benzinlikleri, dükkanları yaktırmak, vatandaşları öldürtmek, polise saldırtmak var mıdır???
Bu “Çözüm Süreci”nde Atatürk büstlerine saldırtmak, yıktırmak, parçalatmak,yaktırmak var mıdır???
Bu “Çözüm Süreci”nde Türk bayrağını indirtmek, parçalatmak, yaktırmak var mıdır???
Bu “Çözüm Süreci”nde korucuların öldürülmesine göz yummak var mıdır???
Bu “Çözüm Süreci”nde teröristlere özel mezarlık yaptırmak var mıdır???
Bu “Çözüm Süreci”nde terörist heykeli diktirmek var mıdır?
Bu “Çözüm Süreci”nde askere silah sıktırmak,askeri kışlaya hapsetmek, polislere saldırtmak, şehit etmek,karakolları bastırmak, polisin
elini kolunu bağlamak ve sadece su ve gaz sıktırmak var mıdır???
Bütün bunlar olurken pişkin pişkin davranmak “Çözüm Süreci” içerisinde var mıdır???
Soralım desek soruların ardı arkası kesilmez…
Eğer yok ise; bu saldırganlara niçin müdahale edilmez ve gereği yapılmaz. İran’ın yaptığı gibi hainler (idam getirilip) idam edilmez.
Yasalarla bunlar yapılmadığına, yapılmasına müsaade edilmediğine göre Oslo kararlarında “Çözüm Süreci” anlaşmasında verilen sözler nelerdir?
Bu gidiş gidiş değil. AKP aklını başına almalı bu şeytan oyunu “Çözün Süreci”nden vazgeçmeli, bir an önce vatanına, bayrağına, milletine sahip çıkmalıdır. Aksi takdirde önü alınamaz olayların gelişmesi muhtemeldir.
Türk Milleti sabırlıdır ama ihaneti asla affetmez!…
Posted in Yazılarım
|
Tagged akmak, asker, Atatürk büst, banka, bayrak, çözüm, dershane, karakol, kesmek, kışla, market, okul, öldürmek, polis, süreç, taşlamak, ülke, vatandaş, yırtmak, yol
|
Eki
15
CUMHURBAŞKANI SENFONİ ORKESTRASI
Çağdaş müziği tanıtma amacıyla bir zamanlar Bayburt İline Cumhurbaşkanı Senfoni Orkestrası götürülür. Bayburtlulara Mozart’tan, Çarskovski’den, Bethoven’dan eserler seslendirilir. Herkes koltuklarında sessiz bir şekilde dinlemişlerdir. Konser bittikten sonra Bayburtlulara nasıl buldukları sorulur. Bayburtlular:
“Biz Fransız’ı da, Ermeni’yi de gördük ama bu günkü kadar zulüm gördüğümüzü hatırlamıyoruz,” derler.
Eki
14
İlk Şair
İslamiyet’ten önceki devre şiirimizin ilk örnekleri hakkında fazla bir bilgi yoktur. Ancak bu devrenin başlangıcı destanlar devridir ve destanlar devri edebiyatının en başta gelen niteliği sözlü olmasıdır. Şiirler kopuz ile söylenirdi. Bu saz ile birlikte şiir ve hikâye söyleme yani sözlü edebiyat geleneği günümüze kadar gelmiştir.
İlk şiirlerin kaynağı din olduğu gibi, ilk şairler de dinî heyecan ve duyguları dile getiren kimselerdi. Sevinen, üzülen, coşan insan hallerini çalıp söyleyip oynamakla ifade ediyordu. Böylece ilk şairler hem saz çalan, hem şiir söyleyen, hem raks eden din adamları idi. Bunlar şölenleri, sığır ve yuğ törenlerini idare ediyorlardı. Şaman, baskı, oyun gibi adlar taşıyan bu şairler aynı zamanda sihirbaz, hasta tedavi eden hekim ve gaipten haber veren kâhin idiler. İnsanların maddî ve manevî her türlü ihtiyaçlarını karşıladıkları için, toplumların en saygıdeğer kimseleri olarak kabul edilmişlerdir.
İslamiyet’ten önceki devrenin bilinen ilk şiiri, Çin kaynaklarının kaydettiği, savaşta kaybedilen topraklar için söylenmiş ağıt mahiyetinde olan bir Hun türküsüdür.
Bu devre yazılı edebiyatımızın ilk şiirleri Uygur Türklerinin Mani ilahileridir. Adı bilinen ilk şair ise, yine Uygur Türkçesiyle eser vermiş olan Aprınçır Tigin’dir. Uygurların ayrıca Buda diniyle ilgili şiirleri de ele geçmiştir.
Uygur döneminde yaşamış ve o dönemin Türkçesiyle şiirler yazmıştır. Yazılı olarak şiirlerine ulaşılabilen ilk Türk şairidir.
İslamiyet’ten önceki Türk şiirinde çeşitli hece vezinleri kullanılmıştır. Nazım şekilleri umumiyetle dört mısralı kıta’lardan meydana gelmektedir. Üç mısralı veya dört mısralı kıta’lar da görülüyor. Kafiyenin her çeşidine yer verilmiştir. Bazen mısra başında da kafiye bulunmaktadır.
İlk Türk edebiyatı şairidir. Şiirinin günümüze kadar gelebilmiş hali şudur:
kasınçıgımın öyü kadgurar men
kadgurdukça kaşı körtlem
kavışıksayur menöz amrakımın öyür men
öyü evirür men ödü…
öz amrakının öpügseyür men
bırayın tiser
baç amrakın
baru yime umaz men
bagırsakımkireyin tiser
kiçigkiyem
kirü yime umaz men
kin yıpar yıdlıgımküçlüg priştiler
küç birzün
közi karam birle
külüşüpen külüşügin oluralımyaruk tenriler
yarlıkasun
yavaşım birle
yakışıpan adrımalım
Aprınçır Tigin
Posted in Yazılarım
|
Tagged ağıt, Aprınçır Tigin, Buda, destan, din, edebiyat, hikaye, ilahi, ilk şair, kafiye, kahin, kıta, kopuz, mani, mısra, ozan, şiirŞaman, uygur
|
Eki
13
Şimdi IŞİD bahanesiyle Peşmerge’ye ve PKK’ya destek sağlanması ise intihar olarak ifade edilirken TSK’nın silahlarından PKK ve Peşmergeye verildiği iddiaları ise ayyuka çıkıyor. Bunlar, görmemezlikten, duymamazlıktan gelinecek iddialar değil. Türkiye adım adım tuzağa çekiliyor. Medya ise bizleri oyalamakla, gerçekleri ise gizlemekle meşgul. “Bastır parayı yap haberi” sözleri tam bu gün için söylenmiş gibi..(K.Ş)
Posta Gazetesi yazarı Candaş Tolga Işık, Abdullah Öcalan’ı İmralı’da karşılayan ve sorgusunu yapan Jandarma İstihbarat Albay Hasan Atilla Uğur ‘Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım?’ simli bir kitabından bahseder..
Öcalan’ın ifadesindeki ‘PKK’ya hangi devletler ne yardımı yapıyordu’ bölümlerine işaret ederken, PKK’ya yardım etmeyen tek devletin Libya olduğuna dikkatleri çeker.
“ÖCALAN ANLATIYOR”
İşte Apo’nun kendi cümleleriyle PKK ve ‘dış bağlantıları’…
Yunanistan: “En başından beri hep çok iyi destek aldık. Kamplar, askeri ve maddi destek, teknik sabotaj, orman yangını eğitimlerini bizzat Yunan istihbaratı verdi.”
ESAD’LA BİZZAT GÖRÜŞÜYORDUM
Suriye: “Hafız Esad’ın kardeşi Cemil Esad’la bizzat görüşüyordum. Suriye’de kamplar açtık. Suriye devleti
örgütlenmemize izin vermişti. Maddi gelir elde etmemize engel olmuyorlardı. Sınır geçişlerinde kolaylık sağlıyorlardı. Suriye’de yıllık 1 milyon dolardan fazla gelir elde ediyorduk. Zaman zaman Muhaberat’ın (gizli servis) arabalarını kullanıyorduk.”
İran: “Gizli servis İttiaat’tan Sait isimli bir şahısla irtibat halindeydim. Bize silah, SAM7 füzeleri ve lojistik destek sağladılar. Bir hastane, 3 de kamp kurmamıza izin verdiler. Silah ve hayvan ticaretinden pay alıyorduk. Gelirimiz Avrupa’dakine yakındı.”
Bulgaristan: “Bir eğitim bürosu açtık… Gizli servislerinin haberi vardı… Ses çıkarmıyorlardı.”
PATLAYICILARI SIRBİSTAN’DAN ALIYORDUK
Sırbistan: “Ellerinde Strella Füzesi vardı. 20 adet satın aldık. Sırplar sonra çok daha fazlasını bize destek amacıyla parasız verdi. Füze eğitimlerini de onlardan aldık. TNT, C-4 gibi patlayıcıları Sırbistan’dan sağlıyorduk.”
Romanya: “Bükreş’te evlerimiz ve derneklerimiz bulunuyordu. Devlet bize serbesti sağlamıştı. Türkiye’den katılanların ilk eğitim yeri Romanya’ydı. Romanya istihbarat servisi bize telsiz, dürbün, gece görüş cihazı gibi teknik malzeme verdi.”
Almanya: “Gizli servisle görüşüyordum. Parlamentodan da beni ziyarete gelenler olurdu. Örgüt yöneticisi Kani Yılmaz’ın sığınma talebini kabul edip, pasaport verdiler. Her anlamda güçlü olduğumuz bir yerdi.”
İngiltere: “Bizim konumuzda en akıllı davranan ülkeydi. Hiç direkt siyasi ilişki kurmadılar. Ama gizli olarak en büyük
desteği İngiltere’den alıyorduk.”
Holanda: “Bizim üslenme ve eğitim alanımızdır. En çok destek ve para bulduğumuz ülkedir.”
Fransa: “Bize her zaman çok yakın oldular!”
Amerika: “Bir temsilci atadık. Dernek kurdular. Ayrıca bir enformasyon büromuz vardı. Zaman zaman oradaki düşünce kuruluşlarından destek aldık.”
PKK’YA SICAK BAKMAYAN TEK ÜLKE
Libya: İşçiler arasında iyi örgütlenmemiz vardı. Yılda 500 bin dolara yakın bağış topluyorduk. Ama Libya devleti ile aramız iyi değildi. Her türlü imkanları olmasına rağmen bize araç, gereç, silah ve malzeme vermediler. Defalarca talebim oldu ama Kaddafi bize hiç sıcak bakmadı.”
(Türkiye ise Kaddafi”ye yapmadığını bırakmadı dense yeridir..)
*
Okurken tüyleriniz diken diken oluyor…
Türkiye’de kan dökmek için ilan edilen ‘çok uluslu’ seferberliğe mi yanarsınız yoksa tek ‘dost’umuzun Kaddafi oluşuna mı?
Hâlâ “PKK 27 yıldır neden bitirilemedi?” diye sormaya gerek var mı?
Kaynak:http://www.ensonhaber.com/ulke-ulke-pkkya-kim-ne-kadar-yardim-yapti-2011-10-11.html
Posted in Gündem
|
Tagged Almanya, amerika, Bulgaristan, fransa, Hollanda, ingiltere, iran, Libya, Romanya, Sırbistan, suriye
|
Eki
12
“Layık Değil!”
Yedi düvel birden üstüme gelsin
Varsın vücudumu kurşunlar delsin
Yeter ki bayrağım göğe yükselsin
Kahraman ırkıma selam dur, eğil
“Vekillerin sana hiç layık değil!”
“Terörist mecliste” diyorsa millet
Vardır bir bildiği milletin elbet
Sarmadan bedeni kangren illet
Eğil, Türk Milleti sipere eğil
“Vekillerin sana hiç layık değil!”
Her seferde seni yalandırdılar
En kutsal görevi sulandırdılar
Vatanı, milleti dolandırdılar
İnsanlık, hak, hukuk, adalet eğil
“Vekillerin sana hiç layık değil!”
Hep birdi bu millet iki değildi
Hâkimiyet, milletindi kim bildi?
Seni, beni herkes defterden sildi
Vatan, bayrak, Allah (cc) önünde eğil
“Vekillerin sana hiç layık değil!”
Posted in Şiirlerim
|
Tagged dur, eğil, hak, hukuk, kangren, layık, millet, selam, vatan, vekil, yedi düvel
|
Eki
11
Çözüm (ihanet) sürecine ilişkin yol haritasını kim biliyor?
Öncelikle belirtelim ki PKK biliyor! Ceyhun Bozkurt, Aydınlık’ta İmralı tutanaklarını yayınlıyor: Öcalan, sürecin nereye doğru gittiğini kendisini ziyaret eden BDP/HDP milletvekillerine şöyle anlatıyor:
“Basına yanlış şeyler yansıdı. ‘Öcalan bağımsızlıktan, federasyondan, özerklikten bilmem neden vazgeçti’ dediler. Ben hiçbir şeyden vazgeçmedim. Benim temel görüşüm şudur: Silahlı çatışmaya son vermek, sıkı sıkıya yasal demokratik mücadeleye sarılmak ile olur. Bu, ’yasa çıktı, çıkmadı’tartışması da mesele değil. Bunların hepsi demokratik siyaset aşamasının birer parçasıdır sadece.. Anayasal çoğunluk ile Meclis bir çağrı yapabilir sanırım. Beni şaşırtmayın. ‘Tarihi çatışma sürecini sona erdirdik’ dediysem ‘barış oldu’ demiyorum. Legal siyasete evrensel bağlılıktan ve mücadeleden söz ediyorum. Hiçbir şeyden vazgeçmedim. Ben sadece, ‘demokratik Türkiye olmadan bunların hiçbiri olmaz, zamanı da değil, arabayı atın önüne koymayın’ diyorum. Önce demokratik Türkiye olmalı.”
Öcalan’ın “Demokratik Türkiye” dediği nedir?
Öncelikle demokratik özerklik değil midir? Bunu defalarca açıklamadı mı? Yani Öcalan, çözüm sürecinin yol haritasını biliyor, çünkü haritayı kendisi çiziyor!
***
Çözüm sürecinin yol haritasını, Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, Hakan Fidan ve Abdullah Öcalan biliyor, peki başka kim biliyor?
Radikal’den Ezgi Başaran, CIA’nın eski Türkiye-Orta Doğu sorumlusu Graham Fuller ile görüştü. Ezgi Başaran’ın “Çözüm sürecinin sonunda nasıl somut adımlar atılmış olacak sizce?” sorusuna Fuller şöyle cevap verdi:
“Kürt tarafı bir tür idari ve kültürel özerklik elde etmiş olacak diye düşünüyorum. Minimum hedef bu. Türklerin büyük bölümü ademi merkeziyetçilikten yana aslında. Sadece Kürt şehirleri için değil, tüm Türkiye için. Dolayısıyla sözünü ettiğim özerklik daha geniş bir ademi merkeziyetçiliğin parçası olacak. Bunun dışında müzakerelerin nereye varacağını kestirmem zor. Bir çok kişi bana bunun sonunda bağımsız bir Kürt devleti olur mu diye soruyor? Bilmem. Ama Türkiye bu durumu zekice yönetirse böyle bir bağımsızlık ihtimalinin söz konusu olmayacağı kanısındayım. Bağımsızlık, Kürt meselesini yanlış yönettiğinde muhtemel olur.”
***
Ahmet Davutoğlu’nun belki 50 defa zikrettiği “Yeni Türkiye” ne demek? Onun cevabını da Graham Fuller biliyor. Çünkü “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adıyla kitap yazarak Türkiye’nin nereye doğru evrileceğini planlayan kendisi… Daha doğrusu Amerikan Kongresi’nin 1896’da aldığı Türkiye’yi Anadolu Federasyonu’na çevirmek kararını uygulamaya döken kişi Fuller’dir. Bu projeye göre Türkiye İstanbul başkentli Hıristiyan bir devlet olacak. Eyaletlerin isimlerini ise “Veneto’dan Bartın’a bisiklet turu” diye düzenlenen, Türk halkının milli kimliğe bağlılığını koparma operasyonlarından birinde dağıttıkları haritada açıklamışlardı.
Dağıttıkları harita, Roma dönemindeki eyaletleri esas alıyordu:
“Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Pont, Ermeniya, Antakya ve Mezopotamya…”
Görüldüğü gibi haritada Kürtlerin adı bile geçmiyor! Ama PKK’yı işte bu haritayı gerçekleştirmek için kullanıyorlar!
Genelkurmay bu yol haritasını biliyor mu?
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/akp-ve-pkknin-yol-haritasini-kim-biliyor-31888yy.htm
Posted in Gündem
|
Tagged Ahmet Davutoğlu, çözüm, dalalet, gaflet, Graham Fuller, ihanet, imralı, örgüt, süreç, Tayyip Erdoğan, terör
|