Eki 03

Erdoğan Irak’ta kime hizmet ediyor?

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Erdoğan Irak’ta kime hizmet ediyor?
Ona göre millete ama hangi millete?
Irak’ta bakınız neler oluyor…
İsrailoğullarının Babil’e öfkesi büyüktür. Babil bugün yakılan yıkılan, öldürülen Irak’tır. İsrailoğulları’nın bu öfkesi altında Yahudi tarihinde de yer alan Babil işgali ve sürgününün olduğu açıktır. O süreçte Kudüs işgal edilmiş, Yahuda Krallığı yıkılmış, Süleyman Mabedi Tanrı’nın Konutu yok edilmiş ve en on bin Yahudi asilzadesi ile sekiz bin kişi Babil’e sürgün edilmiştir.  Anlaşılan o ki İsrailoğulları’nın tarihin bu sayfasına duyduğu öfke, Yahudi Peygamberi Yeşaya’nın kehanetlerine de yansımıştır. Bu kehaneti okuyunuz: “…Amots oğlu Yeşaya’nın Babil’le ilgili bildirisi: Çıplak dağın tepesine sancak dikin! Dağlardaki kalabalığın gürültüsünü dinleyin!.. Tanrı bir orduyu savaşa hazırlıyor. Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, dünyanın öbür ucundan bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor. Feryat edin! Tanrı diyor ki, kötülüğünden ötürü dünyayı, suçlarından ötürü kötüleri cezalandıracağım. Kibirlilerin küstahlığını sona erdirecek, Zalimlerin gururunu kıracağım. İnsanı saf altından, ofir altınından daha ender kılacağım. Gazaba geldiğim, öfkemin alevlendiği gün gökleri titreteceğim, yer yerinden oynayacak. Herkes kovalanan ceylan gibi, çobansız koyunlar gibi halkına dönecek, ülkesine kaçacak. Yakalananın bedeni delik deşik edilecek, ele geçen kılıçtan geçirilecek. Yavruları gözleri önünde parçalanacak, evleri yağmalanacak, kadınlarının ırzına geçilecek… Gümüşe değer vermeyen, altını sevmeyen Medler’i onlara karşı harekete geçireceğim. Oklarıyla gençleri parçalayacak, bebeklere acımayacak, çocukları esirgemeyecekler[2].” Kehanette geçen ‘Tanrı bir orduyu savaşa hazırlıyor. Öfkesinin araçlarıyla uzak bir ülkeden, dünyanın öbür ucundan bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor’, ifadesi adeta okyanus ötesinden gelen ABD’nin nasıl Irak/Babil’i nasıl parça parça etmiş olduğunu düşündürüyor. Hele ki ‘Yakalananın bedeni delik deşik edilecek, ele geçen kılıçtan geçirilecek. Yavruları gözleri önünde parçalanacak, Evleri yağmalanacak, Kadınlarının ırzına geçilecek’ ifadesiyle ABD’li askerlerin Iraklıları, sanki atari oyunu oynar gibi, üstün harp ve silah araçlarıyla nasıl vurması, çocukların öldürülmesi ve de kadınların ırzına geçilmesi olayları yan yana getirildiğinde, nasıl bir kurgu ile karşı kaldığımız apaçık görülüyor. Yakın tarihimizin son elli yılına bakıldığında, ya bu kehanetlerin doğru olduğu ya da küresel bir gücün bu kehanetleri dikkate alarak Orta Doğu’da savaş planları yaptığı ve uyguladığı düşünülebilir. Çünkü kehanette geçen, ‘Gümüşe değer vermeyen, altını sevmeyen Medler’i onlara karşı harekete geçireceğim. Oklarıyla gençleri parçalayacak, bebeklere acımayacak, çocukları esirgemeyecekler’ ifadesine baktığımızda, 1980-90 arası süren Irak-İran savaşı bu çerçevede masaya yatırılabilir. Irak; Asur-Babil’in devamı, İran; Med-Pers’in devamıdır. ABD ve İsrail, kimi Irak’ı kimi İran’ı destekleyerek, İran-Irak savaşını başlatmıştır. On yıl süren bu savaş sonuçsuz kalmış ancak her iki ülke de kaynaklarını tüketmiştir, hem insan hem ekonomi açısından. Şimdi bu kehanete İsrail’in 1982’de Dünya Siyonist Dergisi Kivunim’de yayınladığı şu planı ekleyiniz: “…Bir taraftan petrol zengini olan ancak diğer taraftan parçalanmış bir ülke olan Irak’ın İsrail’in hedeflerine aday olması garantidir. Bizim için Irak’ın feshi, Suriye’nin feshinden bile daha önemlidir. Irak Suriye’den daha güçlüdür. Kısa vadede İsrail’in en büyük tehdidi Irak’ın gücüdür. Bir Irak-İran savaşı Irak’ı parçalayacak ve bize karşı geniş bir cephede çatışma organize etmesine imkân vermeden çökmesine sebep olacaktır. Araplar arasındaki her türlü çatışma kısa vadede bize yardımcı olur ve Suriye ve Lübnan’da olduğu gibi önemli bir hedef olan Irak’ın parçalanması için yolu kısaltır. Osmanlı döneminde Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da etnik/dini bazda bölgelere bölünme mümkündür. Üç büyük şehir etrafında üç (veya daha fazla) eyalet var olacaktır: Basra, Bağdat ve Musul ve güneydeki Şii bölgeler Sünni ve Kürt kuzeyden ayrılacaktır …” Şimdi bunlara ABD’nin BOP siyasetini ekleyelim: ‘Bölgede yapılacak adil bir düzenleme Irak’taki üç Sünni ağırlıklı bölgeyi budanmış bir devlet haline getirecektir. Ankara’nın önünde bulunan Kürt sorunu son on yıl içerisinde bir miktar kolaylaşmış olmasına rağmen, baskı yakın tarihlerde tekrar yoğunlaşmıştır ve Türkiye’nin doğusundaki beşte birlik bölümü işgal edilmiş bir bölge olarak görülmelidir. Suriye ve İran Kürtleri de mümkün olsa bağımsız bir Kürdistan’a katılmak isterlerdi. Ayrıca Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan bağımsız bir Kürdistan, Bulgaristan ve Japonya arasında en Batı yanlısı devlet olacaktır. 5,000 yıllık tarihten bir diğer kirli sır da şudur: Etnik temizlik işe yarar’. Şimdi size soralım, Irak’ta neler oluyor, diye… Her şey açık değil mi… Bu noktada ABD, İsrailoğulları’nın kutsallarını oynuyor. Erdoğan da izlediği siyasetle buna hizmet ediyor… Erdal Sarızeybek [1] Tanah/Tevrat, 2.Krallar, Bölüm 24: 14-16. [2] Tanah/Tevrat, Yeşaya, Bölüm 13: 1-16.
 
Haberin Tamamı İçin: http://www.sarizeybekhaber.com/haberler/erdogan-irakta-kime-hizmet-ediyor-h807.html
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Erdoğan Irak’ta kime hizmet ediyor? için yorumlar kapalı
Eki 02

Altın Sözler

images

 

 

 

 

 

 

 

 

* Bir kişiye yapılmış haksızlık, bütün topluma yöneltilmiş bir tehdittir. MONTESQUİEU

* Bu dünyaya istediğimiz gibi gelmedik, bu dünyadan istediğimiz gibi gidemeyiz. ÖMER HAYYAM

*  Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır. (Balzac)

* Camdan evde oturanlar başkalarına taş atmamalıdırlar. G. NERBERT

* Cesaret insanı zafere, korkaklık ölüme götürür. SENECA

* Çalışma, doğanın anasıdır; mutlak bir dinlenme ölüm demektir. PASCAL

* Dil, bir ulusun aynasıdır. Bu aynaya baktığımız zaman, orada kendimizin gerçek yankısını görürüz. SCHİLLER

* Duvarda bir gedik açmaya bir taşın eskimesi yeter. A. NİHAT ASYA

* Dünya değirmen taşına benzer, her saat nice kalpler öğütür. SEYH SADİ

* Düşünmediğim zaman, yaşamadığım zamandır. REMBRANTD

* Düşünmek ve söylemek kolay, fakat yaşamak, hele basarı ile sonuçlandırmak çok zordur. ZİYA GÖKALP

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Eki 01

Propaganda Yöntemi

images (2)
 
 
 
 
 
 
 
 
Hitler’in Propaganda Yöntemi
“Büyük halk kitlelerinin anlayışı gayet sınırlıdır, zekaları azdır ama unutma güçleri muazzamdır. Bu gerçeklerin sonucu olarak her türlü etkili propaganda sadece birkaç noktanın belirtilmesi şeklinde sınırlandırılmalı, bu noktaları sloganlar halinde vermeli; ta ki kitlenin en son üyesi bile sizin sloganınız sayesinde kendisinden ne istediğini anlasın. Bu sloganı feda ettiğiniz ve meseleyi çok taraflı olarak anlatmaya kalktığınız anda etkiniz silinecektir, çünkü kitleler verdiğiniz bilgileri ne hazmedebilir ne de hatırda tutabilir. Bu şekilde sonuç zayıflar ve nihayet tamamıyla ortadan kalkar. Kurnazca ve devamlı propaganda ile insanları cennetin cehennem, cehennemin cennet olduğuna inandırmak mümkündür. Propagandanın etkili olabilmesi için en dar zekaya göre ayarlanmış olması, heyecanlara hitap etmesi düşünce ile hiçbir ilgisinin bulunmaması gerekir. Erişilmek istenen insan kitlesi ne kadar büyükse, bu kitlenin anlayış seviyesi o kadar düşük olur. Yalanın büyüklüğü ona inanılmasını sağlayan başlıca faktördür. Kitlelerin ilkel basitliği içinde büyük bir yalan, ufak bir yalandan daha etkili olur, çünkü kitleler küçük işlerde daima yalan söylerler ama büyük bir yalan atmaktan çok utanırlar. Bu yüzden büyük kalabalıklar bu kadar büyük bir yalandan hiç şüpheye düşmezler, bir insanın gerçeği bu kadar saptıracak kadar ileri gideceğine inanmazlar. Kısacası yalan ne kadar büyük olursa, kitlelerin ona inanması ihtimali o kadar artar.
Bir başka temel propaganda ilkesi de tek düşman ilkesidir. Halka aynı zamanda birden çok düşman göstererek onun kafasını karıştırmamak gerekir. Tek bir düşman üzerinde durun ve halkın nefretini o düşman üzerinde yoğunlaştırın.”
Bu propaganda yöntemleri kime aittir biliyor musunuz? Hitler’e…
Hitler, Yahudileri tek düşman gösteriyordu… Ya Türkiye’de özellikle 17 ve 25 Aralık operasyonlarından sonra tek düşman olarak kim gösteriliyor? 
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/akpnin-buyuk-yalani-patladi-31897yy.htm
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Propaganda Yöntemi için yorumlar kapalı
Eyl 30

Vatandaş Avucunu Yaladı

market-artiklari-ile-gecinen-aileler-44.HaberCity.net
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Vatandaş Avucunu Yaladı
 
Bolluk rahvan geldi gitti tırısla
Beceri kazandı özel bir kursla
Bıkmadan bekledi ümitle, hırsla
            Mazeret ardına mehil uladı
            Vatandaş hep avucunu yaladı
 
Bizdendi, sizdendi adam seçerken
Her yerde vampirler saf kan içerken
Şu kısacık ömür dertle geçerken
            Sorumlular yalanları suladı
            Vatandaş hep avucunu yaladı
 
Bir kalın enseli torpil bulmalı
Ya paralı, ya da ünlü olmalı
Hiç mi hiç olmazsa “sıfırla”malı
            Suçlular da suçsuzları daladı
            Vatandaş hep avucunu yaladı
 
Kimisi dünyayı sımsıkı tuttu
Kimi gidiyordu kefeni yırttı
Çoğu kaymakları yaladı, yuttu
            Haramları, helallerle buladı
            Vatandaş hep avucunu yaladı
 
O mübarek oyumuzu yoydular
Cana, mala bile hep göz koydular
Yediden yetmişe bizi soydular
            Mezarlığı da, üstüne tapuladı
            Vatandaş hep avucunu yaladı
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Vatandaş Avucunu Yaladı için yorumlar kapalı
Eyl 29

“GÜÇ BENDE ARTIK” DİYENLERE KUL, KÖLE OLMAK

diktatorler-tatilde-E51B-E24C-283D
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“GÜÇ BENDE ARTIK” DİYENLERE KUL, KÖLE OLMAK (K.Ş.)
Her türden sistem, mevcudu muhafaza için başı (iktidarı) güçlendirmeye, bünyeyi (üyeleri) ise zayıf tutmaya özel bir önem verir. Böylece zayıf kişilikler ayakta kalabilmek için, kendilerini daha çok başa (güç sahibine) bağlı olmak zorunda hissederler.
Güç sahipleri de hâkimiyetlerini sürdürebilmek için çok daha güçlü odaklara bağlı kalmak durumundadır. Toplumlar, daha çok da Doğu toplumları bu anlamda bir güçler hiyerarşisi biçiminde örgütlenmişlerdir.
Değerler ve gelenekler bağlamında Türk toplumunda gücün soyut hiyerarşik ve manevi bağlantılarından söz edilebilir. Türkiye, her şeyin ailede babadan, iş yerinde patrondan, inançta şeyhten, okulda öğretmenden, ekonomik hayatta ise devletten beklenmesi diye bir geleneğin olduğu ülkedir.
Bu durum bağımlı, edilgen ve emir almaya hazır insanlar çıkarmıştır. Süreç yüzyıllar süren hem maddi hem de manevi yönden kendine özgü bir nevi zihinsel gen, yaşam ve düşünce biçimleri üretmiştir.
Fromm, süreci otoriteye iltica ya da “özgürlükten kaçış” olarak nitelendirir: “Kişinin kendi bireysel özünün bağımsızlığından vazgeçmesi ve kendi özünü kendi dışındaki bir insanla ya da bir şeyle kaynaştırma eğilimi” içine girmesidir.
 
Bu güne kadar ne çektiysek benzer zihniyetler yüzünden çektik..(K.Ş)
 
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/erdoganin-iktidarini-besleyen-kaynaklar-31893yy.htm
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , | “GÜÇ BENDE ARTIK” DİYENLERE KUL, KÖLE OLMAK için yorumlar kapalı
Eyl 28

“EŞEK HERİFLİK” (2)

143344
 
 
 Robot  ta olsa Eşek Eşektir.
 
 
 
 
Bed asla necabet mi verir hiç üniforma,  
Zerdüz palan vursan eşşek yine eşşektir.”     Ziya Paşa
 
Açıklaması:  eşşeğe altın işlemeli * semer de vursan, eşşek yine eşşektir, hatta eşşoğleşşektir.
 
 
 
 
 
“EŞEK HERİFLİK” (2)
General Napolyon 1804’te İmparator oldu. Gelişen olaylar bizim Fransa’ya yaklaşmamızı gerektiriyordu. 3. Selim, büyük bir duyarlılıkla ’olanları unutup’devletin geleceği için, Fransa’ya dostluk gösterisinde bulunmaya karar verdi. Bu konuda bir de fırsat doğdu; Napolyon, 1805’te Österliç’te Rusya ve Avusturya ordularını yenmişti. Selim Han, derhal harekete geçerek, Napolyon’un “Österliç Zaferi”ni kutlamak için Ahmet Muhip Efendi’yi elçi olarak gönderdi… Aslında elçinin gizli görevi, Osmanlı’nın Rus ve İngilizler tarafından ayrılıp, Fransa’nın yanında yer alacağını hissettirmekti. Napolyon’un zaferini kutlama konusu işin bahanesiydi. İşte elçinin asli görevi, bu birlikteliğin zeminini hazırlamak idi!
Efendi, Fransa’ya vardı. İmparator Napolyon ile görüşmeyi beklediği sırada, Fransa Dışişleri Bakanı Taleyran elçimizi bilgilendirmek amacıyla: “Napolyon’a İmparator unvanı yanında İtalya Kralı diye de hitap ediniz” dedi. Elçi Efendi Napolyon’un yanına girince -sanki deyince dünya batacakmış gibi- ’İtalya Kralı’demedi. Fakat bu kutlama ile ilgili olarak 3. Selim’in ’nâmesi’ertesi gün Avrupa gazetelerinde yayımlandı. Selim Han, kutlama metninde Napolyon’dan “Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı” diye söz ediyordu. Bunu öğrenen ’onurlu’elçimiz İstanbul’a yazdığı mektupta: “Ben İmparator’a, İtalya Kralı demedim. Gazeteler niye böyle yazıyor. Ben artık buralarda kalamam…” diyordu. Mektubu alan Selim Han, çevresindekilere, “Ne ahmak adammış. Asıl niyetimiz ne, bu adam ne ile uğraşıyor” diyerek, elçiyi İstanbul’a çağırdı…
O sıralar İngilizler, Fransa ile ’dans’etmeye uğraşan Osmanlı’ya bir ’ders’vermeye çalışıyorlardı… Bunu hisseden Fransızlar, Osmanlı’ya verdikleri raporlarda; “İngiliz Donanması Bozcaada’da. Çanakkale Boğazı istihkâmları bakımsız, topların kundakları çürük. İngilizler kuvvetli bir rüzgâr ile donanmasını Marmara’ya sokabilir” demesi üzerine 3. Selim, Kaptanı Derya Salih Paşa ile Feyzullah Efendi’yi kalelerin ve topların tamir işiyle görevlendirdi. Selim Han, İngiliz Elçisi Aburnot’u oyalamak için, görüşmelere başladı. Bu görüşmelere tanık olan devlet adamları, görüşmeleri ‘dostluk sohbeti’ sanıyordu. Nitekim, “İngilizler bize saldırmaz. Padişahımızın parasına yazık. Topa, kaleye masraf gerekmez” diyerek, görevlerini yapmadılar…
Saldırmaz dedikleri o İngilizler, 1807 yılında -‘kutsal gün’ gevşemesini de hesap ederek- Kurban Bayramı sabahı 14 gemilik bir donanma ile Marmara’ya giriverdi! Gemiler toplarını Topkapı Sarayı’na çevirdi… Gerçi İstanbul halkının da yardımı ile bu saldırı püskürtüldü ama ihmal, dehşet vericiydi. 3. Selim bu facia karşısında hükümete şu Hatt-ı Hümayun’unu gönderdi:
“Size (Boğazlar için) yazdığım kâğıtları toplasam, bir kitap olurdu. Aman boğazlar, aman tabyalar, aman donanma diye feryat ettim, kimsenin kulağına girmedi. 200 sene önce Venedik çektirilerine karşı kullanılan toplara güvenip durdunuz. İçinizde bundan anlar olmadığı gibi, öğrenmeye heves eden de yok. Niçin vükelâ (devlet adamları) bunları bilmez?”Selim Han, Hattında işte böyle feryat ediyordu…
O feryadı ses getirdi.  Çok geçmeden “Dinsiz Padişah” diye tahttan indirildi; sonra da öldürüldü!
 
ŞİMDİKİ “EŞEK HERİF” LERDEN SİZLER DE BİZLER DE NELER ÇEKMEKTEYİZ ( K.Ş.)
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/esek-heriflik-suruyor-32028yy.htm
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | “EŞEK HERİFLİK” (2) için yorumlar kapalı
Eyl 27

AKP’nin Yapmak İstediği

images

 

LÜZUMSUZSA SÖNDÜR!

 

 

 

AKP’nin gerçek hedefi nedir?                                                                                                                                                                                                                    Onu, eski Başbakanlık Müsteşarı ve Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer açıklamıştı.

Dinçer şöyle yazmıştı:
“Halk için ve halk adına yönetim diye tarif edilen Cumhuriyet kavramının aslında artık bizim için çok fazla bir mana ifade etmediğini söylememiz de mümkündür.
-Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin öngördüğü ulusal devlet yahut milliyetçilik esaslarına dayalı devlet fikri yerine uluslararası iş birliği yapan ve belki de siyasi olarak bütünleşen ülkeler söz konusu olmaya başlamıştır.
-Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha çok katılımcı, daha adem-i merkezi, daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu bulunduğunu ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum.”

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/akpnin-buyuk-yalani-patladi-31897yy.htm

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | AKP’nin Yapmak İstediği için yorumlar kapalı
Eyl 26

Kendini padişah mı sandın?

zBK334055IH734_250
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
BEKRİ MUSTAFA VE IV. MURAT BİR KAYIKTA

Kendini padişah mı sandın?
MEŞHUR hikayedir, içki yasağı koyan Sultan IV. Murad bir akşam tebdili kıyafet Üsküdar’a geçmek için sadrazamıyla birlikte sandala biner.
Sandalcı ise ayyaşların piri Bekri Mustafa’dır. Padişah ‘Nedir o içtiğin?’ diye sorunca Bekri Mustafa önce ‘Kuvvet şurubu’ der, ama IV. Murad ‘Bana da ver’ deyince şişeyi uzatır. Padişah iki yudum alıp kükrer: ‘Bre zındık, şarabı yasakladığımı bilmez misin.’ Bekri Mustafa şaşırır. ‘Sen kimsin de içkiyi yasaklıyorsun?’ diye sorar.‘Ben padişahım, bu da Sadrazam Bayram Paşa’ cevabını alınca şöyle der Bekri Mustafa:

‘Bre köftehorlar, iki yudum aldınız biriniz padişah, biriniz vezir olmaya kalktınız.Bir yudum daha içseydiniz Dünyayı da biz yarattık diyecektiniz demek.
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | Kendini padişah mı sandın? için yorumlar kapalı
Eyl 25

Çözüm Süreci Mi, İhanet Süreci Mi?

8236
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Çözüm Süreci Mi, İhanet Süreci Mi?
21 Ağustos 2010’da Tayyip Erdoğan Kayseri’den kükrüyordu:  “Bizim dört kez bunlarla bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar, bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir. Bugüne kadar AK Parti iktidarı olarak terör örgütüyle hiçbir zaman masaya oturmadık, oturmayacağız da. Bizim felsefemizde, anlayışımızda böyle bir şey olamaz… Hukukta bir kaide var, iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Eğer bu iddianızı ispatlamazsanız müfterisiniz…”
‘Şerefsiz’li, ‘müfteri’li, ‘alçak’lı hakaretler birbirini takip etse de, gelişmeler çok hızlıydı, çünkü tutanaklar sızmaya başlamıştı… Artık dili yeni pozisyona göre ayarlamak şarttı… Çok değil, Kayseri mitinginden üç gün sonra, yani 24 Ağustos gecesi yeni bir dille karşılaştık… Siyaset Meydanı’nda konuşuyordu Tayyip Erdoğan… PKK’yla görüşmeler soruldu kendisine ve kelimesi kelimesine şu cevap alındı:  “Burada bir şeyi birbirine karıştırmayalım. Biz siyasî iradeyiz, siyasî iktidarız. Biz siyasî iktidar olarak, hükümet olarak hiçbir zaman bir terör örgütüyle veya temsilcileriyle masaya oturup görüşme yapmayız. Böyle bir şeyimiz bizim asla olmamıştır, yoktur, olamaz da. Şu veya bu şekilde çeşitli kurumlarıyla bu tür bazı münasebetler gerekirse devlet onu kendisi yapar. Burada bunu birbirine karıştırmamak gerekir…”
Yani ‘fail’ bulunmuştu ve ‘devlet’ti!.. Ardından ‘demokratikleşme’, tutmayınca ‘millî birlik ve kardeşlik’ gibi isimler uydurulan ‘çözüm projesi’ meğer devlet politikasıymış!..
(Bu gün gördüklerimiz  ise “analar ağlamasın”ın ötesinde Cumhur Başkanı adayı olan Selahattin Demirtaş tarafından terör örgütüne silah isteme, ordu kurma noktasına geldiğidir.
“Kasımpaşalı”nın ise sesi soluğu çıkmamaktadır. “Çözüm süreci” diye yutturulmaya çalışılan sürecin “ihenet süreci” noktasına geldiği herkes tarafından ifade edilmektedir.
% 50 ise elde ettiği “çıkar”dan memnun ki hala ükenin bölündüğünün farkında bile değil… K.Ş.)
 
Faydalanılan Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/genelkurmay-baskani-tarihe-nasil-gececek-31901yy.htm
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Çözüm Süreci Mi, İhanet Süreci Mi? için yorumlar kapalı
Eyl 24

EŞEK, YİNE EŞEK!

283984_269261126420637_3227343_n
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
EŞEK, YİNE EŞEK!
 
En lüks mağazadan kıyafet aldım
Adam olsun diye kurslara saldım
Boş yere aldanıp hülyaya daldım
Eşek, yine eşek, adam olmadı
 
Eşekçe davranır hırpalanırdı
Ünlü kişilerden çoğu tanırdı
Tam ümitlendiğim anda anırdı
Eşek, yine eşek, adam olmadı
 
Ahırdan çıkardım, saraya kattım
Yularını alıp kravat taktım
Tereyağı, süt ve bal ile baktım
Eşek, yine eşek, adam olmadı
 
Modern cihazlarla eğittim onu
Döktürdüm üstüne her tür losyonu
Neye varacak ki sıpanın sonu
Eşek, yine eşek, adam olmadı
 
12.03.1991
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , | EŞEK, YİNE EŞEK! için yorumlar kapalı