Eyl 05

Sevr Muahedesi (1)

sevr-antlasmasi_121051
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Sevr Muahedesi (1)
İtilaf devletleri Osmanlı hükumetine kabul ettirmek istedikleri “Taksim ve Sulh” şartlarını Meclis-i Meb’usan’a teklif ettiler. Fakat meclis’in “Misak-ı Milli esaslar dahilince sulh yapılabilir” teklifi ile karşılaştılar. Osmanlı Devleti MilliHareketi bastırırmasını beklediler. O da olmayınca “Sevr Muahedesini” kabul ettirip , imzalattırmak ve sonra milli unsurları yok etmeyi planladılar.
22Nisan 1920’de Osmanlı Hükumeti Parise davet edildi. Ertesi gün 23 Nisan 1920’de Ankara’da kurulan T.B.M. M Hükumeti  de bir bildiri neşrederek bir barışın T.B.M.Meclisinde kabul edilemiyeceğini, Türklerce kabul edilebilecek olan bir barışın, onun tek temsilcisi olan T.B.M.M. Hükumeti ile yapılmasın zorunlu ve gerekli olduğunu” ilan etti. Bu sesi önce önemseyen olmadı. Parise gelen Osmanlı Heyet-i Reisi Tevfik Paşa’ya sulh muahedesi şartlarını 11 Mayıs 1920’de bildirdiler. İtilaf devletlerince San Remo’da kararlaştırılan bu şartları Tevfik Bey inceledi. Teklif edilen barış şartları ile itilaf devletlerinin dillerine pelesenk ettikleri istiklal, hürriyet, eişitlik, mefhumları ile ve “müstakil bir devlet mefhumu ile bağdaştırılabilir, uygulanabilir” bulmadı. Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalandığını, bu parçaları ele geçirmek isteyen düşmanlar arasında ihtilaflar bulunduğunu gördü. Bir taraftan  İstanbul’a Sadrazam’a, “Bize teklif edilen sulh, Devlet-i Aliye’nin bölünmesinden, parçalanmasından, Padişahın hukukunu imhadan başka bir şey değildir. Devletin var olabilmesi ancak, muahedenin tamamen iptali ile mümkündür.Bize teklif edilen muahedenin hazırlanış şekli, Osmanlı Devleti’ni, istiklalden mahrum bir müstemleke haline getirmektir.” Diye mektup yazarken, konferans delegasyonuna iletilmek üzere bir de muhtıra verdi. Muahedeyi imzalamadı.
(Devam edecek)
 
Kaynak: Türk Siyasi Tarihi / Tahsin Ünal
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , | Sevr Muahedesi (1) için yorumlar kapalı
Eyl 04

Altın Sözler

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*”Adalet evrenin ruhudur.” Ömer Hayyam
 
*”Aklın ve ilmin üç büyük düşmanı vardır: Kötülük, bilgisizlik ve tembellik”. Haeckel
 
*”Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılamayacak kadar güçlü olurlar.” Benjamın Dızraelı
 
*”Bir iş yapmak için neden yarını bekliyorsun. Bugün de dünün bir yarını değil midir. Ömer Hayyam
 
*”Bir ulusun büyüklüğü, nüfusun çokluğu ile değil, akıllı ve erdemli kişilerin sayısıyla ölçülür.” Victor Hugo
 
*”Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.” Mevlana
 
*”Cibilliyetsize ilim öğretmek, eşkıyanın eline kılıç vermektir. Mevlana
 
*”Dehanın ilk ve en büyük şartı hakikati sevmektir.” Geothe
 
*”En büyük cezaevi, cahil bir insanın kafasının içidir.” Montaigne
 
*”Fenalıkların ilki ve en büyüğü, haksızlıkların cezasız kalmasıdır.” Eflatun
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Eyl 03

“Kardeşim…”

1158728
  1158725
 
 
 
 
 
  
 
 
 
“Kardeşim…”
Libya ile ilişkilerimizde Kaddafi  gerçekten Türkiye ile dost ve kardeşti. Zira Kaddafi Kıbrıs çıkarmasında yakıt bulamadığımız uçaklarımız için yakıtı vermiş ve bu sayede de uçaklarımızı havalandırabilmiştik.
AKP döneminde Erdoğan, Kaddafi’ ye“Kardeşim” dedi ama daha sonra Libya’nın karıştırılmasıyla birlikte ABD’nin müdahale etmesi gündeme gelince o “kardeşi” maalesef vurmak için  BM ordusuna İzmir’de karargah kurduruldu.
İran Cumhurbaşkanı Ahmed-i Necad da “kardeş” ilan edilmişti. Fakat bu kardeşliğinde İranla ilişkilerimizn bozulmasına sebep olduğu görüldü.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Esad\’a “kardeşim” diye hitap ediyordu. Fakat Suriye\’de başlayan gösteriler, iki ülke arasında soğuk rüzgarların esmeye başlamasına neden oldu ve bu durum bugünkü halini aldı. Esad “Esed oldu, soykırımcı oldu, katil dendi. Bu günler de yeniden, BOP gerği  kardeş olma ihtimali de görülmeye başlandı.
21 Ağustos 2014, Perşembe günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, önceki gece Köşk’te düzenlenen veda resepsiyonunda önemli açıklamalarda bulundu. Kırgın olduklarını söyleyen Hayrünnisa Gül, son dönemde eşine yapılan saygısızlıkları hatırlattıktan sonra, “Bu süreçte yaşadıklarımızı başörtümün tartışıldığı günlerde, 28 Şubat döneminde bile görmedik.” diye konuştu.
Hayrünnisa Hanım’ın ağzından şu ifadeleri aktardı: “Hayrünnisa Gül, veda için sıraya giren gazeteciler arasındaki Yeni Şafak Gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi’ye ‘Sizinle tokalaşmak istemiyorum, size çok kırgınım.’ dedi. Hayrünnisa Hanım daha sonra gazeteci çemberinden dışarı çıkmak için hamle yaptığında karşısına ATV Ankara Temsilcisi Mehmet Akarca çıktı. Hayrünnisa Hanım ona da, “Hep akıl veriyordunuz. Şimdi de bir akıl verin. Bakıyorum fotoğrafta herkesle birliktesiniz.” tepkisini gösterdi. Bayan Gül daha sonra o gruptan koparak eşini beklemeye başladı. Ama aile dostları ve AK Parti milletvekili Nursuna Memecan, Sever ve benim bulunduğum daha küçük bir grupla sohbetinde tepkisinin fevri değil derin olduğu görülüyordu. Aslında o anda yazılmamak üzere sohbet çerçevesinde geçen ve bir kısmını bazı meslektaşların da duyup 20 Ağustos gazetelerinde yer verdiği sözlerinin tamamını, daha sonra yazma izni aldığım için aktarıyorum: “Bizi çok üzdüler. Şimdi fotoğrafta yer almak için yarışıyorlar. İnsan kendisine zor hâkim oluyor. Bizi hiçbir şey görmüyor, bilmiyor, farkında değiliz mi sanıyorlar? Her şeyin farkındayız. Abdullah Bey kibarlığından bir şey söylemiyor. Kendisine çok yanlışlıklar, çok saygısızlıklar yapıldı. Bizi en çok üzen de özellikle son yılımızda bizim camiadan, dindar Müslüman camiadan yapılan saldırılar oldu. Neler yazılıyor, söyleniyor, insan inanamıyor. Ben her şeyi biliyorum. Şimdi ben de susuyorum ama fazla susmayacağım; asıl intifadayı (ayaklanma) ben başlatacağım.”
25638254
10 Ağustos’ta 12. Cumhurbaşkanı seçilen ve 28 Ağustos’ta görevi Abdullah Gül’den devralacak olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti MYK toplantısı sonrasında Erdoğan, “Genel başkan ve Başbakan Dışişleri Bakanı  kardeşim Ahmet Davutoğlu’dur” açıklaması yaptı.
Yukarıdaki “kardeşlik” ilişkilerini hatırlayınca bu “kardeşlik” ilişkisinin nasıl sonuçlanacağını  merak ediyorsunuzdur diye düşünüyorum.
 
Kaynak: http://www.internethaber.com/
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | “Kardeşim…” için yorumlar kapalı
Eyl 02

Altın Sözler

images (1)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Özlü Sözler
 
* Akıl yaşta değil baştadır. Doğru bir söz fakat aklı da başa yaş getirir. C. SAHABETTİN
 
* Akıllı adam hem kitapları, hem de doğrudan doğruya hayatı okur. LIN YUTANG
 
* Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur. ÇEHOV
 
* Beşikten mezara kadar bilim öğrenin. HZ. MUHAMMED
 
* Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. SOKRATES
 
* Bilimsiz şiir, temelsiz duvara benzer. FUZULI
 
* Bir düşünce bir ateşten daha çok ileriyi ısıtabilir. LONG FELLOW
 
* Bir insanda kibir, hırs ve şehvet söz söylerken soğan kokar. MEVLANA)
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Eyl 02

Hırsız!

  SivriSinekCaz
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Hırsız!
  Köyün birine hırsız dadanmış. Hırsız özellikle ayakkabılara meraklıymış. Cemaat camiye girip namaza durunca bulduğu ayakkabıları torbasına doldurup kayboluyormuş.
Sonunda köylü pusuya yatmış, hırsızı, torbası elinde kıskıvrak yakalamış. Köy heyeti toplanmış. Hırsıza ne ceza vereceklerini tartışmışlar. Birisi bir öneri getirmiş.
-En iyisi imam yapıp önümüze geçirmek. Böylece gözümüzün önünde olur, hırsızlık yapamaz…
Köylünün aklı bu işe yatmış, adamı imam yapmışlar…
Aradan yıllar geçmiş. Gurbete çıkan bir köylü dönüşte hırsız imamın neler yaptığını, hırsızlığın bitip bitmediğini sormuş.
Demişler ki:
-Herif imamlığa devam ediyor, hırsızlık yapmıyor…
-Demek sorun çözümlendi?
-Yok canım… Birkaç adam tuttu. Hırsızlığı onlara yaptırıyor. Kendisi de “Hırsızlık günahtır, sakın çalmayın” diye vaaz veriyor…
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , | Hırsız! için yorumlar kapalı
Eyl 02

Daha Güzel Hizmetin Var Mı?

 wallpaper-1735205
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Daha Güzel Hizmetin Var Mı?
 
Seçimde verdiğin sözleri yuttun
Koltuğa oturup halkı unuttun
Halkın cebindeki parayı tuttun
Bundan daha güzel hizmetin var mı?
 
Herkes gibi bu ülkeyi bilen sen
İnsanlar ağlıyor, oysa gülen sen
Vatandaşı parça, parça bölen, sen
Bundan daha güzel hizmetin var mı?
 
Hizmet diye halkın cebinde gözün
Nasıl kızarmıyor şaşarım yüzün?
Her yanı kapladı ülkede hüzün
Bundan daha güzel hizmetin var mı?
 
Sen bütün makamı arpalık sandın
Çevrende son model yağcıya kandın
Görünce milyarı hemen sulandın
Bundan daha güzel hizmetin var mı?
 
Sen yolcusun ama bu halk hancıdır
Sana göre herkes bir yalancıdır
Sende huzursuzluk bitmez sancıdır
Bundan daha güzel hizmetin var mı?
 
Halk ile aranda ipler incelir
Yunusça sevgiyle bu iş düzelir
Sendeki hırçınlık “kompleksten” gelir
Bundan daha güzel hizmetin var mı?
 
 
 
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Daha Güzel Hizmetin Var Mı? için yorumlar kapalı
Eyl 01

Güneydoğu’ya Doğu Timor projesi!

arslan-bulut-guneydogu-ya-dogu-timor-projesiGüneydoğu’ya Doğu Timor projesi!
1995 yılında Genelkurmay Başkanlığı, “Politik-Askeri Durum Değerlendirmesi” başlıklı bir belge hazırlamıştı. Belgede, terör örgütünün “Dört aşamalı hedef stratejisi”, özetle şöyle ifade ediliyordu:
“-Bölücü terör örgütü, ilk aşamada, kültürel ve sosyal bazı hakların temin edilmesini,
-İkinci aşamada, özerk veya federasyon tipi bir yönetim sisteminin oluşturulmasını,
-Üçüncü aşamada, ülkemiz topraklarında sözde Kuzey Kürdistan devletinin kurulmasını,
-Son aşamada ise bağımsız ve birleşik sözde Büyük Kürdistan devletinin oluşturulmasını hedeflemiştir.”    
                                                                                             
***                                                                                                                                                                                                                                                               Raporun son bölümünde çözüm gösteriliyordu:
“Dağlardaki tehdit devam ettiği sürece devletimizce verilecek her taviz, yeni bir talebi doğuracak ve bu durum, örgütün ülkemizden toprak koparmak olan nihai hedefi gerçekleşinceye kadar aşama aşama devam edecektir.
Bu sebeple, devletimizin üniter yapısının muhafazası için tek vatan, tek lisan ve tek bayrak ile Atatürk milliyetçiliğine bağlı laik ve demokratik düzen ilkelerinden asla fedakârlık edilmemesi esastır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin;
-Yasama, Yürütme ve Yargı organlarının tüm unsurlarıyla, diğer milli güç unsurlarını harekete geçirecek kurum ve kuruluşlarıyla ve hepsinden önemlisi ülkenin batısında, doğusunda ve Avrupa’da yaşayan topyekûn Türk halkıyla tam bir uyum ve topyekûn mücadele anlayışı içinde;
-Doğru olarak teşhis edilmesi ve süratle terörün ortadan kaldırılması gerektiğine dair fikir ve inançta birleşmelerinin ve tüm gayretlerinin bu yöne kanalize edilerek mücadeleye daha aktif şekilde katılımlarının sağlanması şarttır.”
ABD ve AB’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ne yapmak istediği, 2002 yılında Doğu Timor’daki tutumlarından belliydi.
Nisan 1999’da BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Endonezya ile Doğu Timor’a verilecek özerklik planında anlaştıklarını açıkladı. 30 Ağustos 1999’da yapılan referandumda Doğu Timor halkı yüzde 78.5 oranında “bağımsızlık” dedi…
ABD yönetimi ise Endonezya hükümetinin Doğu Timor’daki şiddeti durdurmaması durumunda Uluslararası Barış Gücü’nü kabul etmesi gerektiğini açıkladı. Ve Endonezya Silahlı Kuvvetler Komutanı General Wiranto, “Uluslararası Barış Gücü’nün Doğu Timor’a yerleştirilmesi”ni kabul etti. Eylül 1999’da “Doğu Timor’daki mevcut durum, uluslararası barış ve güvenlik açısından tehdit oluşturmaktadır” açıklamasını yapan BM Güvenlik Konseyi, Çok Uluslu Barış Gücü’nü Doğu Timor’a
yerleştirdi.
Doğu Timor’un bağımsızlığı tanındı.
***
PKK ise Özgür Politika gazetesinde, Cemil Bayık’ın ağzından sevinç çığlıkları atıyordu:
“Günümüz dünyasında demokrasi zafer kazanmıştır ve bu durum bize büyük güven ve cesaret veriyor. Güçlü esen demokrasi rüzgârı dünyanın her köşesinde etkisini gösteriyor. Şimdi bütün ulusal sorunlara artık barış ve siyasal çözümle çare bulunuyor. Filistin, İrlanda, Kosova ve Doğu Timor gibi ülkelerde yaşanan gelişmeler de bunu doğruluyor.”
İşte bugün, terörist heykeli diktirerek açılımı teşvik eden AKP’nin uyguladığı proje, hemen hemen Doğu Timor projesi ile aynıdır. Zaten projenin mimarları, CIA danışmanları David Phillips, Henry Barkey ve Vamık Volkan’dır.
Kaynak: Arslan Bulut http://www.yenicaggazetesi.com.tr/guneydoguya-dogu-timor-projesi-31738yy.htm
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Güneydoğu’ya Doğu Timor projesi! için yorumlar kapalı
Eyl 01

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI KUTLU OLSUN

10626553_676625575754090_1212739389411610396_n (1)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILININ BÜTÜN ÖĞRETMENLERE KUTLU OLMASINI DİLERİM. 
Dünya üzerinde var olan mesleklerin içerisinde en kutsal ve insanlık için hayati önem taşıyan meslek hiç şüphesizdir ki öğretmenlik mesleğidir.
Bir milletin varlığını devam ettirebilmesi,ayakta durabilmesi,güçlü ve müreffeh bir şekilde geleceğini garanti altına alabilmesi için kendilerini yetiştirecek ,hayata hazırlayacak eğitimcilere ve öğretmenlere ihtiyacı vardır.
Atatürk’ün işaret ettiği gibi ”Eğiticiden ,öğretmenden, yoksun bir millet henüz millet namını almak yeteneğine kavuşmamıştır” Öğretmene değer vermeyen,ona itibar etmeyen,öğretmenin önemini kavrayamayan bir millet geleceğini harap etmektedir. Zira öğretmen kendisine emanet edilen çocukları ve gençleri her türlü fedakarlıklara katlanarak aklın ve bilimin ışığında yetiştirmeye ve hayata hazırlamaya,onları ahlaklı, karakterli,kişilikli, vatanını ve milletini seven,hür ve bilimsel düşünme gücüne sahip birer fert olarak topluma kazandırmaya çalışmakla ve gayret göstermekte sorumlu, önder bir şahsiyettir..
“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyen Hz. Ali’nin sözünü kendisine rehber edinen milletler başarıya hedeflenmişlerdir.
Baş öğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün “İnsanlık toplumunun en fedakar,en saygıdeğer unsurları hiç şüphesiz öğretmenlerdir” Sözü öğretmenin ve öğretmenlik mesleğinin önemini açıklamaktadır.
Kenan ŞAHBAZ
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI KUTLU OLSUN için yorumlar kapalı
Ağu 31

Son Osmanlı Padişahı…

son_padisah_vahdettinin_torunuben_cumhuriyet_cocuguyumSon Osmanlı Padişahı…
 
Başta Padişah olduğu halde Osmanlı herkesten akıllı, tedbirli zanneden de en doğru fikrin kendi fikirleri, en mükemmel tedbirin kendi tedbirleri olduğunu sanıyorlardı. Onları bu yola sevk eden  güdü de, milleti yakınen tanımamış olmaları, etraflı bir görüş ve anlayıştan mahrum, dünya siyasetine ait doğru haberlerden habersiz olmalarıdır. “Herkesin maksadı bir amma sözleri muhtelif” fetvasınca herkes millet ve memleketin kurtarılmasını istiyor, ama fikirler ve tedbirler başka başka idi. Hani, “pazarda akıl satılıyormuş da herkes akıl almaya gitmiş. Fakat herkes yine kendi aklını beğenmiş” derler ya, aynen öyle…
15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunan işgalinden müteessir olan padişah, “Cuma selamlığı”na gitmişti. Avlu kapısı ile cami kapısı arasındaki  yolun kenarına sıralanan ve bir name-i mahsusla ta Kanuni devrinden beri hep “Gururlanma padişahım!… Senden büyük Allah var!…” diye bağrışan ve padişahlara tevazu  tavsiye eden bu adamları, vükelasına çıkışarak “canım, susturun şu adamları artık… Bu işin gururlanacak daha nesi kaldı?” diyen bir padişah.
Yine İzmir’in işgaline müteakip aktedilen  “Şura-yı Saltanat”ı Padişah bir konuşma ile açmıştı. Dönüp odasına giderken hem hüngür hüngür ağlıyor, hem de “Kendimi tutamıyor, kadınlar gibi ağlıyorum” diyordu. Daha sonra aynı adam saray yangınında  bir çok kıymetli eşyanın yandığını  ağlaya ağlaya anlatan bekçibaşıya “zararı yok… Milletin ocağı yanıyor. Yanan o ocakların yanında benim ocağımın ne ehemmiyeti var” diye teselliye çalışmıştır. Bir süre sonra memleketi terkedip giderken saraydaki milyonlar tutan kıymetli eşyaya hiç dokunmamış, sadece 50.000 lira alarak meçhul akıbetinin yolculuğuna çıkmıştır.  Gittiği yerde parasız kaldığı ve yapılan yardınlarla hayatını devam ettirdiği de herkesçe malumdur.
Hal böyleyken bu adamların devlet hataları vardır, fakat “vatan haini” diye karalamak da doğru değildir. Daima “üzkürü mevta kim bil hayr”… (Ölülerinizi hayırla yad ediniz.)
Osmanlı son padişahı gibi, son Endülüs Hükümdarı  Abdullah’ta  memleketini müdafaa etmeden İspanya’dan Afrika’ya çekilirken “Kendimi tutamıyor kadınlar gibi ağlıyorum” diyordu.  Her iki Hükümdara da Abdullah’ın annesinin dediği gibi “ Ağlayın sefihler ağlayın!… Erkek olup müdafaa edemeyip acz gösterdiğiniz vatanınıza  ve hükümdarlığınıza, oturup kadınlar gibiş ağlayın” mı demeli?…
 
Peki ya, şu anda vatanı, milleti, bayrağı, istiklali umursamayan sefihlere (=devlet malını yerli yersiz savuran kişilere) ne demeli?…Karar sizin!
 
Kaynak: Türk Siyasi Tarihi / Tahsin Ünal
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Son Osmanlı Padişahı… için yorumlar kapalı
Ağu 30

ZAFER BAYRAMI

    230 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI
    Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.
   19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920’de TBMM’yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı’nın merkezi Ankara oluyordu.
   TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. “Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü”nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu’da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar’a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, ordularına: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” emrini verdi.
   Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal’e “gazi” unvanı ve “Mareşal” rütbesi verildi.
   Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı’ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.
1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikleri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydırıldI”. İstanbul’daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal’in başkomutanlığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922’de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos’ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis’te vardı.
Bu savaş, Atatürk’ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık 
Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.
   Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline “dur” diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz,kutlayacağız. 

ZAFER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!…

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | ZAFER BAYRAMI için yorumlar kapalı