Ağu 19

Damat Ferit (1)

Damat_ferit
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Damat Ferit (1)
 
Haziran 1919’da Paris Sulh Konferansı’na giden sadrazam başkanlığındaki heyet, 20 Temmuz 1919’da hiçbir müspet netice elde edemeden geri döndü. Heyet reisi Ferit Paşa, Konferans Başkanlığı’na sunduğu natasında:
*Osmanlı İmparatorluğu’nun harpten evvelki durumunda bırakılmasını, mülki tamamiyetinin tanınmasını istiyor, sonra dönüp,
*Doğu Anadolu’da muhtar bir Ermenistan’ın kurulmasına müsaade edilebileceğinden bahsediyordu.
*Araplar’la meskun yerlerden bir karış toprağın feda edilemeyeceğinden zira, Hilafet’in devamı ve saltanat  için dini alemde denge elzemdir, diyor, sonra dönüp,
*Toroslar Türkiye için tabi sınır diyordu.
*Ermeni ve Rum tehciri olayının mesulleri İttiat ve Terakkidir. Bu kaatil adamlar Tütk barbarlığı ile birleşerek bunu yapmıştır, Mazlum Milletin intikamını almak için memlekette olanlar mahkemeye verilmiştir.
*Yabancılara iltica etmiş olan İttihatçılar’ın da mahkeme edilmek üzere bize teslimi elzemdir, diyordu.
Bu suretle (Damat) Ferit Paşa neyi, nasıl müdafa edceğini bilememiş, büyük hatalara ve çelişkilere düşmüştür. Dünya siyaseti hakkında bilgisizliğini, kendi fikirsizliğini, memleket ile ilgisizliğini bir kere daha ortaya koymuş, düşmanın, milletin yüce onurunu tahkir etmesi için çanak tutmuştur.
 
Kaynak: Türk Siyasi Tarhi / Tahsin Ünal
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Damat Ferit (1) için yorumlar kapalı
Ağu 18

Altın Sözler

indir

 

 

 

 

 

 

* Bugünkü hükumetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükumet teşkilatıdır ki

onun adı Cumhuriyettir. Artık hükumet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükumet, millet ve millet, hükumettir. M.Kemal Atatürk

* Demokrasi, halkın halk tarafından, halk için yönetimidir.  Lincoln 

* En iyi hükumet, bize kendi kendimizi yönetmesini öğreten hükumettir.  Goethe

* Cumhuriyet, erdemli insanların yönetimidir.  Montesquieu

* Cumhuriyet ile cehalet, ikisi ayni yerde barınamaz  Lamartine

* Halk yöneticilere, yöneticiler de yasalara saygı duydukları zaman, toplum iyi yönetiliyor demektir. Aristipper

* Özgürlüğü sevenlere ve koruyanlara ancak Cumhuriyet yaraşır.  George Washington

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Ağu 17

“Kiralanan Ordu!…”

page_sehitlerimiz-vatan-topraginda_130139816 “Kiralanan Ordu!…”
Parasız harp olmaz, olursa sonunda zafer beklenemezdi. Barbaros merhum Nis’i bombardıman ederken, harp etmeyen Fransızlara “neden cenk etmezsiniz?” diye sorduğu zaman kısaca, “Barut yok…” demişler. Harp edecek vatanın tamamını milletin şerefini koruyacaktık ama barut ve barutu temin edecek para yoktu.
“Kamil Paşa Kabinesi bir taraftan İtanyanlara ve dahilde isyan ele başları ile anlaşır, masrafları kısmaya çalışırken bir taraftan da boş hazineye para temin etmeye gayret ederken 1912’de Balkan Harbi çıktı. Trablusgarp Harbi, dahili isyanlar sebebiyle iktisadi (=ekonomik)ve içtimai  (=sosyal) buhranlar (=sıkıntılar)almış yürümüşken, Balkan Harbi bu buhranları  büsbütün artırdı, tahammül edilmez hale geldi. Mağlup olan ordumuzun perişan hali fakirliğimizin paçalardan akan acıklı manzarasıdır.
1913-1914 arasında yürekler acısı olan iktisadi ve içtimai buhranlarımıza bir hal çaresi bulmak isterken 1914’te Almanla’yanın “Bizimle birleşirseniz size paraca istediğiniz kadar yardım ederiz. Ordunuzu iaşe, malzeme, teçhiz eder ve diğer masraflarınızı da karşılarsınız” teklifinde bulunmaları, Almanya ile birleşmemizin en büyük sebebidir. Zira Almanlar bize “kendileri ile birleşirsek, hele kendileri ile beraber harbe girersek hemen her ay 500.000 lira vermeyi vaad eiyorlar. Harbin sonuna kadar bu yardımın yapılacağını ilave ediyorlardı.
Her ay verileceği vaadedilen 5000.000 liranın senelik tutarı o zamanki bütçemizin aşağı yukarı beş misli bir para idi. Bunun başka türlü ifadesi; Almanlar Türk ordusunu, en hafif tabirle kiralamışlar demektir. Kiraladıkları bu orduyu istedikleri her cephede savaştırmışlardır. Almanların arzusu ile Kanal Harekatı’nın yapılması, Filistin Cephesi’nin tesisi, Galiçya’da savaşmamızın sebebi budur.  1914’te seferberlik ilan edildiği zaman sağdan soldan temin edilen paralarla birlikte devlet bütçesindeki paranın miktarı 1.200.000 lira civarında idi. Cavid Bey “Almanlar’dan para istemeyelim. İstersek harbe girmemizi şart koşacaklar, harbe girerseniz veririz diyecekler. Mevcut paramızla idareye çalışalım dedim.  Fikrim Vükela Meclisi’nde azınlıkta kaldı” diyor.
 
(Şimdi bugüne bir bakalım. Türk ordusu Afganistan’a, Lübnan’a, Bosna’ya nasıl ve niçin gitti ve niçin Nato Türk ordusunun savaşması istiyor?Irak’a girmemiz konusunda nasıl bir anlaşma yapılmıştı ve istenenler nelerdi? Meclis reddetmeseydi sonucunda batının amacı neydi? Bu konuda yapılan gizli görüşmeler ya da anlaşmalar var mı? K.Ş)
 
Kaynak: Türk Siyasi Tarihi / Tahsin Ünal
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , | “Kiralanan Ordu!…” için yorumlar kapalı
Ağu 16

“Ben İstersem Rum Patriğini veya Ermeni Hahamını Getirir Sadrazam Ederim”

meydan2_13

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Ben İstersem Rum Patriğini veya Ermeni Hahamını  Getirir Sadrazam Ederim”

İtilaf devletleri zaten işgalinde bulunan İstanbul’u 16 Mart 1920’de resmen işgal ettiklerini açıkladılar. İşgalden ve Meclis-i Mebusan’ın (Mebuslar bugünkü anlamda Milletvekilleri Meclisi) düşman tarafından feshinden sonra Saih Paşa’yı tazyik ederek Kuvva-yı Milliye’ye karşı şiddetli icraata girişmesini istemeye başladılar. Böyle bir davranışa alet olmak istemeyen Salih Paşa istifa etti. Yapılan ihtarlara ehemmiyet vermeyen Padişah, Ferit Paşa’yı yeniden sadrazam yaptı.  5 Nisan 1920’den 17 Ekim 1920’ye kadar 6,5 ay daha  sadrazamlık edecektir.   (Damat) Ferit Paşa’nın yeniden sadrazam tayin edildiğini haber alan Meclis-i Mebusan’ın (Mebuslar bugünkü anlamda Milletvekilleri  Meclisi) ikinci Reisi (Başkanı) Hüseyin Kazım Bey huzura çıkarak, “Efendim (Damat) Ferit Paşa’nın sadarete getirilmesi  memleket ve saltanat için dal-i felaket (Felaket duacısı) olur. Onu değil, başka bir kulunuzu sadrazam ediniz” diye  rica edince Padişah kızmış ve Hüseyin Kazım Bey’e, “Siz ne diyorsunuz? Sadrazam’ı Sadrazam’ı  siz mi, yoksa ben mi tayin edeceğim?… Ben istersem Rum Patriğini veya Ermeni Hahammını  getirir sadrazam ederim” diye bağırmıştır.Hüseyin Kazım Bey de mütefekkirane bir eda ile başını sallayarak “Getirirsiniz… Getirirsiniz… Efendim, ama Türk Milleti’ne bunun faydası olmaz” demiştir.

Günümüzde de böyle padişahlarımız(!) mevcut değil mi?

 

Kaynak: Türk siyasi Tarihi / Tansin Ünal

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | “Ben İstersem Rum Patriğini veya Ermeni Hahamını Getirir Sadrazam Ederim” için yorumlar kapalı
Ağu 14

T.C. DEVLETİ ANAYASA’NIN İLK DÖRT MADDESİ

3902

T.C. DEVLETİ ANAYASA’NIN İLK DÖRT MADDESİ

I. Devletin şekli

MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II. Cumhuriyetin nitelikleri

MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti

MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.

IV. Değiştirilemeyecek hükümler

MADDE 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

BU MADDELERİ DEĞİŞTİRME TEKLİFİNDE BULUNMAK YA DA DEĞİŞTİRMEK ANAYASAL BİR SUÇTUR. BU SUÇU İŞLEYEN HER KİM YA DA KİMLER OLURSA OLSUN O KİŞİYE YA DA GRUBA KARŞI TÜRK MİLLETİNİN – SİLAHLI /SİLAHSIZ- ANAYASAL SAVUNMA HAKKI VARDIR. BU BİR ANAYASAL HAKTIR BİLİNE…

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | T.C. DEVLETİ ANAYASA’NIN İLK DÖRT MADDESİ için yorumlar kapalı
Ağu 13

Kadı Karakuşi

drhm-izmir-firinci-r-kp__14361005_01

Kadı Karakuşi

Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir kokun gelmiş.                                                                   Vitrinde, güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek var. Kadı, fırıncıya ‘Ben bunu aldım’ demiş.                                                                                                                                                                    Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıvermiş.                                                                             Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: ‘Hani bizim ördek?’                                                                                         Fırıncı boynunu büküp ‘Uçtu’ deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü  çıkarınca korkup kaçmaya başlamış…                                                         Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş.                                           Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.                                           Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış…             Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak kadının karşısına çıkarmışlar. Kadı sırayla sormuş… Ördeğin sahibi, ‘Bu adam ördeğimi hiç etti’ diye şikayet etmiş.                                     Kadı, fırıncıya sormuş: ‘Ne yaptın bu adamın ördeğini?’                                                                                           Fırıncı ‘Uçtu’ demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış:                                                                                       ‘Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar ‘Uçar’ anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil’ diyerek fırıncının beraatine karar vermiş.

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş… Onun şikayetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: ‘Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin de tek gözü çıkarıla…’                                                                                                                                                                                   Davacı ‘Ne olacak?’ diye sorunca kadı, ‘Şimdi’ demiş,                                                                                                                                                             ‘Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.’                                                                                                                         Tabii gayrimüslim şikayetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.                                                                                                           Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da kadı, ‘Tamam’ demiş,‘Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.’                                             Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi’ye: ‘Senin şikáyetin ne?’                                                                                               Yahudi ellerini açmış, ‘Ne diyeyim kadı efendi’ demiş,‘Adaletinle bin yaşa sen kadı efendi?’

Kıssadan hisse: Ananı öpen kadı ise kime şikayet edeceksin?

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Kadı Karakuşi için yorumlar kapalı
Ağu 12

Kan meselesi

230720111116051169527_2
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kan meselesi
Vatan şârimiz Namık Kemal “Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır” diyor ya; Etnik Çete’nin tansiyonunu tavana vurduran hamaset kelimesi, işte o kanın terkibinde bulunan yiğitlik demektir! Yani hamaset, İsmet Paşa rahmetlisinin Meclis kürsüsünde bizim Gaziantep Müdafaası’nı anlatırken ifade ettiği gibi, “kanın fıtraten haiz olduğu kudret” mânâsına gelir.
Damarlarda bu kan dolaşmadığı takdirde herhangi bir değerin meydana gelmesi esasen mümkün olamayacağına göre, öyleyse yiğitlik herkeste bulunmaz.
Babaları ecdadımın kapıkulları olan Etnik Çete mensuplarıyla İbnî Abdullah’larda hiç bulunmaz! Onun için Etnik Çete mensupları da İbnî Abdullah’lar da hamasetten hoşlanmazlar.
Ama hamaset olmadan millî tarih şuuruna erişilemeyeceği ve millî şahsiyet de teşekkül etmeyeceği için biz hamaset yapmaya devam edeceğiz.
Karlofça Antlaşması’na kadar Avrupa’nın kral ve imparatorları, ancak bizim vezir-i azama muhatap olabilirlerdi. Padişah ihtiyaç duyar da Avrupa’nın kral veya imparatorlarına ferman gönderecek olursa, onlara “sen” diye hitap ederdi! “siz” demezdi. Ama onlar meselelerini arz etmek için Türk imparatorunun huzuruna kabul edildiklerinde mermer zemini öperlerdi! Padişah bu kefere takımını kabul etmeye pek tenezzül etmez, onun katına çıkan herkesin de etek veya ayak öpmesine izin vermezdi! Kimini, sarayın merdivenlerine yüz sürmesine gözyumarak şereflendirirdi, kimini atının özengisini öptürerek!
Bir kez daha yayınlamıştım, çocuklarınıza okutmanız için tekrarında fayda görüyorum:
Osmanlı büyükleri arasına dahi giremeyen Sultan 2. Selim, 16 Haziran 1573’te Fransa kralı 9. Charles’e gönderdiği fermanda bakın ne diyor:
-Kardeşin Polonya beylerinden Henri’nin bize itaat ve ubudiyetini bildiren mektubu üzerine, bu memlekete kral tayin edilmek hususundaki ricasını Allah’ın lütuf ve inayeti ile kabul ettik ve kendisini Polonya’ya kral seçtik ve tayin ettik!
-Na’pmış, na’pmış?
Kral seçmiş ve tayin eylemiş!
İşte benim devletim, böyle bir devletti. Kral olmak isteyen prensler Türk başkentine müracat eder, talep uygun görülürse, Divan adamcağızı kral tayin ediverirdi.
Gençler anlamayabilirler,  2. Selim’in fermanında zikredilen “Ubudiyet” demek, “kulluk, kölelik etmek” demektir!
Henri, padişaha itaat ve ubudiyetini bildiren bir mektup yazdığına göre öyleyse ne demek istemiştir?
“-Kral olursam kulunuz, köleniz olacağım” demek istemiştir!
Şimdi bizi ite – kopuğa kul – köle yapmak istiyorlar. AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri, Türk Milleti’ni câni ilân eden bir yahudi çocuğu mahkemeye verildiği için, Türkiye Cumhuriyeti’ne meydan okuyor, ağzını açan yok.
Gel de yanma şimdi, gel de kahrolma!
Bu adama haddini bildirmek kahramanlık meselesi değildir ama, hiç şüphesiz kan meselesidir!
(13 Eylül 2005 / Yeniçağ)  Merhum Necdet SEVİNÇ
 
Kaynak:Yeniçağ Gazetesi
 
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Kan meselesi için yorumlar kapalı
Ağu 11

TÜRK BİRLİĞİNE / TURANA / DOĞRU

       indir-180x125
 
 
 
 
 
 
 
 
 
        TÜRK BİRLİĞİNE / TURANA / DOĞRU
 
         Bu dünyada hem ön, hem son fasılız biz
         Alevi’si, Sünni’siyle TÜRK’ÜZ asılız biz
         Yıldızlara nişan almış bir nesiliz biz
         Gideriz koşar adım Türk Birliğine / Turana / doğru!
      
         Aydınlık geleceğe yürüyelim hep birden
         Vazgeçemez bu millet alınacak tedbirden
         Temizlenmeli tek, tek dünyevi kirden
         Gideriz koşar adım Türk Birliğine / Turana / doğru!
 
         Gönüllerde duyulan hasret değil miyiz biz?
         Ve ezelden-ebede nusret değil miyiz biz?
         Yedi devlet tek bir millet değil miyiz biz?
         Gideriz koşar adım Türk Birliğine / Turana / doğru!
 
         Dünyayı kucaklayan o yürek bizde var
         Hedef lider TÜRKİYE o dilek bizde var
         Devleri devirecek o bilek bizde var
         Gideriz koşar adım Türk Birliğine / Turana / doğru!
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | TÜRK BİRLİĞİNE / TURANA / DOĞRU için yorumlar kapalı
Ağu 10

ARMAGEDDON! (3)

gogmagogeurasia1
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ARMAGEDDON! (3)
Armageddon’un Zamanı ve Belirtileri
Armageddon’un başlayacağı zamanın işaretleri Kitabı Mukaddes’te verilmiştir. Ancak bu işaretler çoğunlukla olaylar olarak verilmiştir. Sayı olarak verilenler ise belirli bir tarih vermeyi amaçlamaz. Yine de verilen bilgiler Kitabı Mukaddes’in tümünün birlikte değerlendirilmesiyle anlaşılabilmektedir. Nebukadnezar‘ın gördüğü rüyadaki heykel  ve daha sonra Daniel peygamberin rüyetlerde gördükleri bu zamanların anlaşılmasında çok önemli bir yer tutar. Burada anlatılanlar Canavar’ı oluşturan unsurların hangisinin sırayla birbirini takip edeceğine ilişkindir. Nebukadnessar rüyasında bir heykel görür ve Daniel peygamberin yorumuna göre heykelin altından olan başı Babil’dir. Daha sonra ise sırasıyla başka krallıklar dünya egemenliğinde öne geçeceklerdir. Babil’i sırasıyla, Med-PersYunanRoma izleyecektir. Bu bilgilerin değerlendirilmesi ise Daniel’in canavarlarla ilgili gördüklerinden kaynaklanır ve yoruma dayanmaz.
Heykel’in ayaklarıyla ise ikili bir dünya gücünün egemenliği anlatılır. Bu ikili yapıdaki dünya gücü son dünya gücü olarak yerini alacaktır. Rüya’nın devamında Tanrı’nın dağından kopan bir taşın heykelin ayaklarına çarparak heykeli tümüyle parçalayıp yok ettiği anlatılır. Heykel’in ayaklarının ikili yapıda ortak bir dünya gücü oluşturan Britanya ve ABD olduğu yorumu vardır. Danyal‘ın yaşadığı dönemde ilk dünya gücü olan Mısır ve ikincisi olan Asur imparatorlukları devirlerini tamamladıklarından, heykel ve hayvanlarla temsil edilen dünya imparatorlukları Babil ile başlar. Bütün bu imparatorluklar toplam olarak yedidir ve Vahiy kitabındaki “Denizden çıkan canavar”ın yedi başını oluşturur. Sıralaması: Mısır, Asur, Babil, Med-Pers, Yunan, Roma, Britanya-ABD’dir.
Nebukadnessar’ın gördüğü başı göklere erişen devasa bir ağaçla ilgili rüyasında zamanlar da sözkonusudur. Burada verilen zaman simgesel 7 vakit olarak verilmiştir. Buradaki ağaç ve bu ağaçla temsil edilen Nebukadnessar, asıl olarak Tanrı’nın Egemenliği’ni temsil etmektedir. Nebukadnessar’ın yedi vaktin sonunda krallığını geri aldığı gibi Tanrısal Krallık da insanların elinden geri alınacaktır. Bu rüya ile eski İsrail’in sürgüne gittiği tarihten itibaren geçecek bir yedi vaktin olacağı ve bu vaktin sonunda ise, ağacın yeniden filiz(Krallık Filizi) vereceği anlatılır. İsraillilerin sürgüne gittikleri tarih Mö. 607 yılıdır. Vahiy kitabı 3,5 vakitten 1260 gün olarak sözettiğinden, yedi vaktin 2520 gün olduğu tespiti yapılır (3,5 + 3,5 = 7), (1260 + 1260 = 2520) ve gün kavramı Kitabı Mukaddes’teki başka sözlere dayanılarak yıl olarak hesaplandığında 1. Dünya Savaşı’nın başladığı 1914 yılına varılır. Çünkü yalnızca harfi olarak hesaplanacak olsaydı bu 2520 gün yalnızca 7 yıl olarak Mö. 600 yılını işaretlemiş olacaktı (Mö. 607 – 7 = Mö. 600). Nebukadnessar’ın rüyasındaki ağaç ile Atanmış Kral olarak İsa’nın ikinci gelişi birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü konuda Canavar’ın süresinin bitimine yakın zamanlarda İsa’nın Atanmış Kral olarak yetkilendirileceği anlatılır. Bu dönem İsa’nın Atanmış Kral olduğu “son günler”dir. Son günlere ilişkin olarak ise, öğrencilerinin İsa’dan kendilerine söylemesini istedikleri belirtiler(alametler) bu dönemin nasıl olacağı bilgisini verir. İsa Atanmış Kral olarak yetki aldığı dönemin başlıca işaretlerinin savaşlar, kıtlıklar, depremler ve salgın hastalıklar olacağını söyler. Ayrıca kötü bir insan soyununbu dönemin tümünü yaşayıp göreceğini ve bu nesil ölüp tükenmeden Armageddon’un bu neslin başına geleceğini bildirir. Atanmış Kral Armagedon öncesinde bütün insanlarla ilgili olarak bir yargıda bulunacak ve buna göre insanlar ölüm ya da yaşam için işaretlenecekler
 
Kaynak: http://kurankissalari.tr.gg/ARMAGEDDON-NEDiR,-NERESiDiR–f-.htm
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | ARMAGEDDON! (3) için yorumlar kapalı
Ağu 09

Türk Yaratılmak Allah’ın Lütfudur

septem-septimus-ercc3bcment-c3b6zer-007

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türk Yaratılmak Allah’ın Lütfudur

Hayatını Türkçülüğe adamış olan Necdet Sevinç, ülkücü camianın sloganı olan  “Tanrı Türk’ü Korusun” sözü için  “Neden Tanrı sadece Türk’ü korusun? Diğer milletten insanları korumasın mı?”  diye takılanlara, şaka ile şu cevabı verirdi:

“Tanrı Türk’ü korur… Çünkü Tanrı da Türk’tür.”

Gazeteci-yazar Arslan Bulut’ta,  “Tanrı Türk’tür” sözünü Sevinç’ten duymadığını, bu sözün Nihal Atsız’ın kitaplarında kullanıldığını belirttir.

Arslan Bulut,  “Türklüğü coşkulu ifadelerle anlattığı için ”Türk Yaratılmak Allah’ın Lütfudur “ sözü ona ait olabilir” dedi.

Kaynak:25.07.2011 Habertürk

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | Türk Yaratılmak Allah’ın Lütfudur için yorumlar kapalı