Kas 28

Ziya Paşa’dan

ziya-paşa-sözü
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ziya Paşa’dan
 
Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
(Nasihat ile uslanmayanı tekdir etmeli -azarlamalı- , tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir -dayaktır-) 
 
Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez
Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan
(Gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa talihsiz olanın bahçesine bir damlası bile düşmez.) 
 
Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-i fenâdan
Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan
(Faniliğin kan dolu çeşmesinden bir yudum içen, bir daha başını belâ yağmurlarından kurtaramaz.) 
 
Asude olam dersen eğer gelme bu cihâne
Meydâne düşen kurtulamaz seng-i kazâdan
(Eğer mutlu ve sakin lmak istersen bu dünyaya hiç gelme; çünkü şu hayat meydanına bir defa düşen kaza taşlarından -ızdırap verici dertlerden- kurtulamaz.)
 
Dehrin ne safâ var acaba sîm ü zerinde
İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde
(Dünyanın altınında ve gümüşünde ne mutluluk olabilir ki? İnsanlar ahiret yolculuğuna çıkarken bunların hepsini geride bırakır.) 
 
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | Ziya Paşa’dan için yorumlar kapalı
Kas 27

PYD, PKK’nın Koludur ve Terör Örgütüdür.

7485
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
PYD, PKK’nın koludur ve terör örgütüdür.
 
PYD Terör örgütü değil diyenlere acilen duyurulur!..
 
Yargı: “PYD, PKK’nın koludur ve terör örgütüdür” dedi.
 
Önce sözlük:
PYD: PKK’nın Suriye kolu
YPG: PYD’nin silahlı örgütü
YPJ:  PYD’nin silahlı kadın örgütü
Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi, geçen yıl yaralanarak Türkiye’ye getirilen ve tutuklu yargılanan Suriye’nin Derik kenti nüfusuna kayıtlı İsmail Sadık’a 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi.Kararın gerekçesi:
“PKK – KCK ile bağlantılı silahlı terör örgütü YPG’ye üye olmak.”
Böylece, ilk defa bir mahkeme tarafından YPG terör örgütü olarak kabul edildi ve ilk defa YPG’ye üyelikten dolayı ceza verildi.
Mahkemenin gerekçeli kararında özetle şöyle deniyor:
1-Suriye’de faaliyet gösteren PYD, YPG, YPJ gibi örgütler, PKK’nın Suriye’de faaliyet gösteren türdeşleridir (kollarıdır)
2-PYD, KCK olarak 4 ülkede (Türkiye, İran, Irak, Suriye) faaliyet gösteren yapının 4 alt örgütlenmesinden birisidir.
3-Bu örgütler (KCK, PKK, PYD) aynı amaca hizmet ediyorlar, yöntemleri de bire bir aynıdır.
4-Bölücü terör örgütü KCK, ülkemizde PKK adı altında yürüttüğü kanlı faaliyetlerini Suriye’de PYD – YPG olarak yürütmektedir.
5-Örgüt mensupları ülkemizde PKK mensubu olarak faaliyet göstermekte, aynı kişiler Suriye’de aynı amaç uğrundaki faaliyetlerini YPG olarak yürütmektedirler.
6-KCK – PKK – PYD – YPG – YPJ terör örgütleri birbirine fikri ve organik bağlarla örülü bulunmaktadırlar, aynı yapının ve ideolojini ürünüdürler.Kısaca bölücü örgüt Kürtlerin yaşadığı 4 ülkede KCK adı altında faaliyet gösteriyor.
Türkiye’deki kol PKK, Suriye’deki kol ise PYD’dir.
Kaynak: http://www.mehmetciktv.com.tr/haber/7485/pyd-pkknin-koludur-ve-teror-orgutudur.html#.VFdYCzSsUxB
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | PYD, PKK’nın Koludur ve Terör Örgütüdür. için yorumlar kapalı
Kas 26

“Selçuklu Devletinden Günümüze Öğretmen” (1)

osmanlida-egitim-ogretim“Selçuklu Devletinden Günümüze Öğretmen” (1)
 
Öğretmenler günü bu yıl “dershane” tartışmasının yoğunluğunda geçiyor. Eğitim ile ilgili birçok sorunumuz, öğretmenlerin gerçekleşmesini istedikleri birçok talepleri mevcuttur. Biz öğretmenler gününde tarih boyunca ecdadımızın öğretmenlere verdiği değer ve bu değer doğrultusunda toplumsal kalkınmanın gerçekleşme oranına dikkat çekmeye çalışmaktayız. Tabi ki öğretmenlerin sorunları yalnızca ekonomik değildir.
Herhangi bir eğitim sisteminin çeşitli kademelerinde verilen eğitimin niteliği birçok etkene bağlıdır. Bunlar; öğretmenlerin nitelikleri, yetişmeleri, mevzuat düzenlemeleri, eğitimsel olanaklar, öğretmenlerin ücretleri, öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyleri, velilerin eğitime katkıları, medyanın tesiri, öğretmen ödüllendirme ve  yer değiştirme durumları bunlardan başlıcalarıdır.. Bireyler, öncelikle fizyolojik ve biyolojik gereksinimlerini gidermek ister ki, bu durum maddi koşullar ile yakından ilişkilidir. Ancak, bu gereksinimler giderildikten sonra daha üst düzeyde beklentilere karşılık aranır. Öğretmenlerin de çalıştıkları işten doyum sağlamaları ve daha verimli olabilmeleri için maddi açıdan belli bir gelir seviyesinin üstünde olmalarıgerekir.
Tarihinde birçok devlet kurmuş Türk Milleti’nin en parlak dönemleri incelendiğinde Eğitime ve Eğitimciye verdiği öneme paralel bir gelişim gösterdiği görülür. Göktürklerde okuma oranının dönemin devletlerine göre çok yukarılarda olduğunu biliyoruz. Uygurlara ait 23 okulun kalıntıları bulunmuştur.
Selçuklu ve Osmanlı devleti dönemlerinde  öğretmenler toplumun en itibarlı, ekonomik olarak da en rahat kesimidir.   
Selçuklular döneminde medreselerde görevli çalışanların ücret yapısı aşağıdaki şekildedir;
Selçuklu Medreselerinde Aylık Ücret Yapısı ( Sivas Gök Medrese Örneği)[1]
Müderris (Medreselerde Ders Veren Öğretmen) 150 Dirhem  (Yılda 1800 Dirhem)
Muid   (Müderrislere Yardımcı olan görevliler)50 Dirhem (Yılda 600 Dirhem)
Bevvab (Gece Bekçisi) 25 Dirhem (Yılda 300 Dirhem)
Aşçı 15 Dirhem (Yılda 180 Dirhem)
Ferraş (Temizlik Görevlisi) 5 Dirhem (Yılda 60 Dirhem)
Örnekleri çoğaltmak mümkündür;
Konya Altun-Aba Medresesi:Müderris 800, muid  240, müezzin 100, Ferras 5 dirhem yıllık maaş alyordu.
Kırsehir Caca Bey Medresesi:
Bu medresede müderris 1200, muid 600, duahan  360 Ferras senelik 360  dirhem almakta idi.
Osmanlı Devleti döneminde de medreseler incelendiği zaman benzer bir tablo ile karşılaşırız. Osmanlı döneminde ilginç bir özellik ise henüz ataması yapılmamış bir mülazımın (müderris adayı) kadı’dan (bugünkü en yakın anlamı hakim) daha yüksek maaş alması ve daha öncelikli talep görmesidir. Bugün ile karşılaştırılması bile mümkün değildir.
Şöyle ki; “Medresede tahsil gören öğrencilere danişmend adı verilirdi. Danişmendler derslerini tamamladıktan sonra icazet alır, müderris veya kadı adayı olurlardı.  Bunlardan rüus imtihanına girip başarılı olanlar mülazım (Mülazım: Atanmak için sıra bekleyen müderris.) ünvanını alır ve isimleri Ruzname-i Divan-ı Hümayun’a işlenirdi. Mülazım olamayanlar kadılık yolunu seçerlerdi.”[2]
 
(Devam Edecek)
Kaynak: www.tarihgazetesi.net   Yusufhan KEPEZLİ
[1]İbrahim Balık, Anadolu Selçuklu Medreselerinin İdareci Ve Hizmetli Kadrosu, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,Yıl 2001 , Cilt 3 , Sayı 2
[2]Hasan Akyol, Osmanlı Devletinde Eğitim Öğretim, Türk Eğitim Tarihi, Otorite Yay., s.133
[3]http://egitim.bugun.com.tr/ogretmenlerin-sinav-ucreti-isyani-haberi/197605
[4]http://kamugazetesi.com/haber/sinav-gorev-ucretine-ogretmen-isyani-12212.html
[5]http://www.turkegitimsen.org.tr/haber_goster.php?haber_id=15454
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | “Selçuklu Devletinden Günümüze Öğretmen” (1) için yorumlar kapalı
Kas 25

BİR KILAVUZ

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
BİR KILAVUZ
 
Öğretmen insanlığa yol gösteren kılavuz
Sürdürür kalplere  ideal akışını
Öğretmen Mevlana, öğretmen Yavuz…
Öğretmen bu idrakin sonsuz irfan ışını
Ve bütün insanlığın ustasıdır öğretmen
 
Çeşit çeşit fikirlerin akıl kalesi
Hür düşüncenin coşkun şelalesi
Gönüllere işlenir bir sevginin halesi
Ve bütün fikirlerin hastasıdır öğretmen
 
Akılla berraklaşan zihinlerde billur su
Asırlara hükmeden fikirlerin tek usu
Şahlanan hürriyetin, iradenin muştusu
Çağdaş medeniyetin asasıdır öğretmen
 
Korkusuzca savaşan yiğit, kahraman çeri
O, yüce bir gayenin irfan dolu neferi
Kör cehalete karşı iradenin zaferi
Ve Tanrı sanatının yasasıdır öğretmen
 
24.11.2011
                           
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | BİR KILAVUZ için yorumlar kapalı
Kas 24

Öğretmenler Günü

24-kasim-ogretmenler-gunu-kutlu-olsun-2028
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
 
 BÜTÜN ÖĞRETMENLERİMİZİN ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN.
24 Kasım 1928 tarihinde açılan, Millet Mektepleri’nin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. 
Bu vesile ile insanı yüce gayeye ulaştıran bütün öğretmenlere selam, sevgi ve saygılar sunarım..
Öğretmenlik insanlık tarihinin en anlamlı ve ölümsüz vazifelerinden biridir. Öğretmenin vazifesi, onurlu, erdemli bir toplumun yaşam istek ve gayretine sağlam düşünceli fertler yetiştirmektir.
İnsan, yaratılmışların en şereflisidir. En seçkini,  en bilinçli olanıdır. Zira insan aklı olan bir varlıktır. Ancak insan aynı zamanda en vahşi, en acımasız, en anlaşılmaz davranışların da sahibidir . Onun için insanın eğitilmesi mecburiyeti hasıl olmuştur. Eğitim ile doğru davranışlarla birlikte dünya üzerinde şerefli bir şekilde yaşama bilincini kazandırılmaktadır Öğretmen bu görevi yerine getiren sorumluluk bilincinden asla taviz vermeyen bir hassasiyet içerisinde olmak zorundadır.“Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir” sözünde de ifadesini bulan hakikat, mesleğin ne kadar onurlu ve yüce bir gayeye hizmet ettiğini göstermektedir.
Genç nesillere irade, irfan, ideal ve azim aşılayan öğretmen bir milletin özü, mayası ve o milleti çağlara hazırlayan kadim bir insan ustasıdır.
Kazanılması gereken asıl servet; erdem ve bilgeliktir. Yüreğini, ruhunu be bedeninin en büyük erdemlerle teçhiz eden ve bu amaçlarından vazgeçmeden hakikat yoluna devam eden öğretmenlerimizin manevi huzurunda saygıyla eğiliriz. Medeniyet anıtında onurlu yerini alan fedakar, cefakar, hizmetkar öğretmenlerle milletler cemiyetinde en şerefli yeri alacağımıza inanmaktayız.
 
 




Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Öğretmenler Günü için yorumlar kapalı
Kas 23

Öğretmenler İçin Altın Sözler

 
 images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
          Öğretmenler İçin Altın Sözler
  • Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir.Atatürk
  • Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar muallim ve mürebbilerini sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Atatürk
  • Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakar ve muhterem unsurlarıdır. Atatürk
  • Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister. Atatürk
  • Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Hz.Ali 
  • Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum. Diyojen
  • Öğrenmek pahalıdır ama cehalet çok daha pahalıdır. H. CLAUSEN
  • Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir. RUFFINI
  • Talebelerine öğrenme arzusu aşılayamayan bir öğretmen soğuk demiri döven bir demirci gibidir. HORACE MANN
  • Okullar demokrasinin kalesidir. HORACE MANN
  • Okumak; haz duymaya, zihnimizi beslemeye, yeteneklerimizi artırmaya yarar. BACON
  • Bir öğretmen ebediyete hükmeden insandır. Tesirlerinin nerede biteceği asla bilinemez. Henry Adams
  • Bütün donanımıyla askere değil de elinde alfabesiyle öğretmene güvenirim. Brougham
  •  Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü, onun eseri her şeydir ve hem de hiçbir şeydir.  Socrates
  • Heykeltıraş mermere ne ise; öğretmen de çocuğa odur. Addison
  • Öğretmen ve ağaç ürünlerinden belli olur. Ukrayna Atasözü
  • Öğretmen hata yaparsa cezasını millet çeker  K.Şahbaz
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Öğretmenler İçin Altın Sözler için yorumlar kapalı
Kas 22

“SALTANAT SÜRÜYORLAR!”

 B19_gxHCQAAH_zo
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“SALTANAT SÜRÜYORLAR!”
 
“Sahipli köpekler” hep ürüyorlar
“Çağdaş hırsızlar” para dürüyorlar
İpe un serdiler hatta yıllarca
“Bizim beyler saltanat sürüyorlar!”
 
İmansız gelmiyor yine imana!
Kazık çakmaktalar hâlâ samana
Bugünde kıydılar altın zamana
“Bizim beyler saltanat sürüyorlar!”
 
Kimi olmuş birer kukumav kuşu
Kimi harabede gece baykuşu
Nasıl aşacaklar bunca yokuşu
“Bizim beyler saltanat sürüyorlar!”
 
Cannes’te, Havai’de, Diyar-ı Rum’da
Tatil yapar Antalya’da Bodrum’da
Sersefil yaşarken asil bodrumda
“Bizim beyler saltanat sürüyorlar!”
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | “SALTANAT SÜRÜYORLAR!” için yorumlar kapalı
Kas 21

TOPRAK SATIŞI (4)

2013-01-10_SatılanTopraklar
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
TOPRAK SATIŞI (4)
 
Türkiye’de 2003-2012 yıllarında yabancılara toplam 137 milyon  192 bin 231 metrekare taşınmaz satıldı. Bunun 126 milyon 119 bin 800 metrekaresi  ana taşınmaz, 11 milyon 72 bin 430 metrekaresi ise kat mülkiyeti şeklinde  gerçekleşti. Söz konusu satılan taşınmazlar, 153 bin 183 adet olurken bu  taşınmazlara 139 bin 828 kişi sahip.
 Bu dönemde en fazla taşınmaz satılan il Yozgat oldu. Yozgat’ta 2003-20012  arasında 9 milyon 601 bin 463 metrekaresi ana taşınmaz olmak üzere toplam 9  milyon 615 bin 443 metrekare taşınmaz satıldı. İstanbul’da 2003-2012 yıllarında 2  milyon 522 bin 376 metrekaresi ana taşınmaz, 671 bin 959 metrekaresi kat  mülkiyeti olmak üzere toplam 3 milyon 194 bin 335 metrekare taşınmaz satışı  gerçekleştirildi. İstanbul’da 4 bin 588 ana taşınmaz 5 bin 488 kişiye, 12 bin 255  kat mülkiyeti 10 bin 254 kişiye yapıldı.
         En az taşınmazın satıldığı il ise 362,99 metrekare ile Siirt oldu.
         Aynı dönemde en fazla taşınmaz satılan diğer iller şunlar:
         – Konya: 8.306.788 metrekare
         – Antalya: 7.399.117 metrekare
         – Ankara: 7.068.942 metrekare
         – Muğla: 6.806.499 metrekare
         – Kırşehir: 5.816.039 metrekare
         – Aydın: 4.617.313 metrekare
         – Nevşehir: 4.478.220 metrekare
         – Kahramanmaraş: 4.129.774 metrekare
         – İzmir: 3.918.768 metrekare
 
     (SON)
 
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/iste-yabancilarin-en-cok-mulk-edindigi-il/ekonomi/ekonomidetay/04.02.2013/1664380/default.htm
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , | TOPRAK SATIŞI (4) için yorumlar kapalı
Kas 20

Birinin Anası Ağlayacak

    nasreddin_hoca_and_his_donkey_5381055
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   Birinin Anası Ağlayacak 

       Hoca’nın oğullarından biri yakın köylerin birinde çömlekçilik yapıyormuş. Bir gün Hoca yanına gidince : 
      – “ Baba, bütün paramı şu çömleklere yatırdım” demiş. “ Hava güneşli olurda zamanında hepsi kurursa zengin olacağım. Ama yağışlı olursa anam ağlayacak!” 
      Hoca oradan ayrılıp başka bir köyde oturan büyük oğluna uğramış. 
      Oğlu : 
      – “ Baba, varım yoğum şu tarlada, zamanında rahmet yağarsa zengin oldum gitti. Kuraklık olursa anam ağlayacak” demiş. 
      Hoca eve canı sıkkın dönmüş. 
      Karısı : 
      – “Hayrola efendi, yüzün neden asık” demiş. 
      – “Benimki bir şey değil” demiş Hoca, “asıl sen kendi halini düşün. Yağmur yağsa da yağmasa da bizim oğlanlardan birinin anası ağlayacak”. 



Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , | Birinin Anası Ağlayacak için yorumlar kapalı
Kas 19

Cezzar Ahmet Paşa (2)

Adsız“Cezzar Ahmet Paşa, Yenilmez Denilen Napolyon’u Bozguna Uğrattı
 
—Akkâ’yı almak için kalenin duvarlarını değil, Cezzar Ahmet Paşa’nın azmini kırmak lâzımdır. Bu ihtiyar meğer ne çetin şeymiş.
Bonapart kaleye bu sefer yüksek rütbeli bir subayını yolladı. Eğer kent hemen teslim edilirse, paşa, askerleri ve ağırlıkları ile birlikte dilediği yere serbestçe gidebilecekti. Bu kendisi için büyük bir sonuç sayılmazdı. Çünkü zaferden zafere koşmuş bir ordu karşısında bulunuyordu. Cezzar, Fransız subayının sözlerini sükûnetle dinledi, her zamanki gibi şu kısa cevabı verdi: 
—Biz ki, vezir Cezzar Ahmet Paşayız, devlet bizi bu kaleyi düşmana teslim etmek için vezir yapmadı. Biz, şahadet rütbesini kazanmadan bir karış toprak vermeyiz. Varın, kumandanınıza böyle söyleyin. 
Günler gelip geçiyordu. Fransız topçusunun kalede açtığı gedikler, piyade hücumunu kolaylaştırıyordu. Ama, şehre giren Fransız askerleri hemen ve şiddetle karşılanıyor ve süngü hücumu ile dışarı atılıyordu. Napolyon çileden çıkıyordu. 
—Kader, diyordu, beni bir ihtiyarın oyuncağı yaptı. Bu kadar savaş verdim, bu kadar zafer kazandım, böylesini görmedim. 
Akkâ savunması daha inatçı ve daha kanlı olmaya başlamıştı. Fakat sonuç yoktu. Fransızlar planlarında değişiklik Müslümanların hava karardıktan sonra savaşa ara verip dinlenmeye çekildiklerini göz önünde tutarak hazırlandılar. 2 Mayısta hava karardıktan sonra, hücuma geçtiler. Topçu ateşi ile açılan gediklerden piyadelerini şehre sokmaya başladılar. Napolyon yine aldanmıştı. Türkler gündüz olduğu gibi gerekirse, gece de savaşmasını pekâlâ biliyorlardı. Şehre meşalelerin ışıkları ile giren Fransızlar, ihtiyar Cezzar Ahmet Paşa’yı yalın kılıç, askerlerinin başında ceylân gibi seker buldular : 
—Koman aslan sütü emmiş gazilerim, koman! 
Diye naralar atıyordu. Savaşa şevk ve heyecan katıyordu. Askerleri ile omuz omuza gidiyor, bazan genç bir yeniçeri neferi gibi kılıcını düşman kılıçları üzerinde gezdiriyordu. Küfürler, naralar birbirine karışıyor : 
—Allah, Allah!.. 
Sesleri, surların dışında bekleyen Napolyon’u manen öldürüyor, bitiriyordu. 
Fransızlar sabaha karşı savaşı silâhlarımıza terk ederek, çekilmişlerdi. 
Akkâ kuşatması başlayalı iki aya yaklaşıyordu. Topçunun açtığı gediklerden şehre girenler, Türk süngüsü karşısında kendilerini dışarıya zor atıyorlardı. 9 Mayısta da göğüs göğüse savaşlar olmuş, yine de bir sonuç alınamamıştı. Fransız ordugâhında Cezzar’ın hayali bir heyula gibi dolaşıyordu. 
Napolyon 10 Mayısta talihini son bir kez daha denemek ne bahasına olursa olsun Akkâ’yı düşürmek için hazırlanmıştı. Şöhreti tehlikede idi. Hiçbir fedakârlıktan çekinmeyecek, en ağır kayıplara bile aldırmayacak, en namlı generallerini dahi ateş hattına sürecekti. Şimdiye kadar ne kaleler, ne kentler almış, ne kalabalık ve güçlü ordular dize getirmişti… 
Sabahın ilk ışıkları ile birlikte Akkâ kuşatmasına katılan bütün Fransız kuvvetleri saldırıya geçtiler. Fakat bu son taarruz da semere vermedi hezimetle sonuçlandı. Cezzar Ahmet Paşa, topçu ateşi ile bir harabe haline gelmiş olan Akkâ’yı şanla savunuyordu. 
—Biz veziriz, devlet bize bu kaleyi emanet etti. Allah ve Peygambere iman edenler son nefese kadar dövüşürler. 
Diyordu. Bıyıkları henüz terlemiş bir delikanlı gibi askerleri ile karşı hücumlar yapıyor, Napolyon’un ünlü generallerini dehşet içinde bırakıyordu. 
Akkâ savunması 31 Mayısa kadar sürdü. Kaleye her hücumda ihtiyar Cezzar Ahmet Paşa’dan tarihî bir sille yiyen Napolyon Bonapart, cihangirlik hülyalarından vazgeçerek, iki gemiyle gizlice Mısır’dan kaçarken, ordusunu Mısır’da bırakmış bir başkomutan ve hayatını en büyük dersini Osmanlı’dan almış olarak acılar içindedir. 
Savaş * tarihlerinin en ünlü generallerinden biri olan Napolyon, söz ne zaman Akkâ’dan açılsa:
 “Akka’da durdurulmasaydım, bütün Doğu’yu ele geçirebilirdim!..” Türk askerinin dalkılıç edecek kadar üzerine düşmemelidir, derdi. Bir kere dalkılıç olmayı göze almış birkaç yüz Türk meydana çıkarsa, önlerinde mağlûp olmamak mümkün değildir.
 
Kaynak: F.F. Tülbentçi    https://www.facebook.com/notes/osmanl%C4%B1-imparatorlu%C4%9Fu-ottoman-empire/cezzar-ahmet-pa%C5%9Fa-yenilmez-denilen-napolyonu-bozguna-u%C4%9Fratt%C4%B1-osmanl%C4%B1y%C4%B1z-pek-%C5%9Fanl/221314877894875
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , | Cezzar Ahmet Paşa (2) için yorumlar kapalı