Bu bir çılgın proje, .çünkü dört adımda en aşağı yedi bin yıllık Türk tarihini ve Müslüman Türk milletini tarihten silmek istiyor…
Birinci Adım:
Hedef ülkelerin yönetimlerini ele geçirmek:
‘“Doğrudan işgal’ tıpkı Irak’ta yapıldığı gibi; ya ‘iç karışıklık- iç çatışma’ çıkartmak yoluyla yönetimleri alaşağı etmek tıpkı Libya ve Mısır’da yaptıkları gibi; ya ‘dış baskı- iç savaş’ sonrası yönetimleri istifaya zorlamak tıpkı Suriye’de halen yaşanmakta olduğu gibi ya da demokrasi eliyle demokratik seçimlerle o ülkenin yönetimini işbirlikçiler vasıtasıyla ele geçirmek tıpkı Türkiye’de yaşanmakta olduğu gibi.”
İkinci Adım:
Hedef ülkelerin kaynaklarının yönetimini ele geçirmek:
“’Özelleştirme- yabacı sermaye diyerek’ diyerek, o ülkenin stratejik kaynaklarını doğrudan satın almak ya da işbirlikçi yerli sermaye eliyle kaynakları dolaylı satın almak tıpkı Türkiye, Libya ve Mısır’da görüldüğü gibi; ya da doğrudan müdahale ile işgal edilen ülkelerdeki kaynaklara silahlı güçleriyle el koymak tıpkı Irak’ta olduğu gibi. Böylece yeraltı ve yerüstü ekonomik hatta insan kaynaklarının yönetimini ele geçirmek.”
Üçüncü Adım:
Hedef Ülkelerdeki insanları ayrıştırmak ve ayrışan gurupları güçlendirmek:
“Hedef ülkelerde birlikte yaşamakta olan insanları, teo-stratejik bir yaklaşımla etnik, dinsel ve mezhepsel farklılıklar temelinde, ‘ileri demokrasi, insan hakları ya da özgürlükler’ diyerek ayrıştırmak tıpkı Türkiye’de yönetici siyasetin yaptığı gibi. Bu amaca uygun olarak yasal düzenlemeler ya da uygulamalarla ayrışan gurupları güçlendirmek tıpkı Türkiye’de bir olan insanların ‘Türk-Kürt, Alevi-Sünni’ diye ayrıştırma gayretlerinin görüldüğü gibi.”
Dördüncü ve Son Adım:
“ İşbirlikçi yönetimler eliyle ele geçirilmiş olan hedef ülkelerdeki devlet mekanizmasının ve kaynak yönetiminin gücünü kullanarak ya anayasal düzenlemelerle ya da ayrışan ve güçlendirilen gurupları çatıştırmak yoluyla bir iç kargaşa yaratarak, bunun sonucunda yine anayasal düzenlemeyle hedef ülkeleri parçalamak. Kopan parçalardan da, İsrail’e müttefik tampon devletçikler kurmak.”
Bu pencerelerden bakıldığında, Türkiye’nin son aşamada bulunduğu açık. ABD Başkanı Obama’nın buraya kadar gelerek, Türkiye için ‘model ülke’ demesinin altında da bu yatıyor. Model, çünkü demokratik görülen bir yoldan süreç işletiliyor. Kesintisiz işlediği için de, diğer ülkelere model gösteriliyor.
Soru ise şu; bu plan ve projeler Anadolu’da tutar mı?
Öyle ya, Türk tarihi böylesi stratejilerle çok karşı karşıya kalmış, hepsini de aşmasını bilmiştir. Şimdi, Türk Milleti karşılaştığı bu yeni savaş oyunlarının işletilmesine izin verecek midir?
Türk Milleti, ne zaman ki bu gerçeği gördüğünde, bu sinsi planı yok edeceğinden kuşku yoktur çünkü bu millet gücünü en aşağı yedi bin yıllık tarihinden alıyor.
Kaynak:Erdal Sarızeybek-SARIZEYBEK HABER
Dört Adımda Ak-Bop Tutar mı?
Bu bir çılgın proje, .çünkü dört adımda en aşağı yedi bin yıllık Türk tarihini ve Müslüman Türk milletini tarihten silmek istiyor…
Birinci Adım:
Hedef ülkelerin yönetimlerini ele geçirmek:
‘“Doğrudan işgal’ tıpkı Irak’ta yapıldığı gibi; ya ‘iç karışıklık- iç çatışma’ çıkartmak yoluyla yönetimleri alaşağı etmek tıpkı Libya ve Mısır’da yaptıkları gibi; ya ‘dış baskı- iç savaş’ sonrası yönetimleri istifaya zorlamak tıpkı Suriye’de halen yaşanmakta olduğu gibi ya da demokrasi eliyle demokratik seçimlerle o ülkenin yönetimini işbirlikçiler vasıtasıyla ele geçirmek tıpkı Türkiye’de yaşanmakta olduğu gibi.”
İkinci Adım:
Hedef ülkelerin kaynaklarının yönetimini ele geçirmek:
“’Özelleştirme- yabacı sermaye diyerek’ diyerek, o ülkenin stratejik kaynaklarını doğrudan satın almak ya da işbirlikçi yerli sermaye eliyle kaynakları dolaylı satın almak tıpkı Türkiye, Libya ve Mısır’da görüldüğü gibi; ya da doğrudan müdahale ile işgal edilen ülkelerdeki kaynaklara silahlı güçleriyle el koymak tıpkı Irak’ta olduğu gibi. Böylece yeraltı ve yerüstü ekonomik hatta insan kaynaklarının yönetimini ele geçirmek.”
Üçüncü Adım:
Hedef Ülkelerdeki insanları ayrıştırmak ve ayrışan gurupları güçlendirmek:
“Hedef ülkelerde birlikte yaşamakta olan insanları, teo-stratejik bir yaklaşımla etnik, dinsel ve mezhepsel farklılıklar temelinde, ‘ileri demokrasi, insan hakları ya da özgürlükler’ diyerek ayrıştırmak tıpkı Türkiye’de yönetici siyasetin yaptığı gibi. Bu amaca uygun olarak yasal düzenlemeler ya da uygulamalarla ayrışan gurupları güçlendirmek tıpkı Türkiye’de bir olan insanların ‘Türk-Kürt, Alevi-Sünni’ diye ayrıştırma gayretlerinin görüldüğü gibi.”
Dördüncü ve Son Adım:
“ İşbirlikçi yönetimler eliyle ele geçirilmiş olan hedef ülkelerdeki devlet mekanizmasının ve kaynak yönetiminin gücünü kullanarak ya anayasal düzenlemelerle ya da ayrışan ve güçlendirilen gurupları çatıştırmak yoluyla bir iç kargaşa yaratarak, bunun sonucunda yine anayasal düzenlemeyle hedef ülkeleri parçalamak. Kopan parçalardan da, İsrail’e müttefik tampon devletçikler kurmak.”
Bu pencerelerden bakıldığında, Türkiye’nin son aşamada bulunduğu açık. ABD Başkanı Obama’nın buraya kadar gelerek, Türkiye için ‘model ülke’ demesinin altında da bu yatıyor. Model, çünkü demokratik görülen bir yoldan süreç işletiliyor. Kesintisiz işlediği için de, diğer ülkelere model gösteriliyor.
Soru ise şu; bu plan ve projeler Anadolu’da tutar mı?
Öyle ya, Türk tarihi böylesi stratejilerle çok karşı karşıya kalmış, hepsini de aşmasını bilmiştir. Şimdi, Türk Milleti karşılaştığı bu yeni savaş oyunlarının işletilmesine izin verecek midir?
Türk Milleti, ne zaman ki bu gerçeği gördüğünde, bu sinsi planı yok edeceğinden kuşku yoktur çünkü bu millet gücünü en aşağı yedi bin yıllık tarihinden alıyor.
Kaynak:Erdal Sarızeybek-SARIZEYBEK HABER








Senin ırkın, senin soyun yok mu? Sen ırksız, sen soysuz musun?
Stratejik Araştırma Enstitüsü Başkanı ve AKP MKYK üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay verdiği bir konferansta, “Esasen Türk diye bir ırk yoktur. Bugün kaçımızın atası, dedesi Orta Asya’dan gelmiş” Sonuçta milletin ne olduğu, siyasilerin kararı ile içeriği doldurulan bir şeydir. Milletin içeriği, muhtevası, tanımı o siyasiler tarafından yapılmış sonuçta. Sana demişler ki, sen Türk’sün. Ne demek Türklük? İşte Orta Asya’dan gelmiş. Türk dediğin bir sentezdir zaten. Türk diye bir ırk yok.” Diyor.
Selçuklu da bir Türk devletidir. Osmanlı da bir Türk devletidir. Resmi adı aslında Göktürk değil, “Türk Kağanlığı” olan bir devletin diktiği ve “Türk Oğuz Beyleri” diye başlayan, Orhun Abideleri’ne hiç gitmeyelim.
Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey 1043’te Halife Kaim’e gönderdiği mektupta kendisini şöyle tanıtır: “Ben, hür insanların evladıyım ve Hunlar’ın kral hanedanına mensubum.” Yani Oğuz Han’ın soyundanım demektedir.
Karahanlı soyundan Prens Kaşgarlı Mahmut, 25 Ocak 1072’de yazmaya başladığı ve 10 Şubat 1074’de bitirdiği Divanü Lügati’t-Türk’te şöyle demektedir: “Allah’ın devlet güneşini Türk burçlarında doğurmuş olduğunu ve Türklerin üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş olduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verdi ve yeryüzüne hakim kıldı. Cihan imparatorları Türk soyundan çıktı. Dünya milletlerinin dizgini Türklerin eline verildi. Türkler, Allah tarafından bütün kavimlere üstün kılındı. Haktan ayrılmayan Türkler Cenabı Hak tarafından hak üzerine kuvvetlendirildi.”
Alparslan’ın oğlu Melikşah atını Akdeniz’in sularına sürdüğü zaman yanındaki tarihçi doğru olmasa da “Sultanım bu kadar batıya gelen ilk Türk sultanı sizsiniz” diyor. Osmanlı kaynaklarından Murad Hüdavendigar’ın I. Kosova öncesinde Sırp kralına kızarken, “İnşallah ana Türk erliğini gösterem” dediğini bilinmektedir.
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=28995
