May
29

Şarap yapmak yasaklanmış; sıkı bir kontrolle şarap yapan yakalandığında kellesi vuruluyormuş. Buna rağmen bağ bozumu vakti geldiğinde Bektaşi üzümlerin suyunu küplere doldurmuş. Durumdan haberdar olan hükümdar Bektaşinin küplerinin başına geldiğinde, hiddetlenerek sormuş:
-Üzüm suyu küplere ne için dolduruldu?
Bektaşi, yakalanmışlığının telaşı ile cevap verir:
-Dolduruyorum ki, orada sirke olsun.
Hükümdar, biraz yumuşayarak yeniden sordu:
-Sirke dersin ama, ya şarap olursa!
Hükümdarın yumuşadığını gören Bektaşi:
-Orasını Allah bilir, demiş.
May
28
Eski İran hükümdarlarından biri vezirine oğlunun hocasından yakınır.
“Ben istiyorum ki, oğlum ilim öğrensin ve iyi bir hükümdar olarak benim yerimi alsın… Ama o devamlı müzikle, sazla, sözle meşgul… Demek ki ona, hocası iyi bir yön veremiyor.
Aynı görüşte olmayan vezir; “ Hükümdarım, hocanın elinde mucize yok. Çocuğun kabiliyetine göre eğitilmesine, ilerlemesine, yetişmesine yardımcı olabilir. İnsanın tabiatı değiştirilemez. Terbiye yaratılışa tabidir” der.
Hükümdar ise farklı görüştedir. Terbiye ile yaratılışa yön verilebileceğini, eğitimin etkili olacağını iddia eder. Bunu ispat etmek için bir akşam sarayında bir eğlence düzenler. Bu eğlencede eğitilmiş kedilerin gösterisi vardır. Kediler, sırtlarında içerisinde mum yanan tabakları düşürmeden taşıyorlar ve gösterilerine devam ediyorlardı.
Hükümdar, vezire kedileri göstererek;
“Görüyorsunuz, terbiyenin nelere gücü yetiyor,” der.
Vezir, hiç karşılık vermez. Susmayı tercih eder. Olumlu ya da olumsuz bir söz söylemez. Yeni bir eğlence gecesini bekler. Eğlence gecesi geldiğinde bu geceye gelirken gizlice bir kaç tane fare getirir. Kediler gösteriye başladığı anda fareleri kedilerin gösteri alanına bırakıverir. Fareleri gören kediler sırtlarında taşıdıkları tabakları ve mumları unutarak farelerin peşinden koşmaya başlarlar. Mumlar ve tabaklar darmadağın olur. Yanan mumlardan yerdeki halılar tutuşur. Ortalık bir anda yangın yerine döner. Tam bu esnada vezir Hükümdara yaklaşıp iddiasını ispatlamanın verdiği gururla şöyle der;
“Gördünüz Hükümdarım, terbiye yaratılışa tabidir.”
May
27
Bu günlerde parmak sallama modası yayılıyor. ABD ve İsrail’in ortak projesi BOP eş başkanlarından biri olan ABD Devlet Başkanı Obama Dış İşleri Bakanı Davutoğlu’nu parmağı ile “şışt şışt” edip çağırıp bu modayı başlatarak ilk kişi olma unvanını kazanmış oldu. Bu “parmak hareketi” dünya devletlerini yönetenlerin çok ama çok hoşuna gitmiş olacak ki, çok zekice ve pratik bir şekilde kavrayarak uygulamaya koydular. Daha sonra Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından medya yoluyla farklı bir şekilde “parmak sallamalar” görülmeye başlandı. “Hem maaş alacaksın, hem eleştireceksin. Böyle saçmalık olmaz” gibi benzer ifadelerle tiyatro sanatçılarına “parmak sallandı.” “Sallamanın parmak” muhatap olanın başına neler getireceğini bilmeyen vatandaşlar daha ne zamana kadar azarlanacak Allah bilir.
Vatandaşları devlet yöneticilerine karşı nasıl davranmaları gerektiğini öğreten bir kurs açan olsa da; vatandaş, başına gelecek olan “parmaklardan, azarlardan,” felaketlerden korunsa, “Takla at” ma- lardan kurtulsa.. .Nasıl olur?
May
26
May
25
Avşar, Çerkez, Türkmen… Soyda dallardır
Bir bedende el, ayak ve kollardır
Bu gerçeği duymaz olduk yıllardır
Kökümüz bir, adımız Türk’tür bizim
Hep beraber bir bayrağa kan verdik
Bir can olduk bu vatana can verdik
Biz cihana Türk adıyla şan verdik
Ülkümüz bir, adımız Türk’tür bizim
Düşman güçler bizleri bilemezler
Satılmışlar, istiklal dilemezler
Biriz, bölünmeyiz hiç bölemezler
Yurdumuz bir, adımız Türk’tür bizim
Basiretsiz bunca aydına rağmen
Ulusun sen hiç kimseye baş eğman
Vatan için şehit er ile teğmen
Dilimiz bir, adımız Türk’tür bizim
Alevi, Sünni, Kürt, … Ayrı görmedik seni
Zulme esarete vermedik seni
Asla hor görmedik, yermedik seni
Kıblemiz bir, adımız Türk’tür bizim
May
25
Eğitimine önem vermeyen milletler köle olmaktan kurtulamazlar.
“Bir yılı düşünüyorsan buğday ek, on yılı düşünüyorsan ağaç dik, yüzyılı düşünüyorsan insan eğit.” (Çin Atasözü) Bizim beyler demekki yüzyılı düşünmüyorlar. …
“Bir öğretmenin en düşük olanı 1624 lira alıyor. Haftada 15 saat karşılığı alıyor. Peki, düz bir memur ne kadar çalışıyor? 40 saat. Bir de tatili var. Yılda iki ay. Düz memurun tatili 20 gün. haksızlık değil mi?” Recep Tayyip Erdoğan
Sormak lazım; O zaman niçin öğretmen olmamışlar.
Gelişen, büyüyen(!) Türkiye’nin memuruna layık gördüğü zam miktarı gerçekten çok komik. Ceylan derisi koltukta oturan milletin vekillerine yüzde 45 zam verilirken asillerin bir bölümünü oluşturan memura yüzde 3.5 zam vermeyi teklif eden hükümet “Yunanistan’a döneriz” diyor. “Yandaşa, akrabaya bol kepçeli ballı kazançlar sağlanırken memura yüzde3.5 yeterli görülüyor. Fakat elektriğe, doğal gaza, ekmeğe, meyve ve sebzeye yüzde 50’nin üzerinde zam yapılmış durumda. Aylardır bunların geri dönüşümü alınmış durumda. Memurun istediği maaş zammı sadece yüzde 7+7.
Oysa Suriye’den gelenlere 150-200 dolar para ve ekstradan kredi kartı verilirken “Yunanistan’a döneceğimiz” dikkate alınmıyor.Ailesiyle birlikte insanca yaşamak ve açlık sınırından kurtulma için bu temel maddelere ihtiyaç duyanlara yüzde 3.5 zammın yeterli olduğu ifade ediliyor.
Bir de geçmiş yıllara bakalım.
YIL 1923…ÖĞRETMEN , MİLLETVEKİLİ MAAŞI EŞİT *
Dönemin Maliye Bakanı Hasan Fehmi Ataç , TBBM’de Mustafa Kemal Atatürk’e sorar
-“Paşam; vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, ne kadar verelim?”
Mustafa Kemal Atatürk’ün cevabı şu an öğretmenlerin sıkıntılarını anlamak istemeyen bir çok insana tokat gibidir…
-” Öğretmen maaşlarını geçmesin.”
İşte belki de en güzel örnek bu. Günümüzde ise yeni göreve başlamış bir öğretmenin maaşı 1530 TL civarında iken milletvekili şoförü ve sekreteri bile 3000-3500 TL maaş almaktadır.YIL 1980-1990 … ÖĞRETMEN , SUBAY , DOKTOR MAAŞI EŞİT *
Günümüzde ise askeri personellerin en alt kademesindeki lise mezunu Uzman Çavuşun maaşı 2500-3000 TL , Sağlık Bakanlığının yardımcı hizmetindeki lise mezunu Ebe , Hemşire ,Sağlık Memurunun maaşı döner sermaye ile 3500 TL’yken öğretmen maaşı ek dersle birlikte en fazla 1880 TL’ dir.YIL 2004-2005… POLİS , İMAM , ÖĞRETMEN MAAŞI EŞİT*
Lise mezunu polisler belki de en büyük haklara kavuştukları dönemi yaşadılar.2004 sonrası öğretmenden 400-600 TL fark kazandıkları gibi , askerlikten muaflık , ücretsiz şehir içi toplu ulaşım , %70 ‘ ine lojman hakkı gibi bir çok hak elde etmiştir. İmamlar da yine ek ders , bayramlarda mesai ücreti en az %85 ‘ine lojman gibi haklar kazanarak maddi anlamda öğretmenlere karşı yine fark yaratmışlardır.
YIL 2011 (ARALIK) EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET TARİFESİ ÖĞRETMEN MAAŞI ,MEMUR- HİZMETLİ MAAŞINDAN DÜŞÜK *
Yeni göreve başlamış bir öğretmen 1530 TL alırken , eş ve 2 çocuk yardımı alan bir okul memurunun maaşı 1.894 TL, kadrolu bir hizmetlinin maaşı ise 1.824 TL olarak belirlenmiş .Öğretmene muadil bulunamadığı için hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Sağlık Bakanlığında asıl işi yapan Doktor , Diğer Bakanlıklarda Mühendisler , Askerlerde Teğmen… Haydi eşitleyin maaşımızı doktorlarla , teğmenlerle ,mühendislerle.
Ya da Mustafa Kemal Atatürk söylediği gibi yapın eşitleyin milletvekili maaşı ile öğretmen maaşını…
Şimdilik Türkiye’nin ne kadar geliştiğini ve ne kadar büyüdüğünü anladınız mı? Gelişme ve büyüme yüzde 3.5… Maalesef her şey 3.5 atıyor….
*memurhaberleri net
May
24
Bir Fransız, bir Alman ve bir Türk müzede “Adem ve Havva Cennet Bahçesinde” tablosuna bakıyorlarmış:
Alman, “Bedenlerinin kusursuzluğuna bakar mısınız? Adem ile Havva mutlaka Alman olmalı.” demiş. Fransız, Alman’a karşı çıkmış: “Havva ne kadar güzel, Adem ne kadar yakışıklı. Bu denli çekici olduklarına göre, hiç kuşkusuz Fransız olmalılar.”
Türk, tabloyu uzun uzun izledikten sonra kararını vermiş: “Bunlar kesin Türk’tür. Üstte yok, başta yok, elmadan başka yiyecek yok, ama hala kendilerini cennette sanıyorlar.”
May
23
GÜNEYDOĞU’NUN TAMAMINDA PETROL VAR
100 yıl önce. Sultan II. Abdülhamid’in hazırlattığı haritaya göre “Güney Doğu’nun tamamında petrol var”
Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamı ve Doğu Anadolu’nun bir bölümünü kapsayan petrol haritası, Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı çevresi, Sinan, Batman Çayı çevresi, Dicle Bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı çevresi, Habur, Fındık, Cizre, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkari’de (Çölemerik) çok önemli petrol yatakları bulunduğunu kaydediyor!!
VE HARİTA GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR
Bu harita sonunda gün yüzüne çıkacak! Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Döneminde Irak’ adlı kitapta haritayı kamuoyuna sunacak.
Şimdi bu kitap yayınlandığında, göreceğiniz 18 Kasım 1902 tarihli bir belge var! Bu belgeye göre Musul vilayetindeki petrol madenlerinin imtiyazı Hazine-i Hassa’ya veriliyor, hemen sonrasında da Abdulhamid Han bu imtiyazları maliye hazinesine aktarıyor.
MAHKEME KARARLARI UYGULANMIYOR
Abdulhamid Han’ın tahttan indirilmesi ve İttihatçıların devlete el koyması sonucu, ne harita kalıyor ortalıkta ne de Musul’daki devlet hakları. Ancak 12 Ocak, 1920’de, maliye hazinesine devredilen padişaha ait mallar, tekrar Hazine-i Hassa’ya geri veriliyor. Hanedan üyelerinin uluslararası mahkemelerde sürdürdükleri, Musul’daki mallarını geri alıp Türkiye’ye devretmeleriyle ilgili davalar hala sürüyor. Bu davaların kimini kazandı hanedan üyeleri… Ama türlü çeşitli, tezgahlar yüzünden mahkeme kararları uygulanmıyor bir türlü!
İNGİLİZLERİN MUSUL ÇABASI
Size son bir not. Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizler Bağdat’ı almak için harcadıkları paranın tam tamına 7 katını Musul’a sahip olmak için harcadılar!
GÜNEYDOĞU NEDEN KAYNAR?
Şimdi, biraz düşünün hele, neden kimileri Güneydoğu’yu cadı kazanı gibi kaynatır da kaynatır… Neden rahat bi soluk aldırmaz Türkiye insanına ki en azından Abdülhamid Han’ın yaptırdığı harita doğru mudur yanlış mı, saptanabilsin!
Kaynak: Türk Tarihi Dergisi (İnternet)
May
22
Rumeli Hisarı’nın inşa planının bizzat Fatih Sultan Mehmed tarafından çizildiği rivayeti kuvvetlidir. Hisarın kerestesi İzmit’ten, kireci Şile bölgesinden getirilmiş, 1000 taşçı ustası, 5 bin işçi, 10 bin civarında yamak çalıştırılmıştır. Vezirlerin, sırtında taş taşıyarak yapılmasına emekleri geçmiş; ayrıca bazı burçların yapım masrafını işçi ücretleri dâhil vezirler üzerine almışlardır.Rumeli Hisarı’nın inşası esnasında Bizans İmparatoru elçi göndererek “Kendi toprakları üzerine kale yapılmasının dostluğa ve ahde vefa’ya uymadığını” bildirir. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmed elçiye; “Var git kralına söyle! O, rahmetli babam zamanında ahdi çok defa bozmuştu. Arada ahid mi kaldı ki vefa’dan bahseder. Biz bu topraklara hisar yaparız, toprak elçi göndermekle kurtarılmaz. Eğer bu topraklar onunsa gelip kurtarsın. “Baykuştan Pervamız Yok; Biz Şahinleriz!” diyerek niyetini bildirir.
May
21