Oca 03

RUHUN KUSAR…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bir yaz günü…
Sofra kurulmuş, yemek yenilecek. Her şey hazır. Merhum Necip Fazıl masanın üzerindeki içi su dolu ”viski şişesi”ni görünce sorar:”Bu ne?”
Cevap verir oğlu:”Baba! Soğuk su için. Buzdolabına ancak bu şişeleri koyabiliyoruz da!” İtiraz eder üstad:”Olmaz!”
İzaha çalışır oğlu:”Baba ‘İnan ki çok iyi temizledik, bol sabun ve kaynar suyla yıkadık!” Üstad yine ”Olmaz!” der ve şu ibretli izahı yapar:”O hâlde oğlum! Yarın lâzımlık satan bir dükkâna gideceksin ve oradan el değmemiş bir lâzımlık alacaksın ve çorbanı da bu lâzımlıkla içecek, yemeğini lazımlıkta yiyeceksin! İçebilir misin? Yiyebilir misin? Elbette içebilirsin. Elbette yiyebilirsin. Hiçbir mahzuru da yok. Amma velâkin,mantığın kabul etse de o çorbayı ve yemeği ruhun kabul etmez, kusar…
 
Posted in Fıkralar | RUHUN KUSAR… için yorumlar kapalı
Oca 02

Altın Sözler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*Bırak beni haykırayım
  Susarsam sen matem et 
  Unutma ki şairleri aydınları haykırmayan bir millet
  Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.    Mehmet Emin YURDAKUL

 

*“Kimi görsek etekleriz
   Ne utanmaz köpekleriz!”   Namık Kemâl

 

*“Kimse ta’yib edemez biz kafa-göz yarsak da
   Döğüşe, kavgaya var milletin elbet hakkı,
   Yatalı beş senedir sâde mısır ekmeğine
   Kalmadı halkımızın hind horozundan farkı!”   Neyzen Tevfik

 

*“Sen şifâbahş sanma bu teşkilâtı
   İlmi biz, halkı uyuşturmak için kullanırız”    1948’de Neyzen Tevfik

 

*“Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdâdımızın
   Tükürür çehremize zannederim tarihi!”   Neyzen Tevfik

 

*“Meclis’te var 450 mezar taşı, tek başına ne halt etsin!   Osman Bölükbaşı

 

*“Ne günlere kaldık ey Gâzi Hünkâr,
   Katır mühürdâr oldu, eşek defterdâr!”   Ziyâ Paşa
*“Bu kadar cehâlet ancak tahsîl ile mümkündür!”   Sakallı Celâl

 

*“Arkasından alınsa palanı, sanki it artığıydı kalanı”   Şeyhî-Harnâme’den
 
*“Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma
   Zerdûz palan ursan eşşek yine eşşektir.”    Ziya Paşa

 

*Görmüş geçirmiş bir Dedeye sormuşlar. Dede ailenin başı kadın mıdır, erkek mi? Erkek baştır. Peki, kadın nedir? “Kadın boyundur, başı nereye isterse oraya çevirir.”

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Oca 02

Altın Sözler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*“Meclis’te var 450 mezar taşı, tek başına ne halt etsin!     Osman Bölükbaşı..”
 
*Bırak beni haykırayım
  Susarsam sen matem et 
 Unutma ki şairleri aydınları haykırmayan bir millet
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.    Mehmet Emin YURDAKUL
 *“Kimi görsek etekleriz/ Ne utanmaz köpekleriz!” Namık Kemâl

 

*“Kimse ta’yib edemez biz kafa-göz yarsak da
   Döğüşe, kavgaya var milletin elbet hakkı,
   Yatalı beş senedir sâde mısır ekmeğine
   Kalmadı halkımızın hind horozundan farkı!”  Neyzen Tevfik
 
* “Sen şifâbahş sanma bu teşkilâtı/ İlmi biz, halkı uyuşturmak için kullanırız”  1948’de Neyzen Tevfik
 
*“Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdâdımızın/Tükürür çehremize zannederim tarihi!” Neyzen Tevfik
 
*“Ne günlere kaldık ey Gâzi Hünkâr,
   Katır mühürdâr oldu, eşek defterdâr!”   Ziyâ Paşa
 
*“Bu kadar cehâlet ancak tahsîl ile mümkündür!”   Sakallı Celâl
 
*“Arkasından alınsa palanı, sanki it artığıydı kalanı”  Şeyhî-Harnâme’den
 
*“Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma
   Zerdûz palan ursan eşşek yine eşşektir.”   Ziya Paşa
 
*Görmüş geçirmiş bir Dedeye sormuşlar. Dede ailenin başı kadın mıdır, erkek mi? Erkek baştır. Peki, kadın nedir? “Kadın boyundur, başı nereye isterse oraya çevirir.”
Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Oca 02

Cennet Hurması

Cennet Hurması tam bir şifa kaynağı!
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   Bu meyvenin ağacı, kışın yaprağını döken, geniş tepeli seyrek dallı bir ağaçcıktır. 
   Gövdenin kabuğu levhalar halinde çatlaklıdır. Yapraklar eliptik bir yapıda 6-15 cm uzunluğunda, üst yüzü parlak koyu yeşil ve tüysüz, alt yüzü tüylüdür. 
   Sarımsı beyaz çiçekleri haziran ayında açar. Meyveleri sonbaharda olgunlaşır. Portakal rengindeki meyveleri şekerli ve tanence zengin olduğundan halk arasında tüketilmektedir. Esas vatanı Çin ve Japonya’dır. 
   Cennet Hurmasının faydaları say say bitmiyor… 
   A vitamini ve karbonhidrat bakımından çok zengindir. 
   Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmekte, sindirim sistemi hastalıklarına iyi gelmektedir. 
   Aynı zamanda, günümüzde yaygın olarak görülen kanser hastalıklarından korunmada önemli bir yer tutmaktadır 
   Cennet hurması yenmeye devam edilirse ishali kesmektedir. 
İştahı açar, Mideyi kuvvetlendirir, Bağırsak iltihabını iyileştirmektedir. 
   Cennet hurmasının yaprakları kaynatılıp saç ve yüz yıkanırsa cilt ve saç güzelleşmektedir. 
   Cennet hurmasının yaprakları kaynatılarak elde edilecek su, temizlikte kullanılabilir. 
   Ayrıca bol miktarda, Protein, karbonhidratlar, selüloz, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, tanen, potasyum, mağnezyum, A, B1, B2, B3, C vitaminleri içermektedir. 
   Peklik (kabızlık) giderici ve besleyici özelliklere sahiptir. 
   Kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. 
   Yeni yılda şifa dileğiyle.. Afiyet olsun!…(K.Ş)
 
   *mynet.com
 
   
Posted in Yazılarım | Cennet Hurması için yorumlar kapalı
Oca 01

Altın Sözler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*“Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da dünyanın başkenti olmalıdır”(Fatih Sultan Mehmet) 
 
*“Gerçekten o devirde kahve; akademinin, meslek cemiyetinin, kulübün, salonun, fikir ve sanat meclisinin bütün vazifelerini küçük tahta masaların etrafında elinden geldiği kadar yapıyordu. O zaman anladım ki, biz bir kahve milletiyiz…” Peyami Safa

 

* “Kıraathaneye gitmemiş bir üniversitelinin tahsilini yarım sayarım.” Sait Faik

 

*Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren!
Bırak kardeşim tahsili; git önce edep, hayâ öğren… Mehmet Akif ERSOY
 
*“Arzular ve hınçlar aklın sesini duymazlar” Şekspir

 

*”İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar ama en büyük ilim, nasıl ve ne zaman susulması gerektiğini bilmektir.” Tolstoy

 

*”Bir ulusun büyüklüğü nüfusun çokluğu ile değil, akıllı ve erdemli kişilerin sayısıyla ölçülür.” Victor Hugo

 

*”İyi bir akla sahip olmak yeterli değildir. Asıl olan onu iyi kullanmaktır.” Rene Descartes

 

*“İnsanlar idealleri için, hayvanlar ise menfaatleri için mücadele ederler.” Fransız sosyolog Gustave Le Bon

 

*”Büyük insanların idealleri, küçük insanların ise hevesleri vardır…”

 

*”Güzel bir gülü, Güzel bir geceyi, Güzel bir dostu, Herkes sever.. ama önemli olan Gülü dikeniyle, Geceyi gizemiyle, Dostu dertleriyle birlikte sevebilmektir..!”
Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Oca 01

Bu herif, hükümeti mi kaçırıp dağa kaldırdı!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Adamın biri bir kadıncağızı kaçırıp alıkoymuş filan. Ama yakalanmış, ağır ceza mahkemesinde tutuklu olarak yargılanmış ve adamakıllı bir cezaya da çarptırılmış. Mağdure de “müdahil”olarak yargılamayı başından sonuna izlemiş, sanık mahkum edildiğinde de mahkemenin başkanına minnet ve şükran duygularını dile getirmiş. Ne ki, kadıncağız kısa bir süre sonra o mahkum edilen kişinin, çarşıda elini kolunu sallayarak dolaştığını görmüş. Hemen koşmuş adamı mahkum eden mahkemenin başkanına ve sormuş başkana, nasıl olur da bu ahlâksız adam böyle serbest gezer diye.
Başkan:
-Kızım, biz ne yapalım, hükümet af çıkardı… demiş. Kadın, kanı tepesine fırlamış bir biçimde başkana demiş ki:
-Bu herif, hükümeti mi kaçırıp dağa kaldırdı ki hükümet onu af ediyor!…

 

Posted in Fıkralar | Bu herif, hükümeti mi kaçırıp dağa kaldırdı! için yorumlar kapalı
Oca 01

Arabistanlı Lawrence (Lavrens)

 

 

 

 

 

 

Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı’nda İngiliz ajanı Lawrence kışkırtmaları neticesinde Arapların Türklere karşı haince davrandıklarına tarih şahittir. İşte bu dönemde orta doğudaki savaşlarda din kardeşlerimiz iki bin kişilik Şam Hastanesine 20.000 yaralı Türk askerini istif ederek hastanenin elektriğini ve suyunu keserler. Hastaneye günlerce hastane personelini sokmazlar. Sonunda, yaralı olan bütün askerlerimiz şehit olur. Hastaneden yayılan koku Şam’a yayılır.

Bir İngiliz komutan olayı öğrenince Lawrence tokatlar ve “ Sizler dünya tarihinde işlenmiş en korkunç katliamlardan birini yaptınız. Bu katliam tarihte büyük bir kara leke olarak kalacaktır” der.

(Bu, Oscar ödüllü “Arabistanlı Lawrence filminde de aynen işlenmiştir.)

*Düşman her türlü hileden aciz kalınca dost görünür; sonra dostlukla öyle işler çevirir ki, düşman yapamaz. Sadi

 

 

 

 

Posted in Hikayeler | Arabistanlı Lawrence (Lavrens) için yorumlar kapalı
Ara 31

Fransa’nın Fransızlığı…1

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
2006 yılı Mart sonlarında Brüksel’de toplanan Avrupa Birliği Zirvesi sakin bir şekilde devam ederken Avrupa Sanayi ve İşveren Konfederasyonları Birliği Başkanı Fransız vatandaşı Ernest-Antonie Seillere, konuşmasının bir yerinde İngilizce bir iki kelime söyleyince sükûnet bozuldu, ortalık karıştı. O gün Fransa Cumhurbaşkanı olan Jacgues Chirac kalktı ve toplantı salonunu terk etti. Yalnızca Cumhurbaşkanı Chirac mı?
Hayır. Onunla birlikte İngilizce lehine bir iki kelime söyleyen Fransız işadamını protesto etmek için salonu terk edenler arasında Maliye Bakanı Theerry Berton ve Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blaziye de vardı.
Chirac’a salonu niye terk ettiği sorulunca Fransa Cumhurbaşkanını verdiği cevap şu oldu:
“- Fransa lisanına saygılıdır. AB’de, BM’de, Olimpiyatlarda lisanımızı koruma mücadelesi veriyoruz. Biz bunu yaparken, bir Fransız İngilizce konuşunca şok yaşadım…”

 *Hasan DEMİR Yeniçağ

Posted in Gündem | Fransa’nın Fransızlığı…1 için yorumlar kapalı
Ara 31

Yeni Yıl Tebriği

 

 

 

 

 

 

 

Yüce Türk Milleti’nin ve bütün insanlığın yeni yılını kutlar, sağlık, huzur, kardeşlik ve güven dolu bir yıl olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.

Posted in Yazılarım | Yeni Yıl Tebriği için yorumlar kapalı
Ara 30

Gaflet mi, dalâlet mi?

“Kimliğini tanıdığımız insanların bütün haklarını vereceğiz. Bir insanın kimliğini inkâr etmek o insanı inkâr etmek demektir. Kendisini Kürt kimliği ile Arap kimliği ile Boşnak kimliği ile artık ne gelirse aklınıza… Hepsi, kim, ne varsa bu topraklar üzerinde kendi kimliğini rahatlıkla söyleyecektir. O kimliğin bütün kültürel haklarını, eğitim, dil, kimlik hakkı ne varsa vereceğiz. Anayasal haklarını vereceğiz.”(21.1.2011) Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın TBMM’deki konuşması
Millete ait olan egemenlik, milleti oluşturan gruplara dağıtılırsa orada; etnik ırkçılık, dincilik-mezhepçilik,aşiretçilik çatışması başlar.  Sayın Bülent Arınç bunu bilmez mi?
 
 Bunu, Mustafa Kemal ATATÜRK 20 eKİM 1927’de görmüş ve Türk Gençliğini şöyle uyarmıştır.
 
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi
 
“Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
 Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”
 
Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927
Posted in Gündem | Gaflet mi, dalâlet mi? için yorumlar kapalı