Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbirleriyle boğuşup duran iki köpeğini izliyordu. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki torun kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup dururlardı.
Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyaç duyduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla, sordu dedesine. Yaşlı reis bilgece bir gülümsemeyle cevapladı torununu sorusunu:
– Onlar benim için iki simgedir evlat!
– Neyin simgesi, diye sordu çocuk.
– İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.
Çocuk sözün burasında, “Mücadele varsa, kazananı da olmalı” diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:
– Peki, dedi, hangisi kazanır bu mücadeleyi?
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.
– Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem o!
*Cengiz Erşahin’in “Bilgelik Öyküleri” nden





Bir gün Davut Peygamber(a.s.), Lokman’dan bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça getirmesini istemiş; Lokman’da ona kestiği hayvanın dilini ve yüreğini getirmiş. Birkaç gün geçtikten sonra Davut Aleyhisselâm, Lokman’dan tekrar bir koyun kesmesini ve bu defa en kötü yerinden iki parça getirmesini istemiş; O, yine dilini ve yüreğini getirmiş.
Hz. Davut Aleyhisselâm’ın sebebini sorması üzerine, Lokman; “Bu ikisi iyi olursa, bunlardan daha iyisi; bu ikisi kötü olursa, yine bunlardan daha kötüsü olmaz” diye söylemiş.



