Kas 21

Türkler bu kadar saf mıdır?

 Hiç tanımadığınız bir kişi sizi telefonla arıyor ve kendisini Cumhuriyet savcısı olarak tanıtıyor, banka hesaplarınızdan terör örgütüne para aktarıldığını, konuya ilgili gizli bir operasyon sürdürüldüğünü, dolayısıyla elinizdeki bütün nakit parayı, vereceği hesap numaralarına yatırmanızı istiyor. 38 bin liranız var. Telâşla evden çıkarak bir bankaya ait bankamatikten verilen hesap numaralarına paraları yatırmaya başlıyorsunuz. Bu arada eşiniz durumu oğlunuza haber veriyor. O da bir dolandırıcılık olduğunu düşünerek polisi arıyor. Polis ekibi siz bankamatik başında para yatırmaya çalışırken buluyor ve durumu anlatıyor.
Sivil giyimli dolandırıcılık masası polislerini sahte polis zannediyorsunuz ve kaçarak ellerinden kurtulmak istiyorsunuz. Polisler sizi beş yüz metre takipten sonra yakalayabiliyor ve Emniyet Müdürlüğü’ne götürüyor. O zaman sizi kovalayanların gerçek polis olduğunu anlıyorsunuz.. Tam bu sırada dolandırıcı bir daha arıyor. Telefonu polis açıyor. Dolandırıcı polise çıkışıyor, “İşimizi bozuyorsunuz. Ne güzel tezgâha düşürmüştük. Bir daha nerden bulacağız böylesini” diyor..                                              
***
 Bu olay Aydın’da, 65 yaşındaki SGK emeklisi Recep Yıldızcı’nın başından geçiyor..
Burada en çarpıcı olay, Recep Bey’in sahte savcıya inanması ama gerçek polisleri sahte polis zannetmesidir..
Eski ceza yasasında suç tanımı yapılırken, dolandırıcılık maddesinde “her kim, bir kimseyi hulûs ve saffetinden bilistifade kandırırsa” denilirdi..
Şimdiki yasada ise “bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürmek”ten söz ediliyor..
Herkes “Recep Bey de çok safmış” diyebilir ama her gün yüzlerce vatandaş benzer yöntemlerle dolandırılıyor.. Vatandaş, kendisini telefonla arayana inanıyor da konunun uzmanı olan kişinin uzmanlığına veya yetkili kişi olduğuna inanmıyor.
İşte Türkiye’de seçimleri de vatandaşın hulûs ve saffetinden kim daha çok yararlanıyorsa onlar kazanıyor. Hem de 1946’dan beri..

  

Bir düşünelim.. Adam dindar olduğu için veya kendisini öyle göstererek oy istiyor. Oysa o kişi tescilli bir mason! Mason locasından, mason olmadığına dair sahte bir belge alıyor ve bu belgeyi gösterince bütün delegeler inanıyor. İçlerinden biri olan gerçekten dindar olan kişiye değil de masona oy veriyorlar. Genel seçimlerde de bütün tarikat önderleri, mason adaya oy verilmesini istiyor.. Sonuçta bir mason, Başbakan ve Cumhurbaşkanı oluyor.
Veya adamın ABD ile anlaştığını bilmeden “dindaş”tır diye oy veriyoruz, adam iktidara gelince, ülkesini babalar gibi satmaya başlıyor. Bu da yetmiyor, Amerika adına İslam ülkeleri halkını isyana davet ediyor, oralarda iç kargaşa çıkaracak gruplara para gönderiyor, militanlarına askeri eğitim veriyor.. Bütün bunları, Irak’ta birbuçuk milyon Müslümanı katletmiş bir ülkenin geliştirdiği projenin eş başkanı sıfatıyla yapıyor. Hatta Müslüman askerler için değil Hıristiyan askerler için dua ettiğini de söylüyor. Üstelik o projenin haritalarında sizin ülkeniz de bölünmüş olarak gösteriliyor. Buna rağmen, ona dokunmayı ibadet sayacak kadar şirk içine girenleri milletvekili seçiyoruz..
Veya adam “insanca hakça düzen” diyor ama o da dünyayı yöneten 12 kişilik komitenin beyni tarafından özel yetiştirilmiş bir kişi.. Adamı demokratik solcu zannediyor ve oy veriyoruz…
Veya adam Sorosçu ama onu antiemperyalist, milli bağımsızlıktan yana bir solcu zannediyoruz..
Veya adamı NATO yetiştirmiş, özel kurstan geçirmiş, direnç gösterebilecek bir kitleyi kontrol görevi vermiş ama onu eleştireni hain zannediyoruz..
Ve buna da demokrasi diyoruz..

 

***

 

Milliyetçi, muhafazakâr veya solcu ama bu kadar saf, bu kadar aldatılmaya müsait, bu kadar aklını kullanmayan bir toplumun, milli veya şahsi şerefini, haysiyetini koruması veya varlığını devam ettirebilmesi mümkün olabilir mi?
“Allah, aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır” denmiyor mu Kur’an’da.. Veya Hz. Peygamber, “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” demiyor mu?
Yoksa çoğunluk, olan bitenin farkında da siyasi partilerden çıkar temin etmek için mi dindar, milliyetçi veya sosyal adaletçi görünüyor? Yoksa ben mi çok safım da bundan haberim bile yok? Yani Mevlâna’nın “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” sözünü tutanların oranı çok mu düşük bu ülkede?
Yoksa Türkiye’ye bu tezgâhı kuranları açıkladığımız için mi bize kızıyorlar?
Her neyse, bir daha nereden bulacaklar Türklerin bu kadar safını?

 *Yeniçağ Gazetesi’nden  Arslan BULUT’un yazısı

Posted in Gündem | Türkler bu kadar saf mıdır? için yorumlar kapalı
Kas 20

Benimle Bir Oyun Oynamak İster misin..!

Aklından Farklı Bir Sayı Tut Oyunu Oynayacağız  Yavaşça Aşağıya İnin
satır satır uygulayın
Şimdi Aklınınzdan 1 ile 9 Arasında bir sayı tutun.
-
-

Tuttuğun Sayıyı 9 ile Çarp

-
-
Bulduğn sayının Rakamlarını Topla Örneğin 23 ise (2+3=5)
-
-
Bulduğunuz Rakamın İlk Harfi ile Bir ülke Bulun

-
-
Bulduğun ülkenin sondan 3.harfi ile Türkiyeden İL seçin...

-
-
Bulduğunuz İlin 2.Harfi İle Bir hayvan ismi soleyin
-Sonuç Aşağıda
-
-
-
-
-
-
--
-
-
-

-
-
-
-
-Cevaplarınız Sırası ile Danimarka , Rize ve İnekmi ??-

							
Posted in Yazılarım | Benimle Bir Oyun Oynamak İster misin..! için yorumlar kapalı
Kas 20

Mehmetçik!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Mehmetçik’e “Bedelli” ve “Vicdan-ı reddi” nasıl layık görürsünüz! 

Kanımız, canımız, gözümüz bizim
Bu vatan peteği, baldır Mehmetçik!
Gökte dalgalanır özümüz bizim
Üstünde Ay-Yıldız, aldır Mehmetçik!

Mehmetçik tarihte altından yaprak
Vatandır kanıyla sulanan toprak
Yüce bir göreve tâbi olarak
Yalnız bir Allah’a(cc) kuldur Mehmetçik!

Peygamber dilinden övgüyle gelen
Haksızlığın çelik zırhını delen
İnsanları Hak’tan emanet bilen
Ve şefkatle saran koldur Mehmetçik!

Gerçek kahramanlık karakter onda
Cesaret, merhamet doğuştan kanda
Devlerin açtığı sunî tufanda
Dünyayı kurtaran saldır Mehmetçik!

Şehitlik verilmiş arşın katında
Bütün âlem Mehmetçiğin farkında
Dünya denen ihtiyarın sırtında
Yünden ve ipekten şaldır Mehmetçik!

Karınca ezilse gönlü üzülen
Nurdan bir ışıktır kalbe süzülen
Zalimin zulmünden sinen, ezilen
Mazlumun tuttuğu daldır Mehmetçik!

Çakallar yok olur duyunca sesi
Vatan, millet, bayrak tek sermayesi
Gaziliktir, şehitliktir gayesi
Cennette en güzel güldür Mehmetçik!

Kanımız, canımız, gözümüz bizim
Bu vatan peteği baldır Mehmetçik!
Gökte dalgalanır özümüz bizim
Üstünde Ay-Yıldız, aldır Mehmetçik!

20.01.1994

Posted in Şiirlerim | Mehmetçik! için yorumlar kapalı
Kas 20

Sömürge Ülkesi “Türkiye”

Biz bir sömürü ülkesiyiz ama öyle böyle sömürü değil bu bildiğiniz;  devletini sömüren milyonlarca insandan bahsediyoruz tahmini verilen rakamlar 1 milyon 700 evin kaçak elektrik kullandığından bahsedilen bir ülke, bu ülke öyle bir ülke ki zenginden alıp fakire vermenin, ne kadar malınız varsa onun bedelini devlete ödediğiniz, kara yolunda 90 yerine 95 ile gittiğinizde 140 120’yi geçtiğinizde ise sizden 2 katı para alan bir devlet kendinden elektrik çalan 1 milyon 700 bin eve sessiz kalan ve onların kullandığı kaçak elektriği faturasını ödeyen aboneler ödettirmek(geçirmek) gibi bir misyona sahip bir devlet bu..! Elindeki paralar bitince bedelli askerliğe yelken açan iç borç açığını bu şekilde kapatmaya çalışan yılların birikimini yedikten sonra halka zam üstüne zam yağdıran bir devlet burası Türkiye..!

2 MİLYAR TL KAÇAK ELEKTRİK

2003’ten bu yana yapılan denetimlerde 1 milyon 700 bin abonenin kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini bunun bedelinin ise 2 milyar TL olduğunu açıkladı. Yıldız, 523 bin abone hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı. Yıldız, 2002’de yüzde 21 civarında olan kayıp kaçak oranının 2009 sonunda yüzde 15.6’ya düşürüldüğünü açıkladı

KAÇAK BEDELİ 2011’DE KONULDU

Enerji Bakanı Yıldız, MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın soru önergesine verdiği cevapta ise 2006-2010 döneminde kayıp kaçak oranlarının her bir şirket için ayrı belirlendiğine dikkat çekti. Yıldız, 2011’den itibaren maliyet kalemlerini ayrıştırılması ile kayıp kaçak bedelinin faturalarda gözükmeye başladığını açıkladı.

SAYAÇ OKUMA BEDELİ

Elektrik faturalarında sayaç okuma bedeli adı altında bir bedel alındığı da ortaya çıktı.MHP’li Alim Işık, “Dağıtım şirketleri elektriği hem satıyor hem de okuma parası alıyor. Üstelik aynı binadaki ayrı evden farklı tutarlar tahsil ediliyor” dedi. Enerji Bakanı Yıldız, sayaç okuma bedelinin kullanılan enerji miktarı dikkate alınarak hesaplandığını açıkladı. Yıldız “Sayaç okuma bedelinin abone başına belirlenmesine ilişkin çalışmalar devam etmektedir” dedi.

ELEKTİRK FATURASINDA YOK YOK

Enerji Bakanı Taner Yıldız, CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören’in soru önergesine verdiği cevapta ise elektrik faturalarının tüm detaylarını açıkladı. Yıldız’ın verdiği bilgiye göre elektrik faturalarında kayıp kaçak bedelinin yanı sıra dağıtım bedeli, sayaç okuma dışındaki perakende hizmet satış bedeli, sayaç okumaya ilişkin perakende satış hizmeti bedeli ve iletim bedeli tahsil ediliyor. Yıldız, elektrik faturalarından TRT için yüzde 2 oranında pay tahsil edildiğini açıklarken, yüzde 1 oranında elektrik enerjisi fonu ile belediye tüketim vergisi bulunduğunu da açıkladı.

 

Kaynak=>mynethaber..!

Posted in Yazılarım | Sömürge Ülkesi “Türkiye” için yorumlar kapalı
Kas 18

Altın Sözler

 
» Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur. M.Kemal ATATÜRK
 
» Herkes ulusal görevini ve sorumluluğunu bilmeli, memleket meseleleri üzerinde o düşünceyle, düşünüp çalışmayı görev edinmelidir. M.Kemal ATATÜRK
 
» Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. M.Kemal ATATÜRK
 
» Ben, yabancı kaynaklı hiçbir fikri benimsemeğe tenezzül etmeyecek kadar millî şuur ve gurura malik bir Türk‘üm. Siyasi, içtimai mezhebim Türkçülük‘dür.” H.Nihal ATSIZ
 
» “Bir millet bağımsızlığını, hürriyetini ve sınırlarını kaybedebilir, hatta yıllar boyunca başka bir milletin esareti altında yaşamak zorunda kalabilir ama bütün bu unsurlar o milletin yok olmasına etken olamaz. Ancak kendi dilini kaybetmiş bir millet yok olmaya mahkûmdur.” H.Nihal ATSIZ
 
» “Bir milletin yürütücü kuvvetine “ülkü” denir.” H.Nihal ATSIZ
 
» “Bir topluluktan müşterek ülküyü kaldırın, insanların hayvanlaştığını görürsünüz.” H.Nihal ATSIZ
 
» “Halkın, yöneticilerin zorbaca yönetimlerine katlanması, onlardaki cesaret, kuvvet ve izzeti bozar” İbni HALDUN

 

» Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak, alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak M.Akif ERSOY

 

» Bekayı hak tanıyan, sa’yi bir vazife bilir, Çalış, çalış ki beka sa’y olursa hak edilir M.Akif ERSOY
Posted in Yazılarım | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Kas 18

Uyan Milletim!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Benliğinden almak isterler seni
Bu derin uykudan uyan milletim
Uçuruma salmak isterler seni
Bu derin uykudan uyan milletim!

 

Müslüman şehrinde kilise niye?
Çanlara koşan var uygarlık diye(!)
Hainlik, soysuzluk şimdi hediye
Bu derin uykudan uyan milletim!

 

Her an lağım olup akmadılar mı?
Boyunlara haçı takmadılar mı?
Bazen bayrağını yakmadılar mı?
Bu derin uykudan uyan milletim!

 

Yüzsüzlükler çeşit çeşit insanda
Kurtuluşu ara millî mekânda
Titreyiver, kendine dön bir anda
Bu derin uykudan uyan milletim!

 

Sen kendi kozanı gel de ör artık
Perdeyi gözünden sil de gör artık
Badem gözlüler de şimdi kör artık
Bu derin uykudan uyan milletim!

 

Sen, devletin gözbebeğindeki fer
Vatanı koruyan eşsiz bir nefer
İyi düşün hata yapma bu sefer
Bu derin uykudan uyan milletim!

 

29.04.1993
Posted in Şiirlerim | Uyan Milletim! için yorumlar kapalı
Kas 18

Neyin Bedeli!

İŞTE BEDELİ!…

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu günlerde zorlanan ekonomiye nefes aldırabilmek için “bedelli askerlik” uygulamasına sarılan siyasilerimiz neyin bedeli olup olmayacağını pek ala bilmektedirler. Türk Milleti’nin tarih sahnesinde görünmeye başladığı günden başlayarak bu güne kadar ne bedeller ödediğini sırca köşklerinde oturanlar hatırlamayabilirler. Hatırlatalım. M.Ö 209 yılından bu yana devleti için, vatanı için kanını, canını sebil eden bu millete bu hizmetin para karşılığında yapılmasını dayatıyor. Bu vatanın, bu bayrağın, bu milletin, bu devletin bedeli yiğit ve kahramanların canı ve kanı olmuştur. Şimdi bunu sulandırmanın anlamı AB isteklerine “evet” çekmektir.

Elbette bedelli olabilir. Sağlıkları yönünden askerlik yapamayacak durumda olanlar, ailenin bir çocuğu olup anne ve babasına bakmak durumunda olanlar vb. olabilir. Bu durumda olanlara zaten yasa ve yönetmelikler doğrultusunda Genel Kurmay başkanlığı tarafından kolaylıklar sağlandığı bilinmektedir. Özürlü gençlerimizin askerlik yapmak istediği için geçici olarak bir askerlik yaptırıldığı bu günümüzde bu uygulamanın kime yarayacağı herkes tarafından düşünülmektedir.

 

Gazetelerin yazdığı gibi “Zengine Bedelli, Teröriste Vicdani Ret Çıkacak.. Nöbeti de Garibanın Çocuğu Tutacak…!

 

Haydi! Hayırlı olsun! “AB’ye girdik Avrupalı olduk” diye yaptıkları gibi “Demokratikleşiyoruz” diyerek bir kutlama daha yapabilirler! Aklınızda bulunsun saygıdeğer okurlar.

 

YORUM SİZLERİN!

 

18.11.2011 Kenan ŞAHBAZ

 

Posted in Yazılarım | Neyin Bedeli! için yorumlar kapalı
Kas 17

Ret-i Vicdaniye..!

Zengine Bedelli Pkk’lıya Vicdani Ret Çıkıyor.. Nöbeti de Garibanın Çocuğu Tutacak…!

Siyasetten dünyasından tepkiler
Erkan Akçay (MHP Milletvekili)
Ordu-millet anlayışına darbe

Bedellİyİ gündeme getirmek ordu-millet anlayışına vurulmak istenen darbedir. Vicdani reddi vicdanım kabul etmiyor.

Tanju Özcan (CHP Milletvekili)
Cumhuriyete ihanet projesi

PKK istiyor, AB destekliyor, hükümet emir telakki edip, hayata geçiriyor. Vicdani ret talep etmek, TC’ye ihanettir.

Osman Pamukoğlu (HEPAR lideri)
Toplumsal düzeni bozacak

Bu topraklar 20 yaşındaki çocukların mezarlarıyla doluyken bedelliyi ve vicdani reddi konuşmak akıl almaz bir şey.

Vicdani ret ve bedelli ile orduyu tasfiye edecekler
Düzenlemenin Türkiye Cumhuriyeti’ne ihanet projesi olduğu, bedellinin zengine, vicdani reddin de PKK’lıya yarayacağı belirtiliyor

Üst kısım Yeniçağ Gazetesinden den Alıntıdır..!

————————————————————————————————————————————————

Yazar:fatihşahbaz

Sevgili okurlar öncelikle sitemize gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederim.Günlük en az 200 okurun giriş yaptığı sitemiz gün geçtikçe, sizlerin paylaşımlarınızla ve sosyal ağlar sayesinde yeni okurlarla buluşuyor..! Teşekkürü bir borç bilir saygı ve sevgilerimi sunarım.

Ülkem ve Endişelerim..

Gün geçmiyor ki önümüzde bir problem tv’ler de son dakika haberleri her an her şey olabilir ve zaten oluyor da şuan bahsetmek istediğim konu birkaç gündür de paylaşımlarımda okumuşsunuzdur A-k-p hükümetinin Vicdanı Ret adı altında yeni anayasa değişikliği ve bedelli askerlik. Vicdani ret’in ne olduğu açıkladık bilmeyen varsa eski paylaşımlara okuyabilir. Peki Güzel bir şey mi? Yoksa çok kötü mü ülkemiz için? Neler getirir?  Neler götürür?

Vicdanı ret yıllardır Avrupa ülkelerinde uygulanmakta askerlik yerine devlet kurum ve kuruluşlarında bir çok asker olmak istemeyen insana istihdam sağlanıp askerlik süresinden daha uzun bir süre buralarda çalıştırılmakta. İlk bakışta güzel bir uygulama. Bu metni okuduğunuzda aklınıza ne geliyor bilmiyorum ama bence çok güzel bir uygulama Avrupalılar işlerini biliyor. Gelelim TÜRKİYEMİZE                 e bizim ülkede bu iş nasıl yürür? kimler gitmez askere pkk lı m?ı yoksa adam öldürmeyi sevmeyen birkaç genç? sokakta gezinen günümüz gençlerinden bir çoğu da gitmek istemez belki?

*Arkadaş burası Türkiye Avrupa dan aldığın her şey burada sökmez bizim içimiz düşman kaynıyor, yıllardır savaşıyoruz kendi topraklarımızda tc kimliği taşıyıp Türkiyem’e düşman olan binler  milyonlar var  ilk başta bunların ekmeğine yağ sürdünüz ne ala…! Yorum sizin ….

*Yeni nesilin yetişme şekli hiç iyi değil şimdi 23 lü yaşta askerlik çağı gelmiş bir çok genç vicdani ret’i kabul etmez ama onların çocukları Cumhuriyetten ve belki bayraktan Türklükten bir haber olacaklar gün geçtikçe azalıyor azaltılıyor vatan bayrak sevgisi.. Görüyoruz haberlerde okullardan Atatürk Resmini bile kaldırmak istiyorlar bu okullarda yetişen çocukların atalarına olan kan borcunu, görevini içtenlikle nasıl öder bu duygudan bir haber…! Ah Türkiyem Ahh…!

*Şurada iki satır yazarken bile tutuklu kalıyorum askerliği oyuncak ettiler ya. Sevgili okurlar burası Türkiye Biz Cumhuriyet Çocuğuyuz Biz Atatürk Genç’iyiz ve öyle kalmalıyız onun fikirleri ve düşünceleri  ışık olmalı bize çünkü bu sınırlar binlerce insanın canını vererek aldık biz..! Hala şehit haberlerimiz geliyor anaların göz yaşları ne zaman din diki..! Sonuç Olarak Yorum sizin Vicdanı Ret Avrupa Ülkeleri İçin iyi olabilir ama burası Türkiye peygamber ocağı derler askerliğe bir başkadır onun anısı hikayesi ve vatana verilen canlara bir borçtur bu..!

*Evet birde işin siyası yanı var..  artık onu siz yorumlayın okurlarım ..!

Cumhuriyet İçin, Bu Bayrak, Bu Vatan İçin Haydı Hep Birlikte;

Bizimde Vicdanımız Sizi Ret Ediyor Diyelim ..!!!(Bunu demenin de zamanı gelecek-2023)

 

 

Posted in Yazılarım | Ret-i Vicdaniye..! için yorumlar kapalı
Kas 16

Bir şehit babasının yaşayışı

 

 

 

 

 

 

 

 

Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir dostum olan fırıncı,”Bir… az bekleyeceksin hocam,” dedi.
“İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum.”
 
Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu. Selam verdikten sonra, fırıncının tezgâhına yaklaşarak, “Ekmeklerimi alayım,” dedi. “Benim ikizler acıkmıştır.”
 
Fırıncı, adamın kendisine uzattığı torbayı alarak tezgâhın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden dört-beş tane çıkardı.
 
Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş, tezgâhın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu.
 
Fısıltı şeklinde fırıncıya sordum. Neden taze ekmeği beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak ya!..
 
“Bayat ekmekleri kendisi istiyor.” dedi fırıncı. “Çok fakir olduğundan, ona yarı fiyatına veriyorum.”
 
“Kim bu adam?” diye sordum.
 
” Bu oğlunu Güneydoğu’da şehit veren bir baba. Gelinini de bir trafik kazasında kaybedince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşla.”
 
Fırıncının anlattıkları karşısında içimin yandığını hissediyor ve ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyordum.
 
“Aradaki farkı ben vereyim,” dedim. “Hiç olmazsa bugün taze ekmek yesinler.” Fırıncı, teklifimi kabul etti ve biraz sonra da, fırından yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına doldururken şekli bozuk, bayat ekmekleri de tezgâhın altına koydu.
 
“Çok şanslısın hacı amca,” dedi. Çocuklar için sana bugün pasta gibi ekmek vereceğim.”
 
Yaşlı adam, bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı göğsüne bastırırken. “Allah, senden razı olsun evladım” dedi.
“Bugün onların doğum günü olduğunu nereden biliyordun
Posted in Yazılarım | Bir şehit babasının yaşayışı için yorumlar kapalı
Kas 16

“Vicdani Red’di RED!…”

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Bizce, şanlı Türk Ordusunu çözme, çökertme oyunlarından biri daha gündeme getirilmiştir. Kasıtlı olduğunu düşünüyorum.
Bazı batı ülkeleri yasal düzenlemelerle “vicdani red”ci denilenlere mecburi devlet görevi yaptırmaktadır.
Türkiye’de bunu uygulamanın nelere mal olacağını düşünmek ve bilmek durumundayız. Asırlardan beri şanlı Türk Bayrağına kanının rengini vermiş, vatan uğruna canından geçmiş olanların can ve kan pahasına kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin topraklarında hür bir şekilde yaşayanların böyle bir hakkı olması mümkün mü? Çanakkale, Sakarya, Anafartalar, Dumlupınar, İnönü savaşları, zaferlerini , şehit ve gazilerini görmezden gelen ve o sayede hür olarak yaşayanların böyle bir hakkı asla yoktur, olamaz. Her milletin, her coğrafyanın farklı özelliklere sahip olduğu muhakkaktır. Anadolu topraklarında yıllarca hüküm sürmüş pek çok devlet tarihin derinliklerinde yok olup gitmeye mahkûm olmuşlardır. İnsan vicdanını maske yaparak asli görevinden kaçan korkaklara, bu bayrak altında, bu vatan topraklarında yaşamak isteğine bugün hangi Gazi, Şehit ve Türk evladı rıza gösterebilir? Vicdanı olanın reddi olmaz. Bu olsa olsa vicdansızların reddidir.
Mustafa Kemal Atatürk çağdaş medeniyeti hedef göstermiş olmasına rağmen çağımızın siyasileri sadece ve sadece Avrupa medeniyetinin hedef alındığı gün gibi aşikârdır.
Bunu düşünen ve savunan tarafından kişilerin Kahraman Gazilerce ve Kahraman Şehit ailelerince ve hatta yüce Türk Milletince dinî, insanî, vatanî ve vicdanî olarak nasıl reddedileceklerini, bu vatanın suyunu içme, havasını soluma, , toprağında yaşama hakkına sahip olamayacaklarını bilmeleri gerekir.

 

İŞTE BU; DİNî, İMANÎ, İNSANÎ, VATANÎ, KALBÎ VE VİCDANÎ REDDİR…
 
Kenan ŞAHBAZ
Posted in Yazılarım | “Vicdani Red’di RED!…” için yorumlar kapalı