Sevgili okurlar şimdi size bir gerçekliği kanıtlanmamış ama her yerde onların varlığını işaretlerini görebileceğiniz bir örgütten bahsedeğim..!

Illuminati (çoğulu Latince: illuminatus, Türkçe: aydınlanmış) tarihteki adıyla Bavyeralı Illuminati, Rönesans döneminde 1 Mayıs 1776’da kurulmuş bir gizli bir cemiyet. Modern İlluminati; zihin kontrolü uygulayarak, hükümetleri ve kuruluşları ele geçirerek Yeni Dünya Düzeni’ni sağlamak amacıyla hareket eden, faaliyeti ve varlığı kanıtlanamamış bir örgüttür.
Siyonizm, 1897 Basel konferansıyla teşkilatlanmaya başlayan bir ideolojik oluşumdur. Yahudiler bu konferanstan önce de devlet yönetimleriyle irtibat kurarak birtakım siyasi oyunlar çeviriyorlardı. Ancak siyonist ideolojiye göre teşkilatlanmanın başlamasıyla birlikte bu işi tek merkezden ve daha organize bir şekilde yürütmeye başlamışlardır. Böylece güçlerini ve etkilerini daha da artırmışlardır.Biz bu araştırmamızda siyonizm ve bu ideolojinin organik yapısı üzerinde durmayacağız. Ağırlıklı olarak yukarıda sözünü ettiğimiz Dünya Derin Devleti yahut Gizli Dünya Devleti, bu gizli devletin dünyanın her tarafına elini uzatan teşkilatları ve bu teşkilatlarla siyonistlerin irtibatları hakkında bilgiler vermeye çalışacağız.Temelinde “aydınlanma, ruşenilik, vahdet-i vücud felsefesi” gibi muhtelif felsefi akımların etkisi olduğu iddia edilen İlluminati hareketi, 1 Mayıs 1776’da Adam Weishaupt tarafından Almanya’nın Bavyera eyaletinde kurulmuştur. Daha doğrusu o tarihte bir Illuminati örgütlenmesi ortaya çıkmıştır. Weishaupt, Ingolstadt Üniversitesi’nde hukuk profesörü iken masonik eğilimlere merak sarmış ve bir gizli örgüt kurmuştur. 1779’a gelindiğinde Illuminati örgütünün 54 üyesi bulunuyordu ve Bavyera eyaletinin dört şehrinde teşkilatlanmıştı. Örgüt üyeleri ağırlıklı olarak masonik kimlikleri öne çıkarıyorlardı.DOLAR’DAKI İLLUMİNATİABD dolarının arka yüzünde gördüğünüz “Piramitin içindeki göz”ün, İlluminati örgütünün amblemi olduğunu biliyor muydunuz? “Her yerde sizi gözlüyoruz” der…Piramitin üstünde Roma rakamlarıyla yazan 1776, İlluminati’nin kuruluş yılıdır. “Novus Ordo Seclorum” ise “Yeni Dünya Düzeni” demektir.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NI DA BU ÖRGÜT BAŞLATMIŞ
Yıllar sonra İlluminati ile yeniden tanışır insanoğlu. Bu sefer Fransa’da, Blanqui adında birinin liderliğinde… Blanguist’ler 140 suikast yapar, dehşet saçar. 1890′da liderlerinin yakalanıp idam edilmesiyle teşkilat yok olur gibi gözükür. Ama çok geçmeden “Four Seasons” (Dört Mevsim) adıyla yeniden kurulur. Doğru tahmin ettiniz, bildiğiniz Four Seasons Oteller zinciri… Bunlar ise 1930′larda Hitler’e destek olurlar. Hatta Münih’teki Dört Mevsim Oteli’ni Hitler’in karargâhı yaparlar.
Bunların tamamı 33 derece Masondu. Kimi Kadoş Şövalyesi, kimi Tunç-Yılan Şövalyesi, kimiyse Gül ve Haç Şövalyesi unvanını taşıyordu. Ama Türkiye bu kişilerin gerçek kimliklerini hiçbir zaman bilemedi.”
Girip siteyi mouse ile seçtiğinizde bir geri sayım göreceksiniz 7 Aralık Sizce ne olacak dersiniz…! Bekleyip Göreceğiz..!
yazar:fatihşahbaz..!


II. Abdulhamit Diyor ki;
*Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir!
*İcabı halinde donanmayı kaybetmemek için canımı vermeye hazırım.
*Ha kendi evlatlarım,ha millet farkı yoktur.
Kaşgarlı Mahmut Diyor ki
* Dil ile düğümlenen, diş ile çözülmez.
* İnsan şişirilmiş tulum gibidir, ağzı açılınca söner.
*Onlara Tanrı Türk adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
Lokman Hekim Diyor ki;
*Oğulcuğum! Konuştuğum İçin Pişman Olmuşumdur Ama Sustuğum İçin Asla Pişman Olmadım.Ahmak cahil kimseden uzak dur.
* Aklı başında bilgin dostu tercih et. Bir cemaatta bulunduğun zaman dilini faydasız
“Gazete hürdür sansür yasaktır” 1908 yılları II. Abdulhamit dönemi
Abdülhamit’i mumla arıyoruz!
Abdülhamit döneminin sansürü meşhurdur.. Dünya tarihine geçmiştir…
Örneğin o dönemde tahtakurusu sözcüğü “tahtı kurusun” diye yazılabileceği gerekçesiyle yasaklanmış. Kimyada 0= AH gibi denklemler de “Abdülhamit = sıfır” anlamına çekilebileceği için kullanılmazmış.
Yazar Ahmet Rasim Bey o çağın ünlü sansür memuru Hıfzı Bey’le aralarında geçen diyaloğu anlatıyor…
“Biz, dedim, yazdığımız yazılarda zatıalinizin çizeceğinizi bildiğimiz kelimeleri kullanmıyoruz. Biliyoruz ki, vatan, millet, hürriyet, ihtilal, cinnet, mecnun, yıldız, zehir vb. kelimeler yazılmaz. Fakat sansürden gelen provalarda her seferinde başka başka kelimeler, cümleler görüyoruz ki çizmişsiniz.”
Ahmet Rasim sözün sonunu şöyle getiriyor:
“- Bize neyin sakıncalı olduğunu söyleseniz de onu bilsek ve yazmasak…
Sansür memuru Hıfzı Bey’in cevabı:
– Onu ben de bilmem… Yalnız size şu kadarını söyleyeyim ki siz anlayınız… Siz hangi yazınızı en çok beğenerek yazarsanız, ’oh ne güzel oldu’ derseniz, benim onu çizeceğimi biliniz…”
ULAMANIN GÖZÜ KALMIŞTIR.
Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan Türkiye’nin gücünü Haçlı Ordularının emrine sokan ve işgal edilen İslam ülkeleri üzerinde aktif taşeronluk yapan zihniyet emperyalizme karşı kale gibi durmuş, Türk’ün çelik yumruğunu başlarına geçirmiş Atatürk’ten rahatsız olmayıp da kimden olacaktır?