Kas 30

Emperyalizme Paspas Olanların Atatürk Düşmanlığı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan Türkiye’nin gücünü Haçlı Ordularının emrine sokan ve işgal edilen İslam ülkeleri üzerinde aktif taşeronluk yapan zihniyet emperyalizme karşı kale gibi durmuş, Türk’ün çelik yumruğunu başlarına geçirmiş Atatürk’ten rahatsız olmayıp da kimden olacaktır?

 

Haçlı Ordularının bayrağını, Müslümanlık kimliği taşıyarak dalgalandıran başımızdaki zihniyetin Atatürk düşmanlığını anlamanız için, Türklüğün sönmeyen güneşi Mustafa Kemal Atatürk’ün 27.07.1937 tarihinde T.B.M.M’nde yapmış olduğu konuşmasını hatırlatma fayda vardır.

 

İleri görüşlü, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk o konuşmasında bakın ne diyor:

 

‘Araplar’ın Avrupa siyasetine nüfuz edemeyip sözde istiklal kelimesine inandıkları ve bu uğurda Arap memleketlerini Avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür. Araplar’ın arasında mevcud olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa birkaç sene Araplar’dan uzak kaldık.

 

Fakat şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet’in mukaddes yerlerinin Museviler’in ve Hristiyanlar’ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız.

 

Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki; buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz.

 

Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla itham edildik.

 

Fakat bu ithamlara rağmen Peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız.

 

Cedlerimizin, Selahaddin’in idaresi altında, uğrunda Hristiyanlar’la mücadele ettikleri topraklarda yabancı hâkimiyet ve nüfuzunun tahtında (altında) bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün Allah’ın inayeti ile kuvvetliyiz.

 

Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam âleminin ayaklanıp icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.’

 

Mustafa Kemal Atatürk, Müslüman topraklarının Hıristiyanların hâkimiyeti altına girmesine müsaade etmeyeceğini vurgularken, Müslüman bir ülkeyi yöneten başımızdakiler, Ortadoğu Bölgesi’ndeki İslam ülkelerinin ABD’nin hâkimiyetine girmesi ve emperyalist güçler tarafından işgal edilmesi için taşeronluk yapmaktadır.

 

*Yıldıray ÇİÇEK Ortadoğu Gazetesi

Posted in Gündem | Emperyalizme Paspas Olanların Atatürk Düşmanlığı için yorumlar kapalı
Kas 30

Bir Garip Adam Neyzen Tevfik..!

Benzetmede hata olmaz !
Kafayi iyice bulmus,yalpalayarak giderken bir tanidiga rastlar.
–Yazik dostum,yazik,canina hiç acimiyorsun.Bu gidisle sen fazla yasamazsin.
Neyzen adamin yüzüne bakip gülümser.
–Ömür denilen,içi su dolu fiçiya benzer,içindeki,azar azar da kullansan,hepsini de bosaltsan,mutlaka biter.

Bulunur ama ?
Neyzen’in bir arkadasi meyhaneye girer ve garsona sorar ;
–Bizim Neyzen burada mi?
–Burada beyim,Sagdan besinci masa.
O masada Neyzen’i göremeyen adam geri döner:
–Gitmis…
–Affedersiniz beyim,kabahat bende.Masanin altina bakin dememistim,size…

Evin yolu

Aksaray’da bir ev kiralar.Yeni tasindigi siralar,geceleri  meyhaneden dönerken ara sokak içindeki evini bulmakta güçlük çekmektedir.Bir gece,karsisina çikan bekçi’ye:
–Bekçi baba,Neyzen Tevfik buralarda bir yerde oturuyor.Sen evini biliyormusun?
–Neyzen Tevfik sensin ama beyim!
–Ben sana kimim diye sormadim,Neyzen Tevfik’in evini sordum…

Posted in Yazılarım | Tagged | Bir Garip Adam Neyzen Tevfik..! için yorumlar kapalı
Kas 29

İlgisi Çekenlere..!

Facebook ta gelen mesajları silme Facebook’ta gelen mesajları silme, yollamış olğumuz mesajların nasıl silineceği hakkında çoğu insan bilgi sahibi değil.Facebook’ta unutulan mesajlar veya silmeyi bilmediğimiz için silemediğimiz mesajlar çoğu zaman kafa ağrıtır. Çoğu bizden kendimizden kaynaklanır ama bazı durumlarda hiç yoktan yere aramız açılmasın. Her konuşmadan sonra temizleyin facebook’a gelen mesajları Bayanlar içinde farklı değil. Tanımadığı bir erkek facebookta gelen mesaj erkek arkadaşınızla sevgilinizle veya eşinizle hiç yoktan yere başınızı ağrıtabilir. Bu gibi durumlarda bilmediğiniz ama ögrenmek istemiş olduğunuz konularda videoalrımız http://www.izleogren.org sitemizde mevcuttur. Peki sitemizde neler var. Facebookta gelen mesajlar nasıl silinir, facebook mesaj ve arkadaş ekle butonunu kaldırma, facebook profil resimleri ve resimlerimiz nasıl gizlenir, facebookta hayran sayfası nasıl açılır,Facebook kayitli e-posta adresini silme, facebookta saniyede 5000 arkadaş ekleme gibi videolarımız mevcuttur. Facebookta anında 5000 arkadaş ekle, peki nasıl ekliyecem diye çok fazla düşünmeyinsitemizi ziyaret etmeniz yeterli. Bir prgoram yardımıyla anında sitenize 5000 arkadaş ekliyebileceksiniz. Yardımı yaşam biçimi edinmiş, acemi kesimin yardımcısı olmaya devam ediyoruz…

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , | İlgisi Çekenlere..! için yorumlar kapalı
Kas 29

Benden Söylemesi…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Uşakça şuura hâkim olursan
Hem de Sam amcandan akıl alırsan
İlimde, teknikte yaya kalırsan,
Ülke kurtuluşa ermez arkadaş!

 

Kimi ihtirasın uşağı olmuş
Merkebin yuları, kuşağı olmuş
Akılları belden aşağı olmuş
Ülke kurtuluşa ermez arkadaş!

 

Bak dünyaya bunun örneği dolu
Nasıl kırdırdılar sağı ve solu
Bence, bulunmazsa idrakin yolu
Ülke kurtuluşa ermez arkadaş!

 

İnsana benzeyen kaba taşlarla
Kafa diye içi bomboş başlarla
Bu zamanda badem gözlü şaşlarla
Ülke kurtuluşa ermez arkadaş!

 

Dalkavuk sözlere her an binerek
Tavus kuşu olup kuyruk gererek
Deve kuşu gibi başı gömerek
Ülke kurtuluşa ermez arkadaş!

 

Bunca nimetlere yok ise şükür
Eğer Yaradan’ a olmazsa zikir
Güneş kadar gerçek değilse fikir
Ülke kurtuluşa ermez arkadaş!

 

15.12.1993
Posted in Şiirlerim | Benden Söylemesi… için yorumlar kapalı
Kas 29

Altın Sözler

MUHSİN YAZICIOĞLU DİYOR Kİ;
Ben Türk’üm, Türk esir olmaz.
Ben Türk’üm, Türk Devletsiz olmaz.
Ben Türk’üm, Türk Bayraksız olmaz.
Ben Türk’üm, Türk Ezansız olmaz.
Ben Türk’üm, Türk Hürriyetsiz olmaz.
 

 CEMİL MERİÇ DİYOR Kİ;

Slogan, ilkelin ideolojisi.
Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla.
Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.
Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine.

 

*Manidarsözler.com
 
Posted in Yazılarım | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Kas 29

Oyun için yaratılmadık

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Behlül-i Dânâ bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken, oynayan çocuklar gördü. Çocuklardan biri ise bir köşeye çekilmiş onlara bakıyor ve ağlıyordu. Behlül-i Dânâ o çocuğun yanına gitti ve;
 “Ey çocuk niçin ağlıyorsun? Gel sana bir şeyler alayım da sen de arkadaşlarınla oyna.” dedi ve çocuğun başını okşadı.
 Çocuk bakışlarını Behlül’e çevirdi ve;
 “Ey aklı az adam! Biz oyun için yaratılmadık.” dedi.
 Behlül bu söze şaştı ve çocuğa;
 “Ey oğlum! Peki niçin yaratıldık.” diye sordu.
 Çocuk;
 “Allahü teâlâyı bilmek ve O’na ibâdet etmek için.” dedi.
 Behlül hazretleri;
 “Peki bunun öyle olduğunu nereden biliyorsun?” diye sordu.
 Çocuk, Mü’minûn sûresinin 115. âyet-i kerîmesini okuyuverdi. Meâlen; “Sizi ancak boşuna yarattığımı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz?”
 Hazret-i Behlül tekrar;
 “Ey çocuk. Sen hakîmâne konuştun. Bana biraz daha nasîhat et.” dedi ve ağlamaya başladı. Kendinden geçmişti.
 Kendine geldiğinde çocuğa;
 “Ey oğlum! Senin günâhın yok. Sen bir çocuksun. Nasıl oluyor da böyle düşünebiliyorsun?” diye sordu.
 Çocuk da;
 “Ey Behlül! Babamı ateş yakarken gördüm. İri odunları küçük çırpılarla tutuşturuyordu. Ben de Cehennem’in yanan küçük odunlarından olacağımdan korkuyorum.” dedi.
 Bu sözler üzerine Behlül-i Dânâ hazretleri tekrar ağladı. Kendinden geçti. Kendine geldiğinde çocuğu yanında göremedi. Oradakilere bu çocuğun kim olduğunu sordu.
 Onlar;
 “Tanımadın mı?” dediler.
 Behlül;
 “Hayır.” deyince, onlar;
 “Bu, hazret-i Hüseyin evlâdından seyyid bir çocuktur.” dediler.
 Behlül de; “Ancak böyle bir ağacın meyvesi bu kadar olgun olabilirdi.” deyip oradan ayrıldı.
Posted in Hikayeler | Oyun için yaratılmadık için yorumlar kapalı
Kas 28

Asilin Şikâyeti

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mecburen bir vekil seçtim
Malımdan canımdan geçtim
Kovanlardan sirke içtim
Kimse bilmez halim benim!

 

Böyle gelmiş gitmez böyle
Dediler derdini söyle
Gel bir akşam bizi eyle
Kimse bilmez halim benim!

 

Fısıldadım sağır duydu
Makamlar şeytana uydu
Anam, babam evi soydu
Kimse bilmez halim benim!

 

Kaktüslere gül dediler
Türklük bize “zül” dediler
Kargaya bülbül dediler
Kimse bilmez halim benim!

 

Yıllardır sabırla yandım
Düzelir dediler kandım
Eyvah! Bir daha aldandım
Kimse bilmez halim benim!

 

Ulaşamam elim bağlı
Kafalar dar, ilim bağlı
Ben asilim dilim bağlı
Kimse bilmez halim benim!

 

28.10.1994
Posted in Şiirlerim | Asilin Şikâyeti için yorumlar kapalı
Kas 28

Siyâsette, kin ve intikam

Lütfen bir önceki sayfadaki “Tanrı adına; defolup gidin!” yazısı ile birlikte okuyun!

1653 yılının 20 Nisan günü;

Bu konuşmayı yapan, İngiltere ve dünyâ târihinin çok önemli sîmâlarından biri olan General Oliver Cromwell idi. Cromwell, samîmî bir dindar ve vatanseverdi. Kurum olarak parlamentoya büyük saygısı vardı. Kral 1’inci Charles’ın parlamentosuz bir monarşi oluşturmaya kalkışması üzerine çıkan ve 1642-48 arasında altı yıl süren iç savaşta parlamentoyu destekleyenlerin öncüleri arasında yeraldı ve bir askerî taktik dehâsı olarak, kurduğu küçük bir orduyla Kral’ın ordusunu defalarca mağlup etti. Sonunda kendisinin de üyesi bulunduğu mahkemeye karşı savunma yapmayı reddeden Kral 1’inci Charles’ın îdam karârını imzâladı. Güçlü ve büyük devlet ideali uğruna sâdece Kraliyet ordusuna değil, İskoçyalılara ve İrlandalılara karşı da savaştı. Büyük adamların meziyet ve başarıları gibi zaafları ve günahları da büyük oluyor. Drogheda ve Wexford şehirlerini savunan İrlandalı askerlerin tamâmını teslim olmalarına rağmen öldürttü. (İşte Türk ile İngiliz’in önemli farklarından biri. Hakîkaten Türk olan bir generalin vicdânı, öylesine korkunç bir katliama izin vermez. Târihimizde Kuyucu Murat Paşa ve onun gibi davrananların hiçbiri Türk değildir. Neyse, asıl konumuz bu değil, parantezi kapatalım.) Cromwell, daha sonra parlamento üyesi olduğunda büyük bir sukût-u hayâle uğradı; o “kutsal” saydığı çatı altında son derece aşağılık tiplerin toplanmış olduğunu gördü ve arkasındaki ordu desteğinden faydalanarak darbe yaptı. Kendisine danışmanlık yapacak bir parlamento oluşturdu, fakat yine de birtakım sürtüşmeler ortaya çıkınca ülkeyi tek başına yönetti. 1658 yılında eceliyle öldü.

Keser döndü, sap döndü, gün geldi hesap döndü. Kraliyetçiler yeniden güçlendiler ve 2’nci Charles kral oldu. 2’nci Charles tahta çıktıktan sonra, 1’inci Charles’in îdâmının yıldönümü olan 30 Ocak 1661’de, insanlık târihinin gördüğü belki en iğrenç intikam şeklini uygulayarak, Cromwell’in Westminster Abbey’de gömülü bulunan cesedini mezarından çıkartıp suçluların îdam edildiği Tyburn’de darağacına astırdı! Sonra da başını kestirdi!

2’nci Charles kadar kindar ve intikam hırsıyla dolu tiplerin ülkemizde de mevcut olduğunu farkedbiliyor musunuz?…

 

Muhsin KÜÇÜK’ün Yeniçağ Gazetesi’ndeki yazısından alınmıştır.

Posted in Gündem | Siyâsette, kin ve intikam için yorumlar kapalı
Kas 28

“Tanrı adına; defolup gidin!”

Gür sesli adamın ağzından çıkan kelimeler, muhataplarının üzerine -o zamanlar adı bile bilinmeyen- misket mermileri gibi yağıyordu:
“Her kötü eyleminizle lekelediğiniz, tüm erdemleri aşağılayarak haysiyetsiz hâle getirdiğiniz bu Meclis’de sizin oturmanıza artık son vermeye geldim.
Sizler, fitneci bir güruhsunuz ve bütün iyi yönetimlerin düşmanısınız!
Sizler, bir sürü alçaksınız. (…) Ülkenizi bir tabak mercimek çorbasına satarsınız ve (…) bir avuç para için Tanrı’nıza ihanet edersiniz!
Aranızda tek bir erdemli kişi var mı?! İşlemediğiniz bir günah kaldı mı?!
Sizler, benim atımdan daha dindar değilsiniz! Altın (=para) sizin Tanrı’nızdır!
Satılığa çıkarmadığınız hiçbir değer kalmadı.
Vicdânını rüşvet karşılığı satmayanınız
var mı?!
Aranızda biraz olsun devletini düşünen bir adam var mı?!
Siz, iğrenç fâhişeler! Ahlâksız zihniyetinizle, hâince eylemlerinizle bu kutsal Meclis’i pisletmediniz mi?!
Tanrı’nın tapınağını bir hırsız inine çevirmediniz mi?!
Bütün milletin giderek büyüyen nefretini kazandınız.
Halk, sizi buraya dertlerine çâre bulasınız diye gönderdi, fakat sizler en büyük dert oldunuz!
Bu ülke, beni asırlardır temizlenmemiş bu ahırı temizlemeye çağırdı ve bu gücü de bana Tanrı verdi!
Bu şeytan ocağını yönetmeye geldim; vay hâlinize!
Şimdi (iktidârınızın, saltanatınızın sembolü) o parlak tokmağınızı alın, defolup gidin ve kapıları kilitleyin.
Tanrı adına; defolup gidin!”
 
 
*1653 yılının 20 Nisan günü İngiltere ve dünyâ târihinin çok önemli sîmâlarından biri olan General Oliver Cromwell’in konuşması 
 
 
*Muhsin KÜÇÜK Yeniçağ Gazetesi’ndeki yazısından alınmıştır. Devamı bir sonraki syfada.
Posted in Gündem | “Tanrı adına; defolup gidin!” için yorumlar kapalı
Kas 27

Türkiye mi Bana, Ben mi Türkiye’ye Benzemekteyim?

Düşüncelerim karma karışık
Beynim sanki örümcek ağı
Sinirlerim iki bin voltluk elektrikle yüklü
Ha çarpıldım, ha çarpılacağım
Bir kullanabilsem irademi
Sürdüreceğim hükmümü
Lakin her an huzuru özlemekteyim
O kadar benziyoruz ki birbirimize
Birileri söylesin lütfen
Türkiye mi bana,
Ben mi Türkiye’ye benzemekteyim?

 

Uluslar arası ahtapotlarla
Çevremde beni zehirlemek isteyenler
Kobra ve engerek yılanları
Burnumun dibinde
Dünya denen yoğun bakımda
Habersizim dev kara deliklerden
Hala kendi kendimi gözlemekteyim
Birileri söylesin lütfen
Türkiye mi bana,
Ben mi Türkiye’ye benzemekteyim?

 

Kriz üstüne kriz yaşıyorum
Kalbim durmak üzere
Sağlam bir organım kalmamış bedenimde
Ne su, ne de bir damla kan var
Beni taşımak istemiyor ayaklarım
Bir süper evhamlı olarak
Tepeden tırnağa her yanımı izlemekteyim
Birileri söylesin lütfen
Türkiye mi bana,
Ben mi Türkiye’ye benzemekteyim?

 

Organlarımdan habersiz beynim
Hepsi de bir başka telden çalıyor
Ellerim, ayaklarım başka
İç organlarım başka
Kafam bambaşka
Hepside ben, ben diyor
Buna rağmen
Gücümü, kuvvetimi gezlemekteyim
Birileri söylesin lütfen
Türkiye mi bana,
Ben mi Türkiye’ye benzemekteyim?

 

19.10.1998
Posted in Şiirlerim | Türkiye mi Bana, Ben mi Türkiye’ye Benzemekteyim? için yorumlar kapalı