Kategoriler
- Atasözleri Vecizeler (609)
- Fıkralar (618)
- Gündem (1.970)
- Hikayeler (679)
- Şiirlerim (756)
- Tarihte Bugün (555)
- Yazılarım (679)
-
Son Yazılar
En Çok Okunan Kategori
Takvim
Kontrol Panel
Reply
Ağu
24
Sovyetler Birliği dağıldıktan sonraki yıllarda Rusya’ya turist olarak gelen bir Amerikalı bir ayakkabıcıya gider. “Ayakkabı var mı” diye sorar. Ayakkabıcı “yok” der. Amerikalı; “ayakkabı olsaydı kaç dolar ederdi” diye sorar. Ayakkabıcı “50 dolar” der. Amerikalı bir 100 dolar çıkarır ayakkabıcıya verir. Ayakkabıcıda hemen bir ayakkabı çıkararak Amerikalıya verir.
Amerikalı oradan bir kürkçüye geçer. Kürkçüye,”kürk var mı?”Diye sorar. Kürkçü “yok” deyince, “olsaydı ne kadar olurdu” der. Kürkçü; “500 dolara olurdu” der. Amerikalı çıkarır 1000 dolar verir. Kürkçü hemen bir kürk getirerek Amerikalıya verir.
Oradan ayrıldıktan sonra Amerikalı saatine bakar. Uçağın kalkmasına daha çok vakit var. Gelmişken bir de Lenin’in mozolesine gideyim diye düşünür ve gider.
Lenin’in mezarına vardığında asker Amerikalıyı durdurur. Şu anda öğle vakti, yasak” der. Amerikalı; “yasak yokken giriş ücreti ne kadardı” diye sorar. Asker; “yasak yokken ücretsizdi” der. Amerikalı bir 100 dolar çıkarıp Rus askerine uzatır. Asker önce 100 dolara bir bakar ve sonra alır ve hazır ola geçerek; “Efendim Lenin’i mi getireyim, siz mi gidersiniz” der.
Posted in Hikayeler
Leave a comment
Ağu
24
Utanmazlara bak’ Lütfen okuyun!
Yeniçağ gazetesi yazarı Selcan TAŞÇI’nın basından seçtikleri
PKK mayınlı pusu kuruyor… Kolu, bacağı gövdeden, evladı anadan, babayı yavrusundan ayırıyor… Bunlar hâlâ “açılımı kapatmayalım” diyor. Ay-yıldıza sarılı tabutlar geçit töreni yaparken, hiç utanmadan bunu yazabildiğinize göre, kalp yerine taş mı taşıyorsunuz bedeninizde?
Operasyonları tetikleyen bu süreç, sivil inisiyatifleri zayıflatmamalı. TBMM’nin açılacağı 1 Ekim, barışın miladı olmalı.
Derya Sazak / Milliyet
Bize düşen, bıçak kemiğe dayandığı anda bile sabırlı ve tahammüllü davranmak.
Mümtaz’er Türköne / Zaman
AK Parti iktidarını da pusuya düşürerek mayınlamak isteyen sinsi ve kanlı iradeye karşı (…) savaş lobisini duvara dayayacak barış atağına kalkılamaz mı?
Mehmet Altan / Star
“Şiddete misliyle karşılık” gündemde; ama bu denenmiş ve başarısızlığı hüsranla tescillenmiş bir yöntem…
Oysa açılım, denenmemiş olandı.
Can Dündar / Milliyet
Soğukkanlılık en çok devletin sorumluluğudur ve böylesine hassasiyetin en yüksek olduğu zamanlarda gerekir. Hükümet (…) demokratik enstrümanları da devrede tutmalıdır.
Mustafa Karaalioğlu / Star
Devletin isterse, ezip geçebilecek gücü olduğu konusunda kuşku yok ama genç insan cenazeleri ve öfkenin daha fazla bilenmesini yeniden göze almak mümkün değil, olmamalı.
Nuray Mert / Milliyet
Artan şehitler, heyecana kapılıp muhatap olduğumuz sorunun gerçek yüzünü unutturmasın…
Fehmi Koru Star
Posted in Gündem
Leave a comment
Ağu
24
‘Bağımsız Kurum’ların bağımsızlıkları kaldırılmış
Bundan hangi vatandaşın haberi var. İşte biz böyle demokratikleşiyoruz. Vatana, millete hayırlı uğurlu olsun !
Milliyet gazetesinden Güngör Uras’ın yazısı
Torba kanunun satır aralarına sıkıştırılan madde ile 10 “Bağımsız Kurum”un bağımsızlıkları kaldırıldı:
1- Radyo ve Televizyon Üst Kurulu,
2- Telekomünikasyon Kurumu,
3- Sermaye Piyasası Kurulu,
4- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu,
5- Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu,
6- Kamu İhale Kurumu,
7- Rekabet Kurumu,
8- Şeker Kurumu,
9- Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu,
10- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu.
Sayın okuyucularım, mahkemelerin, üniversitenin, silahlı kuvvetlerin bile Hükümete bağımlı hale getirilmesinden sonra bu 10 bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurula zaten gerek kalmamıştı. Karar vatana millete hayırlı olsun.
***
Kanun yapmanın bir tekniği, usulü vardır. Kanun halk için yapılır. Halk kanunu bilecek ki, kanuna uygun hareket edecek. Kanunda tek bir konu işlenir, kanun tek bir başlık altında yayınlanır. Kanun TBMM’nde komisyonlardan geçer, tartışılır. Milletvekilleri, muhalefet partileri görüş belirtir. Oylama yapılır. Olan bitenden halkın haberi olur. Şimdilerde KHK yetkisi alan iktidarlar, kendi kendilerine kanunlar yapıyor, kanunları değiştiriyor. Resmi Gazete’yi okuyan, yayınlan metinlerin içinden çıkabilen olur ise durumdan haberdar olabiliyor. Açıkçası: Sürprizzz… Sürprizzz!
Torba KHK’lar halk için çıkarılmıyor. Yöneticilerin yetkilerini artırmak, sorumluluklarını yok etmek için çıkarılıyor.
“Sen kanuna uyamıyorsan, değiştir kanunu. Kanun sana uysun” kapısının açılması çok, hem de çok tehlikelidir.
Posted in Gündem
Leave a comment
Ağu
24
Hz. Kur’an
Granitten de sert kat kat olsa da
Siler, gönüldeki her pası Kur-an
Nice etkilerden rengi solsa da
Kalplerin en gözde cilası Kur’an
Müminin kalbinde ilâhî çiçek
Aklı olan için budur tek gerçek
İki cihanda da en geçerli çek
İlâhî şerbetin Hak tası Kur’an
Hücre de, beden de, hatta her canda
Allah (cc) adı kalpte, nabızda, kanda
Beş vakit yaşanır o şevk ezanda
Kâinatın kutsal yasası Kur’an
Bu, öyle bir aşk ki gitgide artar
Kör karanlıkları bir anda yırtar
En hassas terazi, ameli tartar
Mahşerde, mizanın okkası Kur’an
Yaratılmışların almaz mı aklı?
Her mümine açık, billûrdan paklı
Bağrında nadide değerler saklı
Rabbin ibret dolu kale’si Kur’an
Granitten de sert kat kat olsa da
Siler, gönüldeki her pası Kur’an
Nice etkilerden rengi solsa da
Kalplerin en gözde cilası Kur’an
10.03.1993
Posted in Şiirlerim
Leave a comment
Ağu
23
Ağa ve Marabası
Zurnada peşrev teşbihte hata olmaz.
Köyün ağası yanına marabasını alıp traktörüyle kasabaya gidiyormuş. Yolda ağanın aklına marabayla alay etmek gelmiş. Yolun kıyısındaki tezeğin yanında traktörü durdurmuş;
“Ulan maraba” demiş” Şu tezeği görüyor musun?”
Maraba; “Görüyorum ağam” demiş.
“Şu tezeği yersen bu traktör senin”
Maraba şaşırmış.
Ağa;
“Gerçekten” demiş. “Ye tezeği, al traktörü”
Maraba, tezeği yemiş. Traktörün anahtarlarını almış, direksiyona geçmiş. Ağanın canı fena halde sıkılmış. Kasabaya kadar tek kelime etmemiş, asık suratla yan tarafta oturmuş.
Akşam dönüş yolunda, maraba bakmış ağanın alnında şimşekler çakıyor, gözleri kapkara… Ürkmüş. Bu ağa bu traktörü bana yar etmez, acısını kat kat çıkartır, bir de köyde tezeği yedirdiğimi anlatırsa milletin ağzına düşerim, rezilliğin bini bir para diye düşünüyormuş.
Bu iş böyle kalmaz diyerek, yol kenarındaki bir tezeğin yanında durmuş.
“Ağam” demiş. “Senin canın sıkkın. Benim de içime sinmedi bu iş. Ye şu tezeği , traktörü geri al.”
Ağanın suratı buruşmuş. Ama köye, traktörü kaptırmış ve direksiyonda maraba, kendi arka tarafta dönmek de fena halde canını sıkıyor, çözüm bulmaya çalışıyormuş.
İstemeye istemeye aşağı inmiş, tezeği yemiş. Traktörü geri almış yeniden direksiyona geçmiş.
Tam köye yaklaşırken ağa marabaya dönmüş.
“Ulan maraba” demiş.
Maraba:
“Buyur ağam” demiş.
“Biz köyden çıkarken bu traktör kimindi?”
“Senindi ağam”
“Direksiyonda kim vardı?”
“Tabii ki sen ağam”
“Pekii şimdi bu traktör kimin?”
“Elbette senin ağam”
“Direksiyonda kim var?”
“Tabii ki, sen varsın ağam”
Ağa birkaç günlük sakalını kaşımış. Kasketini çıkartıp mendiliyle kafasındaki teri silmiş ve marabaya dönmüş:
“Öyleyse biz bu b.ku neden yedik?”
Posted in Fıkralar
Leave a comment
Ağu
23
Ben Arapların Sağdan Okuduğunu Bilmiyordum
Bir Coca Cola (Koka Kola) pazarlamacısı kola pazarlamak için Orta doğuya gider. Kendine çok ama çok güvenmektedir. Tanıtım amacıyla afişler yaptırır.
Birinci afişte bir Arap çölde sürünmektedir.
İkinci afişte sürünen adamın bir kola kutusu bulduğunu anlatan bir resim vardır.
Üçüncü afişte ise adam kolayı içerken ayağa kalkmaktadır. Pazarlamacı, sürünen bir adamın kola kutusunu bulup, içindeki kolayı içtiğinde nasıl canlandığını afişlerde anlatmak istediğini söylemiştir. Fakat kola satışlarında hiç artış olmamıştır. Dostları; “çok güzel hazırlamışsın nasıl başaramadın” diyerek hayretlerini belirtmişlerdir.
Pazarlamacı; “ Ben Arapların sağdan okuduğunu bilmiyordum. Afişlerimi yanlış hazırlamışım” der.
Posted in Hikayeler
Leave a comment
Ağu
22
Ezan-ı Muhammed-i
Uyanırız her gün -yarı ölü- uykudan
Kalbe nur damlası akseder sudan
Nefis sende kurtul dipsiz kuyudan
Ezan-ı Muhammed-i ile…
Secdeye kapanır dağlar ve taşlar
Gün boyu tespihte, zikirde kuşlar
Bir günde beş vakit çağrıdır başlar
Ezan-ı Muhammed-i ile…
Bu aşk ile erir gönüllerde kar
Bu aşk gönülleri kavurur yakar
İman seli Hak deryasına akar
Ezan-ı Muhammed-i ile…
İman müminlerde sarsılmaz onur
Nurlu gönüllerde hatim okunur
Yeni doğanların adları konur
Ezan-ı Muhammed-i ile…
Yokları yok eder, kalmaz ki yokluk
Kaybolur bedende, ruhta soğukluk
Muhammed aşkıyla dolar mutluluk
Ezan-ı Muhammed-i ile…
28.05.1987
Posted in Şiirlerim
Leave a comment
Ağu
22
Kıble, bilgi, geçmiş, gençlik,yüz, ve millet
* “Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah’tır. Tamahkârın kıblesi ise altın torbasıdır.” Mevlana
* “Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.” Mevlana
* “Bir millete, geçmişini unutturmak, onu yok etmenin ilk şartıdır.” Hüseyin Nihal ATSIZ
* “Bize bir gençlik lazımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.” Hüseyin Nihal ATSIZ
* “Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım.” Mehmet Akif ERSOY
* “Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz.” Mehmet Akif ERSOY
Posted in Yazılarım
Leave a comment
Ağu
22
Tilkinin Kurda dersi
Aslanla kurt arkadaş olmuşlar. Açlıktan kıvranırken ovada otlayan bir at görmüşler. Tepenin üstünden atı seyreden aslan kurda dönüp sormuş: “Gözlerim kızardı mı?” “Evet!”
“Kuyruğum dikildi mi?” “Evet!” “Tüylerim diken diken oldu mu?” Kurt yine “evet” deyince Aslan yıldırım gibi saldırıp atı yere devirmiş. İki arkadaş kendilerine ziyafet çekmiş. Bir zaman sonra aynı kurt tilkiyle dolaşmaya çıkmış. Karınları iyice açıkmış. Tam o sırada ovada otlayan bir at görmüşler ve kurdun aklına önceki olay gelmiş ve tilkiye sormuş; “Gözlerim kızardı mı?” “Yooo!” demiş tilki. “Kuyruğum dikildi mi?” “Hayır!” “Peki, tüylerim diken diken oldu mu?” “Olmadı!” diyerek gördüğü gerçeği söylemiş tilki. Duyduklarına bozulmuş kurt; “Evet desene!” diye kükremiş. Tilki bakmış pabuç pahalı, çaresiz “Evet, evet!” demiş. Marifetin, tilkiden duyacağı “Evet!”lerde olduğunu sanan kurt hışımla atın üzerine saldırmış. Saldırmış saldırmasına da, ömrünün en sıkı ve en güçlü çiftesini yemiş! Tilki cansız halde ve pestil gibi önüne yığılan kurdun başında ona uzun uzun bakmış ve demiş ki: “Hah işte! Şimdi gözlerin kızardı, kuyruğun dikildi ve tüylerin diken diken oldu!”
Posted in Fıkralar
Leave a comment
Ağu
22
Türk Milleti Neden?
Beklenen gür sesin duyulsun artık
Niçin kör düğümü çözemiyorsun?
Sabrın bu kadarı bunaltır seni
Yurdunu rahatça gezemiyorsun
Farkında olmadan aşınmaktasın
Öyle dalgınsın ki kaşınmaktasın(!)
Dikkat; yalnızlığa taşınmaktasın!
Geleceği çabuk sezemiyorsun
Senin erkek sesin demiri biçer
Sen istersen her şey hazır ola geçer
Adındır hürriyet kalmazsın naçar
Hainleri hâlâ dizemiyorsun
Yanılıp şaşıp ta koklama eter
Aç gözünü tek tek incele yeter
Olmasın yarınlar bu günden beter
Batı denizinde yüzemiyorsun
Bir terbiye edebilsem donsuzu
Getirmek amacım sana sonsuzu
Kendini, yurdunu satan kansızı
Bir kalemde olsun çizemiyorsun
Bilirim çizmeyi aşmamak lazım
Mevsimi gelmeden taşmamak lazım
Sendeki bu sabra şaşmamak lazım
Lakin pislikleri süzemiyorsun
Söküp at içinden asalakları
Sende hak, adalet, insan hakları
Seferber ederek gönlü pakları
Gençliği özünle bezemiyorsun
Senin Mohaç, Varna, Çaldıranın var
Malazgirt’te yiğit Alparslan’ın var
Çanakkale denen bir destanın var
Neden mikropları ezemiyorsun?
Uyan artık uyan, bitsin bu yasın
Çelikten gövdende kalmasın pasın
Daha atmadı mı kafanda tasın?
Ne zamandır destan yazamıyorsun…
24.12.1993
Posted in Şiirlerim
Leave a comment