Ağu 21

DURUMUN CİDDİYETİ

DURUMUN CİDDİYETİ

Matematikten sürekli zayıf not alan Temel’i ailesi faydası olur diye Katolik okuluna yollar. 

Bakarlar ki Temel tam not almaya başlar.

Sebebini merak edip Temel’e sorarlar.

Ne değişti?

Temel şöyle cevap verir:

 Okulun ilk günü, girişteki artı işaretine çivilenmiş adamı görünce, durumun ciddiyetini anladım

Posted in Fıkralar | DURUMUN CİDDİYETİ için yorumlar kapalı
Ağu 20

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

20 Ağustos:

636 – Arap-Bizans savaşlarının en büyük muharebesi olan Yermük Muharebesi sona erdi.

1960 – SenegalMali Federasyonundan ayrıldı ve bağımsızlığını ilan etti.

1977 – NASA, insansız uzay aracı Voyager 2‘yi fırlattı.

1988 – Sekiz yıl süren Irak-İran Savaşı ateşkesle sona erdi.

1991 – EstonyaSovyetler Birliği‘nden ayrıldı.

Dino Campana (d. 1885)

Percy Bridgman (ö. 1961)

Nadir Nadi (ö. 1991)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Ağu 20

İÇİMİZDE BİR UMUTSUZLUK BÜYÜMEKTE.

İÇİMİZDE BİR UMUTSUZLUK BÜYÜMEKTE.

Keçecizâde İzzet Molla onsekizinci asrın sonları ile ondokuzuncu asrın başlarında 43 yıl yaşamış. Ulemadan, şâirandan… Divan şiirinin son üstadı. Devlette yüksek görevleri var. Taltif edilmeleri var, azl edilmeleri var, affedilmeleri var. Arada bir sürgün yemeleri var. İdamına karar verilmişliği bile var. Demiş ki bir gün:

Bir mevsimi baharına geldik ki âlemin,

Bülbül hamuş, havz tehî, gülsitan harab

Kısa ömrünün hangi noktasında bu beyti söyledi, bilmem. Bülbül susmuş, şakımaz olmuş; havuz boş, kuru; gül bahçesi darmadağın… Osmanlı Devleti’nin sıkıntılı yılları. İçerde, dışarda bir sürü badire. Kendi hayatı da iç dünyası da öyle.

Bir vakittir İzzet Molla’nın bu beyti dilimde dolaşıp duruyor. 

İçimde bir umutsuzluk büyümekte.

Teknolojinin bin bir türlü marifetle donatarak evlerimize soktuğu, ellerimize tutuşturduğu televizyon ekranları, bilgisayarlar, tabletler bize dert taşır oldu. Duymasak, görmesek, öğrenmesek daha mı iyiydi acaba?

İnsanın galiba mayası bozuldu. İnsanımızın da… Beni de öncelikle kendi insanımızdaki bozulma ilgilendiriyor ve düşündürüyor.

Gerçi tarih boyunca şairler, yazarlar toplumdaki “yanlış gidişatı” hep yazmışlar, “zamaneden” hep şikâyet etmişler. Öyleyse insan her devirde şimdikine benzer hâller içindeydi. Şimdinin farkı şu ki, iletişim vasıtalarının bu kadar yaygın ve hızlı olması, memleketimizde ve dünyanın her yanında olup biten her şeyi anında görmemize, duymamıza sebep oluyor. “İnsan hep aynı insan, kabahat iletişim vasıtalarında” desem, teselli olur mu ruhuma?

Yine de içimde daha önceleri olmayan bir umutsuzluk peydahlandı. İnsana dair umutsuzluk, karamsarlık… Orman yangınlarında resmî ekiplere canları pahasına destek verip gözlerimizi yaşartan sivil vatandaşlarımız ve böyle birkaç istisna teşkil eden örnek var amma…

İçimde bir bina yıkıldı. Yıkıntının üzerinde güvensizlik dağı büyüyor. Bu güvensizlikle yüreğim sıkışıyor. Güven denen şey bir kere yıkıldı mı, tekrar ayağa kalkması, tamir olması çok zor! Artık hiç bir şey düzelmeyecek gibi. Bir cenderenin içindeyiz gibi.

Akla hayale gelmez dolandırıcılıklar, dudak uçuklatan sahtekârlıklar gündelik haberler oldu. Namuslu vatandaşların hayatını kolaylaştıran teknoloji, namussuzların da işini kolaylaştırdı! Zavallı yapay zekâ da suça bulaştı!

Toplumun her kesiminde… Yalanlar, yolsuzluklar, haksızlıklar, adaletsizlikler, liyakatsizlikler, dalkavukluklar, denetimsizlikler diz boyu. Merhametsizlikler, vicdansızlıklar, tahammülsüzlükler, saygısızlık, sevgisizlik, kabalık… Bunlarla kuşatıldık. Kuşatma dairesi her sabah daralıyor ve bizi nefessiz bırakıyor, yüreğim sıkışıyor. 

İnsan bir kediyi tekmeleye tekmeleye niçin öldürür?

Bir adam, bir adamı camide namaz kılarken, secdeye vardığında niçin bıçaklayıp öldürür?

Fildişi kulede yazmış edebiyatçıları düşünüyorum. İşin içinden çıkamayıp hiç bir şeyi düzeltmeye gücü yetmeyip derin bir umutsuzluğa düştükleri için mi çareyi fildişi kuleye kapanmakta buldular?

Bir baba küçücük kızını tekmeleyerek merdivenlerden niçin atar? 

İnsan elindeki çöpü, izmariti gerine gerine niçin sokağa atar?

Bir mevsim-i baharına geldik ki âlemin….

Freni patlamış yokuş aşağı giden bir aracın içinde gibiyiz. Uçuruma yuvarlanmadan, son anda bir mucizeyle durabilme, kazasız belâsız kurtulabilme ihtimalimiz ne kadar? 

Kırk yıldır “bebek katili” denen terörist mahkûm hakkında, -“Sayın kurucu önder” tesmiye olunarak- umut hakkı konuşuluyor. Kırk yılın sonunda, ne oldu da?

Benim de umut hakkım var mı? Uçuruma yuvarlanmayacağımızı umut etme hakkım?

Alıntı: Ayşe Göktürk Tunceroğlu

Posted in Gündem | İÇİMİZDE BİR UMUTSUZLUK BÜYÜMEKTE. için yorumlar kapalı
Ağu 19

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

19 AğustosDünya İnsani Yardım Günü

1458 – III. Callixtus‘un ölümünün ardından II. Piuspapa seçildi.

1919 – AfganistanIII. İngiliz Afgan Savaşı sonrası bağımsız bir devlet olarak varlığını kabul ettirdi.

1920 – Rus İç Savaşı sürerken Tambov bölgesindeki köylüler Bolşeviklere karşı ayaklandı.

1934 – Adolf HitlerDevlet Başkanlığı referandumunda %89,9 oranında ‘evet’ oyu alarak tüm siyasi güçleri elinde topladı.

1953 – İran‘da gerçekleştirilen bir harekâtla Başbakan Muhammed Musaddık görevden uzaklaştırıldı.

Tevfik Fikret (ö. 1915)

Gene Roddenberry (d. 1921)

Linus Pauling (ö. 1994)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Ağu 19

KARAKUŞİ KADI

KARAKUŞİ KADI
Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var…. Karakuşi Kadı, fırıncıya:
– ‘Ben bunu aldım’ demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin asil sahibi gelmiş:
– ‘Hani bizim ördek?’ Fırıncı boynunu büküp:
– ‘Uçtu’ deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış… Gayrimüslim de peşinde kovalıyor…
Bir duvardan atlarken, bilmeden duvarın öteki tarafındaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış… Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı’nın karşısına çıkarmışlar. Kadı sırayla sormuş…
Ördeğin sahibi:
– ‘Bu adam ördeğimi hiç etti’ diye şikâyet etmiş.
Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş:
– ‘Ne yaptın bu adamın ördeğini?’
Fırıncı:
– ‘Uçtu’ demiş.
Kadı, kara kaplı defterini açmış:
– ‘Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar ‘Uçar’ anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil’ diyerek, fırıncının ördek işinden beraatına karar vermiş. Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş. Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:
– ‘Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla…
Davacı:
– ‘Benim tek gözüm çıktı. Şimdi ne olacak?’ diye sorunca Karakuşi Kadı:
– ‘Şimdi’ demiş, ‘Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız. Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.
Çocuğunu düşüren kadının kocasına da Karakuşi Kadı:
– ‘Tamam’ demiş, ‘Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.’ Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış, fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi’ye:
– ‘Senin şikáyetin nedir bre?’ Yahudi bir süre düsündükten sonra ellerini açmış,
– ‘Ne diyeyim kadı efendi’ demiş, ‘Adaletinle bin yaşa Sen, e mi !’
– Ananı “öpen” kadı ise, kimi kime şikáyet edeceksin

Posted in Hikayeler | KARAKUŞİ KADI için yorumlar kapalı
Ağu 18

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

18 Ağustos:

1877 – Asaph HallMars‘ın uydusu Phobos‘u keşfetti.

1917 – Büyük Selanik yangını, şehrin %32’sini etkiledi ve 72 bin kişi evsiz kaldı.

1950 – Belçika Komünist Partisi başkanı Julien Lahaut, suikast sonucu öldürüldü.

1977 – Güney Afrika Cumhuriyeti‘nde ırk ayrımına karşı mücadele eden halk önderi Steve Biko, bir polis kontrol noktasında tutuklandı.

2008 – Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, muhalefet baskısı nedeniyle istifa etti.

Cengiz Han (ö. 1227)

Roman Polanski (d. 1933)

Edward Norton (d. 1969)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Ağu 18

YETİŞKİNLERDEKİ YETERSİZLİK

YETİŞKİNLERDEKİ YETERSİZLİK

“Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı
4. telefon 2’de televizyon diye pişkin pişkin güldü.”
* “6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit
gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi
bir kere bile yapma demedi.”
* “Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden “özgüveni kırılır” diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı tüm banyoyu ben temizledim.”
* “Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için “örtü sereyim de
öyle yesin” dedim. Annesi “Oturup yemez ki” diyerek omuz silkti.”
* “Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, “Çocuğumdan daha kıymetli değil” yanıtını alıyorsun.”
* Camilerde çocuklar alışsın diye teravih namazına götürülüyor, ama namaz boyu cami YouTube keşfetine dönüyor.
Bu çocuk camiye mi alışıyor gerçekten?
Böyle yapınca sevap kazandığını mı zannediyor bu insanlar?
* Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram’da izlediği iki videoyla kendini “çocuk ruhundan anlayan ebeveyn” ilan eden yetişkinlerde.
* Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
* Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
* Yeni bir akım icat ettiler: “sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik”
Disipline “travma”, sınır koymaya “baskı” adını verdiler bir de…
* Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
* Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
* Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
* Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
* Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
* Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu…
* Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
* O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik.
* Yeteeer diye bağırmak gelmiyor mu içinizden!

Alıntı: Şeyma Çekici

Posted in Gündem | YETİŞKİNLERDEKİ YETERSİZLİK için yorumlar kapalı
Ağu 17

TARİHTE BUGÜN

TARİHTE BUGÜN

17 Ağustos:

986 – Bizans ve Bulgar kuvvetleri arasında Trajan Boğazı Muharebesi gerçekleşti.

1945 – EndonezyaHollanda’dan bağımsızlığını ilan etti.

1988 – Düzenlenen bir suikast sonucu Ziya ül Hak öldürüldü.

1999 – Kocaeli Gölcük merkezli Mw 7,5 büyüklüğündeki Marmara Depremi meydana geldi.

2017 – Barselona‘da bir minibüsün cadde üzerindeki yayaları ezdiği bir terör saldırısı oldu, saldırıyı IŞİD üstlendi.

Sean Penn (d. 1960)

Otto Stern (ö. 1969)

Clarence Brown (ö. 1987)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Ağu 17

MÜSLÜMANIM DİYENLER KORKUYOR MU?

MÜSLÜMANIM DİYENLER KORKUYOR MU?

* * *

Bir Ebrehe türedi şu an Orta doğuda

Saldırıyor Kudüs’e ve Mescidi Aksa’ya

Bence kan ağlıyordur şimdi Hira dağı da

Selahaddin Eyyubi hani nerde çıksa ya!

İsrail’le Nasara tüm kinini kuşuyor

Müslümanım diyenler korkuyor mu? Susuyor!

* * *

Kırılmalı değil mi Nasara’nın eşliği?

Hani nerede kaldı özgün din kardeşliği?

Lanetli İsrail’in biter mi kalleşliği?

Bu caninin hem cana hem kanadır keşliği

İsrail’le Nasara tüm kinini kusuyor

Müslümanım diyenler korkuyor mu? Susuyor!

* * *

Bu dünyada insanlar neyin arkında şimdi?

Onca hakikatlerin kimler farkında şimdi?

Çoğu emperyalizmin çıkar çarkında şimdi

Soykırım yaşanıyor insan ırkında şimdi

İsrail’le Nasara tüm kinini kusuyor

Müslümanım diyenler korkuyor mu? Susuyor!

* * *

Cana kıyan can yakan caniler cirit atar

Akıllının aklında haniler cirit atar

Kendi cehaletinde Kani’ler cirit atar

İster, kan akıtılsın Yani’ler cirit atar

İsrail’le Nasara tüm kinini kusuyor

Müslümanım diyenler korkuyor mu? Susuyor!

* * *

Pek çok övdüğünüz o medeni dünya nerde?

Son derece ilgisiz Müslüman bütün ferde

Bir çılgına dönüyor düşünce kendi derde

Soykırım yaşanıyor Gazze denen bu yerde

İsrail’le Nasara tüm kinini kusuyor

Müslümanım diyenler korkuyor mu? Susuyor!

Bu vebali bir ömür susarak çekemezsin

Adaletsiz dünyaya abide dikemezsin

Bu zulmü seyrederek hak hukuk ekemezsin

Pısırık yaşayarak bu zulmü sökemezsin

İsrail’le Nasara tüm kinini kusuyor

Müslümanım diyenler korkuyor mu? Susuyor!

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | MÜSLÜMANIM DİYENLER KORKUYOR MU? için yorumlar kapalı
Ağu 16

TARİHTE BUGÜN

16 Ağustos:

1543 – Barbaros Hayreddin PaşaTunus‘u Osmanlı İmparatorluğu adına fethetti.

1906 – Şili‘nin Valparaíso bölgesinde meydana gelen depremde 3882 kişi öldü.

1948 – Milli KütüphaneAnkara‘da resmî olarak hizmet vermeye başladı.

1960 – KıbrısBirleşik Krallık‘tan bağımsızlığını kazandı.

2005 – West Caribbean Airways‘e ait yolcu uçağı Machiques, Venezuela yakınlarında düştü: 160 kişi öldü.

Charles Bukowski (d. 1920)

Madonna (d. 1958)

Elvis Presley (ö. 1977)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı