BİR SELAMIN HİKAYESİ

BİR SELAMIN HİKAYESİ

Yeğenim anlattı dün akşam…

Öyle bir anlattı ki, sanki ben de o masadaydım.

Umut, arkadaşlarıyla Tarsus’ta bir lokantaya gidiyor. Amaç basit, yemek yemek, sohbet etmek, günü paylaşmak. Yemekler yenirken içeri bir grup yabancı giriyor. Koreli oldukları hemen belli. Yan masalara oturuyorlar. Göz göze geldiklerinde, sessizce başlarını eğerek selamlaşıyorlar. Ne yüksek ses var ne abartı… Sadece incelik.

Bir süre sonra rehber söz alıyor ve lokantadakilere dönerek;

“Misafirlerimiz Kore’den geldiler, Tarsus’u gezmek için buradalar,

.” diyor.

Tam o anda Umut’un arkadaşlarından biri gülümsüyor ve sakince söylüyor,

“Ben Kore’de askerlik yaptım.”

Rehber bu cümleyi Korece’ye çeviriyor.

İşte o an…

Bir anda bütün Koreli misafirler ayağa kalkıyor.

Derin bir saygıyla, neredeyse askerî bir hizaya girer gibi eğiliyorlar.

Sonra alkış…

Uzun, içten, onurlandıran bir alkış.

Ne gösteriş vardı ne sahne.

Sadece bir vefa, bir minnet, bir insanlık hâli.

Yeğenim anlatırken gözleri parlıyordu.

“Bizim Türk’ü ne güzel onore ettiler,” dedi.

Evet…

Bir selamın, bir hatıranın, yıllar önce başka bir ülkede tutulmuş bir nöbetin karşılığıydı bu.

Sınırları aşan, dili aşan bir saygıydı.

İnsan bazen şunu bir kez daha anlıyor.

İyilik, emek ve onur unutulmuyor.

Dünyanın neresinde olursan ol, kalpten gelen bir duruş mutlaka karşılığını buluyor.

Alıntı

This entry was posted in Hikayeler. Bookmark the permalink.

Comments are closed.