Tem 31

TARİKAT, CEMAAT, TEKKE VE ZAVİYELER…(1)

TARİKAT, CEMAAT, TEKKE VE ZAVİYELER…(1)

 

“Doğrusu bizlerden doğru dürüst olanlar vardır, bizden bunun dışında olanlar da. Biz, dilim dilim tarikatler olmuşuz” Cin Suresi 11. Ayet.

“Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat medeniyet (uygarlık) tarikatıdır.” (Atatürk, 30 Ağustos 1925, Kastamonu)  K.Ş.

 

Mahmut Ustaosmanoğlu, bizzat işittim, bir vaazında kravattan “yular” diye bahsetmişti. Yular hayvanlara takılır. Bu durumda “Müslüman yular takmamalı.” demeye getiriyor.

Mahmut Hoca‘nın ve muhiplerinin giyimleri malum. İslam’ın çıkış merkezi Hicaz. Oradaki giyim şekilleri belli. Evvel zamandan beri değişmemiş. İsmail Ağacılar, kendi giyimlerini “İslam’ın şartı” gösteriyorlar neredeyse… Şart aranacaksa, Hz. Peygamber’in giyimi esas alınmalı. İsmail Ağacıların giyimi Hz. Peygamber’e de uymuyor. Kendilerine göre bir şekil belirlemişler. Kadınlar kara bürük (çarşaf), erkekler, sarık, cübbe, şalvar giyecekler. Ayak giyiminde şartları var mıydı, bilemedim!

Şekilde ısrar İslam’la bağdaşır mı? Kravat takmak günahtır, diyebilir miyiz?

Levent Gültekin“İslâmcı” kanattan gelme. Mahmut Hoca‘nın ardında o da namız kılmış. Vaazını dinleyebilmek için geceyi camide geçirmiş. Kulaklarıyla duyduklarını yazıyor:

‘Mahmut Hoca’ kürsüye çıktı ve vaazına başladı. Vaazda, müritlerinden birinin gördüğü bir rüyayı anlattı…

Söz konusu mürit rüyasında öldüğünü görüyor. Ahirete gittiğinde cehennem kapısında zebaniler, kolundan tuttuğu herkesi cehenneme atıyor. Mürit, sıra kendisine gelince, ‘Ben Nakşibendi tarikatının Halidi kolundanım’ diyor. Bunun üzerine cehennem zebanileri büyük bir hürmet gösteriyor ve ‘Öyle mi, o zaman sen cennete geç’ diyor.

Bir anda büyük bir şaşkınlık yaşamıştım. / Çünkü belli ki kendi tarikatından olmayan hiçbir Müslümanı cennete layık görmüyordu ‘Mahmut Hoca’. / Üstelik cennete, mensubu olduğu Nakşibendi tarikatının tamamını da değil, sadece liderliğini yaptığı Halidi kolunu layık görüyordu. / Ona göre ben dahil onun tarikatına dahil olmayan herkes cehennemlikti.”

Levent Gültekin, aynı yazısında “Gözümde büyüttüğüm insanın bu kadar sığ ve yüzeysel olabileceğine inanamamış, ‘Herhalde yanlış duydum’ ya da ‘Bir yanlışlık var’ diyerek kendimden şüphe etmiştim.”

Sonra aynı rüya üzerinde yorumu tekrar dinlemiş. Şöyle diyor: “Anlayacağımı anlamıştım. / Hastalıklı bir din yorumu ve açık bir din tüccarlığı vardı. Bunu da öyle gizli saklı yapmıyorlardı. / Cemaatine taraftar toplamak için insanları cehennemle tehdit ediyor, kendinden olmayanları Müslüman bile kabul etmiyorlardı.” (Levent Gültekin, “Tarikat lideri ve ikiyüzlü siyaset”, Diken, 25 Haziran 2022)

Çok ağır bir itham. Birileri çıkıp: “Bu zat yanlış biliyor. Hocamız böyle bir şey söylemedi.” diyebilecek mi?

Ve asıl Diyanet, Mahmut Hoca‘nın İslam’ın en büyük temsilcisi gösterilmesine bir yorum getirecek mi?

 

 

Alıntı: Arslan Tekin

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | TARİKAT, CEMAAT, TEKKE VE ZAVİYELER…(1) için yorumlar kapalı
Tem 30

ZİYA PAŞA’DAN TERCÎ-İ BEND (10)

ZİYA PAŞA’DAN TERCÎ-İ BEND  (10)

 

Sen düşersen kimseler gelmez senin imdâdına

Destek olduklarım hattâ yetişmez dâdma

 

Hande eylerler uzakdan cümlesi feryadına

Dikkat etmez kimse istihkak u isti’dâdma

 

Kendin etme sa’y ü himmet kendinin berbâdma

Senden evvel sa’y eden eslâf gdsün yâdına

 

Yoksa rahmm kendine bâri acı evlâdına

Var ise akim eger mecnûn dedirme adma

 

Derde uğrar kim sadâkat etse elbet Devlet’e

İstikâmet mahz-ı cinnetdir bu mülk û millete

 

 

Sen düşecek olursan, -doğruluğun yüzünden- kimseler senin yardımına gelmez; hattâ elinden tutup yükselttiklerin bile feryadına, sızlanmana, yanıp yakılmana koşmaz.

 

Hepsi uzaktan senin ağlayıp, inlemene, acı çekmene gülerler; kimse hakkına, hukukuna ve kâbiliyetine değer vermez, -devlet ve millet hayatına yaptığın işleri dikkate almaz.

 

Kısacası, hele düşmeye gör; yaptığm bütün güzel, hasarlı işler bir anda unutulur.. -Onun için- kendin, kendini berbat etmeye uğraşma; bu hususta, senden önce büyük gayret gösteren atalarını hatırla; onlardan ders, ibret al!

 

Kendine acımıyorsan, bâri çocuklarına acı ve eğer aklın varsa, -doğruluk göstererek- kendine deli dedirtme!

 

Çünki: Her kim Devlet’e doğrulukla bağlılık gösterirse, hizmet ederse O’nun başı derde girer; bu Devlet’e ve Millet’e karşı doğru hareket etmek, hâlis cinnettir, yani düpedüz deliliktir!

 

 

Devam edecek

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | ZİYA PAŞA’DAN TERCÎ-İ BEND (10) için yorumlar kapalı
Tem 29

SİYASET, TARİKAT, CEMAAT TEZGÂHI

SİYASET, TARİKAT, CEMAAT TEZGÂHI

 

Mehmet Özcan anlatıyor:

“Cemaat ve tarikatlar 1970’li yılların ortalarında şirketleşip sanayici oldular. Her devirde sağ hükümetlerin devlet desteklerinden yararlanarak devasa holdingler haline geldiler…

Türkiye’nin önemli iş insanları kuruluşu olan TÜSİAD’a üye olmayıp farklı adlar altında örgütlendiler.

FETÖ’ye bağlı TUSKON isimli iş insanları kuruluşu, 55 bin iş adamı ile 140 bin şirketi temsil ediyordu,

MÜSİAD: 7 bini aşan üyesi ve 35 bin işletmesi vardı,

TÜMSİAD: Menzil grubu ağırlıklı ve üye sayısı 15 bin,

ASKON: 3 bin üye, 15 bin şirketi vardı…

Bu sivil toplum örgütlerine üye olan ve birbiriyle dayanışma halinde olan bu şirketlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki payını siz hesap edin.

2002 yılında AKP muhtelif cemaatlere ait işte böylesi büyük bir sanayi alt yapısı üzerine kurulup iktidar oldu…

2002 yılından beri son 20 yılda bu cenaha daha ne kadar kaynak aktarıldı onu da varın siz hesap edin.

Peki, Türkiye’nin her tarafına yayılmış her sektörle faaliyet gösteren bu devasa şirketler devlete acaba ne kadar vergi ödediler ve ödüyorlar hiç merak ettiniz mi?

Bunlar ya da hükümete yakın Limak, Cengiz, Kolin, Kalyon ve MNG gibi holdingler arasında hiç vergi rekortmeni çıkmış mıdır?

Duyan bilen var mıdır acep? Ben duymadım.

Yeminli Mali Müşavir arkadaşlara sorunca bir gerçeği daha öğrendim. Onlar, Türkiye Cumhuriyeti’ne vergi de ödemiyorlarmış meğer.

Yani vergi kaçırmıyorlar, kanun önünde suçlu duruma düşmüyorlar ama, “Vergide Bağış Sistemi” adı altında vergiden muaf oluyorlarmış…

İnternette bu konuda çok detaylı bilgiler var ama biz, Gazi Üniversitesi hocalarından Prof. Deniz Büyükkılınç’ın bir raporundan aktaralım.

Şöyle ki;

AKP Hükümeti, 02.01.2004 tarihinde Vergi Usul Kanununda 40/10 madde eklemişler.

Bu maddeye göre Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri vergilerini isterlerse devlete ödemez, bünyesinde “Gıda Bankacılığı” bulunan dernek ve vakıflara verirlermiş.

İçişleri Bakanlığı’nca bünyelerinde “Gıda Bankacılığı” yapmasına müsaade edilen 22 adet cemaat ve tarikatlarla bağlantılı dernek var.

 İnternette bunların isimleri ve “Gıda Bankacılığı” yaptıklarına dair ilanları da var.

Bu dernekler örneğin 100 milyar vergi borcu olan şirkete diyor ki,

‘Arkadaş bizim derneğe 50 milyar liralık bağış yap. Bizde sana 100 milyar liralık kömür, erzak, giyim ve temizlik malzemesi gibi fatura verelim. Bu faturayı götür Maliyeye ver. Vergi borcunu kapatmış olursun. Yanına kalan 50 milyar senin kârın olacak. Bizim derneğe verdiğin 50 milyar lira ile de malzeme alıp valiliğe, kaymakamlığa vereceğiz. Onlar da ihtiyaç sahibi fakir fukaraya verecekler. Bu da senin zekatın olacak!.. Böylece bu kâfir devlete vergi vermeyeceksin…’

Ama bir vergi mükellefi örneğin okul ya da hastane yaptırsa ya da Mehmetçik Vakfı’na, Çocuk Esirgeme Kurumu’na, Kızılay’a yaptığı yardımın sadece 5 milyon lirasını vergiden düşebiliyormuş.

İşte bu ülkenin rejimi ödenmeyen vergi paraları ile böyle değiştirilmeye çalışılıyor!..

Şimdi de Hazine tamtakır, acımasız vergi ve zamlarla hazineye kaynak bulmaya çalışıyorlar.

Kuzuların derisini yüzmekteler, koçları kırkmak akıllarından bile geçmiyor.

 

KAYNAK:

Metin Eren: Fakirlere Yardım Etmek Amacıyla Kurulan Gıda Bankacılığının Vergisel Boyutu.(Mali Çözüm Dergisi, Ağustos 2012)

Akın E. Gıda Bankacılığı Faaliyetinde Bulunan Dernek ve Vakıflara Yapılan Bağışlar. (E-Yaklaşım.2012)

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | SİYASET, TARİKAT, CEMAAT TEZGÂHI için yorumlar kapalı
Tem 28

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Cehennem; insan yüreğinde sevginin bittiği yerdir.” Dostoyevski

* “Ey millet!.. İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz” M. Kemal Atatürk

* “İllet tüzelmigiçe millet tüzelmez” ( İllet düzelmeden millet düzelmez) Uygur Atasözü

* “Partilerde ülkü yoktur. İktidara geçmek ve orada kalmak için en aşırı tavizlerden çekinmezler.” H. Nihal Atsız

* “Eğer bir hak başkalarına helal, size haram ise; bilin o din Allah’ın dini değil, sömürgecilerin dinidir.” MalcomX

*”Dostlar sıkıntı anında tanınırlar. Çünkü rahatlık anında herkes dosttur. Dostların en kötüsü, dostlarını ihtiyaç ve sıkıntı anında terk edenlerdir.” İbn-i Haldun

* “Geleceği görebilmek için tarih bilmek çok önemlidir. Birey için hafıza, neyse, bir ulus içinde tarih odur. Tarihini çarpıtan bir toplum nörotik bir kişi; tarihini bilmeyen toplum ise hafızasını kaybetmiş bir insan gibidir” Bernard Lewis

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Tem 27

BU NASIL YERLİLİK, BU NASIL MİLLÎLİK?

BU NASIL YERLİLİK, BU NASIL MİLLÎLİK?

Bu güzelim ülkeye temiz bir yönetim lazımdır.

Muhafazakâr söz cambazlarından bıktık. Bu ülkeye, samimi vatansever, milliyetçi, ülkesini ve milletini lâfta değil, yaptığı işle seven ve bunu başarısıyla ortaya koyan iş cambazları lazım.

Bunun için de en başta da hepimize yeniden güveni hissettirecek hukuk düzeni gerekli. Tek başına sistem veya düzen iş görmüyor. Nihayetinde onu insan yönetiyor. Bu durumda nitelikli ve kişilik yapısı sağlam, karakteri düzgün, adalet duygusu yüksek yöneticiler arıyoruz demektir.

Vatanseverliğin göstergesi, doğruluk, dürüstlük, halk ve ülke için hukuk düzenine sadakat ve iş başarısıdır. Vatan, millet, Sakarya edebiyatı, din iman menkıbeleri anlatmak değil.

Servet kaçıran, İngiltere vatandaşı olmak için var gücüyle çalışan iktidar zenginlerine buyurun soralım: Hani, yerliydiniz, hani millîydiniz?

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | BU NASIL YERLİLİK, BU NASIL MİLLÎLİK? için yorumlar kapalı
Tem 26

PADİŞAHIN ÖKÜZÜ

PADİŞAHIN ÖKÜZÜ

Fıkra bu ya, eskilerden ülkelerin birinde padişahın savaşlarda top arabalarını taşıyan güçlü kuvvetli bir öküzü vardır. Ancak zamanla yaşlanan bu öküzü padişah emekliye ayırır ve boynuna bir ferman asar. Bu fermanda öküze her gittiği yerde iyi davranılması, ihtiyaçlarının karşılanması, kötü davrananların cezalandırılacağı yazılmış.

Fermanı boynuna takan öküz ülkenin her yerinde rahatça gezer olmuş. Bir gün bir bağa girmiş ve orada yetiştirilen her şeyi yediği gibi, vücudunun iri olmasıyla da diğer yetiştirilen ürünleri tarumar ediyormuş. Sahibi kovalasa boynunda ferman var, başı belaya girecek. Kovalamasa bir yıllık emeği zayi olacak. Öküze yanaşarak kısık bir sesle “höst, höst” demeye başlar. Tabii öküz “höst höst”ten anlamaz.

Bağ sahibinin bu çabasını gören komşusu şöyle der: “Kardeşim bu öküz ne savaşlar gördü. Ne Top sesleri, kılıç kalkan sesleri duydu. Senin kısık sesli ‘höst höst’ünden ne anlar” demiş.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | PADİŞAHIN ÖKÜZÜ için yorumlar kapalı
Tem 25

OSMANLI’ DA BÜYÜKELÇİLER

OSMANLI’ DA BÜYÜKELÇİLER

 

LONDRA:Yanko Aziropula 1800-1802, Antonaki Ramadani 1818-1821, Mavroyani Efendi 1832-1834, Kalimaki Bey 1846-1848, Kostaki Musurus Paşa 1851-1856, Kostaki Antopula Paşa 1895-1903, Stefaniki Musurus Paşa 1903-1908

 

ROMA: Roma Elçileri: Yanko FotoyadisBey 1870-1873, Serkis Efendi 1872-1874, Aleksandr Karatodori Efendi 1874-1876, İstefaniki Musurus Bey 1881-1886, Yanko Fotoyadis (İkinçi defa) 1886-1889

 

Viyana Elçileri: Dibolto 1808, Todoroviç Efendi 1826-1831, Mavroyani Efendi1831-1835, Kostaki Paşa 1848-1850, Kalimaki Bey 1855-1865,Aleko Vagorides Paşa 1876-1877

 

BERLİN: Kostaki Bey 1850-1854, Aristaki Bey 1858-1876

 

PETESBURG: Konminus Bey 1868-1870

 

WASHİNGTON: Blak Bey “1867-1873, Ligoraki Aristaki 1873-1883, Mavroyani Bey 1886-1896

MADRİD: Vikont Kreckhore de Varent 1858 1862

 

ATİNA: Musurus Paşa 1840-1848, Yanko Fotiadis Paşa 1848

 

PARİS: Panoyataki Efendi 1814-1817, Nikolaki Mano Efendi 1817-1821, Kamilaki Bey 1848-1852, Naum Paşa 1908-1911

 

 

Kaynak: Türk ve Türklük TSE Yayınları S236

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | OSMANLI’ DA BÜYÜKELÇİLER için yorumlar kapalı
Tem 24

ANKARA TACETTİN DERGÂHI’NDAKİ TARİHİ SIR…

ANKARA TACETTİN DERGÂHI’NDAKİ TARİHİ SIR…

 

Ankara’da Tacettin Mahallesi’ndeki ev 30 Ekim 1949’da müzeye çevrildi.

Peki, bu evi değerli kılan neydi?

Bu kiralık evde Eşref, Mehmet ve Hasan adında üç kişi yaşıyordu.

Üçünün ortak noktası milletvekili oluşlarıydı. 1921 senesinin Mayıs ayında bu eve bir mektup ulaştı.. Mustafa adında bir zata geliyordu.

Mustafa kim miydi?

Mustafa, bu evde yaşayan o üç milletvekiliyle yakınlık kurmuş bir Hintliydi. Mustafa’nın kesin bir adresi olmadığı için bu adresi “mektuplaşmak için” kullanıyordu. Kendisine gönderilen mektuplar bu eve ulaşıyor, Mustafa da mektuplarını buradan alıyordu. Ve yine bir gün bir mektup ulaştı.

Evdeki mebuslardan adı Mehmet olan, yarı açık vaziyetteki mektubu alıp içine baktı. Zarfın içinde boş sayfalar vardı. “İnsan neden birine boş sayfalar gönderir ki!” diye düşündü.. Şüphelendi. Mektup özel bir yöntemle yazılmış, gizli bilgiler içeriyordu. Hemen bir kimyager bulundu. Avni Refik (Bekman) özel bir solüsyonla ile mektupta yazılanları gün ışığına çıkardı! Mustafa gözaltına alındı.

Ve her şeyi itiraf etti.. Bu Hintli Mustafa bir İngiliz ajanıydı.

Şubat 1919’da Afgan Emiri Habibullah’ı öldürmüş, ardından Mustafa Kemal Paşa’ya suikast düzenlemek için Ankara’ya gitmişti. Ankara’da herkesle dost gibi görünüyor, casus olarak bilgi topluyor, Atatürk’ü öldürmek için fırsat kolluyor ve…mektuplarıyla İngilizlere gelişmeleri bildiriyordu. Evet, amacı İngilizlerin isteğiyle Atatürk’ü ortadan kaldırmaktı. İşte o görünmez mürekkeple yazılan mektupta da Atatürk’ü öldürmesi için başarılar dileniyordu.

Neticede suçunu itiraf etti ve 24 Mayıs 1921’de idam edildi..

Evin duvarları birçok hadiseye tanıklık etmiştir. Atatürk’e suikastı bu evde yaşayan Mehmet adındaki kişi ortaya çıkarmıştı.

O mektuptan şüphelenmese belki Mustafa Kemal Paşa, Hintli Mustafa haini tarafından öldürülecekti.. Bu evi değerli kılan başka bir özellik daha vardı, ne mi? İstiklal Marşı işte bu gecekondu evde yazılmıştı.

Mustafa Sagir’in yakalanmasını sağlayarak Atatürk’e suikastı önleyen kişi bu evde yaşamış olan

Burdur Mebusu Mehmet yani

Mehmet Akif Ersoy’dan başkası değildi.. Bilgisizlik ve cehalet karanlığının hüküm sürerek, her gün daha da arttığı günümüzde, aydınlık yarınlar için

bu bilgileri Türk gençlerimizden

lütfen esirgemeyin..

Okuduğunuz için teşekkürler.

Saygılar.

 

Kaynak: Prof. Dr. Kenan Aydın

Not: Bahsi geçen milletvekilleri Burdur Milletvekili M. Akif Ersoy

Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Çantay

Adana Milletvekili Dr. Eşref Akman

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , | ANKARA TACETTİN DERGÂHI’NDAKİ TARİHİ SIR… için yorumlar kapalı
Tem 23

BU PAPAZI İYİ TANIYIN !!!…

BU PAPAZI İYİ TANIYIN !!!…

 

1990 LI YILLARIN SONLARI…

UKRAYNA DA YATIDAYIZ…

THY BÜROSUNDA ÇALIŞAN UKRAYNALI BİR GÖREVLİ BİZE YARDIMCI OLUYOR…

ŞAŞIRTICI OLAN ÇOK GÜZEL İSTANBUL ŞİVESİYLE TÜRKÇE KONUŞMASI…

TÜRKÇEYİ NEREDE ÖĞRENDİĞİNİ SORDUĞUMDA ANA DİLİM DİYOR…

NASIL YANİ DİYORUM ….

‘ – BEN GAGAVUZUM…’ DİYOR….

ANA DİLİ İSTANBUL TÜRKÇESİ OLAN UKRAYNALI BİR GAGAVUZ….

GAGAVUZ’LARLA İLK TANIŞMAM…

DAHA ÖNCE GAGAVUZLARI GÖRMEDİM, BİLMEDİM, DUYMADIM, ÖĞRETMEDİLER….

 

FOTOĞRAFTAKİ PAPAZA GELİNCE…

ADI MİHAİL ÇAKIR (1861-1938)

GAGAVUZ (Gökoğuz)  Türkleri’nin soy bilinci için ömrünü adamış bir Türk milliyetçisi; eğitimci, yazar, kültür adamı, şair, tarihçi, din adamı…

34 kitabın ve “Gagauzların Tarihi ve Etnografik Özellikleri” adlı kitabın yazarı.

Gökoğuzların Türkçeyi kaybettiğinde Türklüğünü kaybedeceğinin bilincindedir.

Bunun için köy köy gezerek çocuklara, gençlere Türkçeyi öğretir.

Bu çalışmaları 40 yıl aralıksız sürdürür.

Her köye yetişemeyeceğini anlayınca 1931’de Bükreş Büyükelçimiz Hamdullah Suphi Tanrıöver’den yardım ister.

1931 yılında Bükreş’e elçi olarak tayin edilen Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mihail Çakır’ı tanımış ve önemli bir Türk milliyetçisi olduğunu Atatürk’e haber vermiştir.

Mihail Çakır’ın bu yardım isteği Atatürk tarafından karşılıksız bırakılmaz.

Bölgeye Türkçe öğretimi için hemen 30 öğretmen gönderilir,

300 Gökoğuz genci üniversite öğretimi için Türkiye’ye getirilir..

VE Atatürk de hizmetlerinden dolayı Mihail Çakır’a bir diploma ve nişan göndermiştir.

Bu “Türklüğe Üstün Hizmet Nişanı” dır.

Atatürk’ün, Mihail Çakır’ı tanıması Hamdullah Suphi kanalıyla oldu…

13 yıllık Bükreş büyükelçiliği döneminde Hamdullah Suphi :

– Türkçe eğitim veren 26 okul açılmasını sağlar.

Türkiye’den getirdiği kitapları bu okullarda okutur.

Başarılı Gagavuz çocukların Türkiye’de öğrenim görmesini sağlar.

Yaşar Nabi Nayır da 1936’da Balkanlar’a yaptığı gezide Kişinev’de Mihail Çakır’ın evinde misafir olmuş ve “Balkanlar ve Türklük” (Ankara 1936) adlı eserinde ondan övgüyle bahsetmiştir.

Mihail Çakır, eserleri ve düşünceleri ile Gagavuzlara millî bir kimlik kazandırmış, onlara nereden geldiklerini ve bundan sonra varlıklarını nasıl sürdüreceklerini öğretmiştir. Eserlerinin çoğunun dinî olmasının en başta gelen sebebi, din ve ibadet dilini Türkçeleştirerek Rum ve Bulgar kilise mücadelelerinin Gagavuzlar üzerindeki asimile politikalarını etkisiz hâle getirmektir.

Türkiye’de Müslüman görünümlü Arapçı yobazlar Türk düşmanlığı yaparken, kurulduğu günden bu yana Cumhuriyet düşmanlığı yaparken, Atatürk düşmanlığı yaparken Gagauzya’da bir Hristiyan Papaz can çekişen Türklüğü yeniden ayağa kaldırmıştır.

 

Alıntı: Haluk Sargın

18 Kasım 2020

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | BU PAPAZI İYİ TANIYIN !!!… için yorumlar kapalı
Tem 22

O AŞKI YAŞIYORUM

O AŞKI YAŞIYORUM

 

Beni baştan çıkaran o müthiş gülüşmendi

Gözlerime bakarak yüreğime düşmendi

Bir hayal bile olsa severek öpüşmendi

Ben halâ bedende o ruhu taşıyorum

Unutmadım, her vakit o aşkı yaşıyorum

 

Ateş böceği misin gönlüme üşüştün sen?

Hem de bir cemre gibi yüreğime düştün sen

Yüreğimdeki özel zirveye eriştin sen

Ben hal’a bu bedende o ruhu taşıyorum

Unutmadım, her vakit o aşkı yaşıyorum

 

Nasıl doğmuştun öyle gönül ufkuma birden

Temizlendi o anda ruhum dünyalık kirden

Senin için kaçıyor bu gönül her tehirden

Ben halâ bu bedende o ruhu taşıyorum

Unutmadım, her vakit o aşkı yaşıyorum

 

Ferhat, Mecnun, Kerem kim? Ben aşkın esiriyim

Esaretten zevk alan köleleşmiş biriyim

Yatağına sığmayan coşkun nehir gibiyim

Ben halâ bu bedende o ruhu taşıyorum

Unutmadım, her vakit o aşkı yaşıyorum

 

Kışkırtır hain fikir hiç acıma döv diye

Ruhum ki bedenime çağrı yapar sev diye

Vicdanım emrederek ferman verir öv diye

Ben halâ bu bedende o ruhu taşıyorum

Unutmadım, her vakit o aşkı yaşıyorum

 

Kenan Şahbaz

 

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , | O AŞKI YAŞIYORUM için yorumlar kapalı