Eki 15

TÜRKİYE UÇURUMDAN DÜŞÜYOR (KŞ)

“TÜRKİYE UÇURUMDAN DÜŞÜYOR” (KŞ)

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin kredi notunu B3‘e düşürdü.

Bunun bir altı C notu ve orası artık değerlendirilmeye bile alınmayacak kötülükte bitmiş tükenmiş ülkeler.

Oraya düşen uzun bir süre çıkamıyor çükü adamlar seni artık dikkate bile almıyor.

Kredi notu düşerse ne olur?

O ülkeye yatırım gelmez. O ülkenin borsasına para girişi olmaz. O ülkenin tahvillerine talep olmaz, olsa bile normalin 3-5 katı faiz verirsiniz. O da vergilerinizin yatırıma değil faize gitmesi anlamına gelir.

Türkiye göz göre göre kayıp gidiyor.

Saçma sapan ve dünya iktisat tarihinde görülmemiş, duyulmamış ve uydurulmuş bir teori ile ülke ekonomisi yönetiliyor.

“Faize karşıyım NAS var” diyorsun ama bu sözünden dolayı tüm zamanların en yüksek faizi ile borçlanıyorsun. Milletin boğazından, yediğinden, içtiğinden aldığın yüksek vergiyi rantiyecilere veriyorsun.

Bütün dünya ile kavga edip 1 sente bile muhtaç olup, düşman olduğun Araplardan üç kuruş gelecek diye seviniyorsun.

Türkiye neden böyle oldu?

Türkiye niçin bu duruma düştü?

Dahası Türkiye’yi bu duruma düşüren insanlara halen destek veren kişiler muhakeme yeteneğini o kadar kaybetti mi?

Çünkü halen sokak röportajlarına baktığınızda adeta düşmanca bir savunma gereği duyan, dünyadan haberi olmayan, dünyanın en güçlü ülkesinin Türkiye olduğunu sanan, Amerikan uçaklarının Türkiye tarafından yapıldığına inanan bir kesim var.

Dahası tüm dünyanın Türkiye’yi kıskandığını düşünen bir kesim.

Neredeyse tüm iktisatçıların Türkiye’nin uçuruma doğru sürüklendiğini söylemesine rağmen, Merkez Bankası’nın politikasının bile ne olduğunu bilmeyen bir kesim Türkiye’yi cennet sanıyor.

Marketlerde her geçen gün artan fiyatın, zincir marketler tarafından yükseltildiğini düşünüyor.

Amerika ve Avrupa’da 8, bizde 80 olan enflasyonun tüm ülkelerde yüksek olduğuna inanıyor.

Bu insanlar AKP’ye inanıyor ve destekliyor olabilir ama Moody’s’in son not düşürmesi ile bir şey gördük ki, Türkiye artık uçuruma sürüklenmiyor uçurumdan düşüyor.

Bundan sonra ağır bir fatura çıkacak.

Batı’nın bizi kıskandığını düşünen o kesim, bu faturayı ödemeyecek çünkü ömrü yetmeyecek. Kendilerinin körü körüne inanmasının ve onun desteği ile uygulanan bu vahim ekonomi programının faturasını çocukları ve hatta torunları ödeyecek.

Türkiye artık eski Türkiye değil!

Emin olun bugünleri daha çok arayacağız.

Çünkü artık paraşütsüz düşüyoruz ve olan çocuklarımıza olacak.

Peki, bu kör inanışın vebalini bu insanlar taşımayacak mı?

Ya da bu duruma gelmemize destek verenler bu vebali nasıl ödeyecek?

 

Alıntı: Remzi Özdemir

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | TÜRKİYE UÇURUMDAN DÜŞÜYOR (KŞ) için yorumlar kapalı
Eki 14

İSMAİL HAKKI TONGUÇ

İSMAİL HAKKI TONGUÇ

Bulgaristan’ın Silistre kentinin Tatar Atmaca köyünde (bugünkü adı:Sokol) doğar.

Sekiz kardeşin en büyüğü olduğu için bütün yük omuzlarındadır.

Aç karınlarını doyurmak için harman altında sapların arasında tek tek buğday tanelerini toplar.

Evde herkes onun yolunu gözlemektedir.

Bazen bir avuç, bazen bir tas buğdayla evine döner.

Bir avuçla eve döndüğünde, sanki suç işlemiş gibi annesinin gözlerine utancından bakamaz, o gün bir bahane bulur, evden ayrılır.

Annesi bir avuç buğdayla çorba yapıp, kardeşlerini doyurana kadar da eve dönmez, aç uyur.

Yeter ki kardeşleri ‘açım’ demesin!..

Baraka gibi bir evde yaşarlardı, evin üstünü bulabildiği tenekelerle kapatabildiği kadar kapatmıştı.

Bir sabah kalktığında, yağan yağmur, küçük kardeşinin beşiğini doldurmuştu.

O kardeşini kaybetti…

1914’de öğrenimine devam etmek üzere tek başına İstanbul’a geldi.

Maarif Nazırı Şükrü bey tarafından parasız yatılı öğrenci olarak Kastamonu Muallim Mektebine gönderildi.

Sabah olduğunda okulun kahvaltısına kalktı, ‘karnımı ilk defa 21 yaşında doyurabildim’ dedi.

Birinci Dünya Savaşının zor yılları…

Açlık ve sefalet…

Önce öğretmenlik yaptı, sonra 1935’de ‘İlköğretim Genel Müdürü’ oldu…

Çatısı olmayan evde kardeşini kaybetmişti.

Onu hiç unutmadı.

Sık sık ata biner, köy okullarını ziyaret ederdi.

Bir gün yağmur yağarken bir köy okuluna gitti, içeri girdi.

Kim olduğunu söylemedi.

Öğretmen çocukları çatının akmayan yerine toplamış yumak olmuşlardı.

‘Eyvah’ dedi, ‘bu öğretmen, yürekli bir öğretmen ama belli ki köy enstitüsü mezunu değil.’

‘Çocuklar’ dedi, ‘bana bir merdiven bulabilir misiniz?’

Birisi, ‘ben bulurum’ dedi.

Merdiven geldi, çatıyı bir yağmur damlası akmayacak hale getirdi.

Oradan ayrılırken, öğretmenin cebine kartını bıraktı.

Atına bindi, şiddetle yağan yağmura aldırmadan yoluna devam etti.

Öğretmen elini cebine attı, kartı çıkardı, okudu.

Şöyle yazıyordu:

İsmail Hakkı Tonguç- İlk Öğretim Genel Müdürü

Kartın arkasındaki yazı da şöyleydi:

‘Çatı yeniden yağmur akıtırsa, bana mektupla yazabilirsin.’

İşte bir öğretmen, bir idealist, bir eğitim devrimcisi…

Köy Enstitülerinin mimarı…

Çocuklarımızı akıl ve bilimin aydınlık ışığına yönlendiren, onların insana, doğaya, tüm öteki canlılara duyarlı, merhametli, sevgi dolu, özgüvenli, kişilikli, erdemli bireyler olmaları için emek veren, onları yüksek insanlık değerleri ile donatan tüm öğretmenlerimize saygıyla…

Ve bir söz:

“Tarih boyunca Türklerin dünya uygarlığına yaptığı tek özgün kaynak, köy enstitüleridir.”

 

Kaynak: Prof. Dr. Enver Ziya Karal, Tarihçi

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , | İSMAİL HAKKI TONGUÇ için yorumlar kapalı
Eki 13

BU “SESSİZ İŞGAL”EL”E YARDIM VE YATAKLIK YAPAN KİM?

BU “SESSİZ İŞGAL”EL”E YARDIM VE YATAKLIK YAPAN KİM?

İktidar, yıllardan beri halkın millî ve dini duyguları üzerinde sörf yaparak uyguladığı politikaları kabul ettirmeye çalışıyor… “Yeni Osmanlı kuruyoruz” gibi “ensar-muhacir” söylemi gibi…

“Yeni Osmanlı” denilen politikanın Büyük Orta Doğu Projesi olduğu net bir şekilde anlaşıldı ama ensar-muhacir söylemi hâlâ kullanılıyor!

Bunun sebebi, ensar-muhacir kavramlarının halkın bilincinde “olumlu bir dini algı” olarak yer etmiş olmasıdır… Bundan dolayı, Türkiye’ye getirilen milyonlarca insanın gerçek durumunun ne olduğunu sergilemek gerekir…

***

Ensar-muhacir söyleminin halkı yanıltıcı bilgi vermek olduğunu yazınca, yazar Mehmet Sabir Aydın, Türkiye’ye gelen sığınmacıların “muhacir değil savaştan kaçanlar” olduğuna dair bilgi notu gönderdi. Aydın, özetle şöyle yazdı:

” Kur’an’ı Kerim, açık ve net bir şekilde vatanın saldırıya uğraması halinde savaşı emreder. ‘Sizi yurdunuzdan çıkarmak isteyenlere karşı savaşınız’ emri vardır.

Dolayısıyla vatanı saldırıya uğrayıp yurdundan çıkarılmak isteyenlerle savaş farzdır-rahmettir-hayrdır; vatanı saldırıya uğrayanların göçü haramdır; Allah’ın ‘yurdunuz için savaşınız’ emrine karşı çıkmaktır ki bu türlü hallerde savaşmamak için Peygamberden izin isteyenlere izin verdiği için Allah, Peygambere dahi sitem etmiştir (Tevbe Suresi/43).

Peygamberin 622 yılında Medine’ye gidişi nevi şahsına mahsus bir olaydır; Peygamberlik davası olayıdır!

Bugün vatanları saldırıya uğrayan Suriyelilere, Afganlara, Filistinlilere hatta Ukraynalılara savaş farzdır, göç haramdır. Bugünkü göçler, Peygamberin peygamberlik davasına sahip çıkan Medineli eshabın çağrısına uyan Peygamberin ve Mekkeli eshabının gidişi ile ilişkilendirilemez, haşa daha büyük bir günaha düşülür!”

***

Ahmet Aydın ise, “Bu ülkeye NATO ve ABD’yi sokan zihniyet kimindir? Ne zaman bu iş başlamıştır? Gelen Afganlar içerde milis olarak mı yoksa ABD tarafından mı kullanılacaktır? IŞİD’i kim, nerelerde, ne için kullanıyor?” diye sorgulama yapmak gerektiğini söylüyor.

Konuyu biz yıllar içinde kitaplarla da inceledik ama sadece IŞİD’in hangi amaçla kim tarafından kullanıldığı sorgulansa gerçekler herkes tarafından anlaşılır.

Prof. Dr. Ümit Özdağ“Stratejik Göç Mühendisliği” adını verdiği ve “Suriyeli sığınmacılar” sorununun, Anadolu’da Türk varlığını ve egemenliğini neden tehdit eder boyutlara geldiğini incelediği kitabında, kavramla ilgili çalışmalar yapan Kelly M. Greenhill‘den şu alıntıyı yapmıştı:

“Stratejik göç mühendisliği tabiri, devletler ya da devlet dışı aktörler tarafından, belli bir bölgede yaşayan nüfusun güçlendirilmesi, zayıflatılması ya da muhtevasının değiştirilmesini sağlayan yollarla, askerî ve siyasi amaçlar dâhilinde kasti şekilde yaratılmış iç ve dış göçleri ifade ediyor… Mühendislik eseri göçleri yaratan araçlar, tehditten askerî güç kullanımına, kazanç vaadinden finansal teşviklere, hatta normalde kapalı olan sınırların açılıp basitçe geçişin kolaylaştırılmasına uzanan geniş bir skalayı kapsıyor.”

Tıpkı Türkiye sınırlarında olduğu gibi değil mi?

***

Suriye’de iç savaş başlatılmadan hemen önce Türkiye-Suriye sınır boylarının, neden mayın temizleme bahanesiyle 49 yıllığına İsrail’e verilmek istendiğini düşünen herkes, tabloyu görecektir. Türkiye-Suriye sınır boylarının 49 yıllığına İsrail’e verilmesi, CHP’nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi kararı ile engellendi ama mayınlar temizlendi. Çünkü dünyanın dört tarafından gönderilen ajanların, bu sınırdan Suriye’ye sokulması, IŞİD’in kurulması ve PKK/PYD devletine zemin oluşturulması için mayınların temizlenmesi gerekiyordu!

Şimdi de İran sınırının bir kısmı, Afgan ordusunun askerleri rahatça girebilsin diye mayınlardan temizlendi!

Türkiye üzerinde bir operasyon uygulanıyor, tamam da bu “sessiz işgal”e yardım ve yataklık yapan kim?

 

Alıntı: Arslan Bulut

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | BU “SESSİZ İŞGAL”EL”E YARDIM VE YATAKLIK YAPAN KİM? için yorumlar kapalı
Eki 12

AKŞAM, SABAHYILDIZIM

AKŞAM, SABAHYILDIZIM

 

Yazılmış şu alnıma hiç silinmez adın var

Hayal ve rüya değil, tutulduğum kadın var

Senin de, benim gibi elbette muradın var

Sensin bir ömür boyu yüreğimde aşk sızım

Doğ, şu gönül ufkuma akşam, sabahyıldızım

 

Müptelayım, sabahı akşamı özlüyorum

Ufkumda görmek için hep seni gözlüyorum

İnan, bütün hücremle dilimle sözlüyorum

Sensiz olduğum anda bir ölüden farksızım

Doğ, şu gönül ufkuma akşam, sabahyıldızım

 

Bırak yalan dünyayı keyfince dönüp dursun

Kimi, varsın kibrinden böbürlensin, kudursun

Güneş gibi, ay gibi, canlar ışık savursun

Mahşerde de parlasın sönmesin hiç yaldızım

Doğ, şu gönül ufkuma akşam, sabahyıldızım

 

Bir an, sen sanıyorum nerede yıldız görsem

O ipek saçlarından bahtıma belik örsem

O an son bulur derdim yüzüne yüzüm sürsem

Karar ver, kır kalemi sen kalp çalan hırsızım

Doğ, şu gönül ufkuma akşam, sabahyıldızım

 

Ufukta gördüğüm renk senden midir bu allık?

Birdenbire terk etti tatlı, masum uysallık

Ben, bana şaşıyorum, zirvede duygusallık

Dilindeyim herkesin sensizlikten arsızım

Doğ, şu gönül ufkuma akşam, sabahyıldızım

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , | AKŞAM, SABAHYILDIZIM için yorumlar kapalı
Eki 11

HEDEFE , AKP’NİN AMPÜLÜ KONULDU

HEDEFE , AKP’NİN AMPÜLÜ KONULDU

 

Dini kırılmanın bir benzeri “Milliyetçiler” üzerinde oldu. Milliyetçi dava/ülkücülük olabildiğince geriletildi.

Türkeş’çi doktriner milliyetçilikle ortaya konulan 9 Işık’ın bütün ışıkları söndürüldü. Hedefe, AKP’nin ampulü konuldu. İşin garip yanı, kurumsal milliyetçi partiye hükmeden mevcut siyasal kadro eliyle, Milliyetçiler, kendi hedefine değil de AKP’nin hedefine koştuğunu fark edemiyor. Ampulün ışığını Dokuz Işık sanıyor.

Hâlbuki AKP’nin; Andımızdan tutunuz da, çözüm sürecinde yaşananlara kadar yüzlerce yaşanmış siyasi olayla, alınmış kararla, milliyetçilerin amaçları arasında taban tabana zıtlık var.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | HEDEFE , AKP’NİN AMPÜLÜ KONULDU için yorumlar kapalı
Eki 10

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “İnsan her şeyin kutsalı olduğu gibi en kötüsüdür de” Eflatun

* “Çün şitâda zâglar pür-cûş olur//Uzlet eyler bülbülân hâmûş olur.” (Kargalar kış mevsiminde coşar, bülbüllerse ortadan çekilip susarlar.) Mevlana

* “Kalbini camdan yaparsan kıran çok olur. Demirden yaparsan pas olur. Denizden yap ki giren kaybolsun, yüzmeyi bilen kurtulsun, bilmeyen

boğulsun.” Julia Roberts

* “Başrahip manastırdaki kitapları ateşe verir ve şöyle der; insanlar okursa öğrenir, öğrenirse içindeki korkuyu öldürür. O zaman da kilise ölür.”

* “Ya Rabbi bize cahil yüzü gösterme diye kalem feryat eder, mürekkep ağlar.” Şair sözü

* “Ezilenler arasında din adamı yoktur. Din adamları ezen sınıf ya da ırkların asalağıdır.” Jean Paul Sartre

* “En zor okul hayat okuludur. Hangi sınıfta olduğunu, bir sonraki sınıfın ne zaman olduğunu asla bilemezsin. Kopya çekemezsin, çünkü herkesin

kâğıdındaki soru ve cevaplar farklıdır.” Sokrates

* “Güven ruh gibidir terk ettiği bedene asla geri dönmez” Anonim

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Eki 09

5G TEKNOLOJİSİ

5G TEKNOLOJİSİ

 

Washington Devlet Üniversitesi Biyokimya ve Temel Tıp Bilimleri Profesörü Martin L. Pall, 17 Aralık, 2019’da, elektromanyetik dalgaların insan vücuduna etkisi üzerinde bilimsel bir makale yayınlamıştı.

Martin Pall, 5 G teknolojisinde kullanılan elektromanyetik dalgaların frekansı artırıldığında bunun erkekte üreme yeteneğini, kadında doğurganlığı düşüreceğini, nörolojik ve nöropsikiyatrik etkiler oluşacağını, “programlanmış hücre ölümü” gerçekleşebileceğini, kalp ritminin bozulacağını, serbest radikal hasarı ve ağır kanser vakalarına sebep olacağını belirtiyordu.

Pall, 5G’nin saniyede çok miktarda bilgi taşımak için çok yüksek darbeli olacak şekilde tasarlandığını çünkü bilgiyi taşıyanın titreşimler olduğunu, konu ile ilgili telekomünikasyon endüstrisi tarafından hazırlanan güvenlik kılavuzlarında sahtekârlık yapıldığını, çünkü bunların biyolojik etkilerden hiç bahsedilmediğini ifade ediyordu.

Pall, 5G için kullanılan elektrik dalgalarının binalara iyi nüfuz etmediğini, bu sebeple milyonlarca 5G anteninin evlere, okullara, kiliselere, işletmelere yakın bir yerlere kurulmakta olduğunu, bu dalgalardan kaçmanın imkânsız hale geleceğini, bu dalgaların insan beyninin işlevini ve EEG aktivitesini etkilediğini, hayvanlarda da birçok iç organın işleyişini bozduğunu yazıyordu.

***

Pall“En kötü altı kâbusum” başlığı altında, şu uyarıları yapıyordu:

1-Hızlı ve geri döndürülemez bir çarpışma olursa, insan üremesi sıfıra yakın dereceye kadar düşebilir.

2-Kollektif beyin fonksiyonlarımız çökebilir.

3-Çok erken bir şekilde Alzheimer ve demanslar başlar.

4-Küresel çapta otizm ve hiperaktivite yaygınlaşır.

5- İnsan gen havuzunda büyük bir bozulma meydana gelir.

6- Bütün yaş aralıklarında ani kalp ölümleri gerçekleşir.

***

İngiltere’deki toplu kuş ölümlerini 5G’ye bağlayan Martin Pall“Böcekler 5G EMF’lerden büyük ölçüde etkilenecektir. 5G, muhtemelen büyük yangınlara neden olacaktır. Elektromanyetik dalgalar, hücre içi kalsiyum seviyelerinde büyük artışlar üreterek bitkileri etkiler. Bu da bitkilerin hafif bir benzin spreyi püskürtülmüş gibi yanmasını sağlayabilir.” diyordu.

Türkiye’de 5 G testleri, küresel şirketlerin kontrolünde 2019 ortasından itibaren başlamıştı.

Trabzon-Rize gibi engebeli ve ormanlık arazilerde de 5G denemeleri yapıldı.

Diğer taraftan, korona virüs salgını, dünyada 5 G testlerinin yapıldığı yerlerde başlamış ve yayılmıştı. Bu konuyu gündeme getirenler bütün dünyada sansür edildi ve hala ediliyor.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | 5G TEKNOLOJİSİ için yorumlar kapalı
Eki 08

OSMANLICA MERAKI

OSMANLICA MERAKI

 

Osmanlıca meraklısı bir Edebiyat öğretmeni, öğrencilerinden, sürekli Osmanlıca konuşmalarını, sorulara Osmanlıca cevap vermelerini istiyormuş.

Soğuk bir kış günü öğretmen sınıfın ortasında dolaşarak ders anlatıyormuş.

Bir ara yanan sobaya arkasını dönmüş ve sobadan sıçrayan kıvılcım eteğini tutuşturmuş.

Parmak kaldırıp söz isteyen öğrenci;

­­-Efendim, arka cenahızdaki sobanın derunundaki parçe-i nardan kopan bir şerare şahsınız istikametine tevcihlenerek eteğinize sirayet etmiş ve dahi mabadınıza intikal etmek üzre revan olmaktadır.

Öğretmen, öğrenciyi anlayıncaya kadar geçen sürede arkasında artan ısının etkisiyle paniklemiş ve;

-Ne uzatıyorsun evlâdım? GÖ*ÜN YANIYOR desene…

 

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | OSMANLICA MERAKI için yorumlar kapalı
Eki 07

Türklüğün doğduğu Ötüken’de tarihi değiştirecek yazıt bulundu.

Türklüğün doğduğu Ötüken’de tarihi değiştirecek yazıt bulundu.

Orhun Anıtlarından da eski yazıtta ‘Tanrı’, ‘Türk’, ‘Kutluk’, ‘Tümen’ yazıları var.

 

Moğolistan’da Kültekin ve Bilge Kağan’ın babası ve İkinci Göktürk Devleti’nin kurucusu İlteriş Kutluğ Kağan’a ait yazıt ortaya çıktı. Yazıtta ‘Tanrı’, ‘Türk’, ‘Kutluk’, ‘Tümen’ yazıları yer aldığı ifade edilirken ilk kez ‘Türk’ adının geçtiği varsayılan Orhun Anıtlarından daha eski bir Türk anıtı keşfedilmiş oldu.

ORHUN YAZITLARINDAN DAHA ESKİ

Külliyede ibadet yeri olduğu tespit edilen alanda ise, üzerinde iki yüzünde Türkçe ve bir yüzünde Soğdca yazılar bulunan bir taş ile kaplumbağa şeklindeki temeli ortaya çıktı. Taşın üzerindeki metinde “Tanrı”, “Türk”, “Kutluk”, “Tümen” gibi bir dizi kelime tespit etti. Yazıtın İkinci Göktürk Kağanlığını yeniden canlandıran Kültegin ve Bilge Kağan’ın babası İlteriş Kutluk Kağan adına dikildiği sonucuna varıldı. Keşifle ‘Türk’ adının ilk kez geçtiği var sayılan Orhun Anıtlarından daha eski bir Türk Anıtı bulunmuş oldu.

Türk Akademisi Başkanı Darhan Kıdıralı, iki yüzünde 12 satırlık eski Türk yazısı, üçüncü yüzünde ise eski Soğd yazısı bulunan anıttaki “Tanrı”, “Türk”, “Kutluk” ve “Tümen” kelimelerini okuduklarını söyledi. Kıdıralı, “Orhun Yazıtları çok önemlidir ama bu yazıt da büyük öneme sahiptir. Bizim yazı tarihimizi daha ileri götürmektedir. Ek olarak Türk kelimesi ilk defa Türk bilim insanlarınca keşfedilmiştir. Biz akademiye üye ülkelerimizde bunun (keşfin) bilimsel tanıtımını yapacağız. Ayrıca UNESCO’da da bunun bir tanıtımını yapmayı düşünüyoruz. Bu hepimizin tarihine ışık tutacak ortak ve değerli bir buluştur.” dedi.

İLTERİŞ KUTLUĞ KAĞAN KİMDİR?

İlteriş Kutluğ Kağan, Çin’de doğup büyüdü. 681 yılında 17 arkadaşı ile Türk devletini yeniden kurmak için harekete geçti. Birçok kavmi tek bayrak altında toplayarak Çin’e karşı isyan etti. 682 yılında Göktürk Devleti’ni ikinci kez kurarak ülkenin başına geçti. Hiçbir savaşta yenilgiye uğramadığı rivayet ediliyor.

BİLİM İNSANLARI ‘ÇOK ÖNEMLİ BİR KEŞİF’

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl: Türk dünyası ve Türk tarihi açısından çok önemli bir keşif. Kültigin ve Bilge Kağan yazıtları kadar önemli bir keşif olabilir.

Doç. Dr. Elvin Yıldırım: Kutlu olsun. Uluslararası Türk Akademisi ile Moğolistan Arkeoloji Enstitüsü’nü kutluyoruz.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu: Türk tarihi için önemli buluş. “Türk” ve “Tengri” ifadeleri var. Yazıt bu yönüyle Türk adının geçtiği ilk eser olacak. Hayırlı olsun.

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Türklüğün doğduğu Ötüken’de tarihi değiştirecek yazıt bulundu. için yorumlar kapalı
Eki 06

ALP ER TUNGA

ALP ER TUNGA

 

Türk Kağanı, Saka Başbuğu Alp Er Tunga’nın mezarı Özbekistan’da bulunmuş.

Yanlış. Alp Er Tunga’nın kemiklerini Anadolu’da arayın.

Selçuklu Sultanları “Alp”i atıp aynı anlama gelen Farsça “Key”i kullanmaya başladılar.

 

“Alp Er Tunga öldü mü?

Issız acun kaldı mı?”

 

Evet, Saka Başbuğ’unu biz Anadolu’da öldürdük.

Keykavus olduk, Keyhusrev olduk, Keykubat olduk; yani Farslaştık ama bir türlü Alper veya Tunga olamadık.

 

Fars efsanesinde, Alp Er Tunga’yı öldürdüğü söylenen “Zaloğlu Rüstem”i mitolojik bir kahraman olarak Anadolu’da yücelttik, adını bayrak yapıp dalgalandırdık, çocuklarımıza Rüstem adını verdik ama Alper veya Tunga diyemedik.

İşte bu yüzden Türk Kağanı, Saka Başbuğ’unun kemiklerini Anadolu’da arayın.

 

 

Alıntı: Alper Aksoy

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , | ALP ER TUNGA için yorumlar kapalı