Eyl 17

İÇİMİZDEKİ SIRPLAR

İÇİMİZDEKİ SIRPLAR

Kadın Voleybol takımımız Dünya şampiyonluğundan sonra Avrupa şampiyonluğunu da kazandı.

Hepimizi bu eşsiz başarı ile gururlandırdı.

Daha gurur verici olan şampiyonluktan sonra takımın prim konusunda takındığı tavırdır.

Federasyon başkanı soruyor:

Ne isterseniz isteyin bütün özel talepleriniz karşılanacak…

Takım kaptanı Eda cevap veriyor:

“Atatürk’ün sporcu kızları, ülkesi adına kazandıkları başarıyı pazarlık konusu yapmaz. Ne prim ister, ne de başka özel bir şey. 85 milyona yaşattığımız mutluluk bize yeter..” (umarım bazı siyasiler bu asil duruştan ders çıkarırlar her şeyi pazarlık konusu yapmazlar!)

Bu tok gözlülük, bu asil davranış en az şampiyonluk kadar değerlidir.

Biz futbol maçlarında yapılan prim kavgalarını da biliyoruz. Hâlbuki ay- yıldızlı formayı giyen bir sporcu için en büyük prim, o formayı giyme şerefine ermektir. Binlerce, on binlerce sporcu milli olma, ülkeyi temsil etme hayali kurar. Bu o kadar büyük bir onurdur ki, ülkenizi temsil eden bir bayrak olursunuz.

Kendi adıma bu büyük başarıyı amasız mamasız kutluyor, takımımızın her ferdine Koç’undan masörüne, malzemecisinden yardımcılarına kadar tek tek teşekkür ediyorum. Türk kadınının çalışınca ne ve neler yapabileceğini dünya âleme gösterdiler.

Gelin görün ki, bundan rahatsız olanlar da var. Olaylara bakmak, başarıyı görmek yerine sporcuların özel alanlarına girerek röntgencilik yapanlar oldu. Bu başarı hikayesinin toplumda yarattığı birlik rolünü görmezden geldiler. Yunan-Sırp sempatisi tekrar sökün etti. Tarikatların, cemaatlerin, vakıfların bir kısmındaki yüz kızartıcı çirkinliklerin üstünü örtenler birden bire ahlak polisliğine soyundular. Çocuğu tecavüze uğrayan ailelere, “bir defa ile bir şey olmaz” diyen bakanı görmeyenler bir sporcunun hayatı üzerinden kazanılan zaferi anlamsızlaştırmaya, lekelemeye çalıştılar.

Hep kendime sorarım bazılarının kafası niye hep belden aşağı çalışır diye. Birinin o alanla ilgili bir zaafı veya kompleksi varsa hep dikkatini oraya çevirir. Kafaları hep pantolonlarının içindedir. Bu aslında aynada kendini görmektir.

Oysa biz bugün bunları konuşmamalı zaferimizin tadını çıkarmalıydık.

Kendi takımına düşmanlık yapan herhalde başka bir topluluk yoktur.

Yandaşın hastalığı İslam’ı, ahlakı hep başkalarında araması, kendinde olan çürümeyi görmemesidir. Birileri de bunların bu tavrına bakarak çok dindar oldukları zehabına kapılabilir. Oysa mesele İslam veya ahlak değildir. Mesele gösteriştir, bu ülkenin başarılarından rahatsız olmaktır. Türkü sevmemektir. Eğer ahlaki bir duyarlılık söz konusu olsaydı önce her alanda yaygınlaşan rüşvetten, yolsuzluktan, hırsızlıktan, adaletsizlikten şikâyet etmeleri gerekirdi. 17-25 Aralık ne kadar FETÖ’nün kumpası ise o kadar da AKP’nin bir çıkar işbirlikçisi olduğunun ortaya çıkmasıdır. Namustan, ardan bahsedenler önce bu kamusal günahlara bakmalı. Bir kişinin zaafı sadece bir kişiye zarar verir, ama sosyal suç, sosyal günah dediğimiz eylemler milyonlara zarar verir. Siz milyonlara zarar verdiniz, milyonları çürüttünüz, devleti devlet olmaktan çıkardınız. Önce aynaya bakın, sonra konuşun.

Kutsal değerler bir ülkenin milletini birleştirir bütünleştirir birbirine sevdirir kamplaştırmaz ayrıştırmaz düşman etmez.

Alıntı: İsmail Türk

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | İÇİMİZDEKİ SIRPLAR için yorumlar kapalı
Eyl 15

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Ulu Tanrı! Namussuz bir tek Türk yaratacağına, yık dünyayı daha iyi!” Oğuz Kağan

* “Ruh yaşlı doğar fakat gençleşir; hayatın komedisi bu. Vücut da genç doğar gitgide yaşlanır. Bu da hayatın trajedisi.” Oscar Wilde

* “Bir ülkeye diktatörlüğü,  diktatörler değil ona boyun eğenler getirir.” Bülent Ecevit

* “Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu bir memlekette, hiç bir söze inanmayın.” Ali Şeriati

* “Bileği güçlü bir kişiyi yıkar, bilgisi güçlü bin kişiyi.” Emir Timur

* “Tehlike gelmeden görenlere Abdal, geldiğinde görenlere Aptal, gelse de görmeyenlere Ahmak denir.” Atasözü

* “  Kimse bir başkasını yargılayabilecek kadar kusursuz değildir ama kendinde bu hakkı görebilecek kadar hadsizdir.” Carl Gustav Juna

* “Sessiz kalmak, bir şey bilmediğin anlamına gelmez. Çok konuşmak da, çok şey bildiğini göstermez.” Hacı Bektaşi Veli

* “Türkiye hasta! Ahlaken hasta, düşünce olarak hasta ve eylem olarak hasta! Gerçekten hasta!” Aziz Nesin

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Eyl 13

“MİLLET 30 AĞUSTOS’TAN SIKILDI.”

“MİLLET 30 AĞUSTOS’TAN SIKILDI.”

HalkTV’de kendisine tarihçi diyen adamdan skandal sözler: Millet 30 Ağustos’tan sıkıldı.

Sözde Tarihçi Ahmet Kuyaş’ın 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Halk Tv’ye konuk oldu. İnsanların 30 Ağustos kutlamalarından sıkıldığını söyleyen Kuyaş, “3 ayda bir İstiklal Marşı dinliyoruz. Bayrak töreni, İstiklal Marşı bilmem ne? Yüzyıl sonra hala bunu gürültüyle kutlamak” dedi. Kim bu hadsizlere prim veriyor?

Tarihçi Ahmet Kuyaş’ın 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Halk TV’ye konuk oldu.

Kuyaş, yaptığı açıklamalarla dikkatleri üzerine çekti.

insanların Büyük Taarruz’un ardından gelen zaferin yıl dönümünü kutlamaktan sıkıldığını söyledi.

Kuyaş şu ifadeleri kullandı:

“Belki artık insanlar bu işlerden sıkıldı. Bayrak töreni, İstiklal Marşı bilmem ne. Yüz yıl sonra hala bunu kutlamak…” diyen Kuyaş, “Nasıl ilk başladığında 29 Mayıs İstanbul’un alınmasını her sene böyle gürültüyle kutlanması konusunda epey espriler üretilmişti. Galiba biraz bu da oluyor. Türkiye bunları kanıksadı. Bayrak töreni, günün anlam ve önemini belirten konuşmalar falan bunlar bir takım insanları sıkıyor olabilir. “

Kuyaş, kendisine ‘Sizi sıkıyor mu?’ diye sorulsa ‘Evet’ yanıtını vereceğini ifade etti.

“SIKILIYORSANIZ GİTMEZDİNİZ”

Bu cevabı eleştiren Arslan, Kuyaş’a şu yanıtı verdi:

“Neden? Her ülkenin tarihinde kilometre taşları vardır. O kilometre taşlarında çocuklar bayraklarla sokaklara dökülür, geçit alayları, fener alayları yapılır. Eskiden stadyumlarda kutlamalar olurdu. Sıkılıyorsanız gitmezdiniz. Sanki normalmiş gibi.”

“3 AYDA BİR HABİRE İSTİKLAL MARŞI DİNLİYORUZ”

“Bu benim fikrim; katılırsınız katılmazsınız ama tekrar edeceğim” diyen Kuyaş şöyle devam etti:

“1920 ve 1930’larda bu lazımdı. Çünkü bir ulus yaratmamız lazımdı. Siz 101 yıl falan diyorsunuz ya, Türkiye bir ulus devlet olarak henüz çok genç. O zaman çocuktu. Bunlara ihtiyaç vardı. Çünkü bayramlarla insanlara belirli bir tarihi anlatıyorsunuz. Herkes okula gitmiyor. Unutmayın, Cumhuriyet ilan edildiği zaman Türkiye’de okuma yazma oranı %8. Böyle ulus olunmaz. O bayramlar o işe yaradı. Dünyanın her yerinde zaten bayramlar bu işe yaramıştır zamanında. Bugün ise artık 3 ayda bir sürekli bayram kutlayıp habire İstiklal Marşı dinlemek.”

“SEYİRCİLERİMİZDEN TEPKİLER GELİYOR”

Bu konuşmanın ardından seyircilerin tepki gösterdiğini belirten Ayşenur Arslan seyircilerin tepki gösterdiğini şu ifadelerle duyurdu:

“Hiç almadığım kadar mesaj alıyorum. Özellikle sizin sözlerinize de eleştiriler oluyor. Hanımefendiler, beyefendiler biz karşılıklı zaten bugünkü Türkiye’nin tablosuna da uygun bir biçimde farklı görüşlerle bir tartışma içindeyiz. Ben bunun faydalı olduğu kanaatindeyim.”

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | “MİLLET 30 AĞUSTOS’TAN SIKILDI.” için yorumlar kapalı
Eyl 11

ALLAH’IN RAHMETİNDEN KAÇIYORSUN…

ALLAH’IN RAHMETİNDEN KAÇIYORSUN…

Günün birinde bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır. Elbette yağmur yağdığı vakit ya koşulur, ya da bir yerlere sığınılır. Nasreddin Hoca da yağmurun yağışını ve sokakların yalnızlığını pencereden seyrederken bir de bakar ki yağmurdan kaçan bir adam…

Hoca biraz dikkatli baktığında bunun bir komşusu olduğunu anlar ve pencereyi açarak;

“Komşu, komşu, utanmıyor musun, niçin Allah’ın rahmetinden kaçıyorsun?” deyince adam koşmayı bırakır ve yavaş yavaş evine doğru gider.

Bu arada adamın da ıslanmadık yeri kalmaz. Ertesi gün hava yine yağmurludur. Bu defa Hoca Efendi alışveriş için sokağa çıkmıştır. O, işini bitirip de hızlı adımlarla evine doğru giderken bir gün önceki komşusunun evinin önünden geçer.

Bu sefer komşusu; “Hoca Efendi, Hoca Efendi, sen dün bana ‘Allah’ın rahmetinden kaçılmaz. ‘ demiştin; bak şimdi kendin kaçıyorsun.” deyince,

Hoca komşusuna doğru döner ve;

“Be adam! Ben Allah’ın rahmetinden kaçmıyorum, Allah’ın rahmetini çiğnememek için koşuyorum.” der.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | ALLAH’IN RAHMETİNDEN KAÇIYORSUN… için yorumlar kapalı
Eyl 09

İZMİR’İN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞ GÜNÜ KUTLU OLSUN

İZMİR’İN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞ GÜNÜ KUTLU OLSUN

Cumhuriyet’in kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde silah arkadaşları ile birlikte 9 Eylül 1922 günü İzmir’i düşman işgalinden kurtardı.

9 Eylül 1922, İzmir’in kurtuluşu olarak tarihe kazındı. Türk ordusu, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde silah arkadaşları ile birlikte 9 Eylül 1922 günü İzmir’i düşman işgalinden kurtardı. Sakarya Meydan Muharebesi ile başlayan Türk ordusunun zaferleri Yunan askerlerinin denize dökülmesi ile son buldu.

İzmir Hükûmet Konağı’na Türk bayrağını göndere çeken ilk komutan Yüzbaşı Şerafettin’di.

“Altın ve kıymetli taşlarla işlemeli kılıç, Atatürk tarafından 15 Eylül’de Şerafettin Beye verilmiştir.”

1- YÜZBAŞI ŞERAFETTİN İZMİR: İzmir’e ilk giren komutan olan Yüzbaşı Şerafettin Bey, Mustafa Kemal tarafından, kurtuluştan iki gün sonra kendisine verilen ‘İzmir’ adını, Soyadı Kanunundan sonra, soyadı olarak almıştır

2- Yaşamının son yıllarında felç geçirmiş, her 9 Eylül’de, İstanbul’da yaşadığı evinin penceresine astırdığı Türk Bayrağına bakarak huzur bulmuştur. İzmirliler tarafından kendisine verilmek istenen evi, “Benim yaptığım bir vatan hizmetiydi” diyerek reddetmiştir

3- Buhara Cumhuriyetinden biri Atatürk’e, ikincisi İnönü’ye hediye, üçüncüsü İzmir’e giren ilk komutana verilmek üzere gönderilen altın ve kıymetli taşlarla işlemeli kılıç, Atatürk tarafından 15 Eylül’de Şerafettin Beye verilmiştir

4- Bu kılıç, Yüzbaşı Şerafettin’in eşi Siret Hanım tarafından, İzmir’de açılması planlanan İnkılap Müzesine konulması için İstanbul Valiliğine verilmişse de, maalesef kaybolmuş ve tüm aramalara karşın bulunamamıştır.

5- Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İzmir’e ilk giren Yüzbaşı Şerafettin Bey ile Kurtuluş Savaşına katılan, adları bilinen ve bilinmeyen tüm kahramanları saygıyla ve minnetle anıyoruz.

6- Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun. Kadifekale, Konak ve diğer yerlere dikilen Bayrağımızı sonsuza dek indirmemek bizim sorumluluğumuzdur.

İzmir’in kurtuluşu kutlu olsun…

Ne mutlu Türk’üm diyene!

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | İZMİR’İN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞ GÜNÜ KUTLU OLSUN için yorumlar kapalı
Eyl 05

ARAP ASKERLER ÇANAKKALE’DE TÜRK ASKERİNİ ARKADAN VURDU

ARAP ASKERLER ÇANAKKALE’DE TÜRK ASKERİNİ ARKADAN VURDU

Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu Çanakkale Savaşı ile ilgili dikkat çeken bir bilgi paylaştı.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Babüroğlu, Arap Alayı’nın Çanakkale’de Türk askerini nasıl arkadan vurduğunu açıkladı.

Kolordu Kurmay Başkanı Albay Fahrettin Altay’ın anlatısını paylaşan Babüroğlu’nun paylaşımında Arap erlerinin savaş zamanı Alaydan kaçtıkları çadıra saklandıkları ve nargile içtikleri bilgisi var.

Ayrıca bu Alay emrinin de 27înci Alay’a arkadan ateş ettikleri ve kayıp verdirdikleri ortaya çıktı.

27’inci Alay Komutanı Yarbay Şefik Aker ise Arap Alayı ile ilgili şunları aktarmış:

Bu Arap askeri yerine bunlarla değiştirilen Türk erleri olsaydı gündüz sarsılan ANZAC daha o gece vapurlarına çekilmek zorunda kalırlardı.

Babüroğlu paylaştığı alıntının üstüne is şu not düştü:

Çanakkale Muharebeleri’nde dağılan, kaçan 77’nci Alay…

Mustafa Kemal hiç yanılmadı…

Öte yandan konuyla ilgili bir kullanıcını yorumuna cevap veren Babüroğlu, “Çanakkale’de Mustafa Kemal’in, Fahrettin Altay’ın, Şefik Aker’in anıları bu yönde. Diğer cephelerde de benzer durum var. Ancak, genelleme yapmamakta yarar var.” ifadelerini kullandı.

Alıntı: Naim Babüroğlu

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , | ARAP ASKERLER ÇANAKKALE’DE TÜRK ASKERİNİ ARKADAN VURDU için yorumlar kapalı
Eyl 03

İŞTE PKK’NIN İŞBİRLİĞİ YAPTIĞI TERÖR ÖRGÜTLERİ

İŞTE PKK’NIN İŞBİRLİĞ YAPTIĞI TERÖR ÖRGÜTLERİ:

(Terörist T.A 11 yıldır terör örgütü PKK bünyesinde veya PKK ile yakın işbirliği içinde 20 silahlı örgütü anlattı.)

1- YPG: PKK/KCK’nın Suriye topraklarında 2011 yılında kurduğu silahlı terör örgütü. İsmi ‘Yekineyen Parastina Gel-Halk Savunma Birimleri’dir. YPG Komutanı Mahmut Berhadan’dır.

2- YPJ: YPG’nin kadın kuruluşudur. İsmi ‘Yekineyen Parastina Jin-Kadın Koruma Birimleri’dir. 2012 yılında kuruldu. Başında Beritan Dersim var.

3- Selçuklular Tugayı: Münbiç bölgesinde. SDG (Suriye Demokratik Güçleri) bünyesinde, YPG ile ittifak halindedir. 2013 yılında kuruldu.

4- Kuzey Güneş Taburu: Münbiç, Rakka ve Haseke’de aktif. Kuruluş tarihleri Nisan 2014. SDG içinde yer alıyor.

5- Anti Terör Birimleri (Yekineyen Anti Terör): YPG içinde sıkı eğitimden geçirilmiş örgüt üyelerinden oluşur. 2014’te kuruldu. ABD özel kuvvetleri eğitim veriyor. Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarında TSK’ya karşı çatışmalara girdiler.

6- Asayiş Özel Kuvvetleri (Hezin Asayişa Teybet): 2016’da kuruldu. YPG’nin asayiş birimidir.

7- Kürt Cephesi (Jabhat Al-Akrad ve Eniya Kurdan): Ağustos 2016’da kuruldu. Halep ve Rakka’da etkin. SDG bünyesinde bulunuyor.

8- Süryani Askeri Konseyi (MFS-Mawtbo Fulhoyo Suryoyo): Ocak 2013’te kuruldu. Suriye’nin kuzey hattındaki silahlı terör örgütüdür. Barış Pınarı, Zeytin Dalı’nda Mehmetçik’e karşı çatışmalara katıldı.

9- Rakka Devrimciler Tugayı (Liwa Thuwwar Ar-Raqqah): Eylül 2012’de Rakka’da kuruldu. Ayn İsa ve Rakka’da aktif. Barış Pınarı ve Zeytin Dalı harekatlarında YPG ile birlikte Mehmetçik’e karşı savaştı.

10- Devrimciler Ordusu (Jayş Al-Thuwwa): Mayıs 2015’te kuruldu. Araplar, Kürtler ve Türkmenlerden oluşuyor. Barış Pınarı, Zeytin Dalı operasyonlarında TSK’ya karşı çatışmalara girdi.

11- Rojava İç Güvenlik Güçleri (Asayişa Rojava): 2012 yılında kuruldu. YPG’nin sözde polis teşkilatıdır.

12- Habur Muhafızları (Khabour Mawtba): 2012 yılında kuruldu. Asurluların çoğunlukta bulunduğu Haseke’de ve Habur Vadisi’nde kuruldu. Süryanilerden oluşuyor. YPG terör örgütü ile müttefik. Bulunduğu bölgelerde Mehmetçik’e karşı savaşıyor.

13- Deyrizor Askeri Konseyi: 2016 yılında kuruldu. Çoğunluğu Araplardan oluşur. Deyrizor, Rakka ve Haseke’de etkin. YPG terör örgütü ile müttefiktir. Bulunduğu bölgelerde Mehmetçik ile çatışmalaa giriyor.

14- Uluslararası Özgürlük Taburu (Tabura Azadiya Internasyonal): 2015 yılında Rasulayn’da kuruldu. Solcu yabancı savaşçılardan oluşan bir gruptur. Barış Pınarı Harekatı, Zeytin Dalı ve Pençe-Kilit’te TSK’ya karşı savaştı ve savaşmaya devam ediyor.

15- Toplumsal Savunma Güçleri (Hezen Parastina Civaki): 2015 yılında Afrin’de kuruldu. Doğrudan YPG’ye bağlı. Kırsal kesimdeki yerel güçlerden oluşuyor.

16- Toplumsal Savunma Güçleri (Hezen Parastina Jin): Kadın teröristlerin birimi.

17- Menbiç Askeri Şurası (MMC): 2016 yılında Fırat Nehri üzerindeki Tişrin Barajında başta ‘Kuzey Güneş Taburu’ olmak üzere SDG’deki birkaç grup tarafından kuruldu. YPG’nin sorumluluğunda ancak ABD ve Fransa gibi yabancı ülkelerin hizmetindedir.

18- Cesurların Kuvvetleri (Al-Sanadid Kuvvetleri): Tilhemis bölgesinde konuşlu. 2013 yılında DEAŞ’a karşı savaşmak için kuruldu. YPG terör örgütü ile sıkı ittifak halinde. Kendilerine ‘kızıl ölümün yürüyüşçüleri’ diyorlar. TSK’ya karşı da çatışmalara giriyor.

19- Ulusal Savunma Kuvvetleri (Quwat Ad-Difa Al-Watani): 2012 yılında Suriye ordusunun yarı zamanlı gönüllü bileşeni olarak örgütlendi. “Golan Alayı”, “Kuneytra Şahinleri Tugayı” ve “Al-Shaitat Kabilesi Milisleri” birimleri vardır. İran, Rusya ve YPG ile müttefiktir. ÖSO ve TSK’ya karşı savaşıyor.

20- Süryani Güvenlik Polisi (Mawtbo D’Sutoro Suryoyo): 2012 yılında kuruldu. Suriye’nin kuzeyi ve doğusunda Hıristiyan Süryani bölgelerin sözde polis birimi. YPG’nin bazı kontrol noktalarını tutuyor.

Alıntı: Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | İŞTE PKK’NIN İŞBİRLİĞİ YAPTIĞI TERÖR ÖRGÜTLERİ için yorumlar kapalı
Ağu 31

AŞKA DÜŞTÜM DEME, KÖZ GİBİ YANMADIKÇA

AŞKA DÜŞTÜM DEME, KÖZ GİBİ YANMADIKÇA

* * *

Bir aşkın serüveni bir anda bitmez asla

Görünmez hiç ateşi dumanı tütmez asla

Mahşere kadar bile acısı gitmez asla

Yüreğin alev, alev öz gibi yanmadıkça

Aşka düştüm deme hiç köz gibi yanmadıkça

* * *

Yanmayı göze alan vazgeçmez aşığından

Kaçar mı hiç pervane o parlak ışığından?

Çilesini çekenler dönemez eşiğinden

Her dakika, her saat, bir ömür anmadıkça

Aşka düştüm deme hiç köz gibi yanmadıkça

* * *

O sevginin cemresi gönüllere düşse de

O ısı da gönüller ısınsa da, pişse de

O gönül sevdasını bir akla danışsa da

Her gördüğün güzeli o peri sanmadıkça

Aşka düştüm deme hiç köz gibi yanmadıkça

* * *

Farklı atar yüreğin kanın damarda coşar

Bedeninde her organ her anda ona koşar

Doğru yanlış yok olur, bütün hücreler şaşar

Nazına, cilvesine, tavrına kanmadıkça

Aşka düştüm deme hiç köz gibi yanmadıkça

* * *

Düşünmediğin vakit, anmadığın an olmaz

Onsuz yaşayamazsın bedeninde can olmaz

Yüreğinde heyecan damarında kan olmaz

Bir kuş gibi yüreğin o dala konmadıkça

Aşka düştüm deme hiç köz gibi yanmadıkça

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , | AŞKA DÜŞTÜM DEME, KÖZ GİBİ YANMADIKÇA için yorumlar kapalı
Ağu 30

MUHALEFETE

MUHALEFETE

Muhalefet, muhalefeti bıraktı mı? Ne oluyor size? Milletin en az %48’i muhalifsiniz diye size oy verdi; şimdi seçmenlerinizi ortada bırakıverdiniz.

Memlekette akıl almaz işler oluyor. Dolar gittikçe yükseliyor, pahalılık el yakıyor. Millet geçinemez durumda. Yoksul ve perişan. Ama muhalefette tık yok. Seçimlere kadar mıydı muhalefetiniz?

Ekonomik konuları, enflasyonu herkes yazıyor, söylüyor. Sadece muhalefet susuyor.

Ülkenin yalnız ekonomik sorunları mı var? İktidar yeni anayasa diye tutturdu; bunun için söyleyecek sözünüz yok mu?

“Ama montaj, ama şu, ama bu.” Hakkınızdaki montaj görüntülerini sineye mi çektiniz? Montaj videolarla yürütülen seçim kampanyasını sineye mi çektiniz?

Bakanlıktan istifa etmeden bakanlık imkânlarıyla yürütülen seçim propagandalarını sineye mi çektiniz? Devletin televizyonunda iktidara ayrılan saatlerle muhalefete ayrılan saatler arasındaki eşitsizliği sineye mi çektiniz? Bütün bunları sorgulamayacak mısınız? Bunları delilleriyle, görüntüleriyle birlikte sürekli gündeme getirip “Bu şartlarda yapılan seçimler meşru sayılabilir mi?” diye sormayacak mısınız?

Neler oldu size, niçin sustunuz? Yoksa sizde mi makam mevki peşine düştünüz? Ortalığı ayağa kaldırmanız gerekirken birbirinizin ayağına kurşun sıkmaya başladınız. Tamam, parti içinde meseleleriniz var ama günde birkaç defa başınızı kaldırıp sesinizi yükseltecek zamanınız da mı yok?

Mülteci / kaçak rezaletleri sürüp gidiyor; bu gidişe karşı kim duracak? Vatandaşın yalnız karnı aç değil, memleket elden gidiyor, diye canı yanıyor? Bu memleket Suriyelinin mi olacak, Afgan’ın mı olacak, diye kara kara düşünüyor; onun acı duygularına kim tercüman olacak?

Laiklik de orasından burasından çekiştirilip duruyor. Ortalık tarikatlara, cemaatlere bırakılmış durumda. Şeyhlerin gösterişli karşılanmaları, caddelerde uçuşan, sallanan sarıklar, cüppeler, lüks arabalarla konvoylar oluşturan din simsarları; güzel dinimizi, ahlaka dayanan dinimizi istismar eden, kendilerine mahsus akıl almaz görüşlerini, eylemlerini din diye pazarlayan tüccarlar… Okullarımıza kadar sokulan tarikat vakıfları… Bütün bunlar, her gün gözümüzün önünde olup dururken siz kendi derdinize düşmüşsünüz. Kaldırın başınızı, yükseltin sesinizi, millet sizden muhalefet bekliyor.

Yakında mahalli seçimler olacak, bu da mı umurunuzda değil? Ciddi, sürekli; yalanları, iftiraları, eşitsizlikleri gözlere sokucu, beyinlere yerleştirici bir muhalefetle mahalli seçimleri kazanmaya çalışmak varken; bütün enerjinizi bunun için sarf etmeniz gerekirken siz birbirinizi yiyorsunuz. Kaldırın başınızı, etrafınıza bir bakın ve size oy veren seçmenin nasıl kahrettiğini bir görün lütfen.

Mahalli seçimlerde yurt dışında yaşayan vatandaşlar da oy kullanmayacak. Ciddi, sürekli bir muhalefetle, geçen iki seçimde yaşananlardan alınan tecrübe ile mahalli seçimleri kazanma ihtimali yüksek. Mahalli seçimleri öyle oranlarla kazanmalısınız ki iktidarda bir güven sorunu oluşmalı.

Bir seçmen olarak beni partinizin içindeki şu veya bu hizip ilgilendirmiyor, ben muhalefet bekliyorum; ahlaksızlıkları, hırsızlıkları, her türlü kötü gidişi sürekli sergileyecek, teşhir edecek bir muhalefet bekliyorum.

Alıntı: Ahmet B. Ercilasun

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | MUHALEFETE için yorumlar kapalı
Ağu 29

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.” Mustafa Kemal Atatürk                                                                  * “Korkakların kıblesi yoktur. Güçlü gördükleri her yere secde ederler”. H. Hakkı Kahveci                                                  * “Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsızlık duymaz.” Victor Hugo

* “Eğer bir hak, başkalarına helal. Size, haram ise bilin ki o Allah’ın dini değil. Sömürgecilerinizin, dinidir.” Malcolm X

* “Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç̧ düşünülemez..”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk

* “Bir şeyin ticaretini yapan onu satar, sattığı ise artık kendisinin değildir. Dolayısıyla “Din ticareti” yapanın “Dini” yoktur.” El Kindi

* “İnsanların öldüğü, (öldürüldüğü) hiçbir dava haklı değildir!” The Piyanist

* “Hükümdar yol vermeden eşkıya kervan basmaz…” Sadi Şirazi

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı