Haz 06

TÜRK ÜLKÜSÜ

TÜRK ÜLKÜSÜ

Prof. Dr. Mustafa Erkal’ın Başkanı olduğu Aydınlar Ocağı’nın 2005 yılındaki “Birinci Türk Dünyası Sosyologlar Kurultayı”ndan.

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı rahmetli Prof. Dr. Turan Yazgan kurultayda tarihi bir konuşma yapmış ve “Türk Dünyası dünyanın en büyük potansiyel gücüdür ama 18’inci yüzyıldan itibaren soyulmuş ve esir edilmiştir. 250 milyonluk bu dünya gücünün problemlerine sosyologlarımız çözüm getirmelidir. Bu yolda çalışırken, sadece kendi beyinlerine güvensinler, nakilden, kopyadan vazgeçsinler. Dünyaya bugünkü teknolojiyi getirenler, Türk beyinleridir. ABD’nin ve Sovyetlerin feza yarışında en çok katkısı olanlar Türk beyinleridir, bilgisayarı da Azerbaycanlı bir âlim bulmuştur. Ama bu beyin gücü, Türk milletine hizmet etmiyor. Türk aydını da böyle; kendi dili ile konuşmuyor, kendi dili ile yazmıyor, kendi milletine ihanet içinde bulunuyor. Dünyada hiçbir milletin iki alfabesi yoktur ama Türkçe’nin 30 çeşit kiril ve 7 çeşit Latin alfabesi vardır.” demişti.

“VAHİT İDEA = ORTAK ÜLKÜ”

Prof. Dr. Mustafa Erkal’ın Başkanı olduğu Aydınlar Ocağı’nın 2005 yılındaki “Birinci Türk Dünyası Sosyologlar Kurultayı”nda Azerbaycan’dan Prof. Dr. Selahattin Halilov’un çok değerli konuşmasından;

“Her şeyden önce Türk Dünyası için umumi bir ideal, yön ve istikamet göstermeliyiz. Ayrıca felsefi araştırmalar gerekir ki sosyolojik araştırmalar bir anlam taşısın. Vahit bir idea oluşturmak gerekir. Öncül olan Türk kimliğidir. Ancak bu coğrafyadaki insanların ekonomik, sosyal durumlarını göz önüne almayan hiçbir çaba başarılı olamaz.

Ayrıca tüm yerküre için bir sosyolojik analiz gerekir. Neyin sayesinde Garp dünyası önde gidiyor?

Amerikalılar, Avrupalılar, Türk Cumhuriyetlerinde araştırmalar yapıyor; ‘Nice olur ki sizde aile bağları kuvvetlidir, nice olur ki sizde cemiyet hayatı kuvvetlidir?’ diye… Sonra da bunları dağıtmak istikametinde işler görürler. Köroğlu destanında, ‘Tüfek icad oldu mertlik bozuldu’ denilir. Şimdi Türk Milleti neden mutileşti? Çünki silahı yere koydu! Tabii fikir vuruşunda da öncül olmak gerekir. Büyük işler yapmak için muhit de lazımdır. Millî devletin fonksiyonu, halkın entelektüel potansiyelini yükseltmektir. Biz ferdi yarışmalarda öne çıkıyoruz ama takım oyunlarında genellikle başarısız oluyoruz. Millî devletten vahit ideaya geçişi, takım oyunu ile organizasyon ile başarabiliriz. Vahit ideanın bütün beşeriyet tarafından kabulü; küreselleşmedir, biz de bunu yapabiliriz.”

 

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | TÜRK ÜLKÜSÜ için yorumlar kapalı
Haz 05

SURATINA TÜKÜR

 TÜKÜR SURATINA!

 

Tükür, adalete uymayan yüze

Öyle bir tükür ki katmanla tükür

Gelmez ise Hakk’a, hukuka, söze

Suratına, suratına batmanla tükür

 

Helalinden olsun sofradaki aş

Baban bile olsa hak için uğraş

Yüzsüzler doğrudan anlamaz gardaş

Suratına, suratına batmanla tükür

 

Ardına sığınan kimse yalanın

Keyfini sürerse haksız talanın

Kahpece dünyaya fitne salanın

Suratına, suratına batmanla tükür

 

Hain, kinci, sapık, zalim  eserse

En üst makamlardan ahkam keserse

Vatana, bayrağa, halka küserse

Suratına, suratına batmanla tükür

 

Özünü kaybeden özden anlamaz

Bilirim bu tipler sözden anlamaz

Sert bakıştan, asık yüzden anlamaz

Suratına, suratına batmanla tükür!

 

Hainliğe karşı göğüs germezse

Gönüllere millî merhem sürmezse

Asil unsur Türk’e değer vermezse

Suratına, suratına batmanla tükür!

 

Yetim hakkı yeyip doyana tükür..

Haini ülkede koyana tükür..

Vatanı, milleti soyana tükür..

Suratına, suratına batmanla tükür!

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , | SURATINA TÜKÜR için yorumlar kapalı
Haz 04

MUSTAFA KEMAL’E ATATÜRK SOYADININ VERİLİŞİ

MUSTAFA KEMAL’E ATATÜRK SOYADININ VERİLİŞİ

 

Türk destanlarındaki bilge tipinin tüm özelliklerine sahip Atatürk, Türk halkının en önemli bilge tipidir. Bizce Atatürk ilkeleri de Atatürk’ün bilgeliğinin vesikalarıdır. Bu nedenle Atatürk, Türk halkının bilgesidir.

Soyadı Kanunu’nun çıkmasından 5 ay sonra 24 Kasım 1934 tarihinde TBMM tarafından oy birliği ile kabul edilen 2587 sayılı kanunla Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadı verilmiştir.

Soyadı Kanunu’nun çıkarıldığı sıralarda Mustafa Kemal Paşa için; 1. Etel, 2. Etelalp, 3. Korkut, 4. Arız, 5. Ulaş, 6. Yazır, 7. Emen, 8. Çoğaş, 9. Salır, 10. Begit 11. Ergin, 12. Tokuş, 13. Beşe, 14. Atatürk olmak üzere 14 soyadı adayı belirlenmiş, bunlardan ‘Atatürk’ soyadı, kimi kayıtlara göre Naim Nazım Onat, kimi kayıtlara göre de Saffet Arıkan’ın tavsiyesi üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın seçtiği soyadı olmuştur. İsmet İnönü’nün de 22 arkadaşıyla birlikte imzalayıp sunduğu kanun teklifi üzerine TBMM tarafından oy birliğiyle çıkarılan kanun “Madde: 1- Kemal öz adlı Türkiye Cümhur Reisine 24/11/1934 tarih ve 2587 sayılı kanunla verilmiş olan ATATÜRK soyadı yalnız tek şahsına mahsustur, hiç kimse tarafından öz ve soyadı olarak alınamaz, kullanılamaz ve kimse tarafından hiç bir suretle bir kimseye verilemez.” biçimindedir. 17 Aralık 1934’te çıkarılan yasa ile de bu soyadının diğer kişiler tarafından kullanılması yasaklanmıştır.

Kanunun 1. Maddesinde geçen öz sözünün Mustafa Kemal’in eski soyadı olup olmadığı tartışma konusudur.

26 Ağustos 1936’da Dolmabahçe’de düzenlenen 3. Dil Kurultayı’nda Atatürk’ün huzurunda Atasözünün etimolojik kökenini inceleyip bir bildiri sunan Vecihe Kılıçolu (Hatiboğlu) sunumunu yaparken “Bilge anlamına da gelen ‘Ata’ sözü Türklük kadar eskidir ve Atatürk kadar bizimdir” demesiyle Atatürk’ün oturduğu yerden kalkıp omzunu sıvazlayıp bildirisini beğendiğini “Güzel yazmışsın, güzel de okudun” demesi üzerine Atatürk adının etimolojisi üzerine birçok çalışma yapılmış, yapılan bütün çalışmaların ‘Ata’ sözünün ‘Bilge’ sözüne Atatürk’ün de ‘Türk Bilgesi’, ‘Türk Atası’ kavramlarına çıktığı perçinlenmiştir.

Soyadı kanunundan sonra bazı kişilerin soyadlarını Atatürk bizzat seçip vermiştir. Bunlar: İsmet Paşa (İnönü), Celal (Bayar), Dr. Tevfik Rüştü (Aras), Recep (Peker), Hasan Rıza (Soyak), Salih (Bozok), Nuri (Conker), Ali Saip (Ursavaş), İbrahim Necmi (Dilmen), Ahmet Cevat (Emre), Naim Hazım (Onat), Dr. Refik (Saydam), Dr. Saim Ali (Dilemre), Ali Canip (Yöntem), Cevat Abbas (Gürer), Kazım Paşa (Özalp), Ali (Çetinkaya), Ruşen Eşref (Ünaydın), Vasıf (Çınar), Fahri Sabit (Korutürk)’tür.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , | MUSTAFA KEMAL’E ATATÜRK SOYADININ VERİLİŞİ için yorumlar kapalı
Haz 03

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Fazla tevazuun sonu vasat insandan nasihat dinlemektir.” İbni Haldun

* “Hiçbir iyilik cezasız kalmaz…” Murphy kanunu

* “Yaşam ne kadar kötü gözükürse gözüksün, her zaman başarılı olacak bir yol vardır. Hayat varsa, umutta vardır.” Stephan Hawking

* “Bu ülke için, daha yapacağım çok iş var.” Doğan Cüceloğlu

* “İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız kendi kendini öğütür…” İbni Haldun

* “Tarikatlar ve cemaatlar, batının Türkiye deki ileri karakollarıdır.” Fevzi Çakmak

* “O kadar ihanet gördüm ki, bağrım Karacaahmet Mezarlığı’na döndü.” Osman Bölükbaşı

* “Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihân harâb,
Eyler anı müdâhane-i âlimân harâb”
(Herkes bilir ki fitne, fesat ile dünya düzeni bozulmaz. Onu, -ancak- bilginlerin, hocaların, aydınların, okumuşların güce yaltaklanmaları harap eder.) Keçecizâde İzzet Molla

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Haz 02

ÇİFT DEĞİL, ÜÇLÜ, DÖRTLÜ, BALLI MAAŞLAR”

“ÇİFT DEĞİL,  ÜÇLÜ, DÖRTLÜ, BALLI MAAŞLAR”

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın aylık maaşını Kuveyt Türk 2021 Genel Kurul Tutanağı’nı inceleyen CHP milletvekili Deniz Yavuzyılmaz tespit etti ve sosyal medya hesabından paylaştı:

– Bakan yardımcılığı maaşı: 27 bin 717 liracık,

– Kuveyt Türk Bankası Yönetim Kurulu üyeliğinin dolar endeksli ücreti: 64 bin 454 liracık,

– Kuveyt Türk Bankası Yönetim Kurulu üyeliğinin kâr payı: 84 bin 556 liracık,

– Toplam aylık: 176 bin 727 liracık/21 bin 450 Amerikan Doları…

Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni ve CNN Türk televizyonunda “Tarafsız Bölge” programını yapan Ahmet Hakan’a “Dolarla mı maaş alıyorsun?” diye soran ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı bırakan Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın kulağı çınlasın…

***

Birçok yerden maaş alan bürokratların durumunu 25. dönem AKP milletvekili ile konuştum. AKP milletvekilinin çok önemli iddiaları var.

Soru: Bazı bürokratlar milletvekillerinden çok maaş alıyor. Bu durum AKP milletvekillerini rahatsız etmiyor mu?

– Dedi ki; “4-5 yerden maaş, huzur hakkı, kâr payı gibi gelir elde eden AKP’nin bürokratları gelirlerinin belirli miktarını bazı vakıflara bağışlıyorlar.”

Soru: Bu vakıfları kim ya da kimler belirliyor?

– Dedi ki; “Genellikle göreve atayanlar belirliyorlar ki tabii onlara da parti üst yönetiminden liste veriliyor…”

Soru: Hangi vakıflar bunlar? Hangi amaçla bu bağışları yapılıyor? Örneğin Erdoğan ailesinin vakıfları da var mı?

– Dedi ki; “Cemaat ve tarikatlarınkiler de dahil birçok vakıf var, göstermelik amaç yoksul aile çocuklarına yurt yapmak ve onlara burs vermek. Erdoğan ailesinin Türken Vakfı New York’ta dünyanın en pahalı yeri olan Manhattan’da süper lüks yurt inşa ediyor. Bağışlar olmasa nasıl yapılabilir?”

 

Alıntı: O. Uğuroğlu

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | ÇİFT DEĞİL, ÜÇLÜ, DÖRTLÜ, BALLI MAAŞLAR” için yorumlar kapalı
Haz 01

ÇINGIRAĞI KİM BAĞLAYACAK

ÇINGIRAĞI KİM BAĞLAYACAK

Fareler, her gün bir arkadaşlarını kediye kaptırıyormuş, Toplantı yapmışlar, “Bu tehlikeden nasıl kurtuluruz?” diye herkesten çözüm üretmelerini istemişler. Genç bir fare, “Kedinin kuyruğuna çıngırak bağlayalım. Bize doğru geldiğinde sesini duyar, kaçarız” diye bir öneride bulunmuş. Hepsi öneriyi çok beğenmiş. Ancak en yaşlı fare, “İyi, güzel de çıngırağı kedinin kuyruğuna kim bağlayacak?” diye sormuş.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | ÇINGIRAĞI KİM BAĞLAYACAK için yorumlar kapalı
May 31

“TÜRK DİYE BİR IRK YOKTUR” ÖYLE Mİ?

“TÜRK DİYE BİR IRK YOKTUR” ÖYLE Mİ?

Time dergisinden en yetkili ağızlardan “Büyük Sıfırlama” kapağı ile çıkararak en büyük sıfırlamanın Akdeniz havzasında yapılacağını ilan ettiler. Buna rağmen, insanlar, bütün bunlar doğal sürecin eseriymiş gibi konuşanlara inanmayı tercih ediyor. Çünkü gerçeklere inanmak canlarını acıtıyor… Time dergisinin o sayısında yazısı yayınlanan Sompo Holding yöneticisi Kengo Sakurada, “COVID-19 bir hesaplaşmadır. Dijitalleşme ve küreselleşmenin genişlemesiyle kapitalizm daha büyük eşitsizlikler ve bölünmeler üretti. Mevcut haliyle kapitalizm, insanlığın refahına gerçek anlamda katkıda bulunmuyor. Sosyal sürdürülebilirliği ve insanların refahını birleştirmek için kapitalizmi yeniden hayal etmemiz gerekiyor” diyordu ama sürecin bir hesaplaşma olduğunu biz söyleyince insanlar şüpheyle bakıyor.
***
Bu durum, İzmir işgal edildiğinde de yaşanmıştı.
İzmir’in işgal edildiği gün, dönemin Harbiye Nazırı Şakir Paşa, basına yaptığı açıklamada “Bu gibi söylentilere önem vermeyin” diyordu.
Hulki Cevizoğlu, “İşgal ve Direniş; 1919 ve Bugün” adlı kitabına bu sözlerle başlamıştı.
Çünkü bugünkü Türkiye’de yaşanan vahim olaylar da bir süre İzmir’in işgalinin saklandığı gibi halkın bilgisinden kaçırılıyor.
Ekonomik kararlar, Türkiye’yi ipotek altına sokarken, bir taraftan da “Andımız” kararında olduğu gibi Türk kimliğiyle uğraşmaya devam ediyorlar.
Hâlbuki Türk kimliğine yönelik operasyon, Bernard Lewis‘in 1996 yılında İstanbul’da verdiği konferansla başlamıştı. Adam, Orta Doğu’da Türk, Arap, Fars gibi kimliklerin yerini Orta Doğu kimliğinin alabileceğini söylemişti. The Wall Street Journal gazetesinin 28 Kasım 2006 tarihli sayısında, Hugh Pope düğmeye basmış ve Türk kimliğinin Anadolu’daki eski nüfusa katkısının yüzde 10 oranında olduğunu iddia etmişti..
Bu uydurmaları sözde bilimsel verilerle desteklemek için Boğaziçi Üniversitesi’nde bir anket yaptırılmış, bazı yazarlara, “Türk diye bir ırk yoktur” diye yazılar yazdırılmıştı!
Tarih Vakfı da Rockefeller Vakfı’nın parasıyla yerel tarih grupları kurarak Türkiye’deki eski azınlıkların tarihini araştırmıştı.
***
Yine de yolun sonuna gelindi. Hiçbir ülke Merkez Bankası’nın nasıl boşaltıldığını anlatamayan bir iktidara daha fazla dayanamaz. Dünyanın bütün güçleri desteklese de artık zamanı gelmişse, ülkenin aleyhine kararlar almaya çalıştığı anlaşılan bir iktidar ayakta duramaz.
Patates, soğan da dağıtsalar, her öğün sıcak yemek de verseler, gerçekler halk tarafından anlaşılmaya başlandı.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | “TÜRK DİYE BİR IRK YOKTUR” ÖYLE Mİ? için yorumlar kapalı
May 30

KENEVİR MUCİZESİ VE ABD ŞEYTANLIĞI!..

KENEVİR MUCİZESİ VE ABD ŞEYTANLIĞI!..

Yıl 1914, I. Dünya Savaşı yılları ve Amerikan doları üzerinde “Kenevir” tarımı yapan çiftçiler var.

Bunu aklınızın bir köşesinde tutunuz ve okumaya devam ediniz…

Endüstriyel Kenevir sadece bir tarım bitkisi değildir!

Petrolün ve doların panzehridir!

KENEVİR NİÇİN YASAKLANDI?

1-Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.

2-Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaca eş kağıt üretilebilir.

3- Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir.

4-Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda.

5- Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir.

6-Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz.

7-Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.

8-İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “KANVAS” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir. Kenevir ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.

9-Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır.

10-Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi’de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır.

11-Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.

12.-Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz.

13-Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.

 

Alıntı

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | KENEVİR MUCİZESİ VE ABD ŞEYTANLIĞI!.. için yorumlar kapalı
May 29

“GRİ PASAPORTLA İNSAN KAÇAKCILIĞI” MI YAPILIYOR?

“GRİ PASAPORTLA İNSAN KAÇAKCILIĞI” MI YAPILIYOR?

Türkiye, 1961’den itibaren Almanya’ya işçi göndermeye başladı. Şimdi ise devlet memuru pasaportu ile ilticacı gönderiyor!
Halk TV’de Barış Terkoğlu‘nun  “Biz Avrupa’ya insan gönderiyoruz. Avrupa ise bize çöplerini veya atıklarını gönderiyor, Geldiğimiz yer budur…” sözlerine denk geldim.
Haberleri gözden geçirirken de BBC’de Avrupa Birliği İstatistik Ofisi, Eurostat’ın açıklamasını okudum. Eurostat’a göre Avrupa’dan yapılan atık ihracatının en büyük alıcısı Türkiye!
Eurostat verilerine göre, “AB ülkelerinden yapılan atık ihracatı 2004 yılından bu yana yüzde 75 arttı. Yıllık 32,7 milyon tonu bulan atık ihracatının 13,7 milyon tonu Türkiye’ye gidiyor. Avrupa makamlarına göre Türkiye, Batı Avrupa atıkları için en önemli depolama alanı!”
Kahredici ama Millî Bayramların çeşitli bahanelerle kutlanmasının yasaklandığı Türkiye’nin durumu bu!

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | “GRİ PASAPORTLA İNSAN KAÇAKCILIĞI” MI YAPILIYOR? için yorumlar kapalı
May 28

BAYKUŞLAR TÜNEDİ…

BAYKUŞLAR TÜNEDİ…

 

Kaygısız yaşamak ah ne güzeldi!

Hangi eğitimden geçip de geldi

Bir mermi hızıyla sineyi deldi

Baykuşlar tünedi öz yurdumuza…

 

Bir yağdanlık bulmuş herkes kendine

Biz de esir olduk cahil fendine

İş, nasıl yapılsın dengi dengine

Baykuşlar tünedi öz yurdumuza…

 

Nasıl bu karanlık zifiri, koyu

Yarınımız belli bir dipsiz kuyu

Söyleyin ne kaldı çıkmadık suyu?

Baykuşlar tünedi öz yurdumuza…

 

Gözümüze baka baka yalanı,

Söylüyorlar yapmak için talanı

Ayarlayıp onu, bunu, falanı

Baykuşlar tünedi öz yurdumuza…

 

Bilinçsizce ele verir talkını

Bu iştah ne yutmak için salkımı?

Bezdirdiler candan, maldan halkımı

Baykuşlar tünedi öz yurdumuza…

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | BAYKUŞLAR TÜNEDİ… için yorumlar kapalı