Mar 10

ÖMER SEYFETTİN

ÖMER SEYFETTİN

– Öncelikle bir yazardır. 11 Mart 1884’te doğmuş ve 6 Mart 1920’de vefat etmiş bir yazardır. Türkçenin bugünkü biçimini almasını sağlayan Yeni Lisan Hareketinin öncülerinden ve bu Türkçenin kullanıldığı, Türk insanının tarihsel değerleriyle, insanî hasletleriyle anlatıldığı milli edebiyatın kurucularındandır. Bu edebiyat hareketi uyandırdığı ruh iklimiyle Türk insanının kendini bularak dirilmesini sağlamış, millî varlığı ve millî devleti için mücadele vermeyi sağlamıştır. Kısacası sadece bir yazar değil aynı zamanda bir düşünce adamıdır.

 

– Önce Ömer Seyfettin’in Türk edebiyatındaki yeri

– Ömer Seyfettin hem Türk edebiyatı hem de Türk düşünce tarihi için çok önemli bir isimdir. İlk olarak edebiyat tarihimizdeki önemine değinirsek bir yazar olarak Ömer Seyfettin’i belirlememiz gerekir. 20. yüzyılın başlarından itibaren eser vermeye başlayan yazar, her şeyden önce bir hikâyecidir. Modern Türk hikâyesinin Samipaşazade Sezai ve Halit Ziya’dan sonraki önemli bir dönüm noktasıdır. Hikâyemiz onunla Cumhuriyet dönem hikâyesine bağlanır. Onun hikâyesi kurgu özellikleri, konuları, ironiyi kullanışı, insanî değerleri vurgulayışı ve Türkçenin bir sanat dili haline gelmesine katkıları bakımından değerlidir.

 

– Ömer Seyfettin için  ‘dil’in önemi

Düşünce tarihimize katkılarına tam bu noktadan geçiş yapılabilir. Ömer Seyfettin 20. yüzyıl başında imparatorluktan millî devlete geçiş sürecinde dönemi şekillendiren önemli isimlerdendir. Bir edebiyat sanatçısı olduğu için bu geçiş sürecini özellikle de dil üzerinden yürütmüştür. Çünkü dil millete giden yolculuğun en önemli maddesidir. Ama edebiyat sanatının da ham malzemesidir. Dolayısıyla bu dönem için dil, belki de Türk tarihi içindeki en hayatî görevini üstlenmiş ve Türklük bilincinin uyandırılmasında tartışmasız önemli bir rol üstlenmiştir. Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve Ali Canip’le birlikte Genç Kalemler dergisinde başlattıkları ‘Yeni Lisan Hareketi’yle Türk edebiyatı için önemli bir dönem olan Millî Edebiyatın ve Türk düşünce tarihi için önemli bir hareket olan Türk milliyetçiliğinin öncüsü olmuştur.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , | ÖMER SEYFETTİN için yorumlar kapalı
Mar 09

BATAĞA SAPLANMAK

BATAĞA SAPLANMAK

 Libya’da ne işimiz var?” sorusunun cevabını nasıl vereceksiniz? Hadi gittik, ya bütün dünya üzerimize çullanır, elimizdekinden de olursak?

İş nereye varır biliyor musunuz? Revel Mülâkatı’na.

Revel, Estonya’nın başşehri Tallin’in eski adı. Baltık kıyısında. İngiltere Kralı VII. Edward ile Rusya Çarı II. Nikola, burada buluşmuşlar, 9-10 Haziran 1908’de Osmanlı ülkesini parçalama hesabı yapmışlardır. Osmanlı’nın çöküşünü hızlandıran bu buluşmadır.

İttihat ve Terakkî’ye yüklenen muhteremlerimiz, İttihatçıların olmadığı döneme, 1878 Berlin Antlaşması’na doğru bir gitsinler, Abdülhamîd-i Sânî, neye imza atmış bir görsünler. Bunun neticesi elbette Revel Görüşmesi olacaktı ve elbette bunun neticesi, İttihat ve Terakkî’nin bir “millî mücadele” başlatması olacaktı.

Devlet erkânından kaçı Berlin Antlaşması’nın bizden ne götürdüğünü idrak etmiştir? Kaçı Revel Mülakâtı’nın nelere yol açtığını aklına getirmiştir?

Revel Mülâkatı’ndan haberleri var mı ki?… Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Manastır Merkezi‘nin yayınladığı beyannameden ise hiç söz etmeyeyim.

Şimdi her yerde gördüğümüz Amerika’nın tarihteki karşılığı İngiltere’dir. “Güneş Batmayan Ülke” idi İngiltere. Emperyal kolları dünyayı çerçevelemişti.

Geçmişte VII. Edward ile II. Nikola, kadeh tokuştururken, zamanımızda Trump ile Putin‘in kadeh tokuşturmayacağını kim iddia edebilir?

Ortadoğu’yu bölüşüyorlar işte… Suriye’nin bir ucunu ABD çekiştiriyor, bir ucunu Rusya ve ikisi de bize karşı bir noktada birleşiyor.

Ya Libya? Bakmayın siz ABD’nin Millî Trablus Hükûmet’ini desteklediğine. Diğer tarafta küçük kankaları Mısır diktatörü, BAE despotları, Suudî Hanedanı, Hafter‘e her türlü desteği sağlıyor. Rusya, kan emici çapulcuları Hafter‘in koltuk değneği.

Esip gürlemeyle olacak iş değil. Çıkış yolunu nasıl buluruz? Bilen var mı?

 

Alıntı

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | BATAĞA SAPLANMAK için yorumlar kapalı
Mar 08

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki

tarikat, medeniyet tarikatıdır” Mustafa Kemal Atatürk.

* “Yoksulluk suçun anasıysa, akılsızlık da babasıdır.” Jean de La Bruyère

* “Herhangi bir dine mensup olmak sizi iyi biri yapmaz. İyi insan olmak, vicdanla ilgilidir. Vicdan, insanın içindeki Tanrıdır.” Viktor Hugo

* “İnsanlar arasında yaşamak güçtür. Susmak çok güçtür de ondan.” Nietzsche

* “Güzel yüz, aynaya vurgundur.” Hz. Mevlânâ

* “Her bildiğini söyleme, her söylediğini bil.” Clavdius

* “Büyük işlerde herkese yaranmak zordur.” Solon

* “Cumhurbaşkanı’nın seçtiği 13 HSK üyesi varken yargıya güvenir misiniz? Yargı bağımsızlığına güvenir misiniz? 3 lisan bilen 60 yıllık hukuk insanı

olarak, Türk ve Müslüman olarak bunları söylemek benim boynumun borcudur”   Prof. Fikret Eren  

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Mar 07

NİZAMÜLMÜLK’ÜN SİYASETNAMESİ’NDEN

NİZAMÜLMÜLK’ÜN SİYASETNAMESİ’NDEN

Nizamülmülk‘ün Siyasetname‘sinden. Sultan Alparslan‘ın komutanı Erdem‘e tek at kılını eline alıp koparır, 10 at kılını birden eline alıp koparır ama bunun kat kat fazlası ve hatta örgülü olanını koparamaz. Üstelik bu nasihatini, kendisini de kastederek siz Türk’sünüz, birlik olun Deylemlilere kanmayın” der

İngilizler Hindistan’ı (Pakistan ve Bengladeş de aynı sınırlar içinde) işgal etmişti. Emperyalizme karşı mücadele veren Hintlilerin efsanevî ismi Mahatma Gandi‘nin yazdıklarını ibretle okuyalım:

“Hindular ve Müslümanlar ne zaman İngiliz kolonyalizmine karşı ortak hareket etmeye başlasalar hemen birileri bir gece bir inek kesip ölüsünü Hinduların geçtiği yola atardı. Bunun üzerine insanlar onları bırakıp birbirlerine saldırırlardı.”

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | NİZAMÜLMÜLK’ÜN SİYASETNAMESİ’NDEN için yorumlar kapalı
Mar 06

ŞEREFSİZİN KANI KURUSUN

ŞEREFSİZİN KANI KURUSUN!

 

Milletin başına fitneler örüp

Katan şerefsizin kanı kurusun

Vatan toprağını değersiz görüp

Satan şerefsizin kanı kurusun

 

Tümden tabi olmuş şeytana,cine

Saygı duymak bilmez kendi ceddine

Hem de insanlığın coşkun kalbine

Batan şerefsizin kanı kurusun

 

Olmaz adalette torpil ve kura

Muz cumhuriyeti değildir bura

Orduya, millete hadsiz iftira

Atan şerefsizin kanı kurusun

 

Özünden koparsa kurur her yaprak

Şehitler uğruna vatandır toprak

Her an dalgalanır şanlı al bayrak

Çatan şerefsizin kanı kurusun

 

İpotek koyarlar bunlar güneşe

Hiç acımadılar kardeşe, eşe

Emperyalistlerle Türk’ü ateşe

İten şerefsizin kanı kurusun

 

Her şeyi biliyor yüce El Vâli (c.c)

İyiye gitmiyor ülkenin hali

Tepemizde tıpkı baykuş misali

Öten şerefsizin kanı kurusun

 

Türklük Müslümanlık bir şeref işi

Ona düşman ise haindir kişi

Papazı, Hahamı hem de Keşişi

Tutan şerefsizin kanı kurusun

 

Bayrak bir milletin şerefi arı

O yüzden çekeriz hep en yukarı

Tüyü kıpırdamaz yoksa çıkarı

Yatan şerefsizin kanı kurusun

 

Vallahi vatandaş canından bıktı

Soygunlar, vurgunlar ayyuka çıktı

Kutsal değerleri düşmanca yıktı

Yıkan şerefsizin kanı kurusun

 

Söyleyecek söz çok ar ediyorum

Şerefi, edebi var ediyorum

Ben haramı bile dar ediyorum

Yutan şerefsizin kanı kurusun

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , | ŞEREFSİZİN KANI KURUSUN için yorumlar kapalı
Mar 05

ARŞİVDEN: “HOCA EFENDİ” HAYRANLIĞI

ARŞİVDEN: “HOCA EFENDİ” HAYRANLIĞI

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

– Hoca Efendi’nin böyle bir sıkıntısı da yok. Bu hasret niye? Bu gurbet niye? Allah sağlık, sıhhat afiyetler versin.

– Bu sıla hasreti artık bitmelidir. Bitsin istiyoruz.

–  Dünyanın dört bir yanından okyanus ötesinden bu sürece destek veren kardeşlerimi kutluyorum.

– Sırtınızı devlete dayamadan bugünlere ulaştınız. Helal para ile bugünlere geldiniz. Sizler arkanıza çeteleri, mafyaları alarak değil, hukuk dışı örgütlenmeleri alarak değil, arkanıza milleti alarak bu büyüklüğe ulaştınız.

– 17 üniversite kurmak için geldiler hepsini onadım.

– Okullar için yer istediler hepsini verdik.

– Uluslararası camiada davet ettiler devlet başkanlarına, hükümet başkanlarına bunları biz refere ettik.

– Olimpiyat dediler her türlü desteği verdik, ne nankörlüktür bu ya!

– Ne istediniz de alamadınız?

AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt: (Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge canlı yayınında)

– Bizde ittifak yaptık. Ben bizzat cemaatle birçok görüşmelerde bulundum. Bu konuda çevremizde eşimiz, dostumuz akrabalarımız var. Burada yadırganacak bir şey yok oda bu ülkenin bir gerçeğiydi.

– Biz askeri vesayete karşı mücadele verirken onlar yanımızdaydı. Biz bir şeyi karıştırdık. Onların bizim yanımızda olması bu askeri vesayetin ilk defa Rusya üzerinden yapılmasıyla ilgili olarak bize yanımızda olmakla ilgili görevlendirmelerindenmiş.

– Amerika’yla beraber cemaatte bizim yanımızda yer aldı. Amerika, cemaat ve biz Türkiye’de askeri vesayeti yıktık.

AKP Kayseri Milletvekili İsmail Tamer

– Bizi Meclis, Amerika’daki Türk günlerine gönderdi. Grup olarak biz vardık.

Hüseyin Çelik

– Cemaat devleti ele geçirmiş, devlete sızmış bunlar kargaları güldürür.

Bekir Bozdağ

Soru: Poliste, yargıda bir cemaat yapılanması var mı?

– Hayır, öyle bir şey olabilir mi?,

– Fethullah Gülen bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir kıymettir. Seversiniz, sevmezsiniz değerli bir insandır, bilge bir insandır bu ülkenin milli ve manevi değerlerine bağlı nesillerin yetişmesi için hizmetini yapıyor.

– Her şeyi de açık. Devletin denetimi, gözetimi altında açık.

– Bu ateşi yakan, bu yolu açan ve bu fikri veren ve bu yolda yürüyenlere destek olan her türlü katkıyı sunan muhterem Fethullah Gülen hocaefendiye de Antalya’dan gönül dolusu selamlar, saygılar gönderiyorum. Kendisine teşekkür ediyorum.

Binali Yıldırım

– Hocaefendinin İzmir Kestane Pazarı’nda başlattığı hizmetin bugün dünyanın dört bir yanında yayılmış olmasını görmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz.

– Ogün hocaefendiye sahip çıkmasaydınız, evinizi, gönüllerinizi açmasaydınız bu güzellikler yaşanmayacaktı.

Melih Gökçek

– Hoşgörünün, diyaloğun, barışın simgesi değerli büyüğümüz, bu işin değerli mimarı Fethullah Gülen hocamıza da sonsuz teşekkürler ediyorum.

– Bu eğitim ordusunu yola çıkartan değerli büyüğümüze Allah uzun ömürler versin diyorum.

Kadir Topbaş

– Bu vizyonu ortaya koyan hocaefendiye de saygılarımı arz ediyorum.

Mehmet Ali Şahin

– Fethullah hocaefendiyle telefonda görüştüm ve geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Kendisini severim.

– Fethullah Hoca cemaati dediğimiz kişiler bizim kardeşimizdir.

Fatma Şahin

– Bu başarının baş mimarı olan Fethullah Gülen ağabeyimizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Ahmet Gündoğdu

– Fethullah hoca cemaatinin de Türkçe Olimpiyatları ve Türk okullarıyla yaptığı hizmetin tartışmaya açılmasının, şaibe altında bırakılmasını doğru bulmuyoruz.

 

Reşat Petek

Sayın Fethullah Gülen hocaefendi beraat etmesine ve bu karar kesinleşmesine rağmen Ergenekon yapılanmasının parlamentodaki uzantıları tarafından “çete” diye hakkında meclis kürsüsünden konuşma yaptılar. (CHP’li Kamer Genç ve milletvekillerinin konuşmaları üzerine)

Öznur Çalık

– Tüm dünyaya Türkçeyi konuşturan yüreklere çok teşekkür ediyorum.

Bülent Arınç 

– Muhterem hocaefendi 12 seneden beri Türkiye’nin dışında. Haksız bir şekilde ülkesinden hicrete mecbur edildi. 12 senedir hakkında yapılmadık iddia kalmadı.

– Medyası, siyasileri, bir takım çıkar odakları, Türkiye’nin karışmasında fayda ve menfaat umanlar hocaefendiyi hep kötülediler, hep yanlışı olduğunu söylediler, hep ona şüpheyle baktılar, hep bağlantılarını araştırdılar.

– Hocaefendi yarın uçağa binip geldiğinde havaalanında onu çiçeklerle karşılayacaklar hakkında bin bir türlü iftira yapanlar olacak.

Numan Kurtulmuş

– Hocaefendinin yerinde olsam Türkiye’ye gelirim. Eğer elimde imkân olsa gelmesini sağlayacak altyapıyı hazırlarım.

 

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | ARŞİVDEN: “HOCA EFENDİ” HAYRANLIĞI için yorumlar kapalı
Mar 04

KAN VE SOY

KAN VE SOY

Nasrettin Hoca bir gün köyünden kalkar bir başka köye gider. Gittiği köyde gireceği evin önünde yatan köpeği görür. Kızgın bir şekilde köpeği dövmeye başlar. Gürültüden dışarı çıkan hane halkı ve köylüler Nasrettin Hoca’ya “Hocam bu zavallı hayvan sana ne yaptı da hayvanı dövüyorsun? Diye sorarlar. Hoca “ Bizim köyden gelirken itin birisi bana saldırdı. Yolda gelirken de bazı itler arkamdan havladılar.” Diye cevap verir. Köylüler “Tamam Hocam anladık ama bu itin ne suçu var.” Derler. Hoca “ Bu it te o itin kanından ve hatta soyundan gelen bir ittir. Onun için dövüyorum” der…

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | KAN VE SOY için yorumlar kapalı
Mar 03

“HUKUK’U MUMLA ARADIĞIMIZ GÜNLER”

“HUKUK’U MUMLA ARADIĞIMIZ GÜNLER”

Anayasa Hukukçusu, Prof. Dr. Kemal Gözler, www.anayasa.gen.trde’ yayınlanan “İlahiyatçı hukuk doçentleri mi geliyor?” başlıklı yazısında bir durum tespiti yaptı. Özetin de özetini verebiliyorum:

 “Hukuk temel alanında doçentlik başvurusunda bulunmak için ‘hukuk doktorası yapmış olmak’ şartı 2017 yılının Aralık ayında, ‘hukuk fakültesi mezunu olmak’ şartı da 2018 yılının Nisan ayında kaldırılmıştır.

 2019 yılının Mart ayında da ‘Hukuk Temel Alanı’nın altına ‘İslâm Hukuku’ bilim alanı eklenmiştir.

Artık ilâhiyat fakültesi mezunlarının hukuk doçentliğine başvurmalarının önünde bir engel kalmamıştır.

Acaba neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyulmuştur? Hukukçular için mi? İlahiyatçılar için mi?

Bugün Türkiye’de sadece 6 hukuk fakültesinde İslâm hukuku anabilim dalı vardır ve bunlarda toplam 2 profesör, 1 doktor ve 3 araştırma görevlisi bulunmaktadır.

Oysa Türkiye’de ilâhiyat fakültesi veya İslâmî ilimler fakültesinde İslâm hukuku veya fıkıh anabilim dallarında çalışan hâli hazırda 155 doktor öğretim üyesi 134 araştırma görevlisi vardır.

Hukuk fakültelerinde görev yapan iki İslâm hukuku profesörünün ilâhiyat fakültesi mezunu olduğu bir ülkede, ilâhiyat fakültesi mezunu olan kişilerin İslâm hukuku bilim alanında doçent olmaları evleviyetle mümkündür.

Yan Merdivene Atlamak Meşru mudur? Akademik kariyer pek çok basamaktan oluşan bir merdivendir. Bir merdivenin üçüncü basamağından yan merdivenin dördüncü basamağına atlamak gayri meşrudur; zira böyle bir şey, yan merdiveni ilk basamaktan itibaren tırmananların hakkının gasp edilmesi anlamına gelir.

Hukuk doçenti olmak isteyen var ise herkesin yapacağı şey aynıdır: Hukuk lisansı, hukuk yüksek lisansı ve hukuk doktorası yapmak. Bunun başka bir yolu yoktur.

Bu proje gerçekleştirilebilirse, Türkiye’de artık sadece uygulama düzeyinde değil, eğitim düzeyinde de bir ‘hukuk’ kalmayacaktır. Hukuk fakültelerinde ‘hukuk’ değil, başka şeyler anlatılacaktır, hukuk kitap ve makalelerinde ‘hukuk’ değil, başka şeyler yazılacaktır.

Sadece pratikte değil, teoride dahi ‘hukuk’u mumla arayacağımız günler çok yaklaştı!”

 

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | “HUKUK’U MUMLA ARADIĞIMIZ GÜNLER” için yorumlar kapalı
Mar 02

Bir yılbaşı eğlencesi

Bir yılbaşı eğlencesi

Şimdi yazacaklarım merhum ağabeyim Erdoğan Tokmakçıoğlu’ndan. Ankara Palas’ta kutlanan bir yılbaşı eğlencesi. Başbakan Recep Peker’in oğlu Can ve arkadaşları da vardır. Aralarında tiyatro yazarı Aydın Arıt, ünlü aktör Turan Seyfioğlu ve Furkan Özbek de bulunmaktadır. Saatler ilerleyip her şeyin dozu artar. Sonuçta ABD’nin Büyükelçiliği’nde görevli askerler “bize çarptılar” bahanesiyle kavga çıkarırlar. Taraflar soluğu karakolda alırlar.

Komiser, Can ve şürekâsını karşısına dizip bir güzel azarladıktan sonra Turan Seyfioğlu’na sorar:

– Adın?

– Turan!

– Soyadın?

– Seyfioğlu!

– Tanıdım, sen film artistisin geç şöyle!

Komiser, Turan’ın ardından Aydın’ı sorgulayıp onun yanına gönderir sonra Can’a döner:

– Adın?

– Can!

– Soyadın?

– Peker!

– Babanın adı?

– Recep!

Komiser işi kavramış, şafak da atmıştır. Can’a:

– Sen de geçer misin şöyle der.

Sorgulamayı sürdürür:

– Senin adın?

– Furkan!

– Soyadın?

– Barutçu!

– Babanın adı?

– Faik Ahmet!

Komiser sorguladıklarının birinin başbakan, ötekinin başbakan yardımcısının oğlu olduğunu anlayınca Özbek’e dönüp “Oğlum korkarım senin adın Erdal, soyadın da İnönü. Babanın adı da her hâlde İsmet’tir” der.

Kısa bir nasihatten sonra Can ve arkadaşlarını Amerikalı askerlerle barıştırıp serbest bırakır.

 

 

Alıntı: B. Ayeri

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | Bir yılbaşı eğlencesi için yorumlar kapalı
Mar 01

BİRLİK OLMAK

BİRLİK OLMAK

Herkes bir taraftan çekiştiriyor; birlik yok, birbirini dinleme yok. Kim kime çelme atarsa kâr sayıyor. Böyle nereye gidebiliriz?! Hassas bölgedeyiz. Kilit biziz… Asıl çözülmek istenen biziz. Başkasına gerek kalmıyor; her birimiz bir taraftan çekiştiriyoruz.

Siyasetnameleri, nasihatnameleri, pendnameleri, eski Türk metinlerini açın, birlik olmak için, kavî olmak için, tecrübeden süzülmüş örnekleri okuyunuz.

Alparslan‘ın komutanı Erdem‘e gösterdiği örneği hatırlattım. Nizamülmülk‘ün Siyasetname‘sinde var. Tek at kılını koparıyor, 10 at kılını birden koparıyor ama bunun kat kat fazlası, örgülü olanını koparamıyor. Üstelik bu nasihatini, kendisini de kastederek siz Türk’sünüz, birlik olan Deylemlilere kanmayın, demek için yapıyor.

Batı, ilmini de sanatını da edebiyatını da ne yazık ki, sömürünün aracı olarak kullanıyor. İngilizler Hindistan’ı (Pakistan ve Bengladeş de aynı sınırlar içinde) işgal etmişti. Emperyalizme karşı mücadele veren Hintlilerin efsanevî ismi Mahatma Gandi‘nin azdıklarını ibretle okuyalım:

“Hindular ve Müslümanlar ne zaman İngiliz kolonyalizmine karşı ortak hareket etmeye başlasalar hemen birileri bir gece bir inek kesip ölüsünü Hinduların geçtiği yola atardı. Bunun üzerine insanlar onları bırakıp birbirlerine saldırırlardı.”

Bir göçkün Suriyelinin anlattıkları oyunları gözler önüne seriyor:

“Biz Suriye’de önyargılı yaşıyorduk. Birbirimize tahammülümüz kalmamıştı. Suriyeliler arasındaki fay hatları patlama noktasına gelmişti. Şiîler, iktidar olduğu için kimseyi beğenmiyor, Sünnîler, çoğunluk benim diye herkese tepeden bakıyor, Hristiyan zengin olduğu için Kürt’ü ezmeye çalışıyor, Arab’ı başka, Türkmen’i başka konuşuyordu. Herkes herkesi beğenmeyip aşağılıyor, sosyal medyada karşılıklı incitici, hakaret edici paylaşımların önü alınamıyordu. Herkes, herkesten uzaklaşıyor, en iyinin kendisi olduğuna inanıyor, başkasını kabullenmiyordu. Hepimiz, en ahlâklı, en namuslu, en dindar kendimizi sanıyorduk. Sonunda ülkemiz paramparça oldu ve Sünnîsi, Şiîsi, Arab’ı, Kürt’ü, Türkmen’i birleştik. Ama nerede biliyor musunuz, Gaziantep Çöplüğünde. Çöp toplarken artık tartışmıyoruz, yani birlikte yaşamayı çöplüğe düşünce öğrendik. Ama üzerinde yaşadığımız topraklar artık bize uzak…”

Göktürklerin veziri Tonyukuk  “Yufka iken delinmesi kolaymış. İnce olanı kopartmak kolaymış, yufka kalın olursa delinmesi zormuş, ince yoğun olursa kopması zormuş.” der. (Prof. Dr. Erhan Aydın, Tonyukuk, Kronik Yayınları, s. 178).

 

Alıntı Yeniçağ:

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | BİRLİK OLMAK için yorumlar kapalı