Oca 12

KADIN

KADIN

Hasreti, özlemi, vefası duru

Onurun, şerefin güneşi kadın

Bir azmin hayata akseden nuru

Sevginin, şefkatin kardeşi kadın

 

Odur insanlığın yakuttan taşı

Yükselmekte arşa onurlu başı

Bütün ailenin sonsuz sırdaşı

İrfanın sönmeyen ateşi kadın

 

Korkmaz, gerekirse her zehri içer

Vatanı uğruna canından geçer

Her haliyle vakur, erdemi seçer

Evlerin sultanı, evdeşi kadın

 

Geleceğe dönük gözlerinde fer

Yuvaya gönülden bağlı bir nefer

Yiğitçe yuvayı kollar her sefer

Erkeğin annesi ve eşi kadın

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | KADIN için yorumlar kapalı
Oca 11

Türklerde ve İslam’da kadın! (1)

Türklerde ve İslam’da kadın! (1)

21 Ekim 1999‘da hainlerin bizden kopardığı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı‘nın Türklerin kadınına verdiği değeri şöyle izah eder  

“Eski Türk boylarında kadın özgür ve eşit bir toplumsal konuma sahipti. Ziya Gökalp‘e göre eski Türkler hem demokrat, hem de feminist idiler.

Türklerde feminizmin birinci nedeni, toplumda var olan demokrasi, ikinci nedeni ise Türklerin o zamanki dini olan Şamanizmin, kadındaki “kutsal” güce dayanmasıydı.

Hukuksal açıdan kadın ve erkek tamamen eşitti. Erkeğin yalnızca bir karısı olabilirdi. Kadınlar doğrudan doğruya hükümdar, kale muhafızı, vali ve elçi olabilirlerdi.

Kızlar, kendileriyle evlenmek isteyen erkeklerle bir çeşit düello yapıyor ve kendilerini yenemeyen erkeklerle evlenmiyorlardı. Ev, karı ile kocanın ikisine aitti. Çocukların velayeti konusunda baba kadar ana da hak sahibiydi. Eski Türk topluluklarında, devlet başkanlığı Hatun ve Hakan’ın ortak sorumluluğu ile yürütülürdü. Yasa niteliğindeki emirnameler, her ikisince imzalanmadan uygulanamazdı. Kadın devlet yönetiminde, hatta askerlik ve sporda bile etkin rol oynuyordu. Elçi kabulü dahil, bütün önemli törenlerde, Hakan ile Hatun beraber bulunurlardı.

Kadınlar savaşın her aşamasında erkeklerle eşit koşullarda katılırlardı. Hatun bizzat savaş kurulunun üyesiydi.

Tarihte devlet başkanlığı yapmış ilk kadınlar da Türklerdi. Delhi Türk Devleti‘nde Raziye Sultan, Kirman’daki Kutluk Devletinde Türkan Hatun bunun en ünlü örneklerini oluşturuyordu.

 

Devam edecek

Kaynak Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Türklerde ve İslam’da kadın! (1) için yorumlar kapalı
Oca 10

“Buraya düşmeden ben de böyle diyordum…”

         “Buraya düşmeden ben de böyle diyordum…”

Hitler bir akıl hastanesini ziyaret eder. Kendisini demir parmaklıklar arkasından seyreden delilerden birisi dilini çıkarır, alay eder. Hitler öfkelenir ve deliye; “Ben führerim, hareketine dikkat et” diye çıkışır.  Deli başını sallar, “Buraya düşmeden ben de böyle diyordum…” diye mırıldanır.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , | “Buraya düşmeden ben de böyle diyordum…” için yorumlar kapalı
Oca 09

BU MU “YENİ TÜRKİYE?”(1)

BU MU “YENİ TÜRKİYE?”(1)

“AKP’li tanıdığım olmadığı için komiser yapmadılar”

“Emniyet teşkilatında eskiden soru çalarak, kul hakkı yenilerek polis yapılıyordu. Şimdi ise bunlar alenen yapılıyor. Örneğin ben iki defa komiserlik sınavını kazandım Menzil tarikatıyla AKP’den üst düzey tanıdığım olmadığı için ikisinde de kazanamadım.

Şu an yeni komiser olanlar özellikle AKP Gençlik teşkilatından referans olarak geliyorlar. Bunun yanında TÜRGEV, Birlik Vakfı gibi kurumların yanı sıra adını bilmediğim tarikat ve cemaatlerin referansıyla komiser olanlar var. Torpille bir anda yükseltilen 23 yaşındaki tecrübesiz kişiler, yıllarını mesleğe vermiş polislere amirlik yapar hale geliyor. Mesela 96 saat ders görüp komiser olan FYO’cüler var. Yine AKP teşkilatının referans olduğu POEM’ciler var. 8 ayda komiser yardımcılığına atanıyorlar. Bunların çoğu AKP Gençlik teşkilatında yetişen kişiler.

Mesela devlet büyüklerinin (Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı vs.) koruma kadrosuna geçmek istersen Menzil tarikatı üyesi olmazsan asla seni almazlar. Başta İstanbul olmak üzere, Narkotik Şube’ye ancak Menzil tarikatının referansıyla geçilebilir.

Şu an meslekte eğitim gören komiser yardımcıları içinde olan bir arkadaşımın söylediğini aktarayım. Menzil tarikatı orada kendisine ayrı bir grup kurmuş, ayrı takılmakta, ayrı gezmekte.

Polislere, üst karar organları tarafından kesinlikle adaletsiz davranmaktadır. Polis müdürleri üzerinde aşırı bir siyasi korku var. Zaten siyasi korku ülkenin her tarafına yayılmış… Polis müdürleri AKP ilçe teşkilatı başkanından emir alacak kadar korkuyorlar.”

 

Devam edecek

Kaynak Yeniçağ:

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | BU MU “YENİ TÜRKİYE?”(1) için yorumlar kapalı
Oca 08

TALAT PAŞA’DAN (1874-1921)

TALAT PAŞA’DAN (1874-1921)

Birinci Dünya Savaşı yıllarıdır… Talat Paşa, Sadrazam (Başbakan)dır…

İstanbul halkı buğday unundan ekmeğe hasrettir. Çünkü beyaz undan sadece hastaneler için ekmek yapılabilmektedir. Tüm İstanbulluların yedikleri; çavdar, darı, arpa karışımı kara-siyah ekmektir… Sadrazam Talat Paşa’nın evine de bu ekmek girmektedir.

Bir gün İstanbul Şehremini (Belediye Başkanı) Sadrazama ‘jest’ olsun diye bir sepet dolusu beyaz ekmeği Talat Paşa’nın evine gönderir.

Talat Paşa akşam eve gelip sofraya oturduğunda ekmekler gözüne çarpar. Eşine: “Hayriye bu nedir?” diye sorar. Hayriye Hanım, Şehremini Beyefendinin gönderdiğini söyler. Bunun üzerine Talat Paşa “Bilir misin Hayriye, hasta olmadığı halde bu beyaz ekmeği yiyenlerin alnına kara bir leke yapışır. Sen o kara lekeyi göremezsin, ama tüm insanlar görür!” dedikten sonra ekmekleri derhal geldiği yere gönderir.

O Talat Paşa ki; kendi isteğiyle azalttığı Sadrazamlık (Başbakanlık) maaşı evini geçindirmeye yetmeyince, saatini rehine bırakıp borç alan insandır.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , | TALAT PAŞA’DAN (1874-1921) için yorumlar kapalı
Oca 07

“GEMLİK DEĞİL TÜRKİYE TAŞINIYOR!”

“GEMLİK DEĞİL TÜRKİYE TAŞINIYOR!”

 

696 sayılı kararname ile sadece Gemlik değil Türkiye taşınıyor!

Nereye mi taşınıyor?

Bu sorunun cevabını İYİ Parti Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, Meclis’te yaptığı açıklamada veriyor:

“696 sayılı KHK, Erdoğan’ın, 15 Temmuz FETÖ darbesini, otoriter, kişisel rejimini kurmak için bir araç olarak kullandığını bir kez daha gösterdi.” 

***

Binali Bey Suudi Arabistan’a giderken “696 sayılı kararnamede hiçbir düzeltme yapılmayacak, dilinde falan da bir sorun yok.” dedi!

Binali Bey, Türkiye’yi mülkiyet olarak da yabancılara teslim edecek bir kararnameyi savunduğunun farkındadır herhalde!

***

Evet, 696 sayılı kararnameyle Meclis’in yetkileri çiğnenerek Türkiye’nin varlıklarının yabancılara taşınması da mümkün hale getirildi.

Hürriyet’te Uğur Gürses, bu durumu şöyle izah ediyor:

“En çarpıcı olanı ise üç düzenlemede saklı; biri Hazine’ce bütçe ve borçlanma yasası limitlerinin devre dışı bırakılarak borçlanma senedi ihraçları yapılması, biri Türkiye Varlık Fonu’na ya da kuracağı şirket ya da alt fonlara dış borç devri, dış borç ikrazı ya da Hazine garantisi sağlanması, diğeri de Savunma Sanayi Fonu’nun da içinde olduğu özel bütçeli kuruluşlara, Hazine onayı olmadan dış borçlanma olanağı sağlanması.

Üçü de ‘Millî İrade’ kavramını devre dışı bırakan adımlar.”

 

Kaynak Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | “GEMLİK DEĞİL TÜRKİYE TAŞINIYOR!” için yorumlar kapalı
Oca 06

Türk Tarihinin İlk Yazılı Vesikası Orhun Kitabelerinden (2)

Türk Tarihinin İlk Yazılı Vesikası Orhun Kitabelerinden (2)

  1. Bilge Kağan Yazıtı Doğu Yüzü

Bilge Kağan babasının seferlerini anlatıyor: ‘Tanrı öyle buyurduğu için, devletliyi devletsiz bırakmış, hakanlıyı hakansız bırakmış, düşmanları bağımlı kılmış, dizlilere diz çöktürmüş, başlılara baş eğdirmiş. Babam hakan, öylece devleti yasaları koyup vefat etmiş. Babam hakan vefat ettiğinde ben sekiz yaşımda kaldım.

Türk Oğuz beyleri, halkı işitin ! Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, Türk halkı senin devletini, yasalarını kim yıkıp bozabilir idi?

  1. Bilge Kağan Yazıtı Doğu Yüzü

Babamızın, amcamızın kazandığı halkın adı sanı yok olmasın diye Türk halkı için gece uyumadım, gündüz oturmadım; kardeşim Kül Tigin ile iki şad ile ölesiye yitesiye çalıştım, çabaladım. Halkı besleyip doyurayım diye kuzeyde Oğuz halkına doğru, doğuda Kıtay, Tatabı halklarına doğru güneyde de Çin‘e doğru 12 sefer ettim, savaştım. Ondan sonra Tanrı öyle buyurduğu için, bahtım, talihim olduğu için, ölecek halkı diriltip doyurdum. Çıplak halkı giyimli kıldım, fakir halkı zengin kıldım, az halkı çok kıldım, güçlü devleti olandan, güçlü hakanı olandan daha iyi kıldım.

  1. Tonyukuk Yazıtı Doğu Yüzü

Bilge Tonyukuk ben kendim Çin ilindi kılındım. Türk milleti Çine tabi idi. Türk milleti hanını bulmayıp Çinden ayrıldı, hanlandı. Hanını bırakıp Çine tekrar teslim oldu. Tanrı şöyle demiştir: Han verdim, hanını bırakıp teslim oldun.

  1. Tonyukuk Yazıtı Doğu Yüzü

Çin kağanı düşmanımız idi. On Ok kağanı düşmanımız idi. Fazla olarak Kırgızın kuvvetli kağanı düşmanımız oldu. O üç kağan akıl akıla verip Altun ormanı üstünde buluşalım demiş. Şöyle akıl akıla vermişler: ”Doğuda Türk kağanına karşı ordu sevk edelim. Ona karşı ordu sevk etmezsek, ne zaman bir şey olsa o bizi ne zaman bir şey olsa öldürecektir. Her üçümüz buluşup ordu sevk edelim, tamamen yok edelim”  demiş.

  1. Tonyukuk Yazıtı Güney Yüzü

Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk. Milletin boğazı tok idi. Düşmanımız etrafta ocak gibi idi, biz ateş gibi idik.  İltiriş Kağan bilici olduğu için, cesur olduğu için, Çine karşı on yedi defa savaştı, Kıtaya karşı yedi defa savaştı, Oğuza karşı beş defa savaştı. Onlarda müşaviri, yine bizzat ben idim.

  1. Tonyukuk Yazıtı (İkinci Taş) Doğu Cephesi

İlteriş Kağan kazanmasa, ve ben kendim kazanmasam, il de millet de yok olacaktı. Kazandığı için, ve kendim kazandığım için il de il oldu, millet de millet oldu. Kendim ihtiyar oldum, kocadım. Herhangi bir yerdeki kağanlı millette böylesi var olsa, ne sıkıntısı mevcut olacakmış Türk Bilge Kağanı ilinde yazdırdım. Ben Bilge Tonyukuk.

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | Türk Tarihinin İlk Yazılı Vesikası Orhun Kitabelerinden (2) için yorumlar kapalı
Oca 05

ÖZ YURDUNDA GARİP ÜLKÜCÜLER

ÖZ YURDUNDA GARİP ÜLKÜCÜLER

Selçuk Ulaş Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde okumaya çalışıyor

Geçtiğimiz aylarda yakalanan intihar bombacısı bir teröristin 9 yıl ceza aldığı bir hukuk düzeninde Selçuk hiçbir zaman kabul etmediği, iddia sahiplerinin kesin ve somut deliller ortaya koyamadığı “bölücü kumpas” kokusu genizleri yakan bir yaralama iddiasından 19 yıl 10 ay ceza aldı.

Selçuk Ulaş’ın avukatı Tarkan Toper sosyal medya hesabından mahkeme ile ilgili “vahim” iddialar içeren bir açıklama yaptı.

O açıklama özetle şöyle: Mahkeme Ulaş’ın lehine ifade veren üç kişiyi değil olaydan bir buçuk yıl sonra olay sonrasına ait CD’lerde keşfedilen bir kişinin ifadesini dikkate alarak bu kararı verdi. Şahit ortaya çıkınca Ulaş’ın avukatı CD’lerde bu tanığın olup olmadığının tespit edilmesini istedi lakin söz konusu CD’nin dava dosyasında olmadığı anlaşıldı. Mahkeme ara kararla emniyetten CD’nin talebine ve jandarma kriminale gönderilmesine karar verdi fakat sonraki celsede bu karardan vazgeçerek, dava dosyasında olmayan CD’de var olduğu iddia edilen tanığın ifadesi ile Selçuk Ulaş’a 19 yıl 10 ay hapis cezası verdi.  Mahkemeler devam ederken terör örgütü sloganı atan elliye yakın terörist adliye içinde Selçuk Ulaş’a saldırdı, mahkeme tabelalarını kırdı, olaylardan dolayı yargılama faaliyeti durdu. Bir yıldır sonuçlanmayan bir soruşturma ile bu baskılar geçiştirildi…

Toper’in iddialarına göre mahkeme hâkimi raporlu olduğu için davaya atanan geçici hâkim iki defa “ben dosyayı okumadım” demesine rağmen tutuklama kararı verdi.

Ortada olmayan bir CD, o CD’nin içinde olduğu iddia edilen bir tanığın ifadeleri, o tanığa karşı sanığın lehinde ifade veren üç tanığın ifadeleri, dava dosyasını okumaya fırsat bulamadığını söyleyen bir hâkim ve tüm bu karmaşanın ortasında 19 yıl hapis cezası alan bir genç…

Geçtiğimiz aylarda yakalanan intihar bombacısı bir teröristin 9 yıl ceza aldığı bir hukuk düzeninde Selçuk hiçbir zaman kabul etmediği, iddia sahiplerinin kesin ve somut deliller ortaya koyamadığı “bölücü kumpas” kokusu genizleri yakan bir yaralama iddiasından 19 yıl 10 ay ceza aldı.

***

Ülkücüler yarım yüzyıldır “öz vatanında garip” bir halde bu ülke için ya toprağa ya zindana girdiler.

Vatan için kurşun yerken bir “öf” bile demediler. Hep öldüler, hep “zindandan Mehmet’e mektup” yazdılar; şikâyetçi olmadılar…

Bölücü eşkıya ile mücadele ederken “karşıt görüşlü” muamelesine tabi tutulmak…

Bölücü tezgahlara çocuklarını kurban vermek… Hem de kendi ülkesinde…

 

Kaynak Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | ÖZ YURDUNDA GARİP ÜLKÜCÜLER için yorumlar kapalı
Oca 04

NE BİR SELAM VERDİN, NE SELAM ALDIN!

NE BİR SELAM VERDİN, NE SELAM ALDIN!

 

Her şey meltem gibi sakin eserken

Sen ki dostlarına racon keserken

Bütün sevenlerin bir, bir küserken

Büyüdüm zannettin fakat ufaldın

Ne bir selam verdin, ne selam aldın!

 

Bin bir gayret ile yola çıkmıştık

Nice kötü, yanlış kale yıkmıştık

Biz birbirimizden niçin bıkmıştık

Bahtımıza çıkan bir kötü faldın

Ne bir selam verdin, ne selam aldın!

 

Bir milli hedefe birlikte koştuk

Vatan millet, dava deyince coştuk

O günlerde candık, tatlıydık hoştuk

Bize karşı neden zehirli baldın?

Ne bir selam verdin, ne selam aldın!

 

O zaman bizleri görürdü gözün

Birlikten dem vurur her akil sözün

Artık kızarmıyor kösele yüzün

Kahraman mertlerin azmini çaldın

Ne bir selam verdin, ne selam aldın!

 

Ömrümü harcadım bildiremedim

Şu garip yüzüme güldüremedim

Sendeki kibiri öldüremedim

Çıkarcı dostunla baş başa kaldın

Ne bir selam verdin, ne selam aldın!

 

Herkes el ile yerde besledi

Uçtu havalandı başa pisledi

Bütün dostlarını hemen fişledi

Sonu gördüğünde sen de bunaldın

Ne bir selam verdin, ne selam aldın!

 

Para babaları çevreni sardı

Sevgi, saygı, vefa önceden vardı

Dalkavuklar sana en güzel yardı

Unuttun dostunu meşklere daldın

Ne bir selam verdin, ne selam aldın!

 

Öyle bir kulak ki sussan duyardı

Etrafındakiler tam da ayardı

Sevdiklerin seni kaç kez uyardı

Tınmadın vefayı dağlara saldın

Ne bir selam verdin, ne selam aldın!

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , | NE BİR SELAM VERDİN, NE SELAM ALDIN! için yorumlar kapalı
Oca 03

ÜLKÜ MİMARI OLMAK

ÜLKÜ MİMARI OLMAK

Her bir Türk insanı Türkiye’nin geleceğine dair kişisel sorumluluklarının bilincinde olmalıdır. Ülkeleri için bir milli ülküleri yoksa ülkemizin kalkınması ya da refaha kavuşması asla mümkün değildir.

Eğer biz Osmanlı İmparatorluğunu yıkılmaya götüren o eski vasat alışkanlıklarımızı, bilgisizliğimizi, yetersizliğimizi, tembelliğimizi, sefahat ve atıl bir vaziyette sürdürürsek kendi kendimizi bitirir ülkemizin de geleceğini tehlikeye atmış oluruz.

Öncelikle Türkiye için vatandaşlarımızın tamamını kapsayan ciddi, samimi ve çağın gerçekleri ile donanmış bir eğitim seferberliğine ihtiyacımız vardır

Ülkemizin genç dinamik çalışkan fertleri olarak Türk’ün tarihindeki şanına yakışır bir şekilde bütün ihtişamıyla bayrağımızda yerini alan ay yıldız ve kan kardeşliği, dostluğu, bütünlüğü içerisinde sahip olduğu üstün yeteneklerini ortaya çıkarıp bıkmadan, usanmadan, yorulma nedir bilmeden gayret göstermeniz gerekmektedir.

Sevgili gençler, saygıdeğer Türk milleti; milli servetin, halk vicdanı ve millet aklının kurucusu, geliştiricisi olmak için çalışınız Hayatınızda yetenekleriniz, imkanlarınız ve çalışmalarınız doğrultusunda hangi mesleği seçerseniz seçin İster Profesör… İster çoban… Her ne olursanız olun. Okuyun, araştırın, sorun, soruşturun, sorgulayın fakat hiçbir vakit unutmayın ve vazgeçmeyin ki: Bedeninizin, aklınızın, ruhunuzun sahip olduğu yüce yaratıcı Allah’ın verdiği gücü Türk vatanı ve Türk milletine adayınız.

Türkiye’nin kalkınması refaha ulaşması, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün hedef gösterdiği çağdaş muasır medeniyete erişmesi için Türk milleti olarak her bir ferdimiz ÜLKÜ MİMARI olmak zorundayız.

Sevgili vatandaşlar ülke yönetmeye talip siyasiler  Gücünüzü hırlaşmak için değil, birleşmek için harcayınız.”

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , | ÜLKÜ MİMARI OLMAK için yorumlar kapalı