Ara 23

Hz. Muhammed (SAV) Ağlatan Olay

Hz. Muhammed (SAV) Ağlatan Olay
Peygamberimizin hastalığı iyice ağırlaşmış ve ayakta dahi duracak takati olmayacak şekilde ateşler içindeydi ve can yoldaşı olan Hz. Ebubekir (ra)’a namazı kıldırmasını söylerdi. Namaz sonrası cemaatle helalleşmek için herkesin orda olmasını ister. ‘’Ey ashabım bana peygamberlik görevi verildi size Âlemlerin rabbi olan Allah’ın dinini ve tavsiyelerini düzgün bir şekilde ilettim mi? Diye sorar, cami cemaati ‘’Evet efendim bize tebliğ ettiniz ‘’ derler. Bunun üzerine Peygamberimiz mahşer günü kul hakkıyla Allah’ın huzuruna çıkmak istemiyorum kimin üzerinde hakkım varsa helal ediyorum, siz de bana hakkınızı helal eder misiniz diye sorduğunda herkes ‘’Bizim sizin üzerinizde hakkımız yok ya Allah’ın Resulü’’ diye cevap verir. O sırada arkalardan bir ses ‘’efendim anam babam size feda olsun hatırlar mısınız savaş sonrası Medine’ye dönerken tam size yaklaşmış bir şey soracaktım ta siz de o sırada elinizde kamçıyla devenizin ilerlemesi için vuracaktınız da kamçı benim sırtıma gelmişti bu hak mıdır ya Resulullah’’ diye sorar. Peygamberimiz evet bu haktır ve karşılığı kısastır buyurur.
Bunun üzerine orda bulunan Bilal-i Habeşi evine gönderip kamçıyı almasını söyler Bilal son derece mahzundur gitmek istemez efendimiz ‘’ ne o Bilal sende mi artık peygamber sözünü dinlemezsin’’ dediğinde Bilal ağlayarak eve gider ve kamçıyı alıp gelir. Hz. Ömer bir gök gürültüsü gibi ‘’Ey Ukkaşe bilmez misin benim olduğum yerde böyle bir şey yaparsan vallahi başını gövdenden ayırırım’’ der. Ukkaşe Ömer’den korkar efendim Ömer beni korkutuyor der. Peygamberimizi ‘’Ey Ömer vallahi bu tavrın Allah katında mükâfat görecektir lakin bu mesele benimdir karışma’’ der. Orada bulunan Hz. Ebubekir Ukkaşe’ye seslenir ‘’Ey Ukkaşe peygambere vurma ama benim sırtıma bin kırbaç vur yeter ki ona dokunma der’’ Peygamberimiz aynı sözleri Hz. Ebu Bekir’e de söyler. Hz. Ali ayağa kalkar ve kükrer ‘’Ey Ukkaşe Ben Ali’yim savaş meydanlarının Arslan’ıyım bu da Zülfikar’dır böyle bir şey karşısında seni sağ bırakmam dediğinde Ukkaşe Peygamberimize bakar ve Peygamberimiz ‘’Dur ya Ali bu benim borcumdur karışma’’ Baktılar olmuyor daha yaşları küçük İki cihan çiçeği Peygamberimizin göz nurları Hasan ve Hüseyin gelip ‘’Ukkaşe amca dedemize vurma, bize vur o hasta ‘’dediklerinde Ukkaşe ağlar efendim etki altında kalıyorum der’’ Peygamberimiz Hasan ile Hüseyin’i alıp koklar ‘’Siz Allah katında ne kadar azizsiniz’’ der ve karışmamalarını söyler. Ukkaşe kısası uygulamak için kamçıyı alır ve ‘’Efendim benim sırtım açıktı sizde açar mısınız der’’ o sırada Hz. Ömer kılıcını çeker ve gür bir sesle YETER diye bağırır bu kadarına tahammül edemem der. Peygamberimiz eliyle sakin olmasını işaret eder.
Peygamberimiz Bilal’e sırtını açmasını söyler çünkü kendisinde derman yoktur, Herkes ağlar yalvarır Ey Ukkaşe yapma Allah aşkına yapma diye Ukkaşe kırbacı eline alır tam Peygamberin sırtına vuracakken kamçıyı yere atar ve Peygamberimizin sırtındaki mührü öper ona sarılır, koklar ve ağlayarak ‘’Anam babam size feda olsun ya Resûlullah ben nasıl size kıyarım. Ben kendi amelimle belki Cennete girerim ama sizinle aynı yerde olmayabilirim. Şüphesiz ki bu mührü öpen dudakları Rabbim ateşte yakmaz bir daha sizi göremem diye böyle bir şey yaptım’’ dediğinde herkeste bir şaşkınlık ve hıçkırıklar yükselir bunun üzerine efendimiz Ukkaşeyi işaret ederek ‘’Kim cennetteki arkadaşımı görmek istiyorsa Ukkaşeye baksın’’ der. Tüm sahabeler Ukkaşe’ye sarılıp ‘’Ey Ukkaşe sen ne kadar akıllı bir adamsın bak nelere ikram edildin keşke senin gibi olabilseydik’’ der. İşte bağlılığın ve biatin en üst seviyesi bende acizane şu duayı ediyorum hep birlikte âmin diyelim ‘’Ey rabbim biz efendimizi göremedik ama onu çok seviyoruz bizi mahşer günü onun sancağı altında Kevser havuzunun orda onunla buluştur. Onun peygamberlik mührünü öpmeyi bize nasip eyle. Ukkaşe ve tüm oradakilerin başta Peygamberimiz (sav) in şefaatine bizleri nail eyle… AMİN!

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | Hz. Muhammed (SAV) Ağlatan Olay için yorumlar kapalı
Ara 22

Bilir misiniz?

      Bilir misiniz?

 

      Biri iktidar vekili, diğeri muhalefet; kuliste konuşuyorlar…

      İktidara mensup vekil:

      “-Siz asma köprü nedir bilir misiniz, duble yol, açılan uzun tüneller, hızlı tren, dünyanın en büyük hava alanı, Marmaray nedir bilir misiniz; siz kendiliğinden giden yani sürücüsüz çalışan metro nedir, gökdelen dikmek nedir, cami yapmak nedir, imam hatip okulları açmak nedir bilir misiniz?…”

      Muhalefete mensup vekil “bitti mi” diye soruyor ve evet cevabını alınca da karşılık veriyor:

      -“Peki siz özgürlük nedir bilir misiniz; hak, hukuk, adalet, eşitlik nedir bilir misiniz; millî irade, demokrasi, parlamenter sistem nedir bilir misiniz; dış itibar, millî onur, ülke çıkarı nedir bilir misiniz; milliyetçiliği, insanlığı, milleti sevmeyi, değerlerini savunmayı bilir misiniz?..”

      Hızını alamıyor:

      “-Doğruluk dürüstlük nedir bilir misiniz, edeb ve ahlâk nedir bilir misiniz; topluma saygı ve sevgi beslemeyi bilir misiniz; yalan söylemenin, iftira atmanın, rüşvetin, rant peşinde koşarak toplumu soymanın, israfın, saçı bitmemiş yetimin ve yurttaşın hakkını yemenin günah olduğunu bilir misiniz?…”

 

Kaynak Yeniçağ

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Bilir misiniz? için yorumlar kapalı
Ara 21

Altın Sözler

Altın Sözler

* Umut içerisinde yolculuk etmek gidilecek yere vɑrmɑktɑn dɑhɑ güzeldir. J.Wooden

*  Bɑşɑrı hɑtɑlɑrı, bɑşɑrısızlık yetenekleri gizler. Mustɑfɑ Güngör

*  Büyük beyinler fikirleri, ortɑ beyinler olɑylɑrı, küçük beyinler ise kişileri konuşur. Hymɑn Rickover

*  Dolu başaklar eğik, boş başaklar  dik durur!

* Aslɑ pişmɑn olmɑyın! Eğer sonucu iyiyse, mükemmel. Eğer sonucu kötüyse bu bir tecrübedir.

* Bɑşkɑsı olmɑk istemek, olduğunuz kişiyi hɑrcɑmɑktır. Kurt Cobɑin

* Seni seveni zehir olsɑ dɑ yut.. Seni sevmeyeni bɑl olsɑ dɑ unut.

* Cesɑret etmek bir ɑnlık kontrolü kɑybetmektir.Cesɑret etmemek ise kendini kɑybetmektir.” (Soren Kierkegɑɑrd)

*  Bɑşkɑlɑrının senin hɑkkındɑ ne düşündükleri konusundɑ endişe duyduğun sürece, onlɑr senin sɑhibindir.  Wɑlsch

*  Eğer inceldiği yerden kopmɑsınɑ izin vermezsen, Gün gelir en sɑğlɑm yerinden kopɑr, Cɑnın yɑnɑr,cɑnını yɑkɑr.

* Sözü ɑltın olɑnlɑrın susuşu intihɑrdır.

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Ara 20

İslamcılık davası mı?..

İslamcılık davası mı?…

 

Samsun Valisi Osman Kaymak derhal görevden alınmalı…

      Nedenini de söylüyorum…       

      Çünkü Kaymak bütün öğrencilerin, “İslamcılık davasına sahip çıkıyoruz” diyerek bir platform oluşturan bazı gençlerin safında toplanmalarını istedi.

      Bahsettiği platformun sloganı da şu:

      -İslamcılık davasına omuz vermek isteyenlerin adresiyiz…

      Derhal açıklanmalı; valinin sahiplendiği bu hareketin hedefi, insanları dincilikte buluşturmak mı…

      * * *

      Osman Kaymak belli ki Nutuk‘u okumamış…

      Cumhuriyetin değerlerini kabullenmemiş, Atatürk‘ün çağdaşlık yönünde attığı adımları benimsememiş ki niyeti meşkuk bir hareketi sahiplenmiş.

      Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün medeniyet anlayışını içeren konuşmalarında ve Gençliğe Hitabesi‘nde yer alan çağdaşlık ifade eden düşüncelerini sahiplenmiş olsaydı, tümüyle laikliğe zıt bu hareketin peşine herhalde takılmazdı.

      * * *

      Hiçbir kriteri bilinmeyen bu hareket öyle anlaşılıyor ki, zihin karıştıran ve mide bulandıran dinci bir demarş!

 

Kaynak Yeniçağ:

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | İslamcılık davası mı?.. için yorumlar kapalı
Ara 19

SEVDA DENEN KOR ATEŞ

SEVDA DENEN KOR  ATEŞ

 

Seven gönüllerde sarsılmaz Han’ım

Gel kurul tahtına canım sultanım

Sensizlik bir zulüm acıtır canım

Candan bir sevgiyle sar beni, beni.

 

Derman eyle beni aşk denen derde

Hazarda, hayalde hatta seferde

Aklında olayım her an her yerde

Gönlüne, kalbine sor beni, beni.

 

Nabızda atışım yürekte sesim

Sen ol havam, suyum hatta nefesim

İçimde dağ gibi görklü hevesim

Gönül şerbetine kar beni, beni.

 

Başka hevesleri kuruttum artık

Gülü koklamayı unuttum artık

Neyim varsa sensiz uyuttum artık

Al koynunda uyut yar beni, beni.

 

Zülüflerin açıp, saçıp tarama

Boş yere uğraşıp tabip arama

Merhem sensin dersen eğer yarama

Gece gündüz deme sür beni, beni.

 

Yaşanır mı dünya sevgisiz, yar’sız?

Beni benden aldı bir çapkın hırsız

Bu nasıl bir ateş alevsiz harsız?

Yakar sevda denen kor beni, beni.

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , | SEVDA DENEN KOR ATEŞ için yorumlar kapalı
Ara 18

Lozan böyle güncellendi!.. (2)

Lozan böyle güncellendi!.. (2)

Yunanistan’da yaşayan Türk azınlığı                                                                                                                                                                                                              “Birinci Balkan Savaşı’ndan sonra sınırların değişmesi üzerine Yunanistan’da kalan Türk azınlığının hakları 14 Kasım 1913 tarihli Atina Antlaşması ile düzenlendi. Osmanlı Devleti İle Yunanistan arasında imzalanan antlaşmanın 11.Maddesine göre Müftüler Türk azınlık tarafından seçilecekti. Ancak Baş Müftü, Yunanistan’da bulunan bütün Müftülerin seçeceği ve önereceği 3 aday arasından Yunan Kralı tarafından atanacaktı.

Lozan Antlaşması’nın 40 ve 45.Maddeleri ile Türkiye’de yaşayan Rum Azınlıklar ve Yunanistan’da yaşayan Türk Azınlıkların eğitim ve dini hakları garanti altına alınarak eşit haklar ve mütekabiliyet ilkesi kabul edildi. Bu bağlamda Yunanistan’da yaşayan Türk soydaşlarımızın Baş Müftüyü seçme hakları var. Ancak Yunanistan, halâ 1913 Atina Antlaşmasını uyguluyor ve Baş Müftüyü kendisi atıyor.

Yunan Hükümeti Baş Müftüyü atayarak Lozan Antlaşması’nın 40 ve 45. Maddelerini ihlal ediyor. Erdoğan’ın bu konuyu gündeme getirmesi yerindedir. Ancak Yunanistan 2010’dan bugüne kadar Batı Trakya, Rodos ve İstanköy’de 100’e yakın Türk azınlık okulunu kapattı. Lozan Antlaşması’nın 40.Maddesini ihlal etti. Yunanistan Türk azınlık okullarını kapatırken Erdoğan ve AKP Hükümeti, 2013’te Gökçeada Rum İlkokulu, 2015’te Gökçeada Rum Ortaokulu ve Lisesi, 2017’de Aydın Hurşit Adası Yunan Lisesi ve Aydın Eşek Adası Yunan İlkokulu ve Lisesi’nin açılmasını sağladı. Erdoğan bu rezaleti nasıl izah edecek?”

Kıbrıs                                                                                                                                                                                                                                                                “Erdoğan ve Çipras tarafından düzenlenen ortak basın toplantısında Çipras Türkiye’yi Kıbrıs’ta istilacı ve işgalci olarak suçladı. Erdoğan bu suçlama karşısında sert tepki vermek yerine adada hem Türk askerlerinin hem de Yunan askerlerinin olduğunu söyledi.

Erdoğan’ın Çipras’a sert tepki vermesi mümkün değil. Çünkü Tayyip Erdoğan 2004 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarının dörtte birini Rumlara vermeyi taahhüt etti. Ancak 24 Nisan 2004’te yapılan referandumda Rum tarafı “hayır” kararı verince Erdoğan’ın planı suya düştü. Erdoğan, şehit kanlarıyla sulanmış KKTC topraklarının dörtte birini Rumlara veremeyince Ege Denizi’ndeki 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını alenen Yunan askerine teslim etti. Yunan askerleri 2004 yılının Ekim ve Kasım ayında adalarımızı fiilen işgal etmeye başladı.

Tayyip Erdoğan, kendi döneminde Yunan askerine teslim ettiği 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığının hesabını veremiyor. Erdoğan, Lozan Antlaşması’nın 15. Maddesindeki bağlı adacıklar ifadesine sığınarak kendi döneminde verdiği adaları Lozan’a yüklemeye çalıştı ancak başarılı olamadı.”

 

Kaynak Yeniçağ

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Lozan böyle güncellendi!.. (2) için yorumlar kapalı
Ara 17

B*k Böceği Fıkrası

B*k Böceği Fıkrası

Adamın biri bir gün bahçesinde çalışıp yorulduktan sonra bahçesindeki ağacın gölgesinde dinlenmeye başlamış Dinlenirken b*ktan top yapan bir b*k böceğini görmüş, böcek

pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş:

“Ey Allahım! her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın?”

Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış.

En sonunda bilge bir doktor ”Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiyeceksin” demiş.

Adam köfteyi çakmış ve 40 gün boyunca o pislikleri yemiş ve iyileşmiş.

Aradan yıllar geçmiş aynı adam bir yolculuk için gemiye binmiş ve denizin ortasında çok büyük fırtınaya yakalanmışlar. Herkes bağırıp, çağırıp, ağlaşırken bu adam bacak

bacak üstüne atıp sakince çayını içiyormuş. Gemide bulunan insanlardan biri dayanamamış sormuş. “Biz yana yakıla dua edip bağırıp çağırıyoruz. Sendeki bu rahatlık ne be

adam!.”

Adam şöyle cevap vermiş ” KURBAN OLDUĞUM ALLAH BİR KERE İŞİNE KARIŞTIM BANA KIRK GÜN B*K YEDİRDİ, İSTER YÜZDÜRÜR, İSTER BATIRIR BEN

KARIŞMAM KARDEŞİM.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | B*k Böceği Fıkrası için yorumlar kapalı
Ara 16

Lozan böyle güncellendi!.. (1)

Lozan böyle güncellendi!.. (1)

Eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım‘dan “Lozan’ın güncellenmesi” tartışmaları çerçevesinde Erdoğan’ın 2 günlük ziyaretini değerlendirmesini istedim.Yalım, “Erdoğan, Lozan Antlaşması’nı 2004 yılında, Yunanistan lehine fiilen güncelledi. Erdoğan’ın güncelleme çıkışı ile 2004 yılında yaptığı fiili güncellemeyi şimdi de kitabına uydurmaya çalıştığı yani Lozan Antlaşması’na monte etmek istediği anlaşılıyor” dedi.

Ümit Yalım, Erdoğan’ın  güncellemeyi (!) nasıl yaptığını şöyle izah etti:

Papazların lehine işledi                                                                                                                                                                                                                                            “Erdoğan ilk olarak Lozan Antlaşması’nın 40 ve 45. maddeleri ile Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesi Sözleşmesini değiştirdi. 2004 yılında, Türk vatandaşı olmayan 6 yabancı metropolit Fener Rum Patrikhanesine getirildi. Anılan papazlar ABD, İngiltere, Finlandiya, Yeni Zelanda, Girit ve Rodos metropolitleri. Girit ve Rodos Adası’ndan gelenler Yunan vatandaşı. Papazlar Lozan Antlaşması’nın 40 ve 45. Maddeleri ihlal edilerek Türk vatandaşı yapıldı ve Patrikhane’nin Sen Sinod Meclisi’ne metropolit olarak atandı.Yunanistan hesabına çalışan ve Rodos Adası’ndaki papazı İstanbul’a metropolit olarak getirilmesini sağlayan Erdoğan, 4 bin Türk soydaşımızın yaşadığı Rodos Adası’na müftü göndermedi. Rum cemaatin olmadığı İznik, Bursa ve İzmir’de metropolitlikler açıldı. Hâlbuki Lozan Mübadele Sözleşmesi’ne göre İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada dışındaki tüm Rumlar mübadeleye tabi tutulmuş ve tüm dini örgütleri lağvedilmişti. Erdoğan anılan sözleşmeyi de Yunanistan lehine değiştirdi.”

Ege’deki Adalarımız                                                                                                                          ”                                                                                                                  Erdoğan 2004 yılında Lozan Antlaşması’nın 12 ve 15. Maddelerini de değiştirdi. Anılan maddelerde adı geçmeyen, Osmanlı Devleti döneminde ve Lozan’da verilmeyen 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı Yunanistan’a teslim etti. Konu ile ilgili olarak CHP Milletvekili Onur Öymen tarafından, 26 Kasım 2004’de, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e soru önergesi verildi. Önergede, “Türkiye’ye yakın bazı kayacıklara Yunan bayrağı dikildiği belirtilerek, anılan yerler Dışişleri ve Genelkurmay Başkanlığı listesinde yer alan adalar mı?” sorusu soruldu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül soru önergesine cevap vermedi. Gül, Türk adalarına Yunan bayrağı dikildiğini zımnen kabul etti. Böylece işgalin 2004’de başladığı somut olarak belgelendi.

Yunanistan’a teslim edilen adalarda 13 Yunan askeri üssü kuruldu ve adalara 5 binden fazla Yunan askeri yerleştirildi.

Erdoğan, Yunan Cumhurbaşkanı ve Yunan Başbakanı ile yaptığı görüşmelerde Yunanistan’ın işgal ettiği 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığının hesabını sormadı, soramadı. Böylece Erdoğan’ın 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını alenen Yunan askerine teslim ettiği bir kez daha tescillenmiş oldu.”

 

Kaynak Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Lozan böyle güncellendi!.. (1) için yorumlar kapalı
Ara 15

Atatürk Suriye’nin birleşme teklifini neden reddetti!

Atatürk Suriye’nin birleşme teklifini neden reddetti!

 

Önümüzdeki Cuma günü; aramızdan ayrılışının 79. Yılında Milletçe yine saygı ve minnetle yâd edeceğimiz, anacağımız Mustafa Kemal Atatürk’ün aslında dış politikada da ne denli bir şahsiyet olduğu özellikle Suriye sorununda kendini iyice gösteriyor;

Suriye ve dolaylarındaki toprakların, Orta Doğu’nun baş belası olacağını tahmin edenlerin başında Atatürk geliyor.

24 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin birinci ilk gizli celsesinde, Suriye Kralı Faysal hakkında bilgi veren Atatürk, İngilizlerin Suriye’yi Fransızlara terk ettikten sonra, onu Irak’a taşıdıklarını ve 22 ay sonra Arap devletinin parçalandığını vurguluyor ve tarihi sözlerine  şunları  ekliyor:

“Kral Faysal, (Biz yanlış yaptık siz ise bir millî mücadele veriyorsunuz bu hatamızı giderelim, bizi millî mücadelenize alın biz de gerçek istikrara kavuşalım) şeklinde mektup yazıyor.”

Atatürk‘ün verdiği cevap ise her şeyi açık anlatıyor.

“Hayır, biz bir millî mücadele veriyoruz yeknesak bir devlet kuracağız siz de Arap milliyeti içinde mücadelenizi verecek şekilde örgütlenin ve ondan sonra süpranasyonal (milliyet üstü) bir devlet olabilir, bir federasyon veya konfederasyon halinde bir araya gelebiliriz.”

İşte Türk dış politikasının kuruluşunda Atatürk‘ün gösterdiği hedef buydu.

Ne var ki, son 15 yılda Suriye politikamızın büyük zigzaklar çizerek yanılgılar içinde zaman geçirdiği de artık anlaşılıyor.

 

Kaynak Yeniçağ

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | Atatürk Suriye’nin birleşme teklifini neden reddetti! için yorumlar kapalı
Ara 14

Kudüs Gerçeği

Kudüs Gerçeği

 

Konu tarihsel açıdan özetlendiğinde, İsrail Devleti kurulmasının fikir babası olan Theodor Herzl’in II. Abdülhamit’ten olumlu cevap alamamasıyla ısrarla başlattığı farklı çalışmalar sonucunda 1917’de yayınlanan Balfour Deklarasyonu ile Yahudi nüfusun Filistin’e yerleşmesinin yolu açılmıştır. Bu süreci Osmanlıyı arkadan vuran Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ın 1919’da siyonist lider Weizmann ile defalarca görüşerek Filistin’e Yahudi göçmenlerin yerleşmelerini kabul etmesi takip etmiştir. Daha sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e de sunulan benzer talepler kesinlikle reddedilerek kabul görmemiştir.

1948’de İsrail Devleti’nin ilan edilmesine karşı gelen Arap devletlerinin açtığı savaş Yahudi ordusunun mağlubiyetiyle sonuçlanmak üzereyken Batı’nın dayatmasıyla ateşkes ilan edildi.

10 Haziran 1967’de daha güneş doğmadan İsrail’in Arap ülkelerine ani hava saldırısıyla başlayan ve 6 Gün Savaşı olarak adlandırılan savaş sonucunda Mısır ve Suriye’nin tüm askeri havaalanları tamamen kullanılamaz hale gelmiş ve sonuçta Doğu Kudüs, Batı Şeria, Cenin ve Golan Tepeleri İsrail tarafından işgal edilmiştir. 

1970’de Arapların petrol ambargosu tehdidiyle başlattıkları ekonomik savaş sonuç vermemiş, 1973’de Enver Sedat Süveyş Kanalını geçerek kısmen bir başarı elde etmiş olsa da yine kendisi tarafından daha sonra İsrail ve Mısır Camp David anlaşması imzalanmıştır. Nitekim bundan sonra Araplar, İsrail’le savaş kavramını tabiri caizse sözlüklerinden bile çıkarmışlardır.

Dünyada tek din devleti olan İsrail, tahrif edilmiş Tevrat’a göre Ortadoğu sorununun kaynağı Nil’den Fırat havzasına kadar uzanan vaat edilmiş ”Arz-ı Mevud” topraklardır. Bunun için hedef Kudüs’ü başkent yapmak ve Mescidi Aksa yıkılarak yerine Süleyman Mabedi inşa etmektir.

Trump’ın kararını ilan etmeden önce görevlendirdiği damadı ve baş danışmanı Jares Kushner’in aracılığıyla S.Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün liderlerinin tanıma kararı konusunda ikna edildikleri ileri sürülmektedir. Yani tarih tekerrür mü etmektedir?

Türkiye’nin itirazları yerinde olmakla birlikte haklı tavrını tek başına yürütmesi yeterli olmayabilir ve hatta yalnız da kalabilir. BM kararlarını hiçe sayan İsrail’in şu ana kadar uyguladığı politikaların düzeltilmesi ancak İslam Dünyasının yanı sıra uluslararası camianın ekonomik, askeri, siyasi yönden topyekûn işbirliği sağlandığı takdirde çözülebilir.

 

Kaynak Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | Kudüs Gerçeği için yorumlar kapalı