Ara 07

OSLO MUTABAKATI DOLMABAHÇE MUTABAKATI (1)

OSLO MUTABAKATI DOLMABAHÇE MUTABAKATI (1)

 

Tarih: 19 Eylül 2012

CHP sözcüsü Haluk Koç, Oslo mutabakatı metnini, “Taraflar, bugüne kadar Oslo ve İmralı süreçlerinde vurgulanan Kürt sorununun kalıcı çözümüne yönelik temasların sürdürülmesi ve yürütülecek çalışmaların Anayasal ve yasal çerçevede sonuçlandırılmasının esas alınmasının gerekliliği konusunda varılan mutabakatları teyit ederler” diye açıkladı.

Koç, Oslo görüşmelerinin İngiltere hakemliğinde yapıldığını ve mutabakat metninin İngiliz devlet arşivinde olduğunu da söyledi.

 

  1. Recep Tayyip Erdoğan bu görüşmeyi ve Oslo mutabakatını reddetti.

Tarih: 26 Eylül 2012

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kanal 7 televizyonunda yayınlanan İskele Sancak programında Mehmet Acet ile gazeteciler Fehmi Koru, Hasan Öztürk ve Salih Tuna’nın sorularını yanıtladı.

Erdoğan şöyle konuştu:

“Biz bir hukuk devletiyiz. Atacağımız adımları da hukuk çerçevesinde atacağız diyoruz. Ama hukuktan anlayamayana da, Şemdinli’de, Beytüşşebap’ta olduğu gibi gereği yapılacaktır. Bu süreç içerisinde bizim şahsen ben İspanya Başbakanı Zapatero ile olsun, İngiltere Başbakanı Blair ile olsun bunlarla bu görüşmeleri ben de yaptım. Beşir Bey’i (Devlet Bakanı Beşir Atalay) millî birlik ve kardeş projesi kapsamında oralara gönderdim. Kendisi de oralarda ilgili bakanlarla gerekli görüşmeleri o da yaptı.

Biz kimsenin adım atmakta tereddüde düştüğü, İmralı olsun, Oslo olsun çok açık net… Bu adımları da attık. Niye? Acaba nerede bir şey var, bunu görelim, bununla bunu yapalım. Oslo’da olacaksa, Oslo’yla bunu yapalım. Onun için de Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı olarak Emre Bey zamanından itibaren başlattık görüşmeleri. Sonra Hakan Bey geldi, Hakan Bey’le de aynı şekilde devam ettik.”

 

  1. Recep Tayyip Erdoğan Oslo görüşmelerini ve mutabakatını kabul etti…

DOLMABAHÇE MUTABAKATI

Tarih: 28 Şubat 2015

Yer: Dolmabahçe Sarayı

Erdoğan hükümetini temsilen Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal ve Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammet Dervişoğlu katıldı

HDP’yi grup başkan vekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder temsil etti.

Toplantı sonunda Erdoğan Hükümeti ile Öcalan-PKK ve HDP tarafından kabul edilen 10 maddelik Dolmabahçe mutabakatı metnini Sırrı Süreyya Önder açıkladı

Önder, “Tarihî bir niyet beyanıdır” dedi…

Tarih: 28 Şubat 2015

Yer: İstanbul Atatürk Havaalanı VIP salonu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan özetle şu açıklamayı yaptı:

“Tabii silahların bırakılması çağrısı bizler için çok çok önemli bir beklenti idi. Bu demokratik açılım süreci ile başlayan bir çağrıdır. Millî birlik ve kardeşlik projesi ile başlayan bir şimdi de çözüm süreci ile devam eden ve bunu artık noktalayalım diye hasretle beklediğimiz bir çağrıdır.”

 

Alıntı:  Orhan UĞUROĞLU

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | OSLO MUTABAKATI DOLMABAHÇE MUTABAKATI (1) için yorumlar kapalı
Ara 06

ATATÜRK’TEN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÜŞMANLARINA…

ATATÜRK’TEN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÜŞMANLARINA…

 

Büyük önder Atatürk, büyük taarruzun ve Cumhuriyet’in ilanının yıldönümü olan 30 Ağustos 1925 tarihinde Kastamonu nutkunda sizler için şunları söyledi:

“Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikatı medeniyedir.

Hissettiğim ve gördüğüm hususatı olduğu gibi söylemeyi tarih ve vicdan karşısında vazife bilirim.

Hükümeti Cumhuriyetimizin bir Diyanet İşleri Riyaseti Makamı vardır.

Ancak bu yolda vazifedar olmayan birçok insanlar da görüyorum ki, aynı kıyafet iktisasında berdevamdırlar. Bu gibiler içinde çok cahil hatta ümmi olanlarına tesadüf ettim. Bilhassa bu gibi cühela, bazı yerlerde halkın mümessilleriymiş gibi onların önüne düşüyorlar. Halkla doğrudan doğruya temasa adeta bir mani teşkil etmek sevdasında bulunuyorlar. Bu gibilere sormak istiyorum. Bu sıfat ve selahiyeti kimden, nereden almışlardır.

Millete hatırlatmak isterim ki, bu laubaliliğe müsaade etmek asla caiz değildir. Her halde sahibi salahiyet olmayan bu gibi kimselerin muvazzaf olan zevat ile aynı kisveyi taşımalarındaki mahzuru hükümetin nazarı dikkatine vazedeceğim.

Mesela karşımda kalabalığın içinde bir zat görüyorum. Başında fes, fesin üstünde yeşil bir sarık, sırtında bir mintan, onun üstünde benim sırtımdaki gibi bir ceket daha alt tarafını göremiyorum. Şimdi bu kıyafet nedir? Medeni bir insan alelacaip kıyafete girip dünyayı kendine güldürür mü? …Devlet memurları da, bütün millet de kıyafetlerini tashih edecektir. Fen, sıhhat noktainazarından ameli olmak itibariyle, her noktainazarından tecrübe edilmiş medeni kıyafet iktisa edecektir. Bunda tereddüte mahal yoktur. Asırlarca devam eden gafletin acı derslerini tekrarlamağa takat yoktur. Adam olduğumuzu, medeni insan olduğumuzu isbat ve izhar için icap edeni yapmakta taannüt (direnme) adamlıkla kabili telif değildir.”

Söylemem o ki o fesli ve sarıklı fotoğraftaki şahıslar Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlarıdır.

 

Alıntı:

 

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , | ATATÜRK’TEN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÜŞMANLARINA… için yorumlar kapalı
Ara 05

Cumhuriyet Düşmanları…

Cumhuriyet Düşmanları…

 

Harran Üniversitesi rektörünün TV programındaki sözlerini hatırlayın; 

“İslami olarak Cumhurbaşkanı’na itaat etmek farz-ı ayındır. Karşı gelmek ise harpten kaçmak manasında haramdır!”

Tepkiler üzerine istifa etti rektör…  İstifa gerekçesini; “Cumhurbaşkanlığı makamını yıpratmamak için gördüğüm lüzum üzerine…” diye bir cümle ile açıkladı…

 Saray mesajı almıştır… Yakında ballı maaşı ile “vefa gösterilecekler” kadrosunda yerini alır…

 Rektörümüz böyle… 

** 

Seçim döneminde sözde bir din adamı yine bir tv programında “AKP’ye oy vermek dinin gereğidir” manasında konuşmadı mı? 

“Müslümanım diyen AKP’ye oy versin” diyen ilahiyat profesörlerini gördük.. 

İlahiyatçımız böyle… 

**

“Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor” diyen adamı YÖK’e atadılar… 

Sabahattin Zaim Üniversitesi rektör yardımcısıydı, istifa edince terfi aldı… 

Unvanı Profesör… Prof’larımız böyle…

**

“Böylelerin” isimlerini yazmaya “gerek” görmedim ama sıradakinin adı hatırlanacak cinsten; 

“Bizim milletimiz tarihte hiç satıcı olmadı. Ta ki Abdülaziz’e kadar… 10 yılda Osmanlı’yı tarumar ettiler, yıktılar.  1923’te koskoca 650 yıllık çınara darbe yaptılar. Cumhuriyet kuruldu…”

Osmanlı İmparatorluğu’nu emperyalizm değil de Mustafa Kemal Atatürk yıkmış gibi konuşan bu adamın adı Necmi Kadıoğlu. Esenyurt’u yönetiyor.

 Belediye Başkanımız da bu…

 **

Cumhuriyet’e “90 yıllık reklam arası bitti” diyen, “Bizans dostu kahpe İnönü” diye paylaşımlarda bulunan milletvekilimiz var… Üstelik Cumhuriyet’in özgür kıldığı ve Cumhuriyet sayesinde vekil olabilmiş bir kadındı… Tülay Babuşçu.

Vekillerimiz böyle…

 **

Medyadaki maymunları, akademisyenleri, sözde Sivil Toplum Liderlerini ve yalaka işadamlarını geçiyorum…

 **

Fotoğrafları görünce önce kıyafet balosu sandım…

 Sözcü Gazetesi’ndeydi haber. Uganda’nın Başkenti Kampala’daki Kadın Büyükelçimiz Sedef Yavuzalp, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için resepsiyon vermiş.

Sedef Hanım’ın üzerinde Truva Filmi’nden hatırlayacağınız kraliçe Helen’in kıyafeti var…

Katibinin durumu ise daha trajikomikti,

Başında zeytin dalı ile Yunan Tanrısı Zeus olmuştu… 

Davetliler de bu görüntüye şaşırmış…

 

Cumhuriyet düşmanlarının vekil olduğu, rektör olduğu, medya yönettiği, Meclis’e girdiği ülkemizde bir Büyükelçimiz Ugandalı Helen olmuş çok mu?!

 

Alıntı: Tuncay Mollaveisoğlu

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Cumhuriyet Düşmanları… için yorumlar kapalı
Ara 04

Altın Sözler

Altın Sözler

 

* “Üzüntü, sallanan iskemlelere benzer. Size yapılacak bir iş verir ama bir yere götürmez.” Frances Loud

* “Politikacılar bebek bezi gibidir, düzenli olarak ve aynı sebepten değiştirilmeleri gerekir.” Ken Dodd

* “Hakikat: Ne gelişir, ne büyür, ne tekamül eder.” M. Rasim Mutlu

* “Muzaffer olduğu zaman kendini de yenen, iki kere galip demektir.” P. Syrus

* “Vicdanımız yanılmaz bir yargıçtır; biz onu öldürmedikçe…” Honore de Balzac

* “Dünyada bir tane dahi çocuk mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler hiçtir.” Einstein

* “Dilencinin gururu olmaz.” Dostoyevski

* “Korkak, tehlikeli olmadığı zaman kuyruğunu sallar.” Goethe

* “Hayatta iki hedef vardır; istediğini elde etmek ve bunların tadını çıkarmak. Ancak akıllı insanlar ikinci hedefe de ulaşabilirler.” Logon Pearshall                                                                                                        

* “Düşünme, itaat et diyenlere değil; düşün, sor, sorgula diyenlere kulak ver.” Ali Şeriati                                            

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Ara 03

Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

 

Ey Türk Milleti, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi, Andımız, 10. Yıl Marşımız, Gençlik Marşımız, İzmir Marşımız ve İstiklal Marşımız hepsi Türk halkının vazgeçilemez olmazsa olmaz değerleridir.

Ey Türk Milleti, unutma adımız andımızdır, benliğimizdir, Ata’mıza verdiğimiz sözdür.

Ey Türk Milleti, Ata’mızın, “Ey Türk Gençliği” diyerek bizlere verdiği önemli görevi de asla unutma.

Ey Türk Milleti, 10. Yıl Marşı’mızı haydi hep beraber bugün yine haykıralım!:

 

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan;

On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan;

Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan,

Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan.

 

Türk’üz: Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi;

Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

 

Bir hızda kötülüğü, geriliği boğarız,

Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız.

Türk’üz, bütün başlardan üstün olan başlarız;

Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız.

 

Türk’üz: Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi;

Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

 

Çizerek kanımızla öz yurdun hartasını,

Dindirdik memleketin yıllar süren yasını;

Bütünledik her yönden istiklâl kavgasını…

Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını!

 

Türk’üz: Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi;

Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

 

Örnektir milletlere açtığımız yeni iz;

İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz:

Uyduk görüşte bilgi, gidişte ülküye biz.

Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.

 

Türk’üz: Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi;

Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

 

Söz: Faruk Nafiz ÇAMLIBEL ve Behçet Kemal ÇAĞLAR – Müzik: Cemal Reşit REY

 

Var mı itirazı olan..?

 

Alıntı

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri! için yorumlar kapalı
Ara 02

ERGENEKON

ERGENEKON

 

Ergenekon bana yabancı değil

Beş bin yıllık tarihimden bu destan

Bir tutarlar terör ile adını

Yeni destanlar mı yazayım baştan?

 

Kimin uydurması bu örgüt işi

Vatanı sevenler toplanan kişi

Paşası, polisi, erkek ve dişi

Toplattılar gizli gizli yavaştan

 

Birileri “taraf” olmuş bu işe

Yorum getirmişler hayal ve düşe

Alkış tutmuş böyle nahoş gidişe

Medet bekliyorlar bir iç savaştan

 

Duyan ve duymayan herkes şaşıyor                  

Hukukçular bile korkup kaçıyor

Demek Ergenekon ruhu yaşıyor

Orhun anıtları dikili taştan

 

Kimi, gözaltında birden felç oldu

Kiminin ömrü de orda son buldu

Bildiğimiz şu dağ fare doğurdu

Hayır, beklenir mi gözleri şaştan?

 

Beklenmedik anda yağarsa yağmur

Kabarsa leğende ekmeklik hamur

Oluşsa toprakta yoğun bir çamur

Yargı suçlu bulur bilin her yaştan

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | ERGENEKON için yorumlar kapalı
Ara 01

“Tek Adam Rejiminin 100 Günü”

“Tek Adam Rejiminin 100 Günü”

 

* Enflasyonda rekor

2018’e yılsonunda yüzde 7 enflasyon hedefiyle giren AKP hükümeti, 100 gün içinde önce enflasyon tahminini yüzde 21’e taşıdı. Ama bunu bile tutturamadı. Ekim ayı itibariyle yüzde 25’e tırmandı. Ekonomiyi iyi yönetemediği için enflasyonu düşüremeyen tek adam yönetimi çareyi süpermarketlere zabıta göndermekte buldu!

* 10 günde dolar fırladı

Vaatlerle dolu 100 Gün Eylem Planı’nın daha 10. Günü olmadan 1 dolar 7 lirayı gördü.

* Düşüreceğiz diyenlerden rekor faiz

Merkez Bankası faizi yüzde 25’e çıkarırken, reel piyasalarda faizler yüzde 30-40’ları buldu..

* Konkordato ve işsizlikte rekor

Resmî olarak yüzde 11-12 gösterilen işsizlik yüzde 20’yi aştı. Altı milyondan fazla işsiz var. İşsizlik nedeniyle intiharlarda artış var.

* İşsizlik Fonu yağmalandı

İşçiler kara gün akçesi gördükleri ‘İşsizlik Fonu’ndan faydalanma koşullarının esnetilmesini beklerken, İşsizlik Fonu yağmalanmaya devam ediliyor. 127 milyar liralık fondan işçilere ayrılan pay devede kulak kalırken, hükümetin birçok seçim yatırımı işsizlik fonundan finanse edilmekte. Son olarak kamu bankalarına Fon’dan 11 milyar lira aktarıldı.

* Yoksulluk ve işsizlik intiharları

Geçinemediği için intihar eden yurttaşların sayısı hızla artıyor.

* İş cinayetleri arttı, hak arayan işçiler tutuklandı

Yüz gün hedefinde sıralanan 3. havalimanının inşaatında 30’dan fazla işçi öldü.

* Yurttaş borç batağında

Halkın yüzde 14’ü sürekli yoksulluk, yüzde 28’i ciddi maddi yoksunluk yaşarken, yüzde 69’u da borçlu.

* Emekli ikinci iş peşinde

Geçinemeyen emekliler ikinci işte çalışmak zorunda. 2018 yılında iş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerden 22’si 65 yaş ve üzerinde.

* Lükse, şatafata tam gaz devam

Sarayın bir günlük harcamasının 1,8 milyon lira olduğu ortaya çıktı.

* Garantiler için ödenen paralar bütçede kara delik

‘Cebimizden 5 kuruş çıkmayacak’ denilen ve dolar garantisiyle yapılan köprü, otoyol ve hastane giderleri için bütçede şimdiden 44,5 milyarlık bir kara delik oluştu.

* Özelleştirmenin bedeli: Kağıt krizi

SEKA’yı yok pahasına satmanın bedelini bu yüz günde hep beraber ödedik. Gazete sahipleri ve yayıncılar gazete ve kitap basacak kağıt bulmakta zorlanıyor. Başta kağıt birçok temel üründe Türkiye artık ithalatçı konuma geldi.

* Kriz ameliyathaneye girdi

Ekonomik kriz ve dövizdeki artış nedeniyle ameliyatlar yapılamaz hale geldi. Grip aşısından kanser ilaçlarına kadar birçok ilaç döviz kurları nedeniyle getirilememekte.

* Kadının ne adı ne de hakkı var!

Kadınların temel insan haklarına ve hak taleplerine yönelik hiçbir adım atılmazken, kadına yönelik şiddet hızla artmakta. 2017 yılında 409 kadının öldürüldüğü kayda geçirilirken, 2018 yılının ilk 10 ayında 363 kadın uğradığı şiddet sonucunda öldürüldü.

* Çocuk evlilikleri arttı

Çocuk yaşta evliliklerde dünyada ilk 10’dayız. Son 10 yılda yaklaşık 500 bin kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi.

* Demokrasi askıda

Türkiye, demokrasi kalitesi açısından 41 ülke arasında son sırada.

* Yurt dışına kaçış var

100 Gün Planındaki hedeflerden biri Bilim İnsanlarımızın Yurda Dönüş Seferberliği idi. Ama Türkiye’de tam aksi yaşanıyor. Artan otoriterleşmeden, demokrasi ve hukuk devletinde yaşanan geri gidişten ve ekonomik krizlerden endişe duyan gençler çareyi yurt dışına göç etmekte arıyor.

“7. GÜN 9 AĞUSTOS: Üniversite sınav sonuçlarına göre 41 bin öğrenci sıfır çekti.

  1. GÜN 12 AĞUSTOS: Dolar 7.20 lira oldu.
  2. GÜN 13 AĞUSTOS: Türkiye Kasaplar Odası Türkiye’de beyaz etin 8 ayda yüzde 200 zamlandığını açıkladı.
  3. GÜN 17 AĞUSTOS: Akaryakıta 90 gün sonra yine yüzde 9 zam. Benzinin litresi 6.85 TL oldu.
  4. GÜN 2 EYLÜL: Doğal gaz ve elektriğe zam yapıldı. Halkbank ‘yanlışlıkla’ doları 3 lira 88 kuruştan avroyu 4 lira 32 kuruştan sattı.
  5. GÜN 4 EYLÜL: Saray’ın 30 Ağustos menüsü. Ejder suyu, zencefilli somonlu suşi.
  6. GÜN 4 EYLÜL: Türkiye’de otomotiv pazarı 8 ayda yüzde 21 daraldı.
  7. GÜN 22 EYLÜL: Kocaeli’de İsmail Devrim çocuğuna okul kıyafeti alamadığı için intihar etti.
  8. GÜN 1 EKİM: Ekonomi yönetimi McKinsey’ye bırakıldı.
  9. GÜN 13 EKİM: ABD’li Rahip Brunson serbest kaldı.
  10. GÜN 18 EKİM: Atanamayan öğretmen Ersin Turhan intihar etti. Cebinden sadece 10 lira çıktı.
  11. GÜN 10 KASIM: Tüm Türkiye Atatürk’ü ölümünün 80. yıldönümünde anarken, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Atatürk düşmanı Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret etti.”

 

Utku Çakırözer

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | “Tek Adam Rejiminin 100 Günü” için yorumlar kapalı
Kas 30

Kediler…

Kediler…

 

Kediler, gerçek benliklerini ortaya çıkarmakta ustadırlar…

Bir kediyle ilk kez tanıştığınızda onun hakkında güçlü bir izlenim edinirsiniz..

Utangaç mı, sevecen mi, oyuncu mu, rahat bırakılmak isteyen bir huysuz mu olduğunu hemen anlarsınız…

Doğasının bilinmesine izin verdiği için bir kediyle karşı karşıya olduğumuzda nasıl davranacağımızı bilebiliriz..

Böyle bir şeffaflık, başkalarıyla ilişkilerinizde size de yardımcı olur…

Açık ve dürüst olursanız, görüştüğünüz kişiler sizi daha iyi anlayacak ve beklediğiniz şekilde davranacaklar..

Bu da ilişkilerinize olumlu bir şekilde etki edecek…

Örneğin, yeni biriyle tanışıp konuşmaya başladığınızda, kendiniz hakkında önemli noktalara değinmenin ya da olağandışı durumlardan söz etmenin yanı sıra karşınızdaki kişiye ve söylediklerine de ilgi göstermek gerekir…

Böyle davrandığınızda daha kolay bağ kurduğunuzu ve uyum yakaladığınızı fark edeceksiniz…

Kediler, nasıl davranılmak istiyorlar ya da istemiyorlarsa bunu bize en açık şekilde ifade ederler.

Siz de tanıştığınız insanlara kendinizi daha fazla açarak ilişkilerinizin daha ilginç ve faydalı olduğunu görebilirsiniz.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | Kediler… için yorumlar kapalı
Kas 29

CENGİZ HAN

CENGİZ HAN

 

Türk-Moğol imparatorluğunun kurucusu Cengiz Han, 1155 yılında Onan ırmağının, sağ kıyısında bulunan Dülün-Boldak’da doğdu. Asıl adı TİMUÇİN idi. Moğol Beylerinden Yesügey Bahadır’ın oğlu olan bu olağanüstü savaşçı, gerçekten olağanüstü işler başardı…

Babası Yesügey Bahadır 1167 yılında ölünce, Timuçin henüz 12 yaşındaydı. Annesinin zekâsı ve tedbirleri sayesinde, bir zamanlar babasının yönettiği oymak, dağılmaktan kurtuldu.

Timuçin, büyüdükçe liderlik yeteneği de gelişiyordu. Gençliği boyunca kuvvetli ve disiplinli bir ordu kurmak için gece gündüz çalıştı. Zaman zaman çok büyük sıkıntılar içine düştü. Gün geldi, tek başına kaldı. Ama hiçbir zaman umutsuzluğa düşmedi. Çelik bir irade, bitmez tükenmez bir azimle “kuvvetli bir ordu kurma” hayalini  adım adım gerçekleştirdi. Sonunda tek başına koca bir ordu kurdu. Yine kendi çabalarıyla o günlerin dünyasının yarısına egemen oldu ve CENGİZ HAN olarak tarihe geçti.

Elli yaşına kadar çevresindeki boyları buyruğu altına almak için savaş açtı. Sonunda Türk-Moğol boylarını egemenliği altına aldı. Boy beylerinden oluşan bir kurultayda Timuçin, Kara-Kurum tahtına Han seçildi ve böylece Türk-Moğol imparatorluğunun temelleri atıldı…

Timuçin 1026 yılında Naymanların üzerine yürüdü. Kazandığı zaferden sonra kendisine CENGİZ adı verildi. Çinliler ona “Göklerin oğlu” diyordu ve bütün Türk-Moğol urukları onu, gökten kut almış olarak görüyorlardı.

Zekâ, akıl, atılganlık ve tedbir… Bütün bu üstün insanî özellikleri taşıyordu. Cengiz Han, sadece iyi bir savaşçı değil; o aynı zamanda çok iyi bir töre-yasa koyucu idi. Yöneticilik konusundaki görüşleri ilginç ve çok pratik özellikler taşır. Bu konuda ülkeler fatihi Cengiz Han şöyle diyor:

“Evinde, düzeni sağlayan bir kimse, devlette de düzeni sağlayabilir.

On kişiye mükemmel şekilde komuta eden birisine, bin veya on bin kişinin de komutası verilebilir…”

Gerçekten Cengiz Han, bu sözleriyle sanki kendisini anlatıyordu. Oymağında, nasıl küçük bir ocak başkanı iken, başarılı olmuşsa, İmparator iken de aynı başarıyı gösterdi.

Cengiz Han‘ın ilk istilâ ettiği ülke Çin oldu. Çin’i bütünüyle almak için yıllarca savaştı ve sonunda imkânsızı başardı; 1215 yılında Pekin’i aldı. Bu inanılmaz zaferden sonra bütün Orta Asya, Cengiz Han’ın egemenliği altına girdi. Uygurlar, Karluklar, Kara-Hitaylılar Cengiz Han buyruğu dinler oldular.

Gün geldi batıya yöneldi; Harzemşahlar devletini yıktıktan sonra Karadeniz’e kadar ulaştı. Karadeniz’den Çin denizine kadar olan uçsuz bucaksız bir ülkenin sahibi oldu.

Cengiz Han’ın sağlığında her biri ordu komutanı olan oğulları; Cuci, Çağatay, Ugedey, Tuluy istilâ ettikleri ülkeleri babaları adına yönetiyorlardı. Cengiz Han, kendi yerine oğulları arasında en akıllısı olarak gördüğü UGEDAY’ı veliaht olarak seçti.

1227 yılında öldüğü zaman oğullarının her biri egemen oldukları topraklarda ayrı ayrı devletler halinde örgütlendiler. Cuci, Cengiz Han sağ iken ölmüştü. Ancak onun oğlu Batu Han, Türk tarihinde ALTINORDU gibi altın bir sayfanın yazılmasını sağladı. Diğer taraftan, ÇAĞATAY, Türkistan yöresine egemen oldu ve bu yörede yeni gelişen lehçeye Çağatay Lehçesi denildi. Ortaya çıkan mükemmel edebiyata Çağatay Edebiyatı adı verildi. Cengiz’in torunlarından Hülâgü, İran yöresinde İlhanlılar devletini kurdu.

Dünya hâkimi, yenilmez savaşçı Cengiz Han, koyduğu yasalarla da yüzyıllar sonra anılır oldu.

Orta Asya’nın bu kahraman evlâdını saygıyla anıyoruz.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | CENGİZ HAN için yorumlar kapalı
Kas 28

RUH

RUH

 

 Bir tıp doktoru olan Cevat Doğan Kur’an’dan İlhamlar adını verdiği kitabında;

“İnsanın ölümü, kalp ve dolaşımın, teneffüsün durması ile gerçekleşiyor. Ölen kişinin sakallarında, tırnaklarında birkaç gün süren cüz’i uzamalar olur. Bunlara bakarak, insanın dolaşım ve solunum sistemleri durmakla henüz ölmüş olmadığı iddiaları yanlıştır. Ölümü yukarıda tarifini verdiğimiz olayla başlamıştır. Sakallar vs.. gibi bazı hücrelerdeki hayatiyet, insan denilen canlı organizmanın ölüm anını değiştirmez.

Ölüm, aklın da mutlak şekilde yok olmasına yol açıyor, kitabının ilk bahsi olan ruh problemi bölümünde, ruhun akıldan başka bir şey olmadığı hakikatine ulaşmanızı sağlıyor. Yani insan ruhunu kaybedince ölmüyor, aksine ölünce ruh (yani akıl) diye bir şey kalmıyor.

Ölen kişinin mezara konması ile yeni bir hayatın başladığına dair bir inanç halkımızda mevcuttur. Kur’an-ı Kerim’de böyle bir şey yok! Birçok batıl inancımızdan biri de budur.”

Materyalizmin ruh’a ilişkin yaklaşımı da Cevat Doğan’ın bu görüşlerine oldukça yakın. Onu da özetle aktaralım:

“Bilinç beyinde oluşur. Beyinse hücrelerden. Hücrelerin biyokimyasal ve biyoelektriksel etkinlikleri beynin fonksiyonlarını oluşturur.

Ruh bedenle birlikte ölecek. Çünkü ruh, günümüzün çağdaş bilimsel yorumuna göre, beyin dediğimiz organın duygular, hafıza, akıl yürütme ve karar verme gibi bazı fonksiyonlarına verdiğimiz isimdir. Dolayısıyla, vücudu bir makina gibi düşünürsek, bu makina işlemez hale geldiğinde fonksiyonları da duracak. Artık hissetmeyeceğiz, bilinçli olmayacağız, hiçbir şeyin farkında olmayacağız. Çünkü bunu sağlayan organımız çalışmıyor olacak. Bilimsel açıdan dersek, ölünce toprak olacağız, azot ve karbon çevrimine gireceğiz.

“Ruhun bedenden bağımsız olduğunu iddia eden hiçbir din ya da ruhsal inanç, örneğin neden içki içince hafızada ve zihinsel yeteneklerde azalma olduğunu tutarlı bir şekilde açıklayamaz. (İçki içmek gibi fiziksel bir etki ya da kişinin kafasını bir yere çarpması, nasıl ruh denen bedenden bağımsız bir varlığı etkiler konusu, geçtiğimiz yüzyıllarda filozofları çok düşündürmüştür ve ruhu bedenden bağımsız gören hiçbir düşünce sistemi bu işin içinden tutarlı bir biçimde çıkamamıştır). Bunu bilim açıklar, çünkü bilim ruha atfedilen özelliklerin insan beyninin fonksiyonu olduğunu söyler.”

Ve Kabir suali,: “Cesedin kabre gömülmesiyle başlayan bir kabir azabından bahis edenler, niçin kitabımızda olmayan bir şeye inandıklarını nedense hiç düşünmek istemiyorlar? Dinî terminolojimize girmiş iki çocukça ıstılah var ki, ne zaman musallat olduğu veya hangi doğrunun istihaleye uğraması ile ortaya çıktığı belli değil:

Mezardaki mevtaya iki melek geliyor ve birtakım sorular soruyor. Bu sorular arasında, tabii ‘Mezhebin nedir? Mezhep imamın kimdir?’ gibi akilane sorular da var.

(…) Halbuki ne gasledilen, ne kefenlenen, ne çürüyen sen değilsin!.. O senden başka bir şeydir. Seni sen yapan senin aklın (ruh) idi, sen artık yok oldun. O mezarda yatan cesedin seninle bir ilgisi yok.”

 

 

Alıntı: Cazim Gürbüz

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | RUH için yorumlar kapalı