May 27

Hüseyin Nihal Atsız’dan

Hüseyin Nihal Atsız’dan

* Milliyetçiyim ama Arap veya Moskof kardeşlerimi de çok severim dedin mi,milliyetçi değil,kozmopolitsin demektir.
* “Turancılık”, Türkçülüğün siyasî amacı, yani yer yüzündeki bütün Türklerin, geçmişte olduğu gibi, tek devlet hâlinde birleşmesidir.
* “Türkçülük”, Türk ülküsü, yani Türklerin her alanda her milletten üstün olması düşüncesidir.
* Gazi`nin kudretli şahsiyeti Türk Milleti `ne bir dilek birliği kurmamış olsaydı muhakkak ki Türkiye’de türlü zümreler bulunacaktı.
* Türk’e düşman olanlar ve bunu açıkça söyleyenler Türkler için o kadar tehlikeli değildir. Asıl büyük tehlike Türkümsü olan yabancılardır.
* Zenci, Türk’e olan sadakatinde ötekilerden, muhakkak ki, daha samimidir.
* Litvanyalı Kıpçak çoktandır öz dilini unutup Litvan diliyle konuşmuş olabilir. Fakat onlar kanca Türk oldukları için Türk’türler.
* O kadar ululadığımız, yakında heykelini dikeceğimiz Fatih Sultan Mehmet de bugünkü mânâsı ile Türkçü değildi diye tenkit mi edeceğiz?
* Namık Kemâl, Osmanlıcı ve İslâmcı idi. Fakat onun zamanının milliyetçiliği de ancak o şekilde yapılabilirdi.
* “Numara” kelimesinin kısaltılmış şekli olarak “Nu.”yu kabul ediyoruz. Bunu “No.” olarak yazmayı reddediyoruz.
* Bu vatan bir boydan bir boya tunç heykeller otağıdır. Bu ebedî heykeli artık, dünyanın nizamını kurmuş olan Tanrı bile deviremez.
* Milliyetçi insan, eğer insansa, kendi milletinin kahramanlarına, hürriyet savaşçılarına bakar, yanar, ağlar. O zaman “sağcı” olur.

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | Hüseyin Nihal Atsız’dan için yorumlar kapalı
May 26

TÜRK’E, ATATÜRK’E HAKARET EDENLER BU CESARETİ NEREDEN ALIYORLAR?

TÜRK’E, ATATÜRK’E HAKARET EDENLER BU CESARETİ NEREDEN ALIYORLAR?

Referandum öncesi milleti %50 sini “Hayır” dedikleri için terörist ilan etmişlerdi

Ayrıca referandum öncesi Başbakan Binali Yıldırım’ın Tunceli’de yaptığı konuşma satır satır okunmalıdır.

Yıldırım o konuşmasında, “Dersim olaylarının, bu topraklarda yaşayan insanlara ne kadar büyük acılar yaşattığını biz bilemeyiz ama bizim dedelerimiz, bizim büyüklerimiz yaşadı. İstiyoruz ki bizden sonrakiler yaşamasınlar. O günün tek parti yönetimi CHP, ne dedi; ‘Dersim bir çıban başıdır’ dedi ve bütün buradaki vatandaşlarımızı yok ettiler, acımasızca üzerine bombalar yağdırdılar. Yaşlarını büyütüp idam ettiler” ifadelerini kullanmıştı.

Oysa, Tunceli’de askerlerimizin toplu halde şehit edilmesinden sonra, İngiliz desteğiyle çıkarılan isyan, bizzat Mustafa Kemal Atatürk‘ün talimatıyla bastırılmıştı.

Dolayısıyla oradaki sözleri sarf eden siyasi anlayışın Atatürk‘ü sevdiğini, onun politikalarını doğru bulduğunu söylemek imkânsız.

Zaten bu sözde tarihçilerin beslendikleri kaynaklar, aldıkları cesaret de buradan ileri geliyor.

İlerleyen günlerde Atatürk üzerinden Türklüğe, Türk devletinin varlığına hakaret edenler unutulacak. Hatta onlara sahip çıkanlar ortaya çıkacak, haksızlık yapıldığı “Atatürk’ün putlaştırılmaması” gerektiğini söyleyecekler. Tıpkı “Türk bayrağı değiştirilsin, Türkiye adı değiştirilsin” diyenlerin önce unutulup, sonrasında ise yeni anayasa paketini yazmaları gibi…

Oysa mesele ne Atatürk‘ün putlaştırılması ne de ifade özgürlüğünün kısıtlanması meselesidir.

Mesele, Türklerin kurduğu rejimin eritilerek, tamamen ortadan kaldırılma çabasıdır.

İşte o yüzden süreci iyi okumak elzem hale geldi. İktidara yakın havuz medyasının yazarlarını, o gazetelerin hafta sonu tarih eklerini ve yazarlarını yakından incelediğimizde, son günlerde tartışma yaratan sözler bile hafif kalıyor.

Başkanlık referandumu ile ilk adımı atılan rejim değişikliği için, ilerleyen günlerde çok daha büyük çirkinlikler görmeye hazırlıklı olmalıyız.

İngiliz destekli Kürt isyancılarından dolayı Atatürk‘e dolaylı hakarette bulunanların yüzlerini gizlediği bir ortamda, vatanseverlerin nefes alacakları alanlar daha da kısıtlanacak.

 

Batuhan ÇOLAK

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | TÜRK’E, ATATÜRK’E HAKARET EDENLER BU CESARETİ NEREDEN ALIYORLAR? için yorumlar kapalı
May 25

Mevla

Mevla

 

Tohuma kâinat nasıl gizlenmiş

Mevla akıl vermiş sırrı bul diye…

Ayrı ayrı her can candan gözlenmiş

Övmüş de yaratmış Mevla gül diye…

 

Bu hayat sürekli yaşanan hızdır

Canlı da cansız da sonsuz bir gizdir

Her can ayet, sure ve hatta cüzdür

Canlara yazılmış kader hal diye…

 

Nesin kâinatta hele bir düşün?

Verilmiş her türlü nimetler peşin

Hak gayeyi bilmek değil mi işin?

İnsanı yaratmış Mevla kul diye…

 

Kandan ve çamurdan değil mi aslı

Âdem’den, Havva’dan insanın nesli

Mevla “oku” demiş ısrarlı, sesli

İslam’ı emretmiş kutlu yol diye…

 

Beşer şaşmış, nefis ile hislenmiş

Bitmez nimetlerle her dem beslenmiş

Pek çok peygamberle Mevla seslenmiş

İmanla Rabbine bağlı kal diye…

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Mevla için yorumlar kapalı
May 24

“PATATES DİNİ”

“PATATES DİNİ”

Kayseri’de görülmekte olan FETÖ’cü avukatlarla ilgili davada sanıklardan biri “Etkin pişmanlık konusu cezaevinde de konuşuluyor ancak itirafta bulunmanın ihanet olduğu, ahiretimizi kaybedeceğimiz söyleniyor. Cezaevlerinde yoğun bir psikolojik baskı var” dedi. Anadolu Ajansı da bu haberi, “FETÖ’nün, ‘itirafçı olursanız ahiretinizi kaybedersiniz’ yalanı” başlığıyla yayınladı.

Referandumdan 11 gün önce de Bursa’da konuşan Tayyip Erdoğan, “Türkiye koalisyon tartışmaları olmadan, istikrar ve güven ortamı tehdit edilmeden yönetileceği bir döneme girecek. Buna karşı çıkacağım derken dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın” dememiş miydi?

**

Ben bu sözü bir yerden daha hatırlıyorum. İhlas Finans 1995 yılında törenle kurulmuştu. Türkiye gazetesinin haberine göre holdingin sahibi Enver Ören, “Paranızı İhlas Finans’a yatırın, hem dünyanızı hem ahretinizi kurtarın” demişti!

Ahireti kurtarmaya gelince…

Ahiret gününden sonra kimin cennete kimin cehenneme gideceğine, Fethullah Gülen, Tayyip Erdoğan veya Enver Ören karar verecek değil! Ellerinde bir yetki belgesi veya peygamberlik mührü de yok. Peygamberlik, Hz. Muhammed‘den sonra bitmiştir. “Evliya” desen onların da hepimiz gibi günah işleyebilen insanlar olduğunu görüyoruz…

Aslında bu safsatalara kimsenin pek inandığı yok. Oy verme işini bir “ahiret meselesi” olarak görenler elbette vardır ancak düşünme ve akıl etme yeteneği olmayan, şartlanmış bir avuç insan dışında bu söylemlere kanmış görünenler, dünyasını hak ve hukuk üzerine değil çıkar üzerine kuran kurnaz tilkilerdir!

İskender Öksüz, kitabını yazdı; bilimsel araştırmayla ispatlanmıştır ki çıkarcı, mideci oranı çoğaldıkça, o ülkenin kalkınma hızı da düşer, dünyadaki itibarı da! Sonuçta o ülke yem olur yem! Yani, çıkarcıların yedi mahalleye değil yedi bölgeye zararı vardır! Bana sorarsanız, işte bunların dini, “patates dini”dir! Çünkü “patates” satın alma gücü karşılığında dindar görünmeye çalışmaktadırlar!

Oysa ihlas nedir? İçtenliktir, samimiyettir… Bir işi sırf Allah rızası için yapmaktır.

***

Bakınız, Atlantik Konseyi İstanbul Zirvesi’nde konuşan bir strateji danışmanlık şirketinin başkanı Stephen J. Hadley “Türkiye’nin demokratik yönetimini destekliyoruz. ABD ve AB’nin güçlü bir müttefik olarak Türkiye’ye ihtiyacı var.” dedi.

Türkiye’deki “hileli referandum”la oluşacak sistemi “demokratik” bulan bu adam da tıpkı Trump gibi kendi çıkarlarının takipçisi değil mi? 

 

Arslan BULUT

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | “PATATES DİNİ” için yorumlar kapalı
May 23

Satıcıya Ders

Satıcıya Ders

 

Gariban bir köylü şehre inmişti. Büyük bir mağazada iki kişinin karşılıklı oturup konuştuklarını gördü. İçerde bir masa ve üç dört koltuktan başka bir şey görünmüyordu. Merak etti ve içeri girdi:
– Selamünaleyküm ağalar.
– Aleykümselam hemşerim ne istiyorsun?
– Merak ettim acaba burada ne satıyorsunuz?
Köylü ile dalga geçmek isteyen satıcı sırıtarak cevap verdi:
– Eşek satıyoruz.
Köylü de taşı gediğine yerleştirdi:
– Sadece ikiniz misiniz yoksa daha var mı 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , | Satıcıya Ders için yorumlar kapalı
May 22

“Referandumun tek kazananı: Umut”

“Referandumun tek kazananı: Umut”  Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal

Bu referandumda ilk kez oy kullanan, referandumun devâsa bütçeli ‘evet’ kampanyalarının ilk ve en önemli hedefi, milletvekili olma yaşını 18’e indiren kampanyanın hedefi olan gençlik, referandumda % 58 gibi ezici bir oranla anayasa değişikliğinin kendilerine lûtf’ettiği ayrıcalıklı pembe koltuklara ‘hayır’ dedi. Kendilerine sunulan bu pembe geleceğe daha büyük ve samimi endişelerle dirsek çevirdi ve devletin tüm yetkilerinin bir tek adama verilmesine ‘hayır’ dedi.

Bundan daha anlamlı bir ‘hayır’ olabilir mi?

Geleceğimizin adını ‘umut’ koydu bu % 58’lik gençlik…

Bir rektör yardımcısı Profesör, “Türkiye’nin geleceği için cahil nesiller lâzım” demişti mart ayında bir tv ekranında.

Referandum neticeleri bahse konu rektör yardımcısını ne kadar tatmin etti bilmiyoruz. Fakat Türkiye  için bir başka umudun adıydı referandum neticeleri. İlkokul düzeyindeki eğitim seviyesinde ‘evet’  oyları % 70 iken, ‘hayır’ oyları ortaokul düzeyinde % 43’e, lise düzeyinde % 58’e ve üniversite düzeyinde ise % 61’e yükseliyor. Profesör rektör yardımcısı için umutlar tükense de bu neticelerle, Türkiye’nin geleceği için umutlanmak bizim hissemize düşüyor.

Ve nüfus yoğunluğunu taşıyan, üreten, vergi veren, istihdam sağlayan, kültür ve sanat merkezleri. Bursa hâricinde hemen tüm büyükşehirlerde yükselen ‘hayır’ oyları kazanan umudun diğer sessiz çığlıkları…

Emir komuta zincirinde hareket ettiği gibi bir yanılgıyla önyargıya mahkûm edilen milliyetçi oylar. Türkiye’nin her yerinde statükonun değil, değişimin tarafında yer alan milliyetçi oylar. Fiilî durumun resmîleşmesinde değil, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığının yanında yer alan milliyetçi oylar. Tek adam sisteminin değil, parlamenter sistemin yanında yer alan milliyetçi oylar. Otoriterleşmenin değil, demokrasinin yanında yer alan milliyetçi oylar. Cumhuriyet parantezinin kapanmasının değil, cumhuriyetin ile’lebet pâyidar olmasının yanında yer alan milliyetçi oylar. Reklâm arasına sıkıştırılmaya çalışılan değil, İzmir’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Anadolu’nun her karışında destanı yazılan ‘millî mücadele’nin ve ‘kuvay-ı milliye’nin kurduğu cumhuriyetin yanında yer alan milliyetçi oylar. Ali Kemallerin, Damat Feritlerin, Şeyh Saidlerin değil, Hasan Tahsinlerin, Fevzi Çakmakların, Kâzım Karabekirlerin ve cumhuriyetin ilk başbuğu Mustafa Kemâl Atatürk’ün yanında yer alan milliyetçi oylar. Açlımın, Dolmabahçe mutabakatının, Habur’un, Oslo’nun değil, Başbuğ Alparslan Türkeş’in ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun yanında yer alan milliyetçi oylar. Genel Merkezlerin değil, Merâl Akşener’in, Ümit Özdağ’ın, Koray Aydın’ın, Sinan Oğan’ın, Ülkü Ocakları Genel Başkanları Atilla Kaya’nın, Suat Başaran’ın, Müsavat Dervişoğlu’nun, Servet Avcı’nın, Hakan Ünser’in, Ulvi Batu’nun, Azmi Karamahmutoğlu’nun, Harun Öztürk’ün, Alişan Satılmış’ın, İrfan Özcan’nın yanında yer alan milliyetçi oylar…

Türk milliyetçileri olarak referandumun en umutlu kesimi olmak da büyük kazanım…

Ya yeni bir yol bulacak ya da kendi yolunu kendileri yapacak olan biz Türk milliyetçileri için de referandumun tek kazananı ‘umut’tur ves-selâm…

 

 Adnan İSLAMOĞULLARI

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | “Referandumun tek kazananı: Umut” için yorumlar kapalı
May 21

ATATÜRK’ÜN YAVERİNDEN BİR ANI

 ATATÜRK’ÜN YAVERİNDEN BİR ANI

Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı.
Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.
– Merhaba nine. 
Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
– Merhaba dedi. 
– Nereden gelip nereye gidiyorsun? 
Kadın şöyle bir duralayıp;
– Neden sordun ki, dedi. Buraların saabisi misin? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
– Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? 
Kadın başını salladı.
– Tabii söyleyeceğim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim.
– Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?
– Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da… Benim iki oğlum gâ vur
harbinde şehit düştü. Memleketi gâvurdan gurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mihtara anlatinca, o da bana bilet aliverip saldi Angaraya, giceleyin
geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte agsamdan belli böyle kendimi ordan
oraya vurup duruyom bey.
– Senin Gazi Paşa’dan başka bir isteğin var mı? Kadının birden yüzü sertleşti.
– Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki.. O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden gurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşiyoz. Sunun bunun gâvur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. 
Atatürk’ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duy gulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek;
– Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanimizdir… Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.
Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Pasa yani Atatürk işte karsında duruyor.
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp
Atatürk’ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e uzattı;
– Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye
getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kad ar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
-‘Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. 
( ‘Ananı da al git’ deyip, bir anlamda vatandaşa küfredenler var artık zamanımızda ) 
Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.’

Bu yazıyı okurken duygulanan veya ağlayanlar varsa, hala umut var demektir.. 
Ortada dolaşan saçma sapan elektronik postaları 10 kişiye yollamak yerine, bu tür yazıları herkese yollarsak belki Atamızın değeri daha çok anlaşılır. Belki bazıları da vatandaşla nasıl konuşulacağını daha iyi anlar…
Acaba kendisini 2 kilo şekere, 5 kilo kömüre satan, bugünkü Türk insanına mı benziyor bu NİNEM.. 
Ya da ülkeyi babalar gibi satan siyasilere benziyor mu, ATAM… 
Ne dersiniz? …

 

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | ATATÜRK’ÜN YAVERİNDEN BİR ANI için yorumlar kapalı
May 20

PROPAGANDA VE GERÇEKLER

PROPAGANDA VE GERÇEKLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan; “15 yılda Türkiye’nin görmediği yatırımlar yaptık” demiş!. Zaman zaman da “Türkiye’yi üçe katladık” diyor. Acaba böyle mi? Resmi istatistiklere bakalım: (Kaynak, İlhan Kesici)

Gayri Safi Millî Hasıla (GSMH)’ya göre yatırım: 2002 Kamu yatırımı; yüzde 6,3 milyar dolar; 2016 yüzde 4,7 milyar dolar. Görüldüğü gibi 14 yılda kamu yatırımları artmamış, aksine azalmıştır. Satılan KİT’lere, aşırı borçlanmaya ve toplanan eşi görülmemiş vergilere rağmen.

Nüfusumuza göre: İşsizlik oranları; 2002 yılı yüzde 10; 2016 yılı yüzde 12,1; Gençlerde: 2002 yılı yüzde 19,2; 2016 yılı 20,7. Buna göre 14 yılda genelde de, gençlerde de, işsizlik oranları artmış.

Türkiye’nin Borç Durumu: İç-dış kamu borç toplamı; 2002, 154 milyar dolar; 2016, 291 milyar dolar; Kamu/özel dış borç; 2002, 107 milyar dolar; 2016, 421 milyar dolar; İç-dış/kamu özel borçluluk durumu; 2002, 201 milyar dolar; 2016, 733 milyar dolar. Bu duruma göre Türkiye, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmeyen bir şekilde borç batağına düşmüştür.  

Kişi başına düşen millî gelir: 2002 yılı 4,241 dolar; 2016 yılı 6,600 dolar. Büyümeyi gösteren bu temel ölçüye göre, Türkiye üçe katlanmamıştır. Yani yüzde 300 büyümemiş, 14 yılda ancak yüzde 0,26 büyümüştür.

Millî Gelir (GSMH) artışı: 2002 yılı, 280 milyar dolar; 2016 yılı, 520 milyar dolar. Millî gelir üçe katlasaydı 840 milyar dolar olacaktı. Ama 240 milyar dolar artarak yüzde 80’e yakın bir orana ulaşabilmiştir.

Ortalama yıllık büyüme hızı: 1923-1938 yüzde 7,3; 1923-1950 yüzde 4,2; 1946-2012 yüzde 5,1; 2003-2016 yüzde 4,6; 2007-2016 yüzde 3,3. Görüldüğü gibi, Cumhuriyet tarihi boyunca en düşük büyüme son 14 yılda gerçekleşmiştir. Her ne kadar 1923-1950 dönemi yüzde 4,2 ile daha düşük görünse de, burada I. Dünya Savaşı ve Osmanlı’nın tasfiyesinin sonuçları, II. Dünya Savaşı ve küresel krizlere rağmen büyüme elde edilmiştir.

Özetle; işsizlik, enflasyon, borçlanma artıyor; ekonomide küçülme, üretimde düşüş, yargıda ve devlette partileşme, sığınmacılara milyar dolarlar harcayıp vatandaş yaparak, millî güvenlik sorunu yaratma, devlet yapısında dağılma ve millette çözülme almış başını gidiyor.   

 

 Sadi SOMUNCUOĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | PROPAGANDA VE GERÇEKLER için yorumlar kapalı
May 19

Atatürk’ün Türklükle ilgili sözleri

Atatürk’ün Türklükle ilgili sözleri
* Bu ülke, tarihte Türk’tü bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır

Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.

* Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne yedi bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.  

* Bir gün, ressamlar Türk’ün simasını kaybederlerse, yıldırımı alsınlar, yapıversinler.  

* Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır.  

* Hayattaki yegane üstünlüğüm, Türk doğmaktır! Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli’yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin.

* Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.  

* Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.

* Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk’tü bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır. 

* Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye’nin istikbaline, kendi benliğine, millî an’anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. 

* Türk aydınlarının kendi kendisini bilmemesinden ve başka milletlerde şu veya bu sebeple üstünlük olduğunu sanarak, kendini onlardan aşağı görmesinden doğmaktadır. Bu yanlış görüşe son vermek için Türklüğümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanımak ve tanıtmak şarttır.  

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | Atatürk’ün Türklükle ilgili sözleri için yorumlar kapalı
May 18

“Hangi Atatürk?”

“Hangi Atatürk?”

 

Taha Akyol‘un “Ama Hangi Atatürk” adlı inceleme/araştırmasındaki şu satırlar; Mustafa Kemal’i değerlendirmenin şahikasıdır:

“Atatürk resimlerinden birini seçerek öbürlerinden çok farklı, hatta öbürlerine zıt Atatürk kurguları yazmak mümkün ve kolaydır. Sol Kemalistlerin kurguladığı Mustafa Kemal, Millî Mücadele dönemindeki sol terimleri kullanan Mustafa Kemal Paşa’dır. Baş dostu Lenin’dir. Doğan Avcıoğlu‘nun kurguladığı Atatürk‘tür.

Attila İlhan‘ın “Gazi”si de elbette solcudur ama daha “Asyalıdır”. Sultan Galiyev’le tarihsel duruş beraberliği vardır. O bakımdan Avcıoğlu’nun Atatürk‘üne göre Attila İlhan’ın Gazi’sinde Müslüman kimliği ve Asyalı vasfı hayli belirgindir.

Necmettin Erbakan‘ın “Atatürk yaşasaydı o da Refah Partili olurdu” sözü. Millî mücadelede yoğun şekilde İslam’ı terimleri vurgulayan Kur’an’dan ayetler okuyan, dualar eden ve Batı’yla savaşan Mustafa Kemal Paşa’ya yöneliktir. Bir de tabii “Alafranga Atatürkçü”lerin kurguladığı Atatürk var. Bu terim merhum Attila İlhan’ındır.

Peki hangisi, hangi Atatürk? Bu soru yanlıştır. Çünkü…

İşte bu Çünkü‘yü iyi incelemek şart. Tabii çağdaş gözlüklerle. Bunu yapabildiğiniz an doğruyu, yani ölümsüz Ata‘yı mutlaka bulacaksınız.

Yazımızı Falih Rıfkı Atay’ın unutulmaz bir sözü ile bitirelim;

“Gençler, bizim çektiklerimizi çekmemek ve bu halka çektirmemek için, siz de ATATÜRK’ü unutmayınız. Mustafa Kemal bizimdi, ATATÜRK SİZİNDİR…”

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | “Hangi Atatürk?” için yorumlar kapalı