Ara 30

SEBEP OLANLARIN BOYU DEVRİLSİN!

SEBEP OLANLARIN BOYU DEVRİLSİN!
www.kenansahbaz.com

Nerede irade, nerede ilke?
Koskoca memleket döndü bir sirke
Kana, gözyaşına boğuldu ülke
Bütün hainlerin soyu devrilsin!
Sebep olanların boyu devrilsin!

 

Hak, hukuk, adalet iç, edildi iç! 
Dün kucak açtınız, görmediniz hiç
Hepsi de çakaldır hepsi de bir p.ç
Bütün hainlerin soyu devrilsin!
Sebep olanların boyu devrilsin!

 

Türk’ün ordusunu sanık ettiler
Cani teröristi tanık ettiler
Canları, kanları yanık ettiler
Bütün hainlerin soyu devrilsin!
Sebep olanların boyu devrilsin!

 

Alçak hainleri imrendirdiniz
“Çözümle” terörü çimlendirdiniz
Askeri, polisi mimlendirdiniz
Bütün hainlerin soyu devrilsin!
Sebep olanların boyu devrilsin!

 

“Lanet” dilemekle terör kınanmaz
Hiçbir varlık terör ile sınanmaz
Aklını kullanan size inanmaz
Bütün hainlerin soyu devrilsin!
Sebep olanların boyu devrilsin!

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , | SEBEP OLANLARIN BOYU DEVRİLSİN! için yorumlar kapalı
Ara 29

Başkanlık ve Anayasa

Başkanlık ve Anayasa                                                                                                                           

www.kenansahbaz.com

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Gücü elinde toplayan bir kişi, ülkeyi felakete sürüklerse ne olacak? Tarihte örnekleri vardı, Hitler. Bütün güç elindeydi. Onun Adalet Bakanı, yargıçlara söylüyordu, ‘Önünüze bir dava gelirse, Führer ne düşünüyorsa ona uygun karar vereceksiniz’ diyordu. Öyle bir sürecin içine girdik ki Türkiye’de aynı normlar bilimsel hale geldi.”

***                                                                                                                                           

Hocaların ne dediğini ise sadece Evrensel gazetesi, Cem Gurbetoğlu imzasıyla yayınladı:

* Prof. Dr. Bertil Emrah Öder, bugün görünüşte klasik demokratik kurumlar var gibi gözükse de bu kurumların güç siyasetinin birer aracı olarak kullanıldığına dikkat çekti.

* Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, dünyanın pek çok ülkesindeki anayasalarda OHAL şartlarında Anayasa değişikliği yapılamayacağı yönünde hüküm olduğunu anlattı ve “Başbakan bugün asıl görevi olan Türkiye’yi olağan hale getirmeye değil, rejim değişikliğine mesai harcıyor. Eğer yeni bir anayasa yapılacaksa bugünkü anayasal güvence ve kazanımların gerisine düşmemesi gerekir” dedi.

* Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, ABD başkanlık sisteminin bambaşka tarihsel ve siyasal koşullarda açığa çıktığını ve kurucularının temel argümanlarından birinin “iktidarın suistimale açık olmasını engellemek” olduğunu ifade etti.

* Doç. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, Türkiye’nin yarışmacı otoriter yönetimden hızla Patronlu Başkanlık Sistemine doğru kaydığını belirterek, bu sistemin en açık örneklerinin Sahraaltı Afrika ülkelerinde görüldüğünü söyledi. Boyunsuz, bunun bir sonraki adımının faşizm olduğunu dile getirerek başkanlık sistemini esas alacak bir anayasanın “Türkiye’nin bölünmesi anayasası” olacağı uyarısında bulundu. 

* Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu ise Türkiye’nin diktatörlük, bölünme ve savaş tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirterek Almanya’da Hitler‘in parlamento yangınının ardından Cumhurbaşkanı’nı Kanun Hükmünde Kararnameler ile özgürlükleri sınırlamaya çağırdığını hatırlattı. Belli suçlara idam cezası verilmesinin de KHK’lar ile getirildiğini anlatan Kanadoğlu, Almanya’nın bundan dolayı Anayasasına “direnme hakkı”nı koyduğuna dikkat çekti.

Türkiye’de de parlamento bombalandıktan sonra aynı süreç yaşanıyor! CHP’nin “direnme hakkı”ndan bahsetmesinin sebebi bu olsa gerek.

 

Kaynak: Başkanlık değil Führerlik sistemi! – Arslan BULUT

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Başkanlık ve Anayasa için yorumlar kapalı
Ara 28

“Ben ne toğanı ne de yengeyu tanıyrum”

       Ben ne toğanı ne de yengeyu tanıyrum

      www.kenansahbaz.com

 

      Temel toprağındaki kurumuş ağacı kesmeye karar vermiş…

       Baltayla işe koyulunca gelip geçenlerin dikkatini çekmiş…

       Temel’in etrafını sarmışlar…

       Biri “Doğanın dengesini bozuyorsun” diyerek üzerine yürümüş. Tekme tokat, Temel’i bir güzel dövmüşler…

      Şikâyetçi olarak yargıcın önüne çıkmış, yargıç sormuş:

      –Seni neden dövdüler?…

      Temel inleyerek konuşmuş:

      -Bilmeyrum sayın yarguç, ben ne toğanı tanıyrum, ne de yengeyu.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , | “Ben ne toğanı ne de yengeyu tanıyrum” için yorumlar kapalı
Ara 27

“Al diyetini be adam!”

“Al diyetini be adam!”

www.kenansahbaz.com

 

         Bir kişi de hayır desin! Biriniz de elinizin tersiyle itin şu makam teklifini!

        Bakanlık, milletvekilliği, parti başkanlığı, rektörlük, müsteşarlık, genel müdürlük… Benim haysiyetim, benim şerefim hepsinden üstündür; yerin dibine batsın teklifiniz! Bir kere de bunları söyleyiniz. Bir kere de bir şahsiyetiniz olduğunu hatırlayınız ve elinizin tersiyle itiniz bütün rüşvet tekliflerini!

         Siz bir insansınız. Ahsen-i takvim üzere yaratılmışsınız, eşref-i mahlukatsınız. Dindarsınız elbette, dindar olduğunuza inanıyorsunuz. İnandığınız o yüce din de insanoğlunun en şerefli yaratık olduğunu söylüyor. Öyleyse bir şerefiniz olduğunu, ancak şerefinizle insan olduğunuzu düşününüz. Düşününüz ve şerefinizi ayaklar altına alan çirkin tekliflere bir kere de hayır deyiniz!

         Adam, bu makama seni ben getirdim havasında. Dediğimi yapmazsan bir daha o makamı göremezsin tehdidinde. Durmadan başına kakıyor verdiği makamı. Bir kere de Demirci Ali Usta gibi olup “al diyetini be adam!” deyiniz! Üstelik kolunuzu da kesmeyeceksiniz. Vazgeçeceğiniz sadece lanet olası bir makam, bir mevki.

         İnsanlık onuru, insanlık şerefi ayaklar altında. Şereflilerin değil şerefsizlerin ayakları altında. Her gün birinizin yüzüne hakaret ediliyor. Her gün birinize bağırılıp çağırılıyor. Bir gün birinizden bir ses çıksın Allah aşkına! Bir gün biriniz çıksın da Namık Kemal’i haykırsın o adamın yüzüne:

        Muîni zâlimin dünyâda erbâb-ı denâettir 

        Köpektir zevk alan sayyâd-ı bî-insâfa hizmetten.

        Zalime yardım edenler alçaktır,

        İnsafsız avcıya hizmetten zevk alanlar köpektir, desin.

Bir ses, şerefli bir ses bir gün patlasın şerefsiz zalimlerin yüzünde. Bir tokat gibi.

        Başkan olarak mı doğdunuz? Genel Müdür olarak mı doğdunuz? Daha doğarken milletvekili mi idiniz, rektör mü idiniz? Nedir bu hırs, bu ihtiras? O makamlar olmasa bir hiç mi olacaksınız? Başka hiç mi yeteneğiniz yok? Hiç mi beceriniz yok? Sadece makamla mı var oluyorsunuz? Hiçbir şeyiniz yoksa insanlığınız da mı yok? İzzetiniz, şerefiniz de mi yok? Şöyle Namık Kemal gibi haykıramıyor musunuz?

         Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten 

         Çekildik izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten.

         Zamanın hükümlerini görmüyor musunuz? Doğruluktan nasıl sapmış? Ne adalet var ortalıkta, ne insaf. Sadece zalimin zulmü, sadece müstebit hâkimin hükmü kol geziyor sokaklarda. İzbelerdeki külhanlar, harabelerdeki berduşlar ali kıran baş kesen olmuş. Çiğniyorlar bütün değerleri, un ufak ediyorlar seni, beni, onları… Sen hâlâ o hükûmet kapısında, diyor Namık Kemal, hâlâ orada oturacak mısın? İzzetimle, şerefimle çekildim, demeyecek misin?

       “Al diyetini be adam!” diyecek bir kişi bile çıkmayacak mı aranızdan, aramızdan?

 

Kaynak: Makamlarıyla var olanlar – Ahmet B. ERCİLASUN

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , | “Al diyetini be adam!” için yorumlar kapalı
Ara 26

Nuri Killigil’in (Nuri Paşa) 1

Nuri Killigil’in (Nuri Paşa) 1

www.kenansahbaz.com

 

Enver Paşa’nın kardeşi Bakü kahramanı Nuri Killigil’in (Nuri Paşa) hayatı kitaplaştırıldı. Araştırmacı Atilla Oral’ın yazdığı kitap, Killigil’in hayatını ve Türk savunma sanayiinin bilinmeyen tarihini anlatıyor.

Hürriyet’ten İpek Yezdani’nin haberine göre, Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Killigil’in hayatı kitaplaştırılıyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın ertesinde, savaşa giren ülkelerin toparlanmaya çalıştığı, Birleşmiş Milletler’in oluşturulduğu, Ortadoğu’da İsrail devletinin kurulduğu, Türk-Amerikan ilişkilerinin geliştiği yıllardı… 2 Mart 1949’da İstanbul’da Sütlüce’deki bir silahfabrikasında büyük bir patlama meydana geldi. Atatürk’ün, Kafkas İslam Ordusu Kumandanı ve aynı zamanda Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’ya kurdurduğu Nuri Killigil Silah ve Mühimmat Fabrikası’nın yok olmasıyla birlikte, yerli üretim Türk savunma sanayiinin de sonu gelecekti…    

Cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından, 1930’larda kurulan ve 1949’da bir sabotaj sonucu havaya uçurulan Nuri Killigil Silah Fabrikası’nın kurucusu Nuri Paşa’nın hayatı, ilk kez yayımlanan fotoğraf ve belgelerle bir kitaba dönüştürüldü.

Atatürk’ün 1912’de Trablusgarp’taki Derne Cephesi’nde çekilen bu fotoğrafı, ilk kez Oral’ın kitabında yayımlandı. 

17 YILDA YAZDI

Araştırmacı-yazar Atilla Oral’ın 17 yıllık araştırmasının ürünü olan 960 sayfalık ‘Nuri Killigil’ kitabı, sadece Killigil’in değil, aynı zamanda Türk savunma sanayiinin tarihine de ışık tutuyor.

Oral, Killigil’in fabrikasıyla ilgili şunları anlatıyor:

“Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuş ilk silah fabrikalarındandı. Arap-İsrail Savaşı’nda Arap orduları için silah ve cephane üretti. Filistin halkının hak ve özgürlük mücadelesini, Filistinlilere silah ve cephane göndermek suretiyle destekledi. Ancak bu faaliyetler ABD ve İsrail’in  o dönemdeki menfaatlerine hiç uygun değildi. En sonunda Nuri Paşa ve fabrikasına sabotaj yapıldı, patlamada Nuri Paşa’yla birlikte fabrikada çalışan 28 kişi hayatını kaybetti. Fabrikanın havaya uçurulmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti dışarıdan silah ve mühimmat satın almaya başladı. Bu kitapta kapalı bir tarih, yeni belgelerle ortaya çıkıyor. Burada ders kitaplarında hiç okumadığınız yepyeni bilgiler göreceksiniz.”

Kitaba göre fabrikasındaki patlamada hayatını kaybeden Killigil’in parçalanmış vücudundan ilk başta bazı parçalar bulunuyor. Bir dönem Hürriyet başyazarlığını yapan Ecevit Güresin (eski senatör), o dönemde Yeni Sabah’ta muhabirlik yaparken şöyle yazmış: “Patlamadan, Nuri Paşa’nın parçalarından bazıları dağınık olarak bulundu. Kolunun yarısı, elleri, ayağı ve bazı vücut aksamı. Hazin fakat askerce bir son…” 15 kişiye ait ceset parçaları, 3 ayrı tabuta paylaştırılmış. Ceset parçaları daha sonra morga kaldırılmış; bunlar için Beyazıt Camii’nde cenaze namazı kılınmış ve Edirnekapı’da hazırlanan ‘Nuri Killigil Fabrikası Şehitliği’nde hepsi birden toprağa verilmiş.

67 YIL SONRA CENAZE NAMAZI

Ancak, Nuri Paşa’nın cesedinin ana gövdesi 20 gün sonra Haliç’te su üstüne çıkmış. Ailesi yeniden cenaze töreni yapmak istemiş, ancak o tarihte İstanbul Müftüsü olan Ömer Nasuhi Bilmen “Sadece bir ceset parçası için cenaze namazı kılınamayacağı” yolunda fetva verince aile perişan olmuş. Sonuçta cenaze, Killigil’in yakınları tarafından hocasız bir şekilde 24 Mart 1947’de Edirnekapı’daki şehitliğe gömülmüş. Killigil’in ölümünden 67 yıl sonra Atilla Oral, geçen ay Nuri Paşa’nın mezarının yerini tespit etti.  Killigil’in Edirnekapı Mezarlığı’ndaki mezarı onarıldı ve kendisi için 67 yıl sonra Atilla Oral öncülüğünde  şehitlikte cenaze namazı kılındı.

 

Kaynak: Nuri Killigil’in (Nuri Paşa) hayatı kitaplaştırıldı

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | Nuri Killigil’in (Nuri Paşa) 1 için yorumlar kapalı
Ara 25

Türkiye’de Zembereğin Boşalması

Türkiye’de Zembereğin Boşalması

www.kenansahbaz.com

 

Tayyip Erdoğan’ın “Suriye’ye, devlet terörü estiren zalim Esed’in hükümranlığına son vermek için girdik, başka bir şey için değil” sözleri sorulunca Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Biz Suriye krizi çözümü konusunda kimin ne söylediğine değil, üst düzey temaslar sırasında varılan ve imzalanan anlaşmalara bakarız. Bu konu ikili düzeyde temaslar yanı sıra Suriye Temas Grubu toplantılarında da imzalanan belgelerle desteklenmiştir.” dedi!

Kısacası Ziya Paşa’nın dediği gibi “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!”

*** 

Lafa bakmayalım ama Türkiye Cumhurbaşkanı’nın kaale alınmayacak sözler de söylememesi gerekir değil mi?

Biz gerçekte Suriye’de neler olup bittiğini ve bu sırada Türkiye’deki zembereğin nasıl boşaldığını, Remzi Kitabevi’nin yayınladığı, Banu Avar’ın yeni kitabı Zemberek‘ten takip edelim.

Avar, uluslararası ilişkiler konusunda uzman gazeteci olan Andrew Korybko‘nun şu sözlerini hatırlatıyor:

“Türkiye’de denenen darbe, içinde renkli devrim tohumlarını barındırıyor. Hatta örtülü bir operasyonu da… Özellikle Selefîleri destekleyen politikasıyla Suriye’de ABD’nin vekalet savaşını yürüten Erdoğan’a bir kesimin duyduğu öfke haklı olabilir ama bu öfkenin Amerika tarafından ‘sürekli kaos’a dönüşebilecek yaygın bir kalkışmaya evrilerek Türkiye’de ‘yeni bir Suriye’ yaratma ihtimali de vardır. Rusya ve İran, böylesi hassas bir dönemde, Erdoğan’ın darbeyi antidemokratik uygulamalarla sömürmesine rağmen kendisine destek vermektedir. Türkiye’yi yönetenler, bölge ülkeleriyle samimi bir diyaloğa girse, kazanan kendileri ve ülkeleri olacaktır.”

***

İngiltere’den yazan Nergis Ataman ise “Türkiye’yi IŞİD ile oyalıyorlar ve darbeyle zayıflamış ordumuzu daha da güçten düşürmek istiyorlar. Ordumuz Suriye ve Irak’ta iken gizli servislerin Türkiye’deki operasyonları sürüyor. Gizli servisler genellikle yardım derneği kamuflajı ile PKK militanlarına destek veriyor. Bir yardım kuruluşunda tanıdığım kişi bana, Afganistan ve Bangladeş’te çatışma olmayan bölgelere gittiklerini, fakir ailelere gıda yardımında bulunduklarını anlatırken oradaki silahlı çetelere ve onları öldürenlere de yardım götürdüklerini söyledi. Başka bir Londra merkezli İngiliz yardım kuruluşu program müdürü, birkaç gazeteciyle birlikte 14 Kasım’da Şanlıurfa’ya gitti. Bu kişi Orta Doğu görünümlü ama İngiliz vatandaşı. PKK ve PYD’ye yardım amacıyla gittiklerini açıkça söylediler!

Gizli servisler, operasyonlarını uyuşturucu parasıyla finanse ediyor. O yüzden uyuşturucu yolunun da takip edilmesini öneriyorum. Bu İngiliz yardım kuruluşları, Doğu-Güneydoğu Anadolu’da bulundukları sürece terör bitmeyecek.” diye bilgi verdi.

 

Kaynak: Bahçeli niyet etti ve uydu imama! – Arslan BULUT

Posted in Gündem | Tagged , , , , | Türkiye’de Zembereğin Boşalması için yorumlar kapalı
Ara 24

Muallim Naci (Terkîb-i Bend’den) (Büyük Türk Klasikleri)

Muallim Naci (Terkîb-i Bend’den) (Büyük Türk Klasikleri)

www.kenansahbaz.com

1. Bölümden
3.Beyt-i dilini dâniş ile etmeyen âbâd (Gönül evini bilgiyle süslemeyenler)
Ma’mûr sanır sadrını her hâne hârabın (Her köhne evin(gönlün) başköşesini mamur sanır)

2. Bölümden

6.Hükmeylemese âteşi itfâ edemez âb (Allah kudretini göstermese su ateşi söndüremez)
Emretmese bayrağı tahrîk edemez bâd (Yine o buyurmasa rüzgâr bayrağı dalgalandırmaz)

7. Bölümden

5. Dânâ ile et sohbeti yâ kûşe-nişîn ol (Ya bilginlerle sohbet et ya da köşene çekil)
Nâ-dânlar ile muhtelît olmak ne belâdır (Bilgisizler ile haşır neşir olmak ne belâdır!)

Fürûzân’dan Lisân-I Fâtih’ten

7.Keşf-i hikmet san’atımdır,feth-i kişver âdetim (Hikmetleri keşfetmek sanatım, memleketleri fethetmek adetim)
Seyr edin âsârımı da’vâlarım bürhânlıdır (Seyredin eserlerimibütün davalarımın delilleri mevcuttur!)

Görün

5.Biraz mülâhazanız yok mu, dinleyin, okjuyun (Biraz olsun düşünceniz yok mu, dinleyin, okuyun!)
Ne söylüyor ukalânın sühanverânı görün (Bir de âlimlerin iyi düzgün konuşanları ne diyor onu dinleyin)

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , | Muallim Naci (Terkîb-i Bend’den) (Büyük Türk Klasikleri) için yorumlar kapalı
Ara 23

“Çözüm süreci”!..

“Çözüm süreci” !..
www.kenansahbaz.com

Başkanlık senaryoları ile en yüksek perdeden tartışmaya devam ettiğimiz; “teröre yardım ve yataklık”…
Cumhurbaşkanlığı görünümlü başkanlığı her derde deva diye sunanlara, projeye ortaklık edenlere ;
* 20 Eylül 2011, R.T. Erdoğan – Dönemin Başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı: “PKK ile biz değil devlet görüştü, görüşecek!” (Oslo görüşmeleri ses kayıtlarının 13 Eylül 2011’de internete düşmesinin ardından yapılmıştır)
* 26 Eylül 2011, R.T. Erdoğan – Başbakan: “Biz İmralı olsun, Oslo olsun çok açık, net bu adımları attık. MİT Müsteşarı Emre Taner zamanında başlattık bu görüşmeleri, Hakan Fidan zamanında da sürdürdük.”
* Nisan 2012, R.T.Erdoğan – Başbakan: “MİT Müsteşarımızı İmralı’ya gönderen benim, Oslo’ya gönderen benim. O benim sır küpüm.”
* 27 Eylül 2012, R.T. Erdoğan – Başbakan: “PKK ile görüşme talimatınıbizzat ben verdim.”
* 18 Ekim 2012, R.T. Erdoğan – Başbakan: “PKK ile görüşülmesini ben istedim, sıkıntısı olan bana söylesin. MİT her an her türlü hareketi yapabilir. Mesela yarın İmralı’ya gitmek gerekiyorsa Müsteşarıma gerekeni yap derim.”
* 28 Aralık 2012, R.T. Erdoğan – Başbakan: “Ben risk alıyorum, müsteşarım risk alıyor. Ben siyasetçi olarak bu görüşmeyi yapamam, ama onların eli ayağı durumu olan devletteki ajanları, temsilcileri vardır ve bunları yapar.”
* 26 Ocak 2013, Sadullah Ergin – Adalet Bakanı: “Öcalan bölgenin reel politiğini sağlıklı değerlendiriyor” (CNN Türk, Eğrisi Doğrusu programı)
* 1 Mart 2013, Galip Ensarioğlu – AKP milletvekili: “Ne PKK’nın, ne devletin çözümden başka şansı yok. Öcalan Türkiye için bir şanstır.”
* 28 Haziran 2013, Abdurrahim Boynukalın – AKP milletvekili: “Barışı ne uğruna harcamak istiyorsunuz? En azından Abdullah Öcalan kadar ilkeli olun.” (Twitter mesajı)
* 18 Temmuz 2013, Yiğit Bulut – Cumhurbaşkanı Danışmanı: “Abdullah Öcalan, Ortadoğu’da Türkiye’nin önünü açıyor.” (A Haber, Deşifre Programı)
* 28 Kasım 2013, Bülent Arınç – Başbakan Yardımcısı: “Sayın Öcalan demeyi, Öcalan posterleri taşımayı ve PKK bayrağı açmayı suç olmaktan biz çıkardık.”
* 7 Haziran 2014, Efkan Ala – İçişleri Bakanı: “PKK ile AKP doğrudan görüşüyor.”
* 8 Haziran 2014, Yalçın Akdoğan – Başbakan Yardımcısı: “Öcalan’ın olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi var. Mesajlarında sürecin geleceğini düşünen bir hassasiyeti var…”
* 5 Ağustos 2014, Beşir Atalay – Başbakan Yardımcısı: “Öcalan ile direkt diyaloğumuz var”
* 24 Kasım 2014, Bülent Arınç – Başbakan Yardımcısı: “(HDP’ye) Öcalan’ı zor duruma düşürdüğünüzü bilmiyorsunuz. Siz kimin sözcülüğünü yapıyorsunuz da Öcalan’ı itibarsız hale getirmek istiyorsunuz?” (Bakanlar Kurulu sonrası açıklama)
* 10 Ocak 2016, Efkan Ala – İçişleri Bakanı: “Çözüm sürecinde müsamaha gösterdik, örgüt ise bunu istismar etti.” (AKP Afyon kampındaki açıklaması)
* 31 Mayıs 2014, Hasan İpek – Şırnak Valisi: “Çözüm sürecini bu aşamaya getiren Başbakanımız Tayyip Erdoğan’ı ve bu konuda ciddi gayretleri olan Abdullah Öcalan’ı takdirle karşılıyorum.
* 9 Ocak 2015, Muhammed Dervişoğlu, MİT eski Müsteşar Yardımcısı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı: (Öcalan’a) ” Siz buradan örgütü yönetiyorsunuz. Buna müsaade ediyoruz. Bir Öcalan imajı adeta yeniden oluştu. Daha önceki değerlendirmelerden çok farklı olarak burada yürütülen çalışmalarla bugün kamuoyu sizi çok farklı değerlendiriyor ” (‘İmralı Notları’ kitabında yayınlanan Öcalan ile görüşme tutanaklarından) ”
Aklıyla alay edilen millet olduğumuzdan, aksini ispat için; yukarıdaki tarihli alıntıları, CHP’nin “AKP teröre yardım ve yataklık ediyor” adlı kitapçığından alıntıladım.
Daha neler var neler!..

Kaynak: Kaçak çay içmeyin!.. – Ahmet TAKAN

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | “Çözüm süreci”!.. için yorumlar kapalı
Ara 22

Çağın İtleri!

Çağın İtleri!                                                                                                                                                                                                                                                    www.kenansahbaz.com

 

Çeyrek lokma yala kuyruksallayan

Çağın itlerine bakınız hele…

Canice kan içen kudurmuşların

Kızgın zincirini takınız hele…

 

İllet vekiline fırsat vermeden

Yılanı deliğe tıkınız hele…

Ardına bakmayan kahraman gibi

Bütün köprüleri yıkınız hele…

 

Makamdan, mevkiden nutuk atmadan

Erkekçe meydana çıkınız hele…

Fiske ile değil demir yumrukla

Topunun suyunu sıkınız hele…

 

Bana ne demeden üstüne varıp

Asıl tavrınızı takınız hele…

İlimden, imandan güç, kuvvet alıp

Hemen çırasını yakınız hele…

 

Çeyrek lokma yala kuyruksallayan

Çağın itlerine bakınız hele…

Canice kan içen kudurmuşların

Kızgın zincirini takınız hele…

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , | Çağın İtleri! için yorumlar kapalı
Ara 21

“Bilen ve öğrenenler müstesna, gerisi kaba bir sürü.”(2) Hz. Muhammed

“Bilen ve öğrenenler müstesna, gerisi kaba bir sürü.”(2)  Hz. Muhammed

www.kenansahbaz.com

 

Bebeklerin en büyük şarkısı olan ağlama sesi…

Bebek ağlamasının gizleri çözülmüş… Bir haberden kısa bir alıntı yapayım: Pediatri Uzmanı Şükran Yıldırım, bebeklerin sıkıntı ve ihtiyaçlarına göre değişik şekillerde ağladıklarını söyleyerek, ‘Araştırmalar, ağlamanın da bir beden dili olduğunu gösteriyor’ dedi. Yıldırım, bebeklerin ağlama türlerini ve ne anlatmak istediklerini şöyle sıraladı:

Acı çektiğinde; keskin bir feryat, nefes almadan devam eden kısa periyod bir çığlık, içe doğru çekilerek ağlama.

Acıktığında; düşen ve yükselen ses tonuyla kısa ağlama.

Yorulduğunda; uykusu geldiği zaman yumuşak, şarkı söyler gibi ritmik bir şekilde ağlar.

Sıkıldığında; yankı yapan bir ses tonu çıkarır, bu durumda ağlamasını kucağa alınıncaya kadar kesmez. Rahatsız olduğunda; huysuz ve aksi bir ses tonu…

Yıldırım, ‘Bebekler sandığımızdan daha duyarlıdır, aile içi gerginlikleri hissederler. Mutsuz bir annenin bebeği de huzursuzdur’ dedi.

İşte böyle… Biz Cübbeli Ahmet’in güya her derde deva, “Nal-ı şerif”i (ya da Nal-ı Nebi) ve Nihat Hatipoğlu’nun aynı anlamdaki “Kadem-i şerif’i” ile uğraşır, bunlardan yarar ve medet umar, şifa bulma, korunma ve peygamberi rüyada görme uğruna bunlara korkunç paralar dökerken, gerçek kurtarıcı olan bilim, neler keşfediyor neler…

Ve ve… Adeta bir “Yarı Tanrı” konumuna sokup, ayak izine yazılan bazı metinlerden medet umulan o Peygamber, Yaşar Nuri Öztürk’ün bulduğu (bunların dillerine almadıkları) bir hadiste şöyle demekte: “Bilen ve öğrenenler müstesna, gerisi kaba bir sürü.”

 

Kaynak: Kambur balinaların kur şarkıları nal-ı şerif ve bebek ağlaması… – Cazim GÜRBÜZ

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , | “Bilen ve öğrenenler müstesna, gerisi kaba bir sürü.”(2) Hz. Muhammed için yorumlar kapalı