Nis 18

“Çökmüş Devlet”

“Çökmüş Devlet”

Eski Kara Kuvvetleri Komutanlarından Aytaç Yalman’ın “Sırtından Hançerlenen Kahraman Ordum” başlıklı kitabında günümüze ışık tutan bilgiler var:

* 2002 yılından itibaren irtica faaliyetlerinde bulunanların ordudan uzaklaştırılması terk edildi, 2008’den itibaren, cumhuriyetin temel değerlerini savunan askerler tutuklanmaya başlandı, TSK’nın iç tehditle mücadele görevi yasadan çıkarıldı. Sonuçta 15 Temmuz kalkışması ile TSK her yönüyle ciddi yara aldı. Dick Cheney, 15 Haziran’da yazdığı makalede “Türkiye çökmüş devlet statüsündedir” dedi. Graham Fuller‘in 15 Temmuz’da Türkiye’de ne işi vardı?

* Graham Fuller, 2004 yılında bir makalesinde “Bir Arap-İslam devleti arayışında olduğunu, bunun liderinin Fethullah Gülen olabileceğini, ancak sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın bu amaç için düşünüldüğünü” yazdı!

***

* Türkiye’de emperyalist yönlendirmeler her zaman din üzerinden yapılmıştır. Türkiye’deki İslâmi hareketler, Suudi Arabistan’ın finans desteğiyle 1968 yılında ABD tarafından başlatılmış, bu amaçla bazı isimler ön plana çıkarılmıştır.

* 2002 yılı Kasım ayında, iktidar değişikliğiyle dini cemaatler koalisyonu kuruldu adeta! 2002’ye kadar devlete sızmış olan FETÖ, 2002’den sonra kilit görev yerlerinde istihdam edildi. 2000’li yıllardan sonra Atatürkçü değerler sistemi, AB süreci de istismar edilerek erozyona uğratıldı. Ulus bilinci sorgulamaya açılarak yok edilmeye çalışılıyor. Atatürk Cumhuriyeti format değiştiriyor!

***

* 2007 yılında Genelkurmay’da yapılan bir çalışmada, Suriye ve Esad‘ın yanında yer almanın, Türkiye’nin menfaati istikametinde olacağı belirlendi. Ancak bunun yerine Suriye’nin demokratikleştirilmesi esası benimsendi!

* Esasen küresel güçler, İslâm coğrafyasını işgal etmek için yüz yıldır bölgeyi manipüle ediyor. Bu sebeple ABD’nin, Türkiye’de daima İslâmi değerleri veya siyasi İslam’ı savunan bir partiye ihtiyacı olmuştur.

* Orta Doğu’da şiddetin kaynağı dinin siyasallaştırılmasıdır. Bugün başımıza gelenler, bazı dış güçlerin ortaya çıkmasına yardımcı oldukları Vehabilik, İhvanı Müslimin gibi uygulamalardan kaynaklanmıştır.

* 15 Temmuz sonrası Amerikan Foreign Policy dergisinde çıkan bir makale, herkese fikir verecek niteliktedir: “15 Temmuz, darbe girişiminden ziyade, Türkiye’nin işgali hareketidir. Burada Türk ordusu ve polisi karşı karşıya getirilerek bir iç savaş yaşanması istendi. Böylece Birleşmiş Milletler müdahale kararı alabilirdi. Fiilen bölünmüş bir Türkiye olabilirdi.”

* Dünyaya düzen vermek isteyen ABD, Türkiye’yi de hedefine almıştır. Ülkemiz, ABD tarafından Güney’den kuşatılmak istenmektedir. Bunu engellemenin yegâne yolu, bölge ülkeleri olarak Türkiye, Irak, Suriye ve İran’ın müşterek bir politika izleyerek, Rusya ve Çin’in de desteğini alması ve ABD’yi durdurmasıdır.

* Adana mutabakatından sonra, 1998-2002 yıllarında Suriye-Türkiye güvenlik diplomasisi görevini sürdürdüğüm bir dönemde Suriye, yukarıda ifade ettiğim teklifi bana yapmış ve ben de ilgililere bildirmiştim. Ancak o tarihlerde ilgi görmedi. Biz birleşmedik ama bölgedeki PKK, PYD, PJAK birleşti.

***

* Artık ateş çemberinin ortasındayız. Bu şartlar altında dahi, fikir ayrılıklarını ve düşmanlıkları bir tarafa bırakıp, üzerimize gelen büyük tehlikeye karşı birlik ve beraberlik içinde olamazsak vatanımızı ve cumhuriyetimizi koruyamayız. Namık Kemal‘in dediği gibi, “Bize bu hal ile bizden büyük olmaz düşman.”

* Türk ordusunun ortak paydası, Türk Milliyetçiliği ve Mehmetçik ruhundan kaynaklanan vatan, millet ve devlet için şehit olmayı göze almak duygusudur. İdeolojisiz ordu olmaz! Bugün geldiğimiz noktada TSK’nın kabuğu kırıldı. TSK, tehlikelere açık bir duruma geldi. Kırılan kabuğun içine arzu edilmeyen fikir ve şahısların girmemesi için hiç olmazsa bundan sonra dikkatli olunmalıdır.

 

Arslan BULUT

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | “Çökmüş Devlet” için yorumlar kapalı
Nis 17

Mustafa Kemal Atatürk’ten muhteşem sözler

Mustafa Kemal Atatürk’ten muhteşem sözler:

* “Tarihimizi tetkik ediniz. Türk’ün çektiği bütün felâketler, maruz kaldığı tehlikeler ve musibetler hep kendi öz benliğini, millî varlığını ihmâl ederek nereden geldikleri ve ne oldukları, hangi nesle mensup bulundukları belirsiz bir takım kimseleri kendilerine reis tanıyarak onların şuursuz bir vasıtası olmak mevkiine düşmüş olmasındandır.” 1920:

* “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün programlarının umdesi şu iki esastır: İstiklâl-i tam… Kayıtsız şartsız millî hâkimiyet!” 1920:

Gazeteci Yunus Nadi Bey’in ”Her kerameti Meclisten beklemek niyetinde miyiz? diye sorması üzerine, Mustafa Kemal’in verdiği cevap şu olmuştur: 1920

”Ben her kerameti Meclisten bekleyenlerdenim. Bir devreye yetiştik ki onda her iş meşru olmalıdır. Millet işleri de ancak millî kararlara istinad etmekle, milletin hissiyat-ı umumiyesine tercüman olmakla hâsıldır.

* “Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım. O, esaret ve zillet kabul etmez. Fakat onu bir araya toplamak ve kendisine ‘Ey Millet, sen esaret ve zillet kabul eder misin?’ diye sormak lâzımdır. Ben, milletin vereceği cevabı biliyorum… Bizim bildiğimiz hakikatler milletçe de tamamen malûm olunca, onun kararlar bahsinde de bizim gibi düşüneceği neden kabul edilmemelidir? Ben, bilâkis milletin bu hususta daha salim, daha kat’i kararlar vereceğine kaniim.” 1920

* “İşittim ki, bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla millî meclise davet etmedim. Herkes kararında özgürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatı ile buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağını alır, bu şekilde Elmadağ’ına çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı savunurum. Kurşunlarım bitince de bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunları ile yaralanır, temiz kanımı, mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim!1920

* “Her şey, Ankara Millî Meclisi’nin elindedir. Bu Meclis’in amacı, millî sınırlar içinde millî bağımsızlığı temindir. Türk milleti, bir bağımsız varlık halinde hukukunun onaylanmasından başka bir şey istememektedir.” 1921

* “Millet ve memleket adına ve hesabına tek başvurulacak yer burasıdır; yani Yüksek Meclisinizdir. Bu yasal hakkı, bu millî hakkı, bu doğal hakkı hiçbir sebep ve bahane ile ve hiçbir düşünce ile hiçbir kimseye ve hiçbir kurula terk edemeyiz.” 1921

* “Milletin saltanat ve hâkimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir ve bu hâkimiyet makamının hükûmetine Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti derler. Bundan başka saltanat makamı, bundan başka bir hükûmet yoktur ve olamaz.” 1922

* “Amerika sistemini memleketimizde tatbik etmeyi hiç aklıma getirmedim. Sistemsiz ve kanunsuz tarzda Reisicumhurlukla başvekâleti (Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı) birleştirmeyi asla düşünmedim. Ve düşünecek adam olmadığım bütün milletçe malumdur zannederim.”

 

Kaynak: TBMM – https://www.tbmm.gov.tr/kultursanat/me_ata_soz.htm  Orhan UĞUROĞLU

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | Mustafa Kemal Atatürk’ten muhteşem sözler için yorumlar kapalı
Nis 16

Başbakan Binali Yıldırım’ın sözleri ve Dersim gerçeği

Başbakan Binali Yıldırım’ın sözleri ve Dersim gerçeği

Başbakan Binali Yıldırım’ın, “evet” propagandası için gittiği Tunceli’de yaptığı açıklamalar Kürt ırkçılarını ve bölücülerini fazlasıyla memnun etti.

Yıldırım, HDP’li Şerafettin Elçi’nin ismini havalimanına verdiklerini hatırlatırken, Tunceli’yi “Dersim”, 1937-38’de yaşananları “vahşet” olarak yorumladı. “Geçmişte birçok haksızlıklar, birçok yanlışlar oldu, bunu biliyoruz. Bu topraklar en iyi bilendir. Dersim olaylarının, bu topraklarda yaşayan insanlara ne kadar büyük acılar yaşattığını biz bilemeyiz ama bizim dedelerimiz, bizim büyüklerimiz yaşadı. İstiyoruz ki bizden sonrakiler yaşamasınlar. O günün tek parti yönetimi CHP, ne dedi; ‘Dersim bir çıban başıdır’ dedi ve bütün buradaki vatandaşlarımızı yok ettiler, acımasızca üzerine bombalar yağdırdılar. Yaşlarını büyütüp idam ettiler.”

Bu sözlerle Cumhuriyet, Türklük, şehitler ve Atatürk açıkça hedef alınmaktadır.

15 Temmuz’un ertesi gününde parti genel merkezine dev Mustafa Kemal Atatürk posteri astıran, her fırsatta Kurtuluş Savaşı’na atıf yapıp “Bu ikinci istiklal mücadelemizdir” diyenler, tarihimizi, gerçeklerimizi saklamakta, vatandaşlarımızı tarih üzerinden ikiye bölmeye çalışmaktadır!

Şeyh Said isyanı “din” kisvesi altında yapılırken, sonrasında gelen tüm isyanlar Kürtçülük düşüncesinin etrafında şekillendi.

Bu isyanlarda başarılı olamayan İngilizler el altından geride kalan Kürt aşiretleri kışkırtmaya devam etti. 1937’de Seyid Rıza ve Şeyh Said’in en küçük kardeşi Abdürrahim, Tunceli merkezli bölgede isyana kalkıştı.

Bölgedeki dönemin emniyet görevlisi İhsan Sabri Çağlayangil anlatıyor: “Atatürk Singeç Köprüsü’nü açmaya gidecek. O tarihte Seyit Rıza Dersim’in lideri. Devlet, Fırat üzerine bir köprü yapmış. Köprünün başında da bir karakol. Karakolda 33 askerimiz, başlarında İsmail Hakkı adında bir yedek teğmen var. Köprüye Dersimliler saldırı düzenliyor. Karakol yakılıyor ve 33 askerimiz şehit oluyor. İşte bu olay isyanın başlamasıdır. Atatürk olayla ilgileniyor ve kesin talimat veriyor: ‘Bu meseleyi kökünden hallediniz…”

Buna rağmen Ankara, olayların büyümesini istemediği için bölgeye ikna heyetleri gönderip, aşiretlerle görüşüldü. Ancak ihanet içerisinde olanlar geri adım atmak yerine, daha çok Mehmetçiği şehit etmeye başlamıştı.

Mustafa Kemal Atatürk‘ün kesin talimatıyla Tunceli’yi temizleme operasyonu başladı. Türk askerinin kararlı ve başarılı operasyonları sonrasında iyice köşeye sıkışan isyancı Seyit Rıza, İngiltere’ye şu mektubu yazıyordu:

“İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na

Sayın Bakan,

Üç aydan beri ülkemde tüyler ürpertici bir savaş sürüyor. Savaş olanaklarının eşitsizliğine, yangın bombalarının, boğucu gazların kullanılmasına rağmen ben ve yurttaşlarım Türkiye ordusunu başarısızlığa uğrattık. Üç milyon Kürt, sesimden ekselanslarına sesleniyor ve hükümetinizin manevi etkisinden Kürt halkını yararlandırmanızı sizden istirham ediyor.

Sayın Bakan en derin saygılarımın kabulünü rica ederim.

Dersim Generali

Seyid Rıza”

Türk ordusu kısa sürede, tüm isyancıları yakaladı, İngiltere’ye sığınacak fırsatı bile bulamadılar, yargılandılar ve idam edildiler.

İşte Yıldırım’ın, “Dersim katliamı” olarak özetlediği ihanet kalkışmasının kısa özeti budur…

 

Batuhan ÇOLAK

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , | Başbakan Binali Yıldırım’ın sözleri ve Dersim gerçeği için yorumlar kapalı
Nis 15

Hayırda Hayır vardır!

Hayırda Hayır vardır!

Türk Cumhuriyetini tıpkı kurduğun gibi

 Ey necip Türk milleti başını eğme kaldır

“Beka sorunu var” der yüksek mevkidekiler

 İnsan için mertlikte, hayırda hayır vardır!

 

 Aslında bütün millet aşsız, ekmeksiz açız

 Tarihimize bakın insanlığa bir tacız

 Üç yüz akıl yetmemiş “tek adama” muhtacız

 Her Türk bilir erlikte, hayırda hayır vardır!

 

 Aklına, vicdanına, irfanına bir danış

 Felakete götürür seni bir cahil kanış

 Makam, mevki, çıkara fayda vermez aldanış

 Dirilikte, dirlikte hayırda hayır vardır!

 

 Sizlerden akılsız mı Cumhuriyeti kuran

 Her türlü kötülükten kurtarıldı din, Kur’an 

Türk’ün Kızıl Elması hedefte kutlu Turan

Ancak milli birlikte hayırda hayır vardır!

 

Türk ülkesinde Türk’ün adını anmadılar

Filistin Mısır kadar Türk’e hiç yanmadılar

Bir kez akıllarını Türklüğe banmadılar

Bilesin yiğitlikte hayırda hayır vardır!

 

Unutmadık Oslo’yu, unutmadık Habur’u

Bizim akıllarımız vekillerden de duru

Çalınacak muhakkak Hakk’ın uyaran suru

Hain bil ki; şerlikte, hayırda hayır vardır!

 

Hayır, düşün hayır söyle hayır yap

Hayır, istiyorsan bir Allah’a tap

Hayır, karışmasın saman ile sap

Kurtuluşun Türklükte, hayırda hayır vardır!

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | Hayırda Hayır vardır! için yorumlar kapalı
Nis 14

TEK ADAM YÖNETİMİNE #HAYIR!

                TEK ADAM YÖNETİMİNE #HAYIR!

 

                Milliyetçilik, Türkçülük, ülkücülük yolunda ömür tüketenlere!

                “Evet” oyunu kime, kimlere vereceğiz?

                Milliyetçiliği ayaklar altına alanlara mı?

                PKK’lılar Habur’da zafer işaretleriyle karşılanırken “ülkede güzel şeyler oluyor” diyenlere mi?

                Oslo’da PKK önderlerinin ayağına MİT müsteşar yardımcılarını, Başbakanlık müsteşar yardımcılarını gönderenlere, devleti PKK ile görüştürenlere mi?

                Devletin elemanlarını İmralı’ya gönderip PKK’nın bebek katili lideriyle müzakere edenlere mi?

                İmralı’daki PKK liderinin mektuplarını devlet memurları eliyle Kandil’e taşıtanlara mı?

                PKK liderinin mesajını Diyarbakır meydanlarında okutanlara mı?

                Diyarbakır’da Barzani ile, Şivan Perver’le bir araya gelip gözyaşı dökenlere mi?

                Barzani’nin peşmergelerini vatan toprağından geçirip PYD / YPG için Kobani’nin kurtarılmasına yardım edenlere mi?

                Güneydoğu’da silah depolayan teröristlere dokunulmaması için valilere emir verenlere mi?

                FETÖ’nün cemaatini kastederek “Ne istediler de vermedik?” diyenlere mi?

                FETÖ’nün liderini “artık hasret bitsin” diyerek memlekete çağıranlara mı?

                FETÖ’nün okullarına resmî okul muamelesi yapılması için elçiliklerimize, konsolosluklarımıza resmî yazı yazanlara mı? 

                Çeşitli bahanelerle millî bayramların kutlanmasını engelleyenlere mi?

                “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünden rahatsız olanlara mı?

                Devlet kuruluşlarının tabelalarından devletimizi temsil eden T.C. rumuzunu kaldıranlara mı?

                “Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye başlayan andımızı okullarda yasaklayanlara mı?

                Vatanın topraklarını, yaylalarını, yollarını, köprülerini Batılı kapitalistlere, Arap emirlerine satanlara mı?

                Milliyetçilik, Türkçülük, ülkücülük yolunda ömür tüketenlere; Türk deyince, vatan deyince, bayrak deyince yürekleri titreyenlere sesleniyorum; bunlara “evet” demeye vicdanınız elverir mi? Bunlara “evet” diyenlerle sizin gönül bağınız olabilir mi?

                Bütün bunları yapanlar, “evet” oyu alırlarsa daha neler yapabilirler, düşün! Düşün ve ona göre kararını ver!

 

Alıntı: Ahmet B. ERCİLASUN

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | TEK ADAM YÖNETİMİNE #HAYIR! için yorumlar kapalı
Nis 13

Hele sandık önümüze bir gelsin…

Hele sandık önümüze bir gelsin…

Psikologagiden adam, “ Geceleri uyuyamıyorum efendim” demiş ve eklemiş:

“Sürekli yatağın altında biri var gibi geliyor. Yatağın altına girip orada uyumayı deniyorum. Bu defa da yatağın üstünde biri var gibi geliyor…”

Adamı dikkatle dinleyen psikolog
-Hallederiz bu saplantıyı’ demiş.
– Bana haftada iki kere geleceksiniz. 6 aylık bir tedavi sonunda sizi iyileştireceğimi umuyorum.
-‘Her viziteye ne kadar ödeyeceğim?
-Her vizite 100 dolar, buna göre 6 ayda 4 bin 800 dolar ödeyeceksiniz’

Adam gitmiş, o gidiş…
Psikolog, birkaç ay sonra adama sokakta rastlamış:
-Ne oldu hastalığınız? Neden bana gelmediniz?

-Size gelmedim, çünkü sorunumu 5 dolara hallettim… ‘
-Nasıl oldu bu?’
-Sizden çıktıktan sonra, ilerde önüme çıkan ilk bara daldım. Biramı içerken barmene hastalığımı anlattım. ‘Karyolanın bacaklarını kes’ dedi… Kestim; mesele halloldu…

Malum, referandum yaklaşıyor.
Anayasa’nın 18 maddesi oylanacak.
Hayır ve evet kampanyalarına az kaldı.
Vatandaşların kullanacakları oyun rengi aslında belli.
Zaten fıkrayla da bu anlatılmış:
“Çözüm ortada, karyolanın bacaklarını kesmeye kararlıyız”
Eeee..

E’si şu…
“Sen de aynı eylemi yap, rahatla” diyorlar.

Düşüneceğiz…
Hele sandık önümüze bir gelsin…

Ha bir de Padişah kızı var!

https://www.youtube.com/watch?v=hQSK5jNLAyM

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , | Hele sandık önümüze bir gelsin… için yorumlar kapalı
Nis 12

Bu Kimin Anayasası?

Bu Kimin Anayasası?

Türkiye’de bilgisayar sistemlerinin önemli uzmanlarından biri olan Turgay Şık ise yazdığı mektupta önemli hatırlatmalarda bulundu:

* Eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Üyesi Mustafa Kemal Özçelik, ‘Benim Yargıtay üyeliği yaptığım dönemde Gülen cemaatinin desteklemediği hiç kimse daire başkanı olamazdı.’ açıklamasını yaptı.

* HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz da ‘Yargıtay’da 2011 ve 2013 döneminde Pensilvanya’nın onaylamadığı hiç kimse daire başkanı olamamış. Bu gerçekler kamuoyunca bilinmiyor.’ dedi.

* Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, ‘Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)’ ile ilgili hazırladığı çatı iddianamesinde, ‘kozmik ve kripto üyeleri, sempatizanları etkili ve hâlâ önemli makam ve mevkileri işgal altında tutmaktadır’ denilmektedir.

* Hal böyleyken, Yargıtay 19’uncu Hukuk Dairesi’nin 15 Temmuz’dan önceki iki başkanı ve hakimleri, soruşturma kapsamına alınmadı!

* 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, ?, 20, 21, 22, 23’üncü Hukuk Daireleri sorgulanırken 19’uncu Hukuk Dairesi’nin aradan sıyrılması tesadüf olabilir mi?

* Acaba Yargıtay 19’uncu Hukuk Dairesi, bankaların hukuk davalarına baktığı için mi sorgulanmadı? Büyük şehir adliyelerinde bulunan Ticaret Mahkemeleri başkanları da aynı sebeple mi yerinde durmaktadır?

***

KRT’de Çağlar Cilara‘ya konuk olan, Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Azmi Karamahmutoğlu da son Anayasa değişiklik teklifinin FETÖ’cü milletvekilleri tarafından onaylandığını söyledi. Karamahmutoğlu, 80 AKP’li vekilin ByLock kullandığını da belirterek iddiasını MİT’e dayandırdı. Karamahmutoğlu, “Meclis’teki FETÖ’ye mensup milletvekillerinin oylayarak geçirdiği bir tasarıya bizim evet dememiz isteniyor, buna evet demiyoruz” dedi.

***

Toparlayalım! Abdullah Öcalan, AKP’nin birinci Anayasa taslağının 40 maddesini bizzat yazdığını iddia etmiş, kendisine hiçbir cevap verilememiştir!

Son Anayasa değişikliğini onaylayan milletvekilleri arasında 80 FETÖ’cü bulunduğu iddiası artık ayyuka çıkmıştır!

Üçüncüsü, yargının durumu ortadadır. Öyle ki yargı; siyasi baskıyla MHP tüzük kurultayını da askıya almıştır!

Kendilerine miting yaptırmıyor diye Avrupa’yı Nazi’likle suçlayan AKP iktidarı, referandumda hayır için çalışanlara salon verdirmemek gibi engeller çıkarıyor, televizyonlardaki propagandada eşitlik ilkesini kaldırıyor!

Bu şartlarda yapılan Anayasa, kimin anayasası olur?

Kadroda tek eksik IŞİD değil mi?

 

Arslan BULUT

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Bu Kimin Anayasası? için yorumlar kapalı
Nis 11

Atatürk’e, Türkiye Cumhuriyetine Düşmanlık

Atatürk’e, Türkiye Cumhuriyetine Düşmanlık

Sinan Meydan yazıyor: Alman asıllı Ortadoğu uzmanı Kurt Ziemke, 1930 yılında “Die Neu Türkei” (Yeni Türkiye) adında bir kitap yayımlamıştır. Bu kitapta Almanya’nın Türkiye’ye yönelik uygulaması gereken politika ve stratejisi anlatılmaktadır. Bu strateji ve politikalara göre, “İngilizler Musul’da hedeflerine ulaşmak için bir yandan Türkiye’deki ayrılıkçı hareketlere destek verirken bir yandan Kemalist akımın yayılmasını engelleyecek önlemlere başvurmuşlardır. Yapılması gereken Kemalist Cumhuriyetin hem din düşmanı, hem de Kürt düşmanı olduğu temasını ortaya atıp işlemektir.”

Yoksa vergiden ve askerlikten kaçmak için sığınılan uyuşturucu kullanılan tekkelerin kapatılmasına Mehmet Akif de şiirleriyle destek vermiştir.

***

Batı açısından asıl mesele şudur ki, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti, İslam’ın kurtarıcısı olmuştur. Suat İlhan‘ın tespitlerine göre “Atatürk devriminden yani 1920’den önce, bugün Batı dediğimiz medeniyetin elindeki topraklar, 25.5 milyon mil kare idi. 1993’te bu rakam 12.7 milyon mil kareye, yani yarısına düşmüştür. İslam dünyası ise 1920’de 1.8 milyon mil kare üzerinde egemenlik sahibiydi.1993’te İslam dünyasının sahip olduğu topraklar 11 milyon mil kareye yükselmiştir.”

İslâm dünyasını ayağa kaldıran güç, Atatürk modelidir.

Bu sebeple dincileri kullanarak Atatürk’ü de Türkiye Cumhuriyet’ini de İslâm dinini de yıkmak istiyorlar.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | Atatürk’e, Türkiye Cumhuriyetine Düşmanlık için yorumlar kapalı
Nis 10

DEMOKRATİK ÇAĞRI

DEMOKRATİK ÇAĞRI

Ne yazık ki devletin Valileri, Kaymakamları bilim adamı sıfatı taşıyan Rektörler siyasi referanduma öncülük etmeye başlamışlar.

Her ne amaçla yapılırsa yapılsın çok yanlış bir harekettir

Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan,

Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar,

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ağırakça

‘Evet’ kampanyasına katıldığınızı akademisyen sıfatıyla açıklamak ta bir sakınca görmediğiniz anlaşılıyor.  Ancak bir akademisyene, bir bilim insanına yakışmayan bu hareketi siyasetin ve hatta iktidarda bulunan bir partinin belirlemiş olduğu propagandaya katılmaya hangi yasa, hangi anlayış, hangi vicdan, hangi kariyer, hangi makam ve hangi demokratik anlayış ile izah edeceksiniz merak ediyorum

Yasalar rektörlerin tarafsızlığını öngörür. Tarafsız davranmayan rektörlerin, temsil ettikleri Üniversitelerde kendileri gibi düşünmeyenleri tasfiye edecekleri açıktır.

Vatandaş olarak sizlere nasıl güveneceğiz çocukları, gençleri emanet e nasıl edeceğiz.

Eğer, taraf tutmak, siyaset yapmak istiyorsanız, bir öğretim üyesi olarak siyasi partilerin üst organlarında görev alabilirsiniz. Ancak rektör olarak böyle kampanyaya katılmaya hakkınız yoktur.

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | DEMOKRATİK ÇAĞRI için yorumlar kapalı
Nis 09

Ata Sözleri

Ata Sözleri

* Bir musîbet bin nasîhatten yeğdir.

* Bin dost az, bir düşman çok.

* Baş dille tartılır.

* Öpülecek el ısırılmaz.

* Yırtıcı kuşun ömrü az olur.

* Bir katar deveyi bir eşek yeder.

* Yüz verince astar istemek

* Oynayamayan kız yerim dar dermiş Yerini genişletseler “yenim dar” dermiş.

* Tencere dibin kara, seninki benden kara

* Yüz verince astar isteyen yüzler gördük
Makamdan başka bir şey görmeyen gözler gördük
Hep yükseklerde gezip dolaşmaya alışmışlar
Halkın sırtından hiç inmeyen yüzsüzler gördük.”

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , | Ata Sözleri için yorumlar kapalı