Oca 08

Kıbrıs’a Dikkat!

Kıbrıs’a Dikkat!                                                                                                                                                                                                                                                     www.kenansahbaz.com

Millî meselemiz Kıbrıs görüşmelerinde sona yaklaşılıyor. BM Genel Sekreteri yaptığı açıklama ile 11 Ocak 2017 tarihinde tarafların haritalarını sunacakları, 12 Ocak 2017 tarihinde ise beşli toplantının gerçekleşeceğini duyurdu. Gerektiğinde üçüncü tarafların da bu toplantı için Cenevre’ye davet edilebileceği kaydedildi. Toplantıda; toprak, nüfus, özellikle garantiler konusu ele alınacaktır.

Bugüne kadarki görüşmelerde, Annan Planı’nı da aşan şekilde en verimli ve stratejik değeri yüksek Güzelyurt, Karpaz ve Maraş gibi bölgeler Rumlara verilmektedir. Ayrıca KKTC’ye, 100 bini doğrudan, 60 bin de mülklerine dönme bahanesiyle Rum yerleştirilecektir. Buna karşılık 1974’ten sonra KKTC vatandaşı olan Türklerin önemli bir kısmı Adadan çıkarılacaktır. Öte yandan garantörlük süresini 15 yıla indiren ve sadece Türkleri koruma ile sınırlandıran Rum önerisi karara bağlanacaktır. Bu konuda, Rum basınında çıkan haberlere göre, Türkiye Dışişleri Bakanı ile anlaşma sağlanmıştır. Böylece Türkiye ve KKTC’nin tarihten gelen hakları ile varılacak antlaşmayı güvence altına alan garantörlük yetkisi işlemez hale getirilmiş olmaktadır.

Sonuçta; iki bölgeli yapı ortadan kalkacak ve karışık yerleşime geçilecektir. Yeterli nüfus, yeterli toprak, yeterli ekonomi, yeterli hukuk, yeterli güvenlik ve yeterli egemen eşitlikten mahrum bırakılıp yurtsuz-yuvasız kalan Türklerin Adada yaşama imkânı kalmayacaktır. KKTC ve Doğu Akdeniz’in arkasından, bölgede var olan stratejik denge bozulacağından, Ege’yi de kaybedecek olan Türkiye; denize kapalı, bir kara devleti haline gelecektir.

Kıbrıs meselesi nedir?

Kıbrıs meselesi nereden çıktı? Hatırlayalım; 1571’de Venediklilerden alınan Ada, 307 yıl sonra 1878’de Ruslara karşı geçici olarak İngilizlere verildi. İngilizler 1914’te anlaşmayı tanımayarak Adaya hukuken de el koydu ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına kadar burada kaldılar. Siyasi eşitlik temelinde kurulan Türk-Rum ortak Cumhuriyeti, anayasa darbesiyle Türkleri dışlayan Cumhurbaşkanı Makarios tarafından 1963’te Rum devletine dönüştürüldü; aynı yıl Türk katliamı başladı. Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamakta ayak sürüyen Makarios, 15 Temmuz 1974’te Yunanlı subayların darbesiyle düşürüldü; çatışmalarda 2 bin Rum öldürüldü. Kısa zamanda bütün Türk köylerini kuşatan darbeciler toplu bir imhaya geçecekleri sırada Türk Ordusu, Londra-Zürih Antlaşmalarının verdiği Garantörlük yetkisine dayanarak 20 Temmuz 1974’te Adaya çıktı ve bu katliamı önledi.

Yıkılan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yerine yeni bir ortak devlet kurulması için yapılan müzakereler sonuç vermeyince 1983’te Kıbrıs Türkleri, Rauf Denktaş‘ın öncülüğünde BM’nin “Halklara Kendi Kaderini Tayin Hakkı” ilkesine dayanarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘ni kurdu. İnsan haklarına dayalı olarak kurulan demokratik cumhuriyet ile özgürlük ve barış tam anlamıyla sağlandı. Aslında hayat, önümüze insani bir çözümü koydu. Jeopolitik konumu, özellikle son yıllarda büyük güçlerin hakimiyet kurma savaşlarıyla daha da büyük önem taşımaktadır. Adanın; kuzeyinde 65 km.’de Türkiye, doğusunda 112 km.’de Suriye, 267 km.’de İsrail, 162 km.’ de Lübnan, güneyinde 418 km.’ de Mısır, kuzeybatısında 965 km. ile Yunanistan yer almaktadır. Tarihte hiçbir zaman Rum-Yunan ikilisinin egemenliğine girmemiş olan Kıbrıs’ı bütünüyle Helen Adası yapıp Yunanistan’a katma hırsı ve haçlı emperyalistlerin kışkırtma ve destekleriyle mesele bugünlere taşındı.

Bile bile tuzağa düşmek

Bu gerçeklere rağmen Kıbrıs’ta bugünlere gelineceği çok önceden biliniyordu. Türkiye ve KKTC’den pek çok siyaset ve bilim adamı, STK ve uzmanlar gerekli uyarıları yapmıştır. Ancak hiçbirine itibar edilmedi. Özellikle de KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş’ın 15.04.2004’te TBMM’de yaptığı ve bütün milletvekilleri tarafından ayakta alkışlanan tarihi konuşması başta olmak üzere, hayatı boyunca ileri sürdüğü görüşler ortadadır. Adeta “Yapmayın, etmeyin, Kıbrıs, Girit olur” yakınmaları, Başbakan ve Dışişleri Bakanı tarafından maalesef aşağılama ile mukabele gördü. Millî Düşünce Merkezi’mizin öncülüğünde oluşturulan “Türkiye Sivil Toplum Birliği (Türk-Bir)” tarafından Nisan 2014’te açıklanan “Türkiye Raporu”nun Kıbrıs’a dair ikinci bölümünden örnek vermek isteriz:

1)Kıbrıs’ta; BM, ABD ve AB kuşatmasına alınan KKTC’nin ortadan kaldırılarak Türklerin oldu-bitti ile Rum Devletinin azınlığı konumuna düşürülmesi,

2)Türkiye’miz dışlanarak Doğu Akdeniz’de, “münhasır ekonomik bölgeler” yoluyla doğal gaz ve petrol kaynaklarına el konulması,

3)Yunanistan’ın, sınırımızdaki 17 adaya el koyarak, egemenlik alanını genişletip, Ege Denizi’ni Yunan gölü haline getirmesi,

4)Türkiye’mizin, Akdeniz ve Ege’de denize çıkışı kapatılarak, kara devleti haline getirilerek Anadolu’ya hapsedilmesi,

5)ABD ve AB baskılarıyla, Heybeliada Ruhban Okulu ile Patrikhaneye evrensel/ekümenik ve tüzel kişilik sıfatı kazandırılarak, İstanbul’da, Vatikan’a benzer bir Rum Ortodoks Devleti kurma çalışmalarına sessiz kalınması…” asla kabul edilemez.

Bugün Türk Milleti, millî davamız Kıbrıs’ta, Hükümetin kararlı ve açık olmasını beklemektedir.

 

Kaynak: Sadi SOMUNCUOĞLU

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Kıbrıs’a Dikkat! için yorumlar kapalı
Oca 07

Lanetli Şeytan

Lanetli Şeytan                                                                                                                                                                                                                                                         www.kenansahbaz.com

 

Fitnede, fesatda,  inkarda bir iz

Seni tanıyoruz, seni biliriz

Alırsın dersini çözülünce giz

Defol başımızdan lanetli şeytan!

 

Nedir bu pişkinlik, lağımda kirsin

İnsanlık düşmanı, hain fikirsin

Bilinen zehirden daha zehirsin

Defol aşımızdan lanetli şeytan!

 

Kan ile kin ile besleniyorsun

Sinsice, tehditle sesleniyorsun

Makamla, şöhretle, süsleniyorsun

Defol nâşımızdan lanetli şeytan!

 

Ne ettin eyledin yetkiyi aldın

Haramla, riyayla inkara daldın

İnsanlığa kanı, vahşeti saldın

Defol taşımızdan lanetli şeytan!

 

Gösterişi sevdin, parayı sevdin

Senden olmayanı her halde dövdün

Şirretlik ederek herkese sövdün

Defol kişimizden lanetli şeytan!

 

Kibrinle canları, kanları sattın

Aramıza nifak tohumu attın

Yetim malı yedin, herşeye çattın

Defol işimizden lanetli şeytan!

 

Herşeyi sinsice nasıl evirdin

Uykumuzda bile hile çevirdin

Öz yurdumda nice çamlar devirdin

Defol düşümüzdem lanetli şeytan!

 

Bağladın dilleri çatamıyoruz

Nasıl bir metasın satamıyoruz

Çöreklendin kalpten atamıyoruz

Defol döşümüzden lanetli şeytan!

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , | Lanetli Şeytan için yorumlar kapalı
Oca 06

“Başkanlık olmazsa bölünme olur”

“Başkanlık olmazsa bölünme olur”

www.kenansahbaz.com

Havuz medyası “Başkanlık olmazsa bölünme olur” sözlerini manşetlerine taşıyorlar.

Televizyonlarda; “Parlamenter sistem kaosa kapı açar”, “Başkanlık bu ülkenin kurtuluş anahtarıdır” yorumları son sürat devam ediyor.

Aynı dün “çözün süreci terörden kurtuluştur,” “çözüm süreci ile barış gelecek,” “akiller adamlar devrede” diyerek Diyarbakır’da, Hakkari’de, Şırnak’ta hendekler kazılmasına şehirlerin terör yuvası haline gelmesine sebep olanlar aklıma geliyor. (K.Ş)

Oysa koalisyonsuz bir iktidar döneminde başımıza neler gelmiş bir bakalım:

12 Ocak Sultanahmet’te canlı bombalı saldırı (12 ölü),

17 Şubat Ankara’da bomba yüklü araçla saldırı (28 şehit),

13 Mart Kızılay’da bomba yüklü araçla saldırı (34 şehit),

19 Mart İstiklal Caddesi’nde intihar saldırısı (5 ölü),

27 Nisan Bursa’da canlı bombalı saldırı girişimi (canlı bomba öldü),

1 Mayıs Gaziantep’te IŞİD’in bomba yüklü saldırısı (2 şehit),

10 Mayıs Diyarbakır Bağlar’da polis minibüsüne bomba yüklü araçla saldırı (3 vatandaş öldü),

12 Mayıs İstanbul Sancaktepe’de bomba yüklü araçla saldırı (8 yaralı),

12 Mayıs’ta Diyarbakır Dürümlü köyünde bombalı araçla saldırı (16 köylü şehit),

7 Haziran İstanbul Vezneciler saldırısı (12 şehit),

8 Haziran Midyat saldırısı (4 şehit),

28 Haziran Atatürk Havalimanı’na IŞİD saldırısı (28’i Türk 45 ölü),

15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi (246 Şehit),

20 Ağustos Gaziantep’te düğüne bombalı saldırı (57 vatandaş öldü),

26 Ağustos Cizre’de bombalı intihar saldırısı (12 şehit),

6 Ekim İstanbul Yenibosna’da bombalı motosikletle saldırı (6 yaralı)

9 Ekim Hakkari Şemdinli’de bombalı araçla intihar saldırısı (18 şehit)…

Karakol baskınları, pusular ve diğer terör eylemlerinde kaybettiğimiz evlatlarımızı sayamıyoruz…1 Kasım 2016 günü Hakkari’de 3 şehidimiz vardı…

Bu kadar kanlı bir dönem Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde olmamıştır. Buna rağmen hala “kaos gelir” diyebilmek hepimizin aklıyla alay etmektir.

Eğer tüm bu yaşananlar kaos değilse, sizin için kaos tanımı ne ifade etmektedir!

***

1 Kasım seçimlerinden sonra vatandaşın başına bunca olay gelmişken, binlerce ocağa ateş düşmüşken; yöneticilerinin “şu olmazsa…kaos olur” dediği bir ülkede, “gelişmişlikten, büyümeden, ilerlemeden” bahsedebilmek mümkün değildir. 

Ayrıca; bombalı araçların şehirlerinde cirit attığı, havalimanlarının vurulduğu, vatandaşının üzerine tank sürüldüğü, Mehmetçiğinin tonlarca bombayla hedef alındığı, şehitlerinin sayısını sayamadığınız bir ülkede “Başkanlık”ı tek çıkış olarak göstermek, en başta şehit ailelerine saygısızlıktır.

Başkanlık olmadığı için mi bu çocuklar toprağa düşmüştür?

Başkanlık olmadığı için mi bebekler anasız-babasız kalmışlardır?

“Başkanlık olmazsa bölünme olur” diyerek Türkiye’nin geleceğinde kaos olacağı sinyallerini vermek kabul edilebilir mi?

Başına bu kadar iş gelip de bölünmüyorsa bu millet, iyi bilinsin ki başkanlık gelmeyince de bölünmeyecektir.

Bırakın Başkanlığı, onu, bunu… Açın tarihinizi öğrenin; Yunan’ı, Amerikalısı, İngiliz’i, ASALA’sı, PKK’sı, DHKP-C’si, IŞİD’i ve son olarak FETÖ’sü bu vatanı bölememişken, Başkanlık gelmedi diye bu ülkeyi kimseler bölemez!

 

Kaynak:  Batuhan ÇOLAK

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | “Başkanlık olmazsa bölünme olur” için yorumlar kapalı
Oca 05

“Mezenin bol olduğu yer!”

“Mezenin bol olduğu yer!”

www.kenansahbaz.com      

      Neyzen Tevfik askerdedir. Ancak asker ocağında da rahat durmaz ve gizli gizli tuvalette içer. Bir gün kafası dumanlı halde tuvaletten çıkarken yüzbaşıya yakalanır; yüzbaşı kükrer:

     -Ulan Tevfik yine mi içtin lan?!

     Neyzen zilzurna sarhoştur ve leş gibi rakı kokmaktadır. Yani inkâr edecek halde değildir:

     -Evet, içtim komutanım.

     -Nerede içtin bakayım?

     -Şurada, tuvalette…

     Yüzbaşı bombayı patlatır:

     -Ulan Tevfik, mezenin bol olduğu yeri de ne iyi bilirsin!

      Neyzen, “Nutkum tutuldu, meze bol buyrun beraber içelim komutanım” diyemedim.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | “Mezenin bol olduğu yer!” için yorumlar kapalı
Oca 04

BU BAHÇELİ MHP’Lİ Mİ?

BU BAHÇELİ MHP’Lİ Mİ?                                                                                                                                                                                                                                                                     www.kenansahbaz.com

Devlet Bahçeli 9 Mayıs 2012 tarihinde “Halihazırda başkanlık sistemi hakkında MHP’nin yaklaşımları net olup, Türkiye’nin bugünkü siyasi ve sosyal ortamı içinde hayata geçirilmesi asla uygun değildir. Bilinmelidir ki Başbakan Erdoğan’ın başkanlık sistemine istekli olması, Türkiye Cumhuriyeti’nin feshedilmesine ve milletimizin ayrıştırılmasına dönük sinsice döşenmiş tuzaklarla doludur. Bu itibarla MHP başkanlık sistemine karşı duracak, karşı gelecek ve karşı çıkacaktır” demişti.

* 23 Nisan 2015 tarihinde “Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine bina edildiği parlamenter sistemi kötüleyenler ilk Meclis’i özde hazmedemeyenlerdir. Rejim ve sistem değişikliği teklifi, Türkiye Cumhuriyeti’ne sivil mahiyetli bir darbe olup, aynı zamanda ilk Meclis’i yok etme teşebbüsüdür” diyen de Bahçeli değil miydi? Biz şimdi hangi Bahçeli’ye inanacağız? Kaldı ki MHP milletvekillerinin ve onları seçenlerin oyları Bahçeli’nin cebinde midir?”

Kaynak:  Burhan AYERİ

 

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , | BU BAHÇELİ MHP’Lİ Mİ? için yorumlar kapalı
Oca 03

Nuri Killigil’in (Nuri Paşa) 2

Nuri Killigil’in (Nuri Paşa) 2

www.kenansahbaz.com

NURİ KİLLİGİL KİMDİR?

Atilla Oral’ın “İdealist bir Türk milliyetçisi” olarak tanımladığı Nuri Killigil, Enver Paşa’nın öz kardeşi. 1911 ve 1912’de Trablusgarp Savaşı’nda Atatürk’le birlikte İtalyan işgaline karşı savaşıyor. Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru, 1918’de Kafkas İslam Ordusu Kumandanı olarak Bakü’yü Ermeni Taşnakların ve Rusların işgalinden kurtarıyor. Türkiye’de fazla bilinmeyen Nuri Killigil, 1. Dünya Savaşı sırasında Azerbaycan’da ‘Bakü Fatihi’ olarak tanınıyor. TBMM tarafından İstiklal Madalyası’yla onurlandırılan Killigil, Türk savunma sanayiinin ilk özel sektör fabrikalarından birini, bunun yanı sıra Kütahya’da da bir çini ve seramik fabrikası kurmuştu. 

ALMANLA DOST, İNGİLİZLE MÜTTEFİK

Hüseyin Emir Erkilet, Ali Fuat Erken, Adolf Hitler 

İkinci Dünya Savaşı’na girmemek için büyük çaba sarf eden Türkiye Cumhuriyeti’nin o yıllardaki politikasını belki de en iyi anlatan sözlerden biri, dönemin Dışişleri Bakanı Şükrü Saracoğlu’nun “İngilizlerle müttefik, Almanlarla dostuz” cümlesiydi. Nuri Killigil, İkinci Dünya Savaşı’nda Türk ordusu için silah ve cephane imal etti. Atilla Oral, Killigil’in aynı zamanda Almanya’nın Rus topraklarını işgalinin ardından esir kamplarında toplanan Kırım Türklerini kurtarmak için devreye girdiğini ve çok sayıda Kırım Türk’ünü kurtardığını anlatıyor. “Nuri Paşa’nın İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki etkinlikleri bugüne kadar çok yanlış değerlendirildi. Görüyoruz ki savaşın her aşamasında Nuri Paşa esir kamplarındaki Türkleri kurtarmak için çok çaba sarf etmiş. Nazi hayranlığı asla yoktu. Öyle ki Naziler, Türkler için çabaları yüzünden 1942’den sonra Nuri Paşa’yı bir daha Almanya’ya sokmadı” diyor. Atilla Oral, Bulgaristan’ın ‘Üçlü İttifak’a katılmasının ardından Türkiye’nin Alman ordusunun kapısına dayanmasından korktuğunu, bu nedenle geçmişte Türk-Alman ilişkileri iyi olan bazı üst düzey subay ve diplomatların dostluk heyeti olarak Almanya’ya gönderildiğini söylüyor. Fotoğrafta, Nuri Killigil’in arkadaşı ve fabrikanın müdürü olan Hüseyin Emir Erkilet Paşa, 28 Ekim 1941’de dönemin Harp Akademileri Komutanı Ali Fuat Erden ile birlikte Hitler’in karargâhında görülüyor.

Kaynak: Nuri Killigil’in (Nuri Paşa) hayatı kitaplaştırıldı

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , | Nuri Killigil’in (Nuri Paşa) 2 için yorumlar kapalı
Oca 02

Yeni Anayasa Diktatör Esad’ın Anayasasından Alındı iddiası

Yeni Anayasa Diktatör Esad’ın Anayasasından Alındı iddiası

www.kenansahbaz.com

CHP Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel ise Meclis kürsüsünden AKP’nin anayasa taslağının, “Diktatör Esad’ın anayasasından alınma olduğunu” söyledi ve 21 maddelik öneriyle Suriye anayasasını karşılaştırdı:

Suriye Anayasası 93. madde: Cumhuriyet başkanı -cumhurbaşkanı- bu anayasada tanınan sınırlar dahilinde yürütme yetkisini uygular.

AKP’nin anayasasındaki 8. madde: Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır.

Suriye Anayasası 95. madde: Cumhurbaşkanı başkan yardımcısı seçer, görevlerinin bir kısmını onlara verir. Ayrıca bakanları atar, istifalarını kabul eder, görevlerinden uzaklaştırır.

AKP’nin anayasasındaki 104. madde: Cumhurbaşkanı, yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir.

Suriye Anayasası 107. madde: Cumhurbaşkanı Halk Meclisi’ni feshedebilir.

AKP’nin anayasasındaki 116. madde: Cumhurbaşkanı Meclis’i feshedebilir.

Suriye Anayasası 139. madde: Anayasa Mahkemesi üyelerini Cumhurbaşkanı atar.

AKP’nin anayasasındaki 146. madde: 15 Anayasa Mahkemesi üyesinin 12’sini Cumhurbaşkanı atar, 3’ünü de Meclis atar.

Suriye Anayasası 74. ve 77. madde: Meclis, bütçeyi yeni mali yılın başlangıcından önce onaylamazsa bir önceki mali yıl, yeni mali yıl onaylanıncaya kadar yürürlükte kalır.

AKP’nin anayasasındaki 116. madde: Bütçe, Meclis tarafından kabul edilmediği takdirde, eski yılın bütçesi artırılarak devam eder.

Şimdi, “15 Temmuz, Türkiye’de Esad veya Hitler rejimi kurmak için zemin hazırlama operasyonu muydu?” sorusuna cevap bulunup milletin kafa karışıklığına son verilmeli.

Kaynak:  Arslan BULUT

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | Yeni Anayasa Diktatör Esad’ın Anayasasından Alındı iddiası için yorumlar kapalı
Oca 01

Altın Sözler

Altın Sözler                                                                                                                                                                                                                                                                   www.kenansahbaz.com

*26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz başladı. 
Afyon dağlarından demir eldivenli yumruğu kafasına yiyen düşman “Dumlupınar Meydan Muharebesi”nde imha edildikten, Başkumandanı Trikopis’i esir verdikten sonra hemen yok oldu.

 *O vakit, Türk’ün Gazi Başkumandanı haykırdı:
 “Türk Orduları, ilk hedefiniz Akdeniz’dir!” 
Millet orduları, rüzgârlardan fazla bir süratle vatanın her tarafını düşmandan temizlediler. 
İzmir’in içinde Akdeniz önünde göründüler. Bütün düşmanlar vatanı öz evlatlarına bıraktılar. Fransızlar, İngilizler, İtalyanlar işgal ettikleri yerlerden çıktılar.

*Türk Başkumandanı size yukarıda kaydettiğim atıp tutmanın cevabını şimdi verdi:
“Muharebe meydanlarında Yunan Kralı’nı çok aradım, fakat bulamadım. 
Bütün tacidarlar (taç sahipleri) gibi O da memleketinin en felaketli anlarında milletini bırakarak kaçtı!” 

* Mustafa Kemal Paşa, 7 Temmuz 1922’de Sovyet elçisi Aralov’un, İran elçisi Mümtazüddevle onuruna verdiği yemekte yaptığı konuşmada  “Türkiye’nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi adına ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve çabuk bitebilirdi. Türkiye büyük ve önemli bir çaba harcıyor. Çünkü savunduğu, bütün ezilen ulusların, bütün Doğu’nun davasıdır ve bunu sonuna getirinceye kadar Türkiye, kendisiyle beraber olan doğu uluslarının, beraber yürüyeceğinden emindir”  

* Hindistan’ın Meclis Başkanı Sir Abdürrahim,  “Atatürk, yalnız Türkiye’ye değil, bütün Doğu dünyasına kurtuluş yolunu göstermiştir” diyecekti. Hint Parlamento Kurulu Başkanı Sucheta Kripalani de “Atatürk, yalnız Türk Ulusu’nun değil, özgürlüğü uğrunda savaşan bütün ulusların önderiydi. O’nun direktifleri altında siz bağımsızlığınıza kavuştunuz. Biz de o yoldan yürüyerek özgürlüğümüze kavuştuk” der..

* Pakistan’ın kurucusu Muhammed Ali Cinnah “O, Türkiye’yi kurmakla bütün dünya uluslarına Müslümanların seslerini duyuracak kudrette olduğunu ispatladı.. Kemal Atatürk’ün ölümüyle, Müslüman dünyası en büyük kahramanını kaybetmiştir. Atatürk gibi bir önder önlerinde bir ilham kaynağı olarak dikildiği halde, Hint Müslümanları bugünkü durumlarına hâlâ razı olacaklar mı?” diye sorar.

* “Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Hayatı millet tehlikeye maruz kalmayınca harp bir cinayettir.”  Mustafa Kemal Atatürk

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Ara 31

BUNLAR KİMİN “KAHRAMANLARI”?

BUNLAR KİMİN “KAHRAMANLARI”?

www.kenansahbaz.com

 

26 Nisan 2015 günü, Tunceli’nin Nazımiye ilçesinde kırsal alanda inşa edilen bir anıt mezar törenle açıldı. Mezar, Elazığ’da bir çatışmada öldürülen ve Orhan Bakır adı ile bilinen TİKKO adlı örgütün yöneticilerinden Armenak Bakırcıyan‘a aitti. Konu ile ilgili Agos gazetesinin haberini Hollanda’dan Sefa Yürükel hatırlattı. Ona da bir emekli general mesajla bildirmiş.

***

Gerisini 28 Nisan 2015 tarihli Agos gazetesinden takip edelim:

“Dersim’in Nazımiye ilçesinde, soykırımın 100. yılında TİKKO yöneticilerinden Armenak Bakırcıyan’a ait anıt mezarın açılışı yapıldı. Nazımiye ilçesi Xarik Köyü’nde inşa edilen anıt mezarın açılışına HDP Dersim milletvekili adayları Alican Önlü ve Edibe Şahin, Dersim Belediye Eş Başkanı Nurhayat Altun, HDP, DBP, DHF, EMEP, ESP, DERADOST, Partizan gibi dernek, parti ve örgütlerden temsilciler katıldı. Yanı sıra Yunanistan, Fransa gibi yurt dışından gelen diaspora üyeleri törende hazır bulundu.

Nazımiye ilçesi Perisuyu Nehri üzerine kurulan Pembelik Baraj gölü sahiline inşa edilen anıt mezara bir yürüyüş gerçekleştiren grup, ‘Ermeni Soykırımı’nı lanetliyoruz, Armenak Bakırcıyan’ı anıyoruz’ ve “Hrant’tan Sevag’a; 100. yılında Ermeni Soykırımı sürüyor” yazılı pankartlar taşıdı.

Yürüyüş sırasında, jandarma ve halk arasında pankart açma yüzünden kısa süreli gerilim yaşandı.

Törende Ermeni soykırımında hayatını kaybedenler anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı ve Bakırcıyan’ın mezarına kırmızı karanfiller bırakıldı.

Mezartaşında, ‘Armenak Bakırcıyan, Hrant Dink, Manuel Demir, Nubar Yalımyan, Kevork Çavuş, Monte Melkonyan, Antranik Uzunyan.. isimsiz mezarsız tüm kahramanlara’ yazısı bulunuyor. 

TKP-ML TİKKO’nun merkez komitesi üyesi Armenak Bakırcıyan, Elazığ Karakoçan’da, 13 Mayıs 1980’de jandarmayla girdiği çatışmada hayatını kaybetmişti.”

 

Peki mezar taşına adları yazılan diğer “kahramanlar” kimdir?

Monte Melkonyan: 1980’li yıllarda ASALA’nın elebaşlarından biri ve Karabağ Savaşı sırasında Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin desteğindeki Ermeni güçlerin komutanı idi. 1980’li yılların ortalarında ASALA adına Avrupa’da Türk diplomatlara karşı çeşitli saldırılarda bulunmuş ve karıştığı cinayetler sonrasında Fransa’da tutuklanmış ve 1989’da serbest bırakılmıştı. 12 Haziran 1993’te meydana gelen çatışmada Azerbaycan ordusunda görevli asker olan İbad Hüseyinov tarafından öldürüldü. Azerbaycan Hüseyinov‘a madalya verdi. Melkonyan ise “Ermenistan Ulusal Kahramanı” ilan edildi!

Antranik (Paşa) Uzunyan: (1865-1927) Şebinkarahisar’da doğdu. 1890 yılında babası ile tartışan bir Türkü öldürdü. Sason, Muş ve Van ayaklanmalarına katıldı. Balkan Savaşı sırasında Bulgarların, 1. Dünya Savaşı’nda Rusların safında Osmanlılara karşı savaştı. General unvanı aldı. Çekilen Rus birliklerinin boşalttığı işgal bölgelerinde katliamlar yaptı. Erzurum ve Van’daki Akdamar adasındaki katliamların sorumlusudur. Kâzım Karabekir komutasındaki kuvvetlere karşı mağlûp olan Ermenistan, Türk Devleti ile barış yaptığı halde Antranik, bir gönüllü çetesinin başına geçerek katliam yapmaya devam etti. Ermenistan Hükümeti’nin emriyle çetesini dağıtarak silâhlarını teslim etti. Erivan’a heykeli dikildi.

Kevork Çavuş: Sason isyanına katıldı. Çok sayıda Türkü katletti. 1907 yılında Muş’taki bir çatışmada öldürüldü. 22 Nisan 2015 tarihli Radikal gazetesinde karısı Heghine‘nin silâhlı bir resmi de yayınlanarak “ünlü Ermeni fedai” diye tanıtıldı.

Nubar Yalımyan: Ergenekon davasında savcıların ifşa ettiği resmi bilgilere göre Türk diplomatlara saldırılar düzenlemesi sebebiyle Abdullah Çatlı tarafından Hollanda’da öldürülen ASALA militanıdır.

Manuel Demir: 1988 Ocak ayında Kandıra Piyade Alayı’ndan silah çalınması olayı sonrası, Sefaköy’de düzenlenen operasyonda öldürülen TİKKO militanıdır!

Yoruma gerek var mı?

 

Kaynak: Bunlar kimin kahramanları? – Arslan BULUT

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | BUNLAR KİMİN “KAHRAMANLARI”? için yorumlar kapalı
Ara 30

SEBEP OLANLARIN BOYU DEVRİLSİN!

SEBEP OLANLARIN BOYU DEVRİLSİN!
www.kenansahbaz.com

Nerede irade, nerede ilke?
Koskoca memleket döndü bir sirke
Kana, gözyaşına boğuldu ülke
Bütün hainlerin soyu devrilsin!
Sebep olanların boyu devrilsin!

 

Hak, hukuk, adalet iç, edildi iç! 
Dün kucak açtınız, görmediniz hiç
Hepsi de çakaldır hepsi de bir p.ç
Bütün hainlerin soyu devrilsin!
Sebep olanların boyu devrilsin!

 

Türk’ün ordusunu sanık ettiler
Cani teröristi tanık ettiler
Canları, kanları yanık ettiler
Bütün hainlerin soyu devrilsin!
Sebep olanların boyu devrilsin!

 

Alçak hainleri imrendirdiniz
“Çözümle” terörü çimlendirdiniz
Askeri, polisi mimlendirdiniz
Bütün hainlerin soyu devrilsin!
Sebep olanların boyu devrilsin!

 

“Lanet” dilemekle terör kınanmaz
Hiçbir varlık terör ile sınanmaz
Aklını kullanan size inanmaz
Bütün hainlerin soyu devrilsin!
Sebep olanların boyu devrilsin!

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , | SEBEP OLANLARIN BOYU DEVRİLSİN! için yorumlar kapalı