Ara 09

ACILARIN TÜRKİYESİ!

ACILARIN TÜRKİYESİ!

www.kenansahbaz.com

 

Çocuklara sarkıntılık eden sapıklara tepki gösterilir, o sözde insanları affedecek yasaya isyan edilir, “Sen Müslüman değil misin, sorunların önüne geçeceğiz” diye hamasete başvururlar.

Soma’da, madenin altında kalırsın “Aylar önce Meclis’e araştırma önergesi verilmiş neden görmezden geldin, üzerini kapadın, bu canların hesabını kim verecek” diye sorarsın, daha enkaz altındaki yüzlerce bedene ulaşılamadanÖlmek bu işin fıtratında var der, madenci yakınlarını yerlerde tekmeler, üzerine bir de hapis cezası verirler.

Vakıf adı altında onlarca çocuğa istismar ederler; bir ilçe susar, bir il susar, aileler çekinir, çocukları dinleyip istismarı ortaya çıkaran “kral çıplak” diye bağırınca skandal patlar. Hemen harekete geçerlerEnsar üzerinden iktidarı eleştiriyorlar, Ensar’ın hizmetleri ortadadır” diyerek işin üstünü örtmeye çalışırlar.

Terör olur, çözüm süreci olur, evlerin içine kadar bomba yerleştirilir, teröristler kameradan izlenir müdahale yapılmaz, “PKK’yı muhatap alarak, teröristleri görmezden gelerek terörü azdırırsınız” dersiniz; “Sen terörü mü besliyorsun, bunlar terörden nemalanan odaklar” sözleriyle sizi bir anda hedef tahtasına oturturlar.

Konya’da 2008 yılında 3 katlı Kur’an kursu çöker, 18 kişi hayatını kaybeder; “Denetlenmeyen, sağlık koşullarına uygun olmayan kurslar kapatılsın, çocuklarımız ölmesin” denilir, “Sen Kur’an kursuna karşı mısın, din düşmanı mısın” diyerek hedef gösterilirsin, ihmaller zincirinin ayan beyan ortada olduğu yurdun davasını 8 yıldır bitiremezler.

Adana Aladağ’da 12 canımız yanar sorumlusu sadece yurt müdürü olur. ” Sen Mam Hatipler karşısın,Sen dini eğitim istemiyorsun” diyerek suçlanırsın Ardından bir de din düşmanı ediverirler seni! (K.Ş.)

Deniz Feneri’nde yapılan yüz milyonlarca liralık vurgun, Almanya’da belgeleriyle, kayıtlarıyla ortaya çıkar, “Türkiye’dekine işlem yapmayacak mısınız, faaliyetler denetlenmeyecek mi” diye sorarsın, “Sen paralelci misin” diyerek, dava açılmasının önüne geçerler.

Türkiye’nin dört bir yanında bombalar patlar, bombacıların çoğunun üniversitelerin devşirildiği ortaya çıkar. “Üniversitelerdeki teröre müdahale edin, daha çok canımız yanmasın” yorumları yapılır, Dış güçlere teslim olmayacağız, mücadelemiz kararlılıkla sürecek” diyerek üniversitelerdeki terör gerçeği görmezden gelinir, bombacılar devşirilmeye aynen devam eder.

ABD’nin uzun yıllardır aktif bir şekilde uyguladığı Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir bir uygulandığına dikkat çekilir, “BOP’un eş başkanı olmakla gurur duyuyorum” derler, bunu eleştirdiğinizde “Kendi kabuğuna çekilmiş bir ülke olmayacağız, Orta Doğu’da taşlar yerinden oynarken ecdadın yaptığı gibi süreçleri biz belirleyeceğiz” derler. Sonra bir bakmışsınız ki, amacı belli olmayan operasyonlarda askeriniz IŞİD’e esir düşer, Süleyman Şah Türbesi bir gecede kaçırılır, Türkmenler yine sahipsiz kalır.

FETÖ devletin kurumlarını ele geçirirken, “Cemaat her yere sızdı, orduyu tasfiye ediyor, siyaset dizayn ediliyor” yorumlarıyla riske dikkat çekersiniz, “Ben bu davanın savcısıyım, özel değil, genel genel” der, 15 Temmuz’dan sonra ise “Saftık, kandırıldık” açıklaması yaparlar.

Daha onlarca, yüzlerce hesabı verilmemiş, skandallar, ölümler, trajediler…

***

Önce Halep sonrasında da Adana… Olağanlaşan acılarımızın son 2 günlük gündemi!

Rusya, PKK ve ESAD açıktan Türkmenleri hedef alıyor, yerle bir olmuş Halep’in üzerinden geçiyor, Türkiye’den doğru düzgün bir açıklama bile gelemiyor.

Adana’da kime, neye ve nereye ait olduğu belli olmayan bir yurtta facia yaşandı. Sorumluları sorgulamanıza bile izin vermeden “Tarikat ve cemaatleri suçlu çıkarmaya kalkışmayın” diyerek aba altından sopa göstermeye başladılar.

Anlaşılan o ki; Türkiye’de vatandaşların başlarına gelebilecek bir olayda kesin surette herhangi bir yorum, eleştiri veya sorumlu arayışı yapılmaması gerekiyor.

Aksi halde, “Yarası olan gocunur” misali hemen sizi boğmaya, baskılamaya çalışıyor, çoğu zaman da başarılı oluyorlar.

Eğer tüm bu yaşananlara kendi adınıza tek bir yorum yapmak istiyorsanız, “Şükür, bugün de ölmedik” diyerek susun, oturun ve televizyonlarınızı açın…

Evlendirme programları ve aynı siyasi figürlerle mankurtlaşın. Ancak öyle rahat edersiniz!

Galiba, “Yeni Türkiye’de” bize biçilen tek hak “Ölmeyi iyi biliriz”den ibaret!

 

Kaynak: Ölmeyi iyi biliriz! – Batuhan ÇOLAK

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , | ACILARIN TÜRKİYESİ! için yorumlar kapalı
Ara 08

Kutatgu Bilig’den Yöneticilere Altın Öğütler (2)

 Kutatgu Bilig’den Yöneticilere Altın Öğütler (2)

  1. ÖĞÜT: SABIRLI OL

İşe acele ile girişme, sabır ve ihtiyat ile hareket et. Acele yapılmış olan işler yarın pişmanlık getirir. Hiç bir işte acele etme, sabırlı ol, kendini tut. Sabırlı insanlar arzularına erişirler. Öfke ve gazapla işe yaklaşma; eğer yaklaşırsan, ömrü heder edersin. Diline ve gözüne sahip ol. Boğazına dikkat et, az ye, fakat helal ye. Huzur istersen zahmet ile birlikte gelir. Sevinç istersen kaygı ile birlikte bulunur.

 

  1. ÖĞÜT: KANAATKÂR OL

Her bakımdan tam zengin olmak istersen, kanaatkâr ol. Böylece kendi nasibini elde etmiş olursun. Bu dünya renkli bir gölge gibidir, onun peşine düşersen kaçar; sen kaçarsan o seni kovalar. İnsan, binlerce yaşasa, arzu ettiği şeylere kavuşsa bile, yine dileği bitmez. Menfaat sandalyeye benzer; başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan seni yükseltir. Yalnız kendi menfaatini gözeten dosta gönül bağlama. Fayda görmezse, sana düşman olur, ondan vazgeç. İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir: mal toplar, ama yiyemez; öldükten sonra da vebali altında kalır. Çok mal aç gözlüyü doyurmaz. Ölüm gelince pişman olur, fakat artık işini yoluna koyamaz.

 

  1. ÖĞÜT: GÜZEL SÖZLÜ OL

Hangi iş olursa olsun, sen onu tatlı dille karşıla. Her işte tatlı dil kullanırsan saadet sana bağlanır. Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar. Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır. Sözünü iyi söyle ki ölümsüz olasın. Çok dinle fakat az konuş. Sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle. Her sözü söz diye ağzından çıkarma. Lüzumlu olan sözü düşünerek ve ihtiyatla söyle.  İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. Söz ağızda iken sahibinin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esirdir. İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider. 

 

  1. ÖĞÜT: ALÇAKGÖNÜLLÜ OL

Gurur faydasızdır, o insanları kendinden soğutur. Alçak gönüllülük ise insanı yükseltir. Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam, tatsız ve sevimsiz olur. Kibirli insanın itibari günden güne azalır. Elini uzatarak gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse bile, sonunda sen yine yerdesin. Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır. Oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur. İnen yükselir, yükselen iner, parlayan söner ve yükselen durur.

 

YAZAR: SEFER JAN
seferjan@gmail.com

Kaynak: http://dahibeyin.blogspot.com.tr/2012/11/kutadgu-biligden-yoneticilere-8-altin.html

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , | Kutatgu Bilig’den Yöneticilere Altın Öğütler (2) için yorumlar kapalı
Ara 07

Küba ve Castro

Küba ve Castro

www.kenansahbaz.com

 

Küba Devlet Başkanı, Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri, dünyaca ünlü, belki de en ünlü devrimci Fidel Castro, 25 Kasım 2016 tarihinde dünyadan ayrıldı. Dünya siyaset tarihinin en önemli figürlerinden birisidir. Silah arkadaşı ve yoldaşı Che Guevera ile dünya romantik sosyalistlerin, başarılı idolleridir. Ölümü dünyada ve ülkemizde çok konuşulmuştur. Özellikle ülkemizdeki sosyalist ve devrimci kesim karalar bağlamıştır. Methiye üzerine methiyeler düzmüşlerdir. Oysa ki dünyada özellikle Batı dünyasında Castro çok da hayır ile anılmamıştır.

***

Küba, 1492’den 1898’e kadar 400 yıl İspanyolların himayesinde kalmıştır. Küba kısa bir süre 1898-1902 yılları arasında ABD toprakları içinde bulunmuştur. 20 Mayıs 1902’de bağımsızlığını ilan etmiştir. 1959’da Fidel Castro ve arkadaşları ki en meşhurları, yakışıklı ve karizmatik Che Guevera ile sosyalist devrimini gerçekleştirmişlerdir. Castro ile uyuşmazlığa düşen Che ülkeyi terk etmiştir. Fidel Castro ölümüne kadar da ülkeyi tek başına yönetmiş ve zapturapt altına almıştır. 1989’da doğu bloku yıkıldıktan sonra, ayakta kalan tek komünist ülke Küba ve lideri Castro olduğu için, arta kalan ve sosyalistliklerini sürdürenlerin göz bebeği ve umudu olmuştur. Komünist Küba, yıkılan ve yanan evde kalan tek miras muamelesi görmüş, nadide tek antika hassasiyeti gösterilmiştir.

Soğuk Savaş döneminde, ABD’nin yanı başında sosyalist bir ülke olması nedeniyle, Küba sosyalist devrimden, Sovyetlerin sonuna kadar 1959-1989 yılları arasında yaklaşık yüz milyar dolar Rus yardımı görmüştür. Bu, 30 yıl içerisinde ticaretinin yüzde 80’ini Sovyetler Birliği’yle yapmıştır. Özel bir ilgiye mazhar olmuş, bir nevi Sovyetleri sömürmüştür. 1989’da kaynakları kesilen Castro 1991’de ciddi ekonomik krize girince kapitalizme yelken açmış ve ülkesinde bir takım yeniliklere girmiştir. Ancak, küçük boylu kapitalizm yetmemiştir, ülkede petrol kuyruğu, yiyecek kuyruğu, sabun ve deterjan kuyrukları halkı canından bezdirmiştir. Cep telefonu yasağı, internet yasağı ve ABD ile sürdürülen düşmanlık Castro rejimini tehlikeye sokunca, hastalığını bahane ederek, 2008’de başkanlığı, 2011’de ise Küba Komünist Partisi Birinci Sekreterliğini kardeşi Raul Castro‘ya bırakmıştır. Raul Castro halkın beklentileri doğrultusunda ABD ile barışmış, cep telefonuna ve internete izin vermiş, kapitalizmin kısmen girmesini sağlamıştır. Fidel Castro ise, sosyalist kimliğini ölünceye kadar korumuş oldu. Ancak, Fidel Castro rejimi konuşulmaya başlamıştır. Castro, rejim karşıtı milyonlarca kişiyi sürmüş, binlercesini hapse atmış ve öldürmüştür. Ülkede fikir özgürlüğü, serbest dolaşım, kişisel teşebbüslere asla izin vermemiştir. Komünizmin en katı kurallarını uygulamıştır. Ölümü üzerine başta Amerika olmak üzere sürgün Kübalılar dünyanın dört bucağında, sevinç çığlıkları atmıştır.

 

Kaynak: Fidel Castro – Haydar ÇAKMAK

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | Küba ve Castro için yorumlar kapalı
Ara 06

YÜREĞİNE YAZ BENİ

YÜREĞİNE YAZ BENİ

www.kenansahbaz.com

 

Derler ümit vardır çıkmayan canda

Hiçbir canlı baki değil bu handa

Gece de, gündüz de, şafak da, tan da

Sakın kibirlenip görme az beni

 

Gönül güneşleri solmasın asla

Altın, gümüş, zümrüt, olmasın asla

Bu dünya zevkleri dolmasın asla

Asıl cevher için aşkla kaz beni

 

Hem güneş doğarken hem de batarken

Mehtaplı havada tanlar atarken

Bir derin uykuya dünya yatarken

Bir ömür bıkmadan her an sez beni

 

İçindeki duygu azdığı anda

Duygular kalplere sızdığı anda

Kader seni bana yazdığı anda

Aşka mahkûm eder coşkun haz beni

 

Saf, temiz, dupduru kalbe akışı

Mehtabı andırır tıpkı bakışı

İşledi gönlüme sonsuz nakışı

Şaşkına çevirdi cilve, naz beni

 

Atış menzilinden aşkı oklayıp

Bir gül bahçesinde gülü koklayıp

Hem aşk ile özü, sözü yoklayıp

Yüreğine aşk, aşk diye yaz beni

 

Sevmek için ömür kısa, vakit dar

Hangi gönül, hangi sevgiyi tadar

Tek tek çekmek için sonsuza kadar

Aşk evine tespih edip diz beni

 

Sakındıkça geldi esir eyledi

Akıldan geçeni bir, bir söyledi

Aşkın deryasında dibi boyladı

Heyhat! Fena çarptı aşkta faz beni

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | YÜREĞİNE YAZ BENİ için yorumlar kapalı
Ara 05

MAĞDURLAR (2)

MAĞDURLAR (2)

www.kenansahbaz.com 

Meryem Bozkurt… Hemşire… Kartal Yavuz Selim Devlet Hastanesi Erişkin Yoğun Bakım Ünitesi’nde çalışırken önce 10 Ağustos 2016’da “tedbiren açığa’ alınmış, sonra da 29 Ekim 2016’da yayınlanan KHK’yla meslekten ihraç edilmiş. “Hastanede çalışan bir arkadaşımın ricasıyla üye olduğum sendikadan kaynaklandığını düşünüyorum ama daha önce de yine arkadaş ricasıyla Türk Sağlık-Sen ve Sağlık-Sen’e de üye olmuştum” diye yazmış.

***                                                                                                                                                                                                                                                                                                     Zeynep Akyol… Öğretmen… “672 No’lu KHK ile ihraç edildim. Bir sene önce istifa ettiğim sendika üyeliği dışında hiçbir alakam olmayan bu FETÖ illeti hayatımı mahvetti” yazmış.

***                                                                                                                                                                                                                                                                                                     Nevin Güzel… “Askeri okullarda Türkçe Öğretmeni olarak çalışan eşim, askeri okullar kapatılınca, bütün öğretmen subaylarla birlikte ihraç edildi. Maliye Bakanlığı’nda çalışıyordum; ben de eşim ihraç edildi diye ihraç edildim. İkimizin de Bank Asya hesabı, sendika üyeliği, ByLock kullanıcılığı yok” yazmış.

***

Meral Silcan… Bursa’da öğretmen… “Yanlışlıkla sendikaya üye oldum; bilemedim böyle olacağını” yazmış. İhraç…

***

Osman Aktürk-Hanife Aktürk… İkisi de öğretmen… İkisi de ihraç edilmiş… Hikayeleri uzun… “Suriyeli göçmenlerden daha kötü durumlara düşmek üzereyiz. Bizler vatan haini değiliz. Buna şehadet edecek bir kişi getirsinler her türlü ceza ya razıyız” diyorlar.

***

Rahmi Beşirik… Öğretmen… 672 No’lu KHK ile ihraç… Soruyor: “Suçum kuvvetle muhtemelen yasal olan bir sendikaya üye olmak. Üye olunması MEB tarafından duyurulan sendikaya üye olan suçlu da, ilan eden MEB Müsteşarı masum mu? Adalet kişiye göre mi işliyor? İhtiyaç kredisi çektim ödeyemiyorum. Kredi kartımı kapatmışlar. Kış geliyor; havalar soğuk. Bugün bize yapılanın yarın size yapılmayacağının garantisi var mı?”

***

Metin Keçeci… Öğretmen… İhraç edildikten sonra sanayide işçi olmak için, petrol istasyonunda pompacı olmak için, kırtasiyede tezgahtarlık için, nereye ne iş için yapmış olursa olsun bütün başvuruları reddedilmiş. “Tamam” diyor; “Devletimiz bizi kamudan ihraç etti ama yaşama hakkımızı elimizden almasın!”

***

Erhan Güngörmüş… Öğretmen… 672 No’lu KHK ile ihraç edilmiş. Aynı dertlerden muzdarip… Mustafa Işık… Gelibolu’dan yazıyor… Öğretmen… Durumu aynı. Fatma Doğan… Öğretmen… Aynı. Suat Solmaz… Öğretmen… Aynı. Talip Arslan…  Gaziantep’ten yazmış; aynı. Gökhan İnan… Afyon’dan; aynı.  Fatih Fidan…  Kayseri’den; aynı. Sedat KavukçuRamazan BölükbaşıHatem BölükbaşıAyşe Yeşilbaş

Serhat Taşpınar… Sayıştay denetçiliğinden ihraç…

 

Kaynak: Adım Hıdır; elimden gelen budur… – Selcan TAŞÇI

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | MAĞDURLAR (2) için yorumlar kapalı
Ara 02

Kafamı Dinlerim

Kafamı Dinlerim                                                                                                                         www.kenansahbaz.com

Bir hayli yaşlı olan Fadime ve Temel’e basın mensupları sormuş:
-Kaç yaşındasınız?!
-Seksen yedi, demiş Fadime.. Yüz yaşıma kadar yaşayacağım..
-Ben de seksen yedi, demiş Temel.. Ben yüz bir yaşıma kadar yaşayacağım.
-Neden bir yıl fazla yasamak istiyorsunuz?.?
-Hiç değilse bir yıl kafamı dinlerim.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | Kafamı Dinlerim için yorumlar kapalı
Ara 01

“MAĞDURLAR” (1)

“MAĞDURLAR” (1)

www.kenansahbaz.com

 

Tutuklu Cumhuriyet Savcısı Mehmet Takımsu ifadesinde şunları söylüyor:

“- Üniversiteye hazırlanırken F. Gülen’in dershanesine gitmedim.

– Üniversitede okurken kiralık evde kaldım. Ev, F. Gülen’in evlerinden değildi.

– FETÖ/PDY’ye ait evlerde veya yurtlarda hiçbir şekilde uğramadım. 

– Bank Asya’yla herhangi bir işim olmadı.

– Üniversiteyi bitirdikten sonra meslek sınavlarına hazırlık kapsamında herhangi bir dershaneye gitmedim.

– FETÖ/PDY’ye ait dernek, yurt veya evlere dinî duygularla da olsa kurban veya para, hiçbir yardımda bulunmadım.

– Gülen Cemaati yapılanmasının yasa dışı niteliğinde olduğunu 17-25 Aralık 2013’ten sonra fark ettim.  

– Çocuğum yüzde 98 özürlüydü. Onun için tayinim Ankara’ya çıkarıldı. Ancak çocuğumun tedavisi yurt dışında görülmesi gerekirken, Adalet Bakanlığı’daki FETÖ’nün güçlü yapılanması yüzünden götüremedim ve oğlumu kaybettim.

– Darbeden 23.00 sularında haberdar oldum ve Facebook hesabımda darbe aleyhinde yazdım.

– Ceyhan’dayken, kızım, 4. sınıfta Burç okullarına başladı. Okuldaki eğitimi beğenmediğim için mayıs ayında kızımı buradan alarak devlet okuluna verdim. Burç okullarının Gülen Cemaati’ne ait olduğunu bilmiyordum.

– Kadirî tarikatı üyesiyim. Bu tarikat, anılan Gülen Cemaati’yle tamamen zıt fikre sahiptir.”

Mehmet Takımsu’nun sorgusu sırasında Ceyhan Cumhuriyet Başsavcısı, “HSYK seçimlerinde kime oy verdiniz?” diye sormuş. Başsavcı: “HSYK’dan liste geldi. Tutuklanmanız için mecburen mahkemeye çıkacaksın.” demiş.

HSYK seçimlerinde MHP kanadından bir adayı desteklemiş. Cemaatten bilinen hiç kimseye oy vermemiş.

Bütün bunları ailesinin anlattıklarına göre yazıyorum. Bir insanın tutuklanma sebebi kamuoyunu ikna edebilmelidir.

HSYK, tutuklansın diye liste gönderdi mi gerçekten?

Kaynak: Adaletin şirazesi kayarsa… – Arslan TEKİN

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | “MAĞDURLAR” (1) için yorumlar kapalı
Kas 30

Hangi tarafta olduğum bilinir

Hangi tarafta olduğum bilinir                                                                                                                                                                                                                       www.kenansahbaz.com

Ağzındaki su damlasıyla kendi cürmüne kıyasla devâsa bir ateşe su taşıyan karıncayı tanıyorsunuz…

Hakk’a karşı gelenler bir meydanda odunlardan büyük bir yığın yapıp tutuşmuşlardı. Ateş o kadar büyüktü ki, alevlerden bütün mahlûkat korkup kaçmışlardı. Hakk’ın hakikatin yanında olduğunu göstermek isteyen karınca bütün gücüyle, herkes kudretini, tarafını, gayesini anlasın diye yola koyulmuştu ve düşmüştü yola, ağzında bir damlacık su ile…

Yolda kendisini görüp “Ne yapıyorsun?” diye soran diğer karıncalara “Haberin yok mu, İbrahim’i yakacaklar meydanda, ateşi söndürmeye gidiyorum”.

Diğer karıncaları şaşırtmış, bir o kadar da komik gelmişti bu gayret.

“Senin, ateşin büyüklüğünden haberin yok galiba, bir damla su ile mi söndüreceksin o alevi göklere yükselen ateşi?”.

Karınca”Olsun” dedi, “Hiç olmazsa hangi taraftan olduğum bilinir…”

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , | Hangi tarafta olduğum bilinir için yorumlar kapalı
Kas 29

Kutadgu Bilig’den Yöneticilere Altın Öğütler (1)

Kutadgu Bilig’den Yöneticilere Altın Öğütler (1)                                                                                                                                                                                               www.kenansahbaz.com

    1. ÖĞÜT: İNANÇLI OL

Allah’a sığın, onun emrine itaatsizlik etme! Allah’tan ne gelirse ona razı ol! Ey nimet sahibi olan kimse, şükret. Şükredene Tanrı nimetini artırır. Her mahlûk kendi nasibini alır. Yürüyenler yiyeceklerini ve uçanlar da yemlerini bulurlar.

 

  1. ÖĞÜT: AKILLI OL

Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur. Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir. Akıl bir meşaledir. Kör için göz, ölü için can, dilsiz için sözdür. Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık. Bütün iyilikler bilginin neticesinde meydana gelir. Bilgi ile göğe dahi yol bulunur. Fenalık cahillikten doğar, hastalıklar, kötülükler hep aynı kusurdan ileri gelir. Fakat tedavi ile hastalara şifa verilebilir; terbiye ile kötüler iyi edilebilir; okumak yoluyla da bilgisizlere bilgi verilmiş olur. 

 

  1. ÖĞÜT: ADALETLİ OL

İşi adaletle yap, buna gayret et. Hiç bir zaman zulüm etme. Gönlünü ve dilini doğru tut! Halka faydalı ol, onlara zarar verme! İyi hareket et, kötülerin zararlarını ortadan kaldır! Başkasının zararını isteme, kendin de zarar verme. Hangi işe girersen, önce sonunu düşün. Sonu düşünülmeyen işler, insana zarar getirir. İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır. İnsana insanlığı nispetinde mukabelede bulun. Böyle mukabelede bulunduğu için, insana insan adı verilmiştir. Kimin sana biraz emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın. 

 

  1. ÖĞÜT: MERHAMETLİ OL

Ey asil insan! İnsanlığı elinden bırakma, insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et. Bütün halka içten gelen merhamet göster. Hep iyilik yap, kendi bencil isteklerine hâkim ol. Kötülük edersen, kötülüğün karşılığı pişmanlıktır. Elinden gelirse, kötülüğün inadına iyilik yap. Kötülük değersiz bir şey olduğu için, onu yapan da değersizdir. Daima iyilik yap ki, kendin de iyilik bul. İnsanların seçkini insanlığa faydalı olan insandır. Halk nazarında muteber kimse, merhametli olan insandır.

Kaynak: http://dahibeyin.blogspot.com.tr/2012/11/kutadgu-biligden-yoneticilere-8-altin.html

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | Kutadgu Bilig’den Yöneticilere Altın Öğütler (1) için yorumlar kapalı
Kas 28

Avrupa Birliği İlk Anayasası’nın İmza Töreni

Avrupa Birliği  İlk Anayasası’nın İmza Töreni

Tarih 29 Ekim 2004

www.kenansahbaz.com

BU FOTOĞRAFI HATIRLADINIZ MI???
“Dindar nesil yetiştireceğiz” diye yeri göğü inletenler Türkiye Cumhuriyetinin yıkım senedinin altına 29 Ekim 2004’te imza attılar.
Aynı isimler, 29 Ekim 2011’de de Cumhuriyet Bayramı törenlerini iptal ettiler.
Sonrasını tekrar tekrar saymaya gerek var mı? Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül’ün önünde boyun eğdikleri Papa 10. İnnocenzo kim?
İmza attıkları yıkım anayasas
ının içinde ne var? Açıp, okuyun!.. 

***********************************
Bazen yüzlerce satır, bir kare fotoğrafın anlattığını ifade edemez. İşte bu fotoğraf da onlardan biri.
Tarih: 29 Ekim 2004   Yer: Roma
Avrupa Birliği’nin ilk anayasasının imza töreni.
O günün haberini hafızalarınızda tazeleyelim:
“Avrupa Birliği’nin (AB) ilk anayasası, 25 üye ülkenin liderlerinin katıldığı bir törenle İtalya’nın başkenti Roma’da imzalandı. Türkiye’yi temsilen Roma’ya giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül , nihai senede imza attılar.
Uzun süren tartışmaların ardından üzerinde uzlaşılan AB Anayasası, törenle resmiyet kazandı. Liderler, 47 yıl önce AB’nin temellerini atan Roma Anlaşması’nın da imzalandığı tarihi Campidoglio sarayının Orazi Curiazi salonunda, birliği yeni bir döneme taşıması hedeflenen belgeye onay verdiler. 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kurulmasında 6 ülke yer almıştı.
Ev sahibi İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, törende yaptığı konuşmada, 29 Ekim 2004’ün Avrupa Birliği için “tarihi bir gün” olduğunu belirterek “Avrupa’yı kuranların ütopyası harika bir gerçeğe dönüştü. Avrupa’nın artık bir anayasası da var” dedi.
İmza işlemi, Papa X. Innocenzo’nun heykeli altına yerleştirilen bir masada gerçekleştirildi. İmzalar, Berlusconi, Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi, AB Dönem Başkanı Hollanda’nın Başbakanı Jan Peter Balkenende ve bir önceki dönem başkanı sıfatıyla İrlanda Başbakanı Bertie Ahern’in huzurunda atıldı. AB üyesi 25 ülkenin devlet veya hükümet başkanları ile dışişleri bakanlarının Avrupa Anayasası anlaşmasını sırayla imzalamalarının ardından, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’dan oluşan üç aday ülke sadece nihai senedi imzaladı.
AB Dönem Başkanı Hollanda, Roma’da törenin gerçekleştirildiği mekânı ve civarını Hollanda’dan getirilen çiçeklerle süslemesinin yanı sıra, liderlere kalem jesti de yaptı.
Avrupa Anayasası’nın imzalanması için hazırlanan özel kalemler, imza sahibi lider ve bakanlara hatıra olarak bırakıldı. Kalemlerin üzerine Latince olarak “Europae Rei Publicae Status” (Avrupa Cumhuriyeti Anayasası) yazıldı.
“Dindar nesil yetiştireceğiz” diye yeri göğü inletenler Türkiye Cumhuriyetinin yıkım senedinin altına 29 Ekim 2004’te imza attılar.
Aynı isimler, 29 Ekim 2011’de de Cumhuriyet Bayramı törenlerini iptal ettiler.
Sonrasını tekrar tekrar saymaya gerek var mı? Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül’ün önünde boyun eğdikleri Papa 10. İnnocenzo kim?
İmza attıkları yıkım anayasasının içinde ne var? Açıp, okuyun!..
AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana eğitim sistemimizde “reform” kandırmacısıyla ne yapılmışsa o var.
“Mustafa Kemal Atatürk’ü silin” talimatının ilham kaynağı neresi?
O imza atılan AB Anayasası.
Camilerde Kelime-i Tevhid’den “Muhammedün Resûlüllah” neden sonra kaldırıldı?
O imza atılan AB Anayasasından sonra..
Haçlı seferlerini başlatan Papa’nın manevi huzuru önünde Hrıstiyanlık anayasasına imza atanlardan dindar nesil yetiştirmelerini bekleyeceğiz…
Öyle mi?
Belki de, bu fotoğraftan dolayı vicdan azabı çektiler ve “Dindar nesil yetiştirelim de bir daha Müslüman bir ülkeden kimse gidip Papa’nın huzurunda boyun eğmesin” dediler!..
Bir millet bu kadar da saf yerine konulur mu?..

Ahmet TAKAN   Yeniçağ
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=21647

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | Avrupa Birliği İlk Anayasası’nın İmza Töreni için yorumlar kapalı