Ağu 20

Şeyh Bersisa

Şeyh Bersisa                                                                                                                                                                                                                                                               www.kenansahbaz.com

Bersisa, İsrail kavmi içinde abid (çok ibadet eden) ve zahit (çok dindar, bilgili) bir zat idi…
Şanı şöhreti, doğuya ve batıya yayılmıştı. Her nerede bir hasta olsa, şifa için ona başvururdu…
Şeytan onu kıskanıyor, yoldan çıkarmak istiyor, fakat bir türlü çare bulamıyordu. Şeytanın oğullarından biri,

“Bu işi bana bırak,” dedi… “İnsanlar için genç kadından daha etkili bir tuzak olmaz!”
Bu şeytan yavrusu pek çok aradıktan sonra son derece güzel bir padişah kızı buldu.
Kızın beynine girip onu hasta etti… Padişah bütün doktorlarını topladı.
Şeytan bir zahit kılığına girip saraya geldi, ve:
“Bu kızın kurtulmasını istiyorsanız, onu Bersisa’ya götürün,” dedi.

Kızı Bersisa’ya götürdüler. Bersisa dua etti, Şeytan da kızı bıraktı, kız iyileşti…
Mabedde bir an Bersisa ile yalnız kaldılar…
Peygamberimizin, “Eğer bir erkek, bir kadınla bir yerde yalnız kalırsa, orada üçüncü olarak bulunan Şeytandır” hadisi hakikat oldu…

Bersisa’nın gönlü kıza meyletti, onunla sevişti. Kız hamile kaldı.
Sonra Şeytan ne yapacağını düşünen Bersisa’nın yanına insan kılığında geldi. Derdini sordu.
Bersisa kızın hamile olduğunu anlatınca,”Kolayı var, kızı öldürürsün. Sonra, öldü, ben de gömdüm, dersin,” diye akıl verdi…
Bersisa Şeytana uydu, kızı öldürüp gömdü.
Sonra Şeytan başka bir adam kılığında padişaha gelip,
“Kız iyileşti, gidip alınız,” dedi… Padişahın uşakları Bersisa’ya gittiler, fakat o kızın öldüğünü söyledi…
Padişah ve yakınları yas tutarken, Şeytan gene başka bir kılıkta gelip padişaha kızı sordu.
Padişah kızın öldüğünü belirtince, Şeytan:
“Bersisa yalan söylüyor. Kızla sevişti. Kız hamile kaldı. Onu öldürdü, falanca yere gömdü. İnanmazsanız kazın!” dedi…
Padişah çok kızdı, gittiler, kızın cesedini buldular… Hamile olduğunu anladılar. Bersisa’yı bağlayıp darağacına götürdüler.

Tam boynuna ipi geçirecekleri zaman, Şeytan kendi kılığında Bersisa’ya göründü ve dedi ki:
“Bütün bunları sana ben yaptım… Ama kurtuluşun hala benim elimdedir. Bana secde et, seni kurtarayım.”
Bu, Bersisa’nın Tanrı’yı bırakıp Şeytana kulluğu kabul etmesi demekti. Çaresiz olduğuna inanan Bersisa bunu kabul etti ama,
“Bu halimle nasıl secde edeyim?” dedi.
Şeytan,
“Secde niyetine başını eğ. Bir işaret kafidir,” dedi.
Zavallı Bersisa, o çok ibadet eden, çok dindar, çok bilgili Bersisa, tatlı canını kurtarmak için başını Şeytanın önünde eğince,
“Tanrı şahit, ben senden uzağım,” deyip ayrıldı… Bersisa da bunca günaha ilave olarak imansız ölüp gitti!..
“Kim dininden döner de kafir olarak ölürse, bütün iyi işleri de heder olur gider,” (Bakara, 217) hükmüne tabi oldu.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Şeyh Bersisa için yorumlar kapalı
Ağu 19

Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’dan;

Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’dan;                                                                                                                                                                                                               www.kenansahbaz.com

Milli Savunma Bakanlığı Eski Genel Sekreteri Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’dan;              

Türkiye, 15 Temmuz 2016 akşamı yapılan alçak  darbe girişimi ile korku dolu bir gece geçirdi. Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti. Girişimin emir komuta sistemi içinde olmaması ve milletimizin kararlı tutumu sayesinde darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Darbe girişimi hakkında yapılan yorum ve analizler farklılık arz ediyor. Henüz net resim ortaya çıkmış değil. Ancak darbenin başarısız olmak üzere kurgulandığı ve Amerikan etiketli olduğu açıkça görülüyor. Somut örneklerden birisi de, Atatürk havaalanında görülen birkaç tank ve birkaç ZMA (Zırhlı Muharebe Aracı). Havaalanına sınırlı sayıda zırhlı araç gönderilmesi, darbenin başarısız olması için kurgulandığını gösteriyor. Doğru bir analiz için geçmişteki olaylara göz atmak gerekiyor. Geçmişte yaşananlar bugün yaşananlara ışık tutacak nitelikte.

E-muhtıra danışıklı dövüştü!..                                                                                                                                                                                                                                       Mağduriyetlerden nemalanan AKP İktidarının en çok kullandığı yöntem ‘ters algı yöntemi’dir. 27 Nisan 2007’de yayımlanan e-muhtıra ile ‘ters algı yöntemi’ kullanıldı. 2007 Genel Seçimleri öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarında, MHP’nin de Meclis’e gireceği ve AKP’nin tek başına iktidar olamayacağı ortaya çıktı. AKP’nin tek başına iktidar olabilmesi için oylarını önemli miktarda  artırması gerekiyordu. Genelkurmay Karargahı’nda sınırlı bir grup tarafından aylar öncesinden başlatılan muhtıra çalışmasına grup içindeki bazı subaylar karşı çıktı. Çünkü, muhtıranın, AKP’nin oylarını artırmak maksadıyla hazırlandığı açıkça görülüyordu. Muhtıra verildikten sonra, konu ile ilgili bütün evraklar Büyükanıt ve ilgili subaylar tarafından müştereken imha edildi. Yaşar Büyükanıt’ın, ‘bildiriyi ben hazırladım’ sözleri gerçeklerle bağdaşmıyor.

Muhtıra sonrasında yürütülen halkla ilişkiler çalışması kapsamında mağduriyet görüntüsü verilerken eş zamanlı olarak kahramanlık gösterileri de yapıldı. ‘Otur oturduğun yerde, sen benim memurumsun’ söylemleri sık sık gündeme getirildi.E-muhtıra ve ters algı yöntemi sayesinde AKP oylarında önemli miktarda artış sağlandı. Muhtıra sonrasında, 22 Temmuz 2007’de yapılan Genel Seçimlerde AKP yüzde  46,58 oy alarak yine tek başına iktidar oldu.

Seçim sonrasında yapılan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında e-muhtıraya emeği geçen subaylar bir üst rütbeye terfi ettirildi. ‘Otur oturduğun yerde, sen benim memurumsundeniliyordu ama muhtıraya emeği geçen subaylar YAŞ Başkanı Tayyip Erdoğan tarafından ödüllendirildi. Muhtıraya karşı çıkan subaylar ise önce kızağa alındı daha sonra da emekliye sevk edildi. Sonraki yıllarda da muhtıraya emeği geçen subaylar Erdoğan tarafından defalarca terfi ettirilerek ödüllendirildi. Böylece e-muhtıranın, AKP’nin oylarını artırmak için yapılan danışıklı dövüş olduğu ortaya çıktı.

E-muhtıra döneminin Genelkurmay Genel Sekreteri, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na kadar yükseltildi. Muhtıranın önemli aktörlerinden birisi Erdoğan tarafından defalarca terfi ettirildi ve 2015 YAŞ’ında yine Erdoğan tarafından Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’na atandı. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin şüphelileri arasında anılan aktör de var. E-muhtıraya emeği geçen önemli aktörlerden birisinin, 15 Temmuz darbe girişiminde de şüpheli olarak yer alması birçok soruyu beraberinde getiriyor. E-muhtıra, Erdoğan ve AKP’ye mağduriyet alanı yaratarak oy devşirmek için yapılan çakma bir muhtıraydı. 15 Temmuz darbe girişimi de Erdoğan ve AKP’ye mağduriyet alanı yaratarak oy devşirmek için yapılan çakma bir darbe mi?..

Kaynak: “E-Muhtıra”yı anlayabilirsek!.. – Ahmet TAKAN

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’dan; için yorumlar kapalı
Ağu 18

EINSTEIN

EINSTEIN
www.kenansahbaz.com

Einstein ölünce öteki tarafta sorgu melekleri sinavdan geçirip, dünya defterini okumuslar. Üstad, insanliga olan katkilarindan dolayi cennete gitmeye hak kazanmis. Eisnstein’i büyük bir kapidan içeri büyük bir bahçeye getirmisler. Burasi cennetmis. Triplex bir villa ve etrafi
çiçeklerle kapli bir bahçe vermisler.Einstein, sevinçle yerlesmis ve yasamaya baslamis.Bir gece geç saatlerde purosunu tüttürüp kitab okurken kapisi çalmis. Einstein merakla kapiyi açinca karsisinda bir adam görmüs.adam:
-Benim IQ’um 180 demis
Einstein çok sevinmis ve hemen adama, “gel içeri seninle Quantum
fizigi, izafiye teorisi biraz da felsefe konusalim” demis. Adami 7 gün 7
gece misafir etmis. Bir süre sonra yine bir aksam kapi çalinmis. Yine bir
adam:
– “Benim IQ’um 90” demis.
Einstein “Gel seninle siyaset ve ekonomi konusalim” diye içeri almis adami.
Adam 7 gün 7 gece kalmis villada.
Aradan yine vakit geçmis ve bir gece vakti kapi çalinmis. Yine bir adam:
-“Benim IQ’um 1,5” demis.
Einstein bakmis bakmis “Buyur içeri, konugum ol” demis.
“Seninle de topu, pop’u, çopu vb. konusuruz”.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | EINSTEIN için yorumlar kapalı
Ağu 17

TESEV’İN ORDU RAPORU (2)

TESEV’İN ORDU RAPORU (2)                                                                                                                                                                                                                             www.kenansahbaz.com

Bu değişikliklere ilişkin öneriler şöyle sıralanabilir:                                                                                                                                                                                                                             • Sorumlu olanın yetkili olması kuralı gereği olarak savunma siyasasının üretimi, yürütülmesi ve orduya dair planlamalar ile ilgili olarak Milli Savunma Bakanı yetkili kılınmalı; bakanın Genelkurmay Başkanlığı üzerinde denetim yetkisi olmalıdır. Ordunun siyasi müdahalelerine zemin oluşturan İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi kaldırılmalı veya değiştirilmelidir.

  • Askerî yargı kaldırılmalıdır. Bu yapılana kadar, askerî yargının alanını daraltacak şekilde, “askerî suç” açıkça tanımlanmalıdır. Bu suçlar, disiplinle ilgili ve kısıtlı bir içeriğe sahip olmalıdır. Milli Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının hâkim teminatı ve bağımsızlığı ilkeleriyle çelişen yetkileri kaldırılmalıdır. Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmalıdır.
  • Ordu etkin bir sivil demokratik denetime tabi tutulmalıdır. Bunun için, hem Milli Savunma Komisyonu ve Plan Bütçe Komisyonu gibi parlamento içi komisyonlar, hem de Sayıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Devlet Denetleme Kurulu gibi parlamento dışı kurumlar, savunma politikaları ve bütçenin oluşturulma süreçlerini, yasal düzenlemeleri ve askerî pratikleri şeffaf ve etkin bir denetime tabi tutabilecek şekilde yeterli yetkilerle donatılmalıdır.
  • Jandarma Genel Komutanlığı polislik işinden alınmalıdır. Bu yapılana kadar kurum, mülki amirlerce ve etkin, bağımsız bir kurul tarafından sivil denetime tabi tutulmalıdır.
  • Ağır insan hakları ihlallerine yol açan koruculuk sistemi kaldırılmalıdır.
  • Askerlik zorunlu olmaktan çıkarılmalıdır. Sivil hizmet yükümlülüğü seçeneğini içeren “vicdani red” hakkı veya bu yükümlülüğü de dışarıda bırakan “total red” hakkı birer insan hakkı olarak tanınmalıdır. “Halkı askerlikten soğutma”nın bir suç olarak tanımlandığı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 318. maddesi kaldırılmalıdır.
  • Askerlikte gerçekleşen şüpheli ölümler, askerî yargı içinde değil, tabii hâkim ilkesine uygun olarak ve adil/bağımsız/tarafsız bir yargılamayı mümkün kılacak şekilde sivil mahkemeler tarafından ele alınmalıdır. Ayrıca, askerî amirlerin özgürlüğü bağlayıcı ceza verme yetkisi kaldırılarak, ordu içinde işkence ve kötü muameleyi önleyecek etkin tedbirler uygulamaya sokulmalıdır. Her işkence ve kötü muamele iddiası ile birlikte etkin bir soruşturma ve kovuşturma süreci başlatılmalı ve davalar sivil mahkemelerde görülmelidir.
  • Ordu bünyesinde gerçekleştirilen eğitim sivil denetime tabi tutulmalı; sivil eğitimin militerleşmesine mahal vermemek için Genelkurmay Başkanlığının eğitime etki edebilmesini sağlayan çeşitli kurul üyelikleri kaldırılmalıdır.

İşte raporu hazırlayanlar:
TESEV’in Almanakı’nın, giriş bölümünde Bilkent Üniversitesi Prof. Dr. Ümit Cizre-İtaat kültürü yerine bilimsel itiraf ve itiraz, TBMM Araştırma Merkezi’nden Dr. Ahmet Yıldız-TBMM, Polis Akademisi’nden Doç. Dr. Zühtü Arslan, Yıldız Teknik Üniversitesi Doç. Dr. Gence Özcan MGK, Emekli Askeri Savcı ve Hakim Dr. Ümit Kardaş-Askeri Yargı, Gazeteci Lale Sarıibrahimoğlu-Türk Silahlı Kuvvetleri-Jandarma-Sahil Güvenlik, Polis Akademisi Doç. Dr. İbrahim Cerrah-Polis, Polis Akademisi Yrd. Doç. Dr. Ertan Beşe-Özel Harekat-Geçici Köy Korucuları-JİTEM, Polis Akademisi Doç. Dr. M. Bedri Eryılmaz-Özel Güvenlik-Polis İstihbarat, Polis Akademisi Doç. Dr. Önder Aytaç-Medya ve Gazeteci Yazar Ferhan Ünlü ise MİT ve Sivil Toplum konularında makalelerine yer verildi. Doç. Dr. Zühtü Arslan, bir yazısında, “Milli güvenlik kavramı, silahlı güçlerin aynı zamanda ideolojik devlet aygıtı olarak işlev görmesini ve aslında milli güvenlikle doğrudan ilgisi olmayan konularda söz sahibi olmasını beraberinde getirmektedir” diye yazmıştı. 

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | TESEV’İN ORDU RAPORU (2) için yorumlar kapalı
Ağu 16

Hüseyin Nihal Atsız’dan

Hüseyin Nihal Atsız’dan                                                                                                                                                                                                                                                                 www.kenansahbaz.com

» Dünyaya yayılmaya çalışmak, dünyadan silinmek korkusunun tepkisidir.

» Emperyalizm bir milletin başka milletleri hükmü altına alması demektir.

» En büyük kahramanlığı yapsanız bile en küçük karşılığını beklemeyiniz.

» Hayvan nevileri arasında bir kör sıçan vardır ki günde kendi ağırlığının iki üç misli yemek yemezse ölür. Yunanistan, galiba o kör sıçanın neslinden gelmektedir.

» Hem duyguya, hem de düşünceye dayanan milli şuur, bir milletin manevi kuvvetlerinden en önemlisidir.

» Her iman ahlaka yürüyeceğine göre, Türkçülük’de de sağlam bir ahlakın bulunması birinci şarttır.

» Herkes barıştan söz ettiği halde herkes savaşıyor. Çünkü herkes kendi yarınını, öbür gününü, daha uzak geleceğini emniyete almak istiyor. Çünkü kimse kimseye güvenmiyor. Çünkü herkes birbirinden korkuyor.

» Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü sağlamlaşır. Türklük güçlenir.

» Irkî asaletimiz, enerjimiz ve insanlık meziyetlerimize dünya milletleri ve büyükleri hayran kalırken, bizim kendi milletimizi hiçe saymamız ve kendi kabiliyetlerimizden ümit kesmemiz eğer fena bir kasda makrunsa alçaklık, böyle bir niyete matuf olmadan inanılmış ise kör gözlü bir budalalıktır.

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | Hüseyin Nihal Atsız’dan için yorumlar kapalı
Ağu 15

TESEV’İN ORDU RAPORU (1)

TESEV’İN ORDU RAPORU (1)                                                                                                                                                                                                                             www.kenansahbaz.com

ORDU VE İLGİLİ KURUMLAR                                                                                                                                                                                                                                                             Ordu ve ilgili kurumlara ilişkin sorunlar:                                                                                                                                                                                                                                                  • Ordunun siyasete müdahale edebilmesini sağlayan özerk konumu bazı açılardan hâlâ devam etmektedir. Örneğin, Genelkurmay Başkanı ile Milli Savunma Bakanı arasındaki “yetkisorumluluk bozukluğu” sürerken, Yüksek Askeri Şura hem kuruluşu bakımından hem de kararların alınma biçimi bakımından anti-demokratik bir yapıya sahip olmaya devam etmektedir. Yargıda çift başlılığa sebep olan askerî yargı, varlığı ile eşit ve adil yargılanma hakkını ve tabii hâkim ilkesini zedelemekle birlikte kendi içinde de birçok sorun ihtiva etmektedir. Militer birer teşkilat olan ve üzerlerindeki sivil denetim son derece kısıtlı olan Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığının polislik işinden çekilmemesi, ordunun günlük hayata müdahale edebilmesini sağlamakta, belli açılardan süren özerkliğini tahkim etmekte ve demokratik bir rejimin nitelikleriyle çelişmektedir.

  • Yine söz konusu kısmi özerkliği muhafaza edecek şekilde, ordunun parlamento ve parlamento dışı kurumlarca denetimi oldukça sınırlıdır. Özellikle, bütçe ve savunma politikalarının hazırlanma süreçleri ile silah alımları açısından sivil demokratik denetim son derece yetersizdir.
  • Askerî yapılanma içerisinde yer alan koruculuk sistemi, ağır insan hakları ihlallerine yol açmasına rağmen kaldırılmamakta, yeni korucu alımı ile tahkim edilmektedir.
  • Militarist bir kültürün sürdürülmesinde önemli rol oynayan zorunlu askerlik sistemi vicdani, dinî, politik veya diğer nedenlerle askerliğe karşı çıkanların haklarının ihlal edildiği bir süreci beraberinde getirmektedir. Askerlik sırasında birçok insan hakları ihlali yaşanmaktadır. Ancak davalar askerî mahkemelerde görüldüğünden, etkin ve tarafsız bir yargılama sürecinin gerçekleştiğini söylemek mümkün değildir. Ordu ile ilgili başlıca öneriler: Yukarıda özetlenen sorunlar bağlamında, ordunun siyasete müdahale edebilmesinin engellenmesi, parlamenter demokrasilerde geçerli olan sınırların gerisine çekilebilmesi, etkin bir sivil demokratik denetime tabi tutulabilmesi, ordu ve askerî yapılanma içerisinde gerçekleşen hak ihlallerinin önlenebilmesi için birtakım yasal ve kurumsal değişikliklere ihtiyaç vardır.

 

İşte raporu hazırlayanlar:
TESEV’in Almanakı’nın, giriş bölümünde Bilkent Üniversitesi Prof. Dr. Ümit Cizre-İtaat kültürü yerine bilimsel itiraf ve itiraz, TBMM Araştırma Merkezi’nden Dr. Ahmet Yıldız-TBMM, Polis Akademisi’nden Doç. Dr. Zühtü Arslan, Yıldız Teknik Üniversitesi Doç. Dr. Gence Özcan MGK, Emekli Askeri Savcı ve Hakim Dr. Ümit Kardaş-Askeri Yargı, Gazeteci Lale Sarıibrahimoğlu-Türk Silahlı Kuvvetleri-Jandarma-Sahil Güvenlik, Polis Akademisi Doç. Dr. İbrahim Cerrah-Polis, Polis Akademisi Yrd. Doç. Dr. Ertan Beşe-Özel Harekat-Geçici Köy Korucuları-JİTEM, Polis Akademisi Doç. Dr. M. Bedri Eryılmaz-Özel Güvenlik-Polis İstihbarat, Polis Akademisi Doç. Dr. Önder Aytaç-Medya ve Gazeteci Yazar Ferhan Ünlü ise MİT ve Sivil Toplum konularında makalelerine yer verildi. Doç. Dr. Zühtü Arslan, bir yazısında, “Milli güvenlik kavramı, silahlı güçlerin aynı zamanda ideolojik devlet aygıtı olarak işlev görmesini ve aslında milli güvenlikle doğrudan ilgisi olmayan konularda söz sahibi olmasını beraberinde getirmektedir” diye yazmıştı. 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | TESEV’İN ORDU RAPORU (1) için yorumlar kapalı
Ağu 14

Sahipsizim!

Sahipsizim!                                                                                                                                                                                                                                                         www.kenansahbaz.com

 

Elde, dilde kutsal Kur’an

Ordumuza “kumpas” kuran

Türk müdür ki Türk’ü vuran

Sahipsizim, sahipsizim!

 

Bu hizmeti kimden aldı

Kimler kime selam saldı

Pek çok canım cansız kaldı

Sahipsizim, sahipsizim!

 

Türk’üm garip Türk’üm öksüz

Sanma sakın hain köksüz

Âlim, amir bilgi yüksüz

Sahipsizim, sahipsizim!

 

İktidarlar selam çaktı

Yine Türk’ün kanı aktı

FETÖ hain yıktı, yaktı

Sahipsizim, sahipsizim!

 

Dil verdiğim dilden etti

El verdiğim elden etti

İl verdiğim ilden etti

Sahipsizim, sahipsizim!

 

Erce, nice devlet kurdum

Yol gösterdi hep bozkurdum

Çağlar boyu dimdik durdum

Sahipsizim, sahipsizim!

 

Ey Türk titre kendine dön

Almalısın her halde ön

Gerçek Turan olmalı yön

Sahipsizim, sahipsizim

 

Kenan ŞAHBAZ

Not: Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

 

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Sahipsizim! için yorumlar kapalı
Ağu 13

Erdoğan’a FETÖ raporu!

Erdoğan’a FETÖ raporu!                                                                                                                                                                                                                                                 www.kenansahbaz.com

Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan!                                                                                                                                                                                                                                 FETÖ’nün darbe girişimi ile ilgili yapılan değerlendirmelerin hiçbiri meselenin esasına girmiyor. Bir defa, 1960 darbesinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde ağını kurmuş bir örgütten, Cumhurbaşkanlarının, Başbakanların, Genelkurmay Başkanlarının ve MİT müsteşarlarının haberdar olmaması mümkün değildir!

Devlet kurumlarına sızmalarla birlikte, FETÖ’cü örümcek ağının kurulması, devletin bütün birimlerinin bilgisi dahilinde yapıldı! Kimse “benim haberim yoktu” diyemez.

***

Soru şudur: Devlet bunu niçin yaptı?

*Bülent Ecevit, ilk başbakanlığı sırasında, “kontrgerilla”nın varlığından tesadüfen haberi olduğunu söylemişti. Özel Harp Dairesi Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu ise kendisine teminat vermiş, devletin siyasi partiler içinde de örgütlenme yaptığını, hatta çeşitli partilerden birçok milletvekilinin bu yapının üyesi olduğunu söylemişti. 

Devletin ilgili kurumları sadece siyasi partileri değil, herhalde bölücü ve dinci örgütleri de kontrol etmek için çalışmalar yapıyordu.

*Meselâ, Fethullah Gülen ve Müslüm Gündüz, daha askerlik çağında iken 1960-61’de keşfedildiler. İskenderun’da birlikte askerlik yaparken, hafta sonu çarşı iznine çıkarılarak bir evde eğitime alındılar. Fethullah Gülen, küçük yaşta hafız olduğu ve sıkı bir dini eğitimden geçtiği için o yaşta vaaz verebilecek birikime sahipti. Hafta sonları birliğinden çıkıp, asker elbisesinin üzerine bir cübbe geçirerek camilerde vaaz vermeye başladı! Bir defasında cumhuriyet aleyhinde vaaz verildiğine dair ihbar üzerine polis tarafından yakalandı. Asker olduğu anlaşılınca, garnizon komutanlığına sevk edildi. Ve o günkü şartlarda Ankara’dan gelen bir telefon emriyle birliğine gönderildi!

*Fethullah Gülen, askerlikten sonra da kendisi gibi bir “görevli” olan ve tahsili yeterli olmadığı halde Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı’na getirilen Yaşar Tunagür‘ün açtığı yolda ilerledi. İzmir’de başka bir devlet görevlisinin evinde dört yıl eğitim aldıktan sonra Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği‘ni kurmakla görevlendirildi. 12 Eylül’den sonra da Kenan Evren ve Turgut Özal‘ın desteğiyle, Nurculuk hareketini kontrolüne aldı. Diğer Nurcu grupları, devre dışı bırakmaya başladı. Gülen, askeri liselere eleman yetiştirmeye de bu tarihlerde girişti. 90’lı yılların başında artık elemanları teğmen olmaya başladı. Bu arada medyaya el attı. Önce Türkiye’de sonra Türk Cumhuriyetleri’nde ve bütün dünyada, kendisinin bizzat ifade ettiği gibi “Amerikan desteğiyle” İngilizce öğretim yapan okullar açtı.

*Okulları açmak için ilgili ülkelerin devlet başkanlarına tavsiye mektuplarını Turgut Özal ve Süleyman Demirel yazdı. Abdullah Gül de Dışişleri teşkilâtına cemaate yardımcı olmaları için talimat verdi. (Müslüm Gündüz‘ün ne işi yaradığını da 28 Şubat’ta hep birlikte gördük!)

*Cemaatçiler 57. Hükümet döneminde DPT’ye yerleştiler! AKP iktidarında ise devletin bütün kadrolarını 17-25 Aralık operasyonuna kadar cemaatin ellerine bıraktınız. “Dinler arası diyalog” diye Gülen‘in Vatikan projesine hizmet etmesine sessiz kaldınız.

*Şimdi darbeci olarak tutuklanan subayların yüzde 45′   i 2009’da, yüzde 38’i 2010’da, yüzde 58’i 2011’de, yüzde 67’si 2012’de, yüzde 68’i 2013’te, yüzde 67’si 2014’te ve yüzde 74’ü 2015’te terfi üzerine terfi almış!

Bunları terfi ettirenler kimdi?

imdi “Allah bizi affetsin” diyorsunuz ama gereğini yine yap(a)mıyorsunuz.

***

*Devlet, bunu, kendi aklıyla yapmadı. Devletin birimleri, NATO’nun Gladio yapısı ile birlikte Türkiye’nin bütün istihbaratını avucunun içine almış olan ABD’nin taleplerini yerine getirdi!

*Devletin birimleri Abdullah Öcalan‘ı nasıl kontrolden kaçırıp Türkiye’nin başına belâ ettiyse Fethullah Gülen‘in de aynı şekilde bir bumerang gibi dönüp devleti vurmasına yol açtı!

*Cemaatin yönlendirmesi ile Türk ordusuna Ergenekon, Balyoz ve Casusluk operasyonlarını yaptırdınız şimdi de çözüm diye ABD’nin Turgut Özal zamanında dayattığı “Türk ordusunun küçültülmesi, profesyonelleştirilmesi ve Amerika’nın bölgesel acil müdahale gücü olarak kullanılması” projesini uygulamaya başladınız!

Sayın Erdoğan, bu sistem içinde çözüm yoktur; Atatürk politikası uygulamak gerekir!

 

Kaynak: Erdoğan’a FETÖ raporu! – Arslan BULUT

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Erdoğan’a FETÖ raporu! için yorumlar kapalı
Ağu 12

Hasan Sabbah (Haşhaşi) ve Melikşah

Hasan Sabbah (Haşhaşi) ve Melikşah                                                                                                                                                                                                             www.kenansahbaz.com

Hasan Sabbah Alamut kalesini, içten fethetmiştir.  İsmailî propagandistlerini gönderip kaledeki askerleri kendine bağlamış, dışarıdan kendisine bağlı askerleri kaleye sokarak, başka bir isimle kendisi de içeri girmiş ve orada yaşamaya başlamış, kale komutanı işin farkına vardığında ise Hasan Sabbah kaleyi işgal etmiştir.

Hasan Sabbah dini kendisine göre yorumlamıştı… Tıpkı Muaviye gibi…

Hasan Sabbah’ın Fatîmilerle de ilişkisi vardı ve Fatîmiler’ de bölündü. Hasan Sabbah’ın suikast timleri halkla birlikte yaşayan şimdi esnaf adını verdiğimiz kişilerden oluşur, pek çok gruptan destek alır ve uygun gördüğü anda da yönetimde etkin olanlara suikastler düzenlerlerdi.

Hasan Sabbah Selçuklu komutanlarını, devlet adamlarını, tanınmış âlimleri suikastlerle yok etmiştir.

Yaptığı suikastlerden vazgeçirmek amacıyla Selçuklu Sultanı Melikşah, Hasan Sabbah‘a bir elçi gönderir. Kendisini itaate davet eder. İlim ve devlet adamlarına karşı suikastlerden vazgeçmesini bildirir.

Hasan Sabbah, sultanın elçisine kendi gücünü göstermek amacıyla bir fedaisine bir emir verir. Emri alan yanlarındaki fedaînin biri kendi hançerini çekip kendi boğazını keser, bir diğer fedai de kendisini surdan aşağı atar. Sonra Hasan Sabbah, dehşet içinde kalan Melikşah‘ın elçisine dönerek:

“Git sultanına söyle bana bu şekilde itaat eden 20 bin adamım vardır.” der.

Kaynak: Kalenin içten fethi – Arslan TEKİN

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | Hasan Sabbah (Haşhaşi) ve Melikşah için yorumlar kapalı
Ağu 11

ORDUDA SİVİLLEŞME

ORDUDA SİVİLLEŞME                                                                                                                                                                                                                                         www.kenansahbaz.com   

Hatırlar mısınız TESEV’in 2006’da yayınladığı, “Almanak Türkiye: Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim” adlı 279 sayfalık raporunu?

TESEV ve DCAF (Geneva Centre for the Democratic Control of Armed Forces)’ın ortak çalışmasıydı. Ağırlıklı olarak TSK’daki “yapısal sorunlar” ele alınıp, nasıl “sivilleşeceği” anlatılıyordu.                                                                                                                                                                                                                                                                 Bu rapor ve tartışmalardan kısa bir süre önce ise “turuncu devrimlerin” mimarı Yahudi spekülatör George Soros, “Türkiye’nin en iyi ihraç etmesi gereken şey ordusudur” diyerek, Türkiye’deki “reform” projeleri için her yıl 400 milyon dolar kaynak ayırdıklarını açıklamış, TESEV Başkanı Can Paker de, “2005 bütçemiz 1.5 milyon dolar. Soros da 400 bin dolar verdi” demişti.Bir yandan güya FETÖ’yle mücadele ediyorlar, ama öte yandan çoğunluğunun FETÖ’ye bağlı olduğu ortaya çıkan “polis” ve “aydınların” hazırlamış olduğu bu raporların harfiyen izinden gidip, TSK’yı “sivilleştiriyorlar”!..

Hata, yanlış ve kusur.                                                                                                                                                                                                                                                                           Askeri bir araç kaza yaptığında, bir far kırılsa bile araç komutanı ve şoförü askeri mahkemeye verilir ve o zarar ödettirilir.                                                                                             Peki “araç komutanlarının” ülkeye, millete, TSK’ya verdiği bu büyük zararları kim, nasıl ödettirecek? Erdoğan’ın, “Dereyi geçerken at değiştirilmez” demesinin anlamı ne? Geçilen bu dere neresi?

Bu bir oyun değil                                                                                                                                                                                                                                                                       Bebeklere parmakla gösterilen; Bu tutmuş, bu yolmuş, bu pişirmiş, bu yemiş, bu da hani bana hani bana demiş diye bir oyun var ya;                                                                   TSK’nın hâli tam buna benziyor, ama maalesef oyun değil.                                                                                                                                                                                                       2003’teki “çuval”la vurdular…                                                                                                                                                                                                                                                           FETÖ maşasının Şemdinli, Ergenekon, Balyoz kumpasıyla derisini yüzdüler…                                                                                                                                                                     Darbe teşebbüsüyle de afiyetle yemeye hazırlanıyorlar…

Kaynak: https://www.bakiselamlar.com

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | ORDUDA SİVİLLEŞME için yorumlar kapalı