Oca 03

Salhane köpekleri

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Salhane Köpekleri
Bu yayınları yapanlar “Salhane Köpekleri” gibiler gerçekten…
Metin Özkan’ın medya üzerine denemelerini topladığı kitabın adıydı bu.
Eşiği pislik kokusu olan duyuları harekete geçti bildik kadronun… Serde ölüsevicilik, kan tacirliği, komşuda pişer bize de düşer beleşçiliği var ya; salyaları süzülmeye başladı manşetlere.
Kristof Kolomb kıta Amerikası’na ayak basalı beri el altında tuttukları senaryo taslağını çıkardılar, yeni filmin adını koydular.
 
Türkistan (K.Ş)
Fonunda hiç ağıt yoktu perdeye yansıttıkları görüntülerin. Sade bir “Pembe Panter” introsu; entrikanın geleneksel ritmi.
Oysa Doğu Türkistan Türkleri’nin yerdeki cansız bedenlerinin arasından haykırmak lazımdı:
“Yine buldu ruhum elemlerini,
Andım da, O eski Türk ellerini,
Ecdat yurtlarının o hallerini,
Güzelim kalp ağrım canım Türkistan ..
Cağlar kanım için, kanım Türkistan.”
Hasreti gözünden, acısı gönlünden taşanlar öyle derdi. K.Fedai Coşkuner ve nice ozan öyle demişti.
Çünkü izlediklerimiz Hollywood inşaası bir  “film platosu”nda çekilmiyordu. O doğal set alanı, Kaşgarlı Mahmud’u, Yusuf Has Hacib’i, Mehmet Emin Buğra’yı yetiştiren, medeniyetle yaşıt topraklara kurulmuştu.
Tankların önüne bedenlerini siper edenler İsa Yusuf Alptekin’in, Osman Batur’un torunlarıydı…
Ve Doğu Türkistan’da  “vahşet”, “zulüm”, “katliam”, “trajedi” , ben  “soykırım”  diyorum, başkaları adına ne diyorsa o, bir gün, bir hafta, on gün önce başlamamıştı.
Dediğim gibi  “bu ilk değildi” ve en son 1964’ten beri en büyük insanlık suçunun kurbanlarıydılar.
Sadece nükleer denemelerden ötürü ölen Doğu Türkistanlı sayısı 210 bini geçmişti.
Radyoaktif yayılmaya karşı açık hedef durumundaki Türkler’in resmi kayıtlara girmeyen kayıplarını tahmin etmek hiç kolay değil.
Son olayların işaret fişeği olan, Türk kızlarının ailelerinden koparılmaları, tacizcilerin kucağına atılmaları olayları da, kendini satmadığı için boğulan Dilşad Hatun’dan bu yana kötü kaderleriydi. Nüfusun Çinlileşmesi için Çinli erkeklerle yaptırılan stratejik evlilikler de öyle. Ve en ilkel yöntemlerle “kısırlaştırma”ları, ölümcül kürtaj zorlamaları…
Yıllarca bütün bunlar hiç yaşanmıyormuş gibi davranmayı başaranların dünya Türklüğü’nün acılarından önce küresel dünyalıların menfaatlerini sahiplendikleri ortada. Çin politikalarını “Türk soykırımı” olarak tanıyamıyorlar… Ama Doğu Türkistanlılar’ın isyanını “bağımsızlık savaşı” olarak tanıtmaya çalışıyorlar.
Bu hassasiyet mi, yoksa “yönlendirme” siparişi mi?
Taraf’lı servis elemanlarının adisyon notlarına bakılırsa ikincisi.
Doğu Türkistan’ı bir “kart”tan ibaret görüyorlar onlar. Ve bu kartı Doğu Türkistanlılar’ın acısını dindirmek, can güvenliğini sağlamak, haklarına sahip çıkmak için değil “model ortağımız”ın ekmeğine yağ sürmek için açmaya çalışıyorlar. Doğu Türkistanlılar’a, İran halkına yapılana benzer bir “Yes we can” dayatmasında bulunmak niyetleri. Yılların mücadelesinin üzerini çizmek ve anayurdumuzu emperyal bir üsse çevirmekten başka birşey değil…
Yazık ki Doğu Türkistan’ı Altaylar’da yeşerttikleri inançlarına emanet etmekten başkası gelmiyor elimizden. Töredir; bütün felaketlerden sonra iyilik simgesi Bay Ülgen le, kötülük simgesi Erlik’in savaşını “ulu Tanrı”nın yol gösterdiği Ülgen kazanır… Göktanrı girer, zulüm çıkar.
 
Kaynak: 09.07.2009 Selcan Taşçı Yeniçağ Gazetesi
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Salhane köpekleri için yorumlar kapalı
Oca 02

“Galapintop”

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Galapintop”
 
Bir zamanlar kurtların hakim olduğu bölgeyi, aslanlar, dağ aslanları ve panterler keşfetmiş. Bölgede kurtlar besin zincirinin altına düşmüşler. Telaş içinde bir araya gelerek, “bu sorunu nasıl çözeriz”i tartışmışlar.
Biri demiş ki; biz koyunlara dostça yaklaşalım. Onlara aslanların, panterlerin zararlı olduğunu anlatalım… Korunmaları için ders vereceğimizi söyleyelim. Ders sırasında üçer-beşer sürüden ayıralım. Ayrı ayrı yiyelim.
Bir başka kurt; hepsine tamam, ancak aslan-panter dersek uyanırlar.. Bunlar bilinen hayvanlar. Zaten nasıl korunacaklarını bilirler… Önlem alırlar. Hiç olmayan bir yaratık ismi söyleyelim: “Galapintop” diyelim, böylece daha kolay bir korku dünyası yaratırız.
Kurtların anlattıkları Galapintop, koyunların korkulu rüyası olmuş. Kurtlar da korunma için sizlere ders vereceğiz diye onları üçer beşer ayırmış, yemişler.
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/galapintop-32521yy.htm
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | “Galapintop” için yorumlar kapalı
Oca 01

Şikayet Etme!

Evde-yeni-yil-nasil-kutlanir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Şikayet Etme!
 
Yine edepsizce başlayıp yıla
Şu köpek nefisler doymaz ki yala
Sirke damlatarak petekli bala
Tadı bozuk diye şikâyet etme!
 

Çırılçıplak kızı, kadını soyup

Alkolle, kumarla ilk günde doyup
Hayâsızca yılın adını koyup
Adı bozuk diye şikâyet etme!
 
Kul hakkıyla haram varken aşında
Her türlü pisliği yapıp başında
Cadılık, şeytanlık, cinlik peşinde
Cadı bozuk diye şikâyet etme!
 

Doldurup adilik, hile kaşığa

Bin bir çeşit tuzak kurup eşiğe
Pisleyerek bebek gibi beşiğe
Dadı bozuk diye şikâyet etme!
 
Şeytan ile bir kalıba girerek
Dünya bahçesinden zehir dererek
Yarına kumarla hüküm vererek
Kadı bozuk diye şikâyet etme!
 
Kenan ŞAHBAZ
www.kenansahbaz.com
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , | Şikayet Etme! için yorumlar kapalı
Ara 31

Yeni Yıl

6799945-24590
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yeni Yıl
 
2015 yılının huzur, mutluluk ve barış dolu günler getirmesi dileğiyle akrabalarımızın, yakınlarımızın, arkadaşlarımızın yeni yıllarını kutlarız. Pek çok yerde yılbaşı için özel programlar düzenlenmekte ve aynı zamanda okullarda, iş yerlerinde yeni yıl ile ilgili etkinlikler yapılmaktadır.
En önemli olayların başlangıcı olarak alınan ve biz Müslümanlarca, peygamberimiz Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç olayı takvim başı olarak kabul edilmiştir. Buna göre düzenlenen takvime Hicri Takvim denir.
Bugün dünyada genel olarak kullanılan takvim, İsa Peygamber’in doğumunu başlangıç olarak alan Miladi Takvimdir. Bunun yanında pek kullanılmaya bir takvim de Rumi takvimdir.
Takvimlerde yıllar 12 aya bölünmüştür. Bu aylardan 7’si 30 gün, 4’ü 31 gün ve Şubat ayı 28 gündür.
Her mevsim 3 aydır. Bir ayda 4 hafta, bir yılda 52 hafta vardır.
Bir hafta 7 gün, bir gün de 24 saattir. Bir saat 60 dakikadır. Bir dakika 60 saniyedir. Saat zaman ölçüsü birimidir.
Tarihlerin belirlenmesinde kolaylık sağlayan bir başka zaman ölçüsü birimi de yüzyıldır. Yüz yıllık zaman parçasına yüzyıl ya da Asır denir.
Yeni bir yıl başlarken; giden yılda neler yaptığımızı, neler öğrendiğimizi gözden geçirmek, çevremize yararlı olup olmadığımızı, zamanımızı iyi kullanıp kullanmadığımızı düşünmek insan olarak en önemli görevlerimizden biridir.
Her yeni yılda; yeni bir umut, yeni bir bekleyiş içerisine girilmekle birlikte insanlık tarihi yeni başarılara, yeni buluşlara, her alanda ilerlemelere doğru yaşayışına devam etmektedir..
Bizlerin de, yılların bu hızlı gidişine ayak uydurmamız, her yeni yılda daha çok çalışarak daha başarılı olmamız gerekmektedir.
Her yeni gün yeni bir ümit olduğu gibi, her yeni yılda insanlık aleminin yepyeni ümitleriyle süslenmektedir.
AĞZINIZ TATLI, GÖNLÜNÜZ UMUTLU, YAŞAYIŞINIZ MUTLU, YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN!
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Yeni Yıl için yorumlar kapalı
Ara 30

Yılbaşında Hindi Kesmek!

1086_n
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
YILBAŞINDA HİNDİ KESMEK!
 
Rivayet edilmektedir ki; Amerika’nın keşfinde bulunan hindi, Avrupa’da zamanın Hristiyan liderine hediye olarak götürülür. Bunun üzerine Papa hindiyi görünce ve ilk defa gördüğü hindiye bakarak: “Ne tür bir hayvan bu böyle, aynı Türkler gibi kırmızı suratlı, kabararak yürüyor, bunun adı Türk (Turkey) olsun.’’ der ve Hristiyanlar’ın inanışlarınca her yıl başında Hz. İsa’ya bir Müslüman-Türk kurban etmek borç bilinirdi. Bunun üzerine Avrupalı Hiristiyanlar her yılbaşında bir Türk kurban etmek isterler. Türk (Turkey) adını verdikleri, Türklere benzettikleri ve de isimleri ne gariptir ki Turkey (hindi) olan bu hayvanı keserler, kesmektedirler…
 
Ey Türk çocuğu!  Gelenek, görenek ve törelerini bil ona göre yaşa, geleceğini ona göre düzenle…
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , | Yılbaşında Hindi Kesmek! için yorumlar kapalı
Ara 29

1916 “Sykes- Pikot Taksim Projesi”

21916 “Sykes- Pikot Taksim Projesi”
 
1916’da “İtilaflar” zümresinde harbe giren italya, müttefiklerinden aynı sene “Antalya ve çevresinnin kendisine verilmesini “ istedi. Antalya ve çevresini İtalya’ya veren ingiltere ile Fransa, gizlice Anadolu’yu  da kendi aralarında taksim ettiler. Daha sonra, Sevr ile Anadulu’ya verilen şeklin, Osmanlı İmparatorluğu’ndan  ayrılacal olan Arabistan’a verilecek şeklin taslağını teşkil eden ve tarihte “1916 Sykes Pikot Taksim Projesi” ismiyle anılan bu gizli taksim projesine göre;
1-Kafkasya’dan Kilikya’ya (=Çukurova Bölgesi) kadar uzanan yerlerde bri “Ermenistan” kuruluyordu.
2-Arabistan, Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılacak, bir “Arap Devleti” kurulacaktı. Kırallığına da galiba (Osmanlıya isyan eden K.Ş.) Şerif Hüseyin Paşa (Faysal ve Ürdün Emiri Abdullah’ın babaları) getirilecekti.
3-İsmi geçen “Arap Devleti”nden, Irak, Suriye ve Filistin hariç olacak, Irak ile Filistin, İngiltere’nin; Suriye ile Lübnan Fransanın himayesinde kalacaktı.
4-Bu taksim Rusya’ya  bildirilince, o da bu işe razı olmakla beraber “Boğazlar” üzerindeki isteklerine ilave olarak “Şarki Anadolu’da Trabzon’u, Erzurum ve Van ile çevresini Ermenilere veremeyeceğini, buraları kendisinin almak istediğini” bildirdi. Rusya’nın bu isteğini kabul etmeye mecbur olan İngiltere, Ermeni meselesini bir müddet ağzına alamadı. Kendisine müracaat eden Ermenileri, oyalama siyasetine saparak oyaladı. Meselelerin hallini hadiselerin seyrine bıraktı.
Fakat Irak’ı himayesine almayı kabul eden İngiltere, bu vaziyet karşısında Irak’ta Rusya ile komşu olacaktı. Halbuki Rusya ile sınır olmak, İngiliz siyasetine aykırı idi.  Onun için Rusya ile kendi arasında bir “Ermeni Devleti” veya bir “Kürdistan Devleti” tesis etmeyi düşünmeye başladı. Bu maksadın temini için  Ermeniler’i yaptığı gibi Kürtler’i  de tahrike başladı. Onlara da Diyarbakır, Urfa, ve Musul ile çevresinde bir devlet kurmak için taviz verdi.
İngiltere’nin böyle siyaset değiştirip durduğunu anlayan Fransa, İngiltere’ye müracaat etti. “Madem ki Büyük Ermenistan kurulamamakta, İngilizler de  Ruslar’la hem hudut olmayı istememektedirler, o halde “Büyük Ermenistan”  ve “Kürdistan” tesisinden vazgeçilerek , Suriye’ye ilaveten  Kilikya’dan , güney Suriyeile güney Irak’tan- Musul dahil- Bitlis ile Van’ın doğusunda bir koridor gibita… İran’a kadar uzanan yerleri bana veriniz,” dedi.  İngiltere buna da “peki” dedi.
Bu kısa açıklamada da anlaşılacağı gibi “Sevr Muahedesi”nin  ve İstiklal Harbimizin ilk tohumu  1916 “Sykes-Pikot Taksim Projesi” ile atılmıştır.
Bu anlaşma ile  1916’da Osmanlı İmparatorluğu’nun toprakları taksim edilmiş oluyordu.
1-Rusya Bozgazlar ile Kuzey Anadolu’yu,
2-Yunanistan, İzmir ve havalisini,
3-İtalya, Antalya ve çevresini,
4-Fransa, Kilikya, Suriye vebahsedilen güneydoğu Anadolu koridorunu
5-İngiltere, Irak ve Filistin’i alıyor,
6-Arabistan ayrı bir devlet olarak kabul ediliyordu.
İngiltere, Fransa ve İtalya Anadulu’da (“Türkiye”, “Ermenistan”, Kürdistan”, “Pontus”, ve “Boğaz Devleti” gibi beş küçük devlet tesis ederken Arabistan’ı da (Irak, Suriye,Lübnan, Filistin, Ürdün, Suud, Hicaz, Yemen, Kuveyt, Hadramut, Umman, vb. gibi) on parçaya ayırıyordu.
Bu İngiltere’nin “parçala, idare et” siyasetinin ta kendisiydi.
(Günümüzdeki olaylara baktığımızda bu projenin halen devam etmekte olduğu apaçık görülmektedir. K.Ş.)
 
Kaynak: Türk Siyasi Tarihi / Tahsin Ünal
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1916 “Sykes- Pikot Taksim Projesi” için yorumlar kapalı
Ara 28

Merak Ettim!..

indirMerak Ettim!..
 
* “Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Kafede sigara yakanlar azarlandı ve kafeye ceza kesildi. Fakat bayrak yakan, otobüs yakan, molotofla insan yakan, araba yakan, askeri, polisi, korucuyu kurşunlayan teröristlere ceza verildi mi? Kafede sigara içmek yukarıda saydığım suçlardan daha mı büyük bir suç?” Demişim.. Merak ettim!
 
* “PKK, tamamen şehre indi. Şırnak’ta kurtarılmış mahallelerinde  “otonom”  ilân ediyorlar. Yüzleri kapalı, elleri silâhlı saatlerce tören düzenliyorlar, bildiri okuyorlar, hendek kazıyorlar ve  “ajan”  diye adam öldürüyorlar”.
“Ne validen, ne kaymakamdan, ne emniyet müdüründen, ne TSK yetkililerinden, ne hükûmet üyelerinden bir söz var. Saraya yerleşen zat da alabildiğine suskun. Sessizlik, PKK ile hükûmet arasında bir mutabakatın olduğunu göstermiyor mu? Bu ülkenin her bir taşından, her bir ağacından, her bir hayvanından, her bir insanından devleti yönetenler sorumlu değil mi?!” Demişim..  Merak ettim!
 
* “PKK ne kadarınızı öldürebilir ki… Siz PKK’dan daha fazlasınız!”  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı AKP Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker’in dediği gibi Gerçekten “PKK ne kadarınızı öldürebilir ki?” Demişim.. Merak ettim!
 
* “PKK’nın kontrolsüz bir örgüt olmadığını örgütü tanıyanlar iyi bilir. PKK, 1 milyon insanı Diyarbakır’da yürütür, bir tek taş dahi attırmayabilir. Ama istese 1 milyon insanı bir seferde de terörize edebilir. Öyle barış sürecinin devam ettiği bir dönemde, birilerinin barış sürecini sıkıntıya sokacak, seyrini değiştirecek bir takım suikastler, faili meçhuller işlemesi örgüt için de kabul edilebilir bir şey değil.” AKP Diyarbakır Milletvekili Salim Ensarioğlu böyle diyor.. Biz de safız ya, gerçekten mi?” Demişim.. Merak ettim!
 
*“Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, bölgede birçok yatırıma engel olunduğunu, halkın tehdit edildiğini, insanların göçe zorlandığını belirterek, ’Diyarbakırlının bunlara karşı çıkması lâzım. Sesimizi yükseltmemiz lâzım, hepimizi öldürecek hâlleri yok. Bütün dükkânları yakacak hâlleri de yok. Eğer biz bugün bunlara karşı susarsak, eğer bugün milletten haraç alma, haraca bağlama teşebbüslerine biz sessiz kalırsak, inanın bunlar bir bir herkese bu zulmü gösterecekler.’dedi.”
Mehdi Eker! Sen bir hükûmet üyesisin. Devlet olarak tedbir almak senin vazifen değil mi? Sen halkı PKK’ya kırdırmak mı istiyorsun?! Demişim.. Merak ettim!
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Merak Ettim!.. için yorumlar kapalı
Ara 27

MEZHEPLER (6)

images (1)   hanbeli_mezhebi_nedir
 
MEZHEPLER (6)
 
AMELDE HAK MEZHEPLER (B)3. Şâfiî mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam Şâfiî’dir. Hicri 150 tarihinde (M. 767) Filistin’in Gazze şehrinde doğmuş, 204’te (M. 819) de Mısır’da vefat etmiştir (rh.). İmam Mâlik’ten Hicaz fıkhını, Ebû Hanîfe’nin talebesi olan İmam Muhammed’den de Irak fıkhını öğrendi. Mezhebinin en önemli özelliği, âdeta Hanefî ile Mâlikî fıkhının terkibi/sentezi (birleşimi) niteliğinde olmasıdır. Şâfiî mezhebi genellikle Mısır, Suriye, Irak, Horasan’da yaygındır. Ayrıca Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde de epeyce mensubu bulunmaktadır.

4. Hanbelî mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam Ahmed b. Hanbel’dir (rh.). Hicri 164’te (M. 780) Bağdat’da doğmuş, 204’te (855) de yine Bağdat’ta vefat etmiştir. İmam Ahmed b. Hanbel ibadet ve muamelat konularında iki ayrı usûl benimsedi. İbadetle ilgili hususlarda ayet ve hadislere çok sıkı sarılmakla birlikte, muamelat(3) konularında (günlük hayatın icapları) bir şeyin haram olduğuna dair ayet ve hadislerde açık bir delil yoksa, onun mubah olduğuna hükmederek daha serbest bir anlayış geliştirdi. Mezheb genellikle Hicaz, Filistin, Mısır gibi ülkelerde yaygındır.

Bu dört hak mezhepten başka daha otuza yakın amelde hak mezhebin olduğu bilinmektedir. Ancak bunların bağlıları kalmadığı için kitaplarda sadece isimleri vardır.

 

Kaynak: http://www.mollacami.com/konu/m-e-z-h-e-p-l-e-r-12644.html

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , | MEZHEPLER (6) için yorumlar kapalı
Ara 26

Cebrail (a.s) Yeryüzüne İnecek Mi?

1-Kuranda-Cebrail-as-1728x800_c
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Cebrail (a.s) Yeryüzüne İnecek Mi?
 
Resulullah Hz. Muhammet Mustafa’dan (s.a.v) sonra Hz. Cebrail‘in (a.s.) yeryüzüne inmesiyle alakalı rivayetler mevcuttur. Mesela Ebu’l-Leys Semerkandî  hazretlerinin  Tenbîhü’l-Gâfilîn’ine,Abdüllatîf Harputî’ye ve benzerlerine bakabilir, araştırabilirsiniz. Bununla alakalı bendeki notu aynen naklediyorum. Ancak maalesef iktibas ettiğim kaynağı kaydetmemişim. Şu an da buna ayıracak vaktim yok. Meşgalem hayli fazla. İnşaallah şimdilik bu bilgiler gönüllere, yüreklere rahatlık verir.
***
“Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Cebrâil’e (a.s.) sordum:
– Benden sonra bir daha yeryüzüne inecek misin? Cevaben dedi ki:
– Evet on defa daha ineceğim ve her gelişimde bir şeyi kaldıracağım.
İlk inişimde yeryüzünden bereketi kaldıracağım.
İkinci inişimde insanların kalplerinden merhameti kaldıracağım.
Üçüncü inişimde insanların kalplerinden sevgiyi kaldıracağım.
Dördüncü inişimde hayâyı kaldıracağım.
Beşinci inişimde adâleti kaldıracağım.
Altıncı inişimde fakirlerden sabrı kaldıracağım.
Yedinci inişimde zenginlerden cömertliği kaldıracağım.
Sekizinci inişimde Âlimlerden ameli kaldıracağım.
Dokuzuncu inişimde yeryüzünden Kurân-ı Kerim’i kaldıracağım.
Son inişimde imânı alıp gideceğim.” 
 

Kaynak: http://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/1469-ey-cebrail-benden-sonra-yeryuzune-inecek-misin.html

 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | Cebrail (a.s) Yeryüzüne İnecek Mi? için yorumlar kapalı
Ara 25

Güneydoğu’da Mehmetçiğin Can güvenliği

753136Güneydoğu’da Mehmetçiğin Can güvenliği
 
“Güneydoğu illerinde görev yapan emniyet görevlilerinin can güvenliğinin kalmadığı 6-7 Ekim olaylarında Batman’da yaşanan  bir saldırıyla iyice  netleşti. Mahkemeye de yansıyan olaya göre kapıcının verdiği istihbaratla evleri basılan iki jandarma uzman çavuş satırla linç edilmekten son anda kurtuldu. Bölgedeki PKK yandaşlarının ne kadar fütursuzca hareket ettiğini gözler önüne seren saldırı şöyle gelişti:
Tarih 7 Ekim 2014. Kobani bahanesiyle birçok yerde ayaklanma başlatan PKK yandaşları Batman’ı da yakıp yıkıyor… Özellikle şehir merkezinde, Turgut Özal Bulvarı’nda toplanan örgüt yandaşları cadde üzerindeki dükkanları yağmaladı, polisle çatıştı. Yaşanan olaylarda onlarca kişi yaralandı bir kişi de can verdi.
Çatışmaların tüm şiddetiyle sürdüğü 7 Ekim günü akşama doğru eli satırlı bir grup PKK’lı, yakılan bir AVM’nin  hemen yanındaki bir apartmana girdi. Hedeflerinde 3. kattaki bir bekar evi  vardı. O evde oturanlar; Batman’da görev yapan jandarma uzman çavuşlar A. Ş. ve İ. Ö.’den başkası değildi. Uzman çavuşların evde bulunduğu sırada kapı çaldı. Delikten bakan uzman çavuş A .Ş. zili çalanın apartman kapıcısı olduğunu görünce güvenerek kapıyı açtı. Kapı açılır açılmaz kapıcı uzman çavuşa yumruk attı. Neye uğradığını şaşıran A. Ş. geriye çekilince kapıcı ve beraberindeki eli satırlı grup içeriye daldı.
Eli satırlı grubun amacı bir gün önce Diyarbakır’da yaşanan görüntüleri tekrarlamaktı..
Neyse ki uzman çavuşlar olası bir saldırı ihtimaline karşın tetikteydi. Eli satırlı grup içeriye dalınca uzman çavuş İ .Ö. hemen silahına sarıldı ve tavana doğru 2-3 el ateş etti. Silah sesi üzerine panikleyen grup geri çekildi. Bu sırada uzman çavuşlar PKK’lı grubu getiren kapıcıyı tutup yere yatırdı.
Eli satırlı PKK’lılar (TC’nin pi..leri  öleceksiniz!) diyerek yeniden saldırdı. Ancak uzman çavuş İ. Ö. silahını doğrultunca yaklaşamadılar. Bu sırada saldırganlardan uzun boylu ve Suriyeli olduğu söylenilen kişi elindeki satırı uzman çavuşa salladı. Eğilerek saldırıyı savuşturan İ. Ö. silahının kabzasıyla saldırgana vurarak düşürdü. Uzman çavuş kafasına silahını dayayınca, ağlamaya başlayan Suriyeli PKK’lı ” Çocuklarım var “ diyerek yalvardı. Bu sırada uzman çavuşlar 155 Polis İmdat hattını aradı. Ancak her nedense telefon bir türlü açılmadı.
Uzman çavuşlar bu kez tanıdıkları bir polis memurunu cep telefonundan aradı. Nihayet ekip geldi ve uzman çavuşların yakaladığı kapıcı ile Suriyeli PKK’lıyı aldı. Polis merkezinde hem uzman çavuşların hem de PKK yandaşlarının ifadesi alındı. Uzman çavuşlar (Can güvenliğimiz kalmadı. Kapıcıya güvendik başımıza bunlar geldi. Eğer karşı koymasaydık şimdi hayatta değildik!) dedi. Kapıcı ve Suriyeli PKK’lının verdiği ifade ise evlere şenlikti: (Uzman çavuşlar balkondan Türk bayrağı açarak bizi tahrik ettiler!) İki taraf da darp raporu aldı ve birbirinden şikayetçi oldu. Olay tutanağı bir terör saldırısı değil de ’basit’ bir kavga gibi tutuldu.
Vatanı savunmasın diye kışlalara hapis edilen Mehmetçik artık evinden de çıkamaz hale geldi.
İhanet apartmanlara kadar indi!..
Ya sabır Mehmetçik!..Ya sabır!..
Sabrın sonu elbette ki selamettir..
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/apartmandaki-ihanet-mehmetcigin-sabri-32626yy.htm
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | Güneydoğu’da Mehmetçiğin Can güvenliği için yorumlar kapalı