Nis 26

Bir Kızılderili Kitabesinden

images

 

 

 

 

 

 

Bir Kızılderili Kitabesinden

YALAN TOHUMDUR.
Bire kırk verir.
Verdiği kırkın her biri bir tohumdur ki o da bire kırk verir.

BİLGİ DE TOHUMDUR.
Bire yüz verir.
Verdiği yüzün her biri
Bir tohumdur ki; sana bilgelik, torunlarına da ilham verir.

ZEKÂ SUDUR.
Tohumları yeşertir.
Yalanı da bilgiyi de.

YETENEK TOPRAKTIR.
Ne ekersen onu biçersin.
Ekmezsen üzerinde ayrık otları biter.

EMEK GÜNEŞTİR.
Tohuma da suya da toprağa da hayat verir..

KADER, ÇADIRINDAKİ KİLİM GİBİDİR. 
İpliğini Allah verir sen dokursun.
Deseni sendendir, renkleri Allah’tan.                                                                                                                                                                                                        

ŞANS
Doğal gübredir.
Boktan bir şeydir yani.
Ne zaman nereye düşeceği belli olmaz.
Kilimine düşerse kirletir. Desenini değiştirir.
Her seyi bombok eder.
Oysa toprağına düşerse besler.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Bir Kızılderili Kitabesinden için yorumlar kapalı
Nis 25

TBMM’NİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ÇALIŞMALAR

images (1)

 

 

 

 

TBMM’NİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ÇALIŞMALAR

I.TBMM’nin Gerçekleştirdiği Çalışmalar:
* TBMM açılmıştır (23 Nisan 1920).
* Hıyanet-i vataniye Kanunu çıkarılmıştır (29 Nisan 1920).
* İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur (11 Eylül 1920).
* TBMM ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye’yi kabul etmiştir (20 Ocak 1921).
* İstiklal Marşı kabul edilmiştir (12 Mart 1921).
* Saltanat kaldırılmıştır (1 Kasım 1922).
* İzmir İktisat Kongresi toplanmış ve Misak-ı İktisadi kabul edilmiştir (18 Şubat-4 Mart 1923).
* Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır (24 Temmuz 1923).

Teşkilat-ı Esasiye (1921 Anayasası – 20 Ocak 1921)
* Yunan ilerleyişi devam ettiğinden bir anayasa çıkarılması zorlaşmıştır.
* I.İnönü Savaşı’nın kazanılması üzerine M.Kemal bir önerge yayınlamıştır (13 Eylül 1920).
* Teşkilat-ı Esasiye adındaki bu önerge Türk Devleti’nin ilk anayasası olmuştur (20 Ocak 1921).
* 23 esas ve bir ek maddeden oluşmuştur.
* Kanun-i Esasi’nin Teşkilat-ı Esasiye ile çelişmeyen bölümleri yürürlükte kalmıştır.
* Türkiye Devleti’nin ilk anayasasıdır.

1921 Anayasası’nın Maddeleri:
1. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
2. Kanun yapmak (yasama) ve yürütme yetkisini kullanmak milletin tek ve gerçek temsilcisi olan TBMM’ye aittir.
3. Türkiye Devleti TBMM tarafından yönetilir ve hükümet ‘TBMM Hükümeti’ adını alır.
4. TBMM, iller halkınca seçilen üyelerden oluşur.
5. TBMM’de seçim iki yılda bir yapılır.
6. TBMM, hükümeti seçtiği vekillerle (bakanlarla) yönetilir.
7. Şer’i hükümlerin uygulanması TBMM’ye aittir.
8. Meclis başkanı hükümetin de başkanıdır.

Önemi:
* Yeni Türk Devleti’nin kuruluşunun siyasi ve hukuki belgesidir.
* Güçler Birliği İlkesi kabul edilmiştir.
* Türk tarihinde ilk kez egemenlik ulusa verilmiştir.
* Meclis içinde İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve yargı gücü de kullanılmıştır.
* Ulusal birliğin bozulmaması için devletin rejimi belirtilmemiştir.
* TBMM, yaptığı anayasa ile Kurucu Meclis özelliğini göstermiştir.
* Meclis Hükümeti sistemi kabul edilmiştir.
* Şer’i hükümlerin TBMM tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden 1921 Anayasası * laik bir anayasa değildir.
* 1921 Anayasası, 1924 Anayasası’nın ilanına kadar yürürlükte kalmıştır.

1921 Anayasası’nda Yapılan Değişiklikler:
* Devletin rejiminin cumhuriyet olduğu belirtilmiştir (1923).
* Cumhuriyetin ilanı ile Meclis Hükümeti Sistemi sona ermiş Kabine Sistemi’ne geçilmiştir.

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , | TBMM’NİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ÇALIŞMALAR için yorumlar kapalı
Nis 24

Kutadgu Bilig

kutadgu-bilig-yusuf-has-hacip

 

 

 

 

 

 

 

Kutadgu Bilig

Türk dilinin, edebiyatının, kültür tarihinin kaynağı olan Kutadgu Bilig adlı eser / kitapYusuf Has Hacib tarafindan, 462 (1069/1070) yılında Kâşgar’da tamamlanarak Karahanlılann hakanı Sulaymân Arslan Hakan oğlu Abü ‘Alî Hasan’a sunulmuştur. Eserin yazan ve bilinen ilk İslam-Türk şairi Yûsuf Hâss Hâcib ya da Uluğ Hass Hâcib’in adma eserde yalnız bir kez rastlanmaktadır.

Bu kişi hakkındaki bütün bilinenler biri mensur, öbürü manzum olmak üzere esere sonradan ayrı devirlerde eklenmiş olan iki eklemede bulunan malûmata inhisar etmektedir. Bu malûmata göre, şair Balasagun (Kuz-Ordu)’da dünyaya gelmiş olup soylu bir ailedendir. Memlekette bilimi, erdemi, züht ve takvası ile temayüz eden şair eserini Balasagun’da yazmağa başlamış ve bir buçuk yılda tamamlayarak Türk hakanına sunmuştur.

Şairin kudretim takdir eden hakan, kendisine has-hâciblik mansıbını vermiştir. Bu, vazifelerin en incesi olarak tavsif edilen hâciblik, teşrifat bakanlığının vazifeleri ve bunu üzerine alacak kimsede aranılan vasıflar hakkında eserde, hakan, vezir ve kumandandan sonra, ayrı bir bahis bulunmaktadır.

Yazarın çağdaşı al-Kâşgarî tarafindan Türkçesinin tayangu olduğu ifade edilen hacib kelimesinin Türkçe karşılığı kullanılmamakla birlikte adı Türkçe olan belki tek kitaptır.

Kaynak:http://www.cokbilgi.com/yazi/kutadgu-bilig-kitabi-oku-nedir/

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Kutadgu Bilig için yorumlar kapalı
Nis 23

TBMM’NİN AÇILIŞI

cumhuriyete-nasil-kavutuk-10-728

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TBMM’NİN AÇILIŞI

23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk Milletinin egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924’te ’23 Nisan’ gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979’da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.

Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.

AKP döneminde çeşitli bahanelerle kutlamalar yasaklanmaya çalışılmış fakat halkımız kendi bayramına sahip çıkmış ve coşku ile kutlamıştır.

Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | TBMM’NİN AÇILIŞI için yorumlar kapalı
Nis 22

iNSAN ARANIYOR! (1)

Boğulan-İnsanlık-Kurtarıcıyı-Bulur-mu-560x396

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İNSAN ARANIYOR! (1)

İnsan aranıyor!

Çağın en ileri teknolojileri ile

Dünya’da

Ve Ay’da

Ve Merkür’de

Ve Venüs’te

Ve diğer bütün gezegenlerde

Ve hatta bilinen bütün âlemlerde

Yedi kat derinliklerden

Yedi kat yüksekliklere kadar

İnsan aranıyor!

İnsan olmanın

İnsan yaşamanın

İnsan kalmanın

Bütün özelliklerine sahip

İnsanlığını

Gözünde, sözünde, özünde

Gönül gergefinin motifleriyle

Dokuyan, dokutan

Yaşayan, yaşatan

İnsan aranıyor!

Bir an;

İşte demek geliyor içimden

Lakin yıkılıyor, tükeniyor, yok oluyorum

Her seferinde ümitlenmekten

Gözlerim mi yanıltıyor beni?

Yoksa yoksa aklım mı diyorum?

Şüphesiz, gördüklerim basbayağı insan

Benzemekten de öte;

Kaşı, gözü,

Ağzı, burnu, kulağı,

Eli, kolu, ayağı,

Hepsi yerli yerinde

İş manaya gelince

Ruh terazisinin ibresi

Sıfırın altına düşüyor

Yani insan olarak iflastalar

Ciddiyetsiz, cibilliyetsiz

Saygısız, sevgisiz, sorumsuz

Laubali, lakayt, nemelazımcı, bana neci…

Adeta bir insanlık harabesi!

(Devam Edecek)

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | iNSAN ARANIYOR! (1) için yorumlar kapalı
Nis 21

19 Mart 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Konuşması

tbmm-nin-acilisi-280x196

 

 

 

 

 

 

 

 

19 Mart 1920 tarihinde  Mustafa Kemal Paşa’nın Konuşması   

 Hilâfet makamının ve saltanatın bağımsızlığının dokunulmazlığını, milli bağımsızlığımızı ve milli sınırlarımız içinde yaşama imkân verecek bir barışı sağlayacak önerileri ayrıntıları ile tespit edip uygulayabilmek için, millet tarafından olağanüstü yetkiye sahip bir meclisin Ankara’da toplanması gereğini millete duyurmakla ilgili milli görevimizi ve vatan borcumuzu da yerine getirdik.

İstanbul’un işgali, şekil ve niteliği bakımından, Osmanlı devletinin egemenliğini kökünden kaldırnıak ve milletin esir alınmasını ve hor görülmesini bir oldu bittiye getirme amacına yönelik bir harekettir. Çünkü istanbul’da doğrudan doğruya Devlet kuvvetlerine el konmuştur. Şöyle ki: önce Meclis-i Mebusan zorla susturulınuştur. Bu durumda yasama kudreti bulunmamaktadır.

İkinci olarak, yürütme kudreti siyasi kısıtlamalara uğramıştır. Suçlu kim olursa olsun yabancı kanunlara göre yargılanacağı ilân edilmiştir. Bütün görüşmeler ve ulaşım denetim altına alınmış, insanın kendini koruma ilkesi tümüyle kaldırılmış ve saldırganların uyruğu altına alınmıştır. Bundan dolayı, bu aşağılık durumu destekleyen ve kabul etmiş olan Ferit Paşa Hükümeti, bağımsızlığına çok sıkı ve çok içtenlikle bağlı olan milletle arasındaki her türlü bağlantı ve ilişkiyi doğal olarak kaybetmiş ve milleti karşısına alarak, düşmanla iş birliği içinde hareket etmeye başlamıştır.

Üçüncü olarak, devlet şeklinde oluşmuş bir topluluğun Anayasasında, yargı yetkisi bağımsızlığın önemi, açıklama istemeyen bir konudur. Milletlerin yargı yetkisi, ıbağımsızlıklarının birinci şartıdır. Yargı yetikisi bağımsız olmayan bir milletin devlet oluşu kabul edilemez. Bununla birlikte, İstanbul halkından yüzlerce kişinin hiçbir kanuni suçları olmamasına karşılık sanık sayılarak tutuklanmalarına devam edilmesi, itilâf devletlerinin görüşüne aykını söz söylenmesi bile suç sayılarak, Orta Çağ davranışları içinde onlara karşı saldırıda bulunulması yargı yetkisinin kaldırıldığını göstermektedir.

 Bu durumda millet, bu gün yedi yüz yıldan bu yana gerçek bir onur ve yücelikle koruduğu ve savunduğu bağımsızlığını ve var oluşunun devamı için İstanbul olaylarının oluşturduğu hukuki durumu onarmak zorundadır. Bunun için acele gereklidir. Sürüp gidecek olan egemenliğe ara verilmesi konusu, tanrı korusun da bir dağılma nedeni olarak düşmanlarımızın düşündüklerini fiilen gerçekleştirmalerine imkân sağlamasın. Bundan dolayı milletimizin her şeyden önce haklarını koruması ve var olmaya yetenekli bir millet olarak, uluslararası hukuk ve yetkilerine saygı gösterilmesini isteyebilmesi, medeni kuruluş ve anayasası ile, henüz yaşamakta olduğunu bütün dünyaya bu kez daha büyük bir kuvvet ve sağlamlılıkla duyurması gereğine inanıyorum. Bunun için. de kaldırılan Anayasamızın bıraktığı boşluğu derhal doldurmak zorundayız.

İşte, anayasal durum ve hukukumuzun neden olduğu bu gereklilik ve zorunluluk dolayısıyla ve milli egemenliğin her şeyden önce sağlanması amacıyla Büyük Meclisimiz olağanüstü yetki ile toplanmıştır. Seçimlerin tam bir ivedilikle ve sıcak bir ilgi ile yapılması hukuki duruınumuzun bütün milletçe de aynı görüş içinde anlaşıldığını ve kavrandığını göstermektedir. Ayrıca, Büyük Meclisimizin kuruluş şekli ve esasları, milli iradeye içtenlikle ve büyük bir güçle dayandığını göstermektedir .

Meclisimizde oluşan ve beliren milli kudretimiz, Hilâfet makamı ve saltanatı yabancı baskısından kurtaracak ve Osmanlı devletini dağılma ve tutsaklıktan kurtarma önlemleri alacaktır. Tam bağımsızlığa sahip, hilâfet makamına vicdani bağlılığı ile övünen, islâm dünyası içinde yaşama anlayışını kendinde gören bir milletin tutsak olamayacağı inancıyla, davranışlarımızı adım adım izleyen bütün medeni dünya ve insanlık sizlere yardımcı olacaktır. (Sıcak alkışlar) İstanbul faciasını izleyen günlerden şu ana kadar Temsil Heyetimiz milletler arasındaki birlik ve dayanışmayı korudu. Osmanlı kanunlarının yürürlüğünü sağladı. Çalışmalarından alıkonulan devlet gücünün yokluğunu hissetirmemeye çalıştı. Bundan dolayı genel güvenliği korumuş ve savunmuş olmakla görevini gereği gibi yaptığından emindir. Bu dakikadan itibaren, yedi yüz yıl boyunca onurlu ve yüce bir yaşam sürdükten sonra yok olma uçurumunun kenarında ancak ayakta durabilen Osmanlı Milletinin geleceğinin sorumluluğu, sayın Meclisinizin çalışma gücünü artıran bir neden olacaktır.

Davamızın yasalara uygunluğu ve bütün millet ve ulusların, insanlık hak ve hukukundan paylarını almış olduğuna inandığımız yüreklerinin, bizimle birlik ve bize daima yardımcı ve destek olduğuna güvenimiz tamdır. Başarı ümitlerimizin kalplerimizde bir an bile karamsarlığa düşmemesini sağlayacak olan, sonsuz gücümüzdür, özellikle büyük tanrı her zaman bizimledir. (Amin, amin sesleri)

Vermek istediğim bilgiler ve ayrıntılar bu kadardır.

Kaynak:http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/ataturk_konusma/1d1yy1.htm

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , | 19 Mart 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Konuşması için yorumlar kapalı
Nis 20

SOYKIRIMCI BATININ GERÇEK YÜZÜ!

11088235_10205332463406150_6553551824548210107_n988519_10205332459286047_7155719735781441310_n

 

SOYKIRIMCI BATININ GERÇEK YÜZÜ!
www.kenansahbaz.com

Fransa’nın Çad’da İslam alimi katliamı:
1917’de Fransa, Çad’da ülkenin her yerinde İslam alimini konferansa davet etti. Fransız cellatlar, gelen 400 İslam alimini orada katletti.

ABD’nin Hiroşima soykırımı:
ABD Başkanı Truman’ın emri ile 6 Ağustos 1945’te atom bombasıyla Hiroşima’da ilk anda 70 bin kişi katledildi. Radyasyon hastalıkları sebebiyle Hiroşima’nın ilk beş yıl içerisindeki bilançosu 200 bin ölüye ulaştı.

ABD’nin Nagazaki soykırımı:
ABD Başkanı Truman, 9 Ağustos 1945’de Nagazaki’ye atom bombası attırdı. İlk anda 74 bin kişi öldü, binaların %36’sı tamamen yok oldu. Daha sonra ölü sayısı 143.124’e ulaştı.

Almanya’nın Namibya katliamı:
1904’te Nabibya’yı sömürgeleştiren Almanya bir yıl içinde en az 75 bin insanı katletti. Yerli pek çok kadın, Alman askerlerine seks kölesi olarak hizmet etmeye zorlandı.

ABD ve İngiltere’nin Dresden katliamı:
II. Dünya Savaşı sırasında İngiltere Başbakanı Churchill ve ABD’nin bombardımanları ile 13-15 Şubat 1945’te 3 günde Almanya’nın Dresden şehrinde yaklaşık 135 bin kişi öldürüldü.

Fransa’nın Cezayir soykırımı:
5 Ağustos 1945’te Fransız işgal kuvvetlerinin Cezayir halkına saldırdı. Bir günde 45 bin kişi şehit edildi. 1 Kasım 1954 – 19 Mart 1962 arası bağımsızlık mücadelesinde Fransa 1,5 milyon Cezayirliyi şehit etti. O sırada Cezayir nüfusu 8-10 milyon civarındaydı. Yani Fransa ülke nüfusunun % 15’ini öldürdü.

Haçlı ordularının Boşnak Müslümanlara soykırım uygulaması:
1995’te Sırplar, Srebrenitsa’da 8.372 Boşnak Müslümanı şehid ettiler. Sırplar, kimlikleri tespit edilmesin diye cesetleri parçalayarak 64 ayrı toplu mezara gömdüler.

Belçika’nın Kongo soykırımı:
Belçika, Kongo’yu sömürgeleştirdiği 1890-1905 arasında, 10 milyon insan öldürüldü. Köle olmak istemeyen çocukların elleri ve ayaklarını kestiler. Belçika askerleri kendi aralarındaki kesilmiş çocuk eli koleksiyonu yapıyordu. 20 milyon olan Kongo nüfusu 8 milyona kadar düşmüştü.
İşte Avrupa ve ABD’nin “özgürlük,” “demokrasi” “medeniyet” dediği kan kokan alçak medeniyeti…

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | SOYKIRIMCI BATININ GERÇEK YÜZÜ! için yorumlar kapalı
Nis 20

Atatürk’ten Altın Sözler

ulu-onder-ataturkten-ozlu-sozler

 

 

 

 

 

 

Atatürk’ten Altın Sözler

» “Birtakım insanların kendi canlarına kıydıklarını biliyoruz.  Şimdi de bir milletin intiharına mı tanık olacağız?”

» “Kılıç kullanan kol yorulur, ama sapan kullanan kol gün geçtikçe daha çok güçlenir.”

» “Sabır ve fedakârlık savaşı kazanmada çok büyük bir etkendir.”

» “Savaş, yalnız iki ordunun değil, iki milletin bütün varlıklarıyla ve ellerindeki herşeyle, bütün elde tutulur ve tutulmaz güçleriyle karşı karşıya gelmesi ve birbiriyle vuruşması demektir.”

» “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

» “Efendiler siz hayatınızda mebus olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat hiç bir zaman sanatkar olamazsınız.”

» “Benim için ordumuzun kıymetini ifadede ölçü şudur: Türk ordusunun bir kıtası muadilinin behemehal mağlup eder, iki mislini durdurur ve tesbit eder.”

» “Meseleleri hadiselere göre değil, aslında olduğu gibi ele almak lazımdır.”

» “Tatbik eden, icra eden, karar verenden daima daha kuvvetlidir.”

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Atatürk’ten Altın Sözler için yorumlar kapalı
Nis 19

ALLAH RESULU’NUN HAK DAVASI..

kabe

 

 

 

 

 

 

 

 

ALLAH RESULU’NUN HAK DAVASI..

Kutlu doğum haftasını idrak ettiğimiz bu günlerde Hz. Muhammed Mustafa (sav) yolunu yol edinebilmek niyetiyle,  Ya Allah (C.C) ya Bismillah!

Davasına ölümü göze alacak kadar bağlı bir Peygamberdir Hz Muhammed(sav). 

İlay-ı Kelimetullah aşkına ”hubbül vatan minel iman” diyerek vatan aşkını iman aşkıyla denk görerek yol alan, kutlu bir nebiden bahsediyoruz: Allah (C.C) Habibim (Sevgilim) dediği Hz. Muhammet’ten (sav).

Hal dili ile hâllenebilme düsturunu kaynak olarak görebileceğimiz tek rehberdir Hz. Muhammed(sav).

Bir insanı kazanabilmeyi insanlığı kazanabilmekte gören, güzel ahlakın timsali, cesaretin, birliğin, beraberliğin asaleti, insanın ne için hayatta var olduğunu ortaya koyan kuru et yiyen kadının oğlu  Hz. Muhammed(sav).

O asla gurura, kibire gönlünde yer vermemiştir.. O, örnek ve müstesna bir şahsiyettir.

O, küfrün en azgın ve yaygın bir şekilde sistemleştiği ve devletleştiği bir dönemde, bütün nefsani imkânların ayağına serildiği en kritik ortamlarda bile Hakk’ı savunmuş ve inandığı yoldan, korkmadan ve tereddüt etmeden yürümekten vazgeçmemiştir. İslâm’ın ilk yıllarında küfrün ve karanlığın kaba temsilcileri O’na amcası vasıtasıyla şu teklifte bulunmuşlardı:

“Söyle O’na, Mekke’nin en güzel kadınlarını verelim. Mal, mülk, hatta iktidar verelim. Yalnız o ağzında gevelediği(!) sözcüğü (La İlâhe İllallah) söylemekten vazgeçsin. Aksi takdirde O’nun için kötü şeyler olacak.”

Bu teklifi duyan “Resulullah” şöyle cevap verdi:

“Söyle onlara. Bir elime ayı, bir elime güneşi verseler ben yine dâvâmdan dönmem.”

İşte inancının zirveye çıktığı eşsiz bir ruh hali ve eşsiz bir şahsiyet… Bu karakteri zirveye çıkaran imânın mayalandırıldığı ilâhi aşk ve sevgi gücüdü. 

Bu şahsiyet zâten ilâhi muhabbet (aşk) ile gerçek hamt ve şükrün ve dolayısıyla gerçek kulluğun ruhunu özünde taşıdığı için Muhammed (sav) adını almıştır. Bu kemâle ermiş  karakterdir ki; bütün zorlukların ve kahpeliklerin üstene sarsılmaz bir inanç ve iradeyle yürüyerek “bâtılı kovup, hakkı hâkim kılan” sağlam bir imân, aşk ve aksiyon kadrosu oluşturabilmişti. Bizler de bir Ülkücü olarak imân, aşk ve aksiyonun tam şuurunda olarak, zirve şahsiyet Hz. Muhammed’in (sav) ve onun yolunda yürüyen “sahabenin ahlakını” kendimize örnek almalıyız. 

Kaynak: http://www.ortadogugazetesi.net/makale.php?id=19052 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | ALLAH RESULU’NUN HAK DAVASI.. için yorumlar kapalı
Nis 19

AKP, bir “dış tehdit”tir!!!

images

images (1)

images (3)

AKP, bir “dış tehdit”tir!!!     Arslan BULUT Yazdı.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının, ekonomide, siyasette, güvenlikte, yargıda, ana hatları tamamen ABD’de çizilmiş projeleri uyguladığı, hatta partinin programının bile ABD’den gönderildiği belgelerle ispatlanmış durumdadır.
Tayyip Erdoğan’ın savcılığını üstlendiği, Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi davaların da Türk Silâhlı Kuvvetleri’ni çökertmek amacı ile uygulandığını, “milli orduya kumpas” kurulduğunu açıklamak suretiyle Yalçın Akdoğan itiraf etmiştir.
Gerçi Tayyip Erdoğan da Harp Akademileri’nde subaylara hitaben, “Önüme sahte belgeler konuldu, aldatıldım” diyerek kumpastan dolayı cemaatin yetiştirdiği polisleri, savcıları suçlamaya başladı ama bu durum kendisini ve siyasi hareketini sorumluluktan kurtarmaz!
***
Milli orduya bir kumpas kurulmuştur. Bunu kurgulayan kim olursa olsun, uygulayan, siyasi iktidardır! Üstelik siyasi iktidar, milli orduya ve milli aydınlara kurulan kumpası, büyük güçlerin siyasi emelleriyle birleştirerek Türkiye’nin Anayasal rejimini değiştirmek için kullanmıştır.
Bu durumda, AKP diye Türk halkının karşısına çıkmış olan ve rejimi değiştirebilmek için yabancı devletlerle işbirliği yaparak bütün devlet aygıtını ele geçiren örgüt, kelimelerin tam anlamıyla milli güvenlik açısından bir dış tehdittir. Deliller apaçık ortadadır. Açılım politikasının da bir ABD girişimi olduğu ispatlanmıştır!
Mesele şu ki, bu gerçeğin üzerine gidecek  “güçlü” bir siyasi irade şu anda yoktur.

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/akp-neden-bir-dis-tehdittir-33967yy.htm

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | AKP, bir “dış tehdit”tir!!! için yorumlar kapalı