Ara 07

MEZHEPLER (1)

 gghghgMEZHEPLER (1)
 
MEZHEP NE DEMEKTİR?
Kelime olarak mezhep, takip edilen, gidilen yol demektir. Mecazen de şahsî yani kişisel görüş, inanç ve doktrin manalarında kullanılmaktadır.
Din açısından ise müctehidin, dinin ayrıntılarına ilişkin, kendine mahsus kural ve yöntemlerle oluşturduğu inanç ve hukuk sistemini ifade eder. Bir başka deyimle; müctehid (fıkıh alimi) sıfatını kazanmış bir İslam aliminin, hüküm bakımından kapalı veya kesin olmayan (zannî) ayet ve hadisleri İslam’ın temel esaslarına aykırı olmayacak şekilde yorumlayarak getirdiği çözümler topluluğuna mezhep adı verilir. İslâm tarihinde mezhep kelimesi genel olarak itikadî (inanan,bağlanan, imanlı), fıkhî (bilen,anlayan), siyasî görüşlerin hemen hepsi için kullanılmıştır. Mezhepler tarihi ile meşgul olan alimler, İslâm mezheplerini Peygamberimizden (s.a.v.) rivayet olunan bir hadise göre tasnif etmişlerdir. Bu hadiste Yahudilerin yetmiş bir, Hıristiyanların yetmiş iki fırkaya ayrıldığı, İslâm ümmetinin ise yetmiş üç fırkaya ayrılacağı; cehennemden kurtulacak Müslümanların, Resûlüllah’ı ve ashabının yolunu takip eden fırka –başka bir rivayette de, birlik ve beraberlikten ayrılmayan cemaat- olduğu belirtilmektedir. ***
MEZHEPLERİN ÇIKIŞ SEBEPLERİ
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) hayatta iken sahabiler arasında herhangi bir ihtilaf söz konusu değildi. Dinden gerek inanç, gerek ibadet ve muamele (davranış) ve gerekse âdap ve ahlâka dair anlayamadıkları/anlaşamadıkları bir mesele çıkarsa, Resûlüllah’a (s.a.v.) sorarlar, o da açıklardı. Râşit halîfeler döneminde de bu hususlarda herhangi bir sıkıntı olmamıştı. Sahabe ve tâbiîn (Sahabeleri gören)devirlerinde ise, akaid ve amele dair bir mesele ortaya çıkarsa, hemen güvenilir alimlere müracaat edilir, cevabı alınır, karışıklık çıkmasına fırsat verilmezdi. Ancak daha sonraki devirlerde, kendilerine güvenilir zatların yavaş yavaş azalmaları sebebiyle, Müslüman halkın sıkıntılarını gören bazı alim ve müctehidler, akaid ve fıkıh alanındaki görüşlerini açıklayıp yaymaya başladılar. Nitekim hicrî birinci asrın sonlarından itibaren mezheplerin kurucuları, gerek akaid (inanılması farz esaslar) ve gerekse fıkıh sâhasındaki çalışmalarını yoğunlaştırdılar. Onların bu görüşlerini dinleyen, okuyup yazan insanlar da, bunlara uyarlardı. Böylece bu zatların görüş ve ictihatları (belgeli yorum), halkın anlayışında bir mezhep olarak yerleşti. Bununla birlikte hemen ifade etmeliyiz ki, bu büyük alim ve imamlardan hiçbirisi, ‘Ben bir mezhep kuruyorum, bana uyunuz!’ diye, halkı kendi görüşlerine tâbi olmaya çağırmamışlardır. Devlet adamlarının, makam-mevki ve nüfuz sahibi kimselerin davet ya da emirleriyle de bir mezhep kurmaya yeltenmemişlerdir.
Bilindiği üzere insanların anlayış-kavrayış ve idrak seviyeleri farklıdır, istek ve ihtiyaçları çeşitlilidir. Dolayısiyle dinin esasına uygun olmak kayıt ve şartıyla fıkhî ihtilafların/farklılıkların da caiz olması bir kenara, ümmet için bir rahmettir, kolaylıktır. Onun içindir ki Peygamber Efendimiz, müctehid ictihadında isabet ederse iki sevap, iyi niyetle Allah rızası için yaptığı bu ictihadında hata ederse bir sevap alacağını söylemiştir.
 
(Devam Edecek)
 
Kaynak: http://www.mollacami.com/konu/m-e-z-h-e-p-l-e-r-12644.html
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | MEZHEPLER (1) için yorumlar kapalı
Ara 06

Merak Ettim!..

 indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Merak Ettim!..
 
* “Eğer ceddim Muhammed’in dini benim bedenim üzerinden yükselecekse, gelin ey kılıçlar, gelin doğrayın bedenimi”  diyen Hz. Hüseyin’in katli ile Dersim’i benzeştiren Başbakan Davutoğlu “Dersim bir Kerbela’dır” demekle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Yezid olarak mı ima etmektedir? Demişim.. Merak ettim!
 
* “Öcalan’ın örsüyle Kandil’in çekici arasında kalmayın. Siz bir siyasi partisiniz. Özgür olun, kararınızı kendiniz verin. Hâlâ Kandil’den ne mesaj geldi, adadan hangi mesaj geldi? Bunlarla amel etmeyi bırakın”  Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bu sözleri HDP’ye mi AKP’ye mi söyledi? Demişim.. Merak ettim!
 
* “HDP’ye ve çözüm sürecinin bütün taraflarına sesleniyorum; eğer çözüm sürecini kararlılıkla devam ettirmek hususunda iyi niyetliyseniz bu iyi niyetinizi gösterin. Çıkın ve çözüm sürecini sabote eden bu şiddet sarmalına, Vandalizme karşı olduğunuzu açık yüreklilikle ifade edin, hiç maskelerin arkasına saklanmayın”  Başbakan Ahmet Davutoğlu taraflardan bahsederken bu taraflar kimler? Deyi vermişim.. Merak ettim!
 
* “Şunu vurgulamak istiyorum. Bu toplantı, sadece bizim fikrimizdi. Ne Türk tarafından ne de Kürt tarafından olumlu yönde herhangi bir teklif aldık. İki tarafın değil, bizim sorumluluğumuz altında girişilen bir inisiyatiftir. Abdullah Öcalan tarafından üretilen kendi fikirleri parlamentoda yasa çıkaracakları zaman dikkate alınacaktır. Kendisinin parlamento için ürettiği öneriler dikkate alınacaktır”  “Koordinatör ülke temsilcisi”nin bu ifadeleri AKP’ye bir direktif midir? Demişim.. Merak ettim!
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , | Merak Ettim!.. için yorumlar kapalı
Ara 05

Çözüm (“ihanet”) sürecine ilişkin yol haritasını kim biliyor?

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Çözüm (ihanet) sürecine ilişkin yol haritasını kim biliyor?
 
Öncelikle belirtelim ki PKK biliyor! Ceyhun Bozkurt, Aydınlık’ta İmralı tutanaklarını yayınlıyor: Öcalan, sürecin nereye doğru gittiğini kendisini ziyaret eden BDP/HDP milletvekillerine şöyle anlatıyor: “Basına yanlış şeyler yansıdı. ‘Öcalan bağımsızlıktan, federasyondan, özerklikten bilmem neden vazgeçti’ dediler. Ben hiçbir şeyden vazgeçmedim. Benim temel görüşüm şudur: Silahlı çatışmaya son vermek, sıkı sıkıya yasal demokratik mücadeleye sarılmak ile olur. Bu, ’yasa çıktı, çıkmadı’tartışması da mesele değil. Bunların hepsi demokratik siyaset aşamasının birer parçasıdır sadece.. Anayasal çoğunluk ile Meclis bir çağrı yapabilir sanırım. Beni şaşırtmayın. ‘Tarihi çatışma sürecini sona erdirdik’ dediysem ‘barış oldu’ demiyorum. Legal siyasete evrensel bağlılıktan ve mücadeleden söz ediyorum. Hiçbir şeyden vazgeçmedim. Ben sadece, ‘demokratik Türkiye olmadan bunların hiçbiri olmaz, zamanı da değil, arabayı atın önüne koymayın’ diyorum. Önce demokratik Türkiye olmalı.” Öcalan’ın “Demokratik Türkiye” dediği nedir? Öncelikle demokratik özerklik değil midir? Bunu defalarca açıklamadı mı? Yani Öcalan, çözüm sürecinin yol haritasını biliyor, çünkü haritayı kendisi çiziyor!
***                                                                                                                                                                                                                                                               Çözüm sürecinin yol haritasını, Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, Hakan Fidan ve Abdullah Öcalan biliyor, peki başka kim biliyor? Radikal’den Ezgi Başaran, CIA’nın eski Türkiye-Orta Doğu sorumlusu Graham Fuller ile görüştü. Ezgi Başaran’ın “Çözüm sürecinin sonunda nasıl somut adımlar atılmış olacak sizce?” sorusuna Fuller şöyle cevap verdi: “Kürt tarafı bir tür idari ve kültürel özerklik elde etmiş olacak diye düşünüyorum. Minimum hedef bu. Türklerin büyük bölümü ademi merkeziyetçilikten yana aslında. Sadece Kürt şehirleri için değil, tüm Türkiye için. Dolayısıyla sözünü ettiğim özerklik daha geniş bir ademi merkeziyetçiliğin parçası olacak. Bunun dışında müzakerelerin nereye varacağını kestirmem zor. Bir çok kişi bana bunun sonunda bağımsız bir Kürt devleti olur mu diye soruyor? Bilmem. Ama Türkiye bu durumu zekice yönetirse böyle bir bağımsızlık ihtimalinin söz konusu olmayacağı kanısındayım. Bağımsızlık, Kürt meselesini yanlış yönettiğinde muhtemel olur.” 
***                                                                                                                                                                          
Ahmet Davutoğlu’nun belki 50 defa zikrettiği  “Yeni Türkiye” ne demek? Onun cevabını da Graham Fuller biliyor. Çünkü “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adıyla kitap yazarak Türkiye’nin nereye doğru evrileceğini planlayan kendisi… Daha doğrusu Amerikan Kongresi’nin 1896’da aldığı Türkiye’yi Anadolu Federasyonu’na çevirmek kararını uygulamaya döken kişi Fuller’dir. Bu projeye göre Türkiye İstanbul başkentli Hıristiyan bir devlet olacak. Eyaletlerin isimlerini ise  “Veneto’dan Bartın’a bisiklet turu” diye düzenlenen, Türk halkının milli kimliğe bağlılığını koparma operasyonlarından birinde dağıttıkları haritada açıklamışlardı. Dağıttıkları harita, Roma dönemindeki eyaletleri esas alıyordu: “Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Pont, Ermeniya, Antakya ve Mezopotamya…” Görüldüğü gibi haritada Kürtlerin adı bile geçmiyor! Ama PKK’yı işte bu haritayı gerçekleştirmek için kullanıyorlar! Genelkurmay bu yol haritasını biliyor mu?
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/akp-ve-pkknin-yol-haritasini-kim-biliyor-31888yy.htm
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , | Çözüm (“ihanet”) sürecine ilişkin yol haritasını kim biliyor? için yorumlar kapalı
Ara 04

Birlikte Rahmet Var!…

1hareketli_dalgalanan_bayrak_1
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Birlikte Rahmet Var!…
 
Farklılıklar yok elbet, çoklarımız bir bizim
Varlarımızla hem de yoklarımız bir bizim
Ayrı gayrı yok bizde, köklerimiz bir bizim
Ayrılıkta hep azap, birlikte rahmet vardır!
 
Sarılmışız kıskıvrak yaprak olup bir gülde
Yankılanır sesimiz kanaryada, bülbülde
Vicdanlar haykırıyor her gönülde, her dilde
Ayrılıkta hep azap, birlikte rahmet vardır!
 
Sevgide ve saygıda gerçek ağımız birdir
Vatan, bayrak, kültür ve tarih bağımız birdir
Medeniyet yolunda modern çağımız birdir
Ayrılıkta hep azap, birlikte rahmet vardır!
 
Kir katmak isteyen var, tertemiz özünüze
Kıyamet tellalları kin kusar yüzünüze
Mızrakla mı sokmalı gerçeği gözünüze?
Ayrılıkta hep azap, birlikte rahmet vardır!
 
Rahman’a güvenenler birlikten  hiç kaçar mı?
Her yana, her anına, korku zulüm, saçar mı?
İnsanoğlu bu çağda  bir olmaktan naçar mı?
Ayrılıkta hep azap, birlikte rahmet vardır!
 
Yarış olmalı şimdi ikilikten birliğe
Her vakitten daha çok, çok muhtacız dirliğe
Banalım yürekleri birlikteki gürlüğe
Ayrılıkta hep azap, birlikte rahmet vardır!
 
04.11.2014
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , | Birlikte Rahmet Var!… için yorumlar kapalı
Ara 03

Satılan Sadece Toprak Mı? (1)

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Satılan Sadece Toprak Mı? (1)
 
İşte Kamu İktisadi Teşekküllerinden (KİT) satılanlar.
 
1-Taksan, 2-Gerkonsan, 3-Seka Afyon işletmesi , 4- Seka Balıkesir işletmesi, 5- Seka Çaycuma işletmesi, 6- Seka Kastamonu işletmesi, 7- Seka Aksu işletmesi, 8- Seka Taşucu tersane alanı, 9- Seka ya ait 4 taşınmaz, 10- TDZ Sakarya işletmesi, 11- THY usaş, 12- TDİ Trabzon limanı, 13- TDİ Dikili limanı, 14- TDİ Kuşadası limanı, 15- Sümer holdinge ait Merinos Halı Fabrikası, 16- Sümer holdinge ait Eryağ, 17- Sümer holdinge ait Adıyaman işletmesi, 18- Sümer holdinge ait 117 adet taşınmaz, 19- KBİYE ait 103 arsa, 89 lojman, 20- EBÜAŞ-Meybuz, 21- EBAÜŞ’a ait 54 taşınmaz, 22- Tekel kaya tuz, 23- Tekele ait 30 taşınmaz, 24- Esgaz, 25- Bursagaz, 26- Eti bakir, 27- Eti gümüş, 28- Eti krom, 29- Eti elektrometalurji a.ş, 30- Çayeli bakır işletmeleri a.ş, 
 
Babalar gibi sattılar!”                                                                                                                                                                                                                               (Devam edecek)
 
Kaynak: http://www.uludagsozluk.com/k/akp-nin-5-y%C4%B1lda-satt%C4%B1klar%C4%B1/
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Satılan Sadece Toprak Mı? (1) için yorumlar kapalı
Ara 02

“Selçuklu Devletinden Günümüze Öğretmen” (2)

2014_kpss_tarih_osmanlida_egitim_sistemi_h116267
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Selçuklu Devletinden Günümüze Öğretmen” (2)
 
Cumhuriyetin ilk yıllarında bir öğretmen 23 cumhuriyet altını alabilecek kadar maaş almaktadır.
1980 – 1990 yılları arasında öğretmen, subay, doktor maaşı eşit düzeyde bulunmaktadır.
Yıl 2004 -2005 polis, imam, öğretmen maaşı eşit düzeydedir.
Yıl 2011 eşit işe eşit ücret uygulamasıyla öğretmen maaşı memur, hizmetli maaşından düşük hâle gelmiştir.
MEB tarafından yapılan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) Açık Lise, İlköğretim ile Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı (MTSK) gibi sınavlara ödenen ücretler şöyle sıralanmaktadır:[3]
İl İlçe Milli Eğitim Müdürü: 111.64TL
Şube Müdürü: 106.07TL
Şef: 89,31TL
Memur-Hizmetli: 66.99TL
Şoför: 55.82TL
Emniyet Amiri: 72.56TL
Polis Memuru: 55.82
Öğretmen:40 TL[4]
Yukarda açıklamaya çalıştığımız Selçuklu ve Osmanlı döneminden beri devam eden Cumhuriyet ile birliktede devam eden öğretmen ücret politikalarının 1990’lı yıllardan itibaren öğretmenler aleyhine değişim gösterdiğini görüyoruz. Bunun  sonucu öğretmenler ay sonunu getiremez duruma gelmiştir.  Türk Eğitim-Sen’in  24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle yaptığı anket çalışması sonuçları bu paralelde önemli veriler sunmaktadır bizlere. Ankete göre öğretmenlerin % 89,2’sinin borcu vardır.[5]
Bir ülkede öğretmen mutsuzsa, o ülkede toplumun mutlu olmasını beklemek hayalcilik olur. Bu tabloya göre sizce öğretmenlerimiz mutlu mu?
Eğitime gereken önemi vermeyen milletler başka beyinlerin, başka milletlerin kölesi olurlar. (K.Ş.)
 
Kaynak: Kaynak: www.tarihgazetesi.net   Yusufhan KEPEZLİ
[1]İbrahim Balık, Anadolu Selçuklu Medreselerinin İdareci Ve Hizmetli Kadrosu, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,Yıl 2001 , Cilt 3 , Sayı 2
[2]Hasan Akyol, Osmanlı Devletinde Eğitim Öğretim, Türk Eğitim Tarihi, Otorite Yay., s.133
[3]http://egitim.bugun.com.tr/ogretmenlerin-sinav-ucreti-isyani-haberi/197605
[4]http://kamugazetesi.com/haber/sinav-gorev-ucretine-ogretmen-isyani-12212.html
[5]http://www.turkegitimsen.org.tr/haber_goster.php?haber_id=15454
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | “Selçuklu Devletinden Günümüze Öğretmen” (2) için yorumlar kapalı
Ara 01

Alçalmanın derecesi;’Çukurlaşmak’

kadir-misiroglu_606061     images  
Alçalmanın derecesi; ‘çukurlaşmak’
 
“Erdoğan’ı Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanlığı’na ben ikna ettim” diyen… “ABD’nin Irak’ı işgal etmesine AKP’nin destek vermesi konusunda ne diyorsunuz?” sorusuna, “Ankara’ya gittim, ABD’ye destek vermesi için Tayyip’le bir saat konuştum” diyen… Mehmet Akif’e,  “Pezevenk” diyebilen Kadir Mısıroğlu daha nice pisliğine tüy dikip, “10 Kasım’da, saat 9’u 5 geçe kenefe gidin. Husumetinizi, hissiyatınızı diri tutun!” afişi hazırlatmış ve bunu da internet sayfasında yayımlanış…
Söyler misiniz Allah aşkına bu Kadir Mısıroğlu, Mehmet Akif’le ahrette nasıl helalleşecek?
Ne demek ahlakı ve dürüstlüğü ile temeyyüz etmiş ve İslâm âlemi ile Türk milletinin yüreğinde sıcak bir yer bulmuş bir insana “Pezevenk” demek?  “Toprağın altına girmiş” insanlar için, “Ölülerinizi hayırla yâd ediniz” tavsiyesinde bulunan Efendimiz Hz.Peygamber(s.a.v.)’e meydan okurcasına bir sarhoşun bile ağzından kolay kolay çıkmayacak sözleri söylemek, fiilleri tavsiye etmek!
Lağıma benzer ağızlarıyla ortalığı kokutanlar ve ondan hiç hazzetmeyenler, isteseniz de, istemeseniz de siz Atatürk’ün Haçlılardan kurtardığı bir Türkiye’nin ekmeğini yiyor, suyunu içiyor, onun kurduğu devletin makamlarında oturuyor, onun açtığı mecliste milyarlarca lira maaş alıyorsunuz.
Kadir Mısıroğlunu ve onun gibi düşünen bütün zevatları kınıyorum.
Bu cumhuriyette yaşama haklarını kendi elleri ile yok eden bu ve benzeri zevatın bu cumhuriyeti, bu vatanı daha fazla kirletmeden terk etmelerini istiyorum.
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ataturk-diyememek-32587yy.htm
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Alçalmanın derecesi;’Çukurlaşmak’ için yorumlar kapalı
Kas 29

Akıl ve Akıl Uykusu

imagesAkıl ve Akıl Uykusu
 
Akıl donanımı, müspet bilgiler önceliği biz Türkler için de geçerli. Pek çok bilim insanımız bu konudaki ’perişanlığımızı’bildiği için, yurt dışında edindikleri ilginç bilgileri sadece öğrencileriyle değil; bizlerle de paylaşıyorlar. Gezdikleri ülkelerin insanlarındaki akıl donanımını anlatarak; Türk halkını bilginin, bilimin iklimine çekmeye çalışıyorlar. İşte bu soylu işi yapanlardan birisi de Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sayın İbrahim Ortaş! Sayın Ortaş bilimsel çalışma için gittiği İsrail’deki izlenimlerini anlatırken “İsrail’de Eğitim Birinci Öncelik” başlıklı bölümde şöyle diyor: “İsrail güvenlik kaygısı en yüksek olan ülkelerin başında geldiği için eğitime çok önem vermektedir. Onun için eğitim her şeyin başında geliyor. İsrail’in Orta Doğu’daki varlık nedeni eğitim, bilim ve teknolojiye verdiği önemde gizlidir. Küçük ancak nitelikli nüfusu ile uçak ve elektronik sanayisi ile dünyaya meydan okuyabilmektedir. Tarım teknolojileri tohum ve damla sulama teknikleri ile dünyanın tarımsal çehresini değiştirmiştir. Ünlü Çin özdeyişinde belirtildiği üzere” Planın, hedefin bir yıllık ise pirinç ek; on yıllık ise ağaç dik, yüz yıllık ise insan yetiştir “ anlayışına uygun olarak insana yatırım yapmış. Üniversitelerinde dünya klâsmanında bilim yapılmaktadır.” İşte İsrail’in gücü bu sözlerde saklı! Ve İsrail şu günlerde Gazze’yi yıkıyor, yakıyor, öldürüyor ve bizler de üzülüyoruz… Peki… İsrail niçin bu kadar üstün? İsrail üstün; çünkü o küçücük devlet, insan beynine yatırım yapıyor. Bir din devleti olmasına karşın; insanını öncelikli olarak teknolojik bilimlerle donatıyor. O çölde, akıllara durgunluk veren harikalar yaratıyor. Eğitimde hiçbir şeyi ıskalamıyor; yurttaşlarını yaşamın en zorlu günlerine hazırlıyor. İşte bunun için İsrail -savaş da dahil- her konuda başarılı… Yaşadığımız dünyanın gerçeği şudur: Devletler halkını ezdirmek istemiyorlarsa, yaratıcı eğitime öncelik vermeli; yüksek teknoloji destekli ağır sanayi kuracak üstün beyinler yetiştirebilmeli. Acımasız bu dünyada onurluca ayakta kalmanın başkaca bir yolu da yoktur!
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/israil-ve-akil-uykusu-31834yy.htm
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , | Akıl ve Akıl Uykusu için yorumlar kapalı
Kas 28

Ziya Paşa’dan

ziya-paşa-sözü
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ziya Paşa’dan
 
Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
(Nasihat ile uslanmayanı tekdir etmeli -azarlamalı- , tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir -dayaktır-) 
 
Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez
Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan
(Gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa talihsiz olanın bahçesine bir damlası bile düşmez.) 
 
Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-i fenâdan
Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan
(Faniliğin kan dolu çeşmesinden bir yudum içen, bir daha başını belâ yağmurlarından kurtaramaz.) 
 
Asude olam dersen eğer gelme bu cihâne
Meydâne düşen kurtulamaz seng-i kazâdan
(Eğer mutlu ve sakin lmak istersen bu dünyaya hiç gelme; çünkü şu hayat meydanına bir defa düşen kaza taşlarından -ızdırap verici dertlerden- kurtulamaz.)
 
Dehrin ne safâ var acaba sîm ü zerinde
İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde
(Dünyanın altınında ve gümüşünde ne mutluluk olabilir ki? İnsanlar ahiret yolculuğuna çıkarken bunların hepsini geride bırakır.) 
 
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | Ziya Paşa’dan için yorumlar kapalı