Tem 21

HOŞ GELDİN, MÜBAREK GÜZEL RAMAZAN!

 
ramzan-ne-zaman-basliyor 
Oruçtur insanı melekleştiren
Ölüm ötesini güzelleştiren
Bir iç aydınlığı gerçekleştiren
Hoş geldin mübarek güzel Ramazan
 
Mana âleminden derya sunan dil
Aşk ile ağlayan ruhlara mendil
Oruç gönülleri ışıtan kandil
Hoş geldin mübarek güzel Ramazan
 
Mukabele yapıp, meşveret kurun
Tüm kötülükleri zincire vurun
Esiri olmayın nefsi durdurun
Hoş geldin mübarek güzel Ramazan
 
Mağfiret ayının çalmakta suru
Bütün müminlerin sonsuz gururu
Allah’ın zamana akseden nuru
Hoş geldin mübarek güzel Ramazan
 
Bu ay günahlardan arınmaya koş
Rabbi’nin evine barınmaya koş
Hak ile secdede sarınmaya koş
Hoş geldin mübarek güzel Ramazan
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | HOŞ GELDİN, MÜBAREK GÜZEL RAMAZAN! için yorumlar kapalı
Tem 20

Hadis-i Şerifler

 

1988fs5

 
 
 
 
* “Kişinin namazına, orucuna bakmayın; konuştuğunda, doğru konuşup konuşmadığına, kendisine emniyet edildiğinde, güvenilirliğini ortaya koyup koymadığına; dünya kendisine güldüğünde, takvayı elden bırakıp bırakmadığına (menfaat anındaki tavrına) bakıp öyle değerlendirin.”

 * “Kim yarım kelime ile dahi olsa bir mü’minin öldürülmesine yardım ederse kıyamet günü, alnında ‘Allah’ın rahmetinden mahrumdur.’ yazılmış şekilde Allah’ın huzuruna çıkar.” (İbn Mace, Diyât, 1)

 
* “İnsanlardan Allah’ın en çok buğz ettiği (sevmediği) üç kişi vardır:
– Harem bölgesinde (Mekke’de) olup da inkârcı olan,
– Müslüman olduğu halde cahiliye adetini benimseyen,
– Haksız yere bir Müslüman’ın kanını dökmek için kan davası peşine düşen.” (Buhari, Diyât, 9)
 
* “Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa sanki bütün insanların hayatını kurtarmış olur.” (Maide sûresi, 5/32)
 
* “Haramdan bir lokma yiyenin kırk gün namazı ve sabah duası kabul olmaz. Haramın bitirdiği et, cehenneme layıktır.”
 
* “Kim on dirhem bir elbise alır da onda bir dirhem haram bulunursa o elbise üzerinde bulunduğu sürece Allah onun hiçbir namazını kabul buyurmaz.”
 
* -Allah: “İyi iş işleyene iyi hayat yaşatırız.” (Nahl 16: 97)
 
* – İşlenen kötülükler kalbi kirletir.” (Mutaffifin 83: 14)
 
* “-Haram da bellidir, helal de. Bunların arasında şüpheli şeyler vardır. Bunu çokları bilmez. Şüpheli şeylerden sakınan dinini ve ırzını kurtarır. Şüpheli şeye düşen harama düştü demektir. Yasaklanmış bir koru kenarında sürü güden çoban gibi. Uyanık olun, her melikin bir korusu vardır. Allah’ın korusu da haramdır. Bedende bir et parçası vardır. O iyi olursa, bütün beden iyi olur. O bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte o da kalptir.”
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , | Hadis-i Şerifler için yorumlar kapalı
Tem 19

Özgür Suriye!

ozgur-suriye-ordusu_429819ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Washington Enstitüsü’nden Andrew Tabler ise Esad’ın gitmesi konusunda eskisi kadar ümitli değil. Ve şöyle diyor: Esad iktidarda kalsa da bir çok bölge Esad’ın kontrolü dışında kalacak. Elimizde yeterince kötü olan, terörizme destek veren Suriye var iken şimdi üç parçaya ayrılmış Suriye olacak. Ve hepsinde terörist gruplar var olacak. Ve Suriye bölgede en fazla kimyasal silah stokuna sahip olan ülke.
AKP Hükümetinin izlediği Suriye politikasının sonucudur yukarıdaki resim. Çünkü, Suriye’nin bu hale gelmesine; isyancılara, en fazla da El Kaide’ye destek vererek AKP Hükümeti yol açmıştır. Ancak retoriğin arkasına kendi ordusunu tarumar ettiğinden güç koyamadığı için Şam’ın indirdiği ağır darbeler karşısında da sessiz kalmak zorunda kalmıştır. Uçağımız düşürüldüğünde susmuştur, sınır kapımız bombalandığında susmuştur, Reyhanlı bombalandığında susmuştur. Yunanlar Ege’de Türk adalarını işgal ederken susmuşlardır.
Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir hükümet, içeride kendi vatandaşına karşı bu kadar bölücü ve baskıcı, şiddet uygulayan, dışarıda da bu kadar korkak olmamıştır. İçeride halkı birbirine karşı kışkırtır iken % 50’yi sokağa çıkmaktan zor alıkoyuyorum der iken söyledikleri konusunda ise Ahmet Hakan 27 Haziran 2013 günü Hürriyet’te şöyle demektedir; “Son söz: Müslüman’a yalan söylemek, iftira atmak ve gerçeği çarptırmak yakışır mı? Biz böyle bir dine mi iman ediyoruz? Allah’ın Resulü böyle mi yaptı?”
Taksim’de silahsız gençler karşısında şahin kesilenler, PKK’ya karşı ordunun kendisini savunmasını engellemişlerdir. Barzani’yi en iyi ortakları yapmış, Kerkük’ten Telafer’e uzanan çizgide Türklerin ezilmesine göz yummuşlardır. Selcan Taşçı, 27 Haziran 2013 günü Yeniçağ’da; “Stratejik Derinlik diye yaptığınız Orta Doğu’da Türk’e kazılan mezarların tarifi miydi!” derken durumu anlatmaktadır.
Peki, bütün bunlar neden böyle olmaktadır diye sorarsanız; bence verilebilecek en iyi cevabı Teğmen Cihan Arık, Ergenekon Davası’nda son savunmasında vermiştir. İşte genç teğmenin söyledikleri; “Ben, iktidar olmak için başkalarının rütbelerini söken adamla değil; vatanını kurtarmak için kendi rütbelerini söken bir liderle aynı okuldan mezun oldum.”
 
Kaynak:http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27290
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , | Özgür Suriye! için yorumlar kapalı
Tem 17

Öfkeli Erdoğan

430138_442574765812955_950125647_n
Âdem (a.s) bu yana kimi peygamber evlat ve eşleri suç işlemediler, günahkâr olmadılar mı? Şimdi biz bu evlat ve eşler yüzünden masumiyetleri Allah(c.c.)’ın kefaleti altında olan peygamberleri suçlayacak mıyız?
Öfkeyi siyaset sanatı zanneden Sayın Erdoğan, Gezi Parkı eylemcileri ile Gezi Parkı eylemlerini desteklemeyenler arasında öfke ile hüküm veriyor. Milletin bir yarısı leh ve aleyhine öfke ile hüküm vermenin mânevî mesuliyetinin altından hangi ruh, hangi beden kalkabilir?
İmam Hatip kökenli Sayın Erdoğan’ı ve onun bu öfkeli kararlarına destek veren bütün Müslümanları Hz.Muhammed(s.a.v.)’le baş başa bırakıyoruz:
Ebu Bekre (r.a)’dan rivayet edilmiştir:
“Abdurrahman b. Ebi Bekre der ki: Babam, Sicistân’da kadı olan Abdullah ibn Ebi Bekre’ye: sen, öfkeli olduğun halde, iki kişi arasında hüküm verme! Çünkü, Resulullah (s.a.v)’i: ‘Hiçbir kimse öfkeli olduğu halde, iki kişi arasında hüküm vermesin!’buyururken işittim’ diye mektup yazdı. Mektubu, onun namına ben yazdım.
Konu ile ilgili bir rivayet ise şu şekildedir: “Hakim, öfkeli iken, iki kişi arasında hüküm veremez.
Bu hadis(in bu şekildeki metinlerin)i; Buhârî, Müslim, Tirmizî ile Nesâî rivayet etmiştir.
Ebu Davud’un konu ile ilgili rivayeti ise şu şekildedir: Ebu Bekre, (Sicistân’da kadılık görevinde bulunan Abdullah/Ubeydullah isimli) oğluna bir mektup yazarak, Resulullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
Hâkim, öfkeli iken, iki kişi arasında hüküm veremez. Nesefi’nin diğer bir rivayeti ise şu şekildedir: Abdurrahman b. Ebi Bekre der ki:
“Babam, (Sicistân’da kadı olan Abdullah/Ubeydullah’a hitaben) bana şu mektubu yazdırdı: Öfkeli iken, davacıların/bir davada birbirine zıt iki hüküm konusunda (kesinlikle) hüküm verme. Çünkü Resulullah (s.a.v)’i: Hiçbir kimse, öfkeli iken, hasımlar arasında (kesinlikle) hüküm vermesin buyururken işittim.”
İslâm hukukunda kadıların hüküm verirken öfkeli olmamanın yanında, yorgun, uykusuz ve çok aç olmamaları konusunda da hükümler mevcuttur.
Başbakan hem öfkeli, hem yorgundur.
Gelin görün ki milletin yüzde ellisi hakkında bu öfkeli ve yorgun haliyle günde birkaç defa hüküm vererek adaleti ortadan kaldırmaktadır.
Ülkeleri çökerten en müessir fiil ise adaletsizliktir. Tarih, adaletin ortadan kalktığı devlet ve milletler çöplüğüdür. Çünkü adalet kalkınca mânevî değerler dâhil her şey tahrip olur.
Türkiye’de adaletin ortadan kalkıp kalkmadığını görmek için, yolsuzluk, boşanma ve alkol tüketimi, emanetlerin ehline verilmemesi, zinanın artması ve hatta suç sayılmaması, helâl ve haramın önem taşımaması, verilen sözde durulmaması, borçların ödenmemesi gibi hususların geldiği boyuta bakmak yeter de artar bile.
Allah(c.c.) milletimizi ve bütün insanlığı adaletsizlikten, adaletsiz yöneticilerden korusun.
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27231
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Öfkeli Erdoğan için yorumlar kapalı
Tem 16

Ben Sevmem!

images 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ben sevmem!
Benden bilgiliyi!…
 
Ben sevmem!
Benden becerikliyi!…
 
Ben sevmem!
Benden yürekliyi!…
 
Ben sevmem!
Benden başkasını seveni!…
 
Ben sevmem!
Benden başkasını öveni!…
 
Ben sevmem!
Benden emir almayanı!…
 
Ben sevmem!
Benden korkmayanı!…
 
Ben sevmem!
Benden olmayanı!…
 
Tavsiye: Beni daha da tanımadıysanız lütfen bir doktora gidin.
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | Ben Sevmem! için yorumlar kapalı
Tem 15

Yıldırım Beyazid’in Şahitliği

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 YARGI MENSUPLARINA İTHAF!
 
Bursa’da Ulu Camii’nin yapımında mimarbaşı bir işçiyi tokatlamıştı. Olay Kadı Molla Fenari’ye intikal etmişti. Molla Fenari de olayı gören Yıldırım Beyazıt’ı kadılığa çağırmıştı.
Davalı ve davacıdan sonra gelen Yıldırım Beyazıt Kadılığa girdiğinde Molla Fenari “oraya oturun” diye yer gösterir. Kadı:
“Murat oğlu Yıldırım Beyazıt sen olayı görmüşsün, nasıl gördün, kalkın, kimliğinizi açıklayın önce” der.
Yıldırım Beyazıt kalkarken başı döner, zoraki ayakta durur, titrek bir sesle, “Murat oğlu Yıldırım Beyazıt benim,” der. Kadı Molla Fenari;
“Başınız mı döndü” diye sorar. Beyazıt;
“Öyle oldu” diye cevap verir. Kadı:
“Neden?” diye sorar. Beyazıt:
“Bilemem” der. Kadı:
“Sabah… Daha önce de döner miydi?” Beyazıt:
“Bir defa döndü. Kalkarken.” Kadı:
“Şarap dönmesi midir?” Beyazıt:
“Neden sorarsın? Dava ile ne ilgisi vardır?” Kadı:
“Sorumuz dava ile ilgilidir, cevabı verilmelidir. Baş dönmesi şaraptan mıdır diye sorulduydu.” Beyazıt:
“Bilemem.” Kadı:
“Geceleri geç vakitlere kadar şarap içip eğlendiğini bilenler var. Dün gece içtiniz mi?” Beyazıt:
“Evet, içtim.” Kadı:
“Olay gününün gecesinde de işrette miydin? Beyazıt:
“Evet” Kadı Molla Fenari işçiye dönerek, “başka şahidiniz var mı” diye sorar? İşçi:
“Yok” der. Kadı:
“Tanık olarak gösterdiğiniz Murat oğlu Yıldırım Beyazıt’ın şahitliğini geçerli kabul etmiyorum. Şarap alışkını olanlar işret gecesinin gündüzü baş ağrılı olurlar. Şarabın uyuşturucu gücüde devam eder. Görüşü bulanık yapar. Bulanık görüşte tam bir görme yoktur. Murat oğlu Yıldırım Beyazıt gibi devamlı şarap içenlerin gördükleri ise şüpheli bir görüştür. Bir kadı olarak söylediklerini doğrudur diye kabul edemem. Şahit gidebilir. Yargılanmayı dinleyecekse şu yana geçsin,” der.
Önce kadıya kızan Yıldırım Beyazıt Han, bu yargılama sonucunda:
“Tanrıya şükür senin gibi bir kadı Yıldırım Beyazıt’ın zamanında yaşadı, yoksa boşuna ömür geçirmiş olurdum” diye şükretti.
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | Yıldırım Beyazid’in Şahitliği için yorumlar kapalı
Tem 14

Efsanelerin Efsanesi!

VATANSEVER26_1344581169146
Kanımıza dokunuyor Cizre’de dağıtılan naylon diplomalar ve milletin varlığına başkaldırış. Devlet-i Aliye adına göğsümüzü siper ettiğimiz evkafın başı “soruşturuyoruz” dese de yemiyoruz gayri. Vali vazifesini yerine getirmeyip iktidarın memuru rolünü oynarken, kaymakam ile başvekil ne yapsın? Eli kolu bağlanıp kışlalarına hapsedilen askerin çaresizliği, işgalcinin polisi görünümüne bürünen emniyetin teslimatı ile girdim efsanelerin efsanesinin yanına…
“Oğul unutma… Açılımın sonu saçılımdır. Biz buralarda yatarken beş kişi mecliste boy gösterecek… İleri demokrasi adına, gök ekinler gibi bizleri biçecekler. Ne Haberal ne Balbay ne de Allah’ın aslanı Alan… Öcalan serbest bırakılmadan rehin tutulmaya devam edeceğiz.”
O konuşuyor biz dinliyoruz… Her şeyi ve tüm gelişmeleri bizlerden çok daha iyi değerlendirmesi karşısında söylenecek sözümüzde yok. “15 Temmuzda sözde Balyoz’un duruşması var. Ama Aysel Tuğluk’un on yıllık, Sebahat’in sekiz yıllık, Leyla’nın on beş yıllık, Ahmet Türk’ün ve de diğerlerinin bilmem kaç yıllık kesilmiş cezaları sumen altı… Onlar yeter ki özgür ve özgürlükçü olsun… Biz de planlarını bozduk diye yatalım öyle mi? Bu millet bu yalana inanıyorsa ne diyelim be evlat…” serzenişi ile noktalarken Engin Paşa’ya karşı araya giriyorum. Ukalalık baş belası.. “İyi de Komutanım uyanış başladı gecenin en karanlık anı sabaha yakın olanıdır.” Aslanın yelesini kabartması gibi yutkunurken yine boyun adaleleri sertleşiyor. “Bahr’ı Fecir… Uyanışta, Gezide o bilinci tam anlamıyla göremedim oğul…” diyor.
“Sabah vakti taarruzu… Bahr’ı Fecir başlangıcı” arasındaki stratejik farkı fark ettirmek için ne yazsan nafile.
“Allah… Allah…” 

images (1)

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27293

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | Efsanelerin Efsanesi! için yorumlar kapalı
Tem 13

Mevzubahis Vatan!

dur yolcu* “Vatan sevgisi imandan gelir.”Hz. Muhammed
 
*”Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır”.  Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır.” Mustafa Kemal Atatürk
 
*”Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Mithat Cemal Kuntay
 
*”Benden eğerimi isteyiniz vereyim, atımı isteyiniz vereyim. Fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin veremem.” Mete Han
 
*”Bir memleketin saha bakımdan büyüklüğü onun gerçek büyüklüğünü ifade etmez ve bir milleti millet yapan arazisi değildir.” Thomas Henry Huxley
 
*”İnsan vatanını sever, çünkü hürriyeti, rahatı, hakkı vatan sayesinde kaimdir”. Namık Kemal
 
*”Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker görmedim.” Hamilton
 
*”Vatan aşkını artırmak için en emin yol, bir müddet yabancı bir memlekette kalmaktır.” William Shenstone
 
*”Vatan bir milletin evidir.” Ahmet Mithat
 
*”Vatan için katlanılan ölüm kadar tatlı ve şerefli bir ölüm var mıdır?” Horatius
 
*”Vatan sevgisi ahlakta iyiliği, ahlakta iyilik de vatan sevgisini meydana getirir.” Montesquieu
 
*”Vatan sıhhate benzer, değeri kaybedilince anlaşılır.” Süleyman Nazif
 
*”Vatan, çalışkan insanların omuzları üstünde yükselir.” Tevfik Fikret
 
*”Vatana olan borcunu ödemeden ölen insan bedbahttır”.  J. Fletcher 
 
*”Vatanı için ölmüş bir insan mesut insandır.” Virgilius
 
*”Vatanında ölmeyen iki kere ölür” “İ.Habib Sevük
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Mevzubahis Vatan! için yorumlar kapalı
Tem 12

O kafa!…

images (1)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Demokrasi denen şuh ve işveli dilber, genellikle hâki rengin tasallutuna mâruz kalırdı. O kadar mâruz kalırdı ki, artık aralarındaki mâruz kalma durumu muydu, yoksa yarı gönüllü bir alışkanlık mıydı, burası biraz karışık tarihin içinde..
“Bu ülkeye komünizm gelecekse de biz getiririz” diyen kafa ile “Zigana vâdisinde portakal yetişmez” diyen kafa aynı kafadır. “Halk plajlara hücûm etti, vatandaş denize giremiyor” diyen kafa ile “Asmayacaktık da besleyecek miydik?” diyen kafa aynı kafadır. “Demokrasi bir araçtır” diyen kafa ile “Şeriat sandıktan da çıksa iktidar olamaz” diyen kafa aynı kafadır.
Bütün bunlarla, “Camiye ayakkabılarıyla girdiler, camide içki içtiler” diyen kafa, “çapulcu” diyen kafa, “faiz lobisi” diyen kafa, “polise operasyon emrini ben verdim” diyen kafa, “kandan besleniyorlar” diyen kafa, “Reyhanlı’da öldürülenler Sünniydi” diyen kafa, “biz de bir milyonu toplarız” diyen kafa aynı kafadır; iktidarın, gücün şehvetidir bu.
O kafalar, demokrasi denen nâzenini dillere düşürenler, adını çıkartanlardır.
Kutsanan bir bâkire gibi, muhafaza edilmesi gerekenler listesindedir aslında demokrasi ama bir türlü o muameleye lâyık görülmez.
Ülkenin bir tarafında meydanı dolduran kalabalığın elinde on binlerce insanın kanından sorumlu bir câninin posterleri ve o câninin örgütünün bezleri sallanır, bunun adına ‘demokrasi’ denir, aynı ülkenin diğer bir tarafında bir baba ve sekiz yaşındaki kızı biber gazına boğulur, onların meydanlardaki gösterilerinin adı ‘vandalizm’dir.
Ülkenin bir yanında on binlerce insanın kanını elinde taşıyan örgüt kendi polis teşkilatını kurar, İmralı’daki câninin resimlerini taşıyan tişörtleriyle kimlik kontrolü yapar, devletin polisini yaralar, bu ‘demokrasi’nin cilvesi ve ‘basit bir izci örgütü’ dür, aynı ülkenin diğer yanında bir eylemci polis kurşunuyla öldürülür, bunun adı ‘meşru müdafaa’ dır, zaten öldürülen kişi bilmem hangi sol örgüte mensuptur, silahsız da olsa öldürülebilir.
Ülkenin bir yanında bir ‘açılım çocuğu’ Türk askerine “gidin buradan, burası T.C. toprağı değil, Kürdistan” der, bunun adına ‘demokrasi’ denir ve ‘açılım çocuğu’nun ‘anlaşılması’ gerekir, aynı ülkenin diğer yanında elinde Türk bayraklarıyla sokaklarda yürüyen çocuklar ‘çapulcu’ olur.
Ülkenin güneyinde bir komşusunun siyâsi muhalefeti ‘baş tâcı’ edilir, bunun adı ‘demokrasi ve insan hakları’ olur, ama yine aynı ülkenin güneyde bir kadîm şehir, bir kadîm diyar, bir soydaş şehir, bir Türk şehri Kerkük’te Türkmenler şehit edilir, bunun adı bile konmaz, derin ve kahrolası bir sükût kaplar aynı ülkenin hükümetini.
 
Kaynaktan alıntıdır. http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27285
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | O kafa!… için yorumlar kapalı