Ağu 20

Türkün Zaman Tüneli…

601070_10152288198438484_573636710_n
Osmanlının son dönemlerinde bazı yanlışlara rağmen, İttihat ve Terakki iktidarı ve ordu Osmanlı Devleti üzerindeki oyunların en önemli engelleriydi. Bir süre bu iktidarla çalışılsa da, onun zamanla bertaraf edilmesi, ordunun da tasfiyesi gerekiyordu. Zaman zaman ağır şartlar kabul ettirilip ordu ve İttihat Terakki iktidarının itibarı yok edilmek isteniyordu. İngilizler bazı tavizler almalarına rağmen, hedeflerine varamamışlardı. Ordu mensupları önce suçlanacak, sonra tutuklanıp sürgüne gönderilecekti. İttihatçıları istedikleri gibi kullanamayan İngilizler, padişahı ve padişahın İttihatçı düşmanlığını kullandılar. İttihat Terakki’nin yerini işgalcilerle işbirliği yapan Hürriyet-i İhtilaf Partisi aldı. Siyasi çekişme ve kavgalardan yabancılar faydalandı. İttihatçıların döneminde ordudan atılanlar geri döndü.
İngilizler ve saray savaş döneminde Ermeni ve Rum tehcirlerini esas alarak sorumluların cezalandırılmasında işbirliği yaptılar. Yabancılarla işbirliği yapmayan ve engel görülenler Malta’ya sürüldü. İttihatçıların darbe yapacakları propagandası yayıldı. Ermeni tehciri dolayısıyla kamu görevlileri aleyhine akla gelmeyecek iddialar ortaya atıldı ve o dönemin yandaş medyası ile toplumun beyni yıkandı. Bugün bu çizginin devamı olanlar, “Devlet kendisiyle yüzleşmeli” diyerek “hepimiz Ermeniyiz” çığlıkları atıyorlar. Ermeni iddialarını adeta savunuyorlar.
Osmanlı’nın bu karmaşa ortamında, ülke çıkarlarından ve devletten yana olmak prim yapmıyordu. Bazıları o dönemin ABD’si olan İngilizlerde kurtuluşu arayarak İngiliz Muhipleri Cemiyetine, bazıları ise; Wilson Prensipleri Cemiyetine postu sermişlerdi. Bunlar olurken sözde barbar Türklere karşı Anadolu’nun işgali de başlamıştı. Rumları kurtarmak, Ermenileri katledenlere karşı Anadolu işgal edilerek ceza verilmeliydi. İngilizler her konuda bize hizmet edeceklerdi. Bundan dolayı işgalci İngilizlerin varlığını güçlendirmek için “Heyet-i Nasıha” adlı ikna grupları vardı. Bunlar o dönemin akilleriydi.
Bunlar olurken askeri güçler ve çeşitli kamu kuruluşları sivil otoriteye bağlanıyordu. Yandaş medya hem savcı ve hem hâkim rolü oynuyor, işe yarayacak hâkim ve savcılar göreve getiriliyor, Ermenilere kötü muamele yapılmasını engelleyemediği iddialarıyla Boğazlıyan kaymakamı Kemal Bey ve birçok kamu görevlisi haksız yere idam ediliyordu.
İşin enteresan tarafı 1919’da kurulan Damat Ferit Hükümeti Sosyalist Fırka’ca desteklenmişti. Sosyalisti, batıcısı, sözde bazı İslamcısı hep beraber Osmanlı’yı yok etmek için uğraşılıyor, milli çizgide olan herkesle mücadele ediliyordu. Zaten yetersiz olan yerli sermaye devre dışı kalıyor, yeni yeni İngiliz şirketleri ülkeyi işgal ediyor, bankalar ele geçiliyor, yenileri kurduruluyordu. Şirketlerde Türkçe kullanma zorunluluğu kaldırılıyordu.
 
Kısacası “Türk’ün Zaman Tüneli” devam ediyor.(K.Ş)
 
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=26740
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , | Türkün Zaman Tüneli… için yorumlar kapalı
Ağu 19

Atatürk Der ki!…

ataturk-290
*”Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım. O, esaret ve aşağılığı kabul etmez.” 1919 
 
*”Esas Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlık edinilmesiyle sağlanabilir. Ne kadar zengin ve bayındır olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir millet, uygar insanlık karşısında uşak olmak durumunda yüksek bir işlem için değer taşıyamaz. Yabancı bir devletin koruma ve esirgemesini benimsemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güç yetmezliği ve uyuşukluğu benimsemekten başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağılığa düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı getirmeleri asla düşünülemez”.1920
 
*”Oysa, Türk’ün haysiyet ve kendine inancı ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!” 1920
 
*”Dolayısıyla ya istiklâl, ya ölüm!” 1920 
 
*”Memleketin ellide biri değil, her tarafı tahribedilse, her tarafı ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız”.1920
*”Bizi imha etmek görüşü karşısında mevcudiyetimizi silahla muhafaza ve müdafaa etmek pek tabiîdir. Bundan daha tabiî ve daha meşru bir hareket olamaz.” 1921
 
*”Millî mücadelenin maksat ve gayesi tam istiklâlini ve kayıtsız-şartsız egemenliğini sağlamak ve sürdürmektir. Millet, dış istiklâlini kazanmak için, lâzım gelen hattı hareketini misakı millî ile ifa etmiştir. Millî hakimiyetini elde edebilmek için, takibi lâzım gelen hareket hattını da Teşkilâtı Esasiye Kanunu ile tesbit etmiştir.”1923
 
*”Ben ve benim gibi birçok vatandaşlar, kardeşler, milletin asıl vatanı, ümitsiz felâkete düştüğü zaman görevli oldukları, vicdanen, namusen, haysiyeten yükümlü bulundukları vazifeyi yapmak mevkiinde kaldılar. Bunu elbette yapacaklardır. Yapmaları mecburi idi, vicdani idi, insani idi, millî namus gereği idi. Ben bu mukaddes esasların dışında hareket edebilir mi idim? Efendiler; elbette edemezdim. Türk Milleti’nin hakiki hiçbir ferdi bu gereklerin haricinde hareket edemezdi. Ben elbette bu elim manzara karşısında vicdanımın emirlerine muhalif, millî namusumuza aykırı hareket edemezdim.” 1925

 

*”Ben, 1919 senesi mayıs içinde Samsun’a çıktığım gün elimde, maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk Milleti’nin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu millî kuvvete, bu Türk Milleti’ne güvenerek işe başladım”.1937

 
 
 
Kaynak: http://forum.kanka.net/archive/index.php/t-32285.html
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | Atatürk Der ki!… için yorumlar kapalı
Ağu 18

Kurtuluş Savaşı Devam Ederken

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Tarih, 24 Şubat 1921.
Kurtuluş Savaşı devam ediyor.
İstanbul’da, Sevr Antlaşması gereğince son askeri kıtalar terhis ediliyor, subayların büyük bölümü açığa çıkarılıyor. Yani askerlikleri otomatik olarak bitiyor.
Bu ortamda Cenap Şehabettin bu feci olayı kutlayan biçimde bir makale yazıyor.
 
Yakup Kadri Karaosmanoğlu bu yazıya cevap veriyor.
Özetle:
 
“… fakat bizde -gerek şimdi olsun, gerek eski devirlerde olsun- kalem sahipleri toplumun en korkak, en zelil, en metanetsiz bir sınıfını teşkil ederler.
… bunlardan birisi (Cenap Şehabettin), geçenlerde zamana uyduğunu ispat fikriyle, dün diz çökerek öptüğü kılıcın üzerine tükürdü ve ‘Bugün kışlalar kapanıyor, sancaklar yırtılıyor, zâbit kılıcına ve mahmuzuna veda ediyor’ diye sevinçle haykırarak zıplamaya başladı.
Onun fikrine ve yahut devrin anlayışına göre, bütün felâketlerimizin sebebi kılıç ve silahtır.
… Eğer işimiz kalemle siyasete kalsaydı, hiç bu hale gelir miydik? Kalem ve siyaset!.. Fakat hangi kalem, hangi siyaset?
Taraf taraf kışlalar açan, daha doğrusu bütün dünyayı geniş bir kışla haline sokan düşmanın önünde kendi kışlalarının birer birer kapandığına ve kendi askerlerinin birer birer ortadan kaybolduğuna sevinen yazarın kalemi mi?
Hakkını müdafaaya, varlığını korumaya azmetmiş bir milletin ağzını yumruğu ile tıkayıp ve göğsüne tekmesini basıp kendi hakkında verilen bir idam kararını öperek başına koyan devlet adamlarının siyaseti mi?
… Şu içinde bulunduğumuz çıkmazda kalem sahiplerimizden bazılarının, vatanî görevlerini görmek şöyle dursun, … daima vatanın çıkarlarının tersine hareket etme günahından kurtulamadıkları açıktır.
Bu milletin silahlı kısmı, tam 100 yıldan beri, durmadan, aydın olduğunu iddia eden bir zümrenin isyan ve hatalarını, kendi bileğinin kuvveti ve kendi göğsünün kanıyla düzeltip temizlemekten başka bir şey yapmıyor.
 
Dün böyleydi. Ya bu gün!?… (K.Ş.)
 
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27686
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , | Kurtuluş Savaşı Devam Ederken için yorumlar kapalı
Ağu 17

Tarihe İşlenmiş Sözüm Var!


poster
                                                                                                                                                                                                             Caniler bir olup pusu kursa da
Dostum dediklerim beni vursa da
Boğmak için soluğumda dursa da
Mazide ders veren özüm var benim!
Tarihe işlenmiş sözüm var benim!
 
Kendi gücüm ile bu güne geldim
Güneşle aramda dağları deldim
Hiç sönmeyen ışıklara yöneldim
Mazi de ders veren özüm var benim!
Tarihe işlenmiş sözüm var benim!
 
Beyinler kararı yanlışta alsa
Sinir sistemime ters haber salsa
Yapar görevini tek parçam kalsa
Mazi de ders veren özüm var benim!
Tarihe işlenmiş sözüm var benim!
 
Sarsa da caniler dört bir yanımı
Akrep iğnesinde bulsam canımı
Sevgi ile yaşatıp her anımı
Mazi de ders veren özüm var benim!
Tarihe işlenmiş sözüm var benim!
 
Beni, dünden tanır dostlar, düşmanlar
Aklı başa alır mı ki pişmanlar?
Yemin ediyorum falan, fişmanlar
Mazi de ders veren özüm var benim!
Tarihe işlenmiş sözüm var benim!
 
Bana saldıran şu kuduz kediler
İçten dıştan bir kurt gibi yediler
Çaldığım kapıdan “defol” dediler
Mazi de ders veren özüm var benim!
Tarihe işlenmiş sözüm var benim!
 
Zannettiler ki, bir zamanlar bittim
Çağdaş yılanları elimle ittim
Kendi enerjimle kendime yettim
Mazi de ders veren özüm var benim!
Tarihe işlenmiş sözüm var benim!
 
Şeytan tuzağını bozmuşum bir bir
Beni bunaltan his kalbimdekidir
İradem kalbimi yola getirir
Mazi de ders veren özüm var benim!
Tarihe işlenmiş sözüm var benim!
 
Kenan ŞAHBAZ
18.11.1999
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , | Tarihe İşlenmiş Sözüm Var! için yorumlar kapalı
Ağu 16

Diyanete Vicdani Bir Soru…

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Diyanet bütçesiyle fark attıDiyanet İşleri Başkanlığı 4 milyar 604 milyon liralık bütçe büyüklüğüyle; İçişleri Bakanlığı (İdris Naim Şahin) 2 milyar 888 milyon, Sağlık Bakanlığı (Recep Akdağ) 2 milyar 490 milyon, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Teknoloji Bakanlığı (Nihat Ergün) 2 milyar 469 milyon, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Erdoğan Bayraktar) 1 milyar 880 milyon, Kültür ve Turizm Bakanlığı (Ertuğrul Günay) 1 milyar 851 milyon, Dışişleri Bakanlığı (Ahmet Davutoğlu) 1 milyar 614 milyon, Ekonomi Bakanlığı (Zafer Çağlayan) 1 milyar 381 milyon, Kalkınma Bakanlığı (Cevdet Yılmaz) 1 milyar 198 milyon, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Taner Yıldız) 600 milyon, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (Hayati Yazıcı) 503 milyon ile Avrupa Birliği Bakanlığı’nı (Egemen Bağış) 213 milyon solladı.Kaynak:http://t24.com.tr/haber/diyanetin-butcesi-11-bakanligi-geride-birakti/215871
 
Diyanet bu devasa bütçeyle ne yapıyor?
 
Torba kanunla Diyanet kanununda bir değişiklik yapılarak Kur’an Kurslarının “iaşe ve ibade ve diğer ihtiyaçlarının” bütçelerini hazırlamak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevleri arasına
eklendi.
“Şimdiye kadar kim yapıyordu?” sorusunun cevabı evinizin yakınındaki Caminin altındaki Kur’an Kursunu ayakta tutmayan hocaefendi ve hocahanımlarda.
Diyanet, kursların ihtiyaçlarının (elektrik, su ve yakacak dahil) kursiyer yavruların ailelerinden toplanmasını buyuruyor. Eğer Hocaefendi böyle bir görevi yerine getiremiyorsa cebinden karşılıyor. Camiyi, lojmanı halk yaptırır, bunların giderlerini halk karşılar; Kur’an Kurslarının giderlerini hocalar ve halk karşılar, hatta Müftülük inşaatlarında bile cemaat yardımına başvurulur.
Peki Allah aşkına sormak istiyorum, 12. büyük bütçeye sahip Diyanet bu devasa bütçeyle ne yapar?
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27476
  
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Diyanete Vicdani Bir Soru… için yorumlar kapalı
Ağu 15

En Çabuk Kirlenen Yer Yürektir.

 cimg2420
Bir padişah, erkândan birkaçıyla payitaht civarında bir gezintiye çıkmıştı. Bir kaç saat sonra yolları üzerindeki bir nar bahçesinin kıyısında mola verdiler Olgunlaşmış, tam kıvamını bulmuş olan narlar iştah kabartıyordu. Padişah bahçe içinde çalışmakta olan yaşlı bir adamı yanına çağırdı sordu:
“Bu güzel nar bahçesi kimin?” “Benimdir efendim, babamdan miras kaldı.” “Oğlun, uşağın var mı?” “Allah bize oğul uşak vermedi efendim, karı kocadan ibaret iki kişilik bir aileyiz.” “Peki ben de bu ülkenin hükümdarıyım, şuradan bir nar şerbeti sıksan da içsek.” İhtiyar kalaylı, tertemiz bir tas getirdi. Ağaçtan iki nar kopardı ve sıktı. İki nar tam bir tası doldurdu. Padişah içti ve çok beğendi. Vücuduna bir zindelik ve ferahlık yayılmıştı. Çiftçi padişahın beraberindeki herkese nar şerbeti ikram etti. Padişah ve adamları bedenlerinin kazandığı bu zindelikle ihtiyara veda edip yola koyuldular. Yolda şeytan padişahın kafasını karıştırmaya başladı. “Madem bu ihtiyarların mirasçıları yok, ne yapacaklar böyle güzel nar bahçesini, bir kaç kuruş verip ellerinden alayım” diye düşündü. Geri dönerlerken aynı bahçenin yanında yine konakladılar. Padişah ihtiyardan bir tas daha nar şerbeti yapmasını istedi. İhtiyar bir tas nar şerbeti yapıp sundu. Fakat padişah bu defa nar şerbetinin tadını pek beğenmedi. Sabahkine hiç benzemiyordu. Sordu: “Baba ne oldu böyle, bu nar şerbeti sabahki ile aynı nardan değil mi? Bunun tadı hiç de hoş değil.” “Aynı nardan evlat, aslında tadında da bir değişiklik yok, asıl değişen sizin kalbiniz. Tebaanızın malına göz koydunuz, bunun için de narların tadı değişti. İyi niyet sunduğunuz şiddette size geri döner. En çabuk kirlenen yer yürektir.
Su ve sabun tüm kirleri yıkar ama yüreğinizde barındırdığınız fesatlık hiçbir şekilde temizlenmeyecektir.”
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , | En Çabuk Kirlenen Yer Yürektir. için yorumlar kapalı
Ağu 14

Uyu Uyu Yat Uyu!

HaberRes_30008
 
 1960′ lı yıllarda ilkokulda öğretmenler “Uyu uyu yat uyu” fişleri ile okuma yazma öğretirlerdi. Bunun bütün Türkiye’de uygulandığını düşünün ve şu anda 50-70 yaşlarındaki vatandaşların nasıl uyutulduğunu anlayın. Malum “Kore Savaşları” neticesinde Nato’ya giren Türkiye’ye “Marshall” adlı yardımlar ile Amerika’dan gelen süt tozlarının kazanlarda su ile karıştırılıp süt yapılarak dağıtıldığını düşündükçe bu gün olanları daha iyi anlıyorum. Şimdiki uygulamalar ise uzay çağını yaşıyor.(K.Ş)
Asıl konuya gelelim. 
 * * *
Selahattin Demirtaş, CNN Türk’te Hüseyin Yayman, Utku Çakırözer ve Hande Fırat’ın yönettikleri programda Türkiye’nin 20-25 bölgeye bölünmesi talebinde bulunuyor…
BDP’li Gültan Kışanak, “Kürdistan’ı kuracağız, Öcalan da başımızda olacak” diyor…
Ahmet Türk, “Anayasal statü ve özerklik” diye bas bas bağırıyor..
“Kürdistan’a karakol yapmayın”  dayatması hükümet tarafından kabul görüyor, Mehmetçiğin çekildiği karakollara PKK militanları yerleşiyor, Türk Bayrağının indiği direklere PKK paçavraları çekiliyor…
Suriye’nin kuzeyi resmen “Kürdistan” oluyor… Öcalan,  “Sabrım taştı, ya verdiğiniz sözleri tutun, ya ben bu işte yokum diyeceğim” tehditleri savuruyor…
Erdoğan ve AKP yönetimi hâlâ, milletin gözünün içine baka baka,  “Tek bayrak, tek devlet dedik, PKK’nın Türkiye’den kopma gibi bir talebi yok” yalanı ile milletin aklını, gerçeği görenlerin ise midesini bulandırıyor ve basiretleri iyice bağlamak için de “Süreç başlayalı analar ağlamıyor, şehit cenazeleri gelmiyor” edebiyatında şaheser üzerine şaheser vermeyi sürdürüyor..
***
Sözün özü..
Türkiye maalesef ülkesini 36 parçaya bölen.. PKK’nın her istediğine  “Evet”  diyen..  Devlet dairelerinde  “T.C.”  ibaresinin kalkmasına yeşil ışık yakan.. Zinayı serbest, domuz etini kasaplık et konumuna getiren… “Türk milliyetçiliğini ayaklar altına”  alıp etnik milliyetçiliklere toz kondurmayan.. Görevi devraldığında Türk Bayrakları ile dolu dağları taşları PKK paçavrası ile donatılmış bir ülke haline getiren bir Başbakan..
Ve bu Türkiye yine ülkesini başta komşuları olmak üzere bütün ülkelerin düşmanı haline getiren tarihinin en başarısız Dışişleri Bakanı ile yönetilmekte…
Buna rağmen her ikisi de kendilerini sanki bin yılda bir yetişen devlet adamı olarak gören ve on milyonlar tarafından da öyle görülen bir tarihi dönem yaşıyor, Türkiye…
Biz, “İyi uykular” dedik amma inanın buna “Uyku” bile denmez… Öldük de, haberimiz mi yok, yoksa.
 
Birileri bize “cimdik” atsa da uyansak! (K.Ş)
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27648
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Uyu Uyu Yat Uyu! için yorumlar kapalı
Ağu 12

Felak ve Nas Surelerini Bilmeyenler Lütfen Öğrensin!

AKP’nin önerisiyle Emniyet Genel Müdürlüğü’nün  “İhbar noktası projesi” Sovyetler Birliği döneminde KGB’nin kurduğu ihbar sisteminden mi esinlenerek uygulanacaktır.. Öyle ki, “çocuk, anne-babasını ihbar eder” denilirdi. Aynı tespitler Hitler Almanya’sı için de yapılırdı. Muhbirlik kültürü, insanların olgunlaşmasını, dolayısıyla faydalı işler üretmesini engeller. Muhbirlik kültürü içinde yetişmiş bir insandan topluma fayda gelmez. Felak ve Nas Surelerini Bilmeyenler Lütfen Öğrensin! (Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.) K.Ş
Zaten, “söz getirip götüren, arkadan çekiştiren, ara bozucu, fitneci” kimseler bütün dinlerde kınanmıştır. Müslümanların kutsal kitabı Kur’an’ın son iki suresi konuyla ilgilidir. Bu sureler namazlarda okunur ama anlamını çok kimse bilmez.
2105f6cb30e000e804dcc8d1bf14df8e5c0d7b1288001
 
 
 
 
 
                       
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 Hemen ardından gelen Nas suresi şöyledir:  images
İnsanların kurduğu tuzaklara karşı, bu duaların okunması gönül ferahlığı sağlar… İnsanın kendine güvenini artırır.
Şayet ihbar kutuları kurulursa, önlerinden geçerken, herkes Felak ve Nas suresini okumak durumunda kalacağı için bilmeyenler lütfen öğrensin!… 
 
 
 
Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=27647
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , | Felak ve Nas Surelerini Bilmeyenler Lütfen Öğrensin! için yorumlar kapalı
Ağu 11

Altın Sözler

resimli-atasozleri.jpg609f734f494fe9cbebd9cc2166030493 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

* “Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?” Necip Fazıl Kısakürek

*Şu anda ‘düşünme,konuşma, sus, unut!’ K.Ş

* Yurtdışında yabancı gazetecilerin, “Atalarınızın Viyana’da ne işi vardı?” sorusuna cevaben;

Osman Bölükbaşı: “Haçlı Seferleri’ne iade-i ziyaret!”

* Mecliste bir gün kürsüde hararetle DP’yi eleştirirken Menderes’te dayanamayıp “in ordan aşağı ” diye bağırınca cevap verdi ” İNEK MENDERES, İNEK” diye cevabı çakar. Osman Bölükbaşı

* “Irak’ta ve Afganistan’da insan vurmak çok zevkli(2005)” dediği ses kayıtlarıyla ortaya çıkan Amerikalı Korgeneral James Mattis’in mensubu bulunduğu orduyu Irak ve Afganistan’da hürriyet için evlatlarını feda eden bir kurum olarak değerlendiren ve “İnşallah en az kayıpla ülkelerine dönerler” duasında bulunan Başbakan’ın umudu, aynı ordunun Suriye’de Esad’ın işini bitirmesi idi.

* İsmet İnönü’nün çalışma arkadaşlarından birisi, “Paşam sizin hiç Allah demediğiniz söyleniyor halk arasında, arada sırada da olsa kalabalıklara hitâb ederken Allah lâfzını kullanınız” der. İnönü, bir sonraki mitingin sonunda kalabalıklara vedâ ederken, “Allahaısmarladık” der ve kendisini bu konuda ikaz eden arkadaşına da “Allah dedim işte oldu mu?” der.

* Koyuna bir çamçak kımız içirmişler, hemen heyecanla sormuş:

-“Kurdun evi nerede?”

* ‘Allah aklını kullanmayanları pisliğe mahkûm eder!’

* ‘Bir toplumu oluşturan bireyler iç dünyalarını değiştirmeden, Allah da o toplumun gidişatını değiştirmez.’(Ra’d, 11) ”

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı