Haz 30

Türklük bir kültürdür!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ülkeyi ayrıştırmaya yönelik soruların iliştirildiği anketler devam ediyor. Millet ise gereken cevabı veriyor.
 “Kendinizi hangi etnik kökene ait hissediyorsunuz?” sorusuna % 77.9 “Türk”, % 10.3 “Kürt” yanıtı geldi.
Türkiye’de 36 etnik grup var denilmesine rağmen milletin büyük çoğunluğu Türk olduğunu söylemiştir. Bazı yöneticilerimiz ise  Türk  olduklarını söylemekten kaçınmaktadırlar.
Bir zamanlar bu tür soruları sormaya hiç kimse cesaret edemezdi. Şimdi her şey çizgisinden çıktı. Medya karşısında söylenenlerden daha da önemlisi gizli yapılan görüşmelerde nelerin söylendiği değil midir. Gizli toplantılarda konuşulanlar kamuoyuna sızdırılınca farklı söylemlerde ardı ardına gelmektedir. Adeta kamuoyunun düşüncesi yoklanmakta. Nasıl bir tepki gelecek diye beklenmektedir. Kamu oyundan tepki var ise söylenen herhangi bir söz o kişinin şahsi fikri olarak ifade edilmekte, eğer tepki yok ise o zaman ileri sürülen fikrin güzelliğinden, demokratik olmasından, insan haklarına uygunluğundan bahsedilmektedir. Medya ise bu tür işlere borazancılık etmektedır.
Kısacası insan ile, insan aklı ile oynanmaktadır.

 

Posted in Gündem | Türklük bir kültürdür! için yorumlar kapalı
Haz 29

“Kürtçe Seçmeli”

 
 
 
(Kürtçe Seçmeli) Ders
Ne yapılmak istendiği açık değil mi?

 

İşletmeci Millî(!) Eğitim Bakanı tarafından Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okutulacağı açıklandı. Daha önce TRT 6 kanalıyla yerelde farklı lehçelerden oluşan dili yani Kürtçe’yi bütünleştirmektedirler. Yapılan uygulamaların terör örgütünün istekleriyle bire bir örtüşmekte olduğu görülmektedir. Habur süreci, Oslo süreci, derken şu anda Kürtçe denilen aslında Arapça, Farsça, Türkçe, Ermenice, vs. dillerin karışımı bir dil meydana getirerek alfabesini de hazırlayacaklardır. Koordinatör ülke (İngiltere) Türkiye Cumhuriyeti Devletini parçalamak için ABD ve AB ile birlikte ve yerli işbirlikçilerle hızlı bir şekilde planı uyguluyorlar. Arap Dünyasında meydana gelen olayların nasıl bir aşamaya geldiği bilinmektedir. Şu anda Türkiye, Türk Milleti’ne ‘Ateşten Gömlek’ giydirmek isteyenlerin cirit attığı bir ülke haline gelmiştir. Bütün bunlara sesini çıkarmayanlara şu Hadis-i Şerifi hatırlatmakta fayda var. “Bir kötülük gördüğünde elinle düzelt, ona gücün yetmiyorsa dilinle düzelt, ona da gücün yetmiyorsa kalbinle buğz et. İşte bu ‘kalp ile buğz etmek’ imanın en zayıf derecesidir.” 
Biz, buğz etmeyi bile beceremiyoruz. Bu zayıf imanla Allah sonumuzu hayretsin!…

 

Posted in Yazılarım | “Kürtçe Seçmeli” için yorumlar kapalı
Haz 28

‘Radikal İslamcı, Masum Amerikan Köpeğini Öldürdü.`

 

                                                        
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     Adamın biri New York, Central Park`ta yürüyüş yaparken, aniden kuduz bir köpeğin küçük bir kıza saldırdığını görür. Koşar ve köpekle boğuşmaya başlar. Hayli uzun bir uğraştan sonra üzeri yara bere içinde kaldığı halde köpeği öldürür. Ama küçük kızın da hayatını kurtarmıştır.
Son anda bu sahneyi gören polis nefes nefese olay yerine koşar ve adamın yanına gelir. Sarılıp teşekkür etikten sonra `Sen` der `bir kahramansın, yarın bütün gazeteler seni yazacaklar. Ve göreceksin başlık da şöyle olacak;
-Cesur New York`lu küçük kızın hayatını kurtardı.`
Adam `Ama ben New York`lu değilim!` der.
Polis `Fark etmez, bu durumda gazeteler şunu yazacaklar;
-Cesur Amerikalı küçük kızın hayatını kurtardı` cevabını verir.
`Ama ben Amerikalı da değilim` der adam artık şaşırarak. Polis `
-Ya, o halde nerelisin?` diye sorunca adam cevap verir;
-`Ben Iraklıyım!`
Polis adama başka bir şey söylemez. Ama adam ertesi gün gazeteleri aldığında şöyle bir başlıkla karşılaşır;
-`Radikal İslamcı, masum Amerikan köpeğini öldürdü.`!
 
Posted in Fıkralar | ‘Radikal İslamcı, Masum Amerikan Köpeğini Öldürdü.` için yorumlar kapalı
Haz 27

Adıyla, Sanıyla Türkoğlu Türk’üm

 
 
 
 
Bütün Şehitlerimize Allah’tan Rahmet, Peygamberimizden Şefaat, Yüce Türk Milletine, Ailesine sabırlar ve başsağlığı dilerim. 
 
 
 
 
 
 
  
Hürriyete aşık özümün özü
Keskindir kılıçtan ırkımın sözü
Titretir alemi öfkemin yüzü
Çağlar ötesine geçmektir ülküm
Adıyla, sanıyla Türkoğlu Türk’üm
 
Bilinmekte altın çağım, erliğim
Dile mi, göze mi, geldi dirliğim?
Peygamber ocağı ordu birliğim
Millî devlet benim en büyük ülküm
Adıyla, sanıyla Türkoğlu Türk’üm
 
Sabrım sınanmaya gelmez hiç benim
Dört bir yanı şehit dolu ülkemin
Özü İslam, Özü Türk’tür ilkemin
Türk-İslam ülküsü gönülde ülküm
Adıyla, sanıyla Türkoğlu Türk’üm
 
Bu ümit, bu özlem, sanmayın kurur
İçimdeki volkan kaynayıp durur
Can verir bu millet vatan kurtulur
Benim ilelebet Turan’dır ülküm
Adıyla, sanıyla Türkoğlu Türk’üm
 
Yakışmıyor başka adlar hiç bana
Türk adıyla asırlardır her şana
Kucaklaşıp ırkım ile kan, kana
İki yüz milyona ulaşmak ülküm
Adıyla, sanıyla Türkoğlu Türk’üm

 

Posted in Şiirlerim | Adıyla, Sanıyla Türkoğlu Türk’üm için yorumlar kapalı
Haz 26

Son Yüzyılın Dahisi ATATÜRK!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Atatürk’ün Okuduğu Kitap Sayısı

 

3997’yi Atatürk’ okuduğu kitap sayısı. Günde 1 kitap okumuş olsa, yılda 365 kitap eder. Bu da neredeyse 11 yıl demektir. . Yani hayatının 11 yılını kitaba geçiriyor. Kitaplar yeterince hacimli olduğu kadar yabancı dille yazılmışı da var. Fransızca. Ağırlıklı olardan Dil, Din, Tarih, Edebiyat kitaplarından oluşmuş. “Bir kitabı 2 günde okusa” 22 seneye karşılık geliyor. Atatürk, başladığı hiçbir işi yarm bırakmayan bir lider olmasından mıdır, nedir, kitapları da yarım bırakmamış? Herbir kitabı 3 günde okusa hesap 33 yıla çıkıyor…. Hayatını cephelerde, kongrelerde, Meclis’te, Türkiye Cumhuriyetini kurmakla geçiren, ayrıca milletveki, bakan, parti yöneticileri, komutanlarla Çankaya’da sabahlara kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni konuşan,Kurduğu devletin il ve ilçelerini dolaşan Atatürk,nasıl oldu da bu kadar kitabı okumaya zaman buldu. Hatta kitapları üzerlerine yazılarla notlar düşerek inceledi. Bunu hangi lider başarabilir. Var mı bir örneği?

 

Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır… Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye’nin doğması yeni Türkiye’nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan ve o zamandan beri koruması, Atatürk’ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye’de giriştiği derin ve geniş inkılaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur. John F. KENNEDY (A.B.D. Başkanı, 10 Kasım 1963)

 

Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır. Franklin ROOSEVELT (A.B.D.Başkanı, 10 Kasim 1963)

 

Akıllı ve barışçı yöntemlerle gerçekleştirdiği eseri halkların tarihinde izlerini bırakacaktır.
Albert LEBRUN Fransız Cumhurbaşkanı

 

Yeni Türk Devleti ile Ankara Andlasması’nın imzalanması nedeniyle; “Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı” diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap: Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O’nun tüm askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir andlasma imzalamaktan gurur duyuyorum. (1921) Fransız Başbakanı BRIAND

 

Savaş Türkiye’yi kurtaran, Savaştan sonra da Türk Milletini yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de büyük kayıptır. Her sınıf halkın O’nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahraman ve modern Türkiye’nin Ata’sına değer bir görünümden başka bir şey değildir.(1938) Winston CHURCHILL İngiltere Başbakanı

 

Bütün bunlar övgü değil, gerçek!

 

Posted in Hikayeler | Son Yüzyılın Dahisi ATATÜRK! için yorumlar kapalı
Haz 25

DECCAL;

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

19. Ve son bir alıntı. Armageddon: «İngilizce’de sevdiğim terimlerden biri “self-fulfilling prophecy” dir. Bu yazının başlığı terimin tam Türkçe karşıtı olmasa bile, anlam açısından demek istenene çok yakındır. Bu gibi inanışların birçok örneği vardır. Bunların arasında Karaip adalarında uygulanan “Voodoo” büyüleme tekniği vardır. İstatistiklere göre, “Voodoo”’un kendilerinin ölümü için yapıldığını bilenlerin ölme orantıları bilmeyenlerden çok daha yüksektir. Bu inançların en ilginci ve belki de en tehlikesi Hiristiyanların, özellikle Amerikan evangelist Hisistiyanların “Armageddon” inancıdır. Bu inanca göre Dünyanın sonuna doğru, bütün dünyayı kapsayan “İyi” ile “Kötü” arasındaki savaşta İsa geri dönecek ve “İyilerin” zaferine önderlik ettikten sonra bin yıl sürerecek “Dünya Saltanatını” kuracaktır. Bu saltanattan sonra İsa’ya inananlar onunla birlikte Cennet’te gidecek ve Müslüman ve Yahudileri de içeren diğerleri (ki dünya nüfusunun yüzde 75’ine yakın) Cehennem’e yollanacaktır. Armageddon’a inananlar tarih boyu değişik senaryolar uydurmuşlar ve her 15-20 yıl son savaşın hemen geleceğini, İncil’e dayanarak, saptadıklarını açıklamışlardır. Olaylar, yaptıkları hesapların saçmalıklarını her defasında açığa vurmuşsa da, bu Armageddon bezirganları yılmadan yeni senaryolar çizmişlerdir. Bir ara Armageddon’unKomünist (Kötü) ve Kapitalist (İyi) sistemleri arasında olacağını bizlere duyurmuşlar, Komünizm çöktükten sonra senaryoyu sarı ırkla (Çin) beyaz ırk arasındaki savaşa çevirmişlerdir. (Bu senaryolar revaştayken Amerikan başkanı Armageddon’a inanan Reagan idi. Bir ara Reagan’ın, inancını bir düğmeye basarak kolayca gerşekleştirebileceğini düşünüp epey korkmuş, fakat onun sekiz yılını kazasız belasız atlatınca biraz rahatlamıştım.) Çin, hem Avrupa’ya ve hem de Amerika’ya yaklaşınca bu senaryo da suya düşmüş, ve böylece bu sivri zekalılar birkaç yıl sessiz kalmışlardır. Fakat dünya’da bir gerçek varsa, o da bu gibi kişilerin yılmadan (utanmadan) yeni teoremler yaratmasıdır. Armageddon’a inanların en son senaryoları büyük savaşa Orta Doğu’da İsrail ve Araplar arasındaki mücadelenin neden olacağıdır. Şimdiye kadar uydurdukları her senaryoları boşa çıkan inanırlar için İsrail-Arap barışı bir ölüm cezası gibidir. Dolayısıyla, “inancı bütün” olanlar, özellikle Amerikan evangelist Hiristiyanları İsrail-Arap gerginliğini ayakta tutmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu amaçla iki yıl önce yaptıları Evangelist Kongresine Sharon’u çağırmışlar, ve Sharon’da Armageddon’dan sonra evangalistlerin kendisini Cehenneme yolluyacaklarını bile bile kongede “dostlarını (evangelist Hiristiyanları)” son derece mutlu eden bir nutuk atmıştır. Evangalistler, bununla beraber başka eylemlere de girişmişlerdir. Bunların arasında İsrail’e düzenlenen evangelist “kutsal” turları da vardır. Bazı Amerika’li ve İsrail’li aydınlara göre, Arap-İsrail barışının en büyük engelleri arasında Amerikan evangelist Hiristiyanları vardır. Dünya liderleri arasında Amerika Hiristiyanlarına, özellikle evangelistlere, yaltaklık yapan tek Sharon değldir. Türkiye’yi yönetenlerinin bile “dünya dostları” içinde evangelist ve kendisi gibi inanmayanların Cehenneme gideceklerine inanan Bush vardır. İlginçtir, esasında bizim liderler de kendileri gibi inanmayanları aynı yere atmaktadırlar. Bir yandan Arap-İsrail mücadelesi, öbür yandan inançları birbirine 180 derece zıt kişilerin (kurt ile kuzunun) “aynı yatakta” yatmaları Armageddon’a inanların ekmeğine iyice yağ sürmüştür. Bizim toplumun da inancına göre kurt ve kuzunun aynı yatakta yatması, dünyanın sonunun geldiğinin bir işaretidir. Suudi Arabistan’ın, Türkiye’nin ve diğer Müslüman ülkelerin evangelist Bush’la aynı yatakta yatması acaba Armageddon’un geldiğini mi gösterir?» (Bkz. Hicri Köroğlu’nun ilgili makalesi) Kaynak: http://www.gizliilimler.tr

Posted in Yazılarım | DECCAL; için yorumlar kapalı
Haz 24

Men Dakka Dukka…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 Yüksek yerlerden esen rüzgarın sesi böyle çıkıyor demek ki!…(K.Ş)
 
 
 
 
 
 
 
 
Hürriyet Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’in bu güne kadar medyada sık olarak gördüğünüz, okuduğunuz konuşmaları konu ettiği yazısının bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

-Ben sana cibiliyetsiz, seviyesiz, vizyonsuz, çapsız, yeteneksiz, dik duramayan, yüz karası, sığ ve iftiracı dediğim için kusura bakma n’olur, malum politika gereği.
– Olur mu canım ben seni anlıyorum. Ben de sana ahlaksız, omurgasız, vicdansız, ikiyüzlü, zalim, gözü dönmüş, küstah, insanda biraz utanma olur, hayatımda bu kadar yalancı görmedim dediğim için bana darılma seçmenime hoş görünmek için söylemek zorundayım.
– Sen bana din tüccarı, geri kafalı, ormanda mı yetiştin diye sorunca, ben de sana mecburen, sen ne diyorsun be, amatör şeyhülislam, fırıldaklığı bırak, kıvırmadan konuş, oy kullanmayı bile beceremedin, akşam ne yediğini hatırlıyor musun diye sormak zorunda kalmıştım, men dakka dukka hesabı…
– E tabii, sen bana, edepten adaptan uzaksın, bu tertemiz alnımı senin o lekeli dudaklarına sürdürmem, etrafa zehir saçıyorsun, ruh halin hastalıklı deyince, bana da, kul hakkı yiyenin alnı temiz olmaz, bunun elleri de temiz değil, yatacak yeri yok, kıvırma olur da 180 derecelik kıvırmayı bunda gördüm, tipik bi vaka, maskeni indireceğim demekten başka çare kalmamıştı haliyle… Bu kadar lafın üstüne, bi bardak da soğuk su rica edebilir miyim?
– Görüşmemiz olumlu karşılanmadıysa, salı günü sana giydiricem haberin olsun, dürüst ol dürüst, istismarcı falan diycem, aman diim darılma.
– Boşuna şark kurnazı demiyorum sana! Ben de iki tane konuşma hazırladım zaten salı derbisi için… Birinde umutlu olduğumu söyliycem, diğerinde umut simsarı olduğunu anlatıcam, duruma göre artık.
– Abi, arada sana da köstebek demiştim, kurban olayım kırılma, hakaret olarak şeyetme yani.
– Canın sağ olsun… Ahlak yoksunu, çirkin, müfteri, külliyen yalancı dememe cevap vermeyip, mevzuyu uzatmadığın için asıl ben sana teşekkür ederim kardeşim.
– Uzlaştığımıza göre, tamamız galiba. Ben benimkileri tembihledim, şahane şeyler konuştuğumuzu yazacaklar.
– Merak etme, benimkiler seninkilerin tivit’lerini takip ediyor, ona göre pozisyon alacaklar… Ama, sen de şu küstah yandaşlarını uyar, yalakalık yapayım derken kantarın topuzunu kaçırıyorlar.

 

Posted in Gündem | Men Dakka Dukka… için yorumlar kapalı
Haz 23

Altın Sözler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
• “Bir bölgede çarşıda pazarda milletin devletin dili yerine yerel dillerle anlaşılıyorsa er geç bölücülük başlar” Prof Patrick D. Moynihan
• “Varacağın yeri bilmiyorsan vardığın yerlerin hiçbir önemi yok.”
• “Altınları zamanla biriktirerek satın alabilirsiniz. Ancak zamanla biriktirdiğiniz altınları vererek geçen zamanı asla satın alamazsınız.”
• “Haksızlığa sapıp bütün insanlar seni takip edeceğine, adaletle hareket edip tek başına kal, daha iyi.”  Gandi
• “Adalet olmadan düzen olmaz.” Albert Camus
• “Akıl, yalnız doğrulukta bulunur.” Goethe
• “Hiçle başlayan, hiçle biter.” Cornellius Gallus
• “Tanrım, beni arkadaşlarımdan kurtar ki, kendimi düşmanlarıma karşı koruyabileyim”. Mareşal De Villars
• “Başıboşluk, sersemlerin tatilidir”. Chesterfield

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Haz 23

Gereğini Yapın!

 
 
 
 
 
 Kanlı bir terör örgütü Türkiye’yi bölmek, parçalamak istiyor, biz ağlıyoruz.  Bazı devletler tarafından desteklendiği apaçık görülüyor, biz ağlıyoruz. Bu terör örgütünün bütün  mensupları  ve uzantıları  bir devlet kurmak istediklerini ifade ediyor, biz ağlıyoruz. Bu maksatla  askerimi, polisimi şehit ediyor, biz ağlıyoruz. Öğretmenimi, mühendisimi, bütün vatandaşlarımı katlediyor, biz ağlıyoruz… Son günlerde hepimizde bir ağlama modasıdır aldı başını gidiyor… Ağlamak doğal bir işlevdir. İnsanlar duygulandıkları zaman ağlayabilirler, ancak öncelikle görevlerini yapmak zorundadırlar.  12 Eylül öncesi mağdurlarından bir solcunun, ya da bir ülkücünün mektubunu okuyan başbakan iki gözü iki çeşme ağlıyor. Bunu gören “Civanım” Başbakan yardımcısı Bülent Arınç durur mu? Öyle ki, ben daha iyi ağalarım der gibi ağlıyor. Ardından Cemil Çicek ağlıyor. En son Türk Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanı ağlıyor. 
İsrail’le öyle içli-dışlı olmuşuz, dostluğumuzu öyle geliştirmişiz ki onların ağlama duvarı önünde ağlama kuyruğuna girmiş gibiyiz. Şehit yakınlarının Şehitlerin cenaze törenlerinde o büyük acıya rağmen ‘ağlamayacağını ‘ diye feryat ediyor, biz ağlıyoruz. Yalnız vatandaşın can ve mal güvenliğinden sorumlu olan yüksek rakımlarda ikamet eden görevliler de ağlıyor. 70 milyonun  ise içi kan ağlıyor. Yetkililerin gözleri… Sorumluların göz yaşı dökmesi ‘acziyetin ifadesidir ‘diyenler bile  var.
Bunlara Yüce Türk Milleti’nin tavsiyesi var; “Ağlamayın, gereğini yapın!….”

 

Posted in Gündem | Gereğini Yapın! için yorumlar kapalı
Haz 22

Taze mi, Evladım?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yaşlı bir kadın alış veriş için pazara gider.  Pazarda balık almak için balık pazarına uğrar. Tezgahtar durmadan bağırmaktadır:
– “Canlı bunlar canlı…”
Yaşlı kadın yaklaşıp sorar:
– “Taze mi evladım?..”
Tezgahtar bozulur ve kızar:
– “Canlı diyorum ya teyze, anlamıyor musun?”
Yaşlı kadın utana sıkıla cevap verir:
– “İyi de evladım ben de canlıyım, ama ne yazık ki taze değilim.”
Posted in Fıkralar | Taze mi, Evladım? için yorumlar kapalı