Haz 21

Yüce Türk Milletini Kandırmayın!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Aşağıdaki yazı Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Bulut’un yazısından alınmıştır. Bütün bunları Türk Milleti bilmemektedir. Türkiye üzerine oynanan oyuna medya hep farklı açılardan yaklaşarak insanları uyutmuştur. Tıpkı birçok siyasinin yaptığı gibi… İşte gerçekler bütün çıplaklığı ile Arslan Bulut tarafından dile getirilmiş. Ne yapılması gerektiği açık. Terör örgütünü ve her mekanda destek vereni yok etmek! Bunun başka çözümü yok. Cesaret…cesaret… cesaret…(K.Ş.)
 
Barzani, CHP yöneticisi Mesut Değer’in de katıldığı KDP kurultayında “Kerkük Kürdistan’ındır, bunu tartışmaya dahi açmıyoruz. Birleşik Kürdistan’ı oluşturmak istiyoruz. Kürtler parça parça olamazlar artık. Kürtler tek vücuttur ve dil ekseninde bölünemezler. Çok farklı lehçeler olsa bile, Kürtçe tek dildir” dememiş miydi?
ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Pearson, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu dahil Erzurum’dan Bağdat’a kadar uzanan toprakların tek bir ekonomik bölge olması gerektiğini söylememiş miydi? Barzani’nin İnternet sitesinde “Bu coğrafya, siyasi olarak da tek bir bölge olacak, Türk askeri işgal ettiği Kuzey Kürdistan’dan çekilecektir” dememiş miydi?
Türkiye-Irak ortak Bakanlar Kurulu toplantısında aynı coğrafya, “Mezopotamya Ekonomik Bölgesi” ilan edilmemiş miydi? Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Mezopotamya Havzası, bizim vizyonumuzdur” diye konuşmamış mıydı?
Mezopotamya Projesi’ni daha önce Abdullah Öcalan da savunmamış mıydı?
Tayyip Erdoğan, Mardin’de açılım politikalarını kastederek, “Ok yaydan fırladı ve inşallah hedefine ulaşacak” açıklaması yaparken CIA danışmanı Yahudi kökenli Henri Barkey de aynı konuda “Pandora’nın kutusu açıldı, artık geri dönüş yok” dememiş miydi?
“Kürtlerin artık Türkiye’nin her yerinde yaşadığını, bu sebeple yerel düzeydeki çatışmaların artabileceğini” ileri süren Barkey, bir soru üzerine, seçimlerden sonraki anayasa değişikliğinin Kürt sorununa da çözüm getirebileceğini savunmamış mıydı? “Yeni Anayasa” ile hedeflenen nedir?
Ve Arapları Osmanlı’ya isyan ettiren Lawrence, “Bir Kürt devleti kurabilseydim, Türkleri tarihten silecektim, başaramadım” dememiş miydi? 
 
 12 Haziran genel seçimlerinden tam on gün önce, ABD Ankara Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarı Berna Keen, merkeze “acil” ve “çok gizli” bir kripto çekerek ABD’nin seçimlerden sonra Türkiye’de işleteceği takvimin şifrelerini vermemiş miydi?
Kriptoda TSK’ya yapılacak operasyonun satır başları şöyle değil miydi:
“Türk Silahlı Kuvvetleri muvazzaf personeli ile ilgili plan uygulamaları, beklenen gelişmeler doğrultusunda oluşmaktadır. İnisiyatifleri nötrdür. Aksi gelişmeler hususunda herhangi bir emare bulunmamaktadır. Genelkurmay eski başkanlarının yargılanmaları hususunda hukuki alt yapı hazırlıkları tamamlanmak üzeredir. Yargılamalar hızlanacaktır. Profesyonel ordu çalışmaları tamamlanmak üzeredir.”
Bütün bunları AKP iktidarı yapmadı mı veya yaptırmadı mı?
Kripto, ABD’nin Kürt plânı ve “Özerklik” ilanı için işletilecek takvimle ilgili önemli bilgiler de içermiyor muydu?
“Bağımsız Kürt milletvekilleri çok sert muhalefet yaparak bölgesel özerklik konusunda etkili bir konumda tartışmalı; yerel özerklik, mahalli idareler planlarına işlerlik kazandırılmalıdır.”
Bu takvim AKP iktidarı tarafından işletilmiyor mu?
Ve bütün bunların tamamı, Genişletilmiş Büyük Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi Eş Başkanı sıfatıyla Tayyip Erdoğan’ın sorumluluğunda değil mi?

 

Posted in Gündem | Yüce Türk Milletini Kandırmayın! için yorumlar kapalı
Haz 21

Bozuk Bozuk!…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yirminci asırda Türkiye’mizde
Herkes şikâyetçi kul bozuk, bozuk
Bir baş belasıdır çıktı ortaya
Milleti kandırır ‘sol ‘bozuk bozuk
 
Fakirliktir tutturmuşlar bir dümen
Solun maskesini düşürdük hemen
Devrim yobazına dedi ki şovmen*
Halkı işleyiver çal bozuk bozuk
 
İktidarda olsa dedirtti aman
Demokratik solmuş palavra, yalan
CHP de baldır dendiği zaman
Tadına baktık biz bal bozuk bozuk
  
Bakmadan giderler karanlık yola
Başına getirir çok türlü bela
Şahbaz’ım sen binme sakın o dala
Onların bindiği dal bozuk bozuk 
20.10.1979
 
*Şovmen: gösteri adamı, gösterici

 

Posted in Şiirlerim | Bozuk Bozuk!… için yorumlar kapalı
Haz 20

Bayrağıma Kan, Vatanıma Can Verdim!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bölücülük illet dedim
Esaret bir zillet dedim
Türk yüce bir millet dedim
Çağlarıma tan verdim ben!
Bayrağıma kan verdim ben!
Vatanıma can verdim ben!
Cephe cephe dolaştım hep
Kuduz itle dalaştım hep
Allah (cc) için savaştım hep
Çağlarıma tan verdim ben!
Bayrağıma kan verdim ben!
Vatanıma can verdim ben!
Kenetlendim, çözülmedim
Öz kaybedip büzülmedim
Şehit oldum üzülmedim
Çağlarıma tan verdim ben!
Bayrağıma kan verdim ben!
Vatanıma can verdim ben!
Bayrak inmesin diye
Ezan dinmesin diye
Vatan bölünmesin diye
Çağlarıma tan verdim ben!
Bayrağıma kan verdim ben!
Vatanıma can verdim ben!
Kale gibi burcumuz var
Hakk’a minnet borcumuz var
Vatanda can harcımız var
Çağlarıma tan verdim ben!
Bayrağıma kan verdim ben!
Vatanıma can verdim ben!
Düşmanlıklar yetti artık
Sanma canlar bitti artık
Şanım arşa gitti artık
Çağlarıma tan verdim ben!
Bayrağıma kan verdim ben!
Vatanıma can verdim ben!
Vatanı sevmeyen gitsin
Bu kan, bu gözyaşı bitsin
Allah (cc) bize rahmet etsin
Çağlarıma tan verdim ben!
Bayrağıma kan verdim ben!
Vatanıma can verdim ben!
Acımız çok büyük dinmez
Şehitlere ölü denmez
Birdir bu vatan bölünmez
Çağlarıma tan verdim ben!
Bayrağıma kan verdim ben!
Vatanıma can verdim ben!
Anam gönül dağlamasın
Karaları bağlamasın
Sevdiklerim ağlamasın
Çağlarıma tan verdim ben!
Bayrağıma kan verdim ben!
Vatanıma can verdim ben!
Şehit oldum canım ana
Bu en büyük onur bana
Gurur duymak düşer sana
Çağlarıma tan verdim ben!
Bayrağıma kan verdim ben!
Vatanıma can verdim ben!

 

Posted in Şiirlerim | Bayrağıma Kan, Vatanıma Can Verdim! için yorumlar kapalı
Haz 20

Geç Kalan İtiraf…

 
 
 
Dün de aynıydılar, bu günde aynılar.
Liderlerini dünya komünistlerinden seçtiler.
 
 
 
 
  
 
 
Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök köşe yazısında bir gerçeği şöyle yazıyor.
 
“Solcu yoldaşlarını öldürüp 100 bin kişiyi yollara döktüler. 
1969 yılında Ankara’da Basın Yayın Yüksekokulu’nun bir odasında bir cinayet işlendi. Mustafa Kuseyri adlı solcu bir öğrenci, o gece öldürüldü. Ertesi gün gazeteler ve radyolar, solcu genci, ülkücülerin öldürdüğünü duyurdu. Bir insan, Kuseyri’nin gazeteci amcası Şemsi Kuseyri bu işin peşine düştü. Sonunda ortaya bambaşka bir gerçek çıktı: Kuseyri’yi dava arkadaşları, yani solcular öldürmüştü. Kimine göre kız meselesinden, kimine göre ideolojik meseleden, kimine göre de şakalaşırken, odadaki öteki solcu arkadaşlarından biri tarafından vurulmuştu. Onu öldüren solcu ekip ve örgütü; ertesi gün hiç utanmadan, “Faşistler öldürdü” deyip 100 bin kişiyi, yüzlerce öğretim üyesini “Kahrolsun faşizm” diye slogan atarak yürüttü.”
Yeniçağ Gazetesi yazarı Selcan Taşçı’da şunları yazmış.
 
“Milliyet Gazetesi yazarı Hasan Cemal’de ‘Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım’ kitabında “katilin bıraktığı izleri sildiler” dediği kişi Cengiz Çandar olabilir mi? Kendinden kendi vicdanından hesap sormasını bilmeyen Cengiz Çandar kendisine bugünkü şartları sağlayan Cumhuriyet’ten, askerden Atatürk’ten yüzü dahi kızarmadan hesap sormaya kalkıyor.”
 
(1969’lardan 12 Eylül’e kadar bunu hep yaptılar. Solcu yoldaşlarını fraksiyon çatışması ya da başka meselelerden dolayı öldürüp şehirde “Faşizme ölüm” yürüyüşleri yapanlar da onlar değil miydi? K.Ş.)
Posted in Yazılarım | Geç Kalan İtiraf… için yorumlar kapalı
Haz 19

Arabistanlı Lawrence (Lavrens)

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Thomas Edward Lawrensce
 
Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı’nda İngiliz ajanı Lawrence kışkırtmaları neticesinde Arapların Türklere karşı haince davrandıklarına tarih şahittir. İşte bu dönemde orta doğudaki savaşlarda din kardeşlerimiz iki bin kişilik Şam Hastanesine 20.000 yaralı Türk askerini istif ederek hastanenin elektriğini ve suyunu keserler. Günlerce hastaneye hastane personelini sokmazlar. Sonunda, yaralı olan bütün askerlerimiz şehit olur. Hastaneden yayılan koku Şam’a yayılır.
Bir İngiliz komutan olayı öğrenince Lawrence tokatlar ve “ Sizler dünya tarihinde işlenmiş en korkunç katliamlardan birini yaptınız. Bu katliam tarihte büyük bir kara leke olarak kalacaktır” der.
(Bu, Oscar ödüllü “Arabistanlı Lawrence filminde de aynen işlenmiştir.)
 
 ‘Düşman her türlü hileden aciz kalınca dost görünür; sonra dostlukla öyle işler çevirir ki, düşman yapamaz.’ Sadi
‘İngilizlerle el sıkışırsanız, el sıkıştıktan sonra parmaklarınızı sayacaksınız bakalım yerlerinde duruyor mu?’

 

Posted in Hikayeler | Arabistanlı Lawrence (Lavrens) için yorumlar kapalı
Haz 18

Caniyi Kimler Kurtardı!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kanlı terör örgütünün elebaşısı İmralı’daki caninin idamıyla ilgili olarak TBMM’ye gelen dosyaya hangi milletvekilleri “ret” oyu vererek karşı çıktı, hangileri “kabul” oyu vererek Öcalan’ı idamdan kurtardı. Bunları, Meclis tutanaklarından alınan belgelerle yayınlıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde MHP dışındaki tüm siyasi parti milletvekillerinden çoğu Bebek katili Öcalan’ı asılmaktan kurtaran yasaya kabul oyu verdiler. Demokratik bir Meclis’te yapılan oylama sonucunda da ret oylarının yetersiz kalması idam yasasının kaldırılmasına neden oldu. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, MHP’ye “Apo’yu asamadınız” suçlamalarına verilecek en güzel yanıt Meclis tutanaklarından alınan bu belgelerdir. O dönemde milletvekili olmayan Recep Tayyip Erdoğan, Meclis locasından AKP’li 53 milletvekiline talimat verip, kabul oyu kullandırarak Öcalan’ı asılmaktan kurtarmaya fiili olarak önayak oldu. Işte tarihi oylamada kullanılan oylar ve renkleri:
 
İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan DSP milletvekilleri
Tayyibe Gülek
Melda Bayer
M.Zeki Sezer
Uluç Gürkan
Ayşe Gürocak
Aydın Tümen
Hikmet Uluğbay
Mustafa Ural
Ertuğrul Kumcuoğlu
Sebahat Vardar
Hasan Macit
Ali Rahmi Beyreli
Hayati Korkmaz
Orhan Ocak
Sadık Kırbaş
Hasan Erçelebi
Mehmet Kocabatmaz
Ali Ahmet
Ertürk Şadan Şimşek
Necati Albay
Hasan Akgün
Fadlı Ağaoğlu
Ziya Aktaş
Nami Çağan
Yücel Erdener
Ahmet Güzel
Osman Kılıç
Necdet Saruhan
Sulhiye Serbest
Masum Türker
Erdoğan Toprak
Güler Aslan
Saffet Başaran
Mehmet Çümen
Şükrü Sina Gürel
Hasan Metin
Atilla Mutman
Rahmi Sezgin
Necdet Tekin
Fikret Tecer
Ahmet Arkan
M.Emrehan Halıcı
Emin Kara
Ismail Bozdağ
Nazif Topaloğlu
Ş.Ramis Savaş
M.Cengiz Güleç
Fevzi Aytekin
B.Fırat Dayanıklı
Hikmet Sami Türk
Ömer Üstünkol
Fikret Ünlü
Hasan Suna
Erol Karan
 
İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan DYP milletvekilleri Tansu Çiller
Sevgi Esen
M. Halit Dağlı
M.Nedim Bilgiç
Mahmut Bozkurt
Ismet Attila
Musa Konyar
Ahmet Iyimaya
Yıldırım Akbulut
S.Arıkan Bedük
Mehmet Baysarı
Salih Çelen
Hasan Ekinci
Ali Rıza Gönül
A. Oktay Güner
Ilyas Yılmazyıldız
Necati Yöndar
Yahya Çevik
Necmi Hoşver
Mustafa Örs
Teoman Özalp
Oğuz Tezmen
Nevfel Şahin
A. Mehmet Çay
M.Kemal Aykurt
Mehmet Gözlükaya
Nurettin Atik
M. Salim Ensarioğlu
Salih Sümer
Ayvaz Gökdemir
Mehmet Sadri Yıldırım
Burhan Kara
Rasim Zaimoğlu
Hakkı Töre
Mehmet Dönen
Ramazan Gül
Turhan Güven
Hayri Kozakçıoğlu
Nurhan Tekinel
Hasan Ufuk Söylemez
Süha Tanık
Yıldırım Ulupınar
Mehmet Gölhan
M.Ali Yavuz
Ismail Karakuyu
Rıza Akçalı
Metin Kocabaş
Mehmet Sağlam
Metin Musaoğlu
Veysi Şahin
Ibrahim Yazıcı
Mümtaz Yavuz
Nevzat Arcan
Kemal Kabataş
Erdoğan Sezgin
Takiddin Yarayan
Kadir Bozkurt
Nihan Ilgün
Enis Sülün
Ali Şevki Erek
Eyüp Aşık
Ali Naci Tuncer
Necmettin Cevheri
Hacı Filiz
Faris Özdemir
Saffet Kaya
Mustafa Eren
 
İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan Yeni Türkiye Partisi (YTP) milletvekilleri
İsmail Cem
İbrahim Y. Bildik
Ali Tekin
İsmet Vursavuş
Gaffar Yakın
Gönül Saray Alphan
Oğuz Aygün
Esvet Özdoğu
Ahmet S. Sayın
Metin Şahin
Halit Dikmen
Tamer Kanber
M. Güven Karahan
Mustafa Karslıoğlu
Abdulsamet Turgut
Mahmut Erdir
Ali Ilıksoy
Evliya Parlak
Ali Günay
Edip Özgenç
Akif Serin
İstemihan Talay
Erol Al
Perihan Yılmaz Doğan
Bülent Ersin Gök
H.Hüsamettin Özhan
Bahri Sipahi
Cahit Savaş
Yazıcı Burhan Bıçakçıoğlu
Salih Dayıoğlu
Hakan Tartan
Kemal Vatan
Çetin Bilgir
M.Hadi Dilekçi
Nural Karagöz
Halil Çalık
M.Turhan İmamoğlu
Hasan Gülay
M.Cihan Yazar
M. Kemal Tuğmaner
Tunay Dikmen
Zeki Eker
Eyüp Doğanlar
Tarık Cengiz
Şenel Kapıcı
Metin Bostancıoğlu
Ahmet Zamantılı
Hasan Özgöbek
Mehmet Y. Ünal
Hasan Gemici
C. Tufan Yazıcıoğlu
Faruk Demir
 
İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan Saadet Partisi milletvekilleri
Rıza Ulucak
Latif Öztek
A. Cemil Tunç
Fahrettin Kukaracı
Sacit Günbay
Ahmet Sünnetçioğlu
Hüseyin Karagöz
Ali Oğuz
Osman Yumakoğulları
Bahri Zengin
A. Sever Aydın
Fethullah Erbaş
Oğuzhan Asiltürk
Yaşar Canbay
M. Niyazi Yanmaz
Musa Demirci
Temel Karamollaoğlu
Mehmet Bekaroğlu
Mustafa Kamalak
Hüsamettin Korkutata
 
İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan AKP milletvekilleri
Dengir Mir Fırat
Sait Açba
Mahmut Göksu
Mehmet Özyol
Akif Gülle
Ismail Özgün
Mahfuz Güler
Zeki Ergezen
Ismail Alptekin
Faruk Çelik
Mehmet Altan
Ertuğrul Yalçınbayır
Osman Aslan
Nurettin Aktaş
Tevhit Karakaya
Ali Er
Abdülkadir Aksu
Mustafa Baş
Ali Coşkun
Hüseyin Kansu
Mehmet Ali Şahin
Nevzat Yalçıntaş
Abdullah Gül-(O zaman Başbakandı. Şu anda Cumhurbaşkanı),
Salih Kapusuz
Mehmet Vecdi Gönül
Osman Pepe
Remzi Çetin
Özkan Öksüz
Avni Doğan
Ali Sezal
Sabahattin Yıldız
Eyüp Fatsa
Musa Uzunkaya
Ahmet Nurettin Aydın
Abdüllatif Şener
M.Ergün Dağcıoğlu
Yahya Akman
Zülfikar Izol
Maliki Ejder Arvas
Hüseyin Çelik
Ilyas Arslan
Mehmet Çiçek
Ramazan Toprak
Kemal Albayrak
Abdullah Veli Seyda
Şükrü Ünal
 
İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan Bağımsızlar
Cemil Çiçek
Numan Gültekin
Mehmet Ağar
Mail Büyükerman
Mustafa Yılmaz
Rıdvan Budak
Zafer Güler
Mustafa Düz
M.Ali Irtemçelik
Ihsan Çabuk
H.Fehmi Konyalı
 
İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan ANAP milletvekilleri
Mesut Yılmaz
Mehmet Ali Bilici
Musa Öztürk
Halil Ibrahim Özsoy
Yaşar Eryılmaz
Celal Esin
Nejat Arseven
Birkan Erdal
Yücel Seçkiner
Cengiz Aydoğan
Cengiz Altınkaya
Yüksel Yalova
Edip Safder Gaydalı
Kenan Sönmez
Beyhan Aslan
Nurettin Dilek
Abdülbaki Erdoğmuş
Seyit Haşim
Hamimi Sebğatullah Seydaoğlu
Evren Bulut
I. Yaşar Dedelek
Mustafa Taşar
Mecit Pürüzbeyoğlu
Hakkı Oğuz
Aykut Levent Mıstıkoğlu
Erkan Mumcu
R. Kazım Yücelen
Bülent Akarcalı
Ahat Andican
Aydın Ayaydın
Şamil Ayrım
Mehmet F. Fırat
Ediz Hun
Yılmaz Karakoyunlu
Cavit Kavak
Emre Kocaoğlu
Nesrin Nas
Sühan Özkan
Şadan Tuzcu
Işın Çelebi
Sümer Oral
Işılay Saygın
Rıfat Serdaroğlu
Ilhan Aküzüm
Murat Başesgioğlu
Cemal Özbilen
Sefer Ekşi
Mehmet Keçeciler
Miraç Akdoğan
Ahmet Tevfik Özal
Ekrem Pakdemirli
Ali Doğan
Süleyman Çelebi
Ömer Ertaş
Hasan Özyer
Erkan Kemaloğlu
Şükrü Yürür
Sefer Koçak
Ahmet Kabil
Mesut Ahmet Yılmaz
Ersin Taranoğlu
Mehmet Çakar
Yaşar Topçu
Ali Kemal Başaran
Eyüp Cenap Gülpınar
Kamran Inan
Lütfullah Kayalar
Ataullah Hamidi
Burhan Isen
M. Salih Yıldırım
Zeki Çakan
Ali Güner
Yaşar Okuyan
 
İdamın kaldırılmasına “ret” oyu kullanan tek parti olan MHP milletvekilleri
Devlet Bahçeli
M. Metanet Çulhaoğlu
Ali Halaman
A. Fatin Özdemir
Recai Yıldırım
Hasari Güler
Abdülkadir Akcan
Mehmet Telek
Nidai Seven
Adnan Uçaş
Mehmet Arslan
Koray Aydın
Şefkat Çetin
Sedat Çevik
Ali Işıklar
Abdurrahman Küçük
Hayrettin Özdemir
Mustafa Cihan Paçacı
Şevket Bülent Yahnici
Osman Müderrisoglu
Tunca Toskay
Nesrin Ünal
Bekir Ongun
Orhan Bıçakçıoğlu
Ali Uzunırmak
Aydın Gökmen
Hüseyin Kalkan
Hüseyin Arabacı
Ibrahim Halil Oral
Ersoy Özcan
Süleyman Coşkuner
Burhan Orhan
Orhan Şen
Hakkı Duran
Irfan Keleş
Salih Erbeyin
Ali Keskin
Mustafa Gül
Mihrali Aksu
Mücahit Himoğlu
Ismail Köse
Cezmi Polat
Mehmet Ay
Ali Özdemir
Mehmet Hanifi Tiryaki
Mustafa Yaman
Bedri Yaşar
Süleyman Turan Çirkin
Mehmet Şandır
Mehmet Nuri Tarhan
Osman Gazi Aksoy
Mustafa Zorlu
Yalçın Kaya
Hidayet Kılınç
Enis Öksüz
Cahit Tekelioğlu
Ahmet Çakar
Mehmet Gül
Nazif Okumuş
Esat Öz
Bozkurt Yaşar Öztürk
Mehmet Pak
Mustafa Verkaya
Yusuf Kırkpınar
Ahmet Kenan Tanrıkulu
Oktay Vural
Arslan Aydar
Mehmet Serdaroğlu
Sabahattin Çakmakoğlu
Hasan Basri Üstünbaş
Ramazan Mirzaoğlu
Meral Akşener
Cumali Durmuş
Kemal Köse
Faruk Bal
Ali Gebeş
Mustafa Sait Gönen
Hasan Kaya
Basri Coşkun
Namık Hakan Durhan
Hüseyin Akgül
Ali Serdengeçti
Mehmet Kaya
Nevzat Taner
Metin Ergun
Ismail Çevik
Mükremin Taşkın
Mükerrem Levent
Cemal Enginyurt
Yener Yıldırım
Osman Fevzi Zihnioğlu
Ahmet Aydın
Vedat Çınaroğlu
Hüsnü Yusuf Gökalp
Lütfü Ceylan
Reşat Doğru
Nail Çelebi
Muzaffer Çakmaklı
Armağan Yılmaz
Ayhan Çevik
Ahmet Erol Ersoy
Mesut Türker
Şuayip Üşenmez
Ismail Hakkı Cerrahoğlu
Kürşat Eser
Sadi Somuncuoğlu
Şaban Kardeş
Hasan Çalış
Osman Durmuş
Abbas Bozyel
Ilhami Yılmaz
Mehmet Nacar
Birol Büyüköztürk
Mehmet Kundakçı
Müjdat Karayerli
Bekir Aksoy
Posted in Gündem | Caniyi Kimler Kurtardı! için yorumlar kapalı
Haz 17

Boş Başaklar Dik Durur

           
 
Rüşvet santralinin takıp fişini
Bir adam bul sende yürüt işini
Güzellik kalmasın doğrudan yana
Sök penseyle gerçeklerin dişini
 
Hani büyüklerde akıl telaşı
Bizi yönetenler hem kör, hem şaşı
Yoruma ne gerek gören gözler var
Şu terör ülkede belanın başı
 
Niçin bu kasılma, niçin bu gurur
Herkes bir acayip herkes bir mağrur
Gerçeği haykırır bitkiler bile
Dolu eğik, boş başaklar dik durur

 

Posted in Şiirlerim | Boş Başaklar Dik Durur için yorumlar kapalı
Haz 16

Mirac

 

 

 

 

 

 

 

 

Mirac, merdiven demektir. Resulullah efendimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir. Recebin 27. gecesidir. İsra suresinin ilk âyet-i kerimesinde, Mirac bildirilmektedir.

Peygamber efendimiz Mirac’ını özetle şöyle anlatıyor: Verilen Burak’a binip Beyt-ül-Makdis’e geldim. Onu, önceki Peygamberlerin bağladığı halkaya bağladım, sonra Mescide girip orada iki rekat namaz kıldım. Sonra çıktım. Hazret-i Cebrail bir kap şarap, bir kap da süt getirdi. Ben sütü seçtim. Cebrail, yaratılışa uygun olanı seçtin dedi. Sonra bizi birinci semaya çıkardı. Gök kapısında, sen kimsin diye bir ses geldi. Ben Cebrail’im dedi. Yanındaki kim dendi. Muhammed aleyhisselam dedi. O, Peygamber olarak gönderildi mi dendi. Cebrail, evet dedi. Gök kapısı açıldı. Hazret-i Adem’le karşılaştım. Bana merhaba diyerek hayır dua etti. 2. semaya çıktık. Yine orada da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Burada iki teyze oğlu İsa ve Yahya ile karşılaştım. Onlar da bana merhaba diyerek dua ettiler. 3. semaya çıktık. Bu kapıda da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Orada Hazret-i Yusuf’u gördüm. O da dua etti. 4. semaya çıktık. Aynı sualler ve konuşmalar oldu. Kapı açıldı. Hazret-i İdris’i gördüm. O da dua etti. 5. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar geçti. Kapı açıldı. Hazret-i Harun’u gördüm. O da dua etti. 6. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar oldu ve kapı açıldı. Hazret-i Musa’yı gördüm. Merhaba diyerek dua etti. 7. semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar geçti ve kapı açıldı. Arkasını Beyt-ül-mamura dayamış Hazret-i İbrahim’i gördüm. O da dua etti. Beyt-ül-Mamur’u gördüm. Sonra Cebrail aleyhisselam beni Sidretü’l-Münteha’ya götürdü. Allahü teâlâ, günde elli vakit namaz farz kıldı. Hazret-i Musa’nın yanına geldim. Ona elli vakit namaz farz kılındığını bildirdim. Rabbinden azaltmasını iste, ümmetin buna güç yetiremez, tecrübem var dedi. Birkaç defa Rabbimle görüşmeye devam ettim. Nihayet Rabbim buyurdu ki:

(Ya Habibim, 5 vakit namazı farz kıldım. Her vakit için 10 sevab var. Böylece 50 vakit namaz olur.)  [Müslim]

 

Posted in Yazılarım | Mirac için yorumlar kapalı
Haz 16

Selçuklu Sultanlarını Kim Taklid ediyor?

   
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 Selçuklu Sultanları, mühür olarak “tuğra ve tevki” kullanırlardı. Tuğrada sultanın ismi yazılıdır. Tevki’de tuğra ile beraber fermanlara ve menşurlara basılırlardı. (Menşurlarla yüksek dereceli memurlar tayin edilir, ikta ile de, mülkiyeti devlete ait olan arazinin işletilmesi için Sultan tarafından o arazi bir kişiye verilirdi.
     Selçukluların kurucularından Tuğrul Bey’in hükümdarlık alameti olan tevki’ına “ İtimad-ı Alallah” yani “güven” yazıl Allah’adır” yazılı idi. Bir başka tevki’ında ise; “Hasbiyallah: Allah bana yeter.” Yazılıdır.
 Sultan Alp Aslan’ın tevki’ında ise “Yansurallah: Allah’ın yardımıyla” ibaresi yazılıdır.
Sultan Melikşah ve Sultan Berkiyaruk’un tevki’ında  ise “itimad-ı alallah: Güven Allah’adır” ifadesi yer almıştı.
Yine Selçuklu Sultanlarından Mahmud bim Muhammed Tapar’ın tevki’ında  “ İ’tesemtü billah: Allah’a sığındım” ifadesi yazılıdır.
Sultan Sencer’in tevki’ında  ise “Tevekkeltü alallah: Allah’a güvendim” ibaresi bulunuyordu.(*)

 

Bugün bu ve benzeri ifadeler, ABD’nin madeni  ya da kağıt paraların (Bir doların) üzerinde “In God We Trust” yani Allah’a güveniyoruz” yazılıdır. Aynı ibare zaman zaman pulların da üzerinde görülüyor: “In God We Trust” yani Allah’a güveniyoruz.”

 

Bazı kimseler, tarihimizi ve tarihimizin dinle bütünleşen kısımları görmezden gelirken, dünyanın en ileri teknolojisine sahip olan ABD, Selçukluları’ı taklid etmektedir.

 

Biz Müslüman Türkler İslamiyeti yaşadıkça ilerlemiş, yaşamadıkça gerilemişiz. Ümit ederiz ki bu sır anlaşılır…

 

(*) Edebiyat Fakültesi Ortaçağ Tarihi Profesörü Erdoğan Merçil’in ders notlarıdan
Alıntı: Zafer İlim- Araştırma Dergisi Ağustos 1994- sayı 212

 

Kaynak :Türk Tarih Dergsi
Posted in Yazılarım | Selçuklu Sultanlarını Kim Taklid ediyor? için yorumlar kapalı
Haz 15

Damsız Girilmez!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Erzurumlu, İstanbul’da bulunuyormuş bir sebeple. Bir balo davetiyesi vermiş bir dostu. Üstünde “Damsız girilmez” yazılıymış. Erzurumlu okumuş ya bu uyarıyı, bir şey anlamadığı için, hiç ciddiye almamış. Dayanmış balonun kapısına. Kapıdaki görevli “Damsız girilmez efendim, damınızı alın da öyle gelin” deyince, fena şaşırmış Erzurumlu. Nasıl şaşırmasın, Erzurum’da binalara dam derler. “Oğul demiş, benim damlarım Erzurum’da…”
Demiş ya, görevli yine uyarmış: “Beyefendi, ya buradan bir dam bulun, ya da olmaz giremezsiniz”. Eh artık bu kadarı da fazla… Fena celallenmiş dadaş: “Ola ne diyirsen yani! Bir baloya sebep mülk mü satın alak burdan, Erzurum’a gidip ahıra, merege (samanlık) gındıllik (tekerlek) takıp burya mı getirek!”

 

Posted in Hikayeler | Damsız Girilmez! için yorumlar kapalı