May 16

Sağlığımız Tehdit Altında…

 
       

 

İŞTE O FİRMALAR

Buna göre, laboratuvar sonucuyla “taklit ve tağşiş” yapıldığı kesinleşen gıda ve yemi üreten/ithal eden firma adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numaraları şöyle:
-“Hasan Dede” marka yağlı tulum peyniri üreten Akgökseller Gıda ve Süt Mam. Tar. Ürn. Canlı Hay. Oto. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Konya (nişasta ve bitkisel yağ tespiti) (parti seri no:01.12.2012)
-“Yalçıntepe” marka tam yağlı tulum peyniri üreten Birsen Güven Gıda San. ve Tic. A.Ş Kayseri, (bitkisel yağ tespiti) (parti seri no:11.04.2012)
-“Güldemce” marka yağlı tulum peyniri üreten Güldemce Gıda İnş. Otomotiv San. Tic. Ltd. Konya, (bitkisel yağ tespiti) (parti seri no:01.01.2013)
-“Yemek” marka pişmiş dana eti üreten Efraim Usta Lokantası Nazım Çakmak Çınarlı Mh. N. Erim Cd. Kayacı Sk. No:2 İzmit/Kocaeli, (tek tırnaklı eti)
-“Apikoğlu” marka acılı kangal sucuk yüzde 100 dana eti üreten Etsan Gıda Sanayi A.Ş Tepeören-Tuzla/İstanbul, (kanatlı eti tespiti) (parti seri no:4701)
-“Uludağ” marka soyulmuş sosis üreten Karizma Beşler Et Tesisleri Kemerburgaz Cad. No 76 Kağıthane /İstanbul (yabancı doku, iç organ tespiti) (parti seri no: SN 08 08 211;P1) (AA)
 
 GDO’ lu besinleri ve GDO’lu besinlerle beslenen hayvanlardan ve onların etinden, sütünden faydalandığımı anlatıp moral bozmak istemiyorum. Allah adaletli olan devlete zeval vermez! (K.Ş)
Posted in Yazılarım | Sağlığımız Tehdit Altında… için yorumlar kapalı
May 15

Bokuni niye yemisen?

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ŞARAPÇI hocaya sormuş;
– Şarap günah mı Hocam?
HOCA;
– Günahtır!
ŞARAPCI;
……- Peki üzümün pekmezini yiyisen, şırasını içisen, peki şarabını niye içmisen?
HOCA karşılık verir:
– Peki sen inegin etini yiyisen, sütünü içisen, yoğurdunu yiyisen, peki bokuni niye yemisen…
Posted in Fıkralar | Bokuni niye yemisen? için yorumlar kapalı
May 14

Altın Sözler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  
 
* “Bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatan veya bir milleti esaret ve sefalete terk eden şey terbiyedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni nesle vereceği terbiye millî terbiyedir.” (22 Eylül 1924 Samsun Öğretmen Evindeki Konuşmasından)
 
*”Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.”
 
*”Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alim olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alim sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar işte bunları ele aldılar ve işte bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu.”
 
*”İntisap etmekle bahtiyar olduğumuz İslam dinini, asırlardan beri alışılmış olduğu üzere bir siyaset vasıtası mevkiinden kurtarmak ve yükseltmek elzem olduğu hakikatini müşahade ediyoruz. Mukaddes ve lahuti olan inançlarımızı ve vicdanlarımızı çapraşık ve değişken olan ve her türlü menfaat ve ihtirasların tecellisine sahne olan siyasetten ve siyasetle ilgili bütün hususlardan bir an evvel ve kesin olarak kurtarmak, milletin, dünya ve ahiret saadetinin emrettiği bir zarurettir.”
 
*”Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, hep din kisvesi altındaki küfür ve alçaklıktan gelmiştir. Onlar her hayırlı hareketi dinle karşılarlar, halbuki hamdolsun hepimiz dindarız, artık bizim dinin icaplarını, dinin yasaklarını öğrenmek için şundan bundan derse ve akil hocalığına ihtiyacımız yoktur. Milletimizin içinde hakiki, ciddi alimler vardır. Milletimiz bu gibi alimleriyle iftihar eder. Bu gibi alimlere gidin, bu efendi bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz deyin. Fakat umumiyetle buna da ihtiyaç yoktur. Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Eğer bizim dinimiz akla mantığa uygun bir din olmasaydı mükemmel olamazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı.

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
May 13

Annemin Özü

        
 
 
  
Engin maviliği ile pırıl, pırıl
Bahçelerde al beyaz güller ve şakayıklar
Kırlarda gelincik çiçekleri
Hele papatyalar…
Annemin yüzü gibi
 
Laleler, menekşeler, sümbüller
Baktıkça sonsuz bir mutlulukla doluyorum
Doğadaki bütün yeşillikler
Büsbütün alasız
Gönlünü ve yüreğini açıyor
Her şey olabildiğince berrak ve duru
Annemin gözü gibi…
 
Sesi kulaklarımda hâlâ
Bülbülün, kanaryanın ve saka kuşunun
Ney sesi kadar candan
Bir cennet musikisi ritminde
Sıcacık sevgi dolu
Annemin sözü gibi…
 
Itır, kekik ve nane kokusu
Ve pınarlarda billûr su
Bebeklerin yüreğindeki sevgisi, duygusu
Bir ay, bir güneş ışığı
Bir gökkuşağı
Annemin özü gibi…
Posted in Şiirlerim | Annemin Özü için yorumlar kapalı
May 12

Bir Annenin Sevgisi

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı.Bebeğin kulakları yoktu… Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okulda anlaşıldı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu.. Bu onun yaşadığı ilk büyük hayalkırıklığıydı; ağlayarak “Büyük bir çocuk bana ucube dedi..”Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça başarılı bir öğrenciydi.Sınıf başkanı bile olabilirdi, eğer insanların arasına karışmış olsaydı.Annesi, her zaman ona “Genç insanların arasına karışmalısın” diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.
Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü;
“Hiçbir şey yapılamaz mı?” diye sordu.
Doktor “Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir” dedi.
Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı.İki yıl geçti bir gün babası “Hastaneye gidiyorsun oğlum, annem ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır” dedi.
Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni görünümüyle psikoljisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti.
Daha sonra evlendi ve diplomat oldu.
Yıllar geçmişti, bir gün babasına gidip sordu: “bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım…”
Bir şey yapabileceğini sanmıyorum” dedi babası, “fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil…”Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi..
Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu.Babası yavaşça annesinin başına eline uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu.
“Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu” diye fısıldadı babası”.. ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?”
Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir!
Gerçek mutluluk, gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir…
Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!”

 

Posted in Hikayeler | Bir Annenin Sevgisi için yorumlar kapalı
May 11

Ne Zaman Gülecek Yüzün?

 
 
 
 
 
 
 
  
Özüne yapışmış yıllardır hüzün
Ne zaman gülecek milletim yüzün
Bu hain feleğin sırrını çözün
Ne zaman gülecek milletim yüzün?
 
Acıları çekmek sana mı kaldı?
Mutluluk ve huzur kana mı kaldı?
Kan ağlamayan bir ana mı kaldı?
Ne zaman gülecek milletim yüzün?
 
Sen ki sabredersin, hain kan kusar
Askerin ayakta, Ankara susar
Sen bir kıpırdasan her mahlûk pusar
Ne zaman gülecek milletim yüzün?
 
Düşmanın ayrıdır, hainin ayrı
Hisset, akıl et, duy, hem de gör gayrı 
Senden olmayanın yok sana hayrı
Ne zaman gülecek milletim yüzün?
 
Sende bu sabır ne, ne sendeki sır?
Tüm siyasilerde görüşler kısır
Sen dursan da bil ki durmaz ki asır
Ne zaman gülecek milletim yüzün?
Posted in Şiirlerim | Ne Zaman Gülecek Yüzün? için yorumlar kapalı
May 10

Fısk için Cevdet Kerim!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       NEYZEN TEVFİK’TEN
 Ünlü hiciv şairi Neyzen Tevfik bir ara hükümetten belli bir tahsisat almaya başlar. O zamanki Cumhuriyet Halk Partisi’nin en etkili ve yetkili sözcülerinden biri olan Cevdet Kerim, Neyzen’in cebine giren bu 3–5 kuruştan rahatsız olur ve tahsisatın kesilmesi için harekete geçer. Bunu duyan Neyzen Tevfik şu iki mısra ile taşı gediğine kor:
    ‘Rızk için Allah Kerim,
    Fısk için Cevdet Kerim!’

 

Posted in Hikayeler | Fısk için Cevdet Kerim! için yorumlar kapalı
May 09

“Cumhuriyet Düşmanını Anmak!”

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Cumhuriyet düşmanını anmak, Cumhuriyete ihanet değl mi?”
 
 Bir atasözümüz, “Hacı hacıyı Mekkede, derviş dervişi tekkede, kahpe kahpeyi dakka’da bulur” Der.
“Hz. Muhammed (S.A.V.) de “Herkes sevdiği ile beraberdir.” Der. Devamını sizler düşünün…
 
İskilipli Atıf Vatana ihanetten idam edilmişti.
Kuvayı Milliye’ye ve cumhuriyet devrimlerine karşı savaşan bir İngiliz ajanıydı. Vatana ihanetten idam edilen İskilipli Atıf,  Ankara İstiklal Mahkemesi zabıtlarında İstiklal Savaşı’na ihanettenyargılanmıştır. Bu da Damat Ferit ve İngilizlerle yapılan işbirliğinin sonuçlarıyla ilgilidir. Asıl mesele Teali İslam Cemiyeti başkanıyken Anadolu’ya Yunan uçaklarıyla attırdığı beyanname ile İkdam gazetesinde yayınlamış olduğu yazıdır. Bunlarda Vatan hainliği ile Kurtuluş Savaşını baltalamakla ilgili bilgileri vardır.  Atatürk hakkında idam kararı çıkaran gazete İkdam gazetedir. Teali İslam Cemiyeti adına Yunan uçaklarıyla havadan 60 bin adet bildiri atılmıştır.
Onun idamı Kuvayi Milliye’ye karşı yaptığı çalışmalarla alakalıdır. İskilipli Atıf, Teali İslam Cemiyeti Reis-i Evveli olarak yayınladığı bildiride aynen şunları söylüyor: “Mustafa Kemal ve Kuvvayı Milliye maskaraları Yunan askerlerinin önünden kaçıyor. Bu eşkıyaları ve asileri en kısa zamanda bertaraf etmek hepimize farzdır. Siz bu zalimlerin cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız? Cumhuriyetin ilanına, harf devrimine, karşı çıkan İskilipli Atıf; ”Yeni harfleri kullananlar cehennemde yanacak. Şapka giymek küfürdür, dinsizliktir. Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlûkat Ankara’dadır” gibi hainliklerle halkı kurtuluş hareketine ve devrimlere karşı kışkırttığı ve işgal güçleriyle işbirliği yaptığı için yargılanmıştır.
 
 
*Yeniçağ Gazetesi’den
Posted in Gündem | “Cumhuriyet Düşmanını Anmak!” için yorumlar kapalı
May 08

DECCAL;

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
DECCALİN TEK GÖZÜ VARDIR,İyi biliniz ki onun bir gözü kördür. Yüce Allah ise kör değildir.” Sahih-i Müslim’de…
6. İncil, Deccal’in “Küçük büyük, zengin yoksul, özgür köle, herkesin sağ eline ya da alnına bir işaret vurduğunu, Öyle ki, bu işareti, yani canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı taşımayan kimsenin ne bir şey satın alabileceğini, ne de satabileceğini” söylüyor.
7. ABD Başkanı olan Franklin Roosevelt 1932’de Doların üzerine İlluminati’nin sembolü meşhur tamamlanmamış piramidi koydurtuyor. Başkent Kudüs olan bir dünya devletinden sonra, herhalde tek bir para birimi kalacak yeryüzünde ve aynı sembol şimdiki gibi protip değil; bütün paraların üstünde olacak. Ya da para tamamen ortadan kalkacak. Şu anda deneyi yapılan (ve deneye gönüllü katılan herkese de bilmem kaç dolar verilen) chipler alacak paranın yerini. Hiç kimse üzerinde İlluminati işareti taşıyan bu para olmadan yada Deccal’in işareti olan 666’a nisbet gibi 6’lı sistemde çalışan bu chip olmadan ne birşey satın alabilecek ne de birşey satabilecek. İnsanlar, farkında olmadan bu chiplerle kontrol edilecek.
8. “Dabbe” kelimesinin anlamlarından biri de örümcek ağı. Bütün internet adreslerinin başında ise ‘dünyayı saran örümcek ağı’ anlamına gelen www kısaltması var. Dabbe’nin topraktan geleceği söylenirken internet teknolojisinin temeli de topraktan yapılan silisyuma dayanıyor.
9. Dabbe hakkındaki farklı bir yorum da AIDS hastalığının dabbe olabileceği yönünde. Bu hastalık, “örümcek ağı” gibi hızla yayılıyor. Aynı kaynakta Dabbe’nin şekli küçük ağaç kurtlarına benzetiliyor. Tesadüf ki, AIDS virusu de mikroskoptan bakıldığında “ağaç kurdu” biçiminde. İlluminati’nin işleyişini anlatırken de AIDS hastalığı ile ilgili madde, çok ilgi çekici.
10. İslam’a göre Babil kentinin helaki, cumartesi yasağını çiğnedikleri için onları Maymuna dönüştürmek’le oldu. AIDS’in ortaya çıkışıyla ilgili, Afrikalılaların maymun yemesiyle ilgili teori var. İlerlemiş bir AIDS hastasının şakakları çöküp yüzü bir maymun halini alıyor. Aynı şekilde EBOLA virüsü de maymun patentli.
11. Araştırmacılar, tek bir gendeki mutasyonun AIDS virüsünü iyi huylu bir maymun enfeksiyonundan son 25 yılda 25 milyondan fazla insanı öldüren küresel bir hastalığa dönüştürmüş olabileceğini söylüyor. Cell dergisine yer alan araştırma raporuna göre, virüs, insanlarda, maymunlarda bağışıklık sistemini koruyan gen karakteristiğini yitirmiş durumda. Çalışmanın yürütülmesine yardımcı olan Almanya’daki Ulm Üniversitesi’nden Frank Kirchhoff, “nef fonksiyonunda gözlenen fark, SIV enfeksiyonu kapan çoğu maymun türünde neden hastalığın gelişmediğine ilk defa açıklık getiriyor olabilir” dedi. Birmingham’daki Alabama Üniversitesi’nden Dr. Beatrice Hahn, HIV’in, maymun bağışıklık eksikliği virüsü ‘SIV’den türediğini söylemişti.
12. Konuyla ilgili bir hadiste şöyle deniyor: “Herhangi bîr millette, fuhuş fiilleri yaygınlaşırsa onların arasında veba salgını veya geçmişteki dedelerinde bulunmayan bir takım yeni hastalıklar ortaya çıkar.”
Peygamber ((S.A.V)) Efendimiz, daha sonra Allah’a sığındığı beş hususu sayarak mübarek sözlerini tamamlamıştır. Yukarıdaki hadîs-i şerif, diğerleri gibi tek kelimeyle “mucize” niteliğindedir. Zira Herpes, Zona ve AİDS benzeri hastalıklar, özellikle fuhuş fiillerinin işlendiği toplumlarda ortaya çıkmış ve aynen hadîste belirtildiği gibi, “geçmişteki insanlarda görülmeyen yeni hastalıklar” olarak zuhur etmiştir.
13. Dabbe’nin Çıkış Yeri: «Dabbet-ül-Arzın çıkış yeri ile alâkalı olan bir hadîste, şöyle buyurulmaktadır. (Kıyamet Alâmetleri shf.278) “Onun çıkışı, üç kere vaki olacaktır. Birinci çıkışı, Bâdiye’nin en uzak yerinden olacaktır. (Diğer bir rivayete göre Yemen’den çıkacaktır.) Fakat çıkışını Mekke’liler duymayacak, yani çıkış haberi Mekke’ye ulaşmadan tekrar gizlenecektir. Sonra bir kere daha çıkacak, bu sefer çıkış haberi Mekke’ye ulaşacaktır.” Yukarıdaki ifâdelerden şu manaların anlaşılması hiç de zor değildir.
a-Hadîste belirtilen “Bâdiye” çöl alanı demektir. Bâdiyenin en uzak yeri şeklinde îma edilen yerler, Mekke ve paralelindeki Büyük Sahra’nın uç kısımlarıdır. Doğu Afrika’nın yer yer ağaçlıklı olan bu yerleri, AİDS virüsünün taşıyıcısı olan Yeşil Maymun’un yaşadığı bölgelerdir ki, hadîste belirtildiği gibi, hastalığın ilk çıkış noktası burasıdır.
 b-AİDS virüsü bati âlemine sirayet ettiğinde, ilk defa homoseksüeller arasında görüldü ve ahlâksızlığın yaygınlaştığı Kalifornia, Newyork, San Fransisko ve Haiti adası gibi yerlerde arka arkaya ölümlere sebep olarak paniğe yol açtı. AİDS’in bu ikinci çıkısında da Mekke’ye ulaşmadan gizlenmesi, hastalığın İslâm ülkelerine sirayet etmeden yaygınlaşacağı mânâsını taşımaktadır.
c-Hadîsten çıkartılabilecek üçüncü işaret, son derece net olup, dabbenin 3. safhasında Mekke’ye, yâni İslâm ülkelerine ulaşacağı şeklindedir. Nitekim AİDS, Batı dünyasından sonra sınırlarımızı aşmış ve ilk defa İstanbul’da olmak üzere, kurbanlarını seçmeye başlamıştır.» (bkz. Gerçeğe Doğru 5, Zafer Yayınları)
 (Devam edecek)
Posted in Yazılarım | DECCAL; için yorumlar kapalı
May 07

Altın Sözler

 
 
             

 

 

                                          
 
  Hz. Muhammed (sav)’den güzel söler:
* Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.
 * Allah’tan başka yardımcısı bulunmayan çaresiz birine zulmedene Allah, şiddetle azap eder.
 * Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur. 
* Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayınız. 
* Bildiği ile amel eden kişiye Allah bilmediği ilimlerin bilgisine varis kılar. 
* Bana benzemekten en çok uzak olanınız, cimri, ağzı bozuk ve çirkin söz söyleyen kimsedir. 
* Benim Ehl-i Beyt’imi kendi aranızda, vücuttaki baş ve baştaki iki göz gibi kabul edin. (Tabiatıyla) Baş, gözler olmadan yolunu bulamaz. 
* Bilin ki, ümmetimin en kötüleri, kötülüklerinin korkusundan dolayı saygı gösterilen kimselerdir. Şerrinden korkularak saygı gösterilen kimse benden değildir. 
* Bir anlık tefekkür, bin yıl nafile ibadetten hayırlıdır. 
* Bir gün birisiyle dost olduğunuzda, yarın onun bir düşman olabileceğini unutmayın. 
* Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyilikleridir. 
* Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır. 
* Bir saat sonra kıyamet kopacak olsa, elinize bir fidan almışsanız yine de onu dikiniz. 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı